|
ÖZET: Başvuru, Çınarcık Kaymakamlığı aleyhine Bursa 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın uygulanmamasıyla ilgilidir. Başvuran vekili, mahkemenin 26.04.2024 tarihli kararında müvekkiline 710,50 TL yargılama gideri ve 20.900 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğini belirtmiştir. Ancak, Çınarcık Kaymakamlığı’nın bu kararı yerine getirmemesi üzerine icra takibi başlatılmıştır. Kaymakamlık, ödemelerin gecikmesine iş yoğunluğu ve bütçe yetersizliğini gerekçe göstermiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek Çınarcık Kaymakamlığı’ndan bilgi talep etmiştir. Kurum, idarenin mahkeme kararına uyması gerektiğini ve gecikmelerin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. İlgili mevzuat çerçevesinde, idarenin mahkeme kararlarını zamanında uygulama yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvurunun kabul edilerek Kaymakamlık’a kararın yerine getirilmesi için makul bir süre tanınması tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, Çınarcık Kaymakamlığı’nın mahkeme kararını en geç otuz gün içinde uygulaması gerektiği ifade edilmiştir. Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, bu tavsiyenin gereğinin yerine getirilmesi için gerekli adımların atılmasını talep etmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/10391-S.24.15945
BAŞVURU NO : 2024/10994
KARAR TARİHİ : 30.09.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres: S
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇINARCIK KAYMAKAMLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 04.09.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran vekili özetle; müvekkili tarafından
Çınarcık Kaymakamlığı’na karşı açılan davada Bursa 3. İdare Mahkemesi’nin / E. sayılı dosyasında
26.04.2024 tarihli kabul kararı verildiğini, bu karar neticesinde Çınarcık Kaymakamlığı aleyhine 710,50 TL
yargılama gideri ile 20.900 TL vekalet ücretinin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın yerine getirilmesi için İYUK m. 28/1 gereği yapılan başvurunun 31.05.2024 tarihinde Çınarcık Kaymakamlığı tarafından tebellüğ edildiğini, ancak Kaymakamlık tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine
İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün / E. sayılı dosyası üzerinden ilamlı takip başlatıldığını, Kaymakamlık tarafından tehir-i icra talebinde bulunulması üzerine de İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin / D. İş dosyası üzerinden tesis edilen / Karar sayılı ve 31.08.2024 tarihli karar ile talebin reddedildiğini ifade etmekte; mahkeme kararının gereğinin yerine getirilerek lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderinin ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 09/09/2024 tarih ve
S. sayılı yazısı ile Çınarcık Kaymakamlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Çınarcık
Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliği’nin 19/09/2024 tarihli yazısı ile Kurumumuza cevap verilmiştir.
Anılan cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuru konusu mahkeme kararının idarelerine 28/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği,
2.2. İş ve işlem yoğunluğundan ve personel eksikliği ile istenilen ödeneklerin zamanında ulaşmamasından kaynaklı iş ve işlemlerin bir süre geciktiği,
2.3. 345 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin 11. maddesinin 3. fıkrasında “İade işlemi, taşınmazın iade kapsamında değerlendirilmesinde bir engel olmadığının belirlenmesini müteakip en geç altı ay içinde tamamlanacaktır.” hükmünün yer aldığı,
2.4. Bu kapsamda kişinin idarelerine verdiği dilekçe tarihinden dava açtığı tarihe kadar 6 aylık süre geçmediği, yaklaşık 3,5 ay geçtiği,
2.5. 7394 sayılı Kanun ile 6292 sayılı Kanunun 2/B satış ve 2/B bedelsiz iade işlemleri başvuru sürelerinin 31/12/2022 tarihine kadar uzatıldığı, bu süreler içerisinde yaşanan yoğunluktan dolayı idarelerince sadece başvuru alım işlemleri yapıldığı, Ocak 2023 tarihinden itibaren ise diğer işlemlere başlandığı,
2.6. Başvuranın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında kanuni süresi (7394 sayılı kanuna göre uzatma süresi) içerisinde başvuru yapması durumunda herhangi bir hak kaybına uğramayacağı,
2.7. Ayrıca söz konusu dava kapsamında idarelerince istinaf yoluna başvurulduğu, öte yandan dava vekillerince ahz-u kabza yetkileri kapsamında müvekkilleri adına alınan ödemeler sonrasında kararın bozulması durumunda ilamın müvekkili bağladığı gerekçeleriyle vekiller tarafından iade ödemeler konusunda problemler çıkarıldığı,
2.8. Başvuran tarafından İdarelerine ödeme talebiyle yapılan başvurudan hemen sonra icra takibi başlatıldığı için ödeme tutarlarının değiştiği, bu nedenle güncel tutarın tespiti amacıyla Bakanlıklarına 17/09/2024 tarih ve
10468658 sayılı yazı yazıldığı,
2.9. Güncel icra dosya hesabı sonrası ödenek ulaştığında icra dosyasına ödeme yapılacağı
belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
/
3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
3.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
5. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
6. Başvuranlar 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; ilam borcunun ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
7. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
/
kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
8. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım
Ağustos 2017, s.28)
9. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
10. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018
Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
11. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı
Bireysel Başvuru Kararı)
12. Somut olayda; Bursa 3. İdare Mahkemesi’nin / E. / Karar sayılı ve 26/04/2024 tarihli ilamında hükmedilen alacağa ilişkin İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün / Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, anılan icra dosyası için ödenek talebinde bulunulduğu, İdarenin bütçe imkânları dâhilinde gerekli ödenek temin edildiğinde başvuranın talebinin karşılanacağını belirttiği anlaşılmıştır.
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve
/
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; mahkeme kararının gecikmeli ifa edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
14. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde İdare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
15. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Bursa İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile,
Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için ÇINARCIK
KAYMAKAMLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Çınarcık
Kaymakamlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Tavsiye Kararının BAŞVURAN VEKİLİNE ve ÇINARCIK KAYMAKAMLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/