|
ÖZET: Başvuran, Antalya’nın Akseki ilçesindeki köyde bulunan bir parkın kaldırılıp ihale ile satıldığını, kendisinin izni olmadan köy dışındaki bir parselde usulsüz bir park yapıldığını iddia ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Akseki Belediye Başkanlığı, ilgili alanın daha önce çocuk bahçesi olarak planlandığını, sonrasında konut alanına dönüştürüldüğünü ve bu süreçlerin yasal çerçevede gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Ayrıca, park alanının mevcut imar planlarına uygun olarak düzenlendiği ifade edilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini değerlendirerek, kamu hizmetinin sunumunda öngörülebilirlik, istikrar ve hukuk güvenliği ilkelerinin gözetilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Başvuranın mağduriyetinin önlenmesi için, ilgili idarenin eski durumu geri getirmesi veya emsal değerinde bir arsa ya da taşınmazın bedelinin ödenmesi yönünde bir işlem tesis etmesi gerektiği önerilmiştir. Sonuç olarak, Akseki Belediye Başkanlığı’na bu tavsiyenin iletilmesi ve alınacak işlemin 30 gün içinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu karar, başvuranın haklarının korunması ve kamu hizmetinin etkin bir şekilde sunulması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/9358-S.14332
BAŞVURU NO : 2019/6639
KARAR TARİHİ : 01/10/2019
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
AKSEKİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Park yapımı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/03/2019
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Başvuran, Antalya ili Belediyesi’nin köyün içerisindeki çok kullanışlı olan parkın kaldırıp, ihale ile satışını yaptığını, kendisinin olan köyün dışındaki ada numaralı parseldeki 253 metre alanın tarafının bilgisi ve izni olmadan, usulsüz bir şekilde park yapıldığını, kendisinin parkın yapılmasını sonradan öğrendiğini belirterek olayın araştırılmasını, mağduriyetlerinin önlenmesini, haklarının geri verilmesini talep etmektedir.
II.İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Akseki Belediye
Başkanlığı’ndan alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;
2.1.İlçenin Mahallesi ada parsel ( kadastro adası) numaralı taşınmaz 09/06/2000 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan imar planında çocuk bahçesi olarak gösterildiği,
2.2.Daha sonra ilgili alan 07/08/2009 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan plan değişikliği ile konut alanına çevrildiği,
2.3.İlgili alan 2010 yılında 18. madde uygulaması yapıldığı,
2.4.Mülga Yarpuz Belediyesi mülkiyetinde bulunan söz konusu taşınmazın Büyükşehir
Yasasıyla belde belediyelerinin kapanması sonucu mülkiyeti Akseki Belediyesine devrolduğu,
2.5.16/12/2016 yılında kanun ve yönetmeliklere uygun olarak ihaleye çıkarıldığı ve satışının yapıldığı,
2.6. Mahallesi ada parsel ve civarının parka dönüştürülmesi; 09/06/2000 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli “Uygulama İmar Planıyla” yapıldığı,
2.7.Söz konusu alan o tarihten bu yana park olduğu,
2.8.Mülga Yarpuz Belediyesi tarafından yapılan ve onaylanan imar planlarına göre hareket edildiği,
2.9.Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı da bu onaylanmış planlara dayanarak 07/01/2019 tarih ve 7 sayılı Meclis Kararıyla onaylanan 1/25.000 çevre düzeni planında söz konusu bölgeyi
“Sağlıklaştırılacak Alan Sınırları” içerisinde gösterdiği,
2.10.Bu sebeplerle konu bu yönden incelenirse herhangi bir çelişki olmadığı, ifade edilmiştir.
III.İLGİLİ MEVZUAT
3.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
5.3194 sayılı İmar Kanununun,
5.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”,
5.2.“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde;
“Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir.”,
5.1.“Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinde;
“Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur…
İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde
kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır.
Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer…” ,
5.3.“İfraz ve tevhid” başlıklı 15 inci maddesinde;
“İmar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilmez.
İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır…”,
5.4.“Tescil ve şüyuun izalesi” başlıklı 16 ncı maddesinde;
“Belediye ve mücavir alan hudutları içindeki gayrimenkullerin re’sen veya müracaat üzerine tevhid veya ifrazı, bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini, bu Kanun ve yönetmelik hükümlerine uygunluğu belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanır…” ,
5.5.“Arazi ve arsa düzenlemesi” başlıklı 18 inci maddesinde;
“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re‘sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir…
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.
Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, suyolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz…” ,
5.6.“Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili” başlıklı 19 uncu maddesinde;
“İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer…” ,
6.03/07/2015 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanununun,
6.1.“Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;…İmar… ulaşım gibi kentsel alt yapı…
ağaçlandırma, park ve yeşil alanları… hizmetlerini yapar veya yaptırır…”,
6.2.“Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinde;
“Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır…
c) Belediyenin imar planlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni planını kabul etmek…”,
7.14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım
Yönetmeliğinin,
7.1.“Mekânsal kullanım tanımları ve esasları” başlıklı 5 inci maddesinde;
“…Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir…” ,
7.2.“Uygulama imar planı” başlıklı 24 üncü maddesinde;
“… Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.
Uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez…”,
7.3.“İmar planı değişiklikleri” başlıklı 26 ncı maddesinde;
“İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz…”,
8.Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmeliğinin,
8.1.“Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alırlar.” ,
8.2.“Hizmet Standartlarına Uyma” başlıklı 7 inci maddesinde;
“Kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ve diğer personeli, kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürütürler, hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vererek onları hizmet süreci boyunca aydınlatırlar.”,
9.Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinin, “Vatandaşın bilgilendirilmesi” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kanunî sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla idare, sunduğu hizmetlere ilişkin bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyurur.”, hükümlerine amirdir.
IV.KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V.DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
A.Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11.Başvuranın daha önceki başvurusu da birlikte değerlendirildiğinde, Antalya ili Akseki
Belediyesi’nin köyün içerisindeki çok kullanışlı olan parkın kaldırıp, ihale ile satışını yaptığını, kendisinin olan köyün dışındaki ada 1 numaralı parseldeki 253 metre alanın tarafının bilgisi ve izni olmadan, usulsüz bir şekilde park yapıldığını, kendisinin parkın yapılmasını sonradan öğrendiğini iddia edip olayın araştırılmasını, mağduriyetlerinin önlenmesini, haklarının geri verilmesini talep ettiği tespit edilmiştir.
12.Akseki Belediye Başkanlığı’nın Kurumumuza verdiği cevap ve ekleri tetkik edildiğinde, ilçenin Mahallesi ada parsel ( kadastro adası) numaralı taşınmaz 09/06/2000 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan imar planında çocuk bahçesi olarak gösterildiği, daha sonra ilgili alan 07/08/2009 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan plan değişikliği ile konut alanına çevrildiği, ilgili alan 2010 yılında 18. madde uygulaması yapıldığı, mülga Yarpuz Belediyesi mülkiyetinde bulunan söz konusu taşınmazın
Büyükşehir Yasasıyla belde belediyelerinin kapanması sonucu mülkiyeti Akseki Belediyesine devrolduğu, 16/12/2016 yılında kanun ve yönetmeliklere uygun olarak ihaleye çıkarıldığı ve satışının yapıldığı, Mahallesi ada parsel ve civarının parka dönüştürülmesi; 09/06/2000 tarih ve 2 Belediye Meclis kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli “Uygulama
İmar Planıyla” yapıldığı, söz konusu alan o tarihten buyana park olduğu, mülga Yarpuz
Belediyesi tarafından yapılan ve onaylanan imar planlarına göre hareket edildiği, Antalya
Büyükşehir Belediye Başkanlığı da bu onaylanmış planlara dayanarak 07/01/2019 tarih ve sayılı Meclis Kararıyla onaylanan 1/25.000 çevre düzeni planında söz konusu bölgeyi
“Sağlıklaştırılacak Alan Sınırları” içerisinde gösterdiği, bu sebeplerle konu bu yönden incelenirse herhangi bir çelişki olmadığı, şeklinde belirtildiği tespit edilmiştir.
13.Başvuranın Kurumumuza daha önceden benzer nitelikte başvuru yaptığı, başvuruya
Kurumumuz tarafından “Gönderme Kararı” verildiği tespit edilmiştir.
14.Kurumumuz tarafından verilen Gönderme Kararı’na Antalya Büyükşehir Belediye
Başkanlığı tarafından 08/03/2019 tarih ve sayılı yazı ile cevap verilmiş olup verilen cevapta;
14.1.Bahse konu ada ve parseller ile ada parselin de içinde bulunduğu bölge; Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 07/01/2019 tarihli ve sayılı kararı ile onaylanan
AksekiİbradıGündoğmuş ilçeleri sınırları içerisinde hazırlanan 1/100.000 ölçekli “Çevre
Düzeni Planında”, “Bölge Parkı/ Büyük Kentsel Yeşil Alan” olarak planlı olduğu,
14.2.Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 07/01/2019 tarihli ve sayılı kararı ile onaylanan AksekiİbradıGündoğmuş ilçeleri 1/25000 ölçekli “Nazım İmar Planında”, “Sağlıklaştırılacak Alan Sınırları” içerisinde kalmakta olduğu ve “Park ve Yeşil Alan” olarak planlı olduğu,
14.3.“AksekiİbradıGündoğmuş Planlama Bölgesi” 1/25000 ölçekli “Nazım İmar Planı”
“Plan Hükümlerinin” “3.5.Onaylı Alt Ölçekli İmar Planı Bulunan Alanlarda Uygulama” başlığı altında yer alan 3.5.5. maddesinde; “Mevcut alt ölçekli imar planları bulunmakla birlikte bu planda ‘SSağlıklaştırılacak Alan’ sınırları dâhilinde kalan alanlarda; planlamaya esas jeolojikjeotekniketütler, kurum kuruluş görüşleri, tarım dışı amaçlı kullanım görüşü ya da kamu yararı kararı alınması vb. konularda onaylı planlarda gerekli irdeleme çalışması yapılmadan bu alanlarda uygulama ve yapılaşmaya gidilmeyecektir. Bu irdeleme sonucunda; mevcut planlarda revizyon/değişiklik gereksinimi ortaya çıkması halinde varsa planlama verilerindeki eksikler giderilerek gerekli revizyon/değişiklikler yapılacaktır. Mevcut planlarda revizyon/değişiklik gereksinimi ortaya çıkmaması halinde mevcut planlara göre uygulama ve yapılaşmaya gidilebilecektir.” şeklinde belirtildiği,
14.4.Söz konusu parsellere ilişkin alt ölçekli planlar Müdürlük arşivinde bulunmamakta olup planların ilgili ilçe belediyesi olan Akseki Belediyesinden temin edilmesi gerektiği, ifade edilmiştir.
15.Kurumumuz tarafından verilen Gönderme Kararı’na Akseki Belediye Başkanlığı tarafından 08/03/2019 tarih ve sayılı yazı ile cevap verilmiş olup verilen cevapta;
15.1.Söz konusu başvuru hakkında Kuruma yapılan herhangi bir başvuru bulunmadığı,
15.2.Başvuru konusu yörede, mülga Yarpuz Belediyesi tarafından yapılan ve onaylanan imar planlarına göre hareket edildiği, ifade edilmiştir.
16.Anayasada, Devletin temel amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır.
17.Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir
olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda yasaların geleceğe yönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine olanak verecek kurallar içermesini gerekli kılar. Geriye dönük düzenlemelerle kişilerin haklarının, hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kısıtlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
18.Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.
Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir.
Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi
26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164)
19.İmar Kanununun, amacının, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak olduğu; kapsamının, Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar olduğu öngörülmüştür.
20.3194 sayılı İmar Kanunu 8 inci maddesinde, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım
ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, aynı kanunun 15 inci maddesinde imar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilmeyeceği, 16 ncı maddesinde belediye ve mücavir alan sınırlarında gayrimenkullerin re’sen tevhid veya ifrazı, bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkini, belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanacağı, 18 inci maddesinde düzenleme ortaklık payının yüzde kırktan fazla olamayacağı, 19 uncu maddesinde imar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümenin onayından sonra yürürlüğe gireceği hükme bağlamıştır.
21.Belediye Kanununa göre, Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, ulaşım gibi kentsel alt yapı; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar hizmetlerini yapacağı veya yaptıracağı hüküm altına alınmıştır.
22.Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5 inci maddesinde, sosyal altyapı alanlarını tanımlamış olup bu tanıma göre sosyal alt yapı alanları; birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel bir isimdir.
23.Yine aynı Yönetmelikte, 26 ncı maddesinde “sosyal ve teknik alt yapı” alanlarının kaldırılması veya küçültülmesi durumunda eşdeğer alan ayrılması gerektiği düzenlenmiştir.
r.
24.Söz konusu Yönetmelikte, nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile uygulama imar planlarında değiştirilebileceği, uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabileceği hüküm altına alınmıştır.
25.Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmeliğinde, kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alacakları; kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ve diğer personeli, kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürüteceği, hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vererek onları hizmet süreci boyunca aydınlatacağı hüküm altına alınmıştır.
26.Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinde ise, kanunî sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla idare, sunduğu hizmetlere ilişkin bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyurulacağı belirtilmiştir.
27.Kamu hizmetlerinin vatandaşlar için yaşamsal bir önemi bulunmaktadır. Kamu hizmetinin, halkın beklentileri doğrultusunda sunulması ve hizmet alıcılarının maddi ve manevi bakımdan tatmin edilmeleri, kamu idarelerinin hızlı hareket edebilmelerine ve isabetli kararlar alabilmelerine bağlıdır.
28.Kamu hizmetlerinin sunulmasında belirli standartların yakalanması için tüm kamu görevlilerinin uyması gereken kurallar belirlenmiştir.
29.Anayasa Mahkemesi’nin 18.10.2003 tarihli ve E.2003/67, K.2003/88 sayılı kararında:
“Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullardandır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır.” belirtilmektedir.
30.Buna göre ve Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerekmekte olup, takdir yetkisini zorlayan ve keyfiliğe yol açacak kurallara yer vermemelidir. “Belirlilik” ilkesinin gereği ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir. Aksi takdirde, verilen yetkilerin sınırlan belirsiz olup takdir keyfiliğe dönüşmesine neden olur ve yasanın verdiği ucu açık yetki kullanımıyla tesis edilen işlemlerin hukuki denetimi de yasa engeli sebebiyle gereği gibi yapılamaz.
31.Hukuk devletinin unsurları, doktrinde de belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesi
“hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleridir. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki
güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için
Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür.
32.Doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri de şu şekilde sıralanmıştır;
1- Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır.
2- Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiştir.
3- Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır.
4- İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvece niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır.
5- İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır.
6- Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır.
7- Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır. (Prof Dr. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Dr. Murat
Sezginer, Doç. Dr. Cemil Kaya- Türk İdare Hukuku – Ankara 2009, 5.130.131)
33.Danıştay 6 ncı Dairesinin 25/09/2017 tarih ve E:2017/386, K:2017/6659 numaralı kararında;
“Dava, davacıların hissedarı oldukları Sivas İli, Merkez, …. Mahallesi, kadastral ada, parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde yapılan parselasyon işlemi sonucunda oluşturulduğunu iddia ettikleri ada, parsel sayılı taşınmazların üzerinde yer alan yeşil alan ile ada, parsel sayılı taşınmazların üzerinde bulunan konut alanının yerlerinin değiştirilmesine ilişkin 15/11/2007 tarihli sayılı belediye meclisi kararı ile onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare
Mahkemesince, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporun ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, dava konusu edilen plandan sonra 08/09/2014 tarihli sayılı belediye meclisi kararıyla yapılan plan revizyonunda aynı taşınmazlara ilişkin olarak getirilen kullanım kararının üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayda, 2007 tarihli imar planı değişikliğiyle ada, parsel sayılı taşınmazların üzerinde yer alan yeşil alan ile ada, parsel sayılı taşınmazların üzerinde bulunan konut alanının yerlerinin değiştirilmesi üzerine, plan değişikliğinin iptali istemiyle davacı tarafından işbu dava açılmış, davanın devamı sırasında davalı idarece 08/09/2014 tarihli sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan imar planı revizyonunda hem ada, parsel sayılı taşınmazlar hem de ada, parsel sayılı taşınmazlar konut alanına alınarak dava konusu planlama alanındaki yeşil alan tamamen kaldırılmıştır.
İdare Mahkemesince, bilirkişi heyetinden dava konusu edilen plan değişikliğiyle beraber davanın devamı sırasında yapılan plan revizyonunun da uyuşmazlık konusu parsel bakımından şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına göre değerlendirilmesi istenilmiş, bilirkişi raporunda; davaya konu plan değişikliğinin, planlama alanında yer alan yeşil alanın yakın konumda bulunan başka taşınmazlara kaydırılmasından ibaret olduğu, yeşil alanın kaydırıldığı taşınmazların öncekilerle eşdeğer olduğu ve söz konusu plan değişikliğinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan üst ölçekli 1/5000 nazım imar planına uygun olduğu yönünde tespitlere yer verildikten sonra, davanın devamı sırasında 2014 yılında yapılan plan revizyonunun ise, planlama alanında yer alan yeşil alanı tamamen kaldırdığı, bu planın yapıldığı tarihte yürürlükte olan nazım imar planında ada, parsel sayılı taşınmazların yeşil alanda kaldığı, bu nedenle söz konusu revizyonun üst ölçekli nazım imar planına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Temyize konu mahkeme kararında, dava konusu edilen 15/11/2007 tarihli sayılı Belediye
Meclisi kararı ile onaylı plan değişikliğine ilişkin bilirkişi raporundaki tespitler ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilerek söz konusu plan değişikliği hakkında bir karar verilmesi gerekirken, işbu dava devam ederken uyuşmazlık konusu taşınmazlarla ilgili olarak 08/09/2014 tarihli sayılı belediye meclisi kararıyla onaylı plan revizyonuna ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verilerek, söz konusu revizyon planla uyuşmazlık konusu taşınmazlara getirilen kullanım kararının üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yer verilen çerçevede dava konusu işlem hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Sivas İdare Mahkemesince verilen 26/11/2015 tarihli, sayılı kararın BOZULMASINA dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde belirtmiştir.
34.Başvuru konusuna ilişkin olarak yapılan değerlendirme neticesinde; Antalya ili, ilçesi, Mahallesi ada parsel ( kadastro adası) numaralı taşınmaz 09/06/2000 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan imar planında çocuk bahçesi olarak gösterildiği, daha sonra ilgili alan 07/08/2009 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan plan değişikliği ile konut alanına çevrildiği, 16/12/2016 yılında kanun ve yönetmeliklere uygun olarak ihaleye çıkarıldığı ve satışının yapıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca
Antalya ili, ilçesi, Mahallesi ada parsel ve civarının 09/06/2000 tarih ve sayılı Belediye Meclis kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli “Uygulama İmar Planıyla” yapıldığı, söz konusu alan o tarihten bu yana park olduğu, mülga Yarpuz Belediyesi tarafından yapılan ve onaylanan imar planlarına göre hareket edildiği, Antalya Büyükşehir Belediye
Başkanlığı da bu onaylanmış planlara dayanarak 07/01/2019 tarih ve sayılı Meclis Kararıyla onaylanan 1/25.000 çevre düzeni planında söz konusu bölgeyi “Sağlıklaştırılacak Alan
Sınırları” içerisinde gösterdiği tespit edilmiştir.
35.Bu kapsamda; park alanının konut alanına çevrilmesi ve başvuranın 216 metrekare alanının park alanı tahsisi işlemlerinde kamu hizmetinin verilirken “öngörülebilirlik”, “istikrar”, “haklı beklenti”, “hukuk güvenliği” gibi ilkeler göz önünde bulundurup
.
başvuranın taleplerinin de dikkate alarak, başvuranın mağduriyetinin önlenmesi, ilgili idarece adil bir çözüm yoluna gidilmesi amacıyla başvuru konusu taşınmazın eski haline getirilip yapılan işlemlerin iptal edilmesi bu mümkün değilse emsal değerinde bir arsanın verilmesi şeklinde veya taşınmazın değeri olan paranın verilmesi şeklinde kamulaştırma işleminin yapılması yönünde idari işlem tesis edilmesinin gerektiği tespit edilmiştir.
B.İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
36.İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
37.04/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği
Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte başvurana tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 23/09/2019 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII.KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Kamu hizmetinin verilirken “öngörülebilirlik”, “istikrar”, “haklı beklenti”, “hukuk güvenliği” gibi ilkeler göz önünde bulundurup başvuranın taleplerinin de dikkate alarak, başvuranın mağduriyetinin önlenmesi, ilgili idarece adil bir çözüm yoluna gidilmesi amacıyla başvuru konusu taşınmazın eski haline getirilip yapılan işlemlerin iptal edilmesi bu mümkün değilse emsal değerinde bir arsanın verilmesi şeklinde veya taşınmazın değeri olan paranın verilmesi şeklinde kamulaştırma işleminin yapılması yönünde idari işlem tesis edilmesinin gerektiği AKSEKİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Akseki Belediye Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve AKSEKİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi