|
ÖZET: Başvuran, Almanya’da 1994 yılında sigorta girişinin yapıldığını, ancak Türkiye’deki Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından bu tarihin işe başlangıç tarihi olarak kabul edilmediğini iddia etmektedir. Başvuru, yurt dışındaki sigorta başlangıç tarihinin Türkiye’deki sigortalılık başlangıcı olarak değerlendirilmesi talebine dayanmaktadır. Başvuran, Türkiye ile Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak, bu sözleşme çerçevesinde Almanya’daki sigorta girişinin Türk sigortasına giriş olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmediğini, çünkü Türk sigortasına girişten önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına giriş tarihi olarak sayılabilmesi için belirli şartların sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, başvuranın yurt dışında geçen sürelerini borçlanmadığı ve dolayısıyla Almanya’daki sigorta giriş tarihinin Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin Almanya’daki sigorta girişine göre belirlenmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Bu karar, başvuranın emeklilik talebinin değerlendirilmesinde hukuka uygunluk açısından önem taşımaktadır. SGK’nın bu tavsiye üzerine gerekli işlemleri 30 gün içinde bildirmesi zorunludur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2015-S.24.3210
BAŞVURU NO : 2023/13728
KARAR TARİHİ : 21.02.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın yurt dışı sigorta başlangıç tarihinin işe giriş tarihi olarak kabul edilmesi talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 26.08.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; 1994 yılında Almanya’da sigorta girişinin yapıldığını, ancak SGK tarafından sigortalılık statüsü 4/1-b olduğu gerekçesiyle işe başlangıç tarihinin 1994 olarak kabul edilmediğini, oysa 3201 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin “Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” hükmüne Almanya ile Türkiye arasında sosyal güvenlik hakkında sözleşme olduğundan bahisle aykırı hareket edildiğini, konuya ilişkin Yargıtay tarafından SGK aleyhine verilen pek çok karar olduğunu, bununla birlikte varide no’lu 11/07/2023 borçlanma talebine henüz yanıt verilmediğini ifade ederek, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman
Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir.” hükmüne istinaden Alman Sigortasına girişi dikkate alınarak emekli aylığı bağlanmasına ilişkin işlemlerinin tamamlanıp, geriye dönük haklarının verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru
konusuna ilişkin 25/10/2023 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle:
2.1. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal
Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası; “Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.” hükmünü amir olup, 11/09/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılmasına Dair Kanun ile 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasına; “Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” cümlesinin eklendiği, 2.2. Buna göre, Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların yurt dışı borçlanmasının yapıldığı statüye bakılmaksızın, aylığın bağlanacağı statüde sigortalılık süre şartının tamamlanması gerektiği durumlarda sözleşmeli ülkedeki ilk işe giriş tarihi Türkiye’de de başlangıç alındığı, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede bu konuda özel hüküm bulunan ülkelerde geçen sürelerden sadece sözleşme kapsamında geçerli bir sürelerinin bulunması ve bu sürelerden en az bir günlük sürenin 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılmış olması gerektiği, 2.3. 2829 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanunun; “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.
Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”
Aylığı bağlayacak kurum başlıklı 8 inci maddesi ise; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.” hükmünü amir olduğu, 2.4. 06/11/2018 ve 2018/38 sayılı Genelgenin 2 nci Kısmının 6 ncı Bölümünün “1.3. Ev Kadınlığı
Sürelerinin Borçlandırılmasında Sigortalılık Başlangıcı” başlığı altında; “Ev kadınlığı süreleri akit ülke mevzuatına göre sigortalılık süresi olarak kabul edilmediğinden bu süreleri borçlananların sözleşmeli ülkelerdeki ikamet başlangıç tarihleri Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul
edilmeyecektir. Ev kadınlığı sürelerini borçlananların sigortalılık başlangıcı 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince tespit edilecektir.
3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına
girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların, tespit edilen işe giriş tarihinden önceki yurt dışında geçen ev kadınlığı sürelerini de borçlanmaları halinde ilk işe giriş tarihi
aşağıdaki şekilde tespit edilecektir:
a) Borç ödeme tarihi ile ilk işe giriş tarihi arasındaki sigortalılık sürelerinden bir kısmı borçlanılmışsa işe giriş tarihi, borç ödeme tarihinden toplam borçlanılan süre kadar geriye götürüldüğünde sözleşmeye göre belirlenen ilk işe giriş tarihinden önceki süreye gelmesi halinde bu tarih olarak alınacaktır.
b) Borç ödeme tarihi ile ilk işe giriş tarihi arasındaki sigortalılık sürelerinden bir kısmı borçlanılmışsa işe giriş tarihi, borç ödeme tarihinden toplam borçlanılan süre kadar geriye götürüldüğünde sözleşmeye göre belirlenen ilk işe giriş tarihinden sonraki bir sürenin bulunması halinde sözleşmeye göre belirlenen tarih esas alınacaktır.” hükümlerinin yer aldığı, 2.5. Anılan Genelgenin “2.4. 2926 Sayılı Kanuna Tabi Sigortalılar” başlıklı maddesi; “2926 sayılı
Kanunun “Malullük Aylığının Hesaplanması” başlıklı 14 üncü, “Yaşlılık Aylığının Hesaplanması” başlıklı
18 inci ve “Ölüm Aylığının Hesaplanması” başlıklı 24 üncü maddeleri hariç diğer maddeleri 4956 sayılı
Kanunla 2/8/2003 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılarak, bunlar hakkında 1479 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya başlanmıştır.
Bu Kanunla da 2926 sayılı Kanunun tamamı yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun 4/1-(b) sigortalıları için öngörülen hükümleri, 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılar içinde uygulanacak olup, bu sigortalıların
Kanunun geçici 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre hesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları 2926 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmak suretiyle belirlenecektir.” hükmünü amir olduğu, 2.6. Kurum kayıtlarının tetkikinden anılan sigortalının; zorunlu tarımsal faaliyetinden dolayı 01.01.2008 tarihinde başlayan 4/1-(b) tescilinin olduğu ve 5301 prim gün sayısının bulunduğu, 22.09.2022 tarihinde 4/1-(a) kapsamında işe girdiği ve 279 prim gün sayısının mevcut olduğu, 4/1-(b) tescil tarihinden önceki süreyi içeren 4/1-(b) kapsamında (1994/5-1996/10 dönemleri arasında) 900 gün yurt dışı borçlanması ve 4/1-(a) kapsamında yapılan (2003/2-2007/12 dönemleri arasında) 1045 günlük doğum borçlanmasının bulunduğu, 2.7. Buna göre de, toplam prim ödeme gün sayısının 7525 olduğu tespit edilmiş olup; .’nün son yedi yıllık sürede en fazla hizmetinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında geçmiş olmasından dolayı, tahsis talebinin 2829 sayılı Kanun gereği anılan Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki aylık bağlama şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre de SGK’nın yaşlılık sigortasından aylık hakkı bulunmadığından 06.05.2023 ve 25.05.2022 tarihli aylık taleplerinin reddedildiğinin anlaşıldığı, 2.8. Bu itibarla, ilk işe giriş tarihinin esas alındığı sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış bir ülkede geçen sözleşme kapsamındaki çalışma süresini borçlanmaksızın sadece ev kadınlığında geçen yurtdışı sürelerini borçlanmış olanlarda, sigortalılık süresi şartını öngören 5510 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 28 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları ile 32 nci maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendi hükümleri ile 506 ve 2925 sayılı kanunları kapsamında bağlanacak aylıklarda dahi sözleşmeli ülkedeki ilk işe giriş tarihi Ülkemizde ilk işe giriş tarihi olarak esas alınmazken; sigortalılık süresi şartını öngörmeyen 1479, 5434 ve mülga 2926 sayılı kanunlara göre bağlanacak olan bir aylıkta üstelik de sözleşme kapsamındaki bir sigortalılık süresi borçlanılmamışken sözleşmeli ülkedeki ilk işe giriş tarihinin esas alınmasının mümkün bulunmadığı, 2.9. 01.01.2008 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında tescili bulunan Bağ-Kur numaralı
Almanya’daki ev kadınlığı sürelerini 3201 sayılı Kanuna göre borçlanmış olduğundan tescil tarihinden 900 gün yurt dışı borçlanması ve 1045 gün doğum borçlanması olmak üzere toplam 1945 gün geriye götürülerek (3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi) sigortalılık başlangıç tarihinin 06.08.2002 olarak tespit edildiği, 2.10. 5510 sayılı Kanunun “Emeklilik yaşına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası; ” 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olup da 8/9/1999 tarihinden 30/4/2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılanlar kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurması ve en az 15 tam yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanırlar.” hükmünü amir bulunduğu, 2.11. Buna göre; Türkiye’deki ilk işe giriş tarihi 06.08.2002 olan ve 7525 prim ödeme gün sayısı bulunan
.; 5400 gün şartını yerine getirdiğinden 5510 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre 60 yaşını tamamlayacağı 14.02.2033 tarihinde SGK yaşlılık sigortasından aylık bağlama şartını oluşturabileceği gibi, 4/1-(b) kapsamında hizmetlerini 9000 güne tamamlayarak 58 yaş, 9000 prim gün şartı ile 14.02.2031 tarihinde aylık hakkı elde edebileceği, 2.12. Ancak, 14.02.1973 doğumlu .’nün SGK’dan yaşlılık sigortasından aylık talebinde bulunduğu
06.05.2023 ve 25.05.2022 tarihlerinde 60 yaşını tamamlamadığından belirtilen tarihli tahsis taleplerinin
reddedildiği, 2.13. 06.11.2018 tarih 2018/38 sayılı Genelgenin 1.1. Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde Özel Hüküm
Bulunan Ülkeler İçin Sigortalılık Başlangıcı maddesinde; “Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 28 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları ile 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükümleri ile 506 ve 2925 sayılı kanunlara göre aylık bağlanabilmesi için sigortalılık süresi şartı bulunduğundan sosyal güvenlik sözleşmesinde özel hüküm bulunan akit ülkedeki çalışılmaya başlanılan tarihin, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak esas alınması sadece bu kapsamdakiler için uygulanacaktır.
1479, 5434 ve mülga 2926 sayılı kanunlarda sigortalılık süresi şartı öngörülmediğinden bu kanunlar kapsamında olanlar hakkında bu düzenlemenin uygulanmayacaktır. Ancak 1479 ve mülga 2926 sayılı kanunlara tabi sigortalılığı bulunanlardan 2008/Ekim ayı başından sonra malullük aylığı talebinde bulunanlar için Kanunun malullük aylığı bağlama şartları geçerli olduğundan bu kapsamda aylık bağlanacakların özel hüküm bulunan sözleşmeli ülkelerdeki ilk işe başlama tarihi Ülkemizde ilk işe giriş tarihi olarak alınacaktır.” şeklinde talimatlandırıldığından sigortalının yurt dışındaki işe giriş tarihi olan
1994 yılı, Türkiye’de sigortalılığın başlangıç tarihi olarak dikkate alınmadığı,
2.14. Ayrıca, 06/11/2018 ve 2018/38 sayılı Genelgenin 2 nci Kısmının 6 ncı Bölümünün “1.3. Ev Kadınlığı
Sürelerinin Borçlandırılmasında Sigortalılık Başlangıcı” başlığı altında da belirtildiği üzere; ev kadınlığı
/
süreleri akit ülke mevzuatına göre sigortalılık süresi olarak kabul edilmediğinden bu süreleri borçlananların sözleşmeli ülkelerdeki ikamet başlangıç tarihlerinin Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmediği, ev kadınlığı sürelerini borçlananların sigortalılık başlangıcının 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince tespit edildiği, 2.15. Yurt dışında geçen sürelerini borçlanan sigortalılardan; ülkemizde sigortalılığı bulunanlar için bu tarihten borçlanılan gün sayısı kadar, sigortalılığı bulunmayanlar için ise borçlarını tamamen ödedikleri tarihten geriye gidilmek suretiyle bulunan tarih ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alındığı, ancak, sigortalıların uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerden birinde sözleşme kapsamında çalışmasının olması ve bu çalışmadan dilediği kadarını 3201 sayılı
Kanuna göre borçlanmış olması halinde bu ülkede çalışılmaya başlanılan tarih Kanunun 5 inci maddesine göre tespit edilen işe giriş tarihinden önceki bir tarih ise aylığa hak kazanma koşulları bu tarih esas alınarak belirlendiği, 2.16. Ancak, başvuranın sözleşme kapsamındaki bir çalışma süresini borçlanmadığı, diğer taraftan, borçlanmış olsaydı dahi 2829 sayılı Kanun gereği aylık bağlama şartları 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında belirleneceğinden ve bu kapsamda sigortalılık süresi şartı aranmadığından yaşlılık sigortasından aylık bağlama şartları tespit edilirken sözleşmeli ülkedeki ilk işe giriş tarihinin esas alınmasının mümkün bulunmadığı, 2.17. 04.07.2022 tarihinde Almanya’da geçen sigortalılık sürelerini borçlanmak için SGK’ye müracaat ettiği, 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanmaya istinaden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) maddesi kapsamında 900 gün karşılığı 87.363,00 TL borç tahakkuk ettirildiği, 07.07.2022 tarih sayılı yazı ile tarafına tebliğ edildiği ve yasal süre içerisinde kısmi ödeme yaparak 30 gün karşılığı borç tutarını
21.07.2022 tarihinde ödediği,
2.18. 03.01.2023 tarihinde yeniden yurt dışı borçlanma talebinde bulunması nedeniyle 870 gün karşılığı 84.450,90 TL tahakkuk ettirilerek 20.01.2023 tarih sayılı yazımızla tarafına tebliğ edildiği, yasal süre içerinde 870 gün karşılığını 09.03.2023 tarihinde ödediği, 2.19. 11.07.2023 tarihindeki yurt dışı borçlanma talebi ise borçlanmaya esas ikamet belgesinin aslının ve
Türkçe çevirinin bulunmaması nedeniyle 14.09.2023 tarih sayılı yazı ile reddedildiği, 2.20. Adı geçen sigortalı, yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına ilişkin şartları yerine getirmediğinden yaşlılık aylığı talebi reddedilmiş olup yukarıda belirtilen aylık bağlama şartlarından durumuna uygun olanı tercih ederek gerekli şartları oluşturduktan sonra yeniden yazılı talepte bulunması halinde hakkında gerekli işlemlerin yapılacağı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.2. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinin beşinci fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 10/4/1965 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 1/11/1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren
Türkiye Cumhuriyeti İle Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin (4 ) numaralı bendinde; “Bir kimsenin Türk sigortasına girişten önce bir Alman sigortasına girmiş bulunması halinde Alman sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” 6. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal
Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un; 6.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” 6.2. “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarında; “Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.”
Düzenlemeler yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran özetle; Almanya’daki ilk sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye’de işe başlangıç tarihi olarak dikkate alınarak, tahsis talebinin buna göre değerlendirilmesini talep etmektedir.
9. Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise, başvuranın talebinin Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede bu konuda özel hüküm bulunan ülkelerde geçen sürelerden sadece sözleşme kapsamında geçerli bir sürelerinin bulunması ve bu sürelerden en az bir günlük sürenin 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılmış olması gerektiğinden bahisle, 1994 tarihli yurt dışı borçlanmasının sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmediği, zorunlu tarımsal faaliyetinden dolayı 01.01.2008 tarihinde başlayan 4/1-(b)
tescilinin olduğu ve 5301 prim gün sayısının bulunduğu, 22.09.2022 tarihinde 4/1-(a) kapsamında işe girdiği ve 279 prim gün sayısının mevcut olduğu, 4/1-(b) tescil tarihinden önceki süreyi içeren 4/1-(b)
kapsamında (1994/5-1996/10 dönemleri arasında) 900 gün yurt dışı borçlanması ve 4/1-(a) kapsamında yapılan (2003/2-2007/12 dönemleri arasında) 1045 günlük doğum borçlanmasının bulunduğu, buna göre de, toplam prim ödeme gün sayısının 7525 olduğu, son yedi yıllık sürede en fazla hizmetinin 5510 sayılı
Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında geçmiş olmasından dolayı, tahsis talebinin 2829 sayılı Kanun gereği anılan Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki aylık bağlama şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre de yaşlılık sigortasından aylık hakkı bulunmadığından 06.05.2023 ve 25.05.2022 tarihli aylık taleplerinin reddedildiği, sigorta başlangıç tarihinin ise; Türkiye’de ilk kez 01.01.2008 tarihinde 2926 sayılı
Kanun kapsamında tescili bulunduğundan, Almanya’daki ev kadınlığı sürelerini 3201 sayılı Kanuna göre borçlanmış olduğundan tescil tarihinden 900 gün yurt dışı borçlanması ve 1045 gün doğum borçlanması olmak üzere toplam 1945 gün geriye götürülerek (3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi)
sigortalılık başlangıç tarihinin 06.08.2002 olarak tespit edildiği, 1994/5 döneminin sigorta başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, diğer yandan 11.07.2023 tarihindeki yurt dışı borçlanma talebinin ise borçlanmaya esas ikamet belgesinin aslının ve Türkçe çevirinin bulunmaması nedeniyle 14.09.2023 tarih sayılı yazı ile reddedildiği, ifade edilmiştir.
10. Şu halde uyuşmazlığın, Almanya’da geçen ev kadınlığı sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanan başvuranın 1/5/1994 tarihli Alman Sigortası’na girişinin Türk Sigortası’na giriş tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
11. Bu noktada, başvuru konusuna benzer uyuşmazlıkları konu alan numaralı başvurular hakkında Kurumumuz tarafından verilen Tavsiye Kararları’nda aşağıdaki değerlendirmelere yer
verilmiştir:
11.1. “Mevcut sosyal güvenlik sistemimizde yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi temelde iki yolla sağlanmaktadır. Bunlardan ilkinde 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında geçmiş süreler borçlanılmak suretiyle Türk sigortasında geçmiş bir hizmet olarak değerlendirilmekte ve ilgililere tamamen Türk mevzuatına göre aylık bağlanmaktadır. İkincisinde ise akit ülkelerde geçmiş sigortalı süreler ikili sosyal güvenlik sözleşmesi kapsamında birleştirilmekte ve hak kazanılması halinde talepte bulunulan ülke mevzuatı kapsamında ilgililere bağlanan kısmi sözleşme aylıkları akit ülkelerde geçen sigortalı sürelerle orantılı olarak akit ülkeler tarafından ödenmektedir.
…
11.2. 3201 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yurtdışı borçlanma işlemine konu olabilecek süreler sigortalılık süreleri, belirli şartlarla işsizlik süreleri ve ev kadını olarak geçen süreler olmak üzere üç tür olarak belirlenmiştir. Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında ise uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin Türk sigortasında ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Nitekim bu çerçevede idare tarafından 5 inci maddedeki “…
sigortalılık sürelerini borçlananların…” ibaresine atıfta bulunularak başvuranın Alman sigortasına giriş tarihinin Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilmesinin sigortalılık süresinin borçlanılması şartına bağlı olduğu şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme neticesinde idare sigortalılık süresi dışında bir sürenin borçlanılması halinde Alman Sigortasına girişin Türk sigortasına giriş olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış ve bu husus Kurumun 2018/38 sayılı Genelgesinde ayrıntılı olarak örnekleriyle açıklanmıştır.
11.3. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyetiyle Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal
Güvenlik Sözleşmesinin 29 uncu maddesinde Türk sigortasına girişten önce bir Alman sigortasına girilmiş olması halinde Alman sigortasına girişin, Türk sigortasına giriş olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Sözleşmede söz konusu düzenlemenin uygulanmasına yönelik olarak herhangi bir sınırlamaya ya da istisnaya yer verilmemiştir.
11.4. Bu durumda yurt dışındaki sigortalılık başlangıcının Türk sigortasına giriş olarak kabul edilip edilmeyeceğine yönelik olarak bir tarafta iç hukuk alanında kabul edilen bir yasa kuralı diğer tarafta uluslararası sözleşmede yer alan farklı bir düzenleme bulunduğu görülmektedir. Somut olay çerçevesinde hangi kuralın uygulanması gerektiğinin normlar hiyerarşisi ilkeleri çerçevesinde ortaya konulması gerekmektedir.
11.5. Anayasa’nın 90 ıncı maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş
Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, uluslararası temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümlerinin iç hukuk hükümleri ile çatışması halinde sözleşmenin esas alınacağı kabul edilmiştir. Nitekim sosyal güvenlik hakkının temel hak ve özgürlükler kapsamında bulunduğu gerek Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesince gerekse ulusal yargı organlarımızca kabul edilmektedir. Bu durumda temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmenin bir kuralına uygulama açısından yasal bir güç tanımanın hatta iç hukuk hükümleriyle çatışması halinde sözleşme hükümlerine üstünlük tanımanın Anayasal bir zorunluluk olduğu kabul edilmektedir (HGK’nın 09.12.2015 gün ve 2015/10 – 1824 E., 2015/2903 K. sayılı kararı).
11.6. Nitekim başvuru konusuyla örtüşür şekilde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 6/4/2016 tarihli ve
E.2014/10-454, K.2016/481 ile 18/01/2017 tarihli ve 2014/2380 E., 2017/26 K. sayılı yurt dışında geçen çalışmaların Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanmanın yapılmasının gerekli olup olmadığı hususunun tartışıldığı kararlarında sigortalılık süresinin başlangıcı kavramı; 3201 sayılı Kanun, Türk-Alman sosyal güvenlik sözleşmesi ve Anayasa’nın
90 ıncı maddesi çerçevesinde tartışılmış, nihayetinde özetle, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal
Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4. fıkrasında yer alan “bir kimsenin
Türk sigortasına girişinden önce bir Alman sigortasına girmiş olması halinde, Alman sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” düzenlemesi nedeniyle davacının Alman Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işleminin yapılmasına gerek olmadığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmış ve Alman Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işlemi yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varılarak yerel mahkemenin direnme kararı onanmıştır.
11.7. Bu durumda, Anayasanın 90 ıncı maddesinin temel haklar ve özgürlükler alanındaki uluslararası sözleşme hükümlerine tanıdığı üstünlük, aynı temelde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Alman
Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işlemi yapılmasına gerek olmadığı yönündeki içtihadı çerçevesinde; Alman sigorta kurumunca düzenlenen hizmet cetvelinde 1/4/1992 tarihinde Alman sigortası kapsamına girdiği görülen başvuranın ilk işe giriş tarihinin 1/4/1992 tarihi olarak kabulü için borçlanma şartı aranamayacağı, dolayısıyla anılan tarihin ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve başvuranın emeklilik şartlarının da anılan tarih esas alınarak belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.” 12. Emsal kararlarda yapılan değerlendirmeler ışığında somut olaya ilişkin yapılan incelemede; 1/5/1994 tarihinde Alman Sigortası’na girişi bulunan başvuranın, 1/5/1994 – 31/10/1996 tarihleri arasında
Almanya’da geçen ev kadınlığı sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak ödediği diğer hizmetleri ile birlikte toplam 7525 prim ödeme günü bulunduğu ve 06.05.2023 ve 25.05.2022 tarihlerinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, bu durumda, yukarıda yer verilen Tavsiye Kararları’nda da belirtildiği üzere Alman Sigortası’na giriş tarihinin, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabulü için borçlanma şartı aranamayacağından, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal
Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin dört numaralı bendi uyarınca başvuranın Alman Sigortası’na giriş tarihi olan 01/05/1994 tarihinin, Türk Sigortası’na giriş tarihi olarak dikkate alınması gerektiği, aksi yönde bir uygulamanın ise 3201 sayılı Kanun’dan önce yürürlüğe konulmuş ve Anayasa’nın 90. maddesi bağlamında uygulanma önceliği bulunan mezkûr Sözleşme hükümlerinin göz ardı edilmesi anlamına geleceğinden hukuka aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmektedir.
13. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin
Alman Sigortası’na giriş tarihi dikkate alınarak belirlenmesi ve tahsis talebinin buna göre sonuçlandırılması gerekirken aksi yönde tesis edilen Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 14. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
15. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Sivas İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; Başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin Alman Sigortası’na girdiği tarihe göre belirlenerek, tahsis talebinin buna göre sonuçlandırılması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA Tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi