|
ÖZET: Başvuran, Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 10 yıldır psikiyatrik tedavi görmekte olduğunu ve tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi talep etmektedir. Başvurusunda, mevcut psikiyatri servisinin yalnızca Cuma günleri hasta kabul ettiğini, doktorundan memnun olmadığını ve intihara meyilli olduğunu belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi talep etmiş ve başvuranın sağlık durumu hakkında detaylı inceleme yapmıştır.
İdarenin açıklamalarına göre, ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve tutukluların sağlık hizmetleri, kurum hekimleri tarafından düzenlenmekte ve gerektiğinde devlet hastanelerine sevk edilmektedir. Başvuranın sağlık dosyasında, daha önceki muayenelerinde çeşitli psikiyatrik tanılar konulduğu, ancak tedavi istemediği ve reçete edilen ilaçları kendi isteğiyle bıraktığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi görme talebi, idarenin hukuka uygun işlemleri nedeniyle reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın sağlık hizmetlerine erişiminin sağlandığını ve idarenin eylemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, ret kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu süreçte, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde yasal yolların açık olduğu vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/8074-S.24.12671
BAŞVURU NO : 2024/4532
KARAR TARİHİ : 06.08.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın, tam teşekküllü psikiyatri servisinde tedavi görmesinin
BAŞVURUNUN KONUSU :
sağlanması talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 02.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikâyet başvurusunda bulunan (TCKN:
başvurusunda özetle; Bandırma 2 nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, 10 yıldır psikiyatrik tedavi gördüğünü, bulunduğu kurumun psikiyatri servisinde sadece Cuma günü hasta kabulü yapıldığını, ayrıca kuruma gelen doktordan da memnun olmadığını, doktor hakkında savcılığa şikâyette bulunduğunu, ancak soruşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, intihara meyilli olduğunu ve mağdur olduğunu ifade etmekte; tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi görmesinin sağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 22/04/2024 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 11/06/2024 tarihli ve
E- – [ – – / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Ceza infaz kurumlarında tüm hükümlü ve tutuklularda olduğu gibi psikiyatrik hastalığı bulunan hükümlü ve tutukluların da sağlık koşullarının düzenlenmesinin hekim tarafından yapıldığı,
2.2. Hükümlü ve tutukluların, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetlerinin kurumda verildiği, ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenlerin Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenlerin ise üniversite hastanelerine sevk edildiği, tüm muayene ve tedavi sonuçlarının kişinin sağlık dosyasına kaydedildiği,
2.3. Yasa gereği gerekli olan her türlü muayene ve tedavinin Devletin teminatı altında ve ücretsiz olduğu, hastaneye sevklerin tıbbi gerekliliklere uygun olarak doktorun takdirinde yapıldığı,
2.4. Ayrıca, acil durumlarda derhal 112 Acil Servis’e haber verilerek gerekli tıbbi müdahalede bulunulduğu ve gerek görülmesi halinde ambulansla hastaneye sevkin sağlandığı,
2.5. Devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulu raporlarına göre; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 18 inci maddesinde hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezalarının, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edildiği,
2.6. Adli Tıp Kurumu kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57 nci maddesi kapsamında olduğuna karar verilen, hükümlü ve tutuklular hakkında işlemlerin 172 No.lu Genelge’nin Üçüncü Kısım
Birinci Bölüm Diğer Sevk ve Rapor İşlemleri alt başlıklı 2 nci maddesinde yer alan “Mahkemelerce, fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amacıyla güvenlik tedbirine hükmedilen ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilenlerin sevkleri, Cumhuriyet başsavcılıklarınca re’sen yapılacaktır.” hükmü uyarınca ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğü ve hükümlü/tutuklunun koruma ve tedavi tedbiri uygulanmak üzere Yüksek
Güvenlikli Adli Psikiyatri servislerine teslim edildiği, YGAP’larda barındırılan koruma ve tedavi tedbiri yükümlülerine dair işlemlerin de yine ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından takip edildiği,
2.7. Bunun yanında, psikiyatri hastalarının yatırılarak takip ve tedavisinin gerekmesi halinde Ruh ve
Sinir Hastalıkları Hastanelerinin mahkum koğuşlarının yanı sıra Şehir Hastanelerinin THAP (Tutuklu/Hükümlü Adli Psikiyatri Servisi) Servislerinde de yatarak tedavilerinin sağlandığı,
2.8. Ayrıca, 22/01/2007 tarihli ve 45/1 No.lu Genelgenin “Güvenlik” başlıklı Dördüncü Bölümünün 6 ncı maddesinde yer alan, “Can güvenliği tehlike altında bulunan veya intihar riski olan hükümlü ve tutuklular yakın takibe alınarak, kaldıkları bölümdeki güvenlik önlemleri arttırılacak, özellikle intihara meyilli olan kişilerin sürekli gözetim altında bulundurulması ve bireysel terapiye tabi tutulması sağlanacaktır.” hükmü uyarınca işlem tesis edildiği,
2.9. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde hükümlü, tutuklu veya hükümözlü olup olmadığı, suç türü, yaşı, cinsiyeti, cinsel tercihi ve bulunduğu ceza infaz kurumunun özellikleri gözetilmeksizin tüm hükümlü ve tutuklulara tıbbi gereklilik ve mevzuat doğrultusunda her türlü sağlık hizmetinin eksiksiz olarak verildiği,
2.10. Bu kapsamda, adı geçenin sağlık dosyasında yapılan incelemede; 03/03/2023 tarihinde Bandırma
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde “Uyum bozukluğu” tanısı ile tedavi düzenlendiği, hekim tarafından dosyasına “Hatanın ilacı kötüye kullanımı mevcut. İstediği ilaçlar yazılmayınca küfür edip manipülatif kendini kesme eylemlerinde bulunuyor. Aktif tanılı reçete planı yok. 2 ay sonra kontrol önerilir.” notu düşülerek reçete düzenlendiği,
2.11. 12/05/2023 tarihinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan kontrol muayenesi sonucunda hekim tarafından “Emosyonel durağan olmayan kişilik bozukluğu tanısı ile Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevki uygundur.” notu düzenlendiği,
2.12. 26/05/2023 tarihinde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda “Disosyal kişilik bozukluğu” tanısı ile reçete düzenlendiği, reçete edilen ilacı 04.08.2023 tarihinde dilekçe vererek kendi isteği ile bıraktığı,
2.13. 11/08/2023 tarihinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda hekim tarafından “Tedavi istemiyor. Yakınma tariflemiyor, yakınma olması durumunda tekrar sevki uygundur.” notunun düşüldüğü, bu tarihten itibaren herhangi bir psikolojik rahatsızlık şikâyeti ile başvuruda bulunmadığı, 2.14. 05/09/2023 tarihinde “Suicid girişim” nedeniyle Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesin Acil
Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucunda Psikiyatri hekimi konsültasyonu ile “Uyum bozukluğu” tanısı ile reçete düzenlendiği, reçete edilen ilaçları 22/09/2023 tarihinde dilekçe vererek kendi isteğiyle bıraktığı,
2.15. Başvuranın birden fazla defa Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Manisa Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları Hastanesine sevkinin sağlandığı ve gerçekleşen muayeneleri sonucunda ilaç reçete edildiği ancak başvuranın reçete edilen bu ilaçları kendi isteği ile bıraktığı,
2.16. Başvuranın en son kurum revir birimine verdiği 05/06/2024 tarihli dilekçesinde “Kendi isteğimle tüm riskleri kabul ediyorum. Tedavi kabul etmiyorum. İyi durumdayım. Hastaneye gitmek istemiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu,
2.17. Başvuranın “tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde” tedavi olabilmesi için Kurum aile hekiminin yapacağı muayene sonucunda gerekli görmesi üzerine, öncelikle mahallindeki bir üst basamak olarak sağlık hizmeti veren hastaneye sevkinin uygun görülmesi, üst basamak sağlık kuruluşunda psikiyatri hekimi tarafından gerçekleştirilen muayene sonucunda gerekli görmesi halinde bir üst basamak olan ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesine sevkinin mümkün olacağı,
2.18. Bu kapsamda başvuranın son yapılan psikiyatri polikliniği işlemleri sonucunda uzman hekim tarafından herhangi bir ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesine sevkinin uygun görülmediği, bu hususta ceza infaz kurumu idaresi ve personeli tarafından yapılabilecek bir işlem bulunmadığı
açıklamalarına yer verilmiştir.
/
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi:
“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun,
5.1. “Akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlığı olan hükümlülerin cezalarının infazı” başlıklı 18.
maddesi; “Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir.
Birinci fıkrada belirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.”,
5.2. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. maddesi; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
/
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”
5.3. “Sağlık denetimi” başlıklı 79. maddesi; “(1) Kurum hekimi, kurumu ayda en az bir kez denetleyerek genel ve özel önlem alınması gereken hastalıklar ile kurumda sağlık koşulları yönünden alınması gereken önerileri içeren bir rapor düzenler ve kurum yönetimine verir.”
5.4. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. maddesi; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”
5.5. “İnfazı engelleyecek hastalık hâli” başlıklı 81. maddesi; “(1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.”
6. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların
Uluslararası standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle
Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı 172 No.lu Genelgesinin,
6.1. 2. Kısım 1. Bölüm “Revir Muayenesi” başlıklı maddesi; “Acil haller dışında, rahatsızlığını kurum idaresine yazılı bildiriminin ardından hükümlü ve tutuklular makul süre içerisinde kurum revirine çıkarılacaktır. Kurum revirinde yapılan doktor muayenesinden sonra bir üst basamak sağlık kuruluşuna sevki uygun görülenler, kurum idaresine bildirilir ve hastaneye sevk işlemleri gerekli güvenlik önlemleri alınarak, en kısa sürede gerçekleştirilecektir.”
6.2. 2. Kısım 1. Bölüm “Hükümlü ve Tutukluların Hastaneye Sevkleri ve Muayeneyi Reddetmeleri” başlıklı maddesi; “Hükümlü ve tutukluların muayeneyi reddetmesi, rahatsızlığının geçtiğini ifade etmesi, ziyaret günü olması vb. nedenlerle revire veya hastaneye muayene için gitmeyeceğini belirtmesi halinde; bu hususta hükümlü ve tutukluların dilekçesi alınacak ve olaya ilişkin tutanak düzenlenecektir.”
6.3. 3. Kısım 1. Bölüm “Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesi; “(1) Ceza infaz kurumuna bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edilecektir.
(2) Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.
(3) Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekimi veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.
(4) Hükümlü ve tutuklular acil ve zorunlu haller dışında, özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemeyecektir.
Hükümlü ve tutukluların sağlık durumlarının acil olduğu hallerde Devlet veya üniversite hastanesi sevk raporuna, tedavilerinin özel hastanede yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise Devlet veya üniversite hastanesi sağlık kurulu raporuna istinaden, özel sağlık kuruluşlarında tedavisi sağlanacak ve tıbbi raporlara göre hareket edilecektir.
(5) Hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumuna girmeden önce özel sağlık kuruluşlarında başlatılan ve yarım kalan tedavi işlemleri ile ceza infaz kurumunda hastalanması ve bu hastalığının da Devlet veya üniversite hastanesinde tedavisinin yapılamayacağının sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi durumunda, özel hastanelerdeki tedavi ve nakil işlemleri, ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarıın görüşü alınarak Genel
Müdürlükçe değerlendirilecektir.
(6) Hükümlü ve tutukluların hastaneye sevkleri sırasında, azami çabukluğun sağlanması için gerekli önlemler, ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca alınacaktır.
(7) Hükümlü ve tutukluların, doktor tarafından önerilen tedaviyi reddetmesi halinde, hükümlü ve tutukluya, kanuni temsilcisine veya yakınlarına, uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedavinin reddedilmesi veya durdurulması sırasında doğacak sonuçların, bir doktor tarafından anlatılarak, bu durumun tutanak ile tespit edilmesi, konu ile ilgili olarak kişinin beyanının alınması ile safahatın tutanağa bağlanması ve tedavi olması konusunda ikna edilmesi için gereken çaba gösterilecektir.”
7. 22.01.2007 tarihli ve 45/1 No.lu Genelgenin “Güvenlik” başlıklı Dördüncü Bölümü; “(6) Can güvenliği tehlike altında bulunan veya intihar riski bulunan hükümlü ve tutuklular yakın takibe alınarak, kaldıkları bölümlerdeki güvenlik önlemleri arttırılacak, özellikle intihara meyillli olan kişilerin sürekli gözetim altında bulundurulması ve bireysel terapiye tabi tutulması sağlanacaktır.”
8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri
İle Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün,
8.1. “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19 uncu maddesi; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”,
8.2. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28 inci maddesi; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”,
8.3. “Acil sağlık sorunları hâlinde sevk” başlıklı 29. maddesi; “(1) Hükümlü ve tutuklular, acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edilir.
(2) Ancak acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk istenir.”
8.4. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34.
maddesi; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu
raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.
4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve
tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”
9. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının,
9.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesi; “3.Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”,
9.2. “Tıbbi Bakım” başlıklı 39 uncu maddesi, “39. Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”,
9.3. “Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46 ncı maddeleri; “46.1. Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir. 46.2. Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.”,
10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ret kararı”
başlıklı 33. maddesi; “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”;
hükmünü ihtiva etmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın, tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi görmesinin sağlanması talebi kapsamında “Ret Kararı” verilmesi yönünde Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A) Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden
12. Başvuran 1 no.lu paragrafta yer verildiği üzere özetle; 11 yıldır Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda kaldığını ve %30 psikiyatrik engelinin bulunduğunu, kuruma gelen doktordan memnun olmadığını bu nedenle tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi görmesinin sağlanmasını talep etmektedir.
13. Konuyla ilgili 5, 6, 7, 8 ve 9 nolu paragraflarda yer verilmiş olan mevzuata bakıldığında; ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin herhangi bir hastalık gerekçesiyle tedavi edilmesi gerektiğinde yapılacak işlemlerin mevzuatta ayrıntıları ile düzenlendiği, bu kapsamda ilk muayenenin kurum hekimi tarafından yapılacağının ve şayet ilk muayene sonrasında hekim tarafından gerekli görülürse devlet veya üniversite hastanelerine ve hatta belli şartların mevcudiyeti halinde özel hastanelere sevkinin sağlanacağının hükme bağlandığı anlaşılmıştır. Ayrıca anılan mevzuat hükümlerinde sevk işlemlerinde uyulması gereken kurallar da ayrıntıları ile düzenlenmiştir. Öte yandan tutuklu veya hükümlünün tedaviyi reddetmesi halinde bu hususta kendisine gerekli açıklamalar yapılarak yazılı beyanının alınması gerektiği kabul edilmiştir.
14. Tutuklu ve hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında tutulduğu süre içerisinde sağlığa erişim hakkı en temel insan haklarından birisidir. Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere devlet, mahpusların sağlığa erişim hakkını sağlamak ve ceza infaz kurumlarında mahpusların yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbiri almak zorundadır.
15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutuklu/hükümlülerin tedavileri için gerekli teçhizat bulunmayan kurumlardan, bulunan kurumlara sevklerinde makul olmayan gecikmeler yaşanmasını ihlal sebebi olarak görmektedir. AİHM, özellikle gecikme sebebiyle yaşamsal tehlike veya ölüm olaylarının meydana gelmesini, yaşam hakkının ihlali olarak kabul etmektedir. CPT (Avrupa İşkencenin Önlenmesi
Komitesi) raporlarında vurgulanan hususlardan birisi mahpusların sağlığa erişim haklarına keyfiyetle gecikme yaşatılmamasıdır. Tutukluların gözetim altında bulundukları süre boyunca, tutukluluk
/
sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora erişimlerinin bulunması gereklidir. Sağlık hizmetleri, doktora danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde düzenlenmelidir. Ayrıca cezaevi yetkilileri doktorla görüşme taleplerini kendine göre eleme yoluna gitmemelidir.
16. Yukarıda yer verilen uluslararası ve ulusal mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülükler çerçevesinde, ceza infaz kurumunda devletin gözetim ve sorumluluğu altında olan tutuklu ve hükümlülerin içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olması gerekliliği de koruma altına alınmaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (AYM, Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19.11.2014)
17. AİHM’e göre cezaevi hastanelerinde verilen sağlık hizmeti, her zaman halkın istifade ettiği en iyi sağlık kurumlarıyla aynı düzeyde olmayabilir; bununla birlikte taraf devletlerin tutuklu ve hükümlülere gerekli tıbbi yardımı sağlayarak, onların sağlığını ve iyiliğini yeterince koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (AİHM, Khudobin / Rusya (59696/00), 26.10.2006).
18. Nitekim bu husus Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma, ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine sebebiyet verilmiş olması, belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak ciddiyette olması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı
konumunun da dikkate alınması gerekir.” şeklinde hükme bağlanmıştır. (AYM, Hayati Kaytan, B. No:
2014/19527, 16.11.2016).
19. 5275 sayılı Kanunun 57’nci maddesi uyarınca, hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
Hükümlünün bulunduğu ildeki devlet veya üniversite hastanelerinde tedavisinin mümkün olamaması durumunda, tedavisinin yapılabileceği daha kapsamlı hastanelerin bulunduğu illere sevk edilmek suretiyle tedavisi yaptırılmaktadır. Hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması halinde, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi halde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
20. İnfaz mevzuatından anlaşılacağı üzere hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması hâlinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktoru, kurum doktoru bulunmuyorsa sağlık ocağı veya hastanede görevli doktor karar vermektedir. Bu aşamada ceza infaz kurumu idaresinin bir yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
21. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde başvuranın;
21.1. 03/03/2023 tarihinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde “Uyum bozukluğu” tanısı ile tedavi düzenlendiği, hekim tarafından dosyasına “Hatanın ilacı kötüye kullanımı mevcut. İstediği ilaçlar yazılmayınca küfür edip manipülatif kendini kesme eylemlerinde bulunuyor. Aktif tanılı reçete planı yok. 2 ay sonra kontrol önerilir.” notu düşülerek reçete düzenlendiği,
21.2. 12/05/2023 tarihinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan kontrol muayenesi sonucunda hekim tarafından “Emosyonel durağan olmayan kişilik bozukluğu tanısı ile Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevki uygundur.” notu düzenlendiği,
21.3. 26/05/2023 tarihinde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda “Disosyal kişilik bozukluğu” tanısı ile reçete düzenlendiği, reçete edilen ilacı 04.08.2023 tarihinde dilekçe vererek kendi isteği ile bıraktığı,
21.4. 11/08/2023 tarihinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda hekim tarafından “Tedavi istemiyor. Yakınma tariflemiyor, yakınma olması durumunda tekrar sevki uygundur.” notunun düşüldüğü, bu tarihten itibaren herhangi bir psikolojik rahatsızlık şikâyeti ile başvuruda bulunmadığı,
21.5. 05/09/2023 tarihinde “Suicid girişim” nedeniyle Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesin Acil
Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucunda Psikiyatri hekimi konsültasyonu ile “Uyum bozukluğu” tanısı ile reçete düzenlendiği, reçete edilen ilaçları 22/09/2023 tarihinde dilekçe vererek kendi isteğiyle bıraktığı,
21.6. Başvuranın birden fazla defa Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Manisa Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları Hastanesine sevkinin sağlandığı ve gerçekleşen muayeneleri sonucunda ilaç reçete edildiği ancak başvuranın reçete edilen bu ilaçları kendi isteği ile bıraktığı,
21.7. Başvuranın en son kurum revir birimine verdiği 05/06/2024 tarihli dilekçesinde “Kendi isteğimle tüm riskleri kabul ediyorum. Tedavi kabul etmiyorum. İyi durumdayım. Hastaneye gitmek istemiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu, anlaşılmıştır.
/
22. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında; başvuranın bulunduğu Ceza İnfaz
Kurumunda gerekli sağlık hizmetine erişiminin sağlandığı, bu kapsamda hem Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde tedavi edildiği hem de gerektiğinde rahatsızlığıyla ilgili olarak Bandırma Eğitim ve Araştırma
Hastanesi ile Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde muayene, tahlil, tetkik ve tedavi hizmetlerinin verildiği anlaşıldığından idarenin eylem ve işlemlerinde hukuka ayrılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
23. Sonuç olarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın tam teşekküllü bir psikiyatri servisinde tedavi görmesinin sağlanması talebinin ilgili idare tarafından reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığından “Ret Kararı” verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B) İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Bandırma İnfaz Hakimliğinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre,
Başvurunun REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi