|
ÖZET: Başvuran, babasının Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunduğunu ve kendisinin ise Van F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda sekiz yıldır hapis yattığını belirtmiştir. Ailesinin Diyarbakır’da yaşaması nedeniyle, babasıyla aynı kampüste bulunmasının ziyaretleri kolaylaştıracağını ifade ederek, nakil talebinde bulunmuştur. Ancak, daha önceki nakil talepleri çeşitli sebeplerle reddedilmiştir. İdare, başvuranın talebini değerlendirirken ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarını, güvenlik durumlarını ve başvuranın disiplin geçmişini göz önünde bulundurmuştur.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın nakil talebinin uygun bulunmadığını, mevcut ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının yüksek olduğunu ve başvuranın talep ettiği kurumların güvenlik açısından risk taşıyabileceğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın babasıyla aynı kurumda bulunmasının aile hayatına saygı hakkı açısından önemli olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın nakil talebinin kabul edilerek, Adalet Bakanlığı’na babasının Diyarbakır T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledilmesi için tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, başvuranın ve ailesinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/1211-S.24.1994
BAŞVURU NO : 2023/20099
KARAR TARİHİ : 02.02.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın babasının barındırıldığı ceza infaz kurumuna nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; sekiz yıldır Van F Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, ailesinin Diyarbakır ilinde ikamet ettiğini, bu süre zarfında ailesinin ancak iki kez açık ziyaretine gelebildiğini, babasının ise Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda bulunduğunu, babası ile aynı kampüste olması durumunda ailesinin ziyarete daha rahat gelebileceğini, birçok kez nakil talebinde bulunmasına rağmen taleplerinin reddedildiğini iddia ve ifade ederek babasının barındırıldığı veya ailesinin ikametine yakın olan dilekçesinde belirttiği ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 22.12.2023 tarih, S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 17.01.2024 tarih ve
/ sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1. Adı geçenin, son nakil talebinin Genel Müdürlüğün 29.12.2023 tarihli ve E- -TENSİS/ sayılı yazısı ile uygun görülmediği, 2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, ceza infaz kurumlarında barındırıldığı süre zarfında bugüne kadar toplamda 21 adet disiplin cezası aldığı, 17.09.2023 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi
Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA
olmaması” ifadelerine yer verildiği, Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Adı geçen hükümlünün barındırıldığı Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 368, mevcudunun 300, doluluk oranının %82 olduğu, 2.5. Adı geçenin naklini talep ettiği; -Diyarbakır 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1161, doluluk oranının %116, -Diyarbakır 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1191, doluluk oranının %119, -Diyarbakır 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 357, doluluk oranının %73, -Diyarbakır 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 369, doluluk oranının %75, -Elazığ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 363, doluluk oranının %74, -Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 374, doluluk oranının %76, -Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1349, doluluk oranının %135, -Şanlıurfa 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1628, doluluk oranının %163, -Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1484, doluluk oranının %148 olduğu, -Siverek 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tadilat işlemlerinin başlatıldığı, tadilat bitimine kadar hükümlü/tutuklu kabul edilmesinin uygun olmayacağının değerlendirildiği, 2.6. Ülke genelinde bulunan f tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranları Genel Müdürlük tarafından titizlikle takip edildiği, doluluk oranları %100’e ulaştığında bahse konu kurumlardan diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, f tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç) hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı, yapılan bu uygulama, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele edebilmek için tedbir amaçlı uygulandığı, 2.7. Ülkemizde f tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısı kısıtlı, kapasiteleri diğer kurumlara nazaran düşük olup 1 ve 3 kişilik odalara sahip kurumlar olduğu, hükümlü ve tutuklular tarafından Genel Müdürlüğe gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde, f tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını talep eden birçok kişi olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde, bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişi neredeyse imkansız hal alacağı, 2.8. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun
/
değerlendirilemediği, 2.9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 54 ile 05.06.2015 tarihli ve
167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, hükümlülerin gitmek istedikleri
kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten dilekçe vermeleri gerektiği hüküm altına alınmış olduğundan Genel Müdürlüğün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı, 2.10. 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.11. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.12. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel
Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.13. Başvuranın kurumda barındırıldığı son bir yıl içerisinde (15.01.2023 – 04.01.2024) annesi ve kardeşi tarafından bir kez ziyaret edildiği bilgilerine yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.1. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”; 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde, “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için
gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü”nün, 5.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde, “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkân verilir.” 5.2. “İkametgâhına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde, “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”; 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde, “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. (4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.” 6.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde, “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun
/
en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)
(Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. … ”; 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakilleri 5275 sayılı Kanunun
53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir”;
9. Adalet Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri ile Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesinde, “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”;. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”; “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” ; düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
/
12. Başvuran özetle, babasının Diyarbakır 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, babası ile aynı kampüste olması durumunda ailesinin ziyarete daha rahat gelebileceğini ifade ederek dilekçesinde belirttiği ceza infaz kurumlarından birine talep etmektedir.
13. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun 3. maddesinde “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup, bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasını amaçlamıştır. Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir. Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde “Hükümlülerin nakilleri” başlığı altında, nakle ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55. maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56. maddede “Zorunlu nedenlerle nakil”, 57. maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hükme yer verilmemiş olmakla birlikte, söz konusu hukuki metinlerin hepsinde “Kendi istekleri ile nakil” başlığı altında yer verilen madde hükmünün lafzından, “öngörülen” şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğu yönünde bir sonuca varılabildiğinden, bu şartları karşılayan hükümlülerce “ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil taleplerinde” bu husus, hukuki dayanak olarak idareye karşı ileri sürülebilmektedir.
16. Anayasamızın 20.maddesinde ve AİHS’nin 8.maddesinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02).
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8. maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
/
18. Farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda, Anayasa
Mahkemesi “tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır.
Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik” olduğu hususunu vurgulamıştır (AYM, Başvuru No : 2023/20099 2016/58533, 03/07/2019; AYM, Başvuru No : 2023/20099 2016/38867, 03/07/2019).
19. Aynı anda farklı ceza infaz kurumunda bulunan yakın aile bireylerinin nakil talep ettiği bir başvuruda
Kurumumuz tarafından “… Cezaevi sisteminin düzenlenmesine bağlı güçlükler ile idarenin bu alanda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Ne var ki somut olayın özellikleri dikkate alındığında; başvuruya konu tarafların yakın derecedeki aile bireyleri olduğu, başvuran tarafından nakil talep edilen, oğlunun barındırılmakta olduğu kurum ile aile bireylerinin ikameti arasındaki coğrafi mesafesinin başvuranın hali hazırda barındırıldığı kuruma kıyasen daha az olduğu, aynı yerleşkede tutulan aile bireylerini ziyaret edebilmenin aileye kolaylık sağlayacağı ve aynı yerleşke içerisinde tutulan yakın aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin güvenlik kriterleri dahilinde yasal olarak mümkün olabileceği dikkate alındığında başvuranın nakil isteminin kabulünün aile bireylerinin birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini katkı sağlayacağı” değerlendirilmesinde bulunulmuştur. (Başvuru No : 2023/20099 2020/3652; 2019/22869; 2017/12517)
20. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede; 20.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok sayıda kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından birtakım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 20.2. Bu kapsamda talep edilen ceza infaz kurumunun kapasitesinin üzerinde dolu olmasının başvuranın nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği, 20.3. Bununla birlikte, başvuranın babasının cezasının, başvuran ile farklı ilde bulunan ceza infaz kurumunda infaz edilmekte olduğu, 20.4. İdareden gelen cevabi yazıdan başvuranın, son bir yıl içerisinde (15.01.2023 – 04.01.2024) annesi ve kardeşi tarafından bir kez ziyaret edilebildiği, aile bireyleri tarafından hükümlüyü ziyaretin, hükümlülerin rehabilitasyonunda arz ettiği önem dikkate alındığında, başvuranın babasının da başka bir kurumda hükümlü olduğu, yakın aile bireylerinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasının, hem hükümlüler hem de özgürlüğünden yoksun bulunmayan aile bireyleri açısından mağduriyet teşkil edeceği kanaatiyle, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varıldığından, aynı anda farklı ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil koşullarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem
/
tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI . HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
22. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)
durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı
Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜ; Aynı anda ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla, başvuranın nakil şartlarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve başvuranın babasının cezasının infaz edilmekte olduğu Diyarbakır T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/