|
ÖZET: Başvuruda, 10 Temmuz 2023 tarihinde, kötü muamele iddialarının araştırılması talep edilmiştir. Başvuranlar, 15 Haziran 2023 tarihinde tutuklanan bir aile üyesinin adliye işlemleri sırasında bir polis memuru tarafından darp edildiğini ve tehditlere maruz kaldığını öne sürmüştür. İlgili polis memurunun, başvuranların yardım taleplerine olumsuz yanıt verdiği ve sonrasında fiziksel şiddet uyguladığı iddiaları bulunmaktadır. Başvuranlar, bu durumu etkili bir şekilde araştırılması ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun değerlendirilmesi için İçişleri Bakanlığı ve Çorum Valiliği ile yazışmalar yapmış, olayla ilgili bilgi ve belgeler talep etmiştir. Çorum Valiliği, başvurucuların iddialarının araştırılması için idari soruşturma başlatıldığını belirtmiş, ancak soruşturmanın henüz tamamlanmadığını bildirmiştir. Kurum, yasal mevzuat gereği, devam eden bir soruşturma nedeniyle başvurucuların iddialarını inceleme yetkisi olmadığını ifade etmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurucuların iddialarının yargı mercileri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve Çorum Valiliği’ne, ilgili kamu görevlileri hakkında etkili bir inceleme yapılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, başvuranların iddialarının ciddiyetini ve kamu görevlilerinin sorumluluğunu vurgulamaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7089-S.24.11084
BAŞVURU NO : 2023/9717
KARAR TARİHİ : 08.07.2024
TAVSİYE KARARI
ÇORUM VALİLİĞİ
BAŞVURUYA KONU İDARE :
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Kötü muamele iddialarının etkili bir şekilde araştırılıp, sorumlu/sorumlular hakkında gerekli işlem yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 10.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) Başvurucular tarafından iletilen ve Kurumuzca tarihinde kayıt altına alınan mektupta kayıtlı olan hususlarda özetle; 15 Haziran 2023 günü tutuklanması talebiyle adliyeye sevk edilen kardeşi/oğlu işlemlerine nezaret etmek amacıyla Saat 16 civarında adliyeye gittikleri, ismini daha sonra öğrendikleri isimli polis memurunun veteriner olan yanına çağırarak, kayınpederinin köyündeki hayvanlarının muayenesini yapmasını talep ettiği ve yanında kayınpederini arayarak “sana yarın veteriner gönderiyorum” dediği, tutuklanmasının ardından, polis aracına bindirilip götürülmesi esnasında, cezaevinde ihtiyaç duyacağı para/temel malzemelerin temini hakkında kendisi ile konuştukları, eşya ve çamaşır temini konusunda ismi geçen polis memurundan yardım istedikleri, adı geçenin, kendisinin yardımcı olmayacağını eşyaları getirmemelerini söylediği, bunun üzerine veteriner “siz de yardım istediniz ben de civcivlerin muayenesi için yardımcı olmam” dediği, akabinde polis memurunun sinkaflı sözlerle üzerlerine yürüdüğü, “sizinle uğraşacağım” diyerek tehditler savurduğu; “abi ne diyorsun böyle” şeklindeki serzenişine karşılık, söz konusu polis memurunun darp ettiği ve diğer polis memurlarını da galeyana getirmeye çalıştığı; aynı polisin, “şu babasını da dövün” demesi üzerine, baba yere yatırıldığı, tekmelendiği, haysiyetinin rencide edildiği, bu olay nedeniyle baba beyninde pıhtı oluştuğu, konuşma kabiliyetini kaybettiği için hastanede bir hafta süre ile tedavi gördüğü; baba hastaneye yatırıldığı, oğlu veteriner ise nezarethaneye atıldığı, aynı polis memurunun nezarethane kapısına gelerek tehdit ettiği, ardından diğer polis memurlarının araya girmesi ile ancak bu sayede sakinleşebildiği; polis memuru ilk defa gördükleri, aralarında hiçbir husumetin olmadığı, kendisine yönelik hiçbir uygunsuz davranışlarının olmamasına rağmen, mesleğine ve
/
giydiği üniformasına yakışmayan bu davranışlarının bir açıklamasının olamayacağı, kardeşi/oğlu ise polis aracı ile cezaevine götürülmesi esnasında, aracın tenha bir köşeye çekildiği, aynı polis tarafından darp edildiği, adı geçen polis memurunun, ruhsal durumunun yerinde olmadığını düşündürecek şekilde hareketler yaptığı iddia ve şikâyet edilerek; kötü muamele iddialarının etkili bir şekilde araştırılıp, sorumlu/sorumlular hakkında gerekli işlem yapılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(2) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca İçişleri Bakanlığı ve Çorum Valiliği nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. İş bu karara esas olmak üzere aşağıda kayıtlı resmi yazışmalara kayden, yine aşağıda
kayıtlı bilgi, belge ve değerlendirme ile dosya içeriği temin edilmiştir:
(2.1) Çorum Valiliğine muhatap 02.08.2023 tarih ve – / -S. sayılı yazımız ile (a) hangi suç isnadı ile tutuklanmasına karar verildiği, (b)
nezarethanede 1 gün süre ile tutulduğu iddiası bağlamında, bu kişi hakkında bir suç isnadının olup olmadığı; mevcutsa ne olduğu, (c) hakkında “yakalama”, varsa “gözaltına alma” ve yine varsa
“tutuklama” kararı verilip verilmediği; eğer belirtilen yönde işlemde bulunuldu ise bu kişi adına düzenlenen
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği eki “Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı, EKA”, “Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter, EK-B”, “Sevk/Serbest Bırakma Tutanağı, EK-C” ve
“İfade Tutanağı, EK-D” evrakın tasdikli suretinin iletilmesi, (ç) özellikle başvurucuların herhangi bir direnişte bulunmadık şeklindeki iddiası da göz önünde bulundurularak, hakkında yakalama işlemi yapıldı ise bunun yasal mevzuat açısından gerekçesi, (d) yakalanması durumu söz konusu ise bu kişinin nezarethanede tutulduğu odasını gören kameraların kaydının iletilmesi, (e)
hakkında yakalama işlemi yapıldı ise bu olayın, nöbetçi Cumhuriyet savcısına haber verilişine dair tutanak ile Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararın (serbest bırakma/gözaltı) bir suretinin iletilmesi, (f) ve yönelik güç kullanılıp kullanılmadığı; kullanıldı ise bunun yasal gerekçesi, (g) hakkında düzenlenen 15.06.2023 tarih, Saat 18:03, protokol numaralı doktor raporunda, “sağ dirsek geniş sürtünme izleri mevcut. Yüzünde hassasiyet mevcut.
Boynunda tırnak izleri mevcut. BTM ile giderilemez. Hayati tehlike vardır. Alkol sıfır (0) promil” şeklinde kayıt altına alınan doktor muayenesine istinaden, ayrıca bu kişinin 1 hafta süre ile hastanede tedavisinin yapıldığı iddiası da göz önünde tutulduğunda bu kişiye yönelik aşırı güç kullanılıp kullanılmadığının açıklaması, (ğ) hakkında düzenlenen 15.06.2023 tarih, Saat 18:03, protokol numaralı doktor raporunda, “sol göz altında 1cm’lik açıklık, hafif şişlik ve hassasiyet mevcut. Alnının üstüne doğru 1 cm’lik açıklık mevcut. Dizlerinde ve sırtında hassasiyet mevcut. Alkol sıfır (0) promil” şeklinde kayıt altına alınan doktor muayenesine istinaden, bu kişiye yönelik aşırı güç kullanılıp kullanılmadığının açıklaması, (h) ve devlet memuru oldukları yönündeki beyanının doğru olup olmadığı; eğer doğru ise hangi devlet kurum/kurumlarında hangi unvanlar ile çalıştıkları, (ı) polise mukavemet etmedikleri zaten bunu gerektiren bir durum olmadığı, buna karşın tek memurun diğer memurları yönlendirmesi ile kendilerine yönelik aşırı güç kullanıldığı, önce polis aracına ve ardından da yere 4-5 sefer yüzlerinin vurulduğu, tekmelendikleri, sinkaflı küfürler eşliğinde ve ters kelepçe takılarak polis aracına bindirildikleri iddiaları hakkındaki yasal açıklamanız ile söz konusu müdahaleyi gösteren tüm (araç, bina, MOBESE, esnaf kameraları vs.) kamera kaydının iletilmesi, (i) yine bir üstteki soru ile bağlantılı şekilde, ilgi kişilere yasal mevzuat açısından güç kullanılmasını ve özellikle kelepçe takılmasını gerektirir fiziki şartların ve yasal gerekçe/dayanağın somut şekilde belirtilmesi, (j)
tutuklanıp adliye dışına çıkartılmasının ardından, dışarıdaki polis aracına bindirilmesini gösterecek şekilde, tüm (araç, bina, MOBESE, esnaf kameraları vs.) kamera kaydının iletilmesi; kamera kaydı yok ise başvurucuların, “MOBESE ve esnaf kameraları her şeyi görüntüledi” iddiası bağlamında bu durumun
/
açıklaması, (k) tutuklandığı ifade edilen polis aracı ile sevki esnasında, polis aracının tenha bir köşeye durdurularak, kilitli arka kısmının açıldığı, kardeşi ismi geçen polis memuru tarafından kelepçe ile dövüldüğü, yumruklandığı ve sinkaflı küfürlere maruz kaldığı iddiası bağlamındaki ayrıntılı açıklamanızın belirtilmesi, (l) bir üstteki sorunun devamı şekilde, polis aracı ile sevki esnasında, başvuru belgesinde “ilçe terminali ile il terminali arasında ikinci ara, hastane kavşak” şeklinde tanımlanan konumda aracın durdurulduğu iddiası bağlamında, yukarıda tarifi yapılan yere ait, ilgili aracı görecek şekilde araç, MOBESE, esnaf vs. kamera kayıtlarının iletilmesi, (m) başvuru belgelerinde ismi geçen polis memuru mesleki siciline (bu güne kadar hangi birimlerde çalıştığı, kıdemi, rütbesi ve özellikle varsa şimdiye kadar hakkında düzenlenen disiplin cezaları) ilişkin bilgilerin iletilmesi, (n) şikâyete konu olay sonrasında, bu olaydan dolayı başvurucular hakkında açılmış bir kamu davası olup olmadığı, (o) şikâyete konu hangi şubede görev yaptığı ve bu birimi hakkında, Mülkiye Müfettişleri tarafından gerçekleştirilen en son düzenli teftişe ait inceleme ve araştırma raporunun bir sureti, (ö) başvuruya konu iddia ve şikâyet ile ve olayda adı geçen personel hakkında gerçekleştirilen herhangi bir inceleme, araştırma veya idari soruşturma olup olmadığı, varsa hangi aşamada olduğu, talep edilmiştir.
(2.2) Çorum Valiliğinden alınan 29.08.2023 tarih ve sayılı yazı ve bu yazı eklerinde özetle; başvurucuların oğlu/ağabeyi “uyuşturucu madde imal ve ticareti” şüphesi ile 15 Haziran
2023 tarihinde gerçekleştirilen adliye işlemleri esnasında, ilgili polis memurları ile ve
arasında bir dizi arbede yaşandığı, hakkında resmi yakalama ve gözaltı işlemi uygulandığı ve sonrasında kişinin adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı; keza başvuru belgesinde ismi geçen polis memuru ile başvurucuların adli merciler nezdinde karşılıklı suç isnadında bulundukları ve son olarak polis memuru hakkında bu yaşananlardan dolayı 17.08.2023 tarihi itibari ile idari soruşturma başlatıldığı bildirilmiştir.
(2.3) İdarenin cevabi üzerine Kurumumuzca Çorum Valiliğine muhatap 14.09.2023 tarih ve sayılı yazı yazılmış olup; söz konusu kayıtlı iddia ve şikâyet hakkında
Kurumumuzca yürütülen inceleme ve araştırmaya ışık tutmak aynı zamanda tarafımızca verilecek karara esas olmak üzere, bahse konu iddia ve şikâyetle bağlantılı olarak ismi geçen polis memuru hakkında yürütüldüğü anlaşılan idari soruşturmanın sonucunun Kurumumuza gönderilmesi talep edilmiştir.
(2.4) Kurumumuzca eş zamanlı olarak, İçişleri Bakanlığına muhatap 14.09.2023 tarih ve sayılı yazımız ile; “Başvuru konusu iddialar ile kamera kayıtları ile doktor raporlarının tetkikinden tespit edilen verilerden hareketle İçişleri Bakanlığı Mülkiyet Teftiş Kurulu
Başkanlığı bünyesinde, 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile teşkil olunan Kolluk Gözetim Komisyonunun bilgisine sunulması ve Bakanlıklarınca takdiri amacıyla şikâyet başvuru belgeleri ve Çorum Valiliğine muhatap ilgi yazılarımız ile Valiliğin cevabı yazısı, bilgi ve gereğinin takdirleri amacıyla iş bu yazımız ekinde adı geçen Bakanlığa iletilmiştir.
(2.5) Çorum Valiliğinden alınan 2.10.2023 tarih ve E- sayılı yazıda özetle; şikâyet edilen polis memuru hakkında yürütülmekte olan idari soruşturmanın halen devam ettiği, bittiğinde konu hakkında bilgi verileceği beyan edilerek, soruşturma evrakının bir sureti Kurumumuza iletilmiştir.
(2.6) İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı Kolluk Gözetim Komisyonu
Sekretaryasından alınan, Çorum Valiliğine gereği, Kurumumuza da bilgi amacıyla gönderilen
17.10.2023 tarih ve sayılı yazıda; söz konusu soruşturmanın hitama erdirilerek
Bakanlıklarının ve Kamu Denetçiliği Kurumumuzun bilgilendirilmesi yönünde Çorum Valiliğine talimatta bulunulmuştur.
(2.7) Çorum Valiliğinden alınan 14.11.2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; polis memuru hakkındaki iddiaları incelemek üzere Emniyet Genel Müdürlüğünden Polis Başmüfettişi görevlendirilmesinin uygun olacağından bahisle 10 Kasım 2023 tarihinde de Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazarak bir Polis Başmüfettişinin görevlendirilmesinin talep edildiği; İl Emniyet Müdürlüğü emrinde bir komiser vasıtası ile daha evvel başlatılan soruşturmanın, söz konusu Polis Başmüfettişi tarafından yürütüleceği ve soruşturma akıbetinin bilahare Kurumumuza bildirileceği ifade edilmiştir.
(2.8) Cevabi yazı üzerine Kurumumuzca Çorum Valiliğine muhatap 26.12.2023 tarih ve sayılı yazımızla; “6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesi hükmü gereğince Kurumumuzun, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında ise; Kurumun, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç 6 (altı) ay içinde sonuçlandıracağı hüküm altına alındığı, 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı”, hususları beraberce hatırlatılarak, bahse konu iddia ve şikâyet hakkında Kurumumuzca yürütülen inceleme ve araştırmaya ışık tutmak aynı zamanda tarafımızca verilecek karara esas olmak üzere, söz konusu iddia ve şikâyetle bağlantılı olarak ismi geçen polis memuru hakkında Makamlarınca yürütüldüğü anlaşılan idari soruşturmanın sonucunun Kurumumuza gönderilmesi hususu tekraren beyan edilmiştir.
(2.9) Çorum Valiliğinden alınan 08.01.2024 tarih ve sayılı yazıda özetle; Valiliklerince, Emniyet
Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığından Polis Başmüfettişi görevlendirilmesi talebinde bulunulduğu bilgisi paylaşılmıştır.
(2.10) Kurumumuzun Çorum Valiliğine muhatap 04.04.2024 tarih ve – /
S. yazımızla; bahse konu idari soruşturmanın hitama erip ermediği, eğer sonuçlandı ise verilen kararın Kurumumuza bildirilmesi tekraren talep edilmiştir.
(2.11) Çorum Valiliğinden alınan 24.04.2024 tarih ve sayılı yazıda özetle; dosya hakkında, Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli bir Polis Başmüfettişinin görevlendirildiği ve soruşturmanın hali hazırda devam etmekte olduğu ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
(3) 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; (3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu, Ek fıkra 2’de ise Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği, (3.2) “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” hükmü, /
(3.3) “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12’nci maddesinde, herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, (3.4) “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15’inci maddesinde, savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde dahi, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı, (3.5) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı, (3.6) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, (3.7) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu, güvence altına alınmıştır (4) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarih ve 217A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen, 27
Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ekinde tamim edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3’üncü maddesinde, yaşama, özgürlük ve kişi güvenliğinin herkesin hakkı olduğu; 5’inci maddesinde hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı; 8’inci maddesinde de herkesin kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı olduğu düzenlenmiştir.
(5) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 7’nci maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; 10’uncu maddesinde, özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu kayıt altına alınmıştır.
(6) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin (İnsan Hakları
Avrupa Sözleşmesi – İHAS) “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde de bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
(7) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya
Cezaya Karşı Sözleşmenin, 1’inci maddesinde işkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ıstırap veren bir fiil olarak tanımlanmış; “Sorgulama yöntemlerini ve uygulamayı denetleme” başlıklı 11’inci maddesinde her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede her hangi bir işkence olayının meydana gelmesini önlemek amacıyla, sorguya dair kurallar, talimatlar, yöntemler ve uygulamalar ile her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen kimselerin nezareti ve ıslahına dair düzenlemelerini de sistematik olarak denetleyeceği; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı
/
12’nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikayet hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikayet etme ve şikayetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikayet edenin ve tanıkların, şikayetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
(8) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen
Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin İlkeler Bütününün, “İşkence yasağı” başlıklı 6’ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tıbbi muayene yapılması” başlıklı 24’üncü maddesinde, tutulan veya hapsedilen bir kimsenin tutma yerine veya hapishaneye girişi yapıldıktan sonra mümkün olan en kısa sürede, tam ve doğru şekilde tıbbi muayenesinin yapılacağı, bundan sonra da gerekli olduğu zaman tıbbi bakım ve tedavisinin yapılacağı; “İkinci kez tıbbi muayene talebi” başlıklı 25’inci maddesinde, tutulan veya hapsedilen bir kimse veya avukatının, sadece tutma yerinin veya hapishane güvenliğinin ve düzeninin gerektirdiği makul şartlara tabi olarak, ikinci kez tıbbi muayene yapılması veya tıbbi mütalaa alınması için yargısal veya diğer bir makama talepte bulunma hakkına sahip olduğu; “Tıbbi muayene tutanağı ve tutanağı edinme hakkı” başlıklı 26’ncı maddesinde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin tıbbi bir muayeneye tabi tutulması halinde, doktorun adı ve muayenenin sonuçlarının tam ve doğru bir biçimde tutanağa geçirileceği ve “Tutma yerlerinin denetimi” başlıklı 29’uncu maddesinde de tutma yerlerinde kanunlara ve hukuki düzenlemelere tam olarak uyulup uyulmadığının denetlemesi için, tutma yerinin idaresinden doğrudan sorumlu makamın dışında yetkili bir makam tarafından atanan ve bu makama karşı sorumlu olan ehliyetli ve deneyimli kişiler tarafından düzenli olarak ziyaret edileceği, tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, bu tür yerlerde güvenliği ve kamu düzenini sağlamak için gerekli makul koşullar içinde, tutma yerini veya hapishaneyi ziyaret eden kişilerle serbestçe ve tam bir gizlilik içinde iletişim kurma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
(9) 1955’te Cenevre’de toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Birinci Birleşmiş Milletler
Konferansı tarafından kabul edilip Ekonomik ve Sosyal Konseyin 31 Temmuz 1957 tarihli ve 663 C (XXIV) sayılı ve 13 Mayıs 1977 tarihli ve 2076 (LXII) sayılı Kararlarıyla onaylanan BM Mahpusların
Islahı İçin Asgari Standart Kuralların “Teftiş” başlıklı 55’inci maddesinde, “Cezaevleri ve bu kurumdaki hizmetler, yetkili bir makam tarafından atanmış vasıflı ve deneyimli müfettişler tarafından düzenli olarak denetlenir. Müfettişlerin görevi, cezaevinin gayelerinin ve ıslah edici işlevlerinin yerine getirmesini göz önünde tutarak, özellikle bu kurumların yürürlükte bulunan yasalara ve hukuki düzenlemelere göre idare edilmesini sağlamaktır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(10) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş
Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair
Temel İlkelerin 15’inci maddesinde, “Kanun adamları, kurum içinde güvenliğin ve düzenin sürdürülmesi için gerekli olmadıkça veya kişisel güvenlikleri tehdit edilmedikçe, hapsedilen kişilerle olan ilişkileri sırasında zor kullanamazlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(11) İşkencenin ve Gayri İnsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelelerin Önlenmesine Dair Avrupa
Sözleşmesinin 1’inci maddesi ile İşkencenin ve Gayriinsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin
Önlenmesi için bir Avrupa Komitesi teşkil edilmiş, Komite ziyaretler yapmak suretiyle, hürriyetinden mahrum kılınan kişilere yapılan muameleyi, gerekli ise bu gibi kişilerin işkence ve gayriinsani ya da küçültücü ceza veya muameleden korunmalarının kuvvetlendirilmesi amacıyla inceleyeceği, 2’nci
/
maddesinde de her bir taraf devletin, bu Sözleşmeye uygun olarak, yetkili olduğu bir kamu makamı tarafından hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu herhangi bir yere ziyaretler yapılmasına izin vereceği hususu düzenlenmiştir.
(12) İşkencenin araştırılması ve belgelendirilmesi açısından ilk uluslararası rehber belge olan ve 4.11.1999 tarihinde resmi Birleşmiş Milletler Belgesi olarak kabul edilen, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El
Kılavuzu (İstanbul Protokolü) 2’nci maddesinde, “Devletler, işkence ve kötü muamele şikâyetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını sağlamakla yükümlüdürler. Açık bir sirayetin olmadığı durumlarda bile işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır. Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır.
Bu kişilerin tarafsız tıp uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanları çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonel standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuya açıklanmalıdır.” hususuna yer verilmiştir. 3’üncü maddesinde, “Soruşturma yapan kurum, soruşturma için gerekli bütün bilgileri toplama gücüne sahip olmalı ve gerekli bütün bilgileri toplama yükümlülüğünü üstlenmelidir. Soruşturmayı yürüten kişiler, etkili soruşturma yürütmek için gerekli bütün maddi ve teknik kaynaklara sahip olmalıdırlar. Bu kişilerin, işkence veya kötü muamele vakalarına karıştığı iddia edilen resmi görevlileri tanıklığa çağırma ve tanıklığa zorlama yetkisi de olmalıdır. Aynı kural, bütün tanıklar için geçerlidir. Soruşturma yapma yetkisine sahip olan kurum, işkenceye karıştığı iddia edilen resmi görevliler de dâhil olmak üzere soruşturmanın selameti açısından gerekli herkesi tanıklık yapmak için çağırma, bu amaçla tebligatta bulunma ve yapılan tanıklıkları destekleyici kanıtlar sunulmasını isteme yetkisine haiz olmalıdır.”; 4’üncü maddesinde de
“İşkence veya kötü muamele kurbanı olduğu iddia edilen kişiler ve bunların yasal temsilcileri, duruşmalardan, soruşturma oturumlarından haberdar edilmeli, bu oturumlarda bulunma hakkına sahip olmalı, soruşturma için gerekli bilgilere erişim hakkına ve olanağına ve duruşmalarda kanıt sunma hakkına sahip olmalıdırlar.” hususlarına yer verilmiştir.
(13) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; (13.1) “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç)
Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” ifadelerine yer verilerek Kurumun görev alanı dışında olan hususlar sayılmıştır.
(13.2) “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
(14) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin; (14.1) “Ön incelemenin yapılması” başlıklı 19’uncu maddesinde, şikâyet başvurusunun, inceleme ve araştırmaya geçilmeden önce ön incelemeye tabi tutulacağı ve ön incelemede şikâyet başvurusunun yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olup olmadığının inceleneceği;
(14.2) “Ön inceleme üzerine yapılacak işlemler ve verilecek kararlar” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, şikâyet başvurusunun ‘idari başvuru yollarının tüketilmesi’ koşulu hariç 19’uncu maddede yer alan şartlardan herhangi birini taşımaması hâlinde incelenemezlik kararı verileceği, düzenlenmiştir.
(15) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun; (15.1) 1’inci maddesinde, polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyeti ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hüküm altına alınmıştır.
(15.2) 2’nci maddesinde polisin, kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü alacağı; işlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapacağı düzenlenmiştir.
(15.3) “Durdurma ve kimlik sorma” başlıklı 4/A maddesinde, polisin, bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek amacı ile kişileri ve araçları durdurabileceği, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildireceği ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabileceği, kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebileceği, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabileceği, kimlik belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişinin tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edileceği, bu kişinin, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınacağı ve gerekirse tutuklanacağı; gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, düzenlenmiştir.
(15.4) 13 üncü maddesi aşağıdaki gibidir:
“Polis, A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri, B) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları, C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri, D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları, E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren
Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri, (1)
G) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri,
H) (Ek: 27/3/2015-6638/2 md.) Başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.
Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.
Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Kişinin yakalandığı, istediği kanunî yakınlarına derhal bildirilir.
Yakalananlardan, A) Uyuşturucu madde kullanmış olanlar ile sarhoş olanların, B) Zor kullanılarak yakalananların, C) Haklarında suç soruşturması yapılacak olan şüpheli ve sanıkların, Yakalanma anındaki sağlık durumları tabip raporuyla tespit edilir.
Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. Haklarında ıslah veya tedavi tedbiri alınması gerekenler, ilgili kurum yetkilileri tarafından teslim alınır. Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır.” hükmü düzenlenmiştir.
(15.5) “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16’ncı maddesi ikinci fıkrasında, “Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
(15.6) 17’nci maddesi aşağıdaki gibidir:
“Polisin:
A) Kanun ve usul dairesinde verdiği emre itaatsizlik ve ittihaz eylediği tedbirlere riayetsizlik edenler; B) Vazife yaparken polise mukavemette bulunan veya vazifesinden alıkoymak maksadiyle polise zorla karşı koyan ve yakalanmadıkları takdirde hareketlerinde devam etmeleri melhuz bulunan şahıslar; (Değişik: 16/6/1985 – 3233/6 md.) Karakola götürülüp haklarında tanzim olunacak evrakla beraber
adliyeye verilirler.” (16) 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu Ek madde 33’te, “Emniyet Teşkilatının her türlü göreviyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, mülki idare amirleri ve kendi amirleri tarafından denetlenir ve
teftiş edilir.” hükmü yer almaktadır.
(17) 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun
“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, “765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında
açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
(18) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125’inci maddesinde, devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller sıralanmıştır.
(19) 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri.
(20) 24.04.1979 tarih ve 16618 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı
Disiplin Tüzüğü hükümleri.
(21) 01.06.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına
Alma ve İfade Alma Yönetmeliğin; (21.1) “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde, “bilgi alma”, bir suçun tespiti veya aydınlatılmasına yönelik olarak, müşteki ve suçtan zarar gören ile suç işleme şüphesi altında bulunmayan diğer kişilerin dinlenmesi ve tutanağa geçirilmesi; “ifade alma”, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi”; “gözaltına alma”, kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması; “yakalama”, kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması, şeklinde tanımlanmıştır.
(21.2) “Yakalama, gözaltına alma ve muhafaza altına alma yetkisi” başlıklı 5’inci maddesinde, kolluk görevlilerinin yakalama, gözaltına alma ve muhafaza altına alma konusundaki yetki, görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir.
(21.3) “Yakalama işlemi” başlıklı 6’ncı maddesi birinci fıkrasında, yakalamanın bu Yönetmeliğin 5’inci maddesinde belirtilen yetkiler çerçevesinde, hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının emriyle veya doğrudan kolluk kuvveti veya suçüstü hâlinde herkes tarafından yapılabileceği; beşinci fıkrasında kolluk kuvveti tarafından yapılan yakalama hâlinde işlem, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl
Cumhuriyet savcısına bildirileceği; dokuzuncu fıkrasında yakalanan kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınacağı, düzenlenmiştir.
(22) 01.06.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adlî ve Önleme
Aramaları Yönetmeliğinin “Adlî arama ve kapsamı” başlıklı 5’inci maddesinde adli arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemi şeklinde tanımlanmış ve devamı maddelerinde adli aramanın esas ve usulleri düzenlenmiştir.
(23) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş
Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah Kullanmalarına Dair
Temel İlkelerin ilgili maddelerinde, zor kullanmanın usul ve esasları belirlenmiştir.
(24) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunca hazırlanan, “Cezasızlıkla Mücadele için Eylem
Yoluyla İnsan Haklarının Korunması ve Desteklenmesine İlişkin Prensipler Seti”, (25) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 30 Mart 2011 tarihinde, 1110. Bakan Yardımcıları toplantısında kabul edilen “Ciddi İnsan Hakları İhlalleri Bakımından Cezasızlığın Sona Erdirilmesine
İlişkin Rehber İlkeler”.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. Dr. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
(26) Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin olarak hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (27) Şikâyet başvurusu, 1 no.lu paragrafta ayrıntılarıyla ifade edildiği üzere kardeşinin tutuklanması üzerine bir polis memuru tarafından aralarında geçen sözlü konuşmalar sonrasında ismini bildirdiği polis memuru tarafından kendisinin, babasının ve tutuklu kardeşinin darp edildiği, iddialarının etkili bir şekilde araştırılıp, sorumlu/sorumlular hakkında gerekli işlem yapılması talebi ile Kurumumuza iletilmiştir.
(28) Başvuruya konu ihlal iddiasının aydınlığa kavuşturulması açısından, Kurumumuzca Çorum Valiliğine muhatap 02.08.2023 tarih ve – / -S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir. Çorum Valiliği tarafından 29.08.2023 tarih ve sayılı yazı iletilmiştir. Bunun üzerine
Çorum Valiliğine muhatap 14.09.2023 tarih ve – / -S. sayılı yazımız ile yeniden bilgi ve belge talep edilmiştir. Eş zamanlı olarak, İçişleri Bakanlığına muhatap 14.09.2023 tarih ve sayılı yazımız ile durum Bakanlığın nazarı itibarına da sunulmuştur.
Çorum Valiliğinden alınan 02.10.2023 tarih ve E sayılı yazı, İçişleri Bakanlığı
Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı Kolluk Gözetim Komisyonu Sekretaryasından alınan, Çorum Valiliğine gereği, Kurumumuza da bilgi amacıyla gönderilen 17.10.2023 tarih ve sayılı yazı, yine Çorum Valiliğinden alınan 14.11.2023 tarih ve sayılı yazı Kurumumuza ulaşmış ve dosyasında muhafaza edilmiştir. Çorum Valiliğine muhatap 26.12.2023 tarih ve sayılı yazımız ve Çorum Valiliğinden alınan 08.01.2024 tarih ve sayılı yazı ile Çorum Valiliğine muhatap 04.04.2024 tarih ve sayılı yazımız ve Çorum Valiliğinden
24.04.2024 tarih ve sayılı yazı da dosyasında yer almaktadır.
(29) Kurumumuzca şikâyet konusu kolluk birim ve mensuplarına muhatap darp ve kötü muamele iddiaları açısından incelenmiş, kamera görüntüleri, doktor raporları, konuya ilişkin tüm tutanak ve somut deliller talep edilmiştir. Bununla birlikte meselenin bu yönünün, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının / numaralı dosya kapsamında hali hazırda soruşturulmaya devam edildiği anlaşılmıştır. Yasal mevzuat uyarınca, yargılamanın devam ettiği konularda Kurumumuzun inceleme yapma yetkisi bulunmamaktadır. Bu noktada şikâyet konusu “kamera görüntüsü” ve “doktor raporu” bulunan iddialarının etkili soruşturulması bağlamında incelemeye devam edilmiştir.
(30) Konu hakkında savcılık soruşturması mevcut olduğundan, başvurucunun, babasının ve kardeşinin darp edildiği ve kötü muameleye maruz kaldığı iddialarına ilişkin kısmı; 6328 sayılı Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’nci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen ve Kamu
Denetçiliği Kurumunun görev alanı dışında tutulan olan hususlardan birisi olan; “… c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,…” hükmü ile 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği yönündeki düzenlenme uyarınca, inceleme ve araştırma haricinde tutulmuştur. Kurumumuz tarafından yapılan inceleme, yasal mevzuat uyarınca Çorum Cumhuriyet
Başsavcılığının soruşturmasına konu edilen kötü muamele ve darp iddialarını kapsamamaktadır.
İşbu inceleme ve araştırmanın kapsamı, yargı makamlarının görev alanı kapsamı dışında kalan idari soruşturma ile sınırlandırılmıştır.
(31) Başvurucular tarafından günü, kardeşi/oğlu adliye işlemlerinin gerçekleştirildiği esnada, polis memuru tarafından darp edildikleri ve sinkaflı küfüre maruz kaldıkları, ayrıca tutuklanan kardeşi/oğlu de polis aracında darp edildiği iddia edilmektedir.
(32) Darp edilen baba hakkında Çorum Göğüs Hastalıkları Hastanesinde düzenlenen
15.06.2023 tarih, Saat 18:03, protokol numaralı doktor raporunda, “sağ dirsek geniş sürtünme
izleri mevcut. Yüzünde hassasiyet mevcut. Boynunda tırnak izleri mevcut. BTM ile giderilemez. Hayati tehlike vardır. Alkol sıfır (0) promil” şeklinde doktor değerlendirmesi yer almıştır. Bunun üzerine kişi, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Polikliniğe aynı gün ve saatte, “zihin ve davranış bozuklukları” tanısı ile sevk edilmiş ve 16.06.2023 günü Saat 02.38’de adı geçen hastanede yatış yaptırılmıştır. Kişinin, nöroloji dâhil farklı polikliniklerde tedavisinin ardından, 20.06.2023 tarihinde taburcu edilmiştir.
(33) Diğer başvurucu kardeş hakkında Çorum Göğüs Hastalıkları Hastanesinde düzenlenen 15/6/2023 tarih, Saat 18:03, protokol numaralı doktor raporunda, “sol göz altında 1cm’lik açıklık, hafif şişlik ve hassasiyet mevcut. Alnının üstüne doğru 1 cm’lik açıklık mevcut. Dizlerinde ve sırtında hassasiyet mevcut. Alkol sıfır (0) promil” şeklinde kayıt altına alınan doktor raporu bulunmaktadır.
(34) Kurumumuzca, “kamera görüntüsü” bağlamında Çorum Valiliğinden, söz konusu müdahaleyi gösteren tüm (araç, bina, MOBESE, esnaf kameraları vs.) kamera kaydının iletilmesi, özellikle kelepçe takılmasını gerektirir fiziki şartların ve yasal gerekçe/dayanağın somut şekilde belirtilmesi, tutuklanıp adliye dışına çıkartılmasının ardından, dışarıdaki polis aracına bindirilmesini gösterecek şekilde, tüm (araç, bina, MOBESE, esnaf kameraları vs.) kamera kaydının iletilmesi; kamera kaydı yok ise başvurucuların, “MOBESE ve esnaf kameraları her şeyi görüntüledi” iddiası bağlamında bu durumun açıklaması, polis aracı ile sevki esnasında, başvuru belgesinde “ilçe terminali ile il terminali arasında ikinci ara, hastane kavşak” şeklinde tanımlanan konumda aracın durdurulduğu iddiası bağlamında, yukarıda tarifi yapılan yere ait, ilgili aracı görecek şekilde araç, MOBESE, esnaf vs.
kamera kayıtlarının iletilmesi, talep edilmiştir. Valilik tarafından sadece 6 dakika süren tek bir video kaydı
Kurumumuza iletilmiştir. Söz konusu video kaydının tetkikinden ise sivil giyimli bir polis memurunun, yerde yatmakta olan, herhangi bir direnç sergilemeyen darp ettiği; diğer görevli polislerin aşırı güç uyguladığına işaret eden bir kayda şahit olunmadığı tespit edilmiştir.
/
(35) Doktor raporları ile birlikte söz konusu video kaydı ve baba olayın ardından ilgili hastanede dört gün yatarak tedavi aldığı göz önünde tutulduğunda, başvuruculara yönelik uygulanan güç kullanımının, yasal sınırlar içerisinde olup olmadığına dair etkin bir soruşturma yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
(36) İşkence ve kötü muamele yasağı, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde düzenlenmiş olup; madde hükmü ile herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin
Sözleşme (AİHS) de “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(37) Bir insanlık suçu oluşturan, Anayasanın 15’inci maddesi hükmü uyarınca ilan edilen savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde bile askıya alınmasına izin verilmeyen, kişinin eylemi ve suçun niteliği ne olursa olsun herhangi bir istisnaya yer verilmeyen ve temel hak ve özgürlükler içerisinde “mutlak hak” olarak nitelendirilen yaşam hakkı ve işkence ve kötü muamele yasağı, devletlere, kendi yargı yetkisi alanlarında bulunan herkesin, bu hak ve özgürlüklerini güvence altına almak yükümlülüğü getirmektedir.
(38) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM – Mahkeme) göre tutukluluk halinde bulunan her bir kişiden devletin sorumlu olduğu, özgürlükten ve temel haklardan mahrum bırakılmanın hemen ardından, bir avukata ve aile üyelerinden birine ulaşılabilmesi ve devletin belirlediği bir doktorun bütün muayenelerinden ayrı olarak kendi seçtiği bir doktor tarafından muayene edilebilmesi imkânlarının oluşturulmasının, tutuklu bulunan kimselerin maruz bırakılabilecekleri kötü muamelenin önlenmesini açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır. [Algür – Türkiye, Başvuru No : 2023/9717 32574/96, Tarih: 22.10.2002, Paragraf 44] (39) Mahkeme bir diğer başvuruda da [Ayşe Tepe – Türkiye, Başvuru No : 2023/9717 29422/95, Tarih: 22.07.2003, Paragraf 38)] benzer şekilde devletin alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu, özgürlükten, temel haklardan mahrum bırakmanın hemen başlangıcından itibaren, kendi seçtiği bir doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkını vurgulayarak, bir avukatla ve aile üyelerinden biriyle görüşme gibi seri bir adli müdahaleyle desteklenmiş titiz bir uygulamanın altını çizmiştir. Daha anlaşılır ifade ile Mahkeme burada, kendi seçtiği doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkının, işkence ve kötü muamele ile mücadelede önemine atıf yapmaktadır. Mahkemenin bu minvalde verdiği çok sayıda karardan bir diğer kararda da aynı şekilde, başvuru sahibinin gözaltına alındığında tıbbi muayene ve isteyeceği bir doktor ve
avukata ulaşma imkânının olduğu ifade edilmiştir. [Abdülsamet Yaman- Türkiye, Başvuru No : 2023/9717 32446/96, Tarih:
02.11.2004, Paragraf. 45] (40) Gözaltı sırasında kötü muameleye tâbi tutulduğu iddia edilen kişilerin tıbbi muayenesinde uyulması gereken temel şartların tespit edildiği bir diğer davada [Nebahat Akkoç – Türkiye, Başvuru No : 2023/9717 22947 ve 22948/93, Tarih: 10.10.2000, Paragraf 118] Mahkeme, doktor muayenesinin, uzman hekim tarafından, hiçbir polis memurunun hazır bulunmadığı bir ortamda yapılması ve muayene raporunda hem yara bulgularının ayrıntılı olarak açıklanması, hem de bu yaraların nasıl oluştuğuna dair hastanın ifadesi ile bu ifadenin yara bulgularıyla tutarlı olup olmadığına ilişkin hekim görüşüne yer verilmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Somut davada Mahkeme, davadaki gelişigüzel ve toplu halde muayene uygulamasının, bu güvencenin etkinliği ve güvenilirliğini azalttığını belirterek; doktor raporlarında, muayenenin üstünkörü yapılmaması, kişinin taşıdığı yaraların ayrıntılarının yanı sıra, bu yaraların neden meydana geldiğinin de açıklanması gerektiğinin altını çizmiştir.
(41) Aynı şekilde başka bir davada Mahkeme, işkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde en temel delillerden birisinin, meydana gelen ihlal ile olay arasında bir illiyet bağı oluşturan doktor raporları olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. [Selmouni – Fransa, Başvuru No : 2023/9717 25803/94, Tarih: 28.07.1999, Paragraf. 90] (42) Görüleceği gibi özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin doktora erişim hakkı, bu kişilerin maruz kalabileceği kötü uygulamaların önüne geçilmesi açısından, diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Bu hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi noktasında ise kişinin kendi istediği doktora erişiminin sağlanması, doktorların, kişilerin isteği ne olursa olsun elindeki bilgileri paylaşma zorunluluğu altında hareket etmeleri, doktorların bu konuda, özellikle fiziki muayene konusunda eğitilmesi gerektiği, doktorların raporlarında sadece yaralanma bilgilerine yer vermemesi, bu yaralanmanın kaynağına (nedenine) dair kendi düşüncesini de sunması gerektiği değerlendirilmektedir.
(43) Diğer yandan Mahkeme, Sözleşmenin 3’üncü maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağının tespiti ve bu maddenin koruma alanından yararlanılabilmesi noktasında, yerleşik içtihadı uyarınca (i) iddiaların doktor raporuyla ispat edilmesi ve (ii) yapılan kötü muamelenin belirli bir seviyeye ulaşması gerekliliğini araştırmaktadır. Bu nokta, örnek niteliğinde aşağıda verilen bir dizi kararda
Mahkemece somutlaştırılmıştır: delilleri değerlendirirken genellikle makul şüphenin ötesinde bir ispat ölçütü… bu durumda ispat yükünün, tatminkâr ve ikna edici bir açıklama yapmak zorunda olan yetkili makamlara ait olduğu [Bkz. İrlanda – Birleşik Krallık davası, 18.1.1978, Paragraf 161], kötü muamele iddiaları
Mahkeme önünde tutarlı delillerle desteklenmelidir… makul şüpheye yer bırakmayacak derecede bir ispat ölçütüne göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilişkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilir. [Bkz. Klaas – Almanya davası, 22.9.1993 Paragraf 30] Mahkeme, tıp uzmanları tarafından tamamen bağımsız koşullarda hazırlanan tıbbi belge ve raporların, Bay Tomasi’nin maruz kaldığı darbelerin sayısı ve yoğunluğunu ispatladığını görmenin yeterli olduğunu düşünmektedir; bunlar söz konusu muameleyi insanlık dışı ve onur kırıcı kılan yeterince ciddi iki unsurdur. [Tomasi Fransa davası, 27.8.1992, Paragraf 110] (44) İşkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde AİHM içtihadına paralel bir şekilde, Anayasa
Mahkemesinin de aynı ilkeye uygun davrandığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesine göre, “… bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır…” [Ahmet Şenol ve diğerleri başvurusu, Başvuru No : 2023/9717 2017/, Karar
Tarihi: 22.22018, Paragraf 80] (45) “Etkili başvuru hakkı”, temel hak ve özgürlükleri ihlâl edilen herkesin, iç hukuk yollarını kullanmak sureti ile bu ihlâlin önlenmesini ve ihlâlden kaynaklanan zararın tazmin edilmesini bir yetkili makamdan talep etme hakkı olarak tanımlanmaktadır. Bu hak, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde çok sayıda mevzuat hükmü tarafından güvence altına alınmış bulunmaktadır. Etkili başvuru hakkının, hem idarî hem de yargısal süreç açısından ele alınması gerekmektedir. Ayrıca Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) başvuru hakkı da bu kapsamda telakki edilebilecek üçüncü bir mekanizmadır.
(46) Başta 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmak üzere, ulusal mevzuat ve ülkemizin de taraf olduğu çok sayıda uluslararası mevzuat hükmü, bireyin gündelik somut hayatının, huzur ve esenlik içerisinde seyri konusunda temel sorumluluğu kamu mercilerinin uhdesine yüklemiştir. Sözü edilen
“esenlik” ve “huzur” kavramı, “yaşam hakkı”, işkence ve kötü muamele yasağı”, “suçun önlenmesi”, “bireyin maddi ve manevi varlığının korunması”, gibi çok sayıda unsuru kapsamaktadır.
/
(47) Temel hak ve özgürlüklerin korunması noktasında önleyici temel sorumlulukların yanı sıra, devletin, kişinin maddi ve manevi varlığının koruması kapsamında her türlü olayın sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlamaya elverişli etkili ve süratli işleyen idari ve adli mekanizmaların teşkili sorumluluğu da yüklenmektedir. Özellikle kamu görevlilerinin karıştığı ihlal iddialarının etkili soruşturulmasına imkân verecek mekanizmaların işlerliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu durum en üst düzeyde, 2709 sayılı Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.” şeklinde güvence altına alınmıştır.
(48) Soruşturma yükümlülüğü, AİHS’in koruma alanına, bir yükümlülük olarak Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi içtihatları ile dâhil edilmiştir. Mahkeme birçok kararında devletlerin etkin soruşturma yükümlülüğü altında olduğunu vurgulamıştır. Etkin soruşturma yükümlülüğü özellikle
Sözleşme’nin 2 ve 3’üncü maddelerinin ihlalinde söz konusu olmaktadır. Mahkeme, etkin soruşturma yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediğini, genellikle 2 ve 3’üncü maddelerde düzenlenen yaşama hakkı ve işkence yasağına yönelik ihlallerde incelemektedir.
(49) “Yaşama hakkı” ve “işkence ve kötü muamele yasağı” konusunda yürütülecek hem idari hem de adli inceleme ve soruşturmaların niteliği hususunda ulusal mevzuat hükümleri bir yana bırakılıp, AİHM tarafından özellikle Mccann – Birleşik Krallık ve Hugh Jordan – Birleşik Krallık davaları vesilesi ile öngördüğü temel kurallara baktığımızda; (a) Bağımsızlık: Bağımsız soruşturma, soruşturmanın bağımsız kişi/kurumlar tarafından gerçekleştirilmesidir. Bu ilke gereği, soruşturma yürüten kişiler ile failler arasında kurumsal, mesleki veya hiyerarşik bir bağlantının olmaması gerekmektedir. Devlet görevlileri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen yasa dışı öldürmeyle ilgili soruşturmanın etkili olması için, soruşturmayı yürüten görevlilerin, olayda taraf oldukları iddia edilen kişilerden bağımsız olmaları genellikle zorunlu bir koşul olarak kabul edilir. [Hugh Jordan – Birleşik Krallık, Başvuru No : 2023/9717 24746/94, Tarih: 4.5.2001, Paragraf 6] Bu sadece hiyerarşik veya kurumsal bir ilişkinin olmamasını değil ancak uygulamaya yönelik bir bağımsızlığı gerektirir (örnek olarak bir çatışma esnasında öldürülen bir kızın ölümünü soruşturan savcının olaya karışan jandarmalar tarafından sağlanan bilgilere duyduğu güçlü inancı sebebiyle bağımsızlık eksikliğinin olduğu) [Ergi – Türkiye
Davası, Tarih: 28.7.1998, Paragraf 106] (b) Yeterlilik. Bu ilke gereğince yürütülen soruşturmanın etkili bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Etkililik ise Mahkemece, bu çerçevede yapılan soruşturma, bu tür olaylarda kullanılan gücün olayın
durumuna göre haklı olarak gösterilip gösterilemeyeceğine [Kaya – Türkiye Davası, Başvuru No : 2023/9717 Tarih:
19.2.1998, Paragraf 87] ve sorumluların kimliklerinin tespiti ve cezalandırılmalarına karar vermeye yardımcı olacak kadar nitelikli ve etkili olmalıdır, [Öğür – Türkiye Davası, Başvuru No : 2023/9717 21954/93, Tarih: Paragraf 88] şeklinde tanımlanmaktadır.
Mahkemece yapılan bu konuda bir diğer önemli tespit, Sözleşmenin 13’üncü maddesinin gerektirdiği müracaat yollarının, yasal bakımdan olduğu gibi, uygulamada da “etkili” olması gerektiğidir. [Aksoy – Türkiye Davası, Paragraf 103], [Kaya – Türkiye, Paragraf 106] (c) İvedilik. Soruşturmanın derhal ve re’sen başlatılması ve suratle sonuçlanması anlamına gelmektedir.
[Hugh Jordan – Birleşik Krallık Davası, Paragraf, 108, 142], [Yaşa – Türkiye Davası, Tarih: 2.9.1998, Paragraf 102-104] Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, olaydan haberdar olduktan sonra yetkililer kendi usullerine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Yetkililer, olaydan sonra, mağdurun yakınlarının bir başvuru yapmalarını bekleyemezler. [İlhan – Türkiye Davası, Başvuru No : 2023/971722277/93, Paragraf 63]
(ç) Kamu denetimi ve mağdurun sürece katılımı. Bu ilke de süreç ve karar verilmesi ile ilgili usullerde hesap verilebilirliğin mümkün kılınması, saydamlık ve açıklığın sağlanması şeklinde açıklanmaktadır.
“Aynı gerekçeler sebebiyle, sorumluluğun teoride olduğu kadar uygulamada da sağlanması için soruşturma veya soruşturmanın sonuçları üzerinde yeterli bir kamu İNCELEMESİ OLMALIDIR. Gerekli olan kamu incelemesinin derecesi davadan davaya değişebilir. Bununla beraber tüm davalarda, yasal çıkarlarını koruyabilmesi için, gerekli olduğu kadarıyla, mağdurun yakın akrabalarının da işlemlere katılabilmesi gereklidir (örnek olarak; kovuşturmaya mahal olmadığı kararının kendisine bildirilmediği, yukarıda bahsedilen Güleç v. Türkiye, s. 1733, par. 82, kurbanın ailesinin soruşturma ve mahkeme evrakına ulaşma imkanı olmayan, yukarıda bahsedilen Öğür v. Türkiye kararı, par. 89 ve yukarıda bahsedilen Gül v. Türkiye kararı, par. 93)” [Bknz: Hugh Jordan – Birleşik Krallık Davası, Paragraf 109] (50) Türk Anayasa Mahkemesinin de bu kapsamdaki bireysel başvurular sadedinde verdiği kararlarda, AİHM’nin yukarıda kayıtlı içtihadını örnek aldığı görülmektedir. [Bknz: Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57, 58), Cemil Danışman, B.No:2013/6319, 16/7/2014 § 96), Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).] (51) “Yaşama hakkı” ve “işkence ve kötü muamele yasağı” konusunda yürütülecek soruşturmaların taşıması gereken niteliği hususunda AİHM tarafından öngörülen ve yukarıda özetlenen kuralları ışığında konu değerlendirildiğinde; (51.1) Şikâyet başvurusuna konu iddialara zemin teşkil eden somut olay 16.06.2023 tarihinde vuku bulmuştur. Başvurucuların söz konusu iddialar ile Kurumumuza ilettikleri mektup, tarihinde tarafımızdan kayda alınmıştır. Darp iddiası söz konusu olduğundan Kurumumuzca idareye başvuru şartı aranmaksızın iddialar 02.08.2023 tarih ve – / -S. sayılı yazımız ile Çorum
Valiliğine iletilmiştir. Valiliğin açıklaması söz konusu iddialar hakkında 17.08.2023 tarihi itibari ile idari soruşturma başlatıldığını göstermektedir. Çorum Valiliği tarafından Emniyet Genel Müdürlüğüne 10 Kasım
2023 tarihinde yazı yazılarak, bir Polis Başmüfettişinin görevlendirilmesinin talep edildiği, Çorum İl
Emniyet Müdürlüğü emrinde bir komiser vasıtası ile daha evvel başlatılan soruşturmanın, söz konusu Polis
Başmüfettişi tarafından yürütüleceği ve soruşturma akıbetinin bilahare Kurumumuza bildirileceği ifade edilmiştir. Devamında, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nda, Kurumumuzun başvuruları 6 ay içinde karara bağlayacağı hususu hatırlatılarak söz konusu idari soruşturmanın akıbeti tarafımızca müteaddit defalar sorulmuş, Çorum Valiliğinden en son alınan 24.04.2024 tarih ve sayılı yazıda; dosya hakkında, Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli bir Polis Başmüfettişinin görevlendirildiği ve soruşturmanın hali hazırda devam etmekte olduğu ifade edilmiştir. Kurumumuzca Kolluk Gözetim
Komisyonuna yazı yazılmış, Kolluk Gözetim Komisyonu da valiliğe yazı yazmıştır.
(51.2) Devletin işkence ve kötü muameleyi soruşturma yükümlülüğü pozitif nitelikte bir usul yükümlülüğüdür. BM İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya
Karşı Sözleşme’nin 12’nci maddesinde “Her bir Taraf Devlet kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlar” düzenlemesiyle devletin bu soruşturma yükümlülüğü tayin edilmiştir. Soruşturmaların hukuk devletine bağlılığın sağlanması amacıyla, makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekmektedir. Soruşturmanın süratle yürütülmesi, soruşturmadan netice alınabilmesi, faillerin tespit edilip yasal mevzuat uyarınca gereğinin tesisi ve özellikle delillerin kaybolmadan ve işlevini yitirmeden kullanılabilmeleri bakımından önemlidir.
(52) Bu noktada ilgili kamu görevlisi hakkındaki soruşturmanın henüz sonuçlandırılmamış olması nedeniyle, başta Anayasa ve ulusal hukukumuz olmak üzere, uluslararası hukuk kurallarınca da öngörülen
“etkili başvuru hakkının” ihlal edildiği sonuç ve değerlendirmesine varılmıştır.
/
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (53) 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde bir dizi iyi yönetim ilkesine yer verilmiştir.
(54) Çorum Valiliğinin, iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun olarak hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(55) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde, durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Kurumumuzca ilki başvuru alındığı tarihten itibaren, İdareye başvuru şartı aranmaksızın derhal inceleme ve araştırmaya başlanmış olup, ilk 22 gün içinde olmak üzere
İçişleri Bakanlığı ve Çorum Valiliğine beş defa bilgi belge talep yazısı yazılmıştır. Esas hakkında karar vermek için gerekli bilgi belge temini ve inceleme devam ettiğinden, incelemenin 6 ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden 10.01.2024 tarihinde yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolunun yetkili idare mahkemeleri nezdinde açık olduğu, 28.12.2023 tarih ve sayılı yazımız ile başvuruculara bildirilmiştir.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, 6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile
28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, Çorum
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan / sayılı soruşturma kapsamında ilgili kamu görevlisinin sorumluluğuna ilişkin değerlendirme yargı mercileri tarafından yapılacağından, yasal mevzuat gereği başvuruya konu şikâyet başvurusuna konu darp ve kötü muameleye yönelik iddiaların bu kısmının İNCELENMEMESİNE, Başvurucuların iddiaları hakkında başlatılan ilgili kamu görevlisi/görevlileri hakkında etkili bir inceleme ve araştırma yürütülmesi ile idari soruşturmanın tamamlanarak, yasal mevzuat uyarınca gerekli işlem tesis edilmesi hususunda ÇORUM VALİLİĞİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın Başvuran ve Çorum Valiliği ile bilgileri için İçişleri Bakanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Çorum Valiliğince bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/