|
ÖZET: Başvuru, Atatürk Üniversitesi’nde çalışan bir bireyin, engelli statüsünde olmasına rağmen kendisine uygun olmayan işlerde çalıştırıldığını ve mobbing uygulandığını iddia etmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, 21.02.2017 tarihinden itibaren KHK kapsamında çalışmakta olup, çalışma koşullarının kendisi için uygun olmadığını, daha önceki büro memurluğu görevine geri dönmeyi talep etmektedir. Ancak, üniversite yönetimi, başvuranın engel durumu göz önünde bulundurularak, kendisine uygun görevler verildiğini savunmuştur.
Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü, başvuranın 696 sayılı KHK ile kadroya alındığını ve gerekli sağlık raporları doğrultusunda iş yerinde uygun pozisyonlarda çalıştırıldığını belirtmiştir. İdare, başvuranın talep ettiği görev değişikliklerinin, sağlık durumu ve iş güvenliği açısından uygun olmadığını ifade etmiştir. Başvuranın sürekli yer değişikliği talepleri, idare tarafından dikkate alınmış, ancak uygun görülmemiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir. İdarenin, başvuranın sağlık durumu ve mevcut mevzuat çerçevesinde hareket ettiği, dolayısıyla hukuka uygun bir işlem tesis ettiği değerlendirilmiştir. Başvuranın, idareye karşı başvuru yollarının belirtilmediği tespit edilmiştir; bu nedenle, idarenin bu ilkeye uygun davranması önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7682-S.24.12036
BAŞVURU NO : 2024/2727
KARAR TARİHİ : 24.07.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Kurum İçi Görevlendirme Hakkında
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 20.02.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; Atatürk Üniversitesi bünyesinde 21.02.2017 tarihinden itibaren KHK kapsamında çalıştığını, çalışmış olduğu kurumda şahsına yönelik yıldırma politikası ve mobbing uygulandığını, çalıştığı kuruma sözlü ve yazılı başvurularda bulunduğunu ancak kurum yetkilileri tarafından kabul edilmediğini, ve %67 engelli çalışan olmasına rağmen kaldıramayacağı işlerde çalıştırıldığını ve kendisine defalarca sözlü yazılı olarak durumunu anlattığını, ancak çalışma ortamında değişiklik olmadığını ve kendisine işçi statüsünde olduğu verilen vazifeyi yapmak zorunda olduğu ifade edildiğini, kendisiyle aynı statüde olup masabaşı işte çalışanların olduğunu ifade etmiştir.
Kendisinin engelli bir birey olduğunu yasalara göre çalışma ortamının diğer çalışanlara göre daha refah olması gerektiğini manevi, sağlık ve de psikolojik olarak yıpratıldığını, bu nedenle bedeninin kaldırabileceği ve daha önceleri yapmış olduğu büro memurluğu görevine verilmeyi talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/04/2024 tarih ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazımıza cevaben Atatürk
Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen 08/04/2024 tarih ve E- – – sayılı cevabi yazıda özetle; 696 sayılı KHK ile ” Temizlik ve Bakım-Onarım” ihalesinden kadroya alındığı, üniversite bünyesinde “ağır” olarak addedilebilecek çalışma koşulunun bulunmadığını, başvuranın kadroya geçtiği tarihlerde Merkezinde Büro İşçisi olarak çalıştığını fakat 12.03.2019 tarihinde ise işinin ağır olduğu gerekçesiyle birim değişikliği talebinde bulunduğu, başvuranın talebi doğrultularında Üniversite bünyesinde Merkezi, Merkezi Müdürlüğü, Merkezi Müdürlüğü, Daire Başkanlığı gibi birimlerde hafif işlerde çalıştırıldığı, başvuranın sürekli olarak yer değişikliği talebinde bulunduğunu, başvurana çalıştığı
birimlerde verilen görevlerde Üniversite İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi Koordinatörlüğü tarafından verilen görüşün dikkate alındığını ve engel durumuna istinaden verilen görüşte de “Ağır ve Tehlikeli İşlerde” vasfında olan bina dışında yol, bahçe ve pistlerdeki kar ve buzların kaldırılması, park ve caddelerin süpürülerek yıkanması gibi işlerde çalıştırılamayacağı. 10 kg’dan fazla yük taşımasının uygun olmayacağı, “Binaların Genel Temizliği” görevinin az tehlikeli sınıfta olduğu, bina içerisinde ayakta sürekli durmasını gerektiren temizlik işleri haricinde engel raporuna istinaden genel temizlik işlerinde çalışmasında bir mahsur görülmediği ifade edilmiş olup, idare tarafından başvurana verilen işlerde de bu husus doğrultusunda görevler verildiğini ifade etmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
3.1.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,“Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
3.2.“Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.”
3.3.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.4.“Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
4.BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin;
4.1.“Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.
4.2.“Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.
Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…) (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; (…) taahhüt eder.”
4.3.“Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin; 4 üncü fıkrası “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”
4.4.“Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye
Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir: (a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”,
4.5.“Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin 1nci fıkrasında; “Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar…” hükümlerini amirdir.
5.6645 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 79. maddesinin Ek 2. maddesi; “1. Kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli işçi kadrosunda görev yapan ve ilgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk (%40) oranında engelli olduğu belirtilen işçiler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan işçiler, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak kurum içinde yer değiştirme talebinde bulunabilir.
2.Bu kapsamdaki talepler kamu kurum ve kuruluşlarının kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır.
3.İşçinin kendisinin veya birlikte yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle kurum içinde yer değişikliği talep etmesi hâlinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, işçinin ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
4.Engellilik durumu devam ettiği sürece kurum ve kuruluşlarca isteği dışında işçinin görev yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan işçiler hakkında genel hükümler çerçevesinde işlem yapılır.”
6.4857 sayılı İş Kanununun;
6.1.“Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde, “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.”,
6.2.“Tanım ve şekil” başlıklı 8’inci maddesinde; “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.”
6.3.“Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu” başlıklı 30’uncu maddesinde; “İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır. […] İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. […].”
6.4.“Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık” başlıklı 101’inci maddesinde; “Bu
Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her engelli ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için bin yedi yüz
Türk Lirası idari para cezası verilir. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz.”
7.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 393’üncü maddesinde; “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene
bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8.Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9.Başvurucu, Atatürk Üniversitesi bünyesinde 21.02.2017 tarihinden itibaren KHK kapsamında çalıştığını, çalışmış olduğu kurumda engel durumundan dolayı kaldıramayacağı işlerde çalıştırıldığını, bedeninin kaldırabileceği ve daha önceleri yapmış olduğum büro memurluğu görevine görevlendirilmeyi
Kurumumuzdan talep etmektedir.
10.İdare tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde Başvuranın 696 sayılı KHK ile ”
Temizlik ve Bakım-Onarım” ihalesinden kadroya alındığı, 12/03/2019 tarihli dilekçesi ile görev yeri değişikliği talebinde bulunduğu ve 12/07/2019 tarihinde Dekanlığı emrine görevlendirildiği,
10.1.Başvuran tarafından Atatürk Üniversitesi Dekanlığı emrinde çalışırken 28/08/2019 tarihinde engel durumu nedeniyle sağlığı açısından çalışmasının uygun olmadığını belirterek görev değişikliği talebinde bulunduğu,
10.2.Üniversite Hukuk Müşavirliği başvuranın engel durumu nedeniyle hangi işlerde çalışabileceğine dair görüş yazısı istendiği ve Hukuk Müşavirliği tarafından 10/10/2019 tarihli görüşünde başvuranın tarafından
/
görev ve yer değişikliği talebinin mevzuata göre uygun olduğu ancak hangi işte çalıştırılacağına dair görüşün İşyeri hekimince veya İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi Koordinatörlüğünden yapılması gerektiği bildirilmiş olup,
10.3.Üniversite İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi Koordinatörlüğünden istenen görüş neticesinde “Ağır ve
Tehlikeli İşlerde” çalıştırılamayacağı, bina dışında yol, bahçe ve pistlerdeki kar ve buzların kaldırılması, park ve caddelerin süpürülerek yıkanması gibi işlerde çalıştırılamayacağı. 10 kg’dan fazla yük taşımasının uygun olmayacağı, “Binaların Genel Temizliği” görevinin az tehlikeli sınıfta olduğu, bina içerisinde ayakta sürekli durmasını gerektiren temizlik işleri haricinde engel raporuna istinaden genel temizlik işlerinde çalışmasında bir mahsur görülmediğinin bildirildiği,
10.4.İdare tarafından 28/08/2019 tarihli dilekçesine istinaden 13/03/2020 tarihinde Üniversite Sağlık ve
Güvenlik Koordinatörlüğünden istenen görüşte göz önünde bulundurularak başvuranın
Başkanlığında görevlendirildiği,
10.5.Başvuranın yer değişikliği talebi doğrultusunda idare tarafından 10/06/2021 tarihinde
Koordinasyon biriminde görevlendirildiği ve başvuranın 21/06/2021 tarihinde ise ve Daire Başkanlığı emrinde görevlendirildiği,
10.6.Başvuran 09/12/2022 tarihinde Daire Başkanlığı emrindeki görevinden engel durumu nedeniyle başka birime görevlendirilmeyi talep etmiş olup, idare tarafından uygun görülmemiş, 24/02/2023 tarihinde iş yeri düzenini ve huzurunu bozması sebebi ile başka birimde görevlendirilmesi
Başkanlık tarafından istenildiği,
10.7.Başvuran 02/03/2023 tarihinde idare tarafından
Merkezine görevlendirildiği,
10.8.Başvuranın talebi doğrultusunda da 19/10/2023 tarihinde Dekanlığı emrinde görevlendirildiği ve görevlendirilmesinin devam ettiği anlaşılmış olup, 31/10/2023 tarihli dilekçesinde başka bir biriminde görevlendirilmeyi talep ettiği ve idare tarafından 08/11/2023 tarihli cevap yazısında talebi uygun görülmediği anlaşılmıştır.
11.Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dahil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenlemelerin yapılması gerektiği bildirilmektedir. Bu bağlamda devletin engelli bireylerin haklarına ilişkin yükümlülükleri sosyal bir hukuk devleti niteliğini haiz olmasıyla bağlantılı olup engelli
/
hakları alanında idarenin işlemlerinin ve mevcut uygulamalarının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hak arama hürriyeti doğrultusunda yasal düzenlemelerle uyumlu olması gerekmektedir.
12.Bilindiği üzere; Anayasanın 49’uncu maddesiyle, çalışanların hayat seviyesinin yükseltilmesi ve çalışma hayatını geliştirmek için gerekli tedbirlerin alınmasının Devletin ödevi olduğu, 4857 sayılı İş
Kanunu hükümlerine tabii olarak çalışan personelin işçi olarak adlandırıldığı, 4857 Sayılı İş Kanununda işçi ile işveren arasındaki ilişkinin bir iş sözleşmesine bağlı olduğu, iş sözleşmesinin kapsamının bağımlı iş görme ve ücret ödemesinden oluştuğu, Türk Borçlar Kanununda ise hizmet sözleşmesinin belirli veya belirsiz işçinin işverene bağımlı olarak iş görmesi olarak tanımlamıştır.
13.İdari işlemlerin hukuk kuralları ile baştan emredici bir biçimde saptanmadığı durumlarda, takdir yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. (Gözübüyük, Şeref ve Turgut Tan, İdari Yargılama Hukuku, 6. baskı,
C. 2, Ankara: Turhan Kitabevi, 2013.) Takdir yetkisi, idareye, yapacağı işlem hakkında seçim yapmak
imkanı vermekle birlikte işlem yapmak ya da yapmamak konusunda da hareket serbestisi kazandırmaktadır.
Bu doğrultuda idari görevlere atama yapmak veya görevden almak da idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak İdare takdir yetkisini kullanırken hukuk kurallarına uygun olarak işlem tesis etmek durumundadır.
14.Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın talebi ve idarenin dosya kapsamında sunmuş olduğu bilgi ve belgeler neticesinde, başvuruya konu işlemlerin başvuranın kurum içi görevlendirmelerinin talebi doğrultusunda yapıldığı, idarenin başvuran hakkında verilecek işlerde ilgili kurullarının görüşünü aldığı ve verilecek işlerde sağlık durumu ile ilgili almış olduğu görüşe uygun olarak iş verdiği anlaşıldığı ve idarenin vermiş olduğu kararında hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmamıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15.İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde Kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16.14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Erzurum İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre başvuranın talebinin reddine, /
Kararın BAŞVURAN ve ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/