|
ÖZET: Başvuru, Irak uyruklu bir ailenin mültecilik talebinin Göç İdaresi Başkanlığı tarafından reddedilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, 2014 yılında ölüm tehdidi nedeniyle Irak’tan kaçtığını, üç çocuğunun devlet okuluna gittiğini ancak kimlik ve sigorta sorunları yaşadığını belirtmiştir. Özellikle otizm hastası kızının tedavi olamaması ve ailelerinin güvenliğinin tehlikede olması gibi gerekçelerle, mültecilik başvurularının yeniden değerlendirilmesini istemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu talebi Göç İdaresi’ne iletmiş, ancak yapılan incelemeler sonucunda başvurunun daha önce reddedildiği ve ailenin yasal kalış hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.
Göç İdaresi, başvuranın uluslararası koruma talebinin, gerekli kriterleri taşımadığına ve Irak’ta güvenli bölgelerin mevcut olduğuna dair açıklamalarda bulunmuştur. Ayrıca, başvuranın geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına dair somut bir bilgi sunulmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. Bu karar, başvuranın yasal haklarını arama özgürlüğünü korumakla birlikte, mevcut mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bir şekilde alınmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9054-S.24.14101
BAŞVURU NO : 2024/4889
KARAR TARİHİ : 28.08.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres: CD. NO: /2
BAŞVURUYA KONU İDARE : GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mültecilik başvurusu hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi tarafından Kurumumuza verilen 06/12/2023 tarihli dilekçede ayrıntılarına yer verilen süreç ve gerekçelere istinaden özetle, Irak uyruklu olduğunu, evli ve üç çocuk sahibi olduğunu, 2014 yılında kendisi ve ailesinin ölüm tehdidi alması nedeniyle kaçtıklarını, kızının 9 yaşında otizm hastası olduğunu, bir oğlunun 7 diğer oğlunun 4 yaşında olduğunu, mültecilik başvurularının Göç İdaresi
Müdürlüğü’nce reddedildiğini, çocuklarının devlet okulunda okuduklarını ancak, kimliklerinin ve sigortalarının kapalı olduğunu, otizm hastası kızının diğer hastalıkları için tedavisini yaptıramadığını, Irak’ta can güvenliklerinin olmadığını ifade ve iddia ederek, Göç İdaresince dosyalarının açılmasını, en azından otizm hastası çocuğu için sigortasının açılmasını, Birleşmiş Milletler aracılığıyla üçüncü ülkeye gönderilmeleri hususlarında taleplerde bulunmuştur. Kurumumuzca Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği, Göç İdaresi Başkanlığı’na hitaben 19/12/2023 tarih ve sayılı Gönderme Kararı verilmiştir.
1.1. Bahse konu Gönderme Kararımıza istinaden Göç İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 04.01.2024 tarihli yazıda özetle, “Bu kapsamda, bahse konu yabancılar hakkında kayıtlarımızda yapılan incelemede 29/09/2014 tarihinde Kırıkkale ilinden uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu, 02/06/2021 tarihinde uluslararası koruma başvurusu hakkında Ankara İl Göç İdaresi Müdürlüğünce ret kararı verildiği ve haklarında son karar oluştuğu tespit edilmiştir.” açıklamasına yer verildiği tespit edilmiştir.
1.2. Şikayetçi tarihli dilekçesinde özetle, idarenin verdiği ret kararına karşı başvuru konusunun esastan incelenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 28.05.2024 tarih ve
S. sayılı yazımız ile bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup, Göç İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 04.07.2024 tarih ve sayılı yazıda özetle; “…GöçNet kurumsal bilgi sisteminde yapılan sorgulama neticesinde, bahse konu yabancının babası isimli yabancının refakatinde kayıtlı olarak ülkemizden uluslararası koruma talebinde bulunduğu, babası – hakkında Ankara Valiliğince ( İl Göç İdaresi Müdürlüğü)
esastan yapılan değerlendirme neticesinde uluslararası koruma talebinin reddine karar verildiği ve Ankara
Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 17.11.2022 tarihli ve / E. / K. sayılı kararı ile uluslararası koruma başvurusu hakkında son karar oluşmasına istinaden 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince sınır dışı etme kararı alındığı anlaşılmıştır.
Bahse konu yabancı ve ailesinin hazırda ülkede yasal kalış hakkı bulunmamakta olup ilgi (c) yazıda da ifade edildiği üzere ilgi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 62 nci maddesi gereğince “şartlı mülteci” statü sahiplerinin Türkiye’de kalmasına üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar izin verilmekte, üçüncü ülkeye yerleştirme iş ve işlemleri ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancılara yönelik olarak yürütülmekte olup yapılan araştırma neticesinde bahse konu yabancının yasal kalış hakkı bulunmaması nedeniyle Başkanlık kayıtlarında üçüncü ülkelere yeniden yerleştirme sürecine rastlanmadığı bilgisi verilmiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,
4.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
5. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun;
5.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde “ Bu Kanunun uygulanmasında;… d) Başvuru sahibi:
Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş olan kişiyi,…
r) Uluslararası koruma: Mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünü,… ifade eder.”
5.2. “Şartlı mülteci” başlıklı 62’nci maddesinde, “Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri
sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.”
5.3.“İkincil koruma” başlıklı 63’üncü maddesinde, “(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.”
5.4.“Kayıt ve kontrol” başlıklı 69’uncu maddesinde, “ (1) Uluslararası koruma başvuruları valiliklerce kaydedilir. (2) Başvuru sahibi kayıt esnasında kimlik bilgilerini doğru olarak bildirmek ve varsa kimliğini ispatlayacak belge ve seyahat dokümanlarını yetkili makamlara teslim etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, başvuru sahibinin üzerinde ve eşyalarında kontrol yapılabilir. (3) Kayıt esnasında başvuru sahibinin kimliğine ilişkin belge olmaması hâlinde, kimlik tespitinde kişisel verilerinin karşılaştırılmasından ve yapılan araştırmalardan elde edilen bilgiler kullanılır. Kimlik tespit araştırmaları sonucunda da kimliğine dair bilgi elde edilememesi hâlinde, başvuranın beyanı esas alınır. (4) Kayıt esnasında; başvuru sahibinin menşe veya ikamet ülkesini terk etme sebepleri, ülkesini terk ettikten sonra başından geçen ve başvuru yapmasına neden olan olaylar, Türkiye’ye giriş şekli, kullandığı yol güzergâhları ve vasıta bilgileri, daha önceden başka bir ülkede uluslararası korumaya başvurmuş veya korumadan yararlanmışsa, bu başvuru veya korumaya ilişkin bilgi ve belgeleri alınır. (5) Mülakat zamanı ve yeri kayıt esnasında bildirilir. (6) Kamu sağlığını tehlikeye düşürebileceği değerlendirilen başvuru sahibi sağlık kontrolünden geçirilir.”
5.5.“Karar” başlıklı 78’inci maddesinde, “ … (4) Başvuru sahibine, zulüm veya ciddi zarar görme tehdidine karşı vatandaşı olduğu ülke veya önceki ikamet ülkesinin belirli bir bölgesinde koruma sağlanabiliyorsa ve başvuru sahibi, ülkenin o bölgesine güvenli bir şekilde seyahat edebilecek ve yerleşebilecek durumdaysa, başvuru sahibinin uluslararası korumaya muhtaç olmadığına karar verilebilir.
(5) Dördüncü fıkradaki durumların ortaya çıkması, başvurunun tam bir incelemeye tabi tutulmasını engellemez. (6) Karar, ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Olumsuz kararın tebliğinde, kararın maddi gerekçeleri ve hukuki dayanakları da belirtilir. İlgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir.”
hüküm ve açıklamalarına yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Şikayetçi tarafından Kurumumuza verilen 06/12/2023 tarihli dilekçede ayrıntılarına yer verilen süreç ve gerekçelere istinaden özetle, Irak uyruklu olduğunu, evli ve üç çocuk sahibi olduğunu, 2014 yılında kendisi ve ailesinin ölüm tehdidi alması nedeniyle kaçtıklarını, kızının 9 yaşında otizm hastası olduğunu, bir oğlunun 7 diğer oğlunun 4 yaşında olduğunu, mültecilik başvurularının Göç İdaresi
Müdürlüğü’nce reddedildiğini, çocuklarının devlet okulunda okuduklarını ancak, kimliklerinin ve sigortalarının kapalı olduğunu, otizm hastası kızının diğer hastalıkları için tedavisini yaptıramadığını, Irak’ta can güvenliklerinin olmadığını ifade ve iddia ederek, Göç İdaresince dosyalarının açılmasını, en azından otizm hastası çocuğu için sigortasının açılmasını, Birleşmiş Milletler aracılığıyla üçüncü ülkeye gönderilmeleri hususlarında taleplerde bulunmuştur. Kurumumuzca Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği, Göç İdaresi Başkanlığı’na hitaben 19/12/2023 tarih ve /
S. sayılı Gönderme Kararı verilmiştir. Şikayetçi tarihli dilekçesinde özetle, idarenin verdiği ret kararına karşı başvuru konusunun esastan incelenmesini talep etmektedir.
8. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında;… d) Başvuru sahibi: Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş olan kişiyi,…. r) Uluslararası koruma: Mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünü,…ifade eder.” hükmü, 62. maddesinde; “(1) Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.” hükmü, 63. maddesinde; “(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen; ancak, menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.” hükmü, 75. maddesinde; “(1) Etkin ve adil karar verebilmek amacıyla, başvuru sahibiyle kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel mülakat yapılır. Mülakatın mahremiyeti dikkate alınarak, kişiye kendisini en iyi şekilde ifade etme imkânı tanınır. Ancak, aile üyelerinin de bulunmasının gerekli görüldüğü durumlarda, kişinin muvafakati alınarak mülakat aile üyeleriyle birlikte yapılabilir. Başvuru sahibinin talebi üzerine, avukatı gözlemci olarak mülakata katılabilir. (2) Başvuru sahibi, yetkililerle iş birliği yapmak ve uluslararası koruma başvurusunu destekleyecek tüm bilgi ve belgeleri sunmakla yükümlüdür. (3) Özel ihtiyaç sahipleriyle yapılacak mülakatlarda, bu kişilerin özel durumları göz önünde bulundurulur. Çocuğun mülakatında psikolog, çocuk gelişimci veya sosyal çalışmacı ya da ebeveyni veya yasal temsilcisi hazır bulunabilir. (4) Mülakatın gerçekleştirilememesi hâlinde, yeni mülakat tarihi belirlenir ve ilgili kişiye tebliğ edilir. Mülakat tarihleri arasında en az on gün bulunur. (5) Gerekli görüldüğünde başvuru sahibiyle ek mülakatlar yapılabilir. (6) Mülakatlar sesli veya görsel olarak kayıt altına alınabilir. Bu durumda mülakat yapılan kişi bilgilendirilir. Her mülakatın sonunda tutanak düzenlenir, bir örneği mülakat yapılan kişiye verilir.” hükmü, yer almaktadır.
9. Uyuşmazlık konusuyla ilgili uluslararası mevzuat incelendiğinde;
9.1. 29/08/1961 tarih ve 359 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Mültecilerin Hukuki Durumuna
Dair Sözleşme ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol’ün 1. maddesi uyarınca bu Sözleşme’nin;
ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen her şahsa uygulanacağı kuralı öngörülmüştür.
9.2. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sözleşme’nin 1. maddesine çekince koyarak, yalnızca Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü tanımakta olup, Avrupa dışından gelenlere ise sığınmacı statüsü tanımaktadır.
9.3. İlgi Sözleşme’nin 33. maddesinde de, “1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir. 2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez.” hükmüne yer verilmiştir.
10. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22.09.2022 tarih ve E. / K. / sayılı kararında Afganistan vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma talebinin reddine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davaya ilişkin olarak, özetle, “…Uluslararası koruma, uluslararası ve ulusal mevzuatta belirtildiği şekilde; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesinden dolayı haklı sebeplere bağlı olarak zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da haklı sebeplere bağlı olarak yararlanmak istemeyen ya da önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan ve oraya dönemeyen veya dönmek istemeyen yabancılar ile bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesi dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korkusu nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişilere sağlanan statüdür. Bu statüden yararlanabilmenin ilk koşulu ise meydana gelen olaylar nedeniyle ve söz konusu olaylar sonucunda haklı nedenlere dayanan zulüm korkusudur. Zulüm korkusunun ilgilinin ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerine dayanması gerekmektedir. Zulüm kavramı ise ilgilinin yaşamı, özgürlüğü, ayrımcılığa maruz kalmaması vb. gibi kişinin hayatını çekilmez duruma sokan nesnel durumları olabileceği gibi, kişi yönünden öznel olarak değerlendirilebilecek durumları da kapsar.
Uluslararası koruma başvurusu halinde ortada haklı sebeplere dayanan zulüm korkusunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme başvuranın nesnel ve öznel durumları göz önüne alınarak yapılmalıdır. Nesnel unsurlar başvurucunun menşe ülkesindeki koşulların somut olarak ele alınmasını gerektirmekte ve bu unsurlar sonuçta başvurucunun öznel unsurlardaki korkusunun saptanmasında önem arz etmektedir. Bu nedenle yapılacak mülakatlarda ilgililerin söz konusu zulüm korkusunu makul bir düzeyde ortaya koyabilmeleri gerekir. Yapılan mülakat sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinin yapılması ve kişinin içinde bulunduğu veya yaşadığı korkunun, makul olup olmadığının ve buna bağlı bir risk değerlendirmesinin yapılması gereklidir.” yönünde tespitlere yer verilmiştir.
11. Şikayet konusu hakkında idareden alınan cevabi yazıda (özetle), “… GöçNet kurumsal bilgi sisteminde yapılan sorgulama neticesinde, bahse konu yabancının babası isimli yabancının refakatinde kayıtlı olarak ülkemizden uluslararası koruma talebinde bulunduğu, babası hakkında Ankara Valiliğince ( İl Göç İdaresi
Müdürlüğü) esastan yapılan değerlendirme neticesinde uluslararası koruma talebinin reddine karar
/
verildiği ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 17.11.2022 tarihli ve / E.
/ K. sayılı kararı ile uluslararası koruma başvurusu hakkında son karar oluşmasına istinaden
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi
gereğince sınır dışı etme kararı alındığı anlaşılmıştır.” açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.
12. İdarenin cevabi yazısında belirtilen ve yazı ekinde alınan; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.
İdari Dava Dairesinin 17.11.2022 tarihli ve E. K. sayılı kararında, Ankara 1.
İdare Mahkemesi’nce verilen 20/05/2022 gün ve E: , K: sayılı kararın, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davacı tarafın istinaf isteminin reddi yönünde olduğu tespit edilmiş olup Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin anılan kararında özetle, “… Dava dosyasının incelenmesinden; Irak uyruklu olan davacının başvurusunun genel usulde bireysel olarak incelendiği, davacının uluslararası koruma talebinin değerlendirilmesi aşamasında yapılan mülakat uyarınca, davacının sunmuş olduğu gerekçelerin Cenevre Sözleşmesi ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesi sonucunda uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığından bahisle uluslararası koruma başvurusunun 31.05.2021 tarih ve sayılı işlem ve 22.06.2021 tarih ve sayılı işlemlerle reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta1 olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
…
Irak, Avrupa ülkeleri arasında yer almadığından, davacının mülteci sıfatım kazanması mümkün değildir.
Diğer taraftan şartlı mülteci statüsünün kazanılması için ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korkma durumunun söz konusu olması, ikincil koruma statüsü elde edebilmek için ise menşe ülkesine gönderilmesi halinde, ölüm cezasına mahkûm olacağı veya ölüm cezasının infaz edileceği, işkenceye, insanlık dışı yada onur kinci ceza veya muameleye maruz kalacağı; uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacağı durumunun söz konusu olması gerekmektedir.
Bu bağlamda dosya içerisinde yer alan davacıya ait mülakat formu incelendiğinde; hiç gözaltına, alınmadığı, kötü muameleye ve işkenceye maruz kalmadığı, ülkesinde yaşanan iç savaş nedeniyle ayrılmaya karar verdiği, davacının ileri sürdüğü hususların, yukarıda yer alan mevzuat uyarınca ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı kılacak sebepler olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan Irak’ta güvenlik durumu kırılganlık göstermekle birlikte, güvenli bölgelerin bulunduğu ve davacının ülkesi içerisinde yer değiştirerek güvenli bölgelere yerleşmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
…
Bu itibarla, uluslararası korumanın amacının başvuru sahibi kişilerin yukarıda yer verilen ulusalı ve uluslararası mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen sebepler dışında ülkede kalmalarına izin verilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği ve aranan statünün amacının zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve gerçekten bu riski taşıyan şahısların ülkede belirlenen statü içerisinde kalmalarına izin vermek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; davacının uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı, öte yandan Ülkesine iadesi halinde zulme maruz kalacağı konusunu maddi gerekçelere dayandıramayan davacının, geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına ilişkin somut bilgi ve belge de bulunmadığından, kötü muameleye maruz kalma konusunda “gerçek bir risk” ile karşı karşıya olmadığı, bu kapsamda yukarıda yer verilen menşe ülke bilgilerine ilişkin açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, davacının 6458 sayılı Kanun’un 4.maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarece davacının talebinin genel usulde değerlendirilerek uluslararası koruma için
/
gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalara uygun olarak verilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi…” yönünde karar verildiği görülmüştür.
13. Bu noktada başvuran hakkında uluslararası koruma talebinin ret edilmesi işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Başvuran ayrıca “Birleşmiş Milletler aracılığıyla üçüncü ülkeye gönderilmeleri hususlarında taleplerde” bulunmuş olup şikayetçinin dilekçesinde yer verdiği iddialar ve buna bağlı talepleri hakkında İdareden alınan cevabi yazıda yer verilen (özetle) “…Bahse konu yabancı ve ailesinin hazırda ülkede yasal kalış hakkı bulunmamakta olup ilgi (c) yazıda da ifade edildiği üzere ilgi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 62 nci maddesi gereğince “şartlı mülteci” statü sahiplerinin Türkiye’de kalmasına üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar izin verilmekte, üçüncü ülkeye yerleştirme iş ve işlemleri ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancılara yönelik olarak yürütülmekte olup yapılan araştırma neticesinde bahse konu yabancının yasal kalış hakkı bulunmaması nedeniyle Başkanlık kayıtlarında üçüncü ülkelere yeniden yerleştirme sürecine rastlanmadığı bilgisi verilmiştir.” açıklamaları dikkate alındığında, Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunun reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
14. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu hakkında ilgili idare tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka aykırı bir husus tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu “Ret
Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlem ya da eylemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, mahkemelerde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi