ÖZET: Başvuran, Millî Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda üsteğmen olarak görev yaparken, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na yaptığı başvuru sonrasında Tugay Komutanı’nın emir astsubayının telefon numarasını paylaşması nedeniyle disiplin cezası almıştır. Başvuran, bu cezanın iptal edilmesini ve kesilen miktarın yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etmektedir. İdare, başvuranın “Ketum Davranmamak” disiplinsizliği nedeniyle ceza verildiğini ve bu cezanın hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, disiplin cezasının hukuka aykırı olduğuna kanaat getirmiştir. Disiplin cezalarının, kamu hizmetinin gereği olarak uygulanması gereken yaptırımlar olduğu ve bu süreçlerin belirli usullere tabi olduğu vurgulanmıştır. Başvuranın, kişisel verilerin korunması ve hak arama özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiği, dolayısıyla disiplin cezasının iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçisi, başvuranın aldığı “aylıktan kesme” cezasının geri alınması yönünde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, ilgili taraflara tebliğ edilerek, idarenin 30 gün içinde gerekli işlemleri yapması beklenmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12441-S.24.18837

BAŞVURU NO : 2024/6761

KARAR TARİHİ : 14.11.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Başvuranın aylıktan kesme disiplin cezasının iptal edilmesi istemi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 28.05.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı

Tugay Komutan Yardımcılığı Üs Bölgesi Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yaptığını, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvurduğunu ve bu başvuru neticesinde uzlaşma için gerçekleşen görüşmeler neticesinde Tugay Komutanının emir astsubayının telefon numarası ile Tugay

Komutanı ile görüşme gerçekleştirildiğini, bu başvurudan dolayı hakkında disiplin cezası verildiğini belirtmektedir. Başvuran, söz konusu aylıktan kesme disiplin cezasının iptalini ve maaşından kesilen miktarın yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 24/06/2024 tarih ve S. sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden Kara

Kuvvetleri Komutanlığı ’ Zırhlı Tugay Komutanlığı Personel Şube Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza gönderilen 08/07/2024 tarih ve sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’e ait Ek’te örneği bulunan 29/02/2024 tarihli ve “Kişisel Verilerin İzinsiz

Paylaşılması” konulu dilekçesine istinaden 08/03/2024 tarihli ve sayılı yazı ile Disiplin

Soruşturmacısı görevlendirildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 28/06/2024 tarihli ve E. sayılı yazısı ile Disiplin Soruşturma Sonuç Raporunun takdir ve ifası maksadıyla Üs. Blg.K.lığına gönderildiği, Disiplin Soruşturma Sonuç Raporu incelendiğinde başvuran hakkında 6413 sayılı TSK

Disiplin Kanunu 17/1/d maddesi “Ketum Davranmamak” disiplinsizliğinden idari işlem yapılması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 136’ncı madde “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme”

/

suçundan adli işlem başlatılmasının uygun olacağının kanaatine varıldığı ve tecziyenin yerine getirilme işlemlerinin başlatıldığı,

2.2) Başvuruya konu disiplin soruşturmasına ilişkin tüm yazışmaların (soruşturma onayı, soruşturma

raporu, savunma yazıları, ceza kararları, itiraz, tebliğ/tebellüğ belgelerinin vb.) onaylı örneğinin Ek’te sunulduğu,

2.3) Şikayete konu uyuşmazlıklara ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde usul ve esaslar ile ilgili mevzuatın

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanuna göre tanzim edildiği, başvuranın söz konusu disiplin

cezasına itiraz ettiğine ilişkin evrakların Ek’te sunulduğu, personele disiplin cezası verme yetkisi birinci sicil amiri olarak P.Bnb. . ikinci sicil amiri P. Alb. . olduğu ve üçüncü sicil amiri Tuğg. .

olduğu, personele verilebilecek cezaların ve verilebilecek makamlara ilişkin esasların 6413 sayılı TSK

Disiplin Kanunu’nda hüküm altına alındığı,

2.4) Personelin bir üst amirine itiraz edebileceği savunma istem yazısında belirtildiği, personelin söz

konusu disiplin cezasına itiraz ederek bir üst amirine itirazda bulunduğu buna ilişkin bilgi ve belgelerin üst disiplin amirinin ceza kararının Ek’te sunulduğu, Disiplin Soruşturması Kararına istinaden 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu 136’ncı maddesi gereği “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” suçundan

“Suç Dosyası” tanzim edilerek Tugay Komutanlığına gönderildiği,

2.5) Söz konusu disiplin cezasına ilişkin olarak Hukuk Hizmetleri Şube Müdürlüğünden hukuki görüşün

02/07/2024 tarihli ve sayılı yazısı ile Ek’te sunulduğu, Hukuk Hizmetleri Şube Müdürlüğünce; Üs. Blg.K.lığının 08/04/2024 tarihli ve sayılı yazısına istinaden Suç Dosyasının Ek’te bulunan yazı ile Kilis Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

3) Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanlığı Hukuk İşleri Daire Başkanlığının 25/10/2024 tarih ve E-

sayılı Görüş Yazısında özetle; “… Bilindiği üzere, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması

Kanununun (Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel veri; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, (e) bendi uyarınca kişisel verilerin işlenmesi; kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (ç) bendi uyarınca ilgili kişi; kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi, (h) bendi uyarınca veri kayıt sistemi; kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemini ve (ı) bendi uyarınca veri sorumlusu; kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir.

Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında anılan fıkrada belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu hükme bağlanmıştır

Öte yandan, Kanun’un 4 üncü maddesinde, kişisel verilerin ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği ve kişisel verilerin işlenmesinde maddede; “a)

Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” şeklinde sayılan ilkelere uyulmasının zorunlu olduğu düzenleme altına alınmıştır. Anılan madde hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, kişisel veri işlenmesi faaliyetinin tüm süreçlerinde her hal ve şartta Kanun’un 4 üncü maddesinde sayılan genel ilkelere uyulması hukuki bir gerekliliktir.

Kişisel verilerin aktarımı hususu ise Kanun’un 8 inci maddesinde hüküm altına alınmış olup Kanun’un

“Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8 inci maddesinde; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı, ancak 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, özel nitelikli kişisel veriler bakımından ise yeterli önlemler alınmak kaydıyla 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlardan birinin bulunması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, Kanun’un 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olduğu hükmü yer almaktadır.

Bununla birlikte, Kanunun “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinin birinci fıkrası; “Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.” hükmünü amir olup söz konusu hüküm uyarınca veri sorumlusunun yükümlülükleri sadece kişisel verilerin

Kanun’da ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenmesi ile sınırlı kalmamakta, ayrıca veri sorumlusu kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ile kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla da yükümlü kılınmaktadır. Bu anlamda, veri güvenliğine ilişkin alınacak önlemlerin her birinin veri sorumlusunun yapısına, faaliyetlerine ve tabi olduğu risklere uygun olması gerekmektedir.

Bu kapsamda, Başvurucunun emir astsubayının cep telefonu numarasını TİHEK’ten bir üye ile paylaşması eyleminin Kanun çerçevesinde bir kişisel veri ihlali olup olmadığının, Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde düzenlenen; “Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.” hükmü ve Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan veri kayıt sistemi ve (ı) bendinde yer alan veri sorumlusu tanımları dikkate alınarak Başvurucu tarafından gerçekleştirilen eylemin bir veri kayıt sisteminin parçası olmak üzere gerçekleştirilen bir kişisel veri işleme faaliyeti olup olmadığı ve başvurucunun Kanun kapsamında veri sorumlusu olarak hareket edip etmediği hususları bakımından

Kurumunuz tarafından bir değerlendirme yapılmak suretiyle konu hakkında kanaate varılabileceği düşünülmekte olup bu minvalde emsal nitelikli Kurul Kararı örneği, yazımız ekinde sunulmaktadır.”

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) Anayasamızın;

4.1) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”,

4.2) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

/

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

5) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı

5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

6.1) “Disiplinsizliğin oluşması ve disiplin cezalarının niteliği” başlıklı 4’üncü maddesinde; “…(5) İlave

hizmet ve görev yükümlülüğü sonucunu doğuran disiplin cezaları kapsamında, kamu veya hizmet yararına olmayan keyfî görevler verilemez.”,

6.2) “Disiplin Soruşturması veya tahkikatın adli soruşturma veya kovuşturmadan bağımsızlığı” başlıklı

5’inci maddesinde; “Herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yapılan adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemez.”,

6.3) “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6’ncı maddesinde; “(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye

yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.

(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır.

(3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gibi hususlar göz önüne alınır.”

6.4) “Disiplin soruşturması ve yetkiler” başlıklı 7’nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik

teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.

(2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir.”

6.5) “Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Disiplinsizliği

tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir.

(2) Bu Kanunda belirlenmiş olan disiplinsizliklere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara, eylemleri adli veya askeri suç teşkil etse dahi aynı neviden disiplin cezaları verilebilir.

(3) Disiplin amiri olabilmek için; a) Amir konumunda olunması, /

b) Disiplin cezası verilecek personelden rütbe veya kıdemce büyük olunması, c) Disiplin cezası verilecek kişinin subay, astsubay (…)ve uzman erbaş statüsünde olması hâlinde, ilgili mevzuata göre bu personele sicil verme yetkisinin bulunması gerekir.”

6.6) “Üst Disiplin amirlerinin disiplin cezası verebileceği haller” başlıklı 9’uncu maddesinde; “1) Bu

Kanunda belirlenmiş istisnalar hariç, aşağıdaki hâllerde disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası

verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir:

a) Disiplinsizlik, daha ağır bir disiplin cezası verilmesi amacıyla kendisine iletilmiş veya kendisi tarafından buna gerek görülmüşse b) Disiplinsizliğe bizzat şahit olmuşsa c) Disiplinsizlik, resmî saygınlığına ve makamına karşı işlenmişse ç) Disiplinsizlik, emri altında bulunan çeşitli kıta, karargâh ve kurumlara bağlı birden fazla kişi tarafından işlenmişse”

6.7) “Disiplin amirlerinin ikaz ve disiplin eğitimine alma yetkisi” başlıklı 10’uncu maddesinde; “ (1)

Amirlerin; maiyetine hatalarını göstermesi, maiyetini eleştirmesi, sözlü veya yazılı olarak ikazı disiplin cezası sayılmaz. (2) Disiplin amirleri, disiplin yönünden eğitilmesine ve ıslah edilmesine katkı sağlamak amacıyla maiyetine ilave görev ve sorumluluklar verebilir. Verilecek görev ve sorumluluklar; işlenen fiilin niteliğine, personelin statüsüne, rütbesine ve makamına uygun ve ölçülü olur. Bu kapsamda verilen görevler hizmete yönelik emir olarak kabul edilir.”

6.8) “Disiplin Cezaları” başlıklı 11’inci maddesinde; “ (1) Subay, astsubay (…) (1) ve uzman erbaşlar

ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda

belirtilmiştir:

a) Uyarma b) Kınama c) Hizmete kısmi süreli devam ç) Aylıktan kesme d) Hizmet yerini terk etmeme e) Oda hapsi f) Silahlı Kuvvetlerden ayırma (2) Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı

Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir.”

6.9) “Disiplin cezalarının yerine getirilme şekilleri” başlıklı 12’inci maddesinde; “1) Uyarma cezası;

personele, görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

(2) Kınama cezası; personele, görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

3) Hizmete kısmi süreli devam cezası; disiplin cezası verilen personele mesai sonrasında günde üç saati ve

her hâlde saat 24.00’ü geçmeyecek şekilde, kadro görevinde veya kadro görevi dışında statüsüne uygun askeri hizmetlerin yaptırılmasıdır. Ceza, tatil günleri dışında yerine getirilir ve cezanın yerine getirilmesi

/

esnasında personel hizmette sayılır. Cezanın yerine getirilme şekline ilişkin hususlar, cezayı veren disiplin amiri tarafından ilgiliye tebliğ edilir.

(4) Aylıktan kesme cezası; disiplin cezası verilen personelin, sosyal güvenlik mevzuatına göre hesaplanan prime esas kazanç tutarından ekli (1) sayılı çizelgede belirtilen oranlarda kesinti yapılmasıdır. Ceza, aylığı tahakkuk ettiren birimce personelin aylığından kesilmek suretiyle yerine getirilir. Aylıktan kesme tam lira üzerinden yapılır ve kuruşlar dikkate alınmaz.

(5) Hizmet yerini terk etmeme cezası; personelin mesai bitiminden sonra görev yaptığı yerden ayrılmayıp resmî daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetine devam etmesidir. Bu ceza disiplin amirleri tarafından ekli (1) sayılı çizelgeye göre; disiplin kurulları tarafından dört ila on güne kadar verilebilir.

Ceza verilen personel için uygun bir yatma yeri tahsis edilir. Tatil günlerinde cezanın yerine getirilmesine ara verilir. Cezanın yerine getirilmesi sırasında, hizmete ilişkin hâller hariç, günde toplam bir saati geçmemek üzere ziyaretçi kabul edilebilir….”

6.10) “Cezanın ağırlaştırılması ve disiplin amirlerinin takdir hakkı” başlıklı 14’üncü maddesinde; “ (1)

Disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru; iki yıl içinde aynı disiplinsizlikten dolayı disiplin cezası alınmış olması veya bir yıl içinde aynı derece cezayı gerektiren başka disiplinsizliklerden dolayı iki defa ceza alınmış olması hâllerinde, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç, bir derece ağır ceza verilir.

(2) Disiplin amirleri, personelin; olumlu hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini göz önüne alarak bir derece hafif ceza uygulayabilir.

(3) Disiplin amirleri, uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarını gerektiren disiplinsizliklerinden dolayı personeline disiplin cezası vermeyebilir.

(4) Maiyetinden birinin hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizliğini tespit eden disiplin amiri; yetkisi dâhilinde disiplin cezası verebileceği gibi, hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini göz önüne alarak bu personeli disiplin kuruluna da sevk edebilir…”

6.11) “Hizmete kısmi süreli devam cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 17’nci maddesinde; “(1)

Hizmete kısmi süreli devam cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

…

d) Ketum davranmamak: Görevi ile ilgili gizli olmayan ancak açıklanmaması gereken bir bilgiyi yetkisiz kişilerin öğrenebileceği bir şekilde açıklamaktır.”,

6.12) “Aylıktan kesme cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 18’nci maddesinde; “(1) Aylıktan

kesme cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

a) Amire saygısızlık: Hizmette veya hizmete ilişkin hâllerde amire gösterilmesi gereken saygıyı kasıtlı olarak göstermemek veya amirin yapmış olduğu ikaz, tenkit veya muahezeyi saygı ile kabul etmemektir.

b) Yalan söylemek: Askeri hizmete ilişkin veya görevle ilgili konu ve durumlarda amirlere veya bilgi vermekle yükümlü olduğu kişi ve makamlara kasıtlı olarak gerçeğe aykırı ve yanlış beyanda bulunmaktır.

c) Hizmetle ilgisi olmayan emir vermek: Maiyetine hizmetle ilgisi olmayan emir vermektir.

ç) Maiyetinin gözetiminde ihmal göstermek: Astlarının ve emri altındakilerin denetim, kontrol ve gözetiminde ihmal göstermektir.

d) Ayrımcılık yapmak: Görevdeyken dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yaparak işlem tesis etmek ve bu suretle görev yerinde huzursuzluğa neden olmaktır.

e) Yasak edilen yerlere girmek: Resmî üniforma ile genelev, kumarhane, meyhane, bar ve benzeri yerler ile girilmesi garnizon komutanlıklarınca yasaklanmış diğer yerlere girmektir.

f) Kayırma talep etmek: Özlük hakları ile ilgili ya da başka bir kişisel menfaat temini için başkalarını aracı koyup, öncelik ve ayrıcalık talep etmektir.

g) Maiyetinden hediye kabul etmek: Maiyetinde çalışan personel tarafından verilen ve makul bir seviyenin üstünde maddi değeri olan bir hediyeyi kişisel menfaat elde etmek amacıyla kabul etmektir.

ğ) Hizmetteyken siyasi içerikli konuşmak: Mesai içerisinde veya hizmete ilişkin durumlarda siyasi içerikli konuşmalar yapmaktır.

h) Yasaklanmış faaliyetlere katılmak: Yetkili makamlarca yasaklanmış olan toplantı, gösteri, yürüyüş ve benzeri faaliyetlere iştirak etmektir.

ı) İzinsiz olarak garnizonu terk etmek: İzinli olmadığı hâlde görev yaptığı garnizon hudutlarını terk etmektir.

i) Ulaşım güvenliğini ihlal etmek: İzin, istirahat, hava değişimi, terhis ve benzeri nedenlerle görev yerine gidiş ve dönüşlerde terörle mücadele kapsamında emredilen yol güzergâhının dışına çıkmak, belirlenen günler dışında seyahat etmek veya yapılan planlamaya aykırı seyahat etmektir.

6.13) “Disiplin cezalarının idari işlemlere etkisi” başlıklı 30’uncu maddesinde; “(1) Disiplin cezaları ve

diğer idari yaptırımlara ilişkin bilgi ve belgeler, ilgililerin şahsi dosyalarına konularak muhafaza edilir ve kayıt altına alınır.

(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-681/94 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/93 md.) Subay, astsubay, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlere verilen disiplin cezalarına ilişkin evrakın birer sureti personelin mensubu olduğu kuvvet komutanlıklarına gönderilir.

(3) Disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlar, nitelik ve niceliklerine uygun olarak; personel hakkında yapılacak sicil, terfi, atama, ayırma, ilişik kesme, sözleşme feshi, özellikli görevlere seçim ve benzeri idari işlemlerde göz önünde bulundurulur.”,

6.14) “Disiplin kurullarının oluşumu” başlıklı 33’üncü maddesinde; “(1) Disiplin kurulları; asgari

binbaşı rütbesinde bir başkan ile meslekte beş yılını tamamlamış, başkandan kıdemsiz bir subay ve bir astsubay üye olmak üzere, disiplinsizlik yapan personelin astı olmayan toplam üç kişiden oluşur. Kurulun başkan ve üyeleri teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından her yılın aralık ayında bir yıllığına görevlendirilir. Kurul üyeleri, zorunlu nedenler hariç görev süresi içinde değiştirilmezler. Görev süresi bitenler yeniden görevlendirilebilir.

(2) Başkan veya üyelerin olmadığı zamanlarda görev yapmak üzere asıl üye sayısı kadar yedek üye bulunur.

Başkanın olmadığı zamanlarda en kıdemli üye başkan olur. Başkan ve üyeler tahkikat süresi içinde disiplinsizlik yapan personelin ve birbirlerinin en yakın amiri olamazlar.

(3) Subayların tahkikatında astsubay üye yerine görev yapmak üzere ayrıca bir subay üye belirlenir ve görevlendirilir. Disiplinsizlik yapanın astı konumunda olan üyelerin yerine yedek üyelerden, yedek üyeler arasında da uygun nitelikte personel bulunmuyor ise birlik veya kurum içerisinden geçici görevlendirme yapılır.

(4) Disiplin kurullarının yetkisine giren birliklerde bu Kanunda yazılı nitelikte başkan ve üye yoksa veya mevcut olanların görevlerini yapmalarına kanuni engeller bulunursa, uygun nitelikte başkan ve üyelerin seçimi ve görevlendirmesi için en yakın kıta komutanı veya askeri kurum amirine başvurulur.”,

6.15) “Disiplin kurullarının rütbe yönünden yetkisi” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Teşkilatında

disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amiri hakkındaki disiplin tahkikatı bir üst komutanlık

veya askeri kurum amiri teşkilatında kurulan disiplin kurulunda yapılır. Ancak general ve amiraller hakkındaki tahkikat Genelkurmay Başkanlığı Disiplin Kurulunda yapılır.”,

6.16) “Disiplin kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 36’ncı maddesinde; 1) Disiplin kurulu, bu

Kanunda belirtilmiş diğer görevlerinin yanı sıra; a) Disiplin amirlerince sevk edilmesi hâlinde; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlerin hizmet yerini terk etmeme cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatı yapmak veya yaptırmak ve hizmet yerini terk etmeme cezası ile cezalandırmakla, b) Disiplin amirlerince sevk edilmesi hâlinde; erbaş ve erlerin hizmetten men cezası gerektiren disiplinsizliklerine ilişkin tahkikatı yapmak veya yaptırmak ve hizmetten men cezası ile cezalandırmakla, görevli ve yetkilidir.

…

(3) Disiplin kurulu, yapacağı tahkikatın her safhasında istem üzerine veya gerek görmesi durumunda; ilgililerin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kıta, karargâh, kurum veya amirlerden bilgi almaya, belge istemeye, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere, tahkikatı aydınlatacak her türlü idari işlemi yapmaya veya yaptırmaya yetkilidir.”,.

6.17) “Yapılacak tahkikat usulü” başlıklı 37’nci maddesinde; “(1) Disiplin kuruluna sevk edilmesi

gereken disiplinsizliklere ilişkin disiplin soruşturma evrakı, disiplin amiri kanaat raporu da eklenerek yetkili disiplin kurulunun bulunduğu yerdeki disiplin subaylığına, disiplinsizliğin öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde gönderilir.

(2) Disiplin subayı tarafından yapılan inceleme sonunda; a) Adli veya askeri mahkemelerin görevine giren bir suçun işlendiğinin tespit edilmesi hâlinde dosyanın bir suretinin görevli mercie gönderilmesine, b) Disiplin kurulunun görev alanına girmeyen bir disiplinsizlik tespit edilmesi hâlinde, gerekçesi ile birlikte evrakın ilgili disiplin amirine iade edilmesine, teşkilatında disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amirinin onayıyla karar verilir.

(3) Dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesine teşkilatında disiplin kurulu kurulan komutan veya askeri kurum amirinin onayıyla karar verilmesi hâlinde; disiplinsizlik yapan personele, hakkında iddia olunan hususlar, dosyanın disiplin kurulunda görüşülmesinden önce disiplin subayı tarafından hazırlanacak bir yazı ile bildirilir.

(4) Disiplin kurulu, gerekli tebligatların ve hazırlığın yapılmasının ardından teşkilatında kurulduğu komutan veya amirin emri ile toplanır.

(5) Disiplin kuruluna sevk edilen personel; tahkikatın gizliliğini, üçüncü şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğini, gizli ve özel nitelikteki bilgileri korumaya yönelik olanların dışındaki soruşturma evrakının tamamını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak savunma yapma hakkına sahiptir.

(6) Tahkikat ile ilgili disiplin kurulu toplantılarında disiplin subayı ile tutanak kâtibinin bulunması şarttır.

(7) Tahkikat ile ilgili oturumların yönetimi ve disiplininin sağlanması disiplin kurulu başkanına aittir.”,

6.18) “Zamanaşımı” başlıklı 39’uncu maddesinde; “1) Disiplin amirleri tarafından, disiplinsizliğin

kendileri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Fiil, inceleme ve araştırma

yapmayı gerektirmiş ise, bir ay içerisinde inceleme ve araştırmaya başlanmış olmak ve altı ayı geçmemek kaydıyla, inceleme ve araştırma için geçen süre bir aylık süreye dâhil edilmez.

(2) Disiplin kurullarında yapılan tahkikatlarda, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez….”

6.19) “Savunma hakkı” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı

fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

(2) (Değişik: 22/1/2015-6586/105 md.) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde verilecek savunma süresi üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”,

6.20) “Disiplin amirleri tarafından verilen cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi” başlıklı 41’inci

maddesinde; “1) Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren iki iş günü içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak yapılır. Süresi içinde itiraz edilmez ise ceza kesinleşir.

…

(3) İtiraz, yetkili üst disiplin amiri tarafından üç iş günü içinde karara bağlanır. İlave inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu süre bir katına kadar uzatılabilir.

(4) İtiraz haklı görülürse, itirazı inceleyen üst disiplin amiri verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. İtiraz haklı görülmez ise ret olunur. Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir.”

6.21) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun (2) sayılı Disiplin Ceza Puanlarını

Gösteren Çizelgesinde, Cezanın Cinsi Ceza Puanı

Uyarma 1

Kınama 1,5

Hizmete kısmi süreli devam 2

Aylıktan kesme 3

Hizmet yerini terk etmeme (Disiplin amiri tarafından 3,5 verilen)

Hizmet yerini terk etmeme (Disiplin kurulu tarafından 4,5 verilen)

Oda hapsi (Disiplin amiri tarafından verilen) 4

Oda hapsi (Disiplin kurulu tarafından verilen) 4,5

7) 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun;

7.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; insan onurunu temel alarak

insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi ile bu ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermek, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek üzere Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun kurulması, teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin esasların düzenlenmesidir.”

7.2) “Kurumun görevleri” başlıklı 9’uncu maddesinde; “… (f) İnsan hakları ihlallerini resen incelemek,

araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek; (g) Ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek; …

(i) Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek …”

7.3) “Başvurular” başlıklı 17’nci maddesinde; “(1) Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü

iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir…”

8) 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun;

8.1) “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında; … d) Kişisel veri:

Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, … ifade eder.”

8.2) “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinde:;“(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık

rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.”

8.3) “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık

rızası olmaksızın aktarılamaz.

(2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.”,

9) 29/6/2024 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya

ele geçirme” başlıklı 136’ncı maddesinde; “1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…”

10) 24/11/2017 tarih ve 30250 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin;

10.1) “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kurum personelinin uyacakları

mesleki ve etik ilkeler, komisyonların ve dairelerin oluşumu, çalışma esasları ile Kurulun çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar, Kuruma başvurular ve inceleme usulleri, işleme konulmayacak başvurular, gerekçeli kabul edilemezlik kararları dahil olmak üzere Kurumca verilecek karar türleri ile başvuruya ilişkin diğer usul ve esasları, bilirkişi olarak görev yapacakların nitelikleri ve çalışma esasları, istişare komisyonunun oluşturulması ile merkezde ve illerde yapılacak istişare toplantıları ile ulusal önleme mekanizmasının, özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlere haberli veya habersiz gerçekleştireceği ziyaretlerle özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin başvurularının incelenmesi ve sonuçlandırılması ile Kurum personeli veya insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele eğiticileri tarafından verilecek insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele eğitimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

10.2) “Uzlaşma” başlıklı 52’nci maddesinde; “(1) Başkan, incelemenin özelliğine göre, 51 inci maddeye

göre ihlal iddiasına muhatap olan tarafın ve başvurucunun görüşlerinin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. (2) Uzlaşma; insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi, mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebilir veya mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde olabilir. (3) Uzlaşma, ihlal iddiasına muhatap olan tarafın ve başvuranın görüşlerinin alınmasından sonra en geç bir ay içinde sonuçlandırılır.

(4) Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.”

10.3) “İlgili taraftan bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 56’ncı maddesinde; “ (1) 55 inci maddenin birinci

fıkrasında sayılanlar, Başkanın yetkilendirmesi halinde; a) İnceleme konusu hakkında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden ilgili bilgi ve belgeleri istemeye, incelemeye ve bunların örneklerini almaya, ilgili taraflardan yazılı ve sözlü bilgi almaya, b) Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerleri ziyaret etmeye, buralarda inceleme yapmaya ve gerekli tutanakları düzenlemeye, c) Kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilen kişi ya da kişilerle görüşmeye yetkilidir.

(2) Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun ziyaretlerini kolaylaştırmak ve taleplerini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadırlar. İstenilen bilgi ve belgeler elektronik posta yoluyla

Kurumun elektronik posta adresine gönderilebilir.

(3) Kurumun inceleme ve araştırma konusuyla ilgili olarak gerekçesini belirterek istediği bilgi ve belgelerin, bu talebin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur.

(4) İkinci ve üçüncü fıkrada öngörülen yükümlülüklere, uyarıya rağmen haklı bir neden olmaksızın belirtilen sürede uymayan kişi ve kuruluşlar hakkında beş yüz Türk lirasından iki bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.

(5) Dördüncü fıkrada belirtilen idari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması hâlinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin

konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Başvuran, bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvurusunda; Kara

Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde Üs Bölgesi Komutanlığında üsteğmen rütbesiyle görev yapmakta iken Türkiye İnsan Hakları Kurumuna başvurduğunu, Tugay Komutanının emir astsubayının telefon numarası ile Tugay Komutanı ile görüşme gerçekleştirildiği için 16/1 oranında “aylıktan kesme” disiplin cezası verildiğini belirterek cezasının iptal edilmesini ve kesilen miktarın yasal faizi ile ödenmesini talep etmektedir.

13) Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin

mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, kamu görevlilerinin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle disiplin cezalarının sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip olduğu; bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu bilinmektedir.

14) Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi

hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

15) İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke

genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

16) Disiplin cezası niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklı olduğundan; disiplin cezaları, disiplin

cezasını vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanabilmektedir.

17) Kara Kuvvetleri Komutanlığından istenilen bilgi ve belgeler doğrultusunda anılan idare tarafından

Kurumumuza gönderilen belgeler incelenmiş, aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır.

17.1) Disiplinsizlik Olayı Tespit Tutanağında; 29/02/2024 tarihinde Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’nin kişisel

verilerin izinsiz paylaşılması konulu dilekçesinde, saat 14.16’da numaralı sabit hattan şahsi cep telefonun arandığı, gerçekleşen görüşmede arayan kişinin Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik

Kurumundan aradığı ve Tugay Komutanı Tuğg. . ile mutlaka görüşmek istediği ve konunun önemli olduğu belirtilmiştir. Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’nin “cep telefonu numaramı nereden aldınız?” sorusuna cevaben P.Ütğm. . . aldığını belirtmesi üzerine hakkında TCK 136/1 uyarınca işlem tesis edilmesi talebi ile 08/03/2024 tarihinde Disiplin Soruşturması yapıldığı, Disiplin Soruşturması sonucu verilen

/

kararda ise 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 17/1/d maddesinde yer alan “Ketum Davranmamak” disiplinsizliğinden idari işlem yapılması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136’ncı maddesinde yer alan “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” suçundan adli işlem başlatılmasının uygun olacağı kanaatine varılarak tutanak altına alındığı görülmektedir.

17.2) 08/05/2024 tarihli ve P.Bnb. . tarafından verilen Disiplin Cezası Kararının gerekçe ve sonuç

bölümünde; Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’nin söz konusu dilekçesinde belirttiği gibi telefon numarasını kendisinden habersiz paylaştığı, yapılan Disiplin Soruşturması Ekinde bulunan bilgi edinme tutanağında ve 07/05/2024 tarihinde ulaşan savunmasında aynı şekilde suçlamayı kabul ettiği, Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’nin şahsi numarasını kendisinden habersiz ve izinsiz olarak paylaşmak ve görevi ile ilgili gizli olmayan ancak açıklanmaması gereken bir bilgiyi yetkisiz kişilerin öğrenebileceği şekilde açıkladığınızdan dolayı “Ketum

Davranmamak” disiplin suçunu oluşturduğu, söz konusu disiplinsizlik nedeniyle disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru bir yıl içerisinde aynı derece cezayı gerektiren iki defa ceza almış olması nedeniyle

Disiplin Kanunu’nun 14 (1) gereği bir derece ağır olan “1/16 Oranında Aylıktan Kesme” disiplin cezası ile 17/05/2024 tarihinde tecziye edildiği anlaşılmaktadır.

17.3) Başvuranın söz konusu disiplin cezasına üst disiplin amiri konumunda olan 5’inci Zırhlı Tugay

Komutanlığına itiraz ettiği, başvuranın işlemiş olduğu disiplinsizliğin 6413 sayılı TSK Disiplin

Kanunu’nun 17/1/d’ de yer alan “Ketum Davranmamak” disiplinsizliğine vücut verdiği, söz konusu disiplinsizlik nedeniyle disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru bir yıl içerisinde aynı derece cezayı gerektiren iki defa ceza almış olması nedeniyle Disiplin Kanunu’nun 14 (1) gereği bir derece ağır olan

“1/16 Oranında Aylıktan Kesme” cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.

18) Anayasamızın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”; “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” kuralı yer almış; 40. maddenin 2. fıkrasının gerekçesinde, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline geldiği belirtilmiştir. Hak arama özgürlüğü, genel olarak pozitif hukuk tarafından tanınmış hakların ön şartı ve usuli güvencesi olarak anlaşılır. Bu hakkın kullanılması da ancak buna ilişkin başvuru yollarının tam ve etkin biçimde tanınmasıyla mümkün olabilir (KABOGLU, İbrahim Ö; Özgürlükler Hukuku, s. 86).

19) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 6’ncı maddesinde, idarenin disiplin cezası

uygulamasında takdir hakkı ile ilgili temel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre; disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurulların disiplin cezası uygulanması ile takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanacakları, takdir hakkının mutlaka gerekçeli olacağı, yine bu hakkı kullanırken disiplinsizliğin işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve personelin daha önceki disiplin durumu gibi hususların göz önüne alınacağı gerekmektedir.

20) İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına

da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr.

Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204).

21) Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve E: / K: / sayılı kararında ise; disipline

konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesinin de hukuk devleti ilkesinin bir gereği

olduğu, eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengenin, ölçülülük ilkesi olarak da adlandırıldığı ve bu ilkenin alt ilkelerinin de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinden oluştuğundan bahisle elverişlilik ilkesinin, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, zorunluluk ilkesinin öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve orantılılık ilkesinin ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade ettiği açıklanmaktadır

22) Bu kapsamda, İdarenin göndermiş olduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden verilen disiplin

cezalarına ilişkin bilgilerin bulunduğu, öte yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136’ncı maddesinde yer alan “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” suçundan adli işlem başlatılması neticesinde Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21/10/2024 tarihinde, “Türkiye İnsan Hakları ve

Eşitlik Kurumuna başvuru yaptığını, bunun sonucu kurumun taraflarla görüşüp uzlaşma ve sonuçlandırma yapması için taraflardan bilgi, belge ve sözlü, yazılı bilgi alma gereği hasıl olduğu için şüpheli hakkında

Kişisel Verileri, Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak atılı suçunun unsurları itibariyle oluştuğuna dair delil ve emare bulunmadığı” gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, somut olayda başvuranın Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvuruda bulunduğu, kurum üyesi . ile görüştüğü ve uyuşmazlık hususu ile ilgili kendisinin istediği bilgileri paylaştığı, Mu.Asb.Kd.Üçvş. . ’nin Tugay Komutanı Tuğg. . ’nın emir astsubayı olduğu, başka bir deyişle askeri terminoloji de bir generalin, amiralin veya diğer yüksek rütbeli bir komutanın kişisel kadrosunda bulunan ve rutin konularda onun sekretarya görevini icra eden astsubayı olduğu, ayrıca yapılan görüşmenin Türkiye

İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun numaralı sabit hattından yapılması ile Kurum kayıtlarına girdiği, dolayısıyla cep telefonu numarasının istenmesinin ve başvuran tarafından verilmesinin

Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi ve 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları Eşitlik

Kurumu Kanunu kapsamında yapılan iş ve işlemler neticesinde talep edildiği değerlendirilerek disiplin soruşturmasına konu edilemeyeceği hususlarından hareketle tesis edilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

23) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat

ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan gerekçelerle hakkında verilen

“aylıktan kesme” cezası ile tecziyesine ilişkin işlemin kaldırılması talebinin kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

24) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “Kararların gerekçeli olması” ve “Kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Gaziantep İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

/

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULUNE; Başvurana; “Ketum Davranmamak” gerekçesiyle verilen “1/16 oranında Aylıktan Kesme” disiplin cezasının geri alınması yönünde KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve KARA KUVVETLERİ

KOMUTANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi