|
ÖZET: Başvuru, Milli Savunma Bakanlığı tarafından 2017 yılında gerçekleştirilen dış kaynaktan muvazzaf subay alım sınavına katılan bir adayın, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle başarısız sayılmasına ilişkin mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir. Başvuran, sınavın tüm aşamalarını başarıyla geçtiğini, ancak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle adaylığının sona erdirildiğini belirtmiştir. Bu durum üzerine açılan davalar sonucunda, Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yeniden yargılama sonucunda, Ankara 13. İdare Mahkemesi, başvuranın haklı bulunarak işlemin iptaline karar vermiştir.
Milli Savunma Bakanlığı, başvuranın güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığını ve bu nedenle adaylık işlemlerinin iptal edildiğini ifade etmiştir. Ancak, başvuranın tercih ettiği sınıflardaki son adayların değerlendirme puanlarının altında kaldığı için kayıt hakkı kazanamadığı belirtilmiştir. İdare, başvuranın güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasının hukuka uygun olduğunu savunurken, başvuran ise mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, Milli Savunma Bakanlığı’na mahkeme kararının yerine getirilmesi için tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararların geciktirilmeden uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvurunun kabulü ile birlikte, ilgili idarenin kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/10818-S.24.16506
BAŞVURU NO : 2024/8239
KARAR TARİHİ : 07.10.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
Başvuranın, lehine verilen mahkeme kararının uygulanmasına
BAŞVURUNUN KONUSU :
yönelik talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03.07.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde avukatı aracılığı ile başvuru yapan başvurusunda özetle; Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından 2017 yılında yapılan dış kaynaktan muvazzaf subay alımı sınavına başvuruda bulunduğunu, başvuru klavuzunun 3ç/2f/II maddesinde yer alan “Daha önceki seçim aşamalarını başarı ile tamamlayan adaylar hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşları aracılığı ile arşiv araştırması ve resmi güvenlik soruşturması yapılacaktır.” ifadesine istinaden hakkında arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmış olan başvuranın sınavın diğer tüm aşamalarını başarılı olarak geçtiğinin anlaşıldığını, göreve başlanılması için çağrı beklenirken sıvav sonucunun, 29.12.2017 tarihinde
MSB’nin internet sayfasından “subay temini kapsamında ilgili yönetmelik gereği başvuru şartlarını taşımadığınız için başarılı olamadınız.” şeklinde ilan edildiğini, hangi nedenle başarısız sayıldığına dair
30.12.20217 tarihli CİMER üzerinde yapılan başvuruya ilgili idare tarafından 03.01.2018 tarihinde “Arşiv
araştırması ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle başarısız sayıldığı” şeklinde cevap verildiğini, bunun üzerine Ankara 13. İdare Mahkemesi nezdidnde dava açıldığı, dava sonucunda
05.12.2018 tarihinde verilen Esas No: / , Karar No: / sayılı ret kararı verildiği, bu ret
kararının Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde istinafa götürüldüğü ancak istinaf başvurusunun 24.10.2019 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karar ile reddedildiği, konunun sayılı başvuru numarasıyla Anayasa Mahkemesine götürüldüğü, konuya ilişkin
Anayasa Mahkemesinin 10.01.2024 tarihli kararı ile “Anayasanın 36. Maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine” yönelik karar verdiğini, bu
karar üzerine yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine gönderilen dosya hakkında ilgili mahkeme tarafından verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karar ile başvuranın haklı bulunarak dava konusu işlemin iptali yönünde karar verildiği, ilgili idarenin (MSB) bu kararın iptali ve yürütmenin durdurulması talebi ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde dava açtığı, ilgili mahkemenin konuya ilişkin 22.05.2024 tarihli ve Esas No: / sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddi yönünde karar verildiğini belirterek, başvuru konusuna
ilişkin Ankara 13. İdare Mahkemesi tarafından verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No:
/ sayılı kararın uygulanarak bu karar uyarınca göreve başlatılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Milli Savunma Bakanlığından 30.07.2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Bakanlığın 12.09.2024 tarihli ve – – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Adı geçenin, 2017 yılı Dış Kaynak Muvazzaf Subay Temini faaliyeti kapsamında başvuruda bulunduğu, başvurusunun kabul edilerek seçim aşaması sınavlarına katıldığı ve başarılı olduğu ancak hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle adaylığının sonlandırıldığı, 2.2. Adı geçenin, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle açmış olduğu davakapsamında İlgi (c)’de kayıtlı Ankara 13’üncü İdare Mahkemesi tarafından 28.03.2024 tarihli ve
/ E. / K. sayılı karar ile İdare tarafından yapılan işlemin iptaline karar verildiği ve sözkonusu mahkeme kararına binaen adı geçenin adaylık işlemlerinin devam ettirildiği,
2.3 Adı geçenin aday değerlendirme puanının (ADP) 67,89370 olduğu,
2.4. Adı geçenin, söz konusu sınavda yapmış olduğu tercihlerin, Kara Kuvvetleri Komutanlığında
Ulaştırma, Bakım, Personel, Maliye ve İkmal sınıfları olduğu, 2.5. Adı geçenin tercih ettiği sınıflarda kayıt yaptıran son adayın aday değerlendirme puanının, Ulaştırma sınıfında 71,38722, Bakım sınıfında 70,60650, Personel sınıfında 75,85979, Maliye sınıfında 74,99576 ve
İkmal sınıfında 72,45202 olduğunun tespit edildiği, 2.6. Adı geçenin adayın değerlendirme puanının, yapmış olduğu tercihlerde kayıt yaptıran en son adayın değerlendirme puanının altında kalması nedeniyle, kayıt hakkı kazanamadığı tespit edilerek, adı geçen hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu sonuçlanmış olması halinde dahi tercih ettiği sınıflarda kontenjana giremeyeceğinden kayıt hakkı kazanamayacağının anlaşıldığı ve bu kapsamda adı geçen hakkında yapılan işlemlerde mevzuata, hukuka ve hakkaniyete aykırı herhangi bir hususun bulunmadığının değerlendirildiği, 2.7. Adı geçenin konuyu yargıya taşıması üzerine, ilgili davada Ankara 13. İdare Mahkemesinin 05.12.2018 tarihli ve Esas No: / , Karar No: / sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, 2.8. Söz konusu ret kararının adı geçen tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde istinafa götürüldüğü ancak istinaf başvurusunun 24.10.2019 tarihli Esas No: / , Karar
No: / sayılı karar ile reddedildiği, 2.9. Adı geçenin konu hakkında sayılı başvuru numarasıyla Anayasa Mahkemesine başvurması üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 10.01.2024 tarihli “Anayasanın 36. Maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine” yönelik ihlal kararına istinaden yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine gönderilen dosya hakkında ilgili mahkeme tarafından verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği,
2.10. Söz konusu iptal kararına karşı Milli Savunma Bakanlığı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu ve dosyanın halen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin Esas No: / sayılı dosyası üzerinden istinaf incelemesinin devam ettiği, 2.11. İlgili idarenin Hukuk İşleri biriminin konuya ilişkin hukuki görüşünde ise özetle; MSB Personel Genel
Müdürlüğünün uyuşmalık konusu hakkındaki 05.09.2024 tarihli ve – – sayılı yazısında, adı geçenin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle açmış olduğu dava sonucunda işlemin iptaline karar verildiği, karar gereğinin ifasına yönelik adaylık işlemlerinin devam ettirildiği, ancak yapmış olduğu tercihlerde kayıt yaptıran en son adayın değerlendirme puanının altında kaldığı ve kayıt hakkı kazanamadığı anlaşıldığından, adı geçenin talebinin karşılanabilir olmadığı mütalaa edilmekte olduğu, bu nedenle başvurunun kabul edilebilir olup olmadığı hususundaki nihai değerlendirme bakımından Personel Genel Müdürlüğü görüşünün esas alınmasının uygun olacağının düşünüldüğü, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”; 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”; 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. Maddesinde, “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında, “(3)Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”; 3.5. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”; 3.6. Anayasa Mahkemesinin görev yetkilerine yönelik düzenlenmiş olan “Görev ve yetkileri” başlıklı 148. maddesinde, “(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”; 4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanununun
“Mahkemenin görev ve yetkileri(1)” başlıklı 3. maddesinin (c) fıkrasında, “Anayasanın 148 inci maddesi uyarınca yapılan bireysel başvuruları karara bağlamak.”; 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun; 6.1. “Kararların sonuçları” başlıklı 28. Maddesinde, “(1)Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve
Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.”; 6.2. “İstinaf” başlıklı 45 inci maddesinde, “1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.
3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvuru konusuna ilişkin hazırlanan
“Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 8. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran özetle; başvuru konusuna ilişkin Ankara 13. İdare
Mahkemesi tarafından lehine verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı kararın uygulanmasına yönelik tavsiye kararı alınmasını talep etmektedir.
9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
10. İdare, eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
11. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
12. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup, idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır.
13. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.
maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.
14. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararından; Anayasanın 36 ncı maddesinde yer alan “hak arama hürriyeti”nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının icaplarına uygun olarak uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını sağlayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.
15. Somut olayda, başvuranın Milli Savuma Bakanlığı tarafından 2017 yılı Dış Kaynak Muvazzaf Subay
Temini faaliyeti kapsamında yapılan sınavın seçim aşamalarında başarılı olduğu ancak hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle başarısız sayıldığı, başvuran tarafından yargıya taşınan konu hakkında Ankara 13. İdare Mahkemesi tarafından 05.12.2018 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı ret kararı verildiği, bu ret kararının Ankara Bölge
İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde istinafa götürüldüğü ancak istinaf başvurusunun
24.10.2019 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karar ile reddedildiği, konunun
sayılı başvuru numarasıyla Anayasa Mahkemesine götürüldüğü, konuya ilişkin Anayasa
Mahkemesi tarafından 10.01.2024 tarihinde “Anayasanın 36. Maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine” yönelik karar verildiği, bu karar üzerine yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine gönderilen dosya hakkında ilgili mahkeme tarafından verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karar ile başvuranın haklı bulunarak dava konusu işlemin iptali yönünde karar verildiği, ilgili idarenin (MSB) söz konusu iptal kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.
16. Başvuran lehine verilmiş olup Kurumumuza başvuru konusu edilen Ankara 13. İdare Mahkemesinin
28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı kararında;
“- (…) T.C. Anayasası’nın 38. maddesinin 7. fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir” denilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağı ilkesi kabul edilmiştir. Cezaların kişiselliği kuralı gereğince bir kişi, sadece kendisine ait kusurlu fiilinden sorumlu tutulabilir. Bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılması veya bir eylemin asli veya feri faili olmadan o eylemden sorumlu tutulması, Anayasa’nın 38. maddesinin 7. fıkrası gereğince olanaklı değildir.
-Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı
Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri
Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un l .
maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, İç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu
Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmüne yer verilmektedir.
– Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
Yönetmeliği’nin l . maddesinde; yönetmeliğin amacının açıklandığı, 2. maddesinde yönetmeliğin kapsadığı personelin belirlendiği, 4. maddesinin (f ve g) bentlerinde; arşiv araştırması ile güvenlik soruşturmasının araştırma ve soruşturmaya konu kişi hakkında yapılacağının ifade edildiği, 9. maddesinde; “Türk Silahlı
Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılacağının belirtildiği görülmüş, 1 14-1 (C) sayılı Genel Kurmay Başkanlığınca çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata
Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesinin “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv
Araştırmasının Olumsuz Kabul Edileceği Haller” başlığıyla düzenlenen 13. maddesinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlarının, soruşturma konusu şahsın içinde bulunduğu ortamın da dikkate alınarak değerlendirileceği, bu değerlendirmenin Türk Silahlı Kuvvetlerin bünyesine alınacak şahıslar hakkında karar verilirken, idarenin takdir hakkının en uygun adaydan yana kullanılmasını sağlamaya yönelik olduğu, aynı maddenin “ı” bendinde ise; ayrıca haklarında MİT Müsteşarlığı, Emniyet
Genel Müdürlüğü, mahalli kolluk kuvvetleri veya yetkili amirlerinden herhangi biri tarafından, bilgi verilenlerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği düzenlenmiştir.
-Dava dosyasının incelenmesinden, davacının davalı idare bünyesinde 2017 yılı dış kaynaktan subay temini kapsamında yapılan sınavlarında başarılı olduğu, sonrasında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
Yönetmeliği gereğince davalı idarece yetkili kurumlardan davacı hakkında bilgi istenildiği, buna istinaden gelen bilgilerin Milli Savunma Bakanlığı Aday Değerlendirme Kurulu üyelerince değerlendirilerek davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna karar verilmesi neticesinde başarısız sayılarak adaylık işlemlerinin iptal edildiği, bunun üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
-Bakılan uyuşmazlıkta, 2017 yılı dış kaynaktan muvazzaf subay temini seçim aşaması sınavlarında başarılı olan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle adaylık işlemlerinin iptal edildiği, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda, babası hakkında 2000 yılında
Hadep tarafından organize edilen etkinliğe katıldığı, abisi hakkında 2008-2010 yılları arasında PKK/KCK terör örgütü gençlik yapılanması YDG-H tarafından organize edilen etkinliklere katıldığı bilgisine ulaşıldığı, babası ve abisi hakkındaki bilgi notu dışında davalı idarece davacı hakkında başkaca bilgi ve belge sunulmadığı, babasının ve abisinin anılan durumunun davacının güvenirliğini ne yönde olumsuz etkilediğine/etkileyeceğine ya da göreviyle bağdaşmadığına ilişkin idarece herhangi bir verinin ortaya konmadığı, yine davacının görevinde başarısız olduğuna ya da yetersiz kaldığında dair de somut bilgi/belge sunulmadığı görülmektedir.
-Bu durumda, davacının babası ve abisi hakkındaki olumsuz bilgi notu üzerine güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ilgili kurulca olumsuz olarak değerlendirilmesi neticesinde adaylık işlemleri iptal edilmiş ise de, davalı idarece bu tespit dışında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektirecek nitelikte somut bilgi ve belgelerin ortaya konulmadığı, hakkında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma ya da güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektirecek bilgi ve belge bulunmayan davacının, babası ve abisinin eylemleri nedeniyle gerçekleşmesi ancak uzak İhtimal dahiline girebilecek öngörüye dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinde ve bundan dolayı muvazzaf subay adaylığının iptal edilmesinde Anayasamızda yer verilen “cezaların şahsiliği” ilkesi uyarınca hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” hükümlerine yer verildiği görülmüştür.
17. Diğer taraftan, ilgili idare tarafından her ne kadar Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerde yer verilmemiş olsa da başvuranın başvuru dilekçesi ve eklerinde, başvuran lehine Ankara 13. İdare
Mahkemesi tarafından verilen 28.03.2024 tarihli Esas No: / , Karar No: / sayılı karara karşı ilgili idare tarafından kararın iptali ve yürütmenin durdurulması talebi ile Ankara Bölge İdare
Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi nezdinde istinaf yoluna başvurulması üzerine ilgili mahkemenin konuya ilişkin 22.05.2024 tarihli ve Esas No: / sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddi yönünde karar verdiği tespit edilmiştir.
18. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8.
maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138.
maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hususları dikkate alındığında, başvuran lehine verilen söz konusu mahkeme kararının ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği, böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
20. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara
İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için MİLLİ
SAVUNMA BAKANLIĞINA TAVSİYEDE bulunulmasına,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi