|
ÖZET: Başvuru, hükümlü ‘in koşullu salıverilme ve cezasının infazının hastalık nedeniyle geri bırakılması taleplerine ilişkindir. Başvuran, 32 yıldır cezaevinde bulunmakta olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kötü muamele yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir. Koşullu salıverilme tarihi 04.01.2023 olarak belirlenmiş, ancak disiplin cezaları nedeniyle bu hükümler uygulanmamıştır. Disiplin cezalarının infaz hâkimlikleri tarafından kaldırıldığı, ancak İzmir İnfaz Hâkimliği’nin bu kararlara uymadığı iddia edilmiştir. Ayrıca, başvuranın Ankilozan Spondilit hastalığı ve akciğer rahatsızlığı olduğu belirtilerek, sağlık durumu göz önünde bulundurularak tahliye talep edilmiştir.
İdare, başvuranın ceza infaz sürecine dair detaylı bilgi sunmuş ve disiplin cezalarının iptaline rağmen koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığını belirtmiştir. Başvuranın sağlık durumu, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan değerlendirmelere göre ceza infaz kurumunda kalmasına engel teşkil etmemektedir. Başvurunun reddedilmesine gerekçe olarak, başvuranın sağlık durumunun ceza infazına devam etmeye uygun olduğu ve infazın hastalık nedeniyle geri bırakılması için gerekli koşulların sağlanmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu karar, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğ edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğ tarihinden itibaren yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2652-S.24.4252
BAŞVURU NO : 2023/14568
KARAR TARİHİ : 08.03.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Hükümlü ‘in koşullu salıverilme hükümlerinden
Faydalandırılması ile cezasının infazının hastalık nedeniyle geri bırakılması taleplerine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 12.09.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Erzurum Milletvekili tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; İzmir 4
No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırılmakta olan ’in (
Başvuran ) 32 senedir cezaevinde olduğu, adı geçen hakkında yapılan yargılamaya ilişkin Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine başvuruda bulunulduğu ve Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde kötü muamele yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, adı geçenin yeniden yargılandığı ve yargılama neticesinde tekrar müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, adı geçenin koşullu salıverilme tarihinin 04.01.2023 olduğu ancak 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun m.17/2 uyarınca 3 adet “hücreye koyma disiplin cezası” aldığı gerekçesiyle hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığı, oysa bahse konu hücre cezalarının infaz hâkimlikleri tarafından kaldırıldığı ancak İzmir İnfaz Hâkimliği tarafından bu kararlara uyulmadığı, bu doğrultuda başvuran hakkında düzenlenen müddetnamenin de hatalı olduğu, hükümlünün cezaevinde geçirdiği süreçte Ankilozan
Spondilit hastalığına yakalandığı, akciğeri ile ilgili de rahatsızlık yaşadığı belirtilerek başvuran hakkındaki disiplin cezalarının mahkeme kararıyla kaldırılmış olduğu ve koşullu salıverilme ( şartlı tahliye)
hükümlerinden yararlanmasına esas koşulların oluştuğu ile sağlık durumu da dikkate alınarak ivedi tedbirlerin alınması ile tahliyesine dair işlemlerin başlatılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden
02.10.2023 tarih, ve 02.02.2024 tarih, sayılı yazılarımız ile bilgi ve belge talep
edilmiş olup ilgili Genel Müdürlüğün 10.11.2023 ve 05.03.2024 tarihli cevabi yazısında;
2.1. Adı geçenin “Devletin Egemenliği Altında Bulunan Topraklardan Bir Kısmını Devlet İdaresinden
Ayırmaya Çalışmak”, Tehdit” suçlarından Diyarbakır(Kapatılan) 4. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250 ile
Yetkili)’nin 23.10.2015 tarihli ve 2015/144 D.İş sayılı toplama kararı ile Müebbet Hapis ve 1 Yıl 8 Ay
Hapis cezasını infaz ettiğinin tespit edildiği, 2.2. Adı geçenin infaz dosyasında bulunan güncel müddetnamesinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Taşra
İlamat Masası tarafından tanzim edilen 07.08.2020 tarihli ve ilamat numaralı müddetname olduğu ve şartlı tahliye tarihinin 05.08.2030 olduğunun tespit edildiği, 2.3. Adı geçenin güncel müddetnamesine göre; 29.12.2020 tarihli, 31349 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesi ve
İyi Hâlin Belirlenmesine Dair Yönetmeliğin 14/2 ve 15/2 maddesi kapsamında koşullu salıverilmesi yönünden iyi hal değerlendirmesine 05.08.2030 tarihine en fazla bir ay kala tabi tutulabileceği, adı geçenin vekili Av. tarafından 27.02.2023 tarihli dilekçe ile şartlı salıverilme talebinde bulunulduğu, söz konusu talebin anılan Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun 07.04.2023 tarihli ve sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın adı geçene 10.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 2.4. Bahse konu kurumda, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, 2.5. Öte yandan; hükümlü ve tutuklulara görevli memurların ve yöneticilerin tek başına karar vererek ceza vermesinin söz konusu olmadığı, kurum disiplin kurulu tarafından araştırmasının yapılarak işlemiş olduğu davranışa karşılık gelen cezanın ilgili mevzuatta hükmedilen miktarı kadar verildiği, kararların hükümlü veya tutuklulara tebliğ edildiği, disiplin kararına karşı ilgilinin infaz hâkimliğine şikâyet, infaz hâkimliği kararına karşı da ağır ceza mahkemesine itiraz hakkının bulunduğu, 2.6. Bu kapsamda İzmir 4 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 20.10.2016 tarihli ve sayılı kararı ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 44/2g maddesi uyarınca 1 gün süre ile hücreye koyma cezası verildiği, adı geçenin karara karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka İnfaz Hakimliği’nin 06.03.2017 tarihli ve
E-K sayılı kararı ile disiplin cezasının iptaline karar verildiği, 2.7. Anılan Kurum Disiplin Kurulunun 20.09.2018 tarihli ve sayılı kararıyla 5275 sayılı
Kanun’un 44/2-m maddesi uyarınca 1 gün süre ile hücreye koyma cezası verildiği, adı geçenin karara karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka İnfaz Hakimliği’nin 30.11.2018 tarih
E-K sayılı kararı ile kararın iptaline karar verildiği, infaz hakimliği kararına karşı
Cumhuriyet Savcısı tarafından ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulduğu, Karşıyaka 1. Ağır
Ceza Mahkemesi’nin 10.12.2018 tarihli ve İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, 2.8. Anılan Kurum Disiplin Kurulunun 29.09.2016 tarih Karar sayılı 5275 sayılı Kanun’un 44/2j maddesi uyarınca 1 gün süre ile hücreye koyma cezası verildiği, adı geçenin karara karşı infaz hâkimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka İnfaz Hakimliği’nin 17.11.2016 tarih
sayılı kararı ile kararın iptaline karar verildiği, infaz hakimliği kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulduğu, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin
30.11.2016 tarihli ve D. İş sayılı kararı ile Karşıyaka İnfaz Hakimliği’nin 17.11.2016 tarih
sayılı kararının iptaline, İzmir 4 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin
Kurulunun 29.09.2016 tarihli ve Karar sayılı kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği, söz konusu disiplin cezasının 14.07.2017-15.07.2017 tarihleri arasında infaz edildiği ve anılan Kurum
Disiplin Kurulunun 11.01.2018 tarihli ve 2018/86 Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, 2.9. Anılan Kurum Disiplin Kurulunun 26.05.2016 tarihli ve Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı
Kanun’un 44/3-g maddesi uyarınca 11 gün süre ile hücreye koyma cezası verildiği, adı geçenin karara karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka İnfaz Hakimliği’nin 01.07.2016 tarih sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, bunun üzerine ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.07.2016 tarihli ve
İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, söz konusu disiplin cezasının 29.06.2017-10.07.2017 tarihleri arasında infaz edildiği ve anılan Kurum Disiplin Kurulunun 06.02.2018 tarihli ve sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, 2.10. Adı geçene Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun
23.03.2016 tarihli ve Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 44/2-j maddesi uyarınca “Kurum
Görevlilerine Hakaret ve Tehditte Bulunmak” eyleminden dolayı 10 gün süre ile hücreye koyma cezası verildiği, ayrıca suç duyurusunda bulunulduğu, adı geçenin disiplin cezası kararına karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Diyarbakır İnfaz Hakimliği’nin 26.05.2016 tarihli ve sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, bunun üzerine ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulunduğu, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilâ tarihli ve İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, söz konusu disiplin cezasının 12.06.2017-22.06.2017 tarihleri arasında infaz edildiği ve anılan Kurum Disiplin Kurulunun 19.12.2017 tarihli ve sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği, 2.11. Adı geçenin 15.06.2022 tarihli dilekçesi ile yukarıda anılan suç duyurusuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14.05.2017 tarih sayılı kararıyla hakkında beraat kararı verilmesi sebebiyle, 10 gün hücre hapsi cezasının iptaline karar verilmesini talep ettiği, Kurum Disiplin Kurulunun 27.06.2022 tarihli ve sayılı kararı ile talebin reddine karar verildiği, adı geçenin karara karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunduğu, Karşıyaka 1. İnfaz
Hakimliği’nin 29.06.2022 tarih sayılı kararı ile disiplin soruşturmasına konu eylem nedeniyle adli mahkemelerde açılan davalarda beraat kararı verilmesi halinde hükümlü hakkındaki disiplin cezasının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinden şikayetin kabulüne karar verildiği, 2.12. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yukarıda anılan kararında “Terör Örgütü Propagandası
Yapmak” suçuna ilişkin beraat kararı alındığı ancak söz konusu disiplin cezası verme kararının “Kurum görevlilerine Hakaret ve Tehditte Bulunmak” suçuna istinaden alındığı, Diyarbakır Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın 28.03.2023 tarihli ve sayılı yazısı ekinde gönderilen Adalet Bakanlığı
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30.05.2022 tarihli ve sayılı yazısında
Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bila tarihli ve İş sayılı kararı aleyhine kanun yararına
/
bozma yoluna gidilmediğinin bildirildiği, belirtilen sebeplerle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilâ tarihli ve İş sayılı kararının hukuken geçerli bir karar olduğunun anlaşıldığı, 2.13. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “Koşullu Salıverilme” kenar başlıklı 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Tutuklu veya hükümlü iken firar veya ayaklanma suçundan mahkûm edilmiş bulunanlar ile disiplin cezası olarak üç defa hücre hapsi cezası almış olanlar, bu disiplin cezaları kaldırılmış olsa bile şartla salıverilmeden yararlanamazlar.” hükmünün yer aldığı, Adı geçen tarafından yapılan başvuru ile
Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 23.03.2016 tarihli ve
Karar sayılı disiplin cezasının kaldırılması nedeniyle hakkında yeni müddetname tanzim edilmesinin talep edildiği, İzmir 2. İnfaz Hakimliği’nin 07.12.2022 tarihli ve sayılı kararı ile talebin reddedildiği, karara karşı ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulundukları, İzmir 1. Ağır
Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2022 tarihli ve İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmesi üzerine kanun yararına bozma yasa yoluna müracaat edildiği ve sürecin devam etmekte olduğunun tespit edildiği, 2.14. Adı geçen hakkında 5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince ceza tehiri işlemleri için
31.05.2006 tarihinde 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’na sevkinin sağlandığı ve “Cezasının Tehirine Gerek
Olmadığı” yönünde karar verildiği, 09.02.2011 tarihinde yeniden Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas
Kurulu’na sevkinin sağlandığı ve “Cezasının Tehirine Gerek Olmadığı” yönünde karar verildiği,
15.08.2011 tarihinde Tekirdağ Devlet Hastanesi’nden Sağlık Kurulu Raporu aldırıldığı ve söz konusu rapor
ile “Cezasının Tehirine Gerek Olmadığı” yönünde karar verildiği, Ayrıca adı geçenin İzmir Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın 05.09.2016 tarih ve ilamat numaralı yazısı gereği İzmir Katip Çelebi
Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği ve 08.02.2017 tarihinde tanzim edilen
Sağlık Kurulu Raporunda “Cezasının İnfazına Engel Durum Yoktur. Hayati Tehlikesi Yoktur. Hayatını Tek
Başına İdame Ettirebilir.” ifadelerine yer verildiği, 2.15. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2023 tarihli ve sayılı yazısı gereği adı geçen hakkında başlatılan sağlık kurulu işlemleri neticesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve
Araştırma Hastanesinin 30.10.2023 tarihli ve sayılı Durum Bildirir Sağlık Kurulu
Raporunda “Ankilozan Spondilit tanısı ile biyolojik tedavi kullanmaktadır. Sürekli hastalık hali vardır.
Sakatlık ve kocama hali yoktur” ifadelerinin yer aldığı, akabinde adı geçenin 22.01.2024 tarihinde tüm sağlık evrakları ile birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna sevkinin sağlandığı, gerekli muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, günümüz itibarıyla anılan Kurul tarafından ceza infaz kurumuna gönderilen herhangi bir raporun bulunmadığı, Öte yandan, Genel Müdürlüğün 25.11.2022 tarihli ve sayılı yazısı gereği 15.12.2023 tarihinde adı geçen hakkında İzmir Katip
Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kurulu işlemlerinin yeniden başlatıldığı, günümüz itibarıyla anılan Hastanede tetkik ve tedavilerinin devam ettiği bilgilerine yer verildiği ve yazı ekinde başvuran adına düzenlenmiş rapor ve reçeteler ile şikayet konusu ile ilgili olarak başvuran hakkında Cumhuriyet Savcılığı ve Mahkemelerce yürütülen işlemlere esas evrak örneklerinin yer aldığı görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkrası; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 3.2. “Görev ve yetkileri” başlıklı 104’üncü maddesi ilgili bendi; “(Değişik: 21/1/2017-6771/8 md.)
Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder…
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1’inci maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 4.1. “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesi; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” 5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin 1’inci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci Fıkrası; “ (1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) (Mülga: 2/7/2018 – KHK/703/110 md.) b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı
Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının ilgili bendi; “f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 7.1. “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16’ncı maddesi; “(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza
Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet
Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı,
mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir.
Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili
Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet
Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.”; 7.2. “Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi” başlıklı 17’nci maddesi;“(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir. (2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir. (3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur. (4)
Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz. (5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir. (6) Bu madde hükümleri; a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler, c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar, hakkında uygulanmaz.” 7.3.“Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesi; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”; 7.4. “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesi; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 7.5. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesi; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. (3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir. (4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir. (5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 7.6. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’nci maddesi; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 7.7. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78’inci maddesi; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır. (2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler. (3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 7.8. “Sağlık denetimi” başlıklı 79’uncu maddesi; “Kurum hekimi, kurumu ayda en az bir kez denetleyerek genel ve özel önlem alınması gereken hastalıklar ile kurumda sağlık koşulları yönünden alınması gereken önerileri içeren bir rapor düzenler ve kurum yönetimine verir.”, 7.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesi; “Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.
” 8. 06/01/2020 tarihli, 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası
Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri Hakkında Genelge’nin “A- Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesinin ilgili hükümleri; “1-Ceza infaz kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi hâlinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edilecektir.
2-Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.
3-Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekimi veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.”; 8.1. Genelge’nin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünde yer alan “C- Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı maddesi; “1-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince, hükümlü ve tutuklular ile ilgili olarak kurum hekimi, aile hekimi veya kurum müdürlüğünce re’sen ya da kişinin kendi talebi üzerine, ceza tehiri işlemi başlatılabilecektir.
2-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince işlem başlatılanlar hakkında, tam teşekküllü Devlet hastanesi (sağlık kurulu raporu verebilecek düzeyde) veya üniversite hastanelerinden sağlık kurulu raporu aldırma sürecinde, ilgili hastane yönetimi ile ivedilikle gerekli koordinasyon sağlanacaktır. Hastane yönetimleri ile irtibata geçilerek, ceza tehiri kapsamında sağlık kurulu raporu sürecinde işlemlere öncelik verilecektir.
3-Hükümlü ve tutuklular hakkında, 5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinden faydalanmaya uygun olduğu yönünde sağlık kurulu raporu tanzimi hâlinde, ceza infaz kurumu idaresince aynı gün, öncelikle UYAP sistemi üzerinden, daha sonra fiziki olarak, hızlı gönderi sistemi ile sağlık kurulu raporu ve tüm sağlık dosyasının (MR, tomografi, röntgen ve diğer filmler ile ultrason, tetkik ve tahlil sonuçları da dahil) onaylı örneği, ivedilikle ilgili Cumhuriyet başsavcılığı kanalıyla Adli Tıp Kurumuna gönderilecektir.
Acil ve hayati tehlikesi bulunan hükümlü ve tutukluların Adli Tıp Kurumu işlemleri, kurum müdürlüklerince titizlikle takip edilecek ve gerek görülmesi hâlinde, sağlık kurulu raporu beklenmeksizin, mevcut durumunu bildirir sağlık raporuyla Adli Tıp Kurumu işlemleri başlatılacak ve derhal Genel Müdürlüğe bilgi verilecektir.
4-Uygulamada birliğin sağlanması ve farklı uygulamaların önüne geçilebilmesi amacıyla; hükümlülerin hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi işlemlerinin başlatılması ve sonuçlandırılmasında mutlak suretle ilgili Cumhuriyet başsavcılığı değerlendirme sinin yapılması gerekmekte olup; gerek Devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulu raporları, gerekse Adli Tıp Kurumunun cezanın infazının hastalık nedeniyle ertelenmesine ilişkin ret veya kabulüne dair raporları, olumlu ya da olumsuz karara bağlanmak üzere, ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir.
5-Hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumu koşulları altında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği yönünde Adli Tıp Kurumu tarafından rapor tanzim edilmesi hâlinde, işlemler titizlikle yürütülerek, toplum güvenliği bakımından tehlike durumunun hükümlüler için ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, tutuklular için ilgili mahkemesi tarafından değerlendirmesi sonucunda infazın ertelenmesi veya mahkemesince tahliyesinin uygun görülmesi durumunda gereği ivedilikle yerine getirilecektir.
Dosyası Yargıtay’da ya da Bölge Adliye Mahkemesinde olan hükümözlülerin, ceza tehiri kapsamında sonuçlanan sağlık işlemleri hakkında, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi veya mahkemesince değerlendirilmek üzere, ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ivedilikle gerekli yazışmalar yapılacak ve işlemler takip edilecektir.
6-Hükümlü ve tutukluların ceza tehiri kapsamında başlatılan tüm işlemleri, hastaneye sevk edildiği andan, Adli Tıp Kurumu süreci sonuçlanıp, tüm işlemleri tamamlanıncaya kadar, aşamalar halinde, ayrı ayrı
Genel Müdürlüğe bildirilecektir.
7-Ceza tehiri işlemi başlatılan hükümlü ve tutukluların, gerek tedavi nedeniyle gerekse diğer nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi hâlinde; gönderen ceza infaz kurumu, hükümlü ve tutukluların nakil gittiği ceza infaz kurumunu öncelikle sözlü, daha sonrasında, yazılı olarak ceza tehir süreci hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.
Hükümlü ve tutuklu, gönderildiği kuruma misafir olarak kabul edilmiş olsa dahi, bulunduğu ceza infaz kurumu ceza tehiri sürecini takip edecektir.
8-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince, ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca sağlık nedeniyle infaza ara verilmesi kararı verilerek tahliye işlemi gerçekleştirilen hükümlüler hakkında Cumhuriyet başsavcılıklarınca tanzim edilen erteleme karar evrakı uyarınca, erteleme süresinin bitiminden önce belirlenecek tarihte ilgilerin Cumhuriyet başsavcılıklarına başvurması ve yeniden rapor aldırma süreci başlatılması sağlanacaktır.” 9. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 11/01/2006 tarihinde 952. Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006)
2 No.lu Tavsiye Kararının, konuya ilişkin hükümleri: “1. Özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm kişilere
insan haklarına saygılı bir şekilde davranılmalıdır.
2. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiler, kendileri hakkındaki mahkûmiyet veya tutuklama kararı ile hukuken ellerinden alınmayan tüm haklarını muhafaza ederler.
40.3 Mahpusların, hukukî durumları nedeniyle ayrımcılığa tâbi tutulmaksızın ülkede mevcut olan sağlık
hizmetlerine erişmeleri sağlanmalıdır.
40.5 Bu amaçla mahpuslara, kurum dışında sunulanlar da dâhil olmak üzere gerekli tüm tıbbî, cerrahî ve
psikiyatrik hizmetler sağlanmalıdır.
42.3 Hekim veya ona bağlı nitelikli bir hemşire bir mahpusu muayene ettiği sırada; … Bedensel veya
ruhsal bir hastalığın teşhis edilmesine, bunun tedavisi için ve mevcut tedavinin devamının sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alınmasına; … özel bir önem vermelidir.
46.1 Uzman tedavisine ihtiyaç duyan hasta mahpuslar, bu hastalığın tedavisinin cezaevinde yapılmasının
mümkün olmaması hâlinde, uzman kurumlara veya sivil hastanelere nakledilmelidir.” 10. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela
̆
Kuralları) ‘nın “Saglık hizmetleri” başlıklı 24’üncü Maddesi; “1. Mahpuslara sağlık hizmeti sağlanması, devletin sorumluluğudur. Mahpuslar, topluma sağlanan mevcut sağlık standartlarından aynı şekilde yararlanır ve hukuki statülerine dayalı ayrımcılık olmaksızın, gerekli sağlık hizmetlerine ücretsiz erişime sahip olurlar.
2. Sağlık hizmetleri, genel halk sağlığı idaresi ile yakın ilişki içinde ve HIV, tüberküloz ve diğer bulaşıcı hastalıklar ile uyuşturucu bağımlılığı da dahil olmak üzere, tedavi ve bakımın sürekliliğini sağlayacak tarzda düzenlenir.” düzenlemelerini içermektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 12. Başvuru konusu, almış olduğu disiplin cezaları infaz hâkimlikleri tarafından iptal edilmiş olmasına karşın anılan cezalar nedeniyle başvuran hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığı, adı geçenin Ankilozan Spondilit hastası olduğu, akciğeri ile ilgili rahatsızlık yaşadığı iddiaları ile adı geçen hükümlünün sağlık durumu ve almış olduğu disiplin cezalarının yargı kararı ile kaldırıldığı hususu dikkate alınarak tahliyesine dair işlemlerin başlatılması talebine ilişkindir.
13. Başvuranın, Diyarbakır (Kapatılan) 4. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250 ile Yetkili)’nin 23.10.2015 tarihli ve İş sayılı toplama kararı ile Müebbet Hapis ve 1 Yıl 8 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Adı geçenin infaz dosyasında bulunan güncel müddetnamesi, İzmir
Cumhuriyet Başsavcılığı Taşra İlamat Masası tarafından tanzim edilen 07.08.2020 tarihli ve ilamat numaralı müddetname ve koşullu salıverilme tarihi 05.08.2030’dur.
14. Başvuran hakkında Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) tarafından Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 44. Maddesi uyarınca verilen hücreye koyma cezalarının infaz hâkimliği tarafından iptaline karar verildiği, anılan kararların itiraz incelemesinden geçerek kesinleştiği ancak iptaline karar verilmiş olan disiplin cezalarına istinaden hatalı düzenlenen müddetname nedeniyle koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamadığı iddia edilmiştir. Bununla birlikte, başvuranın sağlık durumunun dikkate alınması ile hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi talebinde de bulunulmuştur.
14.1. Koşullu salıverilme, 5275 sayılı Kanun’un 107’inci maddesinin 2’inci fıkrasında düzenlenmiştir.
Buna göre; hükümlünün koşullu salıverilmeden yararlanılabilmesi için, hakkında hükmedilen hapis cezasının belirli bir kısmını cezaevinde infaz etmiş olması, iyi halli olması ve bu yönde verilmiş bir mahkeme kararı bulunması gereklidir. Koşullu salıverilme kararı vermeye yetkili ve görevli mahkeme ise infaz işlemlerinin yapıldığı yer İnfaz Hâkimliğidir.
14.2. Müddetname 5275 sayılı Kanunu’nun 20’nci maddesi 4’üncü fıkrasında tanımlanmıştır. Madde hükmü uyarınca bu belgede hükümlünün ceza infaz kurumuna alındığı tarih, salıverileceği tarih, ceza süresi ve infaz olunan cezanın hangi hükme ilişkin olduğunu gösteren belgeye denir. 5275 sayılı Kanun 98’inci maddesi 1’inci fıkrasında mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar isteneceği düzenlenmiştir. Özetle; müddetnamenin yanlış hesaplandığı veya müddetnamedeki bilgilerin hatalı olduğu düşünülüyorsa kararı veren ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır.
14.3. Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanun’un 16’ncı maddesinde belirlenmiştir. Buna göre; geri bırakma kararı, Adlî Tıp
Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet
Başsavcılığınca verilir.
14.4. Anayasa’nın 104’üncü maddesi 2’nci fıkrası ilgili bölümünde; Cumhurbaşkanının sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletme ve kaldırma yetkisine sahip olduğu belirlenmiştir.
14.5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar Kurumun görev alanı dışında bırakılmıştır.
14.6. Anılan mevzuat doğrultusunda, başvuranın hakkında düzenlenen müddetnameye ilişkin itirazlarının kabulü ile koşullu salıverilmeden yararlandırılması ve/veya cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi taleplerinin Kurumumuz tarafından değerlendirilmesi, Kurumumuzca, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin ve Cumhurbaşkanı takdirinde kalan konular ile ilgili olarak tavsiye veya telkinde bulunulması mümkün değildir. Açıklanan gerekçeler ve anılan mevzuat doğrultusunda “Kurumun görev alanına girmeyen” işbu taleplerin “incelenmemesine” karar verilmiştir.
15. Öte yandan, başvuranın cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi talebine ilişkin olarak mevzuat kapsamında idarenin görev ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği hususu aşağıda inceleme konusu yapılmıştır.
16. Başvuranın hastalığı doğrultusunda 5275 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesi gereğince değerlendirilmesi için 31.05.2006 tarihinde Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’na sevk işlemi yapılmıştır.
Hastanenin başvuran hakkında düzenlediği 09.02.2011 tarihli rapor sonucunda şu tespitlere yer verilmiştir:
“ oğlu, 1964 doğumlu in ankilozan spondilit hastalığı olduğu halihazır durumuyla T.C.
Anayasası 304/b. Maddesinde sözü geçen hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında olmadığı, hastalığı ile ilgili düzenli takip ve tedavilerinin yaptırılması gerektiği oy birliği ile mütalaa olunur.” 17. Başvuranın hastalığı doğrultusunda, yeniden Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3.
Adli Tıp İhtisas Kurulunun başvuran hakkında düzenlediği 09.02.2011 tarihli rapor sonucunda şu tespitlere
yer verilmiştir:
“ 1. 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31 Mayıs 2006 tarihli ve sayılı kararında; kişinin ankilozan spondilit hastalığı olduğu, halihazır durumuyla T.C. Anayasası 104/b maddesinde sözü geçen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında olmadığı, hastalığı ile ilgili düzenli takip ve tedavilerinin yaptırılması gerektiğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu kayıtlıdır.
…
3. Kurulumuzda 15.12.2010 da yapılan muayenesinde; 1992 yılında cezaevine girdiği, o zamandan beri hastalığının olduğu…
“halihazırda T.C. Anayasası 104/b maddesinde sözü geçen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği oy birliği ile mütalaa olunur” 18. Başvuran hastalığı doğrultusunda Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Hastanenin başvuran hakkında düzenlediği 15.08.2011 tarihli rapor sonucunda “Cezasının Tehirine Gerek Olmadığı” yönünde karar verilmiştir.
19. Başvuran, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2016 tarih ve ilamat numaralı yazısı doğrultusunda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmiştir.
Anılan hastanenin başvuran hakkında düzenlediği 08.02.2017 tarihli rapor sonucunda şu tespitlere yer
verilmiştir:
“Gögüs Hastalıkları: cezasının infazına engel değildir. Hayati tehlike yoktur. Romatoloji: Ankilozan
Spondilit tanılı kronik hafif sekelli hastalık durumu vardır. Cezasının infazına engel durum yoktur. Hayati tehlikesi yoktur. Hayatını tek başına idame ettirebilir.”
20. Başvuran hastalığı doğrultusunda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma
Hastanesine sevk işlemi yapılmıştır. Hastanenin başvuran hakkında düzenlediği 26.05.2017 tarihli rapor sonucunda şu tespitlere yer verilmiştir.
“Adı geçen hasta ’in 10.03.2017 tarih ve rapor no ile alınan sağlık kurulu raporuna ek karar olarak: Hükümlünün mevcut muayene bulguları ve laboratuvar tetkikleri sonuçlarına göre KOAH olarak değerlendirilmiştir. Bulunduğu kurumda (inhaler) tedavisi devam edebilir. Rutubetli, sigara dumanı, tozlu-dumanlı ortamda bulunmaması önerilir. Tedavisi mahallinde yapılabilir. (Tedavisi mahallinde yapılmaktadır.)
21. Başvuranın, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2021 tarih ve İlamat numaralı yazısı gereği, ceza tehiri işlemleri yeniden başlatılmış ise de adı geçen 02.04.2021 tarihli dilekçesi ile hastaneye sevkini istemediğini beyan etmiş, bu nedenle ceza tehiri işlemlerine devam edilememiştir.
22. Başvuran hakkında düzenlenen 07.12.2022 tarihli hastane raporunda şu tespitlere yer verilmiştir:
“Kardiyoloji: Hasta gerekli tetkik ve tedaviyi yaptırmadığından ilgili yazıda sorulan sorulara cevap vermek tıbben mümkün olmamıştır. Hakkında karar verilebilmesi için hastanın adli tıp kurumuna sevki uygundur.
İç hastalıkları: 1. Tedavilerine devam etmek kaydı ile cezaevinde infazına devam edilmesi hayatı için kesin bir risk teşkil etmez. 2. Ceza infazına hastanede devam etmesi gerekmez. 3. Ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirebilir. 4. Dahili hastalıkları süreklidir. 5. İç hastalıkları yönünden R Tipi
Cezaevinde kalması gerekmez.
Tıbbi Onkoloji: Opere kolon CA. Mevcut koşullarda remisyonda 3 aylık poliklinik takipleri gereklidir.
Onkolojik açıdan tedaviye hastanede devam etmesi gerekmez. Ceza infaz kurumunda hayatını yalnız idame ettirebilir. R Tipi kurumda kalması gerekmez. “ 23. Yukarıda ( 19 ve 20 No’lu paragraflar) yer verilen başvuran hakkında düzenlenen en son tarihli hastane raporları doğrultusunda tanzim edilen “6 Aylık Tehir Durumu Değerlendirme Formunun”, başvuran hakkında tekrar, ceza tehiri işlemlerinin başlatılmasının gerekip gerekmediğine dair doktor kanaatinde şu
tespitlere yer verilmiştir:
“ Adı geçenin Ankilozan Spondilit rahatsızlığı ile alakalı kontrolleri yapılmakta olup, bu rahatsızlığı ile alakalı olarak ilaçlarının düzenli olarak kullanmaktadır. Ayrıca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ( Aliağa
Ceza İnfaz Kurumlarının) 12.01.2023 Tarih ve 2023/1019 Muh. İlamat Numaralı yazısı gereği T.C.
Anayasası 104/2-b. Maddesine göre sürekli hastalık, sakatlık ve kocama halinin değerlendirilmesi amacıyla yeniden sağlık kurulu raporu işlemleri başlatılmış ve halen devam etmektedir. Bu kapsamdaki sağlık kurulu raporu tamamlandığında yeniden değerlendirme yapılacaktır.” 24. Anılan uzman değerlendirmesine istinaden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.01.2023 tarihli ve sayılı yazısı doğrultusunda, başvuranın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104/2-b. Maddesine göre sürekli hastalık, sakatlık ve kocama halinin değerlendirilmesi amacı yeniden başlatılan süreç neticesinde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen
30.10.2023 tarihli raporda şu tespitlere yer verilmiştir;
“Ankilozan Spondilit tanısı ile biyolojik tedavi kullanmaktadır. Sürekli hastalık hali vardır. Sakatlık ve kocama hali yoktur”
25. Gelinen süreçte, 22.01.2024 tarihinde; tüm sağlık evrakları ile birlikte başvuranın İstanbul Adli Tıp
Kurumu 3. İhtisas Kuruluna sevkinin sağlanarak, muayene ve tetkikleri yapıldığı; karar tarihi itibariyle anılan Kurul tarafından başvuran hakkındaki sağlık raporunun henüz tanzim edilmediği anlaşılmıştır.
26. Yukarıda da (13.3. no’lu paragraf) ifade edildiği üzere akıl hastalığına ya da diğer bir hastalığa tutulan hükümlü hakkında geri bırakma kararının verilebilmesi, söz konusu hallerin varlığının Adlî Tıp
Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmesi koşuluna bağlıdır.
27. Bu koşullar altında, hükümlü ve tutuklular sağlık durumu nedeniyle cezasının infazının geri bırakılması talebinde bulunabileceği gibi ceza infaz kurumu koşullarında hastalığı nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceğinin gözlemlenmesi halinde, ilgilinin talepte bulunması beklenilmeksizin hükümlü ve tutukluların cezasının infazının geri bırakılmasına ilişkin işlemler idare tarafından re’sen de başlatılabilmektedir.
28. Somut olayda, hükümlü olan başvuranın Ankilozan Spondilit hastası olduğu, hastalığından dolayı ceza infaz kurumunda yaşadığı sıkıntıların ve ceza infaz kurumunda tutulmasının hayatı için tehlike oluşturduğu, ceza infaz kurumunda hayatını tek başına idame ettiremediği belirterek, infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Başvuru dilekçesi, Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünün cevap yazısı ve kişi hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde; başvuranın kurumda barındırıldığı süre zarfında çeşitli rahatsızlıklarına ilişkin olarak, muhtelif tarihlerde çok defa
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ilgili polikliniklerine sevkinin sağlandığı, buralarda gerekli tahlil, tetkik, muayene ve tedavi hizmetlerinin verildiği, hazırlanan sağlık raporlarının incelenmesinde önerilen aralıklarla düzenli Kardiyoloji, İç Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları poliklinik kontrollerinin sağlanmasının önerildiği, bu doğrultuda görevli uzman hekimler tarafından ilaç tedavisi düzenlendiği hallerde ilaçlarının temin edilerek kullanması ve poliklinik kontrollerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Başvuran hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda başvuranın cezaevinde kalabileceği tespitine yer verilmekte, şikâyete konu cezaevi koşullarının başvuran yönünden uygun olmadığı yönünde bir olgu yer almamakta, başvuranın cezaevinde bulunmasının sağlık durumu nedeniyle hayati risk oluşturacağına ilişkin bir tespit ve değerlendirme ise bulunmamaktadır.
29. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar kapsamında, başvuranın hastalığına ilişkin kontrol ve muayenelerinin belirli aralıklarla takip edilmekte olduğu, ilgili idareler tarafından başvuranın tedavi ve kontrollerinin gerçekleştirilmesi bakımından, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması adına gereken tedbirlerin alındığı, hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi konusunda müteakip işlemlerin mevzuat sorumlulukları dâhilinde yerine getirildiği, başvuru dosyasına yansıyan aksi bir iddia veya bulgu da bulunmadığı, bu bakımdan başvuranın, hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi konusunda idarenin iş ve işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
31. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi