ÖZET: Başvuran avukat, müvekkili olan şirketin borçlusuna dair Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde tutulan bilgilerin kendisine verilmesini talep etmiştir. Başvurusunda, SGK kayıtlarından elde ettiği bilgilere dayanarak, borçlunun Güngören Hastanesi’nde çalıştığına dair çelişkili yanıtlar aldığını, bu durumun hem müvekkilini hem de SGK’yı zarara uğratabileceğini ifade etmiştir. Başvuran, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde bilgi talep etme hakkını savunarak, SGK’nın bu bilgileri kişisel veri ve ticari sır gerekçesiyle vermemesi üzerine itirazda bulunmuştur.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuruyu değerlendirirken, talep edilen bilgilerin kişisel veri niteliği taşıdığını ve bu verilerin yalnızca ilgili kişinin rızasıyla paylaşılabileceğini belirtmiştir. Ayrıca, SGK’nın yalnızca belirli koşullar altında bilgi paylaşabileceği, bu koşulların başvuranın durumuna uymadığı ifade edilmiştir. Başvurunun reddedilmesine ilişkin gerekçede, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleri vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talep ettiği bilgilerin verilmemesinin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. İdarenin, başvuruya ilişkin işlemlerinde genel yönetim ilkelerine uyduğu, ancak başvuru yollarının belirtilmediği için bu ilkeye riayet etmediği tespit edilmiştir. Başvuran, gerekçeli ret kararının tebliğinden itibaren yargı yoluna başvurabilecektir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/9568-S.24.14780

BAŞVURU NO : 2024/4027

KARAR TARİHİ : 10.09.2024

RET KARARI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Avukat olan başvuranın, Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bilgi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Sağlığı ve Lens Uygulama Hizmetleri Ticaret A.Ş. vekili olduğunu, müvekkil şirket ile borçlusu olan arasında devam eden bir hukuki uyuşmazlıkta, İstanbul 4.

İcra Müdürlüğünün / esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin kesinleşmesi ile alacağın tahsili için süreç başlatıldığını, SGK’nin herkese açık olan (https://gss.sgk.gov.tr/SaglikHizmetSunuculari/pages/doktorArama.faces) kayıtlarından, kendisi aynı zamanda doktor olan ’ın Güngören Hastanesinde ( Sağlık Eğitim İnşaat Sanayi ve

Ticaret A.Ş.) 28/01/2019 tarihinden itibaren göz hekimi olarak çalıştığı ve hizmet sunduğu bilgisine ulaşıldığını, bu kayıtlara göre adı geçen Hastaneye başvurulduğunu ancak Hastaneden gelen cevapta, Dr.

’ın kendi Hastanelerinde çalışmadığı ve işten ayrıldığı cevabının verildiğini, anılan şahıs

SGK’nin denetiminde olan özel hastanede çalıştığı halde 5 yıldan beri bu durumun gizlendiğini, zira gerek

SGK kayıtları gerekse adı geçen hekimin sosyal medya paylaşımlarından, hekimin Güngören Hastanesinde hizmet sunma ve fatura karşılığı ya da çalışan sıfatıyla hizmet verdiğinin anlaşıldığını, Hastanenin verdiği cevabın ise SGK kayıtlarıyla çeliştiğini, bu durumun hem müvekkil şirketi hem de kamu kurumu olan

SGK’yi zarara uğratma şüphesini ortaya koyduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4 ve 5’inci maddesi hükümleri uyarınca kamu kurumların kamu hizmeti sunan avukatlara bilgi vermesi gerektiğini, bu çerçevede göz hekimi

’ın; hâlihazırda çalışma belgesinin olup olmadığı varsa hangi hastane-tıp merkezi üzerinden alındığı, MEDULA kaydının aktif olup olmadığı ve adına MEDULA sistemi üzerinden SGK’li hastalara Ekim 2019-Ocak 2024 tarihleri arasında hizmet sunulup sunulmadığı ve sunulduysa yapılan işlemlerin hangi hastane-tıp merkezi adına fatura edildiği, aynı tarih aralığında hangi hastane veya tıp merkezinde çalıştığı ya da fatura karşılığı hizmet sunduğu, Güngören Hastanesi ( Sağlık Eğitim İnşaat Sanayi ve Ticaret

A.Ş.) ile ’ın ortağı ve yetkilisi olduğu firmalar arasında hizmet alımı olup olmadığı, bu

Hastanede Ekim 2019-Ocak 2024 tarihleri arasında adına doğrudan veya dolaylı olarak yapılan sağlık hizmetinin SGK’ye fatura edilip edilmediği, fatura edildiyse yapılan işlem fatura bedelinin

ne olduğu hususlarında taraflarına yazılı bir şekilde cevap verilmesinin istendiğini ancak bahse konu bilgilerin SGK tarafından kişisel veri ve ticari sır niteliği taşıdığı gerekçesiyle verilmediğini, SGK kayıtlarında, zaten herkese açık olan bilginin doğruluğu için, SGK’ye başvuru yapıldığını, dolayısıyla söz konusu bilgilerin kişisel veri olmayıp esasında SGK sitesinde herkese açık ancak teyide muhtaç olan bilgiler olduğunu, SGK’nin cevabi yazısında vekaletnamede özel yetki olmadığı gerekçesine yer verilmişse de bahse konu bilgilerin müvekkili ile ilgili olmadığından özel yetki talebinin söz konusu olamayacağını, zira Avukatlık Kanunu’nun 2’nci ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 73’üncü maddesi kapsamında avukata verilen genel vekaletname ile müvekkilin aleyhindeki bütün hususlara ilişkin her türlü bilgi ve belgenin kamu kurumlarından talep edilebildiğini, SGK’nin cevap vermekten imtina etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia ve ifade ederek söz konusu bilgilerin taraflarına verilmesini ve anılan mevzuata aykırı hareket edenler hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 11/07/2024 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuranın talebinin 5502 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinin altıncı fıkrası ve Sosyal Güvenlik

Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirildiği ve bu çerçevede uygun bulunmadığı, ayrıca başvuru konusu bilgi ve belgelerin Bilgi

Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bulunduğu, 2.2. Anayasa’nın 20’nci maddesinde güvence altına alınmış olan özel hayatın gizliliği hükümleri gereği sınırları ve tanımı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda yapılan kişisel verilerin korunmasına ilişkin olarak SGK’nin 5510 Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu kapsamında işlediği kişisel verilerin korunması ve paylaşılmasına ilişkin konularda özel hassasiyet gösterdiği, bu kapsamda 5502 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin altıncı fıkrasında da hüküm altına alındığı üzere kişisel verilerin kişiler muvafakat vermedikleri sürece gerçek ve tüzel kişiler ile paylaşılamadığı, 2.3. Nitekim 6698 sayılı Kanun ve 5502 sayılı Kanun’a dayanakla çıkarılmış olan Sosyal Güvenlik Kurumu

Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik’in 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kişisel verilerin sadece kişilerin kendileri, özel nitelikli vekalet verilmesi koşuluyla avukatı, yargı organları ve Sağlık Bakanlığı ile paylaşıldığı, aynı Yönetmelik’in 17’nci maddesi uyarınca 5510 sayılı

Kanun kapsamında verisi işlenen tüzel kişilere ait verilerin tüzel kişinin muvafakati olmaksızın üçüncü kişilere aktarılamadığı, 2.4. Yine 5502 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinin altıncı fıkrası gereği; görev alanlarında bulunmak kaydı ile 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili mevzuatında belirtilen görevleri yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları sağlık verisi dışındaki kişisel veriler ile ticari sır niteliğindeki verilerin ilgili idareler ile paylaşılabildiği, 2.5. Başvuranın talep ettiği verilerin herkese açık ancak teyide muhtaç olduğuna ilişkin iddiası ile ilgili olarak; başvuruda web adresi verilen uygulamanın 5510 sayılı Kanun kapsamında sağlık yardımına müstahak kişilerin SGK ile sözleşmeli olan sağlık hizmeti sunucuları ile ilgili bilgilere ulaşması amacıyla hazırlanmış “Hastaneni Seç Doktoruna Ulaş” uygulamasının ekran görüntüsü olduğu ve bu uygulamada sağlık hizmet sunucuları hakkında bilgi verildiği, tüm vatandaşların doğrulama bilgisi ile girebildiği ve giriş yapan kişilerin log kayıtlarının tutulduğu uygulama ile vatandaşın SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucularından aldıkları, alacakları sağlık hizmetlerine ilişkin; özel sağlık hizmet sunucusunu (hastane, özel dal merkezi, diyaliz merkezi, tıp merkezi vb.) arayabildiği, hastanenin aldığı ilave ücret oranına, fotoğrafına, harita üzerinde konumuna, web adresine, telefon, faks, anlaşma konularına, SHS’nin uygulayabildiği işlemlere kadar detaylı arama yapabildiği, en fazla ne kadar ilave ücret ödeyeceği ve ne

kadar katılım payı vereceğini hesaplayabildiği, bir tıbbi işlemin hangi tesislerde ne kadar ilave ücret alınarak yapıldığını görüntüleyebildiği, bu uygulamayla muayene katılım payı ve ilave ücret konusunda bilgi sahibi olabildiği, bu kapsamda vatandaşların alacakları sağlık hizmetlerine ilişkin bilgi almaları amacıyla hazırlanmış olan uygulamanın hazırlanış amacı dışında bir amaç için kullanıldığının anlaşıldığı, 2.6. Diğer taraftan SGK’nin 5510 sayılı Kanun ve diğer Kanunlar ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek amacıyla sağlık hizmet sunucularından hizmet alımı yapmakta olup sadece bu kapsamda satın aldığı hizmetlere ilişkin işlemlerle ilgili denetim yetkisinin bulunduğu, sağlık hizmet sunucularının; ruhsatlandırılması, açılması, kapanması ve denetlenmesine ilişkin hususlar ile firmaların birbirleriyle olan ticari ilişkileri, kişilerin çalıştıkları işyerleri ile yaptıkları hizmet akitlerinin görev alanı kapsamında bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanlığı Hukuk İşleri Dairesi Başkanlığının 29/05/2024 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle; 3.1. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3’üncü maddesinde kişisel veri, kişisel verilerin işlenmesi, veri sorumlusu kavramlarının tanımlandığı, Kanun’un 5’inci maddesinin birinci fıkrasında ise; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin, ikinci fıkrasında, bu fıkrada belirtilen şartlardan birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğunun hükme bağlandığı, Kanun’un 4 üncü maddesinde, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceğinin ve kişisel verilerin işlenmesinde aynı maddede sayılan ilkelere uyulmasının zorunlu olduğunun düzenleme altına alındığı, anılan madde hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, kişisel veri işlenmesi faaliyetinin tüm süreçlerinde her hal ve şartta Kanun’un 4’üncü maddesinde sayılan genel ilkelere uyulmasının hukuki bir gereklilik olduğu, 3.2. 6698 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde; kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı ancak 5’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca özel nitelikli kişisel veriler bakımından ise yeterli önlemler alınmak kaydıyla 6’ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlardan birinin bulunması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği düzenlemelerine yer verildiği, ayrıca

Kanun’un 8’inci maddesinin üçüncü fıkrasında kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olduğu hükmünün yer aldığı, söz konusu hükmün aktarıma cevaz verebileceği gibi aktarımı kısıtlayıcı bir hüküm de olabileceği, 3.3. Bu çerçevede görüş talebine konu hususa ilişkin olarak; Şirket’in alacaklı bulunduğu şahıs hakkında icra işlemleri yürütüldüğü, talep edilen bilgiler ile SGK ve Şirket/Şirket vekilleri arasında Kanun’un 8’inci maddesi kapsamında bir aktarım faaliyeti gerçekleştirilmesinin amaçlandığı anlaşılmakta olup; söz konusu kişisel veri aktarım faaliyetinin hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi için kişisel verilerin aktarımını talep eden ve aktaran taraflarca Kanun ve ilgili diğer mevzuat kapsamında aktarıma dayanak oluşturan hukuki gerekçelerin ortaya konulması gerektiği, bu kapsamda her somut konuya ilişkin nihai değerlendirmenin yukarıda bahsedilen hükümlerin yanı sıra ilgili diğer mevzuat hükümlerinin de ele alınması suretiyle aktarımın taraflarınca yapılmasının uygun olacağının düşünüldüğü, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 4.1. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz…”

4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 19/03/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun; 6.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde: “…Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” 6.2. “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesinde: “Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 7. 24/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; 7.1. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.” 7.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesinde: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” 7.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.” 7.4. “Ticarî sır” başlıklı 23’üncü maddesinde: “Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.” 8. 24/3/2016 tarihli ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun;

8.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde: “(1) Bu Kanunun uygulanmasında; … d) Kişisel veri:

Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle

getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, … ifade eder.” 8.2. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinde: “(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” 8.3. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde: “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.

(2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” 9. 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında

Kanun’un “Kurumun taşınmaz edinimi, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile gayri maddi haklarının hukuki durumu” başlıklı 35’inci maddesinin altıncı fıkrasında: “Kurum, bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla işlediği kişisel veriler ile ticari sır niteliğinde olan verileri, veri sahibinin noter onaylı muvafakati veya e-Devlet uygulaması üzerinden kimlik teyidi ile verilen izni olmadan gerçek veya tüzel kişilerle paylaşamaz. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile Türkiye

Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili mevzuatında belirtilen görevleri yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları sağlık verisi dışındaki kişisel veriler ile ticari sır niteliğindeki veriler paylaşılabilir. Kurum, kişisel sağlık verilerini kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, verilen sağlık hizmetlerinin uygunluğunun ve yerindeliğinin takibi ve finansmanının planlanması amacıyla talebi hâlinde Sağlık Bakanlığı ile paylaşır. Kurum, bunların dışındaki gayri maddi hakları ile kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişiyle ilişkilendirilemeyecek şekilde anonim hâle getirdiği verileri araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlar için kamu idareleri, Türkiye

Cumhuriyet Merkez Bankası, bilimsel araştırma yapan kamu personeli, bilimsel dernekler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üniversiteler ile ücretsiz olarak paylaşabilir. Anonim hâle getirilen verinin tüzel kişilere ait olması hâlinde bu fıkrada sayılanlar dışındaki gerçek veya tüzel kişilere tüzel kişinin noter onaylı muvafakati alınmak kaydıyla ücretli olarak verilebilir. Veri paylaşılan kamu idareleri ile gerçek ve tüzel kişiler, paylaşılan verinin gizliliğinden ve güvenliğinden sorumludur. Bu fıkranın aksine davrananlar hakkında, veri paylaşımı yapılanlar da dâhil olmak üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.” 10. 19/02/2022 tarihli ve 31755 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu

Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik’in; 10.1. “Kişisel veriler, kişisel sağlık verileri ile ticari sır niteliğindeki verilerin işlenmesi” başlıklı 5’inci maddesinde: “… (3) Sağlık hizmeti sunucuları, sözleşme kapsamında Kurum adına işledikleri kişisel sağlık verilerini, Kurum veri kayıt sistemi dışında hiçbir yere kopyalayamaz veya aktaramaz.

(4) Kurum adına kişisel verileri, kişisel sağlık verilerini ve ticari sır niteliğindeki verileri işleyen veya görevi gereği bu verilere erişen herkes, sır saklama yükümlülüğü altında olup veri gizliliğinin sağlanması amacıyla Kurum ve Kurul tarafından belirlenen önlemlere uymakla yükümlüdür…” 10.2. “Kişinin kendisine ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerine ilişkin talepleri” başlıklı 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında: “(3) Kurum, kişinin kişisel verileri ile kişisel sağlık verilerini; a) Kişinin kendisine veya noter onaylı muvafakatiyle veya e-Devlet uygulaması üzerinden kimlik teyidi ile verilen izin ile diğer gerçek veya tüzel kişilere, b) Mahkeme kararı ile kişinin sağlık verilerine erişim izninde yetkilendirilmiş kişilere, c) Müvekkili tarafından verilen özel vekâletnamede avukatın kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine yer verilmiş olması şartıyla ilgili avukatına, aktarabilir veya gerekçesini açıklayarak veri taleplerini reddedebilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Avukat olan başvuran, vekili olduğu şirketin borçlusuna ait SGK nezdinde tutulan bir takım bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini talep etmektedir.

13. Avukatlık Kanunu’nun 1’inci maddesinde avukatın, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği belirtilmiş olup aynı Kanun’un 2’nci maddesinde, avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak şeklinde ifade edilmiştir.

14. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğunu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Adil yargılamanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla; anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem taşımaktadır.

15. Avukatlar mesleklerini ifa ederken üstlendikleri iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek özenle yürütmekle yükümlü kılınmışlardır. Bu bakımdan üstlendikleri görevi en kısa zamanda ve müvekkilinin mümkün olduğu ölçüde lehine sonuçlandırılması için avukat, mesleğinin gereği kendisinden beklenen tam emek ve çalışmasını ortaya koymak zorundadır. Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde mesleğini icrası ile toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama ilkesine katkı sağlayacak yeterli ve elverişli delil ikame edebilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge inceleme ve gerektiğinde bu belgelerden örnek alabilme yetkisini haiz olmasını gerekli kılmaktadır.

16. Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde, yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve

vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü oldukları, bu belgelerden örnek alınmasının ise vekaletname ibrazına bağlı olduğu hükme bağlanmıştır.

17. Söz konusu düzenlemeler ile savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi amacıyla belirli kurum ve kuruluşlara, avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak ve kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla normalde açıklamak zorunda olmadıkları bilgi ve belgeleri avukatların incelemesine sunmak yükümlülüğü getirilmiş ve sadece incelemeye sunulan belgelerden örnek alınması hususu vekaletname ibrazına bağlanmıştır. Böylece avukatlara kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge toplama yetkisi verilmiş olup kurum ve kuruluşların istenen bilgi ve belgeleri avukatların incelemelerine sunma yükümlülüğü, özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunması halleri ile sınırlandırılmıştır.

18. Avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olan kurumların yasalarındaki özel hükümlere örnek olarak ise; 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55’inci maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Sırların Saklanması” başlıklı 73’üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5’inci maddesi verilebilir. Bu kapsamda, mezkûr Kanun’da yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın incelemesine sunması zorunlu olup ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkı kısıtlanabilecektir.

19. Somut olayda doktor olan borçlu kişinin; hâlihazırda çalışma belgesinin olup olmadığı varsa hangi hastane-tıp merkezi üzerinden alındığı, MEDULA kaydının aktif olup olmadığı ve adına MEDULA sistemi üzerinden SGK’li hastalara Ekim 2019-Ocak 2024 tarihleri arasında hizmet sunulup sunulmadığı ve sunulduysa yapılan işlemlerin hangi hastane-tıp merkezi adına fatura edildiği, aynı tarih aralığında hangi hastane veya tıp merkezinde çalıştığı ya da fatura karşılığı hizmet sunduğu, Güngören Hastanesi (

Sağlık Eğitim İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) ile ’ın ortağı ve yetkilisi olduğu firmalar arasında hizmet alımı olup olmadığı, bu Hastanede Ekim 2019-Ocak 2024 tarihleri arasında adına doğrudan veya dolaylı olarak yapılan sağlık hizmetinin SGK’ye fatura edilip edilmediği, fatura edildiyse yapılan işlem fatura bedelinin ne olduğu yönünde bilgi talep edilmiştir.

20. Başvuruya konu bilgi ve belgelerin 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri olduğuna şüphe bulunmamaktadır. 5502 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinin altıncı fıkrasında, SGK’nin bu Kanun ve diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla işlediği kişisel veriler ile ticari sır niteliğinde olan verileri, veri sahibinin noter onaylı muvafakati veya e-Devlet uygulaması üzerinden kimlik teyidi ile verilen izni olmadan gerçek veya tüzel kişilerle paylaşamayacağı düzenleme altına alınmıştır. Söz konusu verilerin kimlerle paylaşılabileceği de aynı maddede belirtilmiştir. SGK tarafından elde edilen verilerin işlenmesinde uyulacak usul ve esaslar ise Sosyal Güvenlik Kurumu

Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik’te düzenlenmiştir.

21. Gerek 5502 sayılı Kanun’un 35’inci maddesi gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin

Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik hükümlerine bakıldığında alacaklı vekili olan başvuranın

SGK nezdindeki bilgilerin paylaşılabileceği kişiler arasında yer almadığı, dolayısıyla anılan düzenlemelerin

1136 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, kurumların avukatlara gerek duyduğu

bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnasını oluşturduğu, bununla birlikte talep edilen bilgilerin; kişinin çalışma hayatını ve çalışmakta olduğu hastanenin ticari faaliyetlerine ilişkin olduğu, bu yönüyle de 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 21 ve 23’üncü maddelerinde bilgi edinme hakkının istisnaları arasında sayılmış olan özel hayatın gizliliği ve ticari sır kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.

22. Yukarıda yer verilen açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın talep ettiği bilgilerin verilmemesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi