|
ÖZET: Başvuran, Van Edremit İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde çalıştığı dönemde aldığı uyarma disiplin cezası nedeniyle maaşından kesilen destek ücretinin iade edilmesine rağmen, bu ödemeye faiz eklenmediğini belirterek, kesintinin faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Sağlık Bakanlığı, Van 4. İdare Mahkemesi tarafından verilen karar doğrultusunda kesintinin iade edildiğini, ancak faiz talebine ilişkin herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığını ifade etmiştir. Bu nedenle, başvuranın maaşından kesilen ana paraya faiz ödemesi yapılmadığı belirtilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, yasal faizlerin ödenmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı vermiştir. Anayasa’nın 125. maddesi gereği, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğü olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, faiz talebinin hukuki dayanağının bulunması gerektiği, ancak başvuranın durumunun bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Sağlık Bakanlığı’na, başvuranın maaşından yapılan kesintiye ilişkin yasal faizlerin ödenmesi hususunda tavsiyede bulunulmuş ve bu kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem yapılması gerektiği bildirilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/11867-S.24.18035
BAŞVURU NO : 2024/10107
KARAR TARİHİ : 31.10.2024
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
Maaşından kesilen destek ücret ödemesine ilişkin faiz talebi.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 14.08.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Sendikası tarafından üyesi
Dr. adına Kurumumuza yapılan başvuruda; Van Edremit İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde çalıştığı, uyarma disiplin cezası nedeniyle kesilen destek ücret ödemesi iade edilmiş olsa da bu ödemelere herhangi bir faiz işletilmediği belirtilerek; yapılan kesintinin faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Van İl Sağlık
Müdürlüğünün 23/09/2024 tarih ve E- – – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuran tarafından üyesi olduğu sendikanın iş bırakma eylemine karşı disiplin amiri tarafından
”Uyarma” disiplin cezası verilmesi sonucunda Van 4. İdare Mahkemesi / E. / K. sayılı karar ile ” dava konusu işlemin iptaline” hükmü doğrultusunda Anayasanın Genel Hükümler başlıklı 138 inci maddesi ”Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir süretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinin geciktiremez.” hükmüyle, gecikmeden ilgili hükmü yerine getirerek ilgili kişiye destek ödemesinin iade edildiği, 2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 388 inci maddesi (1) bendinde; “Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez” denildiği; bu
/
kapsamda, Van 4. İdare Mahkemesinin hüküm kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterildiği; ayrıca açılan davada, faiz isteği hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği, 2.3. İdari davada faiz bölümü asıl alacaktan ayrı bir nitelik taşıdığı için bu haktan açıkça vazgeçilmedikçe ileride yeni bir dava ile isteğin tekrarlanması mümkün olabileceği gibi mahkemece faiz isteğinin karar dışında bırakılmış olması, faiz alacağına ait davacının hakkının “saklı” tuttuğunu bildirmediğinden asıl alacak borç kısmı için ödeme yapılmadığı, 2.4. 7075 sayılı Kanun kapsamında Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından 14.04.2020 tarih ve Esayılı Genelge ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan görüş yazısında “faiz” tanımlanırken
”konusu para olan borçlarda bu paradan mahrum kalınan süre içinde uğranılacak kayıpları başka bir anlatımla paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancı ifade etmektedir. Faiz konusuna ilişkin uygulamadaki genel kabul, faiz borcunun sözleşmeden kanun hükmünden veya mahkeme kararından kaynaklandığı yöndedir. Buna göre idareden faiz talep edilebilmesi için faiz borcunun Sözleşmede, Kanun
Hükmünde veya Mahkeme Kararında açıkça belirtilmiş olması gerekmektedir” denildiği; bu nedenlerle kişinin maaşından kesilen ana paraya ait herhangi faiz ödemesi yapılmadığı, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.2. “Yargı Yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkralarında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 3.3. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010- 5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun, 5.1. “Borçlunun Temerrüdü, Koşulları” başlıklı 117 nci maddesinde; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” 5.2. “Borçlunun Temerrüdü, Hükümleri, Temerrüt Faizi, Genel Olarak” başlıklı 120 nci maddesinde; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun
doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” 6. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun “Temerrüt Faizi” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31
Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; faiz ödemesinin yapılmasına ilişkin olarak Tavsiye Kararı verilmesi yönünde öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, uyarma disiplin cezası nedeniyle maaşından kesilen destek ücret ödemesine ilişkin faiz talebinde bulunmaktadır.
9. Başvuru konusuna ilişkin İdareden temin edilen bilgilerden; başvuran tarafından üyesi olduğu sendikanın iş bırakma eylemine karşı disiplin amiri tarafından ”Uyarma” disiplin cezası verilmesine itiraz üzerine, Van 4. İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararı ile ”dava konusu işlemin iptaline” hükmü doğrultusunda, yapılan destek ödemesi kesintisinin İdare tarafından iade edildiği anlaşılmıştır.
10. İdare tarafından faiz talebine ilişkin yapılan açıklamada; Van 4. İdare Mahkemesinin hüküm kısmında faiz isteği hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmediği, faiz talep edilebilmesi için faiz borcunun sözleşmede, Kanun hükmünde veya Mahkeme kararında açıkça belirtilmiş olması gerektiğinden, başvuranın maaşından kesilen ana paraya ait herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığı ifade edilmiştir.
11. Hukuk devletinin gereklerinden birinin idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
12. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanun ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin
Kanunda düzenlenmekle birlikte, Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz
Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65).
13. Anayasa Mahkemesinin 15.12.1998 tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanuni faize ilişkin kararında, “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir “semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” olduğu; 27/9/1988 tarih ve E.1988-7,K.1988-27 sayılı kararında faizi “Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, “paranın fiatı”dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığı paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır.” şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
14. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. idare Mahkemesinin 28/09/2010 günlü, E:2010/1211 ve K:2010/844 sayılı ısrar kararında; “… faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
15. Danıştay 12. Dairesinin 30.11.1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14.10.1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30.09.1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125. maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” gerekçesine yer verilmiştir.
16. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu değerlendirilmektedir.
17. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, doktrinde yer alan görüşler ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın disiplin cezasının
iptali neticesinde tarafına iade edilen destek ücretine ilişkin yasal faizlerin ödenmesi gerekirken, bunun aksi yönünde tesis edilen idari işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın maaşından yapılan kesintiye ilişkin yasal faizlerin ödenmesi hususunda Sağlık Bakanlığına
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sağlık Bakanlığınca bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve Sağlık Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi