|
ÖZET: İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yapılan başvuruda, 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sınır dışı kararlarına karşı açılan davaların bildirim şeklinin belirsizliği ele alınmıştır. Başvuran, pandemi döneminde e-posta ile yapılan bildirimlerin, bu dönemin sona ermesiyle birlikte durdurulmasını eleştirerek, bu uygulamanın yeniden başlatılmasını talep etmiştir. Başvuru, 15 Aralık 2023 tarihinde yapılmış ve 7 Haziran 2024 tarihinde ret kararı verilmiştir.
İstanbul İl Göç İdaresi, başvurunun reddedilmesine gerekçe olarak, 6458 sayılı kanunda bildirimin şekline dair bir düzenleme bulunmadığını, ancak genel hükümler çerçevesinde Tebligat Kanunu’nun uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Pandemi sürecinde e-posta ile bildirimlerin kabul edilmesi, geçici bir uygulama olarak değerlendirilmiş ve normalleşme süreciyle birlikte eski usullere dönülmüştür. Başvuru sahibinin, e-posta yoluyla yapılan bildirimlerin yasal geçerliliği konusundaki iddiaları, idarenin açıklamaları ve ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bulunmamıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine dair karar, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından onaylanmış ve başvuru sahibine tebliğ edilmiştir. İlgili idareye karşı yargı yolu açık olup, başvuru sahibi, İstanbul İdare Mahkemesi’nde dava açma hakkına sahiptir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/6240-S.24.9809
BAŞVURU NO : 2023/20390
KARAR TARİHİ : 07.06.2024
RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ
İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğünün sınır dışı kararlarına karşı açılan
BAŞVURUNUN KONUSU :
davalara ilişkin elektronik posta yoluyla bildirim yapılabilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 15.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikâyetçi tarafından yapılan başvuruda dilekçesinde kayıtlı olan hususlarda özetle; 6458 Sayılı
Kanunun 53. maddesinin 3. fıkrasına göre sınır dışı işlemlerine karşı dava açan kişinin bu davayı sınır dışı kararını veren makama bildirmesinin düzenlendiğini, ancak bu bildirinin ne şekilde yapılacağının düzenlenmediğini, kanun koyucunun bu bildirim şeklini şarta bağlamayarak dava açan kişiyi sınırlandırmadığını, ancak İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi’nin pandemi döneminde elektronik mail yoluyla da derkenar bilgilendirmesi alırken 3/11/2022 tarihi itibariyle mail yoluyla derkenar almayı durdurduğunu bildirdiğini ifade ve iddia ederek, 6458 Sayılı Kanunda sınır dışı kararlarına karşı açılacak iptal davalarının idareye bildirimi konusunda hiçbir şekil şartı koymaması karşısında, İstanbul İl Göç İdaresi
Müdürlüğü tarafından pandemi döneminde uygulanan elektronik posta yoluyla sınır dışı kararlarına karşı idareye bildirim yapılabilmesi uygulamasına geri dönülmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla
07.07.2022 tarih S. sayılı ve 15.04.2024 tarih S. sayılı yazılarımızla bilgi-belge
talebinde bulunulmuş olup, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nden alınan 09.05.2024 tarih ve Esayılı yazısında özetle, “1- Şikayetçi tarafından 6458 Sayılı Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunun 53. maddesinin 3. fıkrasında sınır dışı işlemlerine karşı dava açan kişinin bu davayı sınır dışı kararını veren makama bildirmesinin düzenlendiği, bu kapsamda şikayetçinin
/
bildirimin kanunda ne şekilde yapılacağının gösterilmediği nedeniyle pandemi döneminde başlanan eposta bildirim usulünün pandemi koşullarının sona ermesi sebebiyle sona erdirilmesine itiraz edildiği görülmektedir. Öncelikle pandemi öncesinde idareye yapılan tüm başvurular yabancı yada vekili tarafından idareye sunulan dilekçenin evrak kayıt numarası verilerek dilekçe biriminden gerçekleştirilmekte olduğunu belirtmek isteriz. Özel kanunlarda hüküm bulunmayan durumlarda genel hükümler doğrultusunda iş ve işlemler tatbik edilmektedir. Yazılı bildirim T.C. Anayasası 125. maddesinde düzenlenmiştir. Yazılı bildirim esasının yasal düzenlemeler yanında 1982 Anayasasında yer almasının temel amacı kişilerin hak ve çıkarlarının yargısal yollarla, korunması ve kullanılmasının sağlanmasını anayasal güvence altına almaktır.
2- Şikayetçi tarafından 6458 Sayılı YUKK’da bildirimin şekil şartına bağlanmadığı, dava açan kişinin sınırlandırılmadığı iddiası bakımından değerlendirme yapıldığında, özel kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda Tebligat Kanunu hükümleri devreye girmektedir. Tebligat Kanununa istinaden usulüne uygun tebligat koşulları düzenlenmiştir. Bu kapsamda idareye yapılacak bildirimler PTT aracılığı ile fiziki posta gönderimi, elektronik tebligat yoluyla idarenin kep adresine elektronik tebligat yapılması ve idareye fiziki olarak elden dilekçe hakkının kullanılması şeklinde gerçekleştirilebilir.
3- İdare tarafından pandemi döneminde e-posta yoluyla derkenar bildirimlerinin kabulü uygulamasına geçilmesinin sebebi pandemi koşulları nedeniyle ortaya çıkabilecek aksaklıkların yabancıların hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi amacıyla idarenin takdiri ve kabulü ile gerçekleştirilmiştir Tebligat
Kanunununda “Bilinen adreste tebligat” başlığı altında hükmünde – kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir – hükmü doğrultusunda pandemi döneminde idareye gönderilen e-postalar idarenin kabulü ile yapılmış ve pandemi koşullarının sona ermesiyle, pandemi öncesinde olduğu gibi genel usullere ilişkin hükümler uygulanmaya devam edilmiştir.
4- İdareye yapılacak tebliğ usullerinde 6458 sayılı YUKK’da diğer kanunlardan farklı olarak tebliğ usulünde herhangi bir istisna hükmünün bulunup bulunmadığı sorulmuş olup tebliğ usulünde herhangi bir istisna hükmü bulunmamaktadır. İdareye yapılacak başvurular dilekçe ile yapılmakta olup bu durum T.C.
Anayayası 74. maddesinde düzenlenmiştir. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
Madde 74 – Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Dilekçe hakkının kullanılmasına ilişkin kanunun 4. maddesinde dilekçede bulunması gereken zorunlu şartlar açıkça düzenlenmiş olup kanunun 6. maddesinde 4. maddesinde gösterilen şartları taşımayan dilekçelerin incelenemeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda mail ortamında gönderilen dilekçenin sayısal imza, niteliği taşıyan bir elektronik imza ile imzalanmadığı durumu göz önüne alındığında dilekçenin kabulü mümkün değildir.
Dilekçenin usulüne uygun bir şekilde idareye tebliğ edilmesi dilekçe hakkının kullanılması dışında Tebligat
Kanununu hükümleri doğrultusunda elektronik tebligat yolu ile idarenin elektronik kep adresine yapılabilecektir. Elektronik tebligat yapılması durumunda Tebligat Kanunu’nun m. 7/a/4 hükmü
“Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” uyarınca idarenin elektronik kep adresine ulaştıktan sonra beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından bu süre zarfı içerisinde oluşabilecek hak kayıplarından başvuru yapan yabancı vekili sorumlu olacaktır.
5- Başvuruya konu talep kapsamında şikayetçi tarafından idaremize yapılan başvurular ve başvurulara idaremizce verilen cevaplar ve tesis edilen işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler sorulmuş idaremiz kayıtlarında benzer başvuru kaydı tespit edilememiş olup varsa da işbu yazımız minvalinde cevap verilmiştir.Söz konusu durum idaremiz özelinde nitelik barındırdığından diğer idarelerle bu konu hakkında yapılmış herhangi bir yazışma kaydı tespit edilememiştir.
6- Başvuru konusu talep hakkında “Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar” olup olmadığı hususu sorulmuş olup şikayete konu başvurunun “idarenin icrai ve yürütülebilir nitelikte yer alan işlemlerden” olmadığı, yargı yoluna gidilmesini gerektirecek bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.1. “B. Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde, “ İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20 inci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
4.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ıncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
5. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10’uncu maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.”
6. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunu’nun “Dilekçede bulunması zorunlu şartlar” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir.” ; “İncelenemeyecek dilekçeler” başlıklı 6’ncı maddesinde, “Türkiye Büyük Millet
Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden; a) Belli bir konuyu ihtiva
/
etmeyenler, b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar, c) 4 üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar, İncelenemezler.”
hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Şikayetçi, Kararın 1. Nolu paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verilen gerekçelere istinaden özetle; 6458 sayılı Kanunda sınır dışı kararlarına karşı açılacak iptal davalarının idareye bildirimi konusunda hiçbir şekil şartı konulmadığı ifade edilerek, İstanbul
İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından pandemi döneminde uygulanan elektronik posta yoluyla sınır dışı kararlarına karşı açılan davalara ilişkin idareye bildirim yapılabilmesi uygulamasına geri dönülmesi talep edilmektedir.
9. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasında, “Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır.
Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.” kuralı yer almaktadır.
10. ‘ İdari işlemler re’sen veya başvuru üzerine tesis edilirler. İdari işlemlere ilişkin olarak usul yasasının bulunmaması nedeniyle idari işlemlerde bulunması gereken unsurlar ve işlemlerin tesis usulü; Anayasa,
2577 sayılı Yasa, 3071 sayılı dilekçe hakkının kullanımına ilişkin Yasa veya varsa uyuşmazlığın
çözümünde esas alınacak düzenlemelerde yer alan hükümler dikkate alınarak ortaya konulmaktadır.
10.1. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin, davacı ile ilgisinin, işlemi tesis eden idareye ilişkin bilgilerin işlemde, işlem ilgiliye gönderilmiyor ise tebliğe ilişkin olarak düzenlenen belgede kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
10.2. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi
Yasayla düzenlenmiş; Anayasanın 125. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca bu hakkın kullanımının başlangıcı, yazılı bildirime bağlanmıştır.’ (T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
E. 2014/3745 K. 2014/3772 T. 26.11.2014)
11. ‘ Normlar hiyerarşisi içerisinde altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almakta ve bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Nitekim Danıştay bir kararında somut uyuşmazlığa ilişkin uygulanması gereken bir özel kanun bulunması durumunda Anayasa’nın doğrudan uygulanamayacağını, özel bir kanun bulunmaması halinde Anayasa’nın 1 genel kurallarının uygulanabileceğini içtihat etmiştir.
11.1. Anayasa Mahkemesi içtihatlarında, hukuk devleti, bir devletin hukuk devleti olması için gerekli bulunan unsurları üzerinden değerlendirilmiş ve somut olaylara uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında genel olarak hukuk devleti aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır: “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” Danıştay kararlarında da hukuk devleti ilkesi, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına paralel şekilde ele alınmış ve uyuşmazlıklara uygulanmıştır. Örneğin Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu, idarenin takdir yetkisinin kullanılmasının irdelendiği 17.04.2008 tarihli, E. 2005/270, K.
2008/1286 sayılı kararında; “Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan devlettir.” ifadeleriyle tanımlamış ve kararın devamında idari kararların alınmasında adalet ve hakkaniyet ölçütlerinin gözetilmesinin hukuk devleti olmanın gereği olduğunu
“idarenin yasalarla kendisine tanınan takdir yetkisini adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.” ifadeleriyle vurgulayarak, hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesinde 2 mezkur ilkeleri karara varmada/yorumlama faaliyetinde kullanmıştır.’
12. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na 6099 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile eklenen “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin dördüncü fıkrasında, elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiş olup; bu adres Ulusal
Elektronik Tebligat Sistemi (UEST ) kayıtlı PTT tarafından gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan tebligat adresini ifade edeceği belirtilmiştir.
13. Bununla birlikte e-posta/e-mail yoluyla yapılan bildirimlerin Tebligat Kanunu uyarınca tebligat sayılıp sayılmayacağı ve bu durumun genel dava açma süresinin başlangıcı yönünden sonuçlarının neler olduğu hususlarının her somut olay için ayrı ayrı değerlendirilip açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
14. Konuya ilişkin, ‘Elektronik tebligatın, her şeyden önce klasik (posta yoluyla veya diğer usuli yollarla yapılan) tebligattan ayırt edilmesi gerekmektedir. Tebligat Kanunu m. 7a ve Elektronik Tebligat
Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde, elektronik tebligatın diğer klasik yöntemlerden bağımsızlaştırıldığını ve o yöntemleri tamamlayıcı olmadığı ifade edilmelidir. Klasik tebligat, belirli bir işlemin ilgilisini bilgilendirebilmek amacıyla yetkili makamın, kanunun öngördüğü usul ve esasa uygun bir şekilde ilgilisine bildirilmesi ve bu bildirimin aynı şekilde belgelendirilmesi işlemidir. Klasik tebligatta, elektronik yolla bir bildirim yoktur. . Elektronik tebligat ile mevcut klasik usulle yapılan tebligat yollarına, ̂ elektronik ortamda da bildirimde bulunabilme ve belgelendirme imkanı eklenmiştir. Fakat elektronik yolla yapılan her türlü bildirimi Tebligat Kanunu m. 7a anlamında elektronik tebligat olarak nitelendirmemek
1
Gişi, M. B. (2016). İDARE HUKUKUNDA YORUM VE İDARİ UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE VE
YORUMLANMASINDA HUKUK DEVLETİ İLKESİNİN YERİ VE ÖNEMİ. Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi, 9(2), s.221.
2
Gişi, s.224-225
/
gerekir; örneğin faks, telefon veya bilgisayar aracılığıyla gönderilen mesajlar (kısa mesaj, elektronik posta)
her ne kadar elektronik ortam yoluyla iletilmiş olsa da bu tür bildirimler elektronik tebligat olarak adlandırılmamalıdır; Çünkü bir bildirimin elektronik tebligat olarak nitelendirilebilmesi, ilgili mesajın
Tebligat Kanunu m. 7a’ya dayanarak çıkarılan Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde 3 yapılmış olmasına bağlıdır. Aksi takdirde elektronik tebligata bağlanan sonuçlar doğmaz.’ yönünde hukuki yorumlar mevcuttur.
15. Şikayetçinin iddiaları karşısında idareden alınan cevabi yazıda özetle, pandemi öncesinde idareye yapılan tüm başvuruların yabancı ya da vekili tarafından idareye sunulan dilekçeye evrak kayıt numarası verilerek dilekçe biriminden gerçekleştirilmekte olunduğu, şikayetçinin 6458 Sayılı YUKK’da bildirimin şekil şartına bağlanmadığı ve dava açan kişinin sınırlandırılmadığı iddiası bakımından değerlendirme yapıldığında, özel kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, pandemi döneminde e-posta yoluyla derkenar bildirimlerinin kabulü uygulamasına geçilmesinin sebebinin yasaklamalar ve kapanmalardan kaynaklanan pandemi koşulları nedeniyle ortaya çıkabilecek aksaklıklardan yabancıların hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi amacıyla idarenin takdiri ve kabulü ile olduğu ve pandemi koşullarının sona ermesiyle, pandemi öncesinde olduğu gibi genel usullere ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edildiği, İdareye yapılacak tebliğ usullerinde 6458 sayılı YUKK’da diğer kanunlardan farklı olarak tebliğ usulünde herhangi bir istisna hükmünün bulunmadığı, 6458 sayılı YUKK’da istisnai bir hükme yer verilmediği için genel hükme tabi olduğu, İdarenin Tebligat Kanununda yer alan genel hükümlere bağlı olmaması için yasada düzenleme yapılması gerektiği, yasada düzenlenmeyerek genel hükümlere bırakılan bir konuda yasa koyucunun iradesinin, aksi yönde olduğunun iddia edilme imkanı olmadığı, ilgili mevzuat kapsamında mail ortamında gönderilen dilekçenin sayısal imza niteliği taşıyan bir elektronik imza ile imzalanmadığı, olağanüstü bir durumun mevcut olduğu kapanma ve yasakların mevcut olduğu pandemi döneminde izin verilen e-posta sisteminde bazen maillerin gelen kutusuna bile düşmediği durumlar göz önüne alındığında maille gönderilen bilgilendirmenin aynı gün idarenin bilgilendirildiği şeklinde kabul edilmesinin yasal mevzuat açısından mümkün olmadığı, nitekim elektronik tebligatın yasal mevzuatta düzenlendiği ancak tedbligatın Tebligat Kanunu’nun m. 7/a/4 hükmü uyarınca idarenin elektronik kep adresine ulaştıktan sonra beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, bu noktada yasada yer alan elektronik tebligatta dahi idarenin beş gün içinde öğrendiğinin kabulünün söz konusu olduğu, süre kaybetmemek için genel usullere göre yapılan bildirimde, idareye yapılacak başvuruların dilekçe ile yapılmakta olduğu, bunun için bulunulan ilde dilekçe verilmesinin bildirimin aynı gün yapıldığının kabulü için yeterli olduğu anlaşılmıştır.
16. Şikâyetçinin iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçinin mezkur iddiası ve buna bağlı talebi karşısında ilgili idaresince tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi belge isteme talepli yazıya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine İdareye tekit yazısı gönderilmek zorunda kalınmıştır. İdarenin bundan böyle
3
Börü, L. (2020). ELEKTRONİK TEBLİGAT. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1), s.187-188
Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazılarına ilişkin cevap verme süresini göz ardı etmeyeceği beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu “Ret
Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, ilgili idarenin işlem ya da eylemine karşı İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi