|
ÖZET: Başvuru, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/A maddesinin, çocuğun babasını da kapsayacak şekilde genişletilmesi talebine yöneliktir. Başvuran, annesi vefat etmiş ve hasta olan çocuğun hükümlü babasının da bu düzenlemeden faydalanmasını istemektedir. Adalet Bakanlığı, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin ihtiyaçlarına yönelik çeşitli psikososyal destek programları uygulandığını belirtmektedir. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocuğun bakımını üstlenebilecek bir akraba bulunmaması durumunda, çocuğun kimsesiz kalma riski göz önünde bulundurularak, babalara da benzer hakların tanınmasının faydalı olabileceğini ifade etmiştir.
Başvurunun değerlendirilmesi sırasında, mevcut yasal düzenlemenin yalnızca kadın hükümlülere yönelik olduğu, ancak annesi vefat eden ve babası cezaevinde bulunan çocukların durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, çocuğun üstün yararı ilkesinin her zaman öncelikli olması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, ilgili mevzuatın güncellenmesi ve babalara da benzer hakların tanınması yönünde önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak, başvurunun kabulüne karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı’na, çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek amacıyla gerekli yasal düzenlemelerin yapılması tavsiye edilmiştir. Bu karar, hem başvuran hem de ilgili bakanlıklar için bilgilendirme amacıyla tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/5467-S.24.8626
BAŞVURU NO : 2023/19809
KARAR TARİHİ : 21.05.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/A
BAŞVURUNUN KONUSU :
maddesinin, çocuğun babasını da kapsayacak şekilde değiştirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda başvuran, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 16/A maddesinde yer alan “Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi” Başlıklı, “(1) İnfazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir.” düzenlemesinin genişletilerek annesi vefat etmiş ve hasta olan çocuğun hükümlü olan babasının da dâhil edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 27.12.2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısı üzerine
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen
02.04.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. 29.03.2020 tarihli Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Yönetmelik’in 12 inci maddesi birinci fıkrasında, “Psikososyal yardım servisi; personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran,
uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan, ayrıca hükümlülerin bireysel özelliklerini, yaşam koşullarını ve suç işleme nedenlerini belirleyerek bireysel gelişmelerine yardımcı olan, kurum yaşamına uyumlarını ve toplumsal yaşamla uyumlaşmalarını sağlayan ve bireyin yeniden suç işlemesini engelleyecek önlemleri alan ve bu amaçla gerektiğinde kurum en üst amirinin bilgisi dahilinde, aileler ve sosyal çevreyle görüşme yapan servistir. Psikososyal yardım servisinde; psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve çocuk gelişimi uzmanı görev yapar.” hükmüne yer verildiği, 2.2. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara, kuruma kabul aşamasında psikolog ve sosyal çalışmacılar tarafından Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS) kapsamında Araştırma
Değerlendirme Formu (ARDEF) doldurulduğu, Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS) kapsamında doldurulan ARDEF ile hükümlünün risk ve ihtiyaçlarının ortaya çıktığı ve her hükümlü tutuklu için ekonomik, sosyal, hukuki, psiko-sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarına uygun olarak bireysel ve grup müdahale programı belirlendiği, ARDEF’ten çıkan sonuçlar doğrultusunda hükümlü ve tutukluların, ihtiyaçlarına uygun bireysel müdahale ya da grup çalışmalarına yönlendirildiği, Bireyselleştirilmiş İyileştirme
Sisteminin amacının; ruhsal sorunları olan hükümlülerin hızlı, standart ve doğru şekilde değerlendirilmesini ve tanı almasını, etkin müdahale programlarının oluşturulmasını ve uygulanmasını sağlamak, cezaevlerinde ruh sağlığını destekleyici bir ortam geliştirmek için gerekli düzenlemeleri yapmak, yapmak, ceza infaz kurumu çalışanlarının ruh sağlığını korumak ve ruh sağlığı konusunda çalışanların farkındalığını artırmak olduğu, 2.3. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Genel Müdürlüğün lehtarı olduğu Değerlendirme, Profil
Araçları ve Rehabilitasyon Programlarının Geliştirilmesi Projesi (DEPAR) ile; farklı suç motivasyonları ve suç davranışları sebebiyle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler için infaz ve rehabilitasyon süreçlerini birey odaklı hale getirmek, hükümlüleri suç motivasyonlarına uygun sınıflandırmak amacıyla
Hızlı Değerlendirme Aracı’nın geliştirildiği ortaya çıkan ihtiyaçlara göre 15 farklı müdahale programı uygulandığı, 2.4. Hükümlü ve tutukluların kuruma kabulünden tahliyelerine kadar geçen sürede, çeşitli mesleki teknik ve yöntemler kullanılarak psikolojik ve sosyal sorunlarının çözümüne yönelik psiko-sosyal yardım servisi tarafından Bakanlık tarafından belirlenen; Öfke Kontrolü Programı, Sigara Alkol ve Madde
Bağımlılığı Programı, Salıverilme Öncesi Mahkûm Gelişimi Programı, Önce Düşün Programı, Özel
Gözetim ve Denetim Programı yürütülmekte bu programların uygulanmasına dair kurumlarda görevli uzmanlara hizmet içi eğitim programları düzenlendiği, 2.5. Ayrıca, 26.07.2021 tarihinde Adalet bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu/hükümlü 12-18 yaş grubu çocuklar, tutuklu/hükümlü annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubundaki çocuklar, denetimli serbestlik altında bulunan yükümlü çocuklar ve ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların psikososyal açıdan gelişimlerinin desteklenmesi, eğitim, barınma vb. ayni-nakdi ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandığı, 2.6. Diğer taraftan, söz konusu başvuruya ilişkin Kurum kayıtlarına intikal eden herhangi bir başvurunun mevcut olmadığı ve dava açıldığına dair ilgili bilgi veya belge içeren evrakın bulunmadığı anlaşılmış olup talep edilen diğer konulara ilişkin bilgi ve belgelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından temin edilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kurumumuzun 27.12.2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısı üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen ve Kurumumuz kayıtlarına 24.01.2024 giren tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 3.maddesinde; “Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk ” şeklinde tanımlandığı, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununda “Korunmaya ihtiyacı olan Çocuk” beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; 1. Ana veya babasız, ana ve babasız, 2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, 3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen, 4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen çocuk” şeklinde tanımlandığı, 3.2. Bahsi geçen mevzuat ve Ülkemizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair
Sözleşmenin çocuğun üstün yararı ilkesi uyarınca Bakanlığa bildirilen ebeveynlerinden biri vefat etmiş, diğeri ise cezaevinde bulunan çocuklara ilişkin öncelikle mesleki değerlendirme yapıldığı, mesleki değerlendirmede yakını/akrabasının varlığının tespiti ve çocuğun yakını/akrabası ile yaşamasında sakınca görülmemesi halinde akraba/yakını yanında aile odaklı hizmetlerden faydalandırıldığı, yakını bulunmaması durumunda ise ihtiyaca uygun çocuk bakım kuruluşumuza tertibi yapılmakta olduğu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesi uyarınca çocuk hakkında uygun koruyucu ve destekleyici tedbirler alındığı ve sosyal hizmet müdahalesi uygulandığı, 3.3. Bakanlıkça ihmal ve istismar riski görülmediği hallerde çocuğun öncelikle çeşitli tedbir, sosyal ve ekonomik desteklerle biyolojik ebeveyni yanında bakımı; ancak bunun mümkün ve uygun olmadığı hallerde ise kuruluş bakımından faydalandırılması esas olduğu, İlgi başvuru kapsamında annesi vefat etmiş, babası ise cezaevinde bulunan bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocukların bakımı hususunda; çocuğa ilişkin Bakanlık birimlerince mesleki değerlendirmenin yapılıp çocuğun bakımını üstlenmesi uygun bulunan bir yakını bulunmaması halinde çocuğun kimsesiz durumuna düşmesi riski oluşacak durumlarda bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocuğun üstün yararı, sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından babalara da mezkûr hakkın tanınmasının faydalı olabileceğinin değerlendirildiği, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 4.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde, “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,
ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 4.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.4. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesinde, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” , 4.6. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.1. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesi; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”
“2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (BMÇHS);
6.1. 1 inci maddesinde; “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”, 6.2. 3 üncü maddesinde;“1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idarî makamlar veya yaşama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idarî önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”, 6.3. 4 üncü maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar.”, 6.4. 6 ncı maddesinde; “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”, 6.5. 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında; “Taraf Devletler, ana babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babasının ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.”, 6.6. 12 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adlı veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”, 6.7. 18 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 6.8. 19 uncu maddesinde; “1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vası veya vasilerinin ya da bakımını üstlenir iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı Korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
2. Bu tür koruyucu önlemler; çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli olduğu takdirde adliyenin
ise el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.”, 7. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi (Komite) 3 üncü madde ile ilgili 2013 tarihli 14.
Genel Yorumunda; 7.1. “Çocuğun yüksek yararı kavramının eksiksiz olarak uygulanması, haklara dayalı bir yaklaşımın geliştirilmesini gerektirir. Bu yaklaşımda ilgili tüm aktörler çocuğun bütünlüklü fiziksel, psikolojik, ahlaki ve manevi gelişimini ve insan olarak saygınlığını ileri taşımak için seferber edilir.
Bu genel yorum, çocuğun yüksek yararının ve buna saygının Sözleşme’ye taraf Devletlerce yaşama geçirilmesini sağlama amacını taşımaktadır. Özellikle yargısal ve idari kararlarda, çocuğu bir birey olarak ilgilendiren diğer girişimlerde ve genel olarak çocukları ya da özel çocuk gruplarını ilgilendiren yasaların, politikaların, stratejilerin, 5 programların, planların, bütçelerin yasama ve bütçe girişimlerinin ve kılavuzların hazırlanmasıyla ilgili her aşamada, özetle tüm uygulama önlemlerinde çocuğun yüksek yararının gözetilmesinin neleri gerektirdiğini belirlemektedir. Komite, bu genel yorumun, ana babalar ve çocuklara bakan kişiler dahil çocuklarla ilgili her kesimin kararlarına yol göstereceğini ummaktadır.
Bu genel yorumun başlıca amacı, çocukların, yüksek yararlarının birinci planda, kimi durumlarda da en başta (bakınız, aşağıda paragraf 38) değerlendirilip dikkate alınması ve haklarının yaşama geçirilmesine ilişkin kavrayışın güçlendirilmesidir. En genel anlamdaki amacı ise, hak sahipleri olarak çocuklara tam saygı gösterilmesini sağlamak üzere tutumlarda gerçek anlamda bir değişiklik yaratılmasıdır.
Taraf Devletlerden her biri, çocuğun yüksek yararının değerlendirilmesi ve birinci planda göz önünde bulundurulması hakkına saygı gösterip bu hakkı yaşama geçirmelidir ve her taraf Devlet bu hakkın eksiksiz biçimde yaşama geçmesi için gerekli, bilinçli ve somut tüm önlemleri alma yükümlülüğü altındadır.”, 8. Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin; 8.1. “Çocuk ile ana ve babası arasında kişisel ilişki” başlıklı 4 üncü maddesinde; “1) Bir çocuk ile ana ve babası birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek hakkına sahiptirler.
2) Bu tür kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararlan gerektirdiği takdirde, kısıtlanabilir veya engel
olunabilir.
3) Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek
yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında kişisel ilişki kurma imkânı ya da diğer şekillerde ilişki kurma imkânı da öngörülecektir.”, 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili sıkâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun;
10.1 “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde;
1. Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu… ifade eder.
11. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun;
11.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; b) “Korunmaya ihtiyacı olan Çocuk”; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; 1. Ana veya babasız, ana ve babasız, 2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, 3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen, 4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen çocuğu… ifade eder.
12. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 12.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.”, 12.2. “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16 ncı maddesinde; “(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza
Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet
Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir.
Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili
Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet
Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.” 12.3. “Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi başlıklı 16/A maddesinde”; “(Ek: 28/3/2023-7445/23 md.)
(1) İnfazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı
Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir. Erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez. Çocuğun engellilik nedeniyle bakıma muhtaç olma veya ağır hastalık hâli, 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenir. Erteleme süresi içinde; hükümlünün ertelemenin amacına veya yükümlülüklere aykırı davrandığının denetimli serbestlik müdürlüğü veya kolluk birimlerince tespit edilmesi, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması veya çocuğun iyileşmesi hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhâl infaz olunur. Hükümlü, Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme süresi içinde; a) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, b) Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, c) Ekonomik durumu göz önünde bulundurularak belirlenen güvence miktarını yatırmak, yükümlülüklerinden en az birine tâbi tutulur. Hükümlü hakkında ayrıca Cumhuriyet savcısı tarafından yurt dışına çıkamama yükümlülüğü konulur.” 13. Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 1
32167 sayılı ve 18.04.2023 tarihli Resmi gazetede yayımlanmıştır .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabul edilmesi hususunda hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Ek 16/A düzenlemesinin genişletilerek annesi vefat etmiş ve hasta olan çocuğun hükümlü olan babasının da dâhil edilmesini talep etmektedir.
16. Adalet bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda özetle; Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara, kuruma kabul aşamasında psikolog ve sosyal çalışmacılar tarafından Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS) kapsamında
Araştırma Değerlendirme Formu (ARDEF) doldurulduğu, Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS)
1 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230418-7.pdf Erişim tarihi: 30.04.2024
kapsamında doldurulan ARDEF ile hükümlünün risk ve ihtiyaçlarının ortaya çıktığı ve her hükümlü tutuklu için ekonomik, sosyal, hukuki, psiko-sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarına uygun olarak bireysel ve grup müdahale programı belirlendiği, ARDEF’ten çıkan sonuçlar doğrultusunda hükümlü ve tutukluların, ihtiyaçlarına uygun bireysel müdahale ya da grup çalışmalarına yönlendirildiği, Değerlendirme, Profil Araçları ve
Rehabilitasyon Programlarının Geliştirilmesi Projesi (DEPAR) ile; farklı suç motivasyonları ve suç davranışları sebebiyle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler için infaz ve rehabilitasyon süreçlerini birey odaklı hale getirmek, hükümlüleri suç motivasyonlarına uygun sınıflandırmak amacıyla Hızlı
Değerlendirme Aracı’nın geliştirildiği ortaya çıkan ihtiyaçlara göre 15 farklı müdahale programı uygulandığı, hükümlü ve tutukluların kuruma kabulünden tahliyelerine kadar geçen sürede, çeşitli mesleki teknik ve yöntemler kullanılarak psikolojik ve sosyal sorunlarının çözümüne yönelik psiko-sosyal yardım servisi tarafından Bakanlık tarafından belirlenen; Öfke Kontrolü Programı, Sigara Alkol ve Madde
Bağımlılığı Programı, Salıverilme Öncesi Mahkûm Gelişimi Programı, Önce Düşün Programı, Özel
Gözetim ve Denetim Programı yürütülmekte bu programların uygulanmasına dair kurumlarda görevli uzmanlara hizmet içi eğitim programları düzenlendiği, 26.07.2021 tarihinde Adalet bakanlığı ile Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu/hükümlü 12-18 yaş grubu çocuklar, tutuklu/hükümlü annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubundaki çocuklar, denetimli serbestlik altında bulunan yükümlü çocuklar ve ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların psikososyal açıdan gelişimlerinin desteklenmesi, eğitim, barınma vb. ayni-nakdi ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandığı, diğer konulara ilişkin bilgi ve belgelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından temin edilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir.
17. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda özetle; annesi vefat etmiş, babası ise cezaevinde bulunan bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocukların bakımı hususunda; çocuğa ilişkin Bakanlık birimlerince mesleki değerlendirmenin yapılıp çocuğun bakımını üstlenmesi uygun bulunan bir yakını bulunmaması halinde çocuğun kimsesiz durumuna düşmesi riski oluşacak durumlarda bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocuğun üstün yararı, sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından babalara da mezkûr hakkın tanınmasının faydalı olabileceğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir.
18. Başvuru konusu yasal düzenleme incelendiğinde, çocuğunun hastalığı nedeniyle ceza infazının ertelenmesinin sadece annelere tanındığı, annesi vefat etmiş babası cezaevinde olan çocukların babaları için herhangi bir yasal düzenlemeye gidilmediği görülmektedir. Başvuru konusunun somut olay kapsamında; çocuğun üstün yararı gözetilerek getirilen yasal düzenlemenin annesi vefat etmiş ya da annesi herhangi bir şekilde çocuğun bakımını üstlenemeyen ceza infaz kurumunda bulunan babası için de uygulanıp uygulanamayacağı yönünden ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
19. Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” bölümünde yer alan, ‘çocuk hakları’ ifadesi metne 2010 değişiklikleriyle eklenmiş ve yine “Ailenin korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı md.41/3’te çocuğun üstün yararına aykırı olmadıkça anne ve baba ile kişisel ilişkinin kurulması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu düzenleme altına alınmıştır. 2010 yılında yapılan değişikliğin gerekçesinde Türkiye’nin de taraf olduğu BMÇHDS ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ve çocuk haklarıyla ilgili evrensel olarak kabul gören ilkelerin Anayasa’ya
dahil edildiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla çocuğun, aile hukukundan doğan uyuşmazlıklar başta olmak 2 üzere yer aldığı her işte üstün yararının gözetilmesi Anayasal bir mecburiyet olarak kabul edilmelidir .
20. Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na ilişkin yayımlanan 2023/8 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde Türkiye’de çocukların her zaman geleceğin güvencesi olarak görüldüğünü ve onlara müreffeh bir gelecek sunulmasına özel bir önem atfedildiği vurgulanmıştır. Genelgede
“Çocukların yetiştirilmesi, eğitimi, sağlığı, ailenin korunması gibi konuların mevzuatta ve üst politika belgelerinde özellikle vurgulandığı, çocuk koruma alanındaki ihtiyaçların tespiti, müdahalelerin planlanması, uygulanması ve izlenmesi gibi aşamaların tamamında gerçekleştirilen bütünleştirici çalışmalar, günümüz koşullarına uygun ve etkili hizmetlerin geliştirilmesinin zeminini oluşturmaktadır.” ifadelerine yer verilmiş, Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi gerekliliğine işaret edilmiştir.
21. Anayasa Mahkemesi, ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamının tesisinde dikkate alınması 3 gereken temel unsurun çocuğun üstün yararı olduğunu kabul etmektedir . Bu anlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman öncelikli olarak bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması, aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif 4 yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından son derece önemlidir . Öte yandan Mahkeme Çocuğun üstün yararı ilkesi kapsamında kamusal makamların hem ebeveynler ile çocuk arasındaki aile bağlarının devamlılığını sağlamak hem de çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişiminin mümkün olacağı bir ortama yönelik 5 tedbirler almak durumunda olduğunu kararlarında ifade etmektedir .
22. Aile yaşamına saygı hakkı kapsamında devlet için söz konusu olan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden kaçınmakla sınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile yaşamına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif yükümlülükleri de içermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler arası ilişkiler alanında olsa da aile yaşamına 6 saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar . Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri; ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. Anayasa’nın 41. maddesinde, her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça 7 belirtilmektedir . Ayrıca Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de geçtiği şekliyle çocuğun yararı, Anayasa’nın 41. maddesi ifadesiyle çocuğun yüksek yararı mahkemeler, idari makamlar ile yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilkedir. Bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir.
2
Nilüfer Nurbanu BAŞ, Çocuk Hakları Bağlamında Çocuğun Üstün Yararı İlkesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı, Ankara,2023 3
Anayasa Mahkemesi, Emrah Acıdereli, B. No: 2018/34860, 12/1/2021, § 41; Bahadır Üney ve diğerleri, § 56; Ayşegül Pervane, B. No: 2017/37155, 30/9/2020, § 37.
4
Şükran İrge, § 33 5
Şükran İrge, § 34 6
Anayasa Mahkemesi, Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 26.
7
Anayasa Mahkemesi, Serpil Toros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016.
23. Somut olay kapsamında; engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocuğun annesine tanınan hakkın, annenin herhangi bir nedenle çocuğun bakımını üstlenememesi ya da somut olayda olduğu gibi annenin vefatı halinde ceza infaz kurumunda bulunan babaya hakkın tanınması yönüyle; 18 yaş altındaki çocuğun farklı yaş gruplarındaki ihtiyaçları, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olma ve ağır hastalığa maruz kalma sebebiyle oluşan mağduriyet göz önüne alınarak çocuğun üstün yararı ilkesi ve ailenin korunması ilkesi kapsamında yapılacak değerlendirmelerle mevcut yasa hükmünün ihtiyaçlara uygun hale getirilmesi yönünde çalışma yapılması gerektiği düşünülmektedir.
24. İdarelerden temin edilen bilgi ve belgeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde; ilgili idarece çocukların yüksek yararının öne çıkarılmasına ilişkin politika ve stratejiler gerçekleştirildiği ve bu yönde çalışmaların tamamlanması için çaba sarf edildiği gözlemlenmekle birlikte; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanunun 16/A maddesinde yer alan “Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi” Başlıklı, “(1) İnfazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir.” düzenlemesinin, çocuğun sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından ayrım gözetmeksizin tüm çocukların esenliği, iyilik hali ve üstün yararı için idarenin gerekli yasal ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü çerçevesinde, bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocuğun üstün yararı, sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından babalara da mezkûr hakkın tanınması hususunun; konuyla ilgili temel hak ve hürriyetler, çocuk haklarına ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat, Türkiye Çocuk
Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının başvuru konusuyla ilgili Kurumumuza ilettiği görüş yazısı da göz önünde bulundurularak yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması yönünde ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı değerlendirilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
26. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜNE,
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/A maddesinde yer alan düzenlemenin, çocuğun sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından ayrım gözetmeksizin tüm çocukların esenliği, iyilik hali ve üstün yararı için idarenin gerekli yasal ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü çerçevesinde, bakıma ihtiyacı olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan çocuğun üstün yararı, sağlıklı gelişiminin desteklenmesi açısından babalara da mezkûr hakkın tanınması hususunun; konuyla ilgili temel hak ve hürriyetler, çocuk haklarına ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat, Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının başvuru konusuyla ilgili Kurumumuza ilettiği görüş yazısı da göz önünde bulundurularak yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması yönünde ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA ayrıca bilgileri için AİLE VE SOSYAL
HİZMETLER BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi