|
ÖZET: Başvuran, emeklilik harcırahı talebiyle Millî Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na başvurmuş, ancak bu talebine yanıt alamamıştır. 2023 yılında emekli olan başvuran, 07/08/2023 ve 12/09/2023 tarihlerinde iki dilekçe ile durumu bildirmiştir. İdare, başvuruya ilişkin gerekli bilgi ve belgeleri zamanında sunmamış ve başvuranın talebini reddetmiştir.
Millî Savunma Bakanlığı, 375 sayılı KHK’nın 1’inci maddesinin (D) bendi uyarınca, kamu görevinden çıkarılan ve emekli olan personelin tazminat alma şartlarının yerine getirilmediğini belirtmiştir. Kamu görevinden çıkarılan başvuranın, emeklilik talebinin kabul edilmediği ve dolayısıyla harcırah ödemesi yapılmayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, başvuranın ceza mahkumiyeti nedeniyle de bu tazminatı alma hakkının bulunmadığı vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, başvurunun reddine karar vermiştir. İdarenin, başvuranla ilgili işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uymadığı tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğinden itibaren dava açma hakkına sahiptir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/3792-S.24.5990
BAŞVURU NO : 2023/17103
KARAR TARİHİ : 04.04.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın emeklilik harcırahı (tazminatı) ödenmesi istemi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 26.10.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; 2023 yılı içerisinde emekli olduğunu, öncesinde Kara Kuvvetleri
Komutanlığı bünyesinde çalıştığını, emeklilik sonrası yol harcırahını alabilmek için 07/08/2023 tarihinde
Kara Kuvvetleri Komutanlığına dilekçe ile başvuru yaptığını, herhangi bir işlem yapılmaması ve bilgi verilmemesi üzerine 12/09/2023 tarihinde bir dilekçe daha gönderdiğini, dilekçesine yasal süresi içinde işlem ihdas edilmediği ve bilgilendirme yapılmadığını belirtmektedir. Başvuran, taleplerinin karşılanması adına yardım talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla, Millî Savunma Bakanlığına 03/11/2023 tarihli
ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından cevap verilmemesi üzerine 03/01/2024 tarihli ve sayılı yazımız ile yeniden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup cevabi yazı gönderilmemiştir.
3) Millî Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12/02/2022 tarihli ve sayılı görüş
yazısında ise;
3.1) 375 sayılı Kararname’nin 1’inci maddesi kapsamına giren personele tazminat ödemesi yapıldığı ve
konuya yönelik bazı idare mahkemelerince aynı taleplere ilişkin davalarda, temyiz/istinaf kanun yolu kapalı olarak davacı personel lehine kararın kesinleştiğinin belirtildiği, /
3.2) Türk Silahlı Kuvvetlerinde ortak bir uygulamanın yapılması maksadıyla, herhangi bir kamu zararına
sebebiyet verilmemesi adına TSK personeli olarak görev yapmakta iken Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamu görevinden çıkarılan, müteakiben yaş ve kesenek şartını tamamlayarak emekli olanlara 375 sayılı
Kararnamede anılan tazminatın ödenmesine ilişkin değerlendirmenin 13/01/2022 tarih ve sayılı yazı ile talep edildiği,
3.3) Konu hakkında yapılan incelemede; 375 sayılı Kararname’nin 1’inci maddesinin (A) bendi, 657 sayılı
Kanun ve 3269 sayılı Kanun hükümlerine göre aylıklarını alan personeli kapsadığı, ayrıca 375 sayılı
Kararname’nin 1’inci maddesinin (D) bendinde geçen “ (A) bendi kapsamına giren personel ile emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunanlara” ifadesinden söz konusu tazminata hak kazanmayı personel olma şartına bağladığının anlaşıldığı, ancak bahse konu kişilerin memuriyetle bağını ifade eden son halinin kamu görevinden çıkarılmış ve memuriyetten ihraç edilmiş olması olduğu,
3.4) Bu kapsamda kamu görevinden çıkarıldıktan sonra yani memuriyetle bağı koptuktan sonraki süreçte
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açıktan emekliye sevk edilen personelin 375 sayılı
Kararname’nin 1’inci maddesinin (D) bendinde belirtilen kanunlara göre aylık alan personel olma şartını taşımadığı, görevde iken emekliliğini istemediği ve idarece emekliye sevk edilmediği, kamu görevinden ihracı sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumunca eski görev yaptığı idareden sadece onay istenildiği dikkate alındığında söz konusu personele, talep ettiği tazminatın ödenmemesi gerektiği ve müteakip süreçte idare aleyhine açılması muhtemel davalara yönelik savunmaların da belirtilen esaslarda yapılmasının uygun olacağının değerlendirildiği,
3.5) 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nda ve 375 sayılı KHK kapsamında cezaen olmamak üzere görevine
devam eden personele ve halen çalışmakta olup normal seyrinde görev yapmakta iken cezaen olmamak üzere görevine son verilenlere tazminat/ harcırah ödendiği, bu kapsamda yukarıda yapılan açıklamalar ve
Millî Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12/02/2022 tarihli ve sayılı yazısı gereği, normal süreç dışında memurluktan bağı kopmuş iken emekli olması ve normal emeklilik olarak kabul edilemeyeceği ve ayrıca KHK ile görevinden çıkarılmanın cezaen görevine son verilme olarak değerlendirildiğinden tazminatın (harcırahın) ödenmeyeceğinin değerlendirildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü
ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4.2) “Genel ilkeler” başlıklı 128’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu
görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenir.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 12/04/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun;
6.1) “Terör tanımı” başlıklı 1’inci maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör;
cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.”
6.2) “Terör suçlusu” başlıklı 2’nci maddesinde; “Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için
meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.”
6.3) “Terör suçları” başlıklı 3’üncü maddesinde; “(Değişik: 29/6/2006-5532/2 md.) 26/9/2004 tarihli ve
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310
uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.”
6.4) “Terör amacıyla işlenen suçlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede
belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde
işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
…
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar…”
6.5) “Cezaların artırılması” başlıklı 5’inci maddesinde; “3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler
hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır.
Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz…”
7) 10/2/1954 tarih ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun “Harcırah verilecek kimseler” başlıklı 4’üncü
maddesinde; “… 4. Hizmetlilerden cezaen olmamak üzere vazifelerine son verilenlere ve bunların aile fertlerine;… harcırah verilir.”
8) 27/6/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesinde;
“A) Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu,
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim
Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan personele 1000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığı ödenir.”
“D) (Ek: 31/7/2003-4969/2 md.) (A) bendi kapsamına giren personel ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan personel ve kamu kurumlarında işçi olarak istihdam edilenlerden; emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunanlara, haklarında toptan ödeme hükümleri uygulananlara, emekli iken yeniden hizmete alındıktan sonra cezaen olmamak üzere görevlerine son verilenlere, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilen veya hizmet sürelerinin bitiminde ayrılan sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile terhis olan yedek subaylara, yedek astsubaylara ve bunlardan görevde iken ölenlerin kanuni mirasçılarına damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaksızın (12.105) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarında tazminat ödenir.
9) Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğünün 29/04/2021
tarihli ve sayılı yazısında;
9.1) “27/06/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesinin (D) bendi
kapsamına girenlerden emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunanlara, haklarında toptan ödeme hükümleri uygulananlara, emekli iken yeniden hizmete alındıktan sonra cezaen olmamak üzere görevlerine son verilenlere, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilen veya hizmet sürelerinin bitiminde ayrılan sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile terhis olan yedek subaylara, yedek astsubaylara ve bunlardan görevde iken ölenlerin kanuni mirasçılarına damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaksızın (D) bendinde belirtilen tazminatın ödenmesi mümkün bulunduğu,
9.2) Bu Kararnamenin birinci maddesinin (A) bendi kapsamına ise, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu,926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu,3466 sayılı
Uzman Jandarma Kanunu,2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve
Savcılar Kanununa göre almakta olan personelin girdiği,
9.3) Diğer taraftan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 1 inci maddesinde terör; cebir ve şiddet
kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen
Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlandığı,
9.4) Ayrıca, 3713 sayılı Kanunun 20/A maddesinin birinci fıkrasında ise “Türk Ceza Kanununun İkinci
Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından
olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir.” hükmüne yer verildiği,
9.5) Öte yandan, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin “Kamu
personeline ilişkin tedbirler” başlıklı maddelerinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca
Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve KHK’lara ekli listelerde yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı, bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmayacağı, haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edileceği, kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetlerinin alınacağı ve bu kişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyecekleri, bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevlerinin de sona ermiş sayılacağı, bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisanslarının iptal edileceği ve bu kişilerin oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilecekleri, bu kişilerin özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacakları, bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurulularınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulacağı ve bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlarının iptal edileceği, kamu görevinden çıkarılanların, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacakları ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacakları yönünde düzenlemelere yer verildiği,
9.6) Bu itibarla, OHAL kapsamında çıkartılan KHK’larla görevine son verilen personele 375 sayılı
KHK’nin 1 inci maddesinin (D) bendinde belirtilen tazminatın ödenip ödenmeyeceği hususunun, yukarıda belirtilen hükümler de göz önünde bulundurularak ilgili idarelerce karar verilmesi gerektiğinin, ayrıca ilgililerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları yönünden mahkemelerce verilmiş ihtiyati tedbir kararı, ihtiyati haciz kararı vb. kısıtlamaların olup olmadığının da idarelerce dikkate alınması gerektiğinin değerlendirildiği,” hükümleri yer almıştır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin
konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere; başvuran Kara Kuvvetleri bünyesinde görev yapmakta iken,
kamu görevinden çıkarılarak Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesildiğini, 2023 yılı içerisinde emekli olduğunu, emeklilik sonrası yol harcırahını alamadığını belirterek emekli tazminatı (harcırah) ödenmesini talep etmektedir.
12) Emeklilere önceden harcırah verilmekte iken, emekli olunca nereye yerleşeceği, beyana göre ne kadar
masraf ödeneceği konusunda ihtilaflar doğması nedeniyle, 375 sayılı KHK ile “tazminat” adı altında standart bir ödeme getirilmiştir.
13) Yukarıda bahsedildiği üzere, 375 sayılı KHK’nın 1’inci maddesinin (D) bendinde belirtilen tazminat,
personelin emekli olduktan sonra yaşamak ve yerleşmek istediği yere gitmesi için yapacağı masraflara katkı sağlamak amacıyla personele ödenmesi öngörülen emekli yolluğunun (harcırahının) yerine getirilmiş bir tazminat olup, memur veya hizmetli olarak görev yapmakta iken emekliliğini isteyen ve emekli olanlara ödenmektedir. 6245 sayılı Kanun’un mülga 56’ncı maddesinde bu haktan yararlanmak için 6 aylık başvurusu süresi öngörülmüştür.
14) KHK ile kamu görevinden çıkarıldıktan sonra emekli olup emekli yolluğu talep edenlere tazminat
ödenip ödenemeyeceği konusunda yaşanan tereddüt nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel
Müdürlüğünün 12/02/2022 tarihli ve sayılı yazısında; “kamu görevinden çıkarıldıktan sonra yani memuriyetle bağı koptuktan sonraki süreçte Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açıktan emekliye sevk edilen personelin 375 sayılı Kararname’nin 1’inci maddesinin (D) bendinde belirtilen hükme göre aylık alan personel olma şartını taşımadığı, görevde iken emekliliğini istemediği ve idarece emekliye sevk edilmediği, kamu görevinden ihracı sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumunca eski görev yaptığı idareden sadece onay istenildiği dikkate alındığında söz konusu personele, talep ettiği tazminatın ödenmemesi gerektiği, 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nda ve 375 sayılı KHK kapsamında cezaen olmamak üzere görevine devam eden personele ve halen çalışmakta olup normal seyrinde görev yapmakta iken cezaen olmamak üzere görevine son verilenlere tazminat/ harcırah ödendiği” görüş verildiği ve bu konudaki taleplerin bu görüşe istinaden reddedildiği anlaşılmaktadır.
15) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 220/A maddesi uyarınca Bakanlığın görev alanına giren
hususlarda mevzuatta yer alan mali hükümlerin uygulanmasını yönlendirmek ve bu konuda ortaya çıkabilecek her türlü meseleyi çözmek ve tereddütleri giderme görevi bulunan Hazine ve Maliye Bakanlığı
Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğünün, bilgi ve görüş talebimiz üzerine Kurumumuza gönderdiği 29/04/2021 tarihli ve sayılı yazısında, 375 sayılı KHK’nın 1’inci maddesinin (D) bendi kapsamındaki tazminatın ödenmesi konusunda kamu görevlisi olma şartına yer verilmediği, 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanunu’nun ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinin bazı hükümleri göz önünde bulundurularak idarece karar verilmesi gerektiğinin ifade edildiği, bakılmakta olan uyuşmazlıkta işaret edilen mezkur hükümler çerçevesinde başvuranın malları ile hak ve alacakları yönünden ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz veya tasarruf yetkisini kısıtlayıcı tedbirler bulunduğu yönünde idarece herhangi bir bilgi belge sunulmamış ise de; başvuran ile benzer durumda olanların davalarının görülmesinin uzun zaman alması nedeniyle ve kamu zararı sebebiyle haciz işlemlerinin yapılması işleminin devam ettiğinin belirtildiği görülmektedir.
16) Bununla birlikte, cezaevi tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerde, başvuru sahibinin
Türk Ceza Kanunu’nun 309/1, 53/1-a-c-d, 58/9 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 5’inci maddelerine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, Milli Savunma
Bakanlığı tarafından ise normal süreç dışında memurluktan bağı kopmuş iken emekli olması ve normal emeklilik olarak kabul edilemeyeceği ve ayrıca KHK ile görevinden çıkarılma işleminin cezaen görevine son verilme olarak değerlendirilmesi nedeniyle tazminatın (harcırahın) ödenmeyeceğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
17) Benzer konuda Kurumumuzun 13/09/2021 tarihli ve 2021/5929 sayılı Ret Kararında da;
“başvuranın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/46 Esas sayılı dosyasında Türk Ceza Kanununun 309/1 maddesi kapsamında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suç isnadıyla ile yapılan
yargılamasında müebbet hapis cezası verildiğine ilişkin hüküm özetinin bulunduğu, bu kapsamda 3713 sayılı Kanunun 20/A maddesi ve olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin
“Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı maddelerinde yer alan hükümler uyarınca ilgililere yapılacak ödemelerde, ilgililerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları yönünden mahkemelerce verilmiş ihtiyati tedbir kararı, ihtiyati haciz kararı vb. kısıtlamaların olup olmadığının da idarelerce dikkate alınması gerektiği ve talep ettiği tazminatın idare tarafından ödenmemesi gerekçesinin hukuka uygun olduğu, dolayısıyla idarece gerçekleştirilen eylem ve işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak”, başvurunun reddine karar verilmiştir.
18) Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili
mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 375 sayılı KHK’nın 1’inci maddesinin (D) bendinde düzenlenen tazminatın yukarıda yer verilen mahkeme kararlarında vurgulandığı üzere belirli statüde görevlendirilen çalışanların sosyal ve parasal haklarının geliştirilmesi amacıyla getirilen parasal bir hak olduğu, Maliye Bakanlığının görüş yazısı da gözetilerek emeklilik tazminatı ödenmesi için mevzuatta ilgilinin emekliye ayrıldığı tarihte kamu görevlisi olması şartının aranmadığı, öte yandan başvuranın Türk
Ceza Kanununun 309/1 maddesi kapsamında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suç isnadıyla ile yapılan yargılamasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğine ilişkin hüküm özetinin bulunduğu, bu kapsamda 3713 sayılı Kanunun 20/A maddesi ve olağanüstü hal kapsamında çıkarılan
Kanun Hükmünde Kararnamelerin “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı maddelerinde yer alan hükümler uyarınca ilgililere yapılacak ödemelerde, ilgililerin menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları yönünden mahkemelerce verilmiş ihtiyati tedbir kararı, ihtiyati haciz kararı vb. kısıtlamaların olup olmadığının da idarelerce dikkate alınması gerektiği, Milli Savunma Bakanlığı BÜTMH Mali Yönetim
Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın 05/04/2017 tarihli ve sayılı yazısıyla Türk Silahlı
Kuvvetlerinden ihraç edilenlerin ihraç edilmeden önceki hak edişlerinin ödenmesinde “mecburi hizmet yükümlülükleri, 15 Temmuz 2016 tarihindeki kalkışma nedeniyle oluşan kamu zararlarından dolayı sorumluluk durumu vb. hususların göz önünde bulundurulması gerektiğine yer verildiği ve başvuranın durumunun ise 2023 yılı itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından emekli aylığı bağlanan ile emekli olduğu tarihte personel statüsünde olmadığı anlaşıldığından idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmediği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi”, “kararların gerekçeli olması” ve
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı, anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve KARA KUVVETLERİ
KOMUTANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi