ÖZET: Başvuran, Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakil olduktan sonra televizyonunun mevcut yayın sistemine uyum sağlamadığını ve bu nedenle televizyon yayınlarından yararlanamadığını iddia etmiştir. İdare, başvurana DVB-C uydu alıcısının güvenlik nedeniyle kullanılamayacağına dair bir yanıt vermiştir. Başvuran, bu durumun yasaya aykırı olduğunu ve yeni bir televizyon almak zorunda kalarak 4716 TL zarara uğradığını belirtmiş, zararın tazmin edilmesini talep etmiştir.

İdare, başvuranın televizyonunun analog sistem yayınlarını alabildiğini, ancak kurumda dijital yayın sistemine uyum sağlamadığını ifade etmiştir. Başvuran, kurum kantininden uygun bir televizyon satın alarak sorunu çözmüştür. İdare, başvuranın talebinin güvenlik gerekçesiyle reddedildiğini ve bu durumun yasal dayanağının bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın yeni televizyon almasının zorunlu olduğu ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal etmediği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, başvuranın iddialarının yasal çerçevede değerlendirildiği ve idarenin uygulamalarının mevzuata uygun olduğu tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğ tarihinden itibaren dava açma hakkına sahiptir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/5829-S.24.9164

BAŞVURU NO : 2024/3342

KARAR TARİHİ : 29.05.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Ceza İnfaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvuranın mevcut

BAŞVURUNUN KONUSU :

televizyonu ile merkezi yayın sisteminden yararlanamamasından kaynaklı mağduriyet iddiası ve bağlantılı talepleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 04.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 22.12.2023 tarihinde Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na zorunlu naklinin gerçekleştirildiğini, Kurumdaki yayın sisteminin dijital olmasından dolayı TV yayınından yararlanamadığını; İdareye yaptığı başvuruya, DVB-C uydu alıcısı alınarak sorunun çözüme kavuşturulacağı yönünde yanıt verildiğini; 27/02/2024 tarihli ve Karar numaralı İGK kararı ile

‘DVB-C uydu alıcısının elektronik müdahaleye imkân verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonlarının bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmayacağı’, belirtilerek 5275 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası gerekçe gösterilerek talebinin reddedildiğini; Kurum kantininde satılan tüm televizyonlarda HDMI/SCART/USB girişi bulunduğunu, bunların sökülmesi suretiyle TV’nin kullanılabileceğini, aynı şekilde uydu alıcısında yer alan söz konusu girişlerin de sökülerek kullanımının mümkün olduğunu; İdarenin sorunun çözümü için

HDMI/SCART/USB girişi olmayan uydu alıcısı da bulabileceğini; Bakanlığın yukarıda bahse konu ret gerekçesi ve İGK kararının yasaya aykırı ve keyfi olduğunu; bu süreçte televizyon fiyatlarına zam geldiğini, televizyonu olmasına rağmen yeniden almak zorunda bırakıldığını; iddia ve şikâyetle, yeni bir TV alması nedeniyle oluşan 4716 TL zararının tazmin edilmesini ve televizyon yayınına erişim sorununun çözüme kavuşturulmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden 22/03/2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup,

adı geçen Genel Müdürlüğün 18.04.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, 2.1. Başvuranın, anılan Kuruma 22.12.2023 tarihinde kabulünün yapıldığı, yanında getirmiş olduğu marka televizyonunun incelendikten sonra yanına verildiği, söz konusu televizyonunun 02.01.2024 tarihinde kurulmasını istemesi üzerine teknisyen tarafından odasına gidildiği, televizyonunun kurulumu esnasında televizyonunun DTV özelliğini kapsamadığı tespit edildiği, Kurumun merkezi televizyon alt yapısına uygun olmadığının kendisine sözlü olarak bildirildiği ve tutanak altına alındığı, ancak başvuranın

08.01.2024 tarihinde tekrar söz konusu televizyonun kurulmasını talep ettiği, yine Kurum teknisyen

personeli tarafından odasına gidilerek kendisine alt yapı olarak sayısal kablo DVB-C kullanması sebebiyle merkezi yayın sisteminin desteklemediğinin bildirildiği, 2.2. Başvuranın, 09.01.2024 tarihinde televizyonunun kurulumu ile ilgili Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet başvurusunda bulunduğu, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı gereği söz konusu başvuru ile ilgili araştırma raporu istendiği, 19.01.2024 tarihinde yapılan araştırma neticesinin gerekli evraklarla birlikte gönderildiği, Genel Müdürlüklerinin 31.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile “söz konusu iddia ile ilgili olarak gerekli incelemenin yapıldığı ve mevzuata aykırı bir işlem bulunmadığının kurum yazısından anlaşıldığı ve Genel Müdürlük tarafından yapılacak bir işlem bulunmadığı” nın belirtildiği, 08.02.2024 tarihinde anılan Kurum tarafından Genel Müdürlüklerine gönderilen görüş talebi yazısında ”… bahsi geçen cihazın kurum kantininde satılması konusunda mevzuatta açık bir hüküm olmaması sebebiyle tereddüt hasıl olduğu”nun belirtildiği, 2.3. Anılan Kurum tarafından gönderilen görüş talebine Genel Müdürlüklerinin 23.02.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile “söz konusu talebe istinaden cihazının elektronik müdahaleye imkân verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonların bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmadığı”nın bildirildiği, başvuranın

09.01.2024 tarihli dilekçesi ile “… DVB-C alıcısı (Receiver) cihazının elektronik müdahaleye imkân

verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonlarının bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmadığının” değerlendirilerek 5275 Sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrası “Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirlerde alınır.

Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz.” gereğince talebinin reddine karar verildiği, başvuranın söz konusu karara istinaden tarihli dilekçesinde Burdur İnfaz Hâkimliğine

“Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Kararına istinaden itiraz süresinin Kamu Denetçiliği Kurumunun alacağı karara kadar dondurulmasını” talep ettiği, söz konusu başvuruya Burdur İnfaz Hâkimliğinin tarihli ve sayılı yazısı ile “bu talebine istinaden kuruma başvuru sebebiyle şikâyet süresinin durdurulmasına ilişkin yasal düzenlenme bulunmadığından hükümlüye konu hakkında bilgi verilerek şikâyeti olması durumunda şikayet dilekçesi ile birlikte ilgili kararın gönderilmesi”nin istenildiği, 2.4. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Elektrikli eşyalar” alt başlıklı 9 uncu maddesinde “Koğuş, oda ve eklentilerinde, kurumun elektrik tesisatı, fiziki koşulları ile odanın mevcudu dikkate alınmak suretiyle, kantinden temin edilen; HDMI/SCART/USB ve benzeri veri depolama veya aktarma girişi olmayan, dâhili uydu alıcısı ve bilgisayar sistemi ile tümleşik özelliği bulunmayan televizyon ile buzdolabı, saç kurutma makinesi, idare tarafından uygun görülecek sayıda elektrikli su ısıtıcısı ve iklim koşulları da dikkate alınarak vantilatör bulundurulmasına izin verilebilir.” hükümlerinin yer aldığı, 2.5. Bu kapsamda, başvuranın anılan Kuruma nakil esnasında yanında getirdiği televizyonun analog sistem yayınlarını alabildiği, Kurumda DVB-C (Kablolu dijital yayın) standardında yapılan dijital yayınları alacak donanıma sahip olmadığı, bu nedenle televizyonun kendisine teslim edildiği ancak, kurulumunun

yapılamadığı, görevli personel tarafından kendisine Kurum kantininden mevcut yayına uyumlu televizyon satın alabileceği bilgisinin verildiği, 2.6. Başvuranın, 28.02.2024 tarihinde kendi talebi doğrultusunda ücreti emanet para hesabından karşılanarak kurum kantininden 4700 TL tutarındaki kurum merkezi televizyon altyapısına uygun olan televizyon ile kurulum için gerekli olan 16,00 TL anten kablosunu aldığı, hâlihazırda odasında bu televizyonun bulunduğu, 2.7. Bu kapsamda adı geçen, her ne kadar 4716 TL zararı olduğunu iddia etmiş ise de, söz konusu televizyon ve anten kablosunun adı geçene ait olduğu, anılan Kurumdan nakil veya tahliye olması durumunda yanında götürebileceği, ayrıca istediği zaman televizyonunu yakınlarına kargo ile de gönderebileceği, mağduriyetin söz konusu olmadığı, kurum uygulamaların mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği, herhangi bir keyfi ve usulsüz uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, 2.8. Şikâyet konusu talebe ilişkin olarak açılmış herhangi bir davanın bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 ncü maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.); “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

(Mülga fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.)

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”, 3.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

(Mülga üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.)

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.) Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.) Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği

Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”, 4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 4.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin ilgili fıkralarında;

“(1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar.

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.

g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak kanun (…) ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur.

h) Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır.”, 4.2. “Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar” başlıklı 35 inci maddesinde; “Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir.”, 4.3. “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” başlıklı 49 uncu maddesinin ilgili fıkrasında; “Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır. Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz.”,

4.4. “Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı” başlıklı 67 nci maddesinin ilgili fıkralarında; “(1) Hükümlü, ceza infaz kurumlarında merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun, 5.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin ilgili fıkralarında; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 6. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in, 6.1. “Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı” başlıklı 75 inci maddesinin ilgili fıkralarında; “(1) Hükümlü, kurumlarda merkezi yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezi yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”, 7. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in, 7.1. “Elektrikli eşyalar” başlıklı 9 uncu maddesinin ilgili fıkrasında; “Koğuş, oda ve eklentilerinde, kurumun elektrik tesisatı, fiziki koşulları ile odanın mevcudu dikkate alınmak suretiyle, kantinden temin edilen; HDMI/SCART/USB ve benzeri veri depolama veya aktarma girişi olmayan, dâhili uydu alıcısı ve bilgisayar sistemi ile tümleşik özelliği bulunmayan televizyon ile buzdolabı, saç kurutma makinesi, idare tarafından uygun görülecek sayıda elektrikli su ısıtıcısı ve iklim koşulları da dikkate alınarak vantilatör bulundurulmasına izin verilebilir.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin hazırlanan

“Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle; nakil olarak gelirken beraberinde getirdiği televizyonunun, nakil olduğu kurumdaki

DVB-C standardında yapılan dijital yayınları alacak donanıma sahip olmadığı için kullanamadığını, Kurum idaresi tarafından, DVB-C alıcısı (Receiver) olarak ifade edilen cihazın dışarıdan temin edilerek sorunun çözüme kavuşturulacağı belirtilmişse de söz konusu cihazın elektronik müdahaleye imkân verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonlarının bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmayacağı gerekçesiyle 5275 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca talebinin reddedildiğini, Bakanlığın yukarıda bahse konu ret gerekçesi ve aynı yöndeki İGK kararının yasaya aykırı ve keyfi olduğunu, televizyonu olmasına rağmen yeniden almak zorunda bırakılarak zarara uğratıldığını iddia ve şikâyetle, yeni bir TV alması nedeniyle oluşan 4716 TL zararının tazmin edilmesini ve televizyon yayınına erişim sorununun çözüme kavuşturulmasını talep etmektedir.

10. İdareden temin edilen belgelerden; 10.1. Başvuranın, Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken, asayiş ve güvenlik gerekçesiyle 22/12/2023 tarihinde Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna sevkin yapıldığı, 10.2. Başvuranın, nakil olarak geldiği Kurumdan yanında getirmiş olduğu SABA marka televizyonunun analog sistem yayınları alabildiği, Kurumdaki DVB-C standardında yapılan yayınları alacak donanıma sahip olmadığı, bu nedenle Kurum teknisyeni tarafından kurulumunun yapılamayarak bu hususun tutanak altına alındığı, görevli memurlar tarafından Kurum kantininden uyumlu televizyon teminine yönelik başvurana gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, 10.3. Başvuranın televizyonunun kurulumu ile ilgili Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim

Merkezi ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet başvurusunda bulunduğu, Burdur Cumhuriyet

Başsavcılığının 11.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı gereği söz konusu başvuru ile ilgili hazırlanan

18.01.2024 tarihli Kurum Araştırma Raporu’nun sonuç kısmında, Kurum kantininde DVB-C (Kablolu

dijital yayın standartı) destekli televizyonların bulunduğu, ayrıca Kuruma nakil olarak gelen hükümlü ve tutukluların eski televizyonları için DVB-C yayınları alarak SCART çıkışından televizyonlara aktarmak için gerekli cihazın araştırmasının yapıldığı, Ceza İnfaz Kurumlarına uyumlu olarak HDMI/SCART/USB girişi olmayan alıcı cihazın (receiver) Kurum Kantininde satılması için gerekli izinlerin alınıp onaylanması durumunda yeni bir televizyon alınması yerine daha uygun bir fiyatlı alıcı cihaz ile bu konudaki sorunların çözümlenmeye çalışılacağının ifade edildiği, 10.4. 08.02.2024 tarihinde anılan Kurum tarafından Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gönderilen görüş talebi yazısında, HDMI/SCART/USB girişi olmayan, dâhili uydu alıcısı bulunmayan sadece DVB-C alıcısı olan cihazın (receiver), kurum kantininde satılması konusunda mevzuatta açık bir hüküm olmaması sebebiyle tereddüt hâsıl olduğunun belirtildiği, 10.5. Anılan Kurum tarafından gönderilen görüş talebine cevaben Genel Müdürlüğün 23.02.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile “Söz konusu talebe istinaden yapılan araştırma neticesinde; DVB-C alıcısı (Receiver) cihazın elektronik müdahaleye imkân verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonlarının bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmadığı”nın bildirildiği, 10.6. Başvuranın, 28.02.2024 tarihinde kendi talebi doğrultusunda ücreti emanet para hesabından karşılanarak kurum kantininden 4700 TL tutarındaki kurum merkezi televizyon altyapısına uygun olan

televizyon ile kurulum için gerekli olan 16,00 TL anten kablosunu aldığı, hâlihazırda odasında bu televizyonun bulunduğu, Hususları anlaşılmıştır.

11. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvuran, nakil olarak gelirken beraberinde getirdiği televizyonunun, nakil olduğu kurumdaki televizyon altyapısına uygun olmaması nedeniyle yeni bir televizyon almak zorunda bırakıldığını belirterek, bu sebeple oluşan maddi zararının giderilmesi ve TV yayınlarına erişiminin sağlanması hususlarında gereğini talep etmektedir.

12. Başvuru konusu iddia ve talepler kapsamında ilgili mevzuatı ışığında Anayasa Mahkemesi içtihatları incelendiğinde, başvuru konusunun Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesi ile “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddeleri çerçevesinde inceleme gerektirdiği değerlendirilmektedir.

Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26 ncı maddesi çerçevesinde inceleme 13. Bilindiği üzere hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler. Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır.

Hükümlü ve tutukluların 5275 sayılı Kanun’un 67. maddesi gereğince televizyon yayınlarını izleyebilmesi hususu da haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün norm alanı kapsamında kalmaktadır (Muhittin Pirinççioğlu, B. No: 2014/4397, 21/9/2016, § 27).

14. Diğer temel hak ve özgürlüklerde olduğu gibi ifade özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır ve Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. İfade özgürlüğüne ilişkin 26 ncı maddenin ikinci fıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. (Ahmet Temiz (5), B. No:2013/8696, 10/3/2016, §33).

Buna göre, ifade özgürlüğüne, kanunla öngörülmedikçe ve madde metninde belirtilen meşru amaçlar dışında müdahale edilemez. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler de dikkate alınmak zorundadır.

15. Öte yandan ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma makul ve ölçülü olmalıdır. Bununla birlikte hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüne yapılacak bir sınırlamada, ceza infaz kurumunda suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin sağlanması açısından idarenin takdir marjının da daha geniş olduğu kabul edilmektedir (Muhittin Pirinççioğlu § 28).

16. Hükümlü ve/veya tutukluların televizyon yayınlarından yararlanma hakkı 5275 sayılı Kanun’un

“Günlük Yaşamda Haklar ve Yükümlülükler” başlıklı ikinci bölümünün 67 nci maddesinde düzenlenmekle, benzer bir düzenlemeye 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 75 inci maddesinde de yer verilmiştir. İlgili düzenlemelerle hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına sahip oldukları, merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda ise, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin verileceği hüküm altına alınmıştır.

17. Hükümlü ve tutukluların koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri kişisel eşyalara ilişkin düzenlemeye 5275 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu madde incelendiğinde, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddelerinin Yönetmelik ile

düzenleneceğinin belirtildiği görülmekle, 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan

Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik hükümleri ile bulundurulacak eşyaların sayısı, niteliği, hacmi ve bunların temin edilme şekilleri açıklığa kavuşturulmuştur. Yönetmeliğin “Elektrikli eşyalar” başlıklı 9 uncu maddesinin ilgili fıkrasında; kurumun elektrik tesisatı, fiziki koşulları ile odanın mevcudu dikkate alınmak suretiyle, kantinden temin edilen; HDMI/SCART/USB ve benzeri veri depolama veya aktarma girişi olmayan, dâhili uydu alıcısı ve bilgisayar sistemi ile tümleşik özelliği bulunmayan televizyon ile buzdolabı, saç kurutma makinesi, idare tarafından uygun görülecek sayıda elektrikli su ısıtıcısı ve iklim koşulları da dikkate alınarak vantilatör bulundurulmasına izin verilebileceği hüküm altına alınmıştır.

18. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına kural olarak sahip oldukları, bununla birlikte hükümlülerin kurumun elektrik tesisatı, fiziki koşulları ile odanın mevcudunun uygunluğuna bağlı olarak ve kantinden temin edilmek şartıyla koğuş, oda ve eklentilerinde HDMI/SCART/USB ve benzeri veri depolama veya aktarma girişi olmayan, dâhili uydu alıcısı ve bilgisayar sistemi ile tümleşik özelliği bulunmayan televizyon bulundurmalarına izin verilebileceğinin düzenlendiği ancak başvuranın televizyonunun kablolu dijital yayına uyumlanmasını sağlayacak DVB-C alıcısına söz konusu madde kapsamında yer verilmediği görülmüştür. Bu doğrultuda başvuranın DVB-C alıcısı yönünden talebinin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.

19. İdarenin dosyası kapsamına sunduğu bilgi ve belgelerden, başvuranın analog yayıma uyumlu televizyonunu geldiği kurumda kullanabilmeye devam edebilmesi için Kurum Müdürlüğü tarafından

HDMI/SCART/USB girişi olmayan, dahili uydu alıcısı bulunmayan sadece DVB-C alıcısı olan bir cihaz bulunmuşsa da, cihazın Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik kapsamında yer almaması nedeniyle oluşan tereddüt üzerine konunun Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğüne iletildiği, yapılan araştırma neticesinde cihazın elektronik müdahaleye izin verebileceği belirtilerek güvenlik gerekçesiyle talebin reddedildiği görülmüştür.

20. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması ve bu hususu tehdit edecek her türlü uygulamanın engellenmesi idarenin görevidir (Muhittin Pirinççioğlu § 45). Bu çerçevede, idarenin yaptığı araştırmada, DVB-C alıcısının elektronik müdahaleye imkân verebileceği yönünde vardığı tespit ve

Anayasa Mahkemesinin, ceza infaz kurumlarında suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin sağlanması açısından hükümlü ve tutukluların temel hak ve özgürlüklerine getirilen sınırlamalarda idarenin takdir marjının daha geniş yorumlanması gerektiği yönündeki genel kabulü karşısında, başvuranın DVB-C alıcısından yararlandırılmamasının meşru bir amaç taşıdığı, ceza infaz kurumunda düzenin sağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin ifade özgürlüğü arasında makul dengenin kurulmadığının söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz (5), §55).

21. Ayrıca başvuranın merkezi yayın sisteminden yararlanmasının yasaklanması ya da kurum kantininden televizyon almasının ve kullanmasının engellenmesi de söz konusu olmadığından hakkın kullanımına ceza infaz kurumunda düzen ve disiplinin sağlanması amacıyla yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğunun söylenemeyeceği ve talebin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi çerçevesinde inceleme 22. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvuran, merkezi yayın sisteminden faydalanabilmesi için gerekli olan DVB-C alıcısının elektronik müdahaleye imkân verebileceği, güvenlik açısından uygun olmadığı gerekçesiyle alımına izin verilmediğinden kurum kantininden yeni bir televizyon ve kurulumu için gerekli olan anten kablosunu almak zorunda kaldığını belirtmekte, İdarenin keyfi ve hukuksuz olduğunu iddia ettiği bu işlemi nedeniyle zararının tazmini talep etmektedir.

23. Anayasa’nın 35 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (Cevdet Bayır, B. No: 2014/6190, 6/7/2017, § 28). Başvuranın, geldiği kurumun merkezi yayın altyapısına uyumlu televizyon satın almak için yapmış olduğu harcama / karşılığında almış olduğu televizyon da menkul bir mal olarak Anayasa’nın 35 inci maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı kapsamına girmektedir.

24. Öte yandan Anayasa’nın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkı, sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür (Cevdet Bayır, § 32).

25. Anayasa Mahkemesi ceza infaz kurumunda bulunan tutuklunun eski kıyafetlerinin ceza infaz kurumuna alınmayarak yeni kıyafet almaya zorlanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin yaptığı incelemede, tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerine, yönelik olarak getirilen çoğu sınırlamanın esasen ceza infaz kurumunda tutulmanın doğasından kaynaklanan kısıtlamalar mahiyetinde olduğunu, ceza infaz kurumunda tutulan bir kimsenin Anayasa’da yer alan hak ve özgürlüklerden her yönüyle yararlanması işin mahiyeti ve tutulmanın amacıyla bağdaşmayacağını, kamu makamlarının tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması hususunda diğer kişilere yönelik kısıtlamalara nazaran daha geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarının kabulü gerektiğini, tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasında Anayasa’nın ilgili maddelerinde öngörülen sınırlama sebeplerine ek olarak ceza infaz kurumunun disiplini ve güvenliğinin sağlanmasının da bir sınırlama sebebi teşkil edebileceğini ifade etmiştir (Emre Sönmez, B. No: 2019/890, 13/1/2022, § 39).

26. Somut başvuruda DVB- C alıcısı satın alımına ilişkin olarak getirilen sınırlandırmanın gerekçesi İdare ve Gözlem Kurulu kararında, “DVB-C alıcısı (Receiver) cihazının elektronik müdahaleye imkân verebileceği, HDMI/SCART/USB girişi bulunan versiyonlarının bulunması nedeniyle oda ve eklentilerinde kullanılmasının güvenlik açısından uygun olmadığı değerlendirildiğinden 5275 Sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrası “Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirlerde alınır.

Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz.” şeklinde açıklanmıştır.

27. Başvuran yeni bir televizyon almaya zorlandığını belirtmekte, bu sebeple zarara uğratıldığından bahisle zararının tazmini talep etmektedir. Başvuran merkezi yayından yararlanabilmek için maddi bir külfete katlanmak zorunda bırakılmasının İdarenin keyfi uygulamasının bir sonucu olduğunu iddia ediyorsa da, yukarıda da ifade edildiği üzere ret gerekçesinin yasal bir dayanağının bulunduğu ayrıca başvuru konusu tedbirin ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması amacına yönelik olduğu, kurumda oluşabilecek güvenlik riskinin, başvuranın DVB-C alıcısını kullanmaktan elde edeceği yararın göz ardı edilmesini haklılaştıracak düzeye ulaştığı ve idarenin kurum güvenliğini gözetmesinin kamu yararı gereği olduğu değerlendirilmiştir.

28. Bu doğrultuda İdarenin, ‘satın alınan televizyon ve anten kablosunun başvurana ait olduğu, anılan

Kurumdan nakil veya tahliye olması durumunda yanında götürebileceği, ayrıca istediği zaman televizyonunu yakınlarına kargo ile de gönderebileceği’ yönündeki açıklamaları ve hâlihazırda başvuranın merkezi yayın sistemine erişiminin de olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, İdarenin almış olduğu tedbirin ölçüsüz olduğunun söylenemeyeceği ve talebin reddi gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği

değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Burdur İnfaz Hâkimliğine dava yolu açıktır.

V. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi