ÖZET: Başvuru, silah ruhsatının yenilenmesi talebi üzerine yapılmıştır. Başvuran vekili, müvekkilinin İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve bu durumun kesinleşmiş bir mahkûmiyet oluşturmadığını belirterek, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı ruhsat yenileme başvurusunun reddedilmesini hukuka aykırı bulmaktadır. İlgili idare, başvuranın silah ruhsatı talebinin reddini, ateşli silahla işlenen suçlardan mahkumiyetle ilgili mevzuat hükümlerine dayandırmıştır.

İdarenin açıklamalarında, silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumların, kesinleşmiş mahkûmiyet gerektirdiği vurgulanmıştır. Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hukuki sonuç doğurmayan bir durum olarak değerlendirilmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ruhsat yenileme talebinin reddinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu çerçevede, İçişleri Bakanlığı’na, başvuranın ruhsat yenileme işleminin yeniden değerlendirilmesi ve ilgili mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması tavsiye edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın silah ruhsatı yenileme talebinin reddi işlemi geri alınmalı ve ilgili idareye bu konuda 30 gün içinde işlem yapması gerektiği bildirilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11778-S.24.17897

BAŞVURU NO : 2024/11825

KARAR TARİHİ : 25.10.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Silah ruhsatının yenilenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 24.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili şikâyet başvurusunda özetle; müvekkilinin İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde / E. numarası ile yargılandığı davada Mahkemenin / K. sayılı Hükmün

Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) ve davaya konu silahın müsaderesine karar verdiğini, akabinde 5 yıllık silah ruhsatı yenilenme süresinin yaklaşması nedeniyle, 17/09/2024 tarihinde Trabzon İl

Emniyet Müdürlüğüne mevcut diğer silahları için ruhsat yenileme başvurusunda bulunulduğunu, ancak ilgili İdarece taleplerinin 18/09/2024 tarihinde reddedildiğini belirterek, HAGB’nin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı ortaya çıkarmaması nedeniyle ilgili İdarece silah ruhsatına ilişkin taleplerinin yerine getirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Emniyet Genel Müdürlüğünün 15/10/2024 tarihli ve E- – – sayılı yazı ve ek’inde özetle; “Başvuranın, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde / Esas numarası ile “Silahla Yaralamaya Teşebbüs” suçundan yargılandığı davada Mahkemenin / sayılı

Kararıyla TCK’nın 86/2, 3-e maddeleri uyarınca 37 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı CMK’nın 231/5 maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiğinden, silah ruhsatına ilişkin ilgili mevzuat üzerinde yapılan incelemelerde;

91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in 16’ncı maddesinde; “Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.

a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.

…

Aynı fıkranın (a), (b), (c), (d), (f), (g), (h) ve (i) bentleri kapsamına girenler için yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alması ve mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmesi halinde silah taşıma veya bulundurma ruhsat işlemleri yapılabilir. …

Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, … silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. …

Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir.

Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır.” Hükmüne yer verilmiştir.

Yine ilgili Yönetmelik çerçevesinde çıkarılan İçişleri Bakanlığının 25.04.2023 tarih 2023/11 sayılı

Genelgesinin 5.1. maddesinde; “91/1779 Sayılı Yönetmelik’in 16’ncı Maddesinin Birinci Fıkrası (a)

Bendinde; “a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara silah ruhsatı düzenlenmez. 2521 sayılı

Kanun ve bu Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ile 6136 sayılı Kanun ve 91/1779 sayılı

Yönetmelik kapsamında yer alan ateşli silahlar bu kapsamda değerlendirilir.

b) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara, işlediği suç taksirli suç dahi olsa, silah ruhsatı düzenlenmez.

…

ç) Silahın ateşlenip ateşlenmediğine bakılmaksızın herhangi bir suçta kullanılması ve kişi/kişilerin bu suçtan dolayı mahkum olması halinde, silah ruhsatı düzenlenmez.” Düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu çerçevede, Başvurucu E. D.’nin şikâyetçiye karşı kasten yaralamaya teşebbüs suçunu ateşli silahla işlediği anlaşıldığından silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemlerin bekletilmesinin yukarıda anılan mevzuat gereği olduğu ve Trabzon Valiliğinin yapmış olduğu işlemin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmektedir.” Denilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3. “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”,

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun:

4.1. “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür”,

4.2. “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinde; “… (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

…

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.

…

(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”,

5. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.”,

6. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur”,

7. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki

/

hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.

a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkûm olanlara.

b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.

…

(Değişik dördüncü fıkra: RG-11/9/2021-31595-CK-4503/8 md.) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e) ve (h)

bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. Ayrıca aynı fıkranın (n) bendinde belirtilen

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında

tedbir kararı verilenlerin varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemleri bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar emanette tutulur.

Bu maddede belirtilen mahkûmiyet, kesinleşmiş mahkûmiyettir.

Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır.”,

8. 2023/11 sayılı Silah İşlemleri Genelgesi’nin:

8.1. 5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (a) bendinde; “91/1779 sayılı Yönetmelik’in 16’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişinin silah ruhsatı verilmesine veya yenilenmesine ilişkin işlemleri, kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilir. Silah ilgili ruhsat birimince emanete alınır.”,

8.2. 5 inci maddesinin on yedinci fıkrasının (d) bendinde; “91/1779 sayılı Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (h) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında denetimli serbestlik kararı verilenlerin süre sonuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerin ise süre sonunda düşme ya da ortadan kaldırma kararı ibraz edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine veya yenilenmesine ilişkin işlemleri bekletilir. Silah ilgili ruhsat birimince emanete alınır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve yargı kararları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Başvuran vekili tarafından başvuran hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sonrasında, başvuranın mevcut diğer silahları için ruhsat yenileme talebinde bulundukları ancak ilgili

İdarece bu taleplerinin reddedildiği belirtilerek başvuran hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaması nedeniyle silah ruhsatlarının yenilenmesi talep edilmektedir.

11. İdare tarafından mevcut silah ruhsatlarının yenilenmemesi işlemi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un verdiği yetkiyle çıkarılan 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, “Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller” başlıklı 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkûm olanlara” hükmü ile (b) bendinde yer alan “Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere…” hükmüne istinaden gerçekleştirilmiştir. Ancak aynı maddenin beşinci fıkrasında “Bu maddede belirtilen mahkûmiyet, kesinleşmiş mahkûmiyettir.” ifadesi yer almaktadır.

12. Somut olayda ise başvuran hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddenin beşinci fıkrasında “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder” hükmü yer almaktadır.

13. Danıştay 15. Dairesinin benzer konuda ve aynı gerekçe ile verdiği birçok kararı mevcut olup bunlardan

25.01.2012 tarihli E. / K. / sayılı kararda; “…Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet

hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibariyle bünyesinde iki karar

barındıran bir kurumdur:

İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Kanunun 305. ve 5271 sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabilecektir.

Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının davacının mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işleme yönelik kısmı sonucu itibariyle yerindedir.”

İfadelerine yer verilmiştir.

14. Yine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30.09.2015 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanığın mahkûmiyetini kabul eden bir karardır. Söz konusu karara hükmedilebilmesi için gerekli olan ilk şart hâkim ya da mahkeme tarafından sanığın suçluluğu sabit görülerek sanık hakkında hapis cezası ya da adli para cezası şeklinde bir mahkûmiyet hükmünün verilmiş olmasıdır. Burada, açıklanmış ancak hukuki sonuçlarının doğması ertelenmiş veya geleceğe bırakılmış bir mahkûmiyet hükmünden söz edilmektedir. Söz konusu mahkûmiyet kararının hukuki varlık kazanması, denetim süresi boyunca koşullu olarak ertelenmektedir. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünden bahsedilemeyecektir.” denilmektedir.

15. Bu açıklamalar çerçevesinde idare tarafından tesis edilen mevcut silah ruhsatlarının yenilenmemesi işleminde hukuken isabet görülmemiştir.

16. Diğer yandan başvuranın silah ruhsatı yenileme başvurusunun reddedilmesi ve ilgili sisteme ret kaydı girilmesi yönünden inceleme yapılarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmuş olan başvuranın denetim süresi boyunca “yargılaması devam eden kişi” statüsünde olup olmadığı değerlendirilmiştir.

16.1. Anayasa Mahkemesinin 26.03.2013 tarihli ve / başvuru numaralı başvurusuna ilişkin kararında; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığı ve ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olduğu kabulüyle birlikte denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde ise hükmün açıklanmasına karar verileceği belirtilmiştir.

16.2. Aynı husus, Danıştay 15. Dairesinin 25.01.2012 tarihli ve E. / . / sayılı kararının azlık oyunda da; “Bu bağlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişi yönünden hukuki bir sonuç doğurabilmesi, ancak denetim süresi içerisinde bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan bu süre içerisinde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan kişinin yargılamasının devam ettiği şeklinde değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.” şeklinde ifade edilmiştir.

16.3. Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilmiş olan kararlarda da hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişiler “yargılaması devam eden kişi” statüsünde değerlendirilmemiş olup mezkur kararlardan / ve / başvuru numaralı kararlarda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığı, ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biri olduğu, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verileceği,

dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunduğu ve bu kanaatin kasten yeni bir suç işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmediği, bu kapsamda yargılamanın devam ettiği kabulünün yapılamayacağı belirtilmiştir.

16.4. Anayasa Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve / başvuru numaralı başvurusuna ilişkin kararında ise “…ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (Anayasa Mahkemesi, Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13.06.2013, § 27).

…

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunmakta ve bu kanaat “kasten yeni bir suç” işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından sadece kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir.” ifadelerine yer verildiği görülmüş olup bu bağlamda somut olayda idare tarafından tesis edilen yeni silah ruhsatı talebinin reddi işleminde kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararına atıfta bulunularak değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır.

16.5. Bununla beraber 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu kararlara mahsus bir sisteme kaydedileceği, bu kayıtların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ve bu maddede belirtilen amaç için kullanılabileceği belirtilmiştir. Adli Sicil Kanunu’nun 6 ncı maddesinde de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bahse konu düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların tahdidi olarak sayılan mercilerle paylaşılabileceği ve sadece belirtilen amaç için kullanılabileceği görülmektedir. Dolayısıyla, silah taşıma ruhsatı müracaatında bulunan başvuran hakkında ilgili idare tarafından yapılan araştırmada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ulaşılamaması gerektiği, ulaşılması durumunda ise mezkûr kararın idare tarafından bu amaç için kullanılamayacağı değerlendirilmiştir (Kamu Denetçiliği

Kurumu, B. No: 2018/11934, 13.02.2019, § 18).

16.6. Bu bağlamda bakıldığında, Kanunla düzenlenmiş bir hususa aykırı olarak Silah İşlemleri

Genelgesi’yle aksi yönde bir uygulama getirilmesi normlar hiyerarşisine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.05.2012 tarihli ve E. / K. / numaralı kararında:

“Anayasa’nın 138 inci maddesinde de yer alan, “Normlar hiyerarşisi” ilkesi uyarınca, hukuk kuralları yukarıdan aşağıya doğru “Anayasa”, “Kanun”, “Kanun Hükmünde Kararname”, “Tüzük”, “Yönetmelik” ve “Diğer alt düzenleyici işlemler (Yönerge, Genelge vb.)” şeklinde sıralanmakta olup, alt kademe yer alan bir normun üst kademedeki norma aykırı olması ya da onun kapsamını aşan düzenlemeler içermesi mümkün bulunmamaktadır”. ifadelerine yer verilmiştir. Bu sebeple ilgili idare tarafından yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu ve hatalı davranıldığının kabulü gerektiği değerlendirilmiştir.

/

17. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, anılan yargı kararları, mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın silah taşıma ruhsatı yenileme müracaatının, başvuran hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanılarak reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, idarenin başvuran ile ilgili işlemlerinde “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı değerlendirilmiş, ancak başvurana verilen cevabi yazıda karara karşı başvuru yollarının gösterilmemesi nedeniyle, ilgili İdarece söz konusu ilkeye de uygun davranılması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

20. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede

Trabzon İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE;

Başvuranın mevcut silahlarına ait ruhsatların yenilenmemesi işleminin geri alınması yönünde işlem tesis edilmesi hususunda İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Diğer yandan gerekçede belirtilen açıklamalar gözetilerek ilgili mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarece bu karar üzerine tesis edilecek

işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN VEKİLİ ile İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/