ÖZET: Başvuru, emekli bir vatandaşın emlak vergisinden muafiyet talebine ilişkindir. Şikayetçi, Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olup, İzmir Karşıyaka’da 200 metrekarelik bir ev sahibi olduğunu ve gelir elde etmediğini belirterek muafiyet istemiştir. Ancak, Karşıyaka Belediyesi, şikayetçinin OYAK üyesi olduğunu ve hissedarı olduğu arazilerden gelir elde ettiğini tespit ederek başvuruyu reddetmiştir. İlgili idarelerden alınan belgeler, şikayetçinin tarımsal gelir elde ettiğini ve OYAK sisteminde önemli bir rezervinin bulunduğunu ortaya koymuştur.

Karşıyaka Belediyesi’nin yanı sıra Sarıgöl ve Gömeç Kaymakamlıkları da, şikayetçinin mülkleri üzerinden gelir elde ettiğini doğrulamıştır. Emlak Vergisi Kanunu’na göre, yalnızca sosyal güvenlik kurumlarından emekli maaşı alan ve başka geliri olmayan bireyler bu muafiyetten yararlanabilir. Dolayısıyla, şikayetçinin durumu bu şartları taşımadığından, talebi hukuka uygun olarak reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar vermiştir. Emlak vergisi uygulamalarında adaletin sağlanması gerektiği vurgulanmış, ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesi önerilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/64086-S.20.69349

BAŞVURU NO : 2020/1932

KARAR TARİHİ : 06/07/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : Hazine ve Maliye Bakanlığı

Karşıyaka Belediye Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikayetçinin emlak vergisinden muafiyetine ilişkin talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikayetçi, Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olduğunu, İzmir ili Karşıyaka ilçesinde

/ parselde, 200 metrekareyi geçmeyen bir evinin bulunduğunu, emlak vergisinden muaf tutulmak için, Karşıyaka Vergi Dairesinden aldığı zirai ve mesleki geliri olmadığına dair belge ile birlikte Karşıyaka Belediyesine müracaat ettiğini, Karşıyaka Belediyesinin, Manisa ili

Sarıgöl ilçesinde pafta ve parselde dönüm yerin içinde kendisinin de dörtte bir oranında yerinin olduğu, ayrıca OYAK üyesi olduğu ve bu sistemde parası olduğu gerekçesi ile müracaatını kabul etmediğini, hissedarı olduğu aile mirası yerden, paylaşılmadığı için gelir elde etmediğini, bununla birlikte OYAK’ın bir yardımlaşma kurumu olduğunu ve burada biriken paranın, görevde iken her ay kendi maaşından kesilerek tasarruf edilen bir birikim olduğunu iddia ederek, emlak vergisinden muaf tutulmayı talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Karşıyaka Belediye

Başkanlığından, Sarıgöl Kaymakamlığından, Gömeç Kaymakamlığından, Ordu Yardımlaşma

Kurumundan bilgi ve belge talebi ile Gelir İdaresi Başkanlığından görüş talebinde bulunulmuştur.

2.1) KARŞIYAKA BELEDİYE BAŞKANLIĞININ 13/03/2020 TARİHLİ VE E.

SAYILI CEVABİ YAZI VE EKLERİNDE ÖZETLE;

Belediye emlak vergisi mükellefi şikayetçinin, Karşıyaka İlçesi Mahallesi

/ Sokak No: : adresindeki meskenini 10/04/2009 tarihinde edindiği, 10/06/2009 tarihinde emlak vergisi bildiriminde bulunduğu, söz konusu meskeni için indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmak için 07/10/2019 tarih ve sayılı dilekçesi ile idarelerine başvuru yaptığı, dilekçesine emekli tanıtım kartını eklediği, emekli tanıtım kartında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı yazdığından kendisine sözlü olarak OYAK üyeliğinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, cevaben OYAK üyesi olmadığını beyan ettiği, şikayetçinin dilekçesine göre emeklilik muafiyet şartlarının kontrolü için OYAK Genel Müdürlüğüne, şikayetçinin OYAK üyeliğinin ve rezervinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, OYAK Genel

Müdürlüğünün cevabi yazısında, şikayetçinin OYAK Emekli Maaşı Sistemi üyesi olduğunun, 14/01/2019 tarihi itibariyle 314.506,26TL rezervinin bulunduğunun bildirildiği, Türkiye geneli tapu sorgulaması yapıldığında şikayetçinin, Manisa ili Sarıgöl ilçesi mahallesi ada parsel blok No.lu bağımsız bölüm mesken nitelikli taşınmazı 19/10/2018 tarihinde

’a devrettiği; şikayetçinin, Manisa ili Sarıgöl ilçesi mahallesi parsel sayılı 2

8210 m yüzölçümlü “Bağ” nitelikli taşınmazda ¼ hissesinin, Manisa ili Sarıgöl ilçesi

parsel sayılı “Mera” vasıflı taşınmazda 20/4160 hissesinin, Balıkesir ili Gömeç ilçesi mahallesi ada parsel sayılı Zeytinlik vasıflı taşınmazda / hissesinin bulunduğunun tespit edildiği, Şikayetçinin, 07/10/2019 tarihli dilekçesi ekinde vermiş olduğu Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman

Müdürlüğü Tarımsal Gelir Formunda, 2019 yılı gelir miktarının sıfır olarak belirtildiği, formun alt bölümünde “ dilekçesine istinaden geliri sıfır olarak göz önüne alınmıştır.” ibaresinin bulunduğu, bu tespit üzerine Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Gömeç İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne, şikayetçinin söz konusu arazilerden tarımsal destekleme geliri elde edip etmediği, kiraya verilip verilmediği, tarımsal faaliyet yapılıp yapılmadığının sorulduğu, Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün cevaben, mahallesi parsel numaralı taşınmazda üretim yapıldığına dair bir kayda rastlanmadığı, numaralı parseldeki taşınmazın ise 2014 üretim sezonundan bu yana kiralık olarak kayıtlı olduğu, sofralık üzüm üretildiği ve 2019 yılı için 1179,90TL gelir elde edildiğinin bildirildiği; Gömeç İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün ise cevaben, şikayetçinin 2019 yılı için 24TL tarımsal arazi geliri bulunduğunun bildirildiği, Bu itibarla şikayetçinin, hissedarı olduğu arazilerden gelir elde ettiği için ve OYAK Maaş

Sistemi üyesi olduğu için, 314.506,26TL rezervinin bulunduğu ve kar payı elde ettiği için, indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanması mümkün olmadığından başvurusunun reddedildiği,

2.2) SARIGÖL KAYMAKAMLIĞININ 29/05/2020 TARİH VE E. SAYILI CEVABİ

YAZI VE EKLERİNDE ÖZETLE;

2 2

Şikayetçinin, Mahallesi parselde bulunan 8210 m bağın dörtte bir (2052,5 m )

hissesine sahip olduğu, kayıtlarda kişinin bu araziyi 01/01/2016-31/12/2021 tarihleri arasında

TC kimlik numaralı ’e kiraladığının görülmekte olduğu, 2019 2 yılı verilerine göre 2052 m kiralık bağ için zirai gelirin 1.179,90TL olarak hesaplandığı, aynı kiralık arazi için 2020 yılı verilerine göre muhtemel gelirin ise 1.436,40TL OLARAK

HESAPLANDIĞI,

2.3) GÖMEÇ KAYMAKAMLIĞININ 19/06/2020 TARİH VE E. SAYILI

CEVABİ YAZI VE EKLERİNDE ÖZETLE;

Şikayetçinin, Mahallesi mevkii ada parsel / hisse alanı 2 m zeytinlik vasıflı taşınmaz üzerinde dikili zeytin ağaçları bulunduğundan arazide tarımsal faaliyet yapıldığı, hisseye düşen alanın küçük olduğundan ihtiyaçlarına yetecek ürün elde etmesinin mümkün olmadığı, zeytin ağaçlarının mahsullerinin toplanmasının zirai gelir oluşturduğu, 2020 yılı gelirinin hisseye düşen alan itibarıyla yıllık 45TL olduğu, şikayetçinin adına kayıtlı kira geliri ve destekleme geliri bulunmadığı,

2.4) ORDU YARDIMLAŞMA KURUMUNUN (OYAK) 24/06/2020 TARİH VE

SAYILI CEVABİ YAZI VE EKLERİNDE ÖZETLE;

OYAK EMS (Emekli Maaşı Sistemi) maaşının OYAK Kanununun 20 nci maddesinde sayılan yasal yardımlardan olduğu, aylık veya üçer aylık dönemler halinde ödeniyor olması sebebiyle maaş olarak adlandırılıyor olmakla birlikte esasen, EMS gelir ödemesinin, üyenin EMS rezervinin 1 yıllık kar payı getirisinin OYAK Kanununun 29 uncu maddesi çerçevesinde yarısının rezervine ilave edilmesinden sonra kalan yarısının üyenin talebi halinde kendisine aylık veya üçer aylık dönemlerde ödenmesinden ibaret olduğu, madde hükmünün üyelere kar paylarının tamamının rezervlerine eklenmesini talep etme hakkı verdiğinden, EMS üyelerinin, maaş(kar payı ödemesi) almama yönünde tercih hakkına sahip olduğu, Kurum üyesi şikayetçinin, TSK ile ilişiğinin kesilmesinden sonra Kurumdan tahakkuk eden

Emeklilik Yardımının 2/4’ü olan 134.427,57TL ile EMS’ye katıldığı, 2011 yılında pay azaltımı yaptığı ve rezervinin 60.275,99TL’sinin kendisine ödendiği, böylece şikayetçinin EMS katılım oranının 1/4 olduğu, Şikayetçinin, 20/12/2012 tarihinde maaş almama talebinde bulunduğu, Temmuz 2013’ten m’ itibaren Siste den kendisine herhangi bir maaş ödemesi yapılmadığı, maaşlarının halen rezervine ilave edildiği, Şikayetçinin EMS rezervinin, 14/01/2019 tarihi itibarıyla 314.506,26TL olduğu,

2.5) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ 04/05/2020 TARİH VE E. SAYILI

GÖRÜŞ YAZISINDA ÖZETLE;

İndirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından, Türkiye’de brüt yüzölçümü 200 m²’yi geçmeyen tek meskene veya tek meskende hisseye veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan ve gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli aylığından ibaret bulunanların yararlanabileceği, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldığı emekli aylığından başka geliri olmayan mükelleflerin tek meskeninin dışında gelir getirmeyen işyeri, arsa veya araziye sahip olmalarının, indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasına engel teşkil etmeyeceği, ancak; tek meskeninin yanında sahip olduğu taşınmazlardan gelir (kira, tarımsal gelir vb.) elde eden emekli mükelleflerin indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmalarının mümkün bulunmadığı, bununla birlikte, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli aylığından ibaret bulunan kişilerin, SGK’dan aldıkları emekli maaşının yanı sıra OYAK’dan da emekli aylığı almaları durumunda indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmalarının mümkün olmadığı, diğer taraftan, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli aylığından ibaret bulunan kişilerin, aynı zamanda OYAK Emekli Maaşı Sisteminde parasını tutarak kâr ve zararın mevcut rezervine eklenmesini veya rezervinden mahsup edilmesini talep etmeleri durumunda, sistemde kaldıkları süre boyunca menkul sermaye iradı açısından vergiyi doğuran olay gerçekleşmeyeceğinden henüz gelir elde etmiş sayılmayacakları, bu nedenle ilgili Tebliğlerde yer alan diğer şartları da taşımaları durumunda indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlandırılabilecekleri, OYAK Emekli Maaşı Sisteminden çıkmaları durumunda ise yapılan rezerv ödemelerinin nemalandırılan kısmının menkul sermaye iradı olarak değerlendirileceği, bu şekilde elde edilen gelir bakımından 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen sınır göz önünde bulundurularak ilgili Tebliğlerde yer alan diğer şartları da taşımaları durumunda, anılan uygulamadan yararlandırılıp yararlandırılamayacağının tespit edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci

maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu

Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesi; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,

5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun,

6.1) “Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi” başlıklı 52 nci

maddesinde; “Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır.

Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollariyle veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder…”,

6.2) “Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi” başlıklı 70 inci maddesinde; “Aşağıda yazılı

mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya

kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır:

1. Arazi, bina (Döşeli olarak kiraya verilenlerde döşeme için alınan kira bedelleri dahildir.), maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;…”

6.3) “Gayrısafi Hasılat’’ başlıklı 72 nci maddesinde; “Gayrimenkul sermaye iratlarında,

gayrisafi hasılat, 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakten veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır.

Ayın olarak tahsil edilen kiralar, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir.

…

Gayrimenkul iradı sahipleri için, 1. Ittıla hasıl etmeleri kaydiyle, namlarına, kamu müessesesine, icra dairesine, bankaya, notere veya postaya para yatırılması; 2. Kira olarak doğan alacağın başka bir şahsa temliki (Temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaz. İvazlı temliklerde ivazın tahsil şartı aranmaz.) veya kiracısına olan borcu ile takası; tahsil hükmündedir. …’’,

6.4) Menkul Sermaye İradı başlıklı Altıncı Bölümünün “Tarifi’’ başlıklı 75 inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.”,

7) 03/01/1961 tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun,

7.1) “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinde; “Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmak ve Türk

Silahlı Kuvvetleri mensuplarına bu kanunda yazılı sosyal yardımları sağlamak ve merkezi

Ankara’da bulunmak üzere (Ordu Yardımlaşma Kurumu) teşkil edilmiştir.

Kurum, bu kanun ile hususi hukuk hükümlerine tabi olup, mali ve idari bakımdan muhtar ve hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür.”,

7.2) “Kurumun Yapacağı Yardımlar’’ başlığının 20 nci maddesinde; “Kurumun üyelerine

veya ölümleri halinde mirasçılarına yapılacak yardımlar şunlardır:

… c) Emekli maaşı sistemine giren üyelere yapılacak yardımlar ise şunlardır: (1) Emekli maaşı, (2) Ölüm yardımı.”,

7.3) 21 inci maddesinde; “En aza 10 yıl müddetle Kurumda üye olarak bulunduktan sonra,

görevli oldukları kuruluşlardan herhangi bir sebeple ayrılmak suretiyle üyeliği sona eren daimi üyeler emeklilik yardımından faydalanırlar.

Birinci fıkraya göre emeklilik yardımına hak kazanarak görevli oldukları kuruluşlardan herhangi bir sebeple ayrılan üyeler isterler emeklilik yardımının 1/4’ünü veya 2/4’ünü veya 3/4’ünü yahut tamamını Kurumda bırakarak Emekli Maaşı Sistemine girebilirler.”,

7.4) 29 uncu maddesinde; “21, 24, 25 ve 26 ncı maddelerde yazılı yardımlar 11 inci maddenin

(e) fıkrası gereğince hazırlanacak teknik bilançoya göre, Kurumun mali durumu müsait görüldüğü takdirde, Yönetim Kurulunca tesbit edilecek esaslara göre artırılabilir. Ancak, Yönetim Kurulunun artırma yapılması hakkındaki kararları Genel Kurulun tasdiki ile tekemmül eder.

Emekli Maaşı Sistemine giren üyeye, Genel Kurulun tasdikinden sonra sağlanan artırımın yarısı maaşına, yarısı rezervine eklenir. Ancak, üyenin talebi halinde maaşa eklenecek miktar, kısmen veya tamamen üyenin rezervine eklenebilir.”,

8) 29/07/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun “Nispet” başlıklı 8 inci

maddesinin ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt

200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu

meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”,

9) 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesine dayanılarak çıkarılan

29/12/2006 tarihli 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında; “1319 sayılı Emlak

Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve 2 yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m ’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı,

2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.”,

10) 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin;

10.1) “1. İndirimli Bina Vergisi Oranından Yararlanacak Mükellefler” başlığı altında;

“Bakanlar Kurulunca belirlenecek indirimli vergi oranından, Türkiye’de brüt yüzölçümü 200 2 m yi geçmeyen tek meskeni olan veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan; – Kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler, – Gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığından ibaret bulunanlar, …

yararlanacaklardır.”,

10.2) “3. İndirimli Vergi Oranının Uygulanması İle İlgili Diğer Hususlar” başlığı altında;

“e) Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır. Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. f) İndirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin, bu orandan yararlanma ile ilgili şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde, bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri gerekmektedir.”,

11) 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin;

11.1) “I- Hiçbir Geliri Olmayan Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi Oranından

Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi Vermelerinin Yeterli Olması” başlığı altında; “… Anılan hükmün verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 38 Seri No’lu Emlak Vergisi Kanunu Genel 2′

Tebliğinde, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m yi geçmeyen tek mesken sahibi olup hiçbir geliri bulunmayanların indirimli bina vergisi oranından yararlanmaları için ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge alarak ilgili belediyeye vermeleri gerektiği bildirilmiştir.

…

Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür.

Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve

T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır.”,

11.2) “II- Hiçbir Geliri Olmadığını Beyan Eden Mükelleflerin Geliri veya İkinci Bir Meskeni

Bulunduğunun Tespit Edilmesi Halinde Yapılacak İşlemler” başlığı altında; “ Hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerekmektedir. Mükelleflerin, yukarıda belirtilen türden bir gelir elde etmeleri veya ikinci bir meskene sahip olmaları halinde, bu değişikliği mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri zorunludur. Öte yandan, indirimli vergi oranından yararlanma şartlarını taşımadığı halde, gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli vergi oranından yararlanan mükellefler ile durumunda meydana gelen değişikliği bildirmeyen mükelleflerden alınması gereken vergi, cezalı olarak ve gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.”,

12) 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; “… Ancak, gelirin sürekli

olması özelliği de dikkate alınarak hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile geliri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı gelirleri, indirimli (sıfır)

bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil eden gelirler arasında değerlendirilmeyecektir.

Buna göre, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olan veya bu meskende intifa hakkına sahip olup hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile münhasıran Kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aylık alanların; elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan ve Gelir Vergisi

Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı geliri, söz konusu mükelleflerin indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmediğinden, indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanan bu durumdaki mükellefler hakkında ceza ve gecikme faizinin uygulanmaması, uygulanmış olan ceza ve gecikme faizinin terkin edilmesi ve tahsil edilmiş olanların ise red ve iade edilmesi gerekmektedir…”,

13) 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin;

13.1) “2. Emlâk Vergisi Bildirimlerinin Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim

Dışında Bir Belge Talep Edilmemesi ve Devredenin Mükellefiyetinin Re’sen Sona

Erdirilmesi” başlığı altında; “… Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve

Kadastro Bilgi Sisteminden alınabilecektir. Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır. Belediyeler, emlâk vergisi işlemlerinde başta imar birimleri olmak üzere emlâk vergisine konu taşınmazlara ilişkin öncelikle kendi kayıtlarında bulunan bilgi ve belgelerden faydalanacaklar ve gerek duymaları halinde bildirimlerin kontrolü amacıyla bildirime konu taşınmazlarda yoklama ve tespit yapacaklardır.’’,

13.2) “4. Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; “… 44 Seri No.lu Emlâk Vergisi Kanunu

Genel Tebliğinde hiçbir geliri olmayan mükelleflerin indirimli vergi oranından yararlanmaları için anılan Genel Tebliğ ekindeki ‘Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt

Belgesi’ni ilgili belediyeye vermeleri yeterli görülmüş olup bu mükelleflerden ayrıca başka bir belgenin istenilmesine gerek bulunmamaktadır…” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

14) Başvuruda belirtilen, şikayetçinin indirimli emlak vergisinden yararlanma talebinin idarece

reddi işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiş olup, Maliye Bakanlığınca yayınlanan 45 seri nolu tebliğin, emlak vergisi ödemelerinde eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açtığı değerlendirildiğinden, bu hususlara yönelik olarak gerekli işlemlerin tesis edilmesine ilişkin başvurunun kısmen kabul kısmen reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

15) Şikayetçi, 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, emlak vergisinden muaf tutulmasını

talep etmektedir.

16) Emlak vergisi, gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan bina ve araziden alınan

özel nitelikte bir vergidir. Türkiye’de emlak vergisi uygulaması 29/07/1970 tarihli 1319 sayılı

Emlak Vergisi Kanununa dayanmaktadır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, emlak vergisi bakımından temel kanundur. Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu da vergi usulüne ilişkin hükümleri düzenlemekte olup, Emlak Vergisi Kanununda hüküm bulunmayan durumlarda öncelikle bu kanun hükümleri uygulanmaktadır.

17) Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile ilgili maddede sayılan kişiler

ve konutlar için, Cumhurbaşkanı tarafından emlak vergisi oranının sıfıra kadar indirilmesi mümkün hale gelmiştir. Diğer bir ifadeyle, bu kişiler ve taşınmazlara yönelik olarak

Cumhurbaşkanının, emlak vergisinin tamamı oranında indirim yapma yetkisi bulunmaktadır.

18) Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde indirimli vergi oranı uygulanması için; hem

mükelleflere hem de indirim uygulanacak binaya ilişkin şartlar öngörülmüştür. İndirim uygulaması yapılabilecek kişiler ve indirim uygulanacak taşınmazların taşıması gereken şartlar maddede belirtilmiştir. Bu kapsamda, Kanunda yer alan söz konusu şartları taşımayan kişiler ve taşınmazlar için indirimli emlak vergisi uygulanmasından söz etmek mümkün değildir.

19) Bina vergisi oranı “sıfır” olarak uygulanacak olan kişiler yalnızca 8’inci maddede sayılan

kişilerdir. Bu kişiler:

-Kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler, -Gelirleri sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıklardan ibaret bulunan emekliler, -Özürlüler, -Gaziler, -Şehitlerin dul ve yetimleri, olarak sayılmıştır.

2

Madde metninde 5 farklı nitelikteki mükellef sayılmış ve bu mükelleflerin brüt olarak 200 m ’yi geçmeyen ve mesken olarak kullandıkları, maliki ya da intifa hakkı sahibi bulundukları binaları için, emlak (bina) vergisi oranının sıfır olarak belirlenebileceği belirtilmiştir.

20) Bu kapsamda geliri olmayanlar grubundaki mükellefler için, hiçbir geliri olmadığını

taahhüt etmek; emekli grubunda yer alan mükellefler için ise, geliri sadece sosyal güvenlik kurumlarından alınan aylıklardan ibaret olmak şartları aranmakta ve başkaca bir geliri bulunmamak temel esas olarak kabul edilmektedir.

21) İndirimli vergi oranından yararlanılabilmesi için öngörülen, “hiçbir gelirin bulunmaması”

şartı; hizmet karşılığı elde edilen ücret geliri, ticari, sınaî, meslekî veya tarımsal faaliyet geliri, serbest meslek kazancı ve gayrimenkul gelirinin olmamasını ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için sayılanlar kapsamında bir gelirinin olmaması ön koşul olup, sayılanlardan herhangi bir geliri olanlar bu indirimden yararlanamayacaklardır. Sayılan gelir türlerinin tek istinası menkul sermaye iradıdır.

22) Nitekim Maliye Bakanlığının 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre

kişilerin elde etmiş oldukları menkul sermaye iradı gelirlerinde (sahibinin nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar), belli sınırlar dahilinde indirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanmaları mümkün olmaktadır. Bu kapsamda gelirin sürekli olması özelliği de dikkate alınarak hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile geliri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan Gelir Vergisi

Kanunu’nun 103’üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı gelirleri, indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil eden gelirler arasında değerlendirilmeyecektir. (45 Seri No.lu

Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği.)

23) Dolayısıyla, 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre, hiçbir geliri

olmama durumunun tek istisnası belli sınırlar dahlindeki menkul sermaye iradıdır. Diğer bir deyişle örneğin yıllık 2.000 TL zirai geliri bulunan bir çiftçi diğer tüm koşulları sağlasa da 2020 yılı için emlak vergisi öderken, başka bir kişinin hisse senedinden doğan kar payı 49.000 TL olmasına rağmen diğer koşulları sağladığı takdirde indirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanacaktır.

24) Dosya kapsamında Karşıyaka Belediyesinin verdiği cevaptan, şikayetçinin, Manisa ili

2

Sarıgöl ilçesi Mahallesi parsel sayılı 8210 m yüzölçümlü “Bağ” nitelikli taşınmazda ¼ hissesinin bulunması, taşınmazın 2014 üretim sezonundan bu yana kiralık olarak kayıtlı olması, bahse konu taşınmazdan 2019 yılı için 1179,90TL gelir elde edilmesi; Balıkesir ili Gömeç ilçesi Mahallesi ada parsel sayılı “Zeytinlik” vasıflı taşınmazda

/ hissesinin bulunması ve buradan 24TL tarımsal arazi gelirinin bulunması; ayrıca, şikayetçinin OYAK Maaş Sistemi üyesi olması, sistemde 314.506,26TL rezervinin bulunması ve kar payı elde etmesi gerekçe gösterilerek emlak vergisi muafiyeti talebinin uygun görülmediği anlaşılmaktadır.

25) Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında;

Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu; 72 nci maddesinde ise; gayrimenkul sermaye iratlarında, gayrisafi hasılatın, 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarı olduğu düzenlenmiş olup; menkul sermaye iratlarında ve gayrimenkul sermaye iratlarında “elde etme’’ durumu, tahsil esasına bağlanmıştır.

26) Tahsil esası, kişinin, alacağı üzerinde hem hukuki hem de ekonomik tasarrufta bulunacak

durumda olması anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle kişi, alacağı üzerinde ekonomik ve hukuki tasarrufa sahipse, söz konusu alacağı elde etmiş sayılacaktır. Menkul sermaye iradı ve

Gayrimenkul sermaye iradı açısından vergiyi doğuran olay niteliğinde olan hukuki ve ekonomik tasarrufun gerçekleşmesi ise, gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesi anlamına gelen hukuki tasarruf aşaması ve gelirin istendiği anda sahibine ödenecek hale gelmesi anlamına gelen ekonomik tasarruf aşamasında izlenmektedir.

27) Bununla birlikte, Kanun hükmünden anlaşılacağı üzere tahsil, nakdi olabileceği gibi ayni

de olabilmektedir. Nakden tahsil, gayrimenkul sermaye iradının Türk Lirası veya yabancı parayla tahsil edilmesidir. Aynen tahsil ise, gayrimenkul sermaye iradının Türk Lirası veya yabancı parayla değil, parayla ölçülebilen ayni değerlerle tahsil edilmesidir. Bu hususla ilgili olarak, Gelir Vergisi Kanununun 72 nci maddesinde, ayın olarak tahsil edilen kiraların, Vergi

Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrileceğinin hüküm altına aldığı, bununla birlikte, yine aynı maddede, kira olarak doğan alacağın başka bir şahsa temliki (temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaksızın, ivazlı temliklerde tahsil şartı aranmaksızın)

veya kiracısına olana borcu ile takasının da tahsil hükmünde olduğunun düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla bu hükümler çerçevesinde, bir taşınmazın belli bir oranda hissesine sahip olmakla birlikte, bu taşınmazı kirada bulunan bir kişi, kira gelirini nakden elde etmese yahut aynen veya nakden kendisi elde etmeyip bir başkasına (ivazlı veya ivazsız) temlik etse dahi gayrimenkul sermaye iradı elde etmiş olacaktır.

28) Yukarıda izah edilen açıklamalar çerçevesinde, başvuruya konu somut olayda, Karşıyaka

Belediyesi tarafından, şikayetçinin, emlak vergisi muafiyetinden yararlandırılmamasının gerekçelerinden bir kısmının, şikayetçinin OYAK Maaş Sistemi üyesi olması, sistemde 314.506,26TL rezervinin bulunması ve kar payı elde etmesi olarak gösterilmiş olduğu anlaşılmış olup, bu hususların incelenmesinde; şikayetçinin, OYAK Emekli Maaşı Sisteminde parasını tutarak kâr ve zararın mevcut rezervine eklenmesini veya rezervinden mahsup edilmesini talep ettiği, maaş almama talebinde bulunduğu, kendisine herhangi bir maaş ödemesi yapılmadığı görülmüş olup, sistemde kaldığı süre boyunca menkul sermaye iradı açısından vergiyi doğuran olayın gerçekleşmeyeceği, dolayısıyla henüz gelir elde etmiş sayılmayacağı tespit edilmiştir.

29) Diğer yandan İdarece, şikayetçinin hissedarı olduğu arazilerden gelir elde ettiği,

dolayısıyla emlak vergisi muafiyetinden yararlanamayacağı iddiaları karşısında yapılan incelemede ise; her ne kadar şikayetçi tarafından, henüz paylaşılmaması sebebiyle, Manisa ilindeki bağ nitelikli taşınmazdan gelir etmediği, bu durumun da Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman

Müdürlüğünden almış olduğu tarımsal gelir belgesinde yer aldığı iddialarında bulunsa da, söz konusu Tarımsal Gelir Formunda yer alan tarımsal gelir tutarının, şikayetçinin beyanı ve talebi üzerine ‘’sıfır’’ olarak düzenlenmiş olduğu, Kurumumuzca çeşitli idarelerden elde edilen bilgi ve belgeler neticesinde, söz konusu arazinin, sofralık üzüm üretimi amaçlı olarak, Çiftçi Kayıt Sistemine(ÇKS) kayıtlı isimli şahıs tarafından kiralanarak üzerinde üretim yapıldığı, şikayetçinin bu kiralama neticesinde hissesine 2 (2052 m ) düşen gelirinin 1179,90TL olduğu; bununla birlikte, Balıkesir ili Gömeç ilçesi 2

Mahallesi mevkii ada parsel / hisse alanı m zeytinlik vasıflı taşınmaz üzerinde dikili zeytin ağaçları bulunduğundan, arazide tarımsal faaliyet yapıldığının tespit edildiği, söz konusu faaliyetin zirai gelir oluşturduğu, 2020 yılı gelirinin hisseye düşen alan itibarıyla yıllık 45TL olduğu anlaşılmış olup, şikayetçinin, söz konusu taşınmazlardan gelir elde ettiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, indirimli emlak vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlandırılmayarak talebinin reddedilmesinde herhangi bir hukuka aykırılığa rastlanılmamıştır.

30) Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununda zirai kazanç, ticari kazanç, gayrimenkul sermaye

iradı, menkul sermaye iradı gibi gelir türlerinin bulunduğu, Emlak Vergisi Kanununda da 2 indirimli emlak vergisinden yararlanma için Türkiye sınırları içinde brüt 200m ’yi aşmayan tek meskenler, gelirleri sadece sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıklardan ibaret bulunanlar, hiçbir geliri olamayanlar gibi koşulların belirlendiği ayrıca geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu düzenlenmiştir.

Nitekim bu kapsamda çıkarılan 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde de, belli bir limite kadar menkul sermaye iradının bulunması hususunun indirimli emlak vergisinden yararlanmada engel teşkil etmediği belirtilmiştir.

31) Anayasanın 73 üncü maddesinde vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye

politikasının sosyal amacı olarak belirtilmiştir. Bu bağlamda eşitlik, hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleri bağlamında da vergilemede adalet duygusunu sarsabilecek uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir. Dolayısıyla vergide adaleti sağlamaya yönelik düzenlemeler ve uygulamalar büyük önem arz etmektedir. Ancak indirimli emlak vergisi uygulamasında; gelir türlerinden birisinin belli limitler dahilinde kapsam içine alınarak bu uygulamadan yararlanmaya imkan sağlamasına yönelik bir düzenleme yapılmasının 23 numaralı paragrafta olduğu gibi bir takım adaletsizliklere yol açmaktadır. Kaldı ki Emlak Vergisi

Kanununa göre Maliye Bakanlığı “geliri olmadığını belgelemenin” usul ve esaslarını belirlemeye yetkilidir. Diğer bir deyişle Kanunda yer alan “geliri olmadığını belgeleme” yetkisinin belli bir gelir türüne yönelik bir düzenleme yapılmasını kapsamadığı değerlendirilmiştir.

32) Sonuç olarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, şikayetçinin

indirimli emlak vergisinden yararlanma talebinin idarece reddi işleminin, hukuka uygun olduğu; diğer taraftan, 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile belli bir gelir türüne yönelik olarak indirimli emlak vergisinden yararlanmaya ilişkin bir düzenleme yapılması hususunun, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

33) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin şikayetçiyle ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikayetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

34) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın ret kısmına ilişkin şikayetçiye tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ ile KISMEN KABÜLÜNE; Şikayetçinin indirimli emlak vergisi oranı uygulamasından yararlanma talebinin REDDİNE,

45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde, belirli bir gelir türünün (menkul

sermaye iradı) indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil etmeyeceğine ilişkin bir düzenleme yapılması, Kanunda yer verilen yetkiden farklı bir yetkinin kullanılması anlamına geleceğinden, adı geçen Tebliğ’in mevzuata uygun hale getirilmesine yönelik olarak gerekli işlemlerin tesis edilmesi hususunda HAZİNE VE

MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, KARŞIYAKA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA, HAZİNE VE

MALİYE BAKANLIĞINA tebliğ edilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi