|
ÖZET: Başvuru, Bandırma ilçesinde aşırı yağışlar sonucu meydana gelen su baskınlarıyla ilgilidir. Şikayetçi, yaşadığı sokakta biriken yağmur suyunun ıslah edilmesi için Bandırma Belediyesi ve Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmuş, ancak her iki kurum da sorumluluklarını birbirlerine atarak sorunu çözmemiştir. Şikayetçi, bu durumun mağduriyetine yol açtığını belirterek, yağmur suyunun uzaklaştırılması için gerekli altyapı çalışmalarının yapılmasını talep etmektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru üzerine ilgili idarelerden bilgi talep etmiş ve BASKİ Genel Müdürlüğü, yağmur suyu hattının yetersiz olduğunu, bu sorunun çözümünün yerel belediyelere ait olduğunu ifade etmiştir. Bandırma Belediyesi ise, 6360 sayılı Büyükşehir yasası sonrası tüm altyapı hizmetlerinin BASKİ Genel Müdürlüğü’ne devredildiğini belirtmiştir. İlgili mevzuatlar çerçevesinde, yağmur suyunun uzaklaştırılması görevinin Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne yağmur suyunun uzaklaştırılması konusunda tavsiyede bulunmuş ve Bandırma Belediyesi’ne de ilgili yolun imar amacına uygun hale getirilmesi için gerekli adımları atması yönünde öneride bulunmuştur. Bu süreçte, idarelerin hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/2795-S.20.4553
BAŞVURU NO : 2019/14801
KARAR TARİHİ : 24/02/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : BANDIRMA BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BALIKESİR SU VE KANALİZASYON İDARESİ
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : İkamet ettiği evinin bulunduğu sokakta biriken yağmur suyunun ıslah edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/08/2019
I. ŞİKÂYETÇİNİN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikâyetçi … başvurusunda;
1.1) Bandırma İlçesi, … Mahallesi, … Sokakta bulunan evlerine aşırı yağışlar neticesinde su
basması meydana geldiğini, konu ile ilgili Bandırma Belediye Başkanlığı’na (Fen İşleri
Müdürlüğü) müracaat ettiğini; ancak ilgili ilçe belediyesinin 06.11.2018 tarih ve … sayılı yazısında görev ve sorumluluğun Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel
Müdürlüğü’ne ait olduğunun kendilerine bildirildiğini, bunun üzerine BASKİ Genel
Müdürlüğü’ne yazılı başvuru yaptığını, Genel Müdürlüğün 12.10.2018 tarih … sayılı cevabi yazısı ile sorunun yağmur suyu hattı yetersizliğinden kaynaklı olduğunu, 2560 sayılı İstanbul
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 25 inci maddesi çerçevesinde yağmur suyu ile ilgili çalışmaların ilgili belediyesinden gelecek talepler doğrultusunda su ve kanalizasyon idareleri tarafından yapıldığını, bu nedenle söz konusu başvurunun Bandırma Belediye Başkanlığı’na başvurulması yönünde görüş belirttiğini, 2019 yılı içerisinde CİMER yolu ile aynı hususta yaptığı başvurulara ilgili idareler tarafından aynı yönde cevaplar verildiğini, sorunun çözümünde ilgili belediyelerin sorumluluğu birbirlerinin üzerine attığını ve halen su basması nedeniyle mağduriyetlerinin devam ettiğini iddia ederek yağmur suyunun uzaklaştırılması için gerekli alt yapı çalışmalarının yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI 2) Şikâyet başvurularının çözüme kavuşturulması amacıyla Balıkesir Büyükşehir
Belediye Başkanlığı, BASKİ Genel Müdürlüğü ve Bandırma Belediye Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
2.1) Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden BASKİ Genel
Müdürlüğü’nden (Güney Marmara Şube Müdürlüğü) alınan 04/11/2019 tarih ve …
sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;
2.1.1) Şikâyetçinin ikamet ettiği Bandırma ilçesi, … Mahallesi, … Sokakta bulunan evlerine
aşırı yağışlarda su basması nedeni ile şikâyetçi olduğu ve konu ile ilgili olarak Bandırma
Belediye Başkanlığına müracaat ettiği, 06.11.2018 tarih ve … sayılı yazı ile Bandırma
Belediyesi tarafından yağmur suları ile ilgili iş ve işlemlerin BASKİ Genel Müdürlüğünce halledilmesi gerektiği bildirilerek …’ün BASKİ’ye müracaat etmesi gerektiğinin bildirildiği, bunun üzerine BASKİ Genel Müdürlüğü’ne yapılan müracaat sonucunda Genel
Müdürlüğünün 12.10.2018 Tarih ve … sayılı cevapları ile …’e sorunun yağmur suyu iletim hatlarının yetersizliğinden kaynaklandığı ve 2560 sayılı İSKİ Kanununa göre sorunun ilgili ilçe belediyesince çözülmesi gerektiğinin kendilerine bildirildiği, ayrıca konu hakkında gerekli bilgilerin şifahi olarak da verildiği,
2.1.2) Sorunun BASKİ Genel Müdürlüğü’nce çözüme ulaştırılabilmesi için 2560 Sayılı
Kanunun “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartı ile İSKİ tarafından yerine getirilir Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dâhil edilmez” hükümlü kanunun 25. maddesi çerçevesinde masrafların ilçe belediyelerince karşılanarak yağmur suyu işlerinin Genel Müdürlükçe yapılmasına izin verecek bir Belediye Meclis Kararı alınarak müracaat edilmesi gerektiği; ancak bu şekilde ilçe belediyesi yağmur suyu işlerini yapabilme imkânlarının bulunduğu, bu maddeye istinaden ilgili belediyelerin uyarıldığı ve belediye meclislerince karar alınması gereğinin belirtildiği; ancak Bandırma Belediyesi’nce böyle bir karar alınmadığı,
2.1.3) 6360 sayılı Kanun ile BASKİ Genel Müdürlüğü’ne ait alt yapı ile ilgili
sorumluluklarında bir değişiklik olmadığı, sadece görev alanlarının genişlediği, 2560 sayılı
Su ve Kanalizasyon İdareleri Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunda da bu hususta bir değişiklik olmadığı,
2.1.4) Şikâyete yönelik mahalde Genel Müdürlük olarak bir yağmur suyu alt yapı yapım işi
çalışması başlatılamadığı; ancak vatandaşların mağdur olmaması için zaman zaman kanalizasyon baca temizlikleri yapım esnasında yağmur suyu baca ve ızgaralarının taraflarınca temizlendiği, ayrıca şikayete konu edilen … Sokakta alt yapı çalışması yapılmasının şu anda mümkün olmadığı, yazı ekinde yer alan imar yol durumu krokisi ve fotoğraflarda görüleceği üzere … Sokağın devamında vatandaş mülkiyeti bulunduğu, bu konuda ilçe belediyesince kamulaştırma yapılarak yolun sonuna kadar açılması gerektiğinden alt yapı yapılmasının da mümkün olmadığı açıklamalarına yer verildiği,
2.2) Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Bandırma Belediye
Başkanlığı’ndan alınan 01/08/2019 tarih ve … sayılı cevabi yazısında özet olarak; 2.2.1) 6360 sayılı Büyükşehir yasası çıkmadan önceki yıllarda Bandırma İlçesi’nde meydana gelen su, kanalizasyon ve yağmur suyu yapım, bakım ve onarım çalışmaları Bandırma
Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü tarafından yapılmakta; bozulan üst yapısı da (asfalt ya da parke) Fen İşleri Müdürlüğümüzce onarılmakta iken, 30/03/2014 yerel seçimlerinden sonra tüm bu iş ve işlemlerin Büyükşehir Belediyesine bağlı olan BASKİ
Genel Müdürlüğü’ne geçtiği,
2.2.2) 5216 Sayılı Kanunun 7/ r bendinde “Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun
için baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek derelerin ıslahını yapmak, kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak,” hükmüne; 2560 Sayılı
Kanunun 25.maddesinde “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla
İSKİ tarafından yerine getirilir” hükmüne; aynı Kanunun 2/a bendinde “içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” hükmüne: 2/b bendinde “Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak ve yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp İşletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” hükmüne; 6360 Sayılı Kanunun Geçici 1/8 maddesinde “Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan Belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve İtfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır” hükmüne yer verildiği,
2.2.3) Mevzuat hükümlerine ilave olarak yağmur suyu hatları teknik açıdan incelendiğinde
ülkemizde çoğunlukla kanalizasyon ve yağmur suyu şebekeleri karışık sistemde çalıştığı, yani mevcut altyapılarda yağmur suyu şebekesine kanalizasyon, kanalizasyon şebekesine yağmur suyu karıştığı, dolayısıyla yağmur suyu ve kanalizasyon karışık akan altyapı sistemlerinde yeterli ıslah çalışması yapılması, yeni hatların tesisi edilmesi ve bakım ve onarım çalışmalarının yürütülmesi iş ve İşlemleri mevzuat gereğince sorumlu ve yükümlü olan Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılması hem yasal olarak hem de teknik açıdan daha uygun olacağı,
2.2.4) Yazı ekinde sunulan 2014/192 ve … Esas sayılı İdari mahkeme kararlarında
büyükşehir belediyesi sınırları içindeki alt yapı, kanalizasyon hizmetleri İle bir altyapı hizmeti olan yağmur sularının uzaklaştırılması hizmetini yürütme görevinin büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında yer aldığı, Büyükşehir Belediyesinin yapmakla görevli olduğu bu hizmetlerin yatırım ve imalat giderlerinin Büyükşehir Belediyesi veya bağlı kuruluşlarınca karşılanması gerektiği sonucuna varıldığı, anılan mevzuat hükümleri birlikte dikkate alındığında Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde her türlü su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu hizmetler kapsamında bunlara ilişkin gerekli harcamaları yapma görev ve yetkisinin Büyükşehir Belediyeleri ve bağlı kuruluşlarına verildiği; bu hizmetlerin yatırım ve İmalat bedellerinin de kendi bütçesinden karşılanması gerektiğinin açıkça görüleceği,
2.2.5) Bugüne kadar konunun muhatabı olarak görülen BASKİ Genel Müdürlüğü ile birçok
yazışma yapıldığı; ancak bugüne kadar bir sonuç alınamadığı, yazı ekinde sunulan BASKİ
Genel Müdürlüğü ve şikâyetçi … ile yaptıkları yazışmalarda da bu ihtilafın görüleceği, BASKİ Genel Müdürlüğü tarafından İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü’nden konuya dair görüş istendiği ve gelen görüşte bu hizmetin ilçe belediyelerince yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de söz konusu görüşün Mahkeme kararları karşısında hukuki bağlayıcılığı olmayacağı, nitekim mahkeme kararlarında aynen ve açıkça “…yağmursuyu hizmetlerinin su ve kanalizasyon hizmetleri kapsamında olduğu; zira kanun koyucunun yağmursuyu hizmetini ayrı tutması halinde kanuna ayrı bir hizmet türü olarak eklemesi gerektiği: 2560 Sayılı Kanun ve 5216 Sayılı Kanun hükümlerince alt yapı, kanalizasyon ve yağmursuyu hizmetlerinin yürütümü görevinin büyükşehir belediyelerine ait olduğu ; 2560 Sayılı Kanunun 25.maddesinde belirtilen …. ilgili belediyeden karşılanmak şartıyla ifadesinden kastedilenin İlçe ve ilk kademe belediyeleri değil büyükşehir belediyeleri olduğu” hükmüne varıldığı, nitekim bu hususa ilişkin Danıştay 8.Dairesinin 2009/4256 sayılı İlamı ile onanan Antalya l. İdare Mahkemesi’nin 2008/153 E.2009/398 K. Sayılı kararının da bu yönde olduğu,
2.2.6) İzahı yapılan nedenlerle yağmur suyu uzaklaştırılması ile ilgili görev ve sorumluluğun
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi BASKİ Genel Müdürlüğüne ait olduğu, Bandırma Belediye
Başkanlığı olarak bu konu ile ilgili yapacakları herhangi bir iş ve işlem bulunmadığı, 6360 sayılı yasadan önce ilçede tüm yağmur suyu, kanal ve su gibi altyapı hizmetleri Bandırma
Belediyesi’ne bağlı Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmekte iken, 30/03/2014 tarihinden itibaren altyapı konusu görev alanımıza girmediği için belediyelerince hiçbir çalışma yapılmadığı, şikayetçi ile aralarında yazışma yapılmış olup, yargı mercilerine intikal eden bir konu bulunmadığı, başvuru konusuna benzer mahiyette ve
İdareleri ile BASKİ Genel Müdürlüğü’nü muhatap alan dava bulunmakta olup henüz sonuçlanmadığı, sonuç olarak yüzey sularının tahliyesi için yağmur suyu drenaj projeleri kapsamında BASKİ Genel Müdürlüğünce yapılacak iş ve işlemlerden sonra bir daha böyle bir durum yaşanmayarak sorunun çözülmüş olacağı, yoksa her aşırı yağıştan sonra aynı sorun ve sıkıntıların yaşanacağı hususlarında açıklamalar yapıldığı
2.3) Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Balıkesir Büyükşehir
Belediye Başkanlığı’ndan alınan 24/01/2020 tarih ve … sayılı cevabi yazısında;
2.3.1) Yağmur sularının uzaklaştırılmasına konu edilen yolun sorumluluk sahasında kalma
durumuna göre ilgili Belediyenin yapacağının anlaşıldığı, söz konusu sokağın ilgili ilçe belediyesinin sorumluluğunda kaldığı, büyükşehir belediyesi olarak çıkan ihtilaflarda koordinasyon girişimleri olmadığı açıklamalarına yer verildiği tespit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) T.C. Anayasasının; 3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde;
“… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. …”,
3.2) “Yargı Yolu” başlıklı 125 inci maddesinde;
“ İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” ,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe
Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun;
5.1) “Büyükşehir Belediyesi Kurulması ve Sınırlarının Belirlenmesi” başlıklı 1 inci
maddesinde; “(1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
…
(3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
…
(5) Birinci, ikinci ve dördüncü fıkrada sayılan illerdeki il özel idarelerinin tüzel kişiliği kaldırılmıştır.
(6) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illerin bucakları ve bucak teşkilatları kaldırılmıştır.”
5.2) Geçici Madde 1’ in sekizince fıkrasında;
“(8) Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır. 6) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun;
6.1) “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” Başlıklı 7 nci
maddesinde; “ …
b) Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak…
g) (Değişik: 12/11/2012-6360/7 md.) Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile bu yolların temizliği ve karla mücadele çalışmalarını yürütmek; kentsel tasarım projelerine uygun olarak bu yerlere cephesi bulunan yapılara ilişkin yükümlülükler koymak; ilân ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek; meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek.
…
r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak.
…
İlçe belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.
…”,
6.2) “Alt yapı hizmetleri” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“ Büyükşehir içindeki alt yapı hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların temsilcilerinin katılacağı alt yapı koordinasyon merkezi kurulur. Büyükşehir ilçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Alt yapı koordinasyon merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (oda üst kuruluşu bulunan yerlerde üst kuruluşun)
temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır…”
6.3) “Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23 üncü maddesinin (g) bendinde; “ g) Hizmetlerin büyükşehir belediyesi tarafından yapılması şartıyla 2464 sayılı Belediye
Gelirleri Kanununda belirtilen oran ve esaslara göre alınacak yol, su ve kanalizasyon harcamalarına katılma payları.”,
6.4) “Büyükşehir belediyesinin giderleri” başlıklı 24 üncü maddesinin (d)
bendinde; “ d) Her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri.”,
6.5) “Belediyeler arası hizmet ilişkileri ve koordinasyon” başlıklı 27 nci
maddesinde; “ (Değişik birinci fıkra: 12/11/2012-6360/11 md.) Büyükşehir kapsamındaki belediyeler arasında hizmetlerin yerine getirilmesi bakımından uyum ve koordinasyon, büyükşehir belediyesi tarafından sağlanır. Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin kendi aralarında hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili ihtilaf çıkması durumunda, büyükşehir belediye meclisi yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya yetkilidir…”
6.6) “Diğer hükümler” başlıklı 28 inci maddesinde;
“Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır.”,
6.7) Geçici 2 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında;
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur.
…
Bu sınırlar içinde kalan köylerin tüzel kişiliği sona ererek mahalleye dönüşür. Bu şekilde oluşan mahallelerin katılacağı ilçe veya ilk kademe belediyesi, büyükşehir belediye meclisince belirlenir. Orman köylerinin tüzel kişiliği devam eder. Ancak ormanlarla ilgili diğer kanun hükümleri saklı kalmak üzere bu köyler imar bakımından büyükşehir belediyesinin mücavir alanı sayılırlar. Bu köylerde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görev ve yetkisi ilgili büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idaresine aittir.”,
7) 5393 sayılı Belediye Kanununun;
7.1) “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık;…
hizmetlerini yapar veya yaptırır.
… Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir
…
Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar.”
7.2) “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde; “ e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek.”,
7.3) “Belediyenin giderleri” başlıklı 60 ıncı maddesinin (c) bendinde;
“ c) Her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri.”,
8) 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş
ve Görevleri Hakkında Kanunun;
8.1) “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“… İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır.
Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır.
Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel
Müdürlüğe verebilir.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.”,
8.2) “Görev ve yetkiler” başlıklı 2 nci maddesinde;
“ İSKİ’nin görev ve yetkileri şunlardır:
a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak, d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,…”,
8.3) “Gelirler” başlıklı 13 üncü maddesinde;
“ İSKİ’nin gelirleri aşağıdaki kaynaklardan sağlanır:
a) Su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerden alınacak ücretler, b) Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca, su ve kanalizasyon tesislerinden yararlananlardan ilgili belediye adına alınacak katılma payları, c) Hizmet alanındaki belediyelerin, İller Bankasınca 2380 sayılı “Belediyelere ve İl Özel
İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun” gereğince nüfus esasına göre dağıtılan paylardan bu bankaca tutularak İSKİ’ye gönderilecek % 10’lar, d) Büyük ve temel yatırım programları karşılığında Devletçe yapılacak yardımlar, e) İSKİ’ye devredilecek tesis ve işletmelerden sağlanan gelirler, f) Şahıs, kurum ve kuruluşlar için yapılan özel hizmetlerden alınacak ücretlerle ortaklıklardan ve üretilen malların satışlarından elde edilecek gelirler, g) Her türlü yardım ve bağışlar ile diğer gelirler.”,
8.4) “Yağmur sularının uzaklaştırılması” başlıklı 25 inci maddesinde;
“ Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dâhil edilemez.”,
8.5) Ek 5 inci maddesinde;
“Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.”,
9) 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun;
9.1) “Kanalizasyon harcamalarına katılma payı” başlıklı 87 nci maddesinde;
“Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, Kanalizasyon
Harcamalarına Katılma Payı alınır:
a) Yeni kanalizasyon tesisi yapılması, b) Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi.
İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller, hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında o yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.”, 9.2) “Payların tahakkuk şekli” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “ Yol Harcamalarına Katılma Payı, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan, Su Tesisleri
İle Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları ise hizmetten faydalanma şekillerine göre ilgili gayrimenkul sahipleri arasında ve 89 uncu maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirilir. Şu kadar ki, ibadet yerleri hakkında harcamalara katılma payı tahakkuku yapılmaz.”,
10) Mülga 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun;
10.1) 6 ncı maddesinin (A/g) bendinde;
“ g) Büyük şehir dâhilindeki su, kanalizasyon, her nevi gaz, merkezi ısıtma ve toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek.”,
11) 3194 sayılı İmar Kanununun;
11.1) “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar.
Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”
11.2) “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı
13 üncü maddesinde;
“ Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir…”
11.3) “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18 inci maddesinde;
“ İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık
Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyonalanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır.
Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınabilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır.
Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, düzenlemenin gerçekleştirilebilmesi için yapılacak kamulaştırmada kullanılmak üzere bedele dönüştürülebilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6/12/2012tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası
Kanununa göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı ödeme tarihinde, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devir yapılamaz, yapı ruhsatı verilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır.
Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir.
Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler.
Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.”
11.4) “Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili” başlıklı 19 uncu maddesinde;
“İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır…”
12) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun;
12.1) Ek Madde 1’de;
“ Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.”
13) Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin;
13.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin (a) bendinde;
“ a) Alt yapı: İçme suyu ve kanalizasyon projeleri, elektrik, doğalgaz, telefon, kablolu televizyon bağlantı hatları gibi telekomünikasyon projeleri, hafif raylı toplu taşıma ve metro projeleri, termal ısınma ve enerji besleme projeleri ve benzerleri gibi raylı toplu taşıma sistemleri ile yollar ve kaplamaları.”,
14) Atıksu Toplama ve Uzaklaştırma Sistemleri Hakkında Yönetmeliğin;
14.1) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (y) bendinde;
“ y) Kanalizasyon sistemi: Ayrık sistemde evsel ve/veya endüstriyel atıksuları ayrı, yağmur sularını ayrı; bileşik sistemde ise bütün atıksuları birlikte toplamaya, uzaklaştırmaya ve arıtma tesislerine iletmeye yarayan birbirleri ile bağlantılı boru ya da kanallardan oluşan sistemi.” hükümlerine amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
15) Kamu Denetçisi tarafından, 2560 sayılı Kanunun 25’inci maddesi gereğince yağmur suyu
uzaklaştırılması için yapılacak harcamaların ilgili belediyeden talep edilmesini yerel nitelikteki kamu hizmetlerinin verimli ve etkin sunulması amacıyla gerçekleştirilen reformlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda 5216 sayılı Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri ve belediyecilik alanında günümüze kadar gerçekleşen değişiklikler dikkate alınarak yorumlanması gerektiği, büyükşehir belediyelerinin 1984 yılında kurulmasıyla, yağmur suyunu uzaklaştırmak da dâhil olmak üzere, su ve kanalizasyon hizmetlerinin büyükşehir belediyelerine verilmesi ve bu görevlerin büyükşehir ilçe belediyelerinden alınması, halen yürürlükte olan 5216 sayılı Kanuna göre büyükşehirlerde yağmur suyunun uzaklaştırılması görevinin büyükşehir belediyelerine ait olması hususları gözetilerek, su ve kanalizasyon idarelerince bu amaçla yapılacak harcamaların da büyükşehir belediyesince karşılanması ve 2560 sayılı Kanunun 25’inci maddesindeki ‘ilgili belediye’ ibaresinden büyükşehir belediyelerinin anlaşılması gerektiği dikkate alınarak, şikâyetçinin talebine konu olan sokaktaki yağmur suyunun uzaklaştırılması görevinin Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin ve bağlı kuruluşu olan
BASKİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olduğu, diğer yandan 841. Sokağın imarda yol olarak gözükmesine rağmen fiili durumda ana caddeye bağlantı sağlayan kısmın halen açık olmaması ve üzerinde vatandaş mülkiyeti bulunması ile ilgili olarak, yağmur suyu alt yapı çalışmasının yapılabilmesi için 3194 sayılı İmar Kanununun 13 üncü maddesi gereğince
Bandırma Belediyesi tarafından ivedi olarak yolun kullanıma açılması gerektiği yönünde hazırlanan Tavsiye Kararı Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
16) Şikâyetçi, ikamet ettiği sokakta aşırı yağışlar neticesinde su basması meydana geldiğini,
sorunun çözümünde ilgili belediyelerin sorumluluğu birbirlerinin üzerine attığını ve halen su basması nedeniyle mağduriyetlerinin devam ettiğini iddia ederek yağmur suyunun uzaklaştırılması için gerekli alt yapı çalışmalarının yapılmasını talep etmektedir.
17) İlgili İdarelerin Kurumumuza verdiği cevap ve ekleri tetkik edildiğinde özet olarak,
BASKİ Genel Müdürlüğü tarafından sorunun BASKİ Genel Müdürlüğü’nce çözüme ulaştırılabilmesi için 2560 Sayılı Kanunun 25 inci maddesinde “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartı ile İSKİ tarafından yerine getirilir Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dâhil edilmez” hükmü çerçevesinde masrafların ilçe belediyelerince karşılanarak yağmur suyu işlerinin Genel
Müdürlükçe yapılmasına izin verecek bir Belediye Meclis Kararı alınarak müracaat edilmesi gerektiği; ancak bu şekilde ilçe belediyesi yağmur suyu işlerini yapabilme imkânlarının bulunduğu, bu maddeye istinaden ilgili belediyelerin uyarıldığı ve belediye meclislerince karar alınması gereğinin belirtildiği; ancak Bandırma Belediyesi’nce böyle bir karar alınmadığı, 6360 sayılı Kanun ile BASKİ Genel Müdürlüğü’ne ait alt yapı ile ilgili sorumluluklarında bir değişiklik olmadığı, sadece görev alanlarının genişlediği, 2560 sayılı Su ve Kanalizasyon
İdareleri Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunda da bu hususta bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Bandırma Belediye Başkanlığı özet olarak 6360 sayılı Büyükşehir yasası çıkmadan önceki yıllarda Bandırma İlçesi’nde meydana gelen su, kanalizasyon ve yağmur suyu yapım, bakım ve onarım çalışmaları Bandırma Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü tarafından yapılmakta; bozulan üst yapısı da (asfalt ya da parke) Fen İşleri Müdürlüğümüzce onarılmakta iken, 30/03/2014 yerel seçimlerinden sonra tüm bu iş ve işlemlerin Büyükşehir
Belediyesine bağlı olan BASKİ Genel Müdürlüğü’ne geçtiği ifade edilmiştir. Balıkesir
Büyükşehir Belediye Başkanlığı ise, Yağmur sularının uzaklaştırılmasına konu edilen yolun sorumluluk sahasında kalma durumuna göre ilgili Belediyenin yapacağının anlaşıldığı, söz konusu sokağın ilgili ilçe belediyesinin sorumluluğunda kaldığı şeklinde açıklama yapmıştır.
18) Benzer şikâyet konusu hakkında Kurumumuza yapılan 2019/10905 şikâyet numaralı
başvuru hakkında Kurumumuz Başdenetçilik Makamınca verilen 15/11/2019 tarih ve
S.18151 sayılı Tavsiye Kararında konu detaylı şekilde ele alınmıştır. Mezkûr tavsiye kararında ortaya konulan değerlendirme ve gerekçeler doğrultusunda yağmur suyunun uzaklaştırılması konusunda ihtilaf olduğu anlaşılmakla konunun yağmur suyunun uzaklaştırılması ve biriken suların ıslahı konusunda görev ve yetkinin hangi kurumda olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
19) Bilindiği üzere, 23.11.1981 günlü ve 17523 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon idaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, büyükşehir belediyesi sınırları içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla her türlü tesisi kurmak üzere su ve kanalizasyon idareleri kurulmuştur. Yine aynı madde gereğince Genel Müdürlüğün hizmeti coğrafi olarak büyükşehir belediyesinin görev alanı ile sınırlı tutulmuş; ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyükşehir belediye sınırları dışında da olsa hizmet sunacağı belirtilmiştir. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilmektedir. Su ve
Kanalizasyon İdareleri devlet teşkilatı içerisinde ilgili büyükşehir belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar olarak yer almaktadır. Bu anlamda büyükşehir belediyesi başkanları su ve kanalizasyon idarelerinin de en üst amiri konumundadır.
Fonksiyonel anlamda Kanunun 2 nci maddesine göre görev ve yetkileri arasında başka konular yer almakla birlikte özellikle (d) bendinde; su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmakla görevlendirilmiştir. Kanunun Ek 5 inci maddesi ile bu Kanunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi dışındaki diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanacağı kurala bağlanmıştır. İlgili mevzuat hükümlerinden, su ve kanalizasyon idarelerinin kuruluş maksadının özellikle belediye hizmetlerinin artması nedeniyle en temel ihtiyaçlardan olan su ve kanalizasyon hizmetlerinin sunulmasında ihtisaslaşmayı sağlamaktır.
20) Kuruluş amacı doğrultusunda tüzel kişiliğe haiz su ve kanalizasyon idarelerinin gelirleri
arasında 2560 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde başka gelirler sayılmakla birlikte özellikle (a) bendinde; su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık tarifesine göre abonelerden alınacak ücretler, (b) bendinde; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca, su ve kanalizasyon tesislerinden yararlananlardan ilgili belediye adına alınacak katılma paylar ile (c) bendinde; hizmet alanındaki belediyelerin, İller Bankasınca 2380 sayılı Kanun gereğince nüfus esasına göre dağıtılan paylardan bu bankaca tutularak bu idarelere gönderilecek %10′ lar bu idarelerin gelirleri arasında sayılmıştır. Mezkûr Kanunun 25 inci maddesi ile özel bir düzenleme yapılarak “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez” hükmüne yer verilmiştir.
21) Diğer yandan, ilçe belediyesinin iddialarını oluşturan, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi
Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri sayılmış ve özellikle (r) bendinde; “su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için
gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak:
kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak” büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri sayılmış ve özellikle (a) bendinde; “Kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak” ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri konusunda esas kabul edilmiştir. Aynı Kanunun 24/d maddesinde ; “her türlü alt yapı, yapım, onarım ve bakım giderleri” büyükşehir belediyesinin giderleri arasında belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun 23.
maddesinin (g) bendinde; “Hizmetlerin büyükşehir belediyesi tarafından yapılması şartıyla
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda belirtilen oran ve esaslara göre alınacak yol, su ve
kanalizasyon harcamalarına katılma payları” belediye gelirleri arasında gösterilmiştir.
22) İlgili Kanun metinleri değerlendirildiğinde; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda
büyükşehir belediyelerine verilen görevler açıkça sayılmıştır. Buna göre, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, büyükşehir belediyelerinin görevleri arasındadır. Belirtilen maddenin ikinci fıkrasında ilçe belediyelerinin görevleri arasında suyla veya yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili herhangi bir hususa yer verilmemiştir. Bilakis ana kural olarak kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak sayılmıştır. Bu kapsamda su ve kanalizasyon hizmetlerinin tek merkezden yürütülmesi için büyükşehirlerde büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idareleri kurulmuştur. Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, dere ıslahını yapmak gibi görevler buna paralel olarak büyükşehir belediyelerine verilmiştir. Ülkemizde büyükşehir yönetimleriyle ilgili ilk temel düzenleme olan 09.07.1984 günlü ve 18453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 3030 sayılı
Mülga Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 6. maddesinin, A/g bendi ile büyükşehir dâhilindeki su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak Büyükşehir
Belediyelerinin görevleri arasında sayılmış ve halen yürürlükte olan 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununun 7’nci maddesinin, (r) bendi ile de aynı görevler yine büyükşehir belediyelerine verilmiştir.
23) Özellikle son yıllarda yapılan reformlar ile yerel yönetimlerin hizmet sunmasında etkinliğin
ön plana çıkarılması hedeflenmektedir. Bu anlamda 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve son olarak 6360 sayılı Kanun büyükşehirlerin etkisinin artırılması anlamında önemli yenilikler getirmeyi amaçlamıştır. 5216 sayılı Kanunun gerekçesinde; “… Geçmişte tecrübesi bulunmayan ve ilk defa 1984 yılında 3030 sayılı Kanun ile hayata geçirilen bir sistemin uygulamada bazı eksikliklerinin olması ve bu alanda kimi sorunların yaşanması doğaldır.
Görev ve yetkilerin paylaşılmasında nesnel ölçütler bulunmadığı, yönetim kademeleri arasında işbirliği kurma mekanizmalarının yeterli olmadığı, büyükşehir yönetiminin kesin bir hâkimiyetinin bulunduğu, büyükşehir çapında planlama ve koordinasyon yapılamadığı ve belediye büyüklüklerinin çok farklı olduğu sorun olarak genel kabul gören hususlardır. Bu sorunların çözülmesi ve büyükşehir belediye yönetiminin daha etkin işleyen bir duruma getirilmesi acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, kamu yönetiminde meydana gelen gelişmeler büyükşehir belediyelerinin de yeniden yapılandırılmasını, bu idarelerin etkin, saydam, hesap verebilir ve katılımcı bir yapıya kavuşturulmasını gerektirmektedir. Mahallî idarelerin yeniden yapılandırılması çerçevesinde, bu amaçları gerçekleştirmek ve büyükşehir belediyelerini de yeniden düzenlemek için bu Tasarı hazırlanmıştır…” denilmekle, özellikle etkin işleyen belediye anlayışı öne çıkarılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan 6360 sayılı Kanunun gerekçesinde ise “… Büyükşehir alanında sunulan hizmetlerin tek merkezden yürütülmesi ile ortaya çıkan ölçek ekonomileri sayesinde hizmetlerde etkinlik, koordinasyon ve kalite yükselecek, daha az kaynak ile daha çok ve daha kaliteli hizmet sunulması mümkün hale gelebilecektir. Hâlihazırda birden fazla merkezden verilen hizmetlerin daha büyük ve ideal ölçekteki bir merkez tarafından verilmesi birim maliyetler ve kişi başına kamusal harcamaları da azaltacaktır….. 5216 sayılı Kanunun yürürlüğe girişinden bu güne kadar İstanbul ve Kocaeli illerinde uygulanan il sınırında büyükşehir belediye modelinin imar, planlama, ulaşım, itfaiye gibi geniş çerçevede eşgüdüm ve bütünlük içerisinde yürütülmesi gereken mahalli müşterek nitelikteki kamu hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağladığı görülmüştür. Hazırlanan Kanun Tasarısı bu düzenlemenin mevcut 14 büyükşehir belediyesinin yanı sıra yeni kurulacak 13 büyükşehir belediyesi için de uygulamaya konulmasını da öngörmektedir.” şeklinde yapılan değerlendirmeler su ve kanalizasyon idaresinde de, ölçek ekonomisi dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. 11/10/2018 tarih ve 2018/13 sayılı Cumhurbaşkanlığı
Genelgesi ile “ Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde sorun çözen, çözüm üreten, sonuç ve vatandaş odaklı devlet anlayışı ile bürokrasinin azaltılması Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sisteminin öncelikli hedeflerindendir. Kamu hizmetlerinde hantallığa sebebiyet veren hususların ortadan kaldırılması, milletimize hizmetlerin süratli ve en iyi şekilde sunulması, devlet ve millet bütünleşmesini zedeleyen davranışlardan kaçınılması gerekmektedir. Bu itibarla; kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan tüm başvurularda, talebin sonuçlandırılması başka bir idari makamın görev alanında kalsa dahi, başvurular anında incelenerek takip edilecek, talebin ilk başvuru yerinde neticelendirilmesine özen gösterilecek, başvuru sahibine yapılan işlemler hakkında gecikmeksizin nihai ve kesin bilgi verilecek, başvuruların süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli tüm tedbirler alınacaktır…” denilmekle, kamu kurumlarının vatandaşa hizmet götürürken etkin yönetim anlayışı ile hareket edilmesi yönünde hassasiyet gösterilmesini talep etmektedir.
24) Bu konuda değerlendirilmesi gereken diğer bir husus, su ve kanalizasyon idarelerinin
iddialarına dayanak olan 2560 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin gerekçesine ilişkindir. Konu ile ilgili Türkiye Belediyeler Birliğinin 04/06/2015 tarih ve 18130704-045/1910 sayılı yazısında özet olarak; “ … 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı Kanuna istinaden kurulan İstanbul
Su ve Kanalizasyon İdaresi, büyükşehir belediyesinin olmadığı ve İstanbul’da 34 ayrı belediyenin her birinin kendi sınırları içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle görevli olduğu dönemde, bu hizmetlerin tek elden ve bütün bu belediyeler adına yürütülmesi amacıyla kurulmuştur. Bu nedenle Kanunun 2’nci maddesinin (b) bendinde “su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek” ibaresi kullanılmış, 25’inci maddede de tarifelendirilemeyen yağmur suyunun uzaklaştırılmasıyla ilgili harcamaların ilgili belediyeler tarafından karşılanması öngörülmüştür. Bu husus, Kanunun gerekçesinden ve Milli Güvenlik Konseyindeki müzakere tutanaklarından da açıkça anlaşılmaktadır…” denilmekle Kanunun yürürlüğe girmiş olduğu dönemdeki şartlara göre değerlendirildiği; ancak 1984 yılında Mülga 3030 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte ölçek ekonomisi gereğince görev ve yetkinin büyükşehir belediyelerinde olduğu dikkate alınarak 2560 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki ilgili belediye’den kastedilenin büyükşehir belediyesi olduğunu anlamak gerekmektedir.
25) Şikâyete konu edilen ihtilafın yargıya taşındığı ve yargı kararları incelendiğinde farklı
hükümlere varıldığı tespit edilmiştir. Bunlardan bir tanesi Antalya 1. İdare Mahkemesi’nde
Muratpaşa Belediye Başkanlığı tarafından ASAT Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davada, mahkemenin 25/03/2009 tarih ve E.2008/153 K.2009/398 sayılı ilamında özet olarak; “ … Bu durumda, 1981 yılında yürürlüğe giren 2560 sayılı Kanun ile su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek üzere su ve kanalizasyon idareleri kurulmuş ise de, 1984 yılında yürürlüğe giren mülga 3030 sayılı Kanun ve bu Kanunu yürürlükten kaldıran 5216 sayılı
Kanun ile büyükşehir belediyesi sınırları içindeki her türlü alt yapı hizmetlerinin görümü ve buna ilişkin harcamaların karşılanması görevi büyükşehir belediyelerine verilmiş olduğundan, bir alt yapı hizmeti olan ve büyükşehir belediyesinin görev alanına giren yağmur suyu drenaj kanalı yapımı dolayısıyla yapılacak harcamaların ilçe ve ilk kademe belediyelerinden istenilmesine ilişkin 16.11.2007 tarih ve 35 sayılı ASAT Genel Kurulu kararında ve bu karara istinaden düzenlenen yağmur suyu drenaj kanalı yapım bedeli olarak davacı belediye adına borç kaydedilen 4.629.531 YTL’nin 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini bildiren 25.12.2007 tarih ve 17359029 sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Danıştay 8. Dairesinin
11.12.2007 gün ve E.2007/7144 sayılı kararı da bu yöndedir…” şeklinde ilçe belediyesine
çıkarılan yağmur suyu uzaklaştırılması bedelini iptal etmiştir. Bu karar
Danıştay 8. Dairesinin 25/05/2012 tarih ve E.2009/4256, K.2012/3566 sayılı ilamı ile onanmıştır. Daha sonra ASAT Genel Müdürlüğü tarafından karar düzeltme talebi Danıştay 8. Dairesinin 02/10/2013 tarih ve
E.2012/9997, 2013/6872 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
26) Bir diğeri, Bursa 2. İdare Mahkemesi’nde Yıldırım Belediye Başkanlığı tarafından Bursa
Su ve Kanalizasyon (BUSKİ) Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davada, Bursa 2. İdare
Mahkemesi 28/05/2014 tarih ve E.2014/92 K.2014/665 sayılı ilamı ile Antalya 1. İdare
Mahkemesi ile aynı gerekçelerle ilçe belediyesine çıkarılan yağmur suyu uzaklaştırılması bedelini iptal etmiştir. Söz konusu karar, Danıştay 8. Dairesinin 27/02/2017 tarih ve
E.2014/8888, K.2017/1141 sayılı ilamı ile onanmıştır. Daha sonra BUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Danıştay 8. Dairesi 03/07/2019 tarih ve E.2017/4518, 2019/6459 sayılı ilamında içtihat değişikliğine giderek, Bursa 2.
İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu kararının gerekçesinde özet olarak; “ … büyükşehir belediyelerinin yetki ve görevleri düzenleyen 5216 sayılı Yasa’nın 7.
maddesinin (r) bendinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gereken tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek, büyükşehir belediyesinin görev ve yetkileri arasında belirlenmişken; bu hizmetlerin yürütülmesi için çıkartılan ve özel nitelikte bir Yasa olan 2560 sayılı Yasa’nın 2 (d) maddesi uyarınca, büyükşehir belediyesine ait bu görev ve yetkinin kullanımının su ve kanalizasyon idaresince kullanılacağı; 5216 sayılı Yasada yağmur suyu uzaklaştırılması ile ilgili bir görev ve yetki büyükşehir belediyelerine verilmemişken; 2560 sayılı Yasa’nın 2 (b) maddesi uyarınca bu yetki ve görevin doğrudan su ve kanalizasyon idaresine verildiği; bununla birlikte 2560 sayılı Yasadan sonra yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yağmur suyunun uzaklaştırılması için gereken tesisleri kurma ve kurdurma görevlerinin belediyelere ait olduğu ve her türlü alt yapı giderinin belediye giderleri arasında olduğu belirtilmekle beraber; bu görevin yüklendiği diğer idarenin kuruluş ve görev yasası mahiyetindeki özel nitelikli Yasa olan 2560 sayılı Yasa’nın 25. maddesinde de bu hizmetin su ve kanalizasyon idaresi tarafından yapılacağı ancak gerekli harcamaların ilgili belediyece karşılanacağı belirtildiğinden, bu hizmetin de, büyükşehirlerde su ve kanalizasyon idaresince yapılacağı, bedelin ise bu konuda 5393 sayılı Yasa ile görevli kılınan ilgili belediyece karşılanacağı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, 2560 sayılı Yasa’nın “Kuruluş” başlıklı 1. maddesinde su ve kanalizasyon hizmeti sayılmasına rağmen, yağmur suyu uzaklaştırma hizmetinin yer almadığı hususundan yola çıkarak, yağmur suyu hizmetinin kanalizasyon hizmetinin bir parçası olduğu ve bu sebeple tek görevli kuruluşun da davalı idare olduğu yönündeki değerlendirmenin; gerek 2560 sayılı
Yasa’nın 2 (b) ve 25. maddelerinde açıkça düzenlenen davalı idareye ait yağış sularının uzaklaştırılması görevinin gerekse 5393 sayılı Yasa’nın 15 (e) maddesinde düzenlenen ve ilgili belediyelere ait yağmur suyu uzaklaştırma görevinin yok sayılması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu göreve ilişkin olarak 5393 sayılı Yasa ile 2560 sayılı Yasa’nın 25. maddesinin birlikte uygulanarak anılan hizmetin, büyükşehirlerde su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğünce yapılarak; bu hizmetle ilgili görevli olan ilgili belediyece harcamanın karşılanacağı yönündeki değerlendirmenin, söz konusu Kanunların lafzı ve amacına uygun olacağı şüphesizdir.
Bu durumda; 2560 sayılı Yasa’nın 2 (b) maddesi uyarınca büyükşehir kapsamında yağmur suyu uzaklaştırma görevi bulunan davalı idarece, yapılan tesislere ilişkin maliyet ve harcamalardan, 5393 sayılı Yasa ile 2560 sayılı Yasa’nın 25. maddesi uyarınca sorumlu olan ilgili belediyeden, bu bedelin istenilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından işlemi iptal eden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir…” şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
27) Danıştay 8. Dairesinin her iki kararı değerlendirildiğinde 03/07/2019 tarih ve E.2017/4518,
2019/6459 sayılı ilamında ortaya konulan ve iki noktada toplanan gerekçelerin irdelenmesi gerekmektedir. İlk önce yağmur suyu uzaklaştırma kanallarının kanalizasyon sistemi ve alt yapı hizmetinin kapsamında yer alıp almadığına karar vermek gerekmektedir. Atıksu Toplama ve
Uzaklaştırma Sistemleri Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin (y) bendinde kanalizasyon sistemi; “Ayrık sistemde evsel ve/veya endüstriyel atıksuları ayrı, yağmur sularını ayrı; bileşik sistemde ise bütün atıksuları birlikte toplamaya, uzaklaştırmaya ve arıtma tesislerine iletmeye yarayan birbirleri ile bağlantılı boru ya da kanallardan oluşan sistem” olarak tanımlanmıştır.
Yine Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin 4. maddesinin (a)
bendinde alt yapı; “İçme suyu ve kanalizasyon projeleri elektrik. doğalgaz, telefon, kablolu televizyon bağlantı hatları gibi telekomünikasyon projeleri, hafif raylı toplu taşıma ve metro projeleri, termal ısınma ve enerji besleme projeleri ve benzerleri gibi raylı toplu taşıma sistemleri ile yollar ve kaplamaları” olarak tanımlanmış bulunmaktadır. Bu tanımlar göstermektedir ki, 2560 sayılı Kanunun, amacını açıklayan 1 inci maddesinde, İSKİ’nin
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde her türlü su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş olduğu belirtildikten sonra 25. maddesinde yağmur suyu uzaklaştırma kanallarının yapımı görevinin İSKİ’ye ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Yönetmelikteki tanımlarda göstermektedir ki, kanalizasyon sisteminden, evsel atıklar ve yağmur sularının uzaklaştırılması kastedilmektedir. Bu bazen ayrık sistem ile bazen birleşik sistem ile uygulanmaktadır. Bu hükümlere göre kanun koyucu 2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yağmur suyunu ayrıca belirtmeyerek bu tür hizmetlerin su ve kanalizasyon hizmetlerinin kapsamında olduğunu kabul etmekle yağmur suyu drenaj kanallarının bir alt yapı hizmeti olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
28) İkinci husus, yukarıdaki değerlendirme paragraflarında detaylı olarak izah edildiği üzere,
2560 sayılı Kanun büyükşehir belediyeleri kurulmadan önce yürürlüğe giren bir kanundur. Bu
kanun döneminde, il belediyeleri ile birlikte, ilçe belediyelerinin de yağmur suyu vb. konularda alt yapı sorumlulukları bulunmaktaydı. Ancak 1984 yılında 3030 sayılı Kanun ile birlikte mahalli idarelerde yeni bir yapılanmaya gidilmiş ve büyükşehir belediyeleri kurulmuştur. Daha sonra yasalaşan 5216 sayılı Kanun ve 6360 sayılı Kanun ile büyükşehirlerin görev yetkileri artmıştır. Diğer yandan meri mevzuatta 5216 sayılı Kanun ile 30 adet büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri belirlenmişken, bunlar dışında hizmet veren 51 adet il belediyesi ve ilçe belediyeleri içinde ayrı bir düzenleme yapılarak 5393 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur. 5216 sayılı Kanunun 28 inci maddesine göre belediye Kanunu ve diğer ilgili
Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanacağı belirtilmektedir. Ancak 5216 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre il belediyelerinden ayrı mevzuatı ve organizasyon yapılanması bulunan büyükşehir belediyelerinin görevleri açıkça sayılmış ve 7 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ile kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak görevi verilmiştir. Bu hüküm ortada iken büyükşehirlere bağlı ilçe belediyeleri ile ilgili 5393 sayılı Kanun emsal gösterilerek yağmur suyu uzaklaştırma görevinin ilçe belediyelerine ait olduğu sonucunu çıkarmanın söz konusu Kanunların lafzı ve amacına uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.
29) Bütün bu değerlendirmeler göstermektedir ki, 2560 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin,
yerel yönetimlerin verimli ve etkin hizmet sunması konusunda ciddi sorunlar oluşturduğu, özellikle hizmetin hızlı ve etkin sunulmasında, idareler arasında ihtilafa sebebiyet verdiği, koordinasyonun sağlanmasını zorlaştırdığı, su ve kanalizasyon idareleri açısından hesapverebilirlik ilkesi gereğince sorumluluk doğurduğu gibi pek çok açıdan değerlendirilerek söz konusu kanun maddesi ile ilgili 5216 sayılı Kanunun 7 nci maddesi doğrultusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği düşünülmektedir.
30) Diğer yandan, BASKİ Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında şikâyete konu edilen ….
Sokakta alt yapı çalışması yapılmasının şu anda mümkün olmadığı, yazı ekinde yer alan imar durumu krokisi ve fotoğraflarda görüleceği üzere … Sokağın imarda yol olarak gözüktüğü; ancak fiili durumda yolun ana caddeye bağlantı sağlayan kısmında yolun açık olmadığı ve üzerinde vatandaş mülkiyeti bulunduğu, bu konuda ilçe belediyesince kamulaştırma yapılarak yolun sonuna kadar açılması gerektiği için şu anda alt yapı yapılmasının da mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bahse konu edilen sahanın imar durumunda yol olarak ayrıldığı; ancak Bandırma
Belediyesi tarafından sunulan Netcad programı ve BASKİ Genel Müdürlüğü tarafından sunulan fotoğraflarda hâlihazırda yolun faaliyete geçmediği, yol güzergâhında bina olduğu görülmüştür. 3194 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak veya 4/11/1983 tarihli ve
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili
idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılan ve ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılan parsel kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilmektedir.
31) 3194 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi gereğince uygulama imar planında yol olarak
ayrılan taşınmazın üzerinde halen yapı bulunduğu dikkate alınarak İmar Kanunu 18 inci maddesi veya 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince Bandırma Belediyesi tarafından işlem yapılması ve yol fiilen açıldıktan sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yağmur suyunun uzaklaştırılmasına ilişkin alt yapı hizmetinin sunulması gerektiği tespit edilmiştir.
32) Şikâyetçinin iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri birlikte ele
alındığında; 2560 sayılı Kanunun 25’inci maddesi gereğince yağmur suyu uzaklaştırılması için yapılacak harcamaların ilgili belediyeden talep edilmesini yerel nitelikteki kamu hizmetlerinin verimli ve etkin sunulması amacıyla gerçekleştirilen reformlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda 5216 sayılı Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri ve belediyecilik alanında günümüze kadar gerçekleşen değişiklikler dikkate alınarak yorumlanması gerektiği, büyükşehir belediyelerinin 1984 yılında kurulmasıyla, yağmur suyunu uzaklaştırmak da dâhil olmak üzere, su ve kanalizasyon hizmetlerinin büyükşehir belediyelerine verilmesi ve bu görevlerin büyükşehir ilçe belediyelerinden alınması, halen yürürlükte olan 5216 sayılı Kanuna göre büyükşehirlerde yağmur suyunun uzaklaştırılması görevinin büyükşehir belediyelerine ait olması hususları gözetilerek, su ve kanalizasyon idarelerince bu amaçla yapılacak harcamaların da büyükşehir belediyesince karşılanması ve 2560 sayılı Kanunun 25’inci maddesindeki ‘ilgili belediye’ ibaresinden büyükşehir belediyelerinin anlaşılması gerektiği dikkate alınarak, şikâyetçinin talebine konu olan sokaktaki yağmur suyunun uzaklaştırılması görevinin Balıkesir Büyükşehir
Belediyesinin ve bağlı kuruluşu olan BASKİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olduğu, diğer yandan 841. Sokağın imarda yol olarak gözükmesine rağmen fiili durumda ana caddeye bağlantı sağlayan kısmın halen açık olmaması ve üzerinde vatandaş mülkiyeti bulunması ile ilgili olarak, yağmur suyu alt yapı çalışmasının yapılabilmesi için 3194 sayılı
İmar Kanununun 13 üncü maddesi gereğince Bandırma Belediyesi tarafından ivedi olarak yolun kullanıma açılması gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
33) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Balıkesir Büyükşehir Belediye
Başkanlığının bilgi ve belge taleplerimizde belirtilen pek çok hususa değinmedikleri, yeterli ve açıklayıcı cevap vermedikleri, 30 gün içinde cevap verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen yaklaşık 4 ay sonra cevap verdikleri, verilen cevapta talep edilen hususlarda yeterli ve açıklayıcı cevap vermedikleri tespit edilmiştir. Bilindiği üzere 1982
Anayasası’nın VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkını kapsayan 74.
maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelediği hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan, 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesinde, “ Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar. Devlet sırrı veya ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, yetkili mercilerin en üst makam veya kurulunca gerekçesi belirtilmek suretiyle verilmeyebilir. Ancak, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi tarafından yerinde incelenebilir” hükmü yer almaktadır. Bu hükümler gereğince Kamu Denetçiliği
Kurumunun bilgi ve belge taleplerine cevap verilmesi hususunda daha hassasiyet gösterilmesi, ayrıca şikâyete konu edilen her üç idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’, ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkelerine uymadıkları tespit edildiğinden, İdarelerin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Kararın idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Balıkesir
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Yağmur suyunun uzaklaştırılması hususunda BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYESİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
… Sokağı ana caddeye bağlayan kısmın ivedi olarak imardaki amacına uygun hale getirilmesi hususunda BANDIRMA BELEDİYESİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURAN ile BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ve BANDIRMA
BELEDİYESİ’NE tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Balıkesir Büyükşehir
Belediyesi ve Bandırma Belediyesi’nce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Ayrıca, 5216 sayılı Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri ve belediyecilik alanında günümüze kadar gerçekleşen değişiklikler dikkate alınarak 2560 sayılı Kanunun 25’inci maddesi ile ilgili yasal düzenlenme yapılmasının yararlı olacağı hususunun değerlendirilmesi amacıyla bilgileri için CUMHURBAŞKANLIĞI YEREL YÖNETİM
POLİTİKALARI KURULU’NA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA ve ÇEVRE ve
ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA sunulmasına, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi