ÖZET: Başvuru, Nilüfer Belediyesi tarafından tahakkuk ettirilen yol harcamalarına katılım payının iptali talebi üzerine yapılmıştır. Şikâyetçi, 2015 yılında devrettiği arsa için 2013-2019 yılları arasında gerçekleştirilen yol yatırımları kapsamında kendisine vergi tahakkuk edildiğini belirtmiştir. Arsa üzerinde yapı kaydı bulunmadığını ve katılım payının haksız yere talep edildiğini iddia eden şikâyetçi, tebligat süreçlerinin yetersizliğinden dolayı itiraz süresinin geçtiğini savunmuştur.

Nilüfer Belediye Başkanlığı, tahakkukun yasal dayanağının 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu olduğunu ve yol harcamalarına katılım payının, ilgili mevzuat çerçevesinde hesaplandığını ifade etmiştir. Belediye, şikâyetçinin gayrimenkulünün yol yatırımı yapılan alana cepheli olması nedeniyle katılım payının tahakkuk ettirildiğini ve tebligat süreçlerinin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini savunmuştur. Ancak, yapılan tebligatların zamanaşımına uğradığı ve şikâyetçinin itiraz hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, şikâyetçi adına tahakkuk ettirilen asfalt katılım payı borcunun iptal edilmesi yönünde Nilüfer Belediyesi’ne tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde gerekli işlemleri yapması gerekmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/68720-S.20.74758

BAŞVURU NO : 2020/3637

KARAR TARİHİ : 14/08/2020

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin tahakkuk ettirilen yol harcamalarına katılım payının iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/02/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi dilekçesinde özetle; Nilüfer Belediyesi tarafından 2013-2019 yılları arasında yapımı gerçekleştirilerek 2014-2019 yıllarında Geçici Kabullerini yapılıp halkın istifadesine sunulduğu söylenen yol yatırımlarıyla (sıcak asfalt) ilgili olarak tarafına 2015 yılında başkasına devretmiş olduğu Mahallesi, Ada, no.lu parselde bulunan arsasına istinaden “Yol Harcamalarına Katılma Payı” adı altında vergi tahakkuk ettirildiğini, satış öncesinde arsa üzerinde herhangi bir “yapı kaydı” bulunmadığını, cinsinin “arsa” olarak geçtiğini, itiraz dilekçesine tatmin edici bir cevap alamadığını, tarafına ibraz edilmesini istediği söz konusu ihaleye dair belgelerin ibraz edilmediğini, verilen cevaptaki ada parsel numarasının dahi yanlış yazıldığını, 2015 yılında arsasını satarken belediyeden borcu yoktur kaydı almasına rağmen kendisine bunun emlak vergisini kapsadığı şeklinde cevap verildiğini, ancak katılım paylarının tapu kayıtlarında şerhe konu olduğunun göz ardı edildiğini, seneler sonra yapılan tebligatın bile tebliğ edilmeden iade edildiğini, eline ulaşmadığı için ilan yoluyla tebliğ edildiğinin iddia edildiğini, bu durumda zamanaşımı hükmüne riayet edilip edilmediği hususun muallakta kaldığını, belgelerin tarafına ibraz edilmediğini, Belediyenin tebligat konusundaki eksikliğinden ötürü, tarafına tebliğ edilmiş bir ödeme olmadığından gereken yasal mercie itiraz süresinin geçmiş olduğunu, Belediyenin Tapu

Sicil Müdürlüğünden istediği belgelerde o tarihlerde arsa sahibi gözüktüğü için İdarenin kolaycılığa giderek herhangi bir araştırma yapmadan verginin mükellefi olarak şahsını belirlediğini, bu durumda verginin gerçek mükellefine, sıcak asfalttan yararlanan ruhsatlı konut sahibine yönlendirilmesine dair itirazının muallakta kaldığını, henüz alt yapı hizmetleri olmayan bir bölgede ancak yol düzenlemesi olabileceğini, sıcak asfalt hizmetinin verilmesinin imar hareketlerinin doğasına aykırı olduğunu, o dönemde sıcak asfalt dökülmüş olmasının muğlaklık içerdiğini, tahakkuk ettirilen miktarın fahiş olduğunu, Belediye Gelirleri Kanununun 87-94. md. uyarınca tesis edilen yoldan yararlanan gayrimenkul sahibi tanımına uymadığını, yol için talepte bulunmadığını, yol harcamasına dair gider veya maliyet unsurlarını içeren pusulanın, geçici kabul tarihini gösteren belgelerin gönderilmediğini, şifahen bilgilendirildiğini, verginin zamanaşımına uğradığını iddia ederek, Belediyenin haksız olarak talep ettiği yol harcamalarına katılım payını iptal etmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Nilüfer Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 27/03/2020 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda özetle; “…şikâyet başvurusu ile ilgili kayıtlarımız incelenmiştir. İnceleme sonucunda söz konusu tahakkukun yasal dayanağı olan,

2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kan. 86. maddesinde belirtilen yol harcamalarına katılma payı

hükümleri gereği, – Yeni yol açılması

– Mevcut yolların %40 oranında veya daha fazla genişletilmesi

– Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfaltlanması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi, – Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi” hallerinde yol harcamaları katılım payı alınabilir” hükmü çerçevesinde tahakkuk ettirilmiştir.

Yine aynı kanunda belirtilen “Yol Harcamalarına Katılma Payı; iki veya daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkul için asıl cepheyi TAM, diğer yollardan ait pay ise YARIM olarak hesaplanır” hükümleri ile 03.07.2019 Gün ve 547 Sayılı Meclis Kararına istinaden gerçekleştirilmiştir.

Şikâyete konu olan tahakkuk, Belediyemiz tarafından Mahallesi Sokakta yapımını gerçekleştirerek 27.10.2014 tarihinde geçici kabulleri yapılıp halkın istifadesine sunduğu Sıcak Asfalt kaplama yol yatırımına Ön cephesi bulunan ada parseldeki gayrimenkul için tahakkuk ettirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Konu ile ilgili yol maliyet ataşman örneği yazımız ekinde sunulmuştur.

Hesaplamalar yapılırken; yol yatırımların geçici kabul tarihindeki malikleri ile o tarihteki gayrimenkullerin durumlarına göre, (arsa, kat irtifaklı, kat mülkiyeti, işyeri, mesken vb.) ve o tarihteki gayrimenkullerin emlak beyan değerleri üzerinden değerlendirilerek emlak beyan değerinin %2’sini aşmayacak şekilde hesaplanarak tahakkuk ettirilmektedir. Yol maliyeti yola cephesi olan tüm gayrimenkullerin emlak beyan değerleri toplamına oranlanması sonucunda çıkan katsayı ile kendi emlak değerinin çarpılması sonucunda ulaşılmıştır. (Yol

Maliyeti:23.220,22: 1.578.938,00=0,014732 Katsayı ile 140.011,00×0,014732=2.062,62 TL).

Şikâyete konu olan ait tapu ve emlak beyan kayıt örneği yazımız ekinde sunulmuştur.

Söz konusu tahakkukla ilgili; Mahallesi Sokaktaki yol yatırımına cepheli tüm gayrimenkuller değerlendirmeye alınarak çıkan pay cetvelleri aynı Kanunun 92. mad. gereği

Belediyemiz ilan duvarında 15/10/2019 tarihinde 30 gün süreyle askıya asılmış olup, tahakkuklarla ilgili herhangi bir itirazın olmadığı anlaşılarak kesinleşen paylara ait ihbarnamelerin tebliğ işlemlerine geçilmiştir. Sk. yol yatırımına cephesi olup dağıtımı yapılan tüm gayrimenkul maliklerini gösteren pay cetveli ve ilan tutanakları yazımız ekinde sunulmuştur.

Tebliğ aşamasında, beyan edilen ikametgâh adreslerine yapılan tebliğ işlemlerinde, posta görevlisinin tevziat saatlerinde adresin kapalı olması nedeniyle tebliğ işlemlerini gerçekleştirmediği için posta idaresi tarafından tebligat iade edilmiştir. Tebliğ edilemeyen ihbarnamelerle ilgili Belediyemiz ilan duvarında ikinci kez İLAN edilerek, İLAN YOLU İLE

TEBLİĞ işlemleri gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili ilan ve ekleri yazımız ekinde sunulmuştur.

Yol Harcaması Katılım payının tahakkuklarının yasal süresi yol yatırımının geçici kabul tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl olup, ilan tutanağında belirtildiği şekilde 27/12/2019 tarihli ilan yolu ile tebliğ edilmiş olup, zamanaşımı bulunmamaktadır. Konu ile ilgili tebliğ zarfları örneği ile ilan tutanak örneği yazımız ekinde sunulmuştur.

Ancak, bu süreçler tamamlandıktan sonra idaremizce, mükelleflerin ilan tarihinden sonraki 30 gün içinde tahakkuklarla ilgili borçlardan ve yasal indirim sürelerinden faydalanabilmeleri açısından iyi niyetli olarak bilgi amaçlı olarak mükelleflere telefon ya da e-mail ile bilgilendirme işlemleri aşamasında kendileri şifahen ve daha sonra Belediyemize yapmış olduğu dilekçedeki talepleri ile ilgili yazılı olarak bilgilendirme yapılmıştır.

Yol yatırımı maliyeti ile ilgili Geçici Kabul Tutanağında ihale tarihleri ile ataşman örneğinde ise yolun eni, boyu, alan, tonaj ve maliyet, cephesini gösteren gerekli tüm bilgiler yer almaktadır. Mah. Sk. sıcak asfalt kaplama yol yatırımının Geçici Kabul tarihi 27/10/2014 olup, şikayete konu olan ada parseldeki (27/10/2014 tarihinde arsa halinde olan) ait gayrimenkulün, tapu kayıt bilgilerinden 12/02/2015 tarihinde satılmış olduğu görülmüş olup, geçici kabul tarihindeki maliki olduğu için tahakkuk ettirilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Borcu Yoktur yazısı, 1/.02/2015 satış tarihi itibarıyla dönem borçlarını kapsadığı için, daha sonra tahakkuk edecek yol harcamalarına katılım payı borçlarını içermemektedir. Yol

Harcaması Katılım Payının; yol yatırımının Geçici Kabul tarihindeki maliklerinden alınması ile ilgili Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 1997/1627 Esas ve 1998/1668 Kararı örneği ile

Belediyemiz aleyhine aynı konu ile ilgili açılmış olan dava sonucu ile ilgili karar örneği yazımız ekinde sunulmuştur.

Yol Harcamalarına katılım payı tahakkukları, yol yatırımının Geçici Kabul tarihlerindeki gayrimenkul sahiplerine çıkartılmakta olup, şikâyete konu olan Sokaktaki Yol

Harcamaları Katılım Pay cetvelinden görüleceği üzere, gayrimenkulün yeni malikinden alınmamıştır. şikâyet konusu ile ilgili bilgi ve belgeler yazımız ekinde sunulmuş olup, işlemlerimizin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiş olduğu hususunu bilgilerinize arz ederim.” açıklamasına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Anayasamızın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” hükmüne, 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 5. 29/5/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Yol Harcamalarına

Katılma Payı” başlıklı 86 ncı maddesinde; “Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilir.

a) Yeni yol açılması; b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi; c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların, kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi; d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi, Yolların kaldırımlar da dahil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.

İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.” hükmüne, 5.1. “Payların Hesaplanması” başlıklı 89 uncu maddesinde a bendinde; “…Harcamalara katılma payları bina ve arsalarda vergi değerinin yüzde 2’sini geçemez.” hükmüne, 5.2. “Payın Tahakkuk Şekli” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Yol Harcamalarına Katılma

Payı, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan, Su Tesisleri İle Kanalizasyon

Harcamalarına Katılma Payları ise hizmetten faydalanma şekillerine göre ilgili gayrimenkul sahipleri arasında ve 89 uncu maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirilir.” hükmüne, 5.3. “Payın Tahakkuk Zamanı” başlıklı 91 inci maddesinde; “Harcamalara katılma paylarının tahakkuku, işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılır. Ancak, yapılacak yazılı tebliğ ile verilecek süre içinde ilgililerin harcamalara katılma paylarını peşin ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu paylar, kabule ilişkin yazılı başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde tahakkuk ettirilir.” hükmüne, 5.4. “Payların ilanı” başlıklı 92 nci maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde yazılı esaslar dairesinde hesaplanan paylar, mükelleflerin soyadları, adları, adresleri ve kendilerine isabet eden pay miktarını gösteren ve mahiyetlerine göre mahalle, cadde ve sokak itibariyle düzenlenecek tahakkuk cetvellerinin bir ay süre ile belediye ilan yerlerine asılması suretiyle ilan olunur. Katılma payları tutarları mükelleflere ayrıca tebliğ olunur.” hükmüne, 5.5.. “Usul hükümleri” başlıklı 98 nci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” hükmüne, 6. 10/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Tebliğ” başlıklı 21nci maddesinde; “Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.“ hükmüne, 6.1. “Tahakkuk” başlıklı 22 nci maddesinde; “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” hükmüne, 6.2. “İhbarname esası” başlıklı 34 üncü maddesinde; “İkmalen ve re’sen tarh edilen vergiler

“İhbarname” ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır.” hükmüne, 6.3. “İhbarnamenin muhteviyatı” başlıklı 35 inci maddesinde; “İhbarname aşağıda yazılı malümatı ihtiva eder: 1. İhbarnamenin sıra numarası; 2. İhbarnamenin tanzim tarihi; 3.

Verginin nev’i; 4. Mükellefin soyadı adı (Tüzelkişilerde unvanı); 5. Mükellefin açık adresi; 6.

Vergilendirme dönemi; 7. Verginin matrahı; 8. Verginin hesabı; 9. Verginin miktarı; 10. Kısa ve açık bir ifade ile ikmalen veya re’sen vergi tarhını icabettiren sebepler; 11. Vergi mahkemesinde dava açma süresi; 12. Vergi mahkemesinde dava açma şekli. …” hükmüne, 6.4. “Tebliğ esasları” başlıklı 93 üncü maddesinde; “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” hükmüne, 6.5. “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” hükmüne, 6.6. “Bilinen adreslere tebliğ” başlıklı 100 üncü maddesinde; “Bilinen adrese gönderilen mektuplar posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır.” hükmüne, 6.7. “Bilinen adresler” başlıklı 101 inci maddesinde; “Bu Kanuna göre bilinen adresler

şunlardır:

1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.

Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.

İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.

İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.” hükmüne, 6.8. “Tebliğ evrakının teslimi” başlıklı 102 nci maddesinde; “Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur.

Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya herhangi bir sebeple imza edemeyecek durumda bulunursa sol elinin başparmağı bastırılmak suretiyle tebliğ edilir.

Muhatap tebellüğden imtina ederse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Posta memuru, durumu tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza ederek, tebliğ olunacak evrakı tebliği yaptıran idareye teslim eder. Bu durumda tebliğ, pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılır.

Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan işyeri adreslerine tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bu durumda bu Kanunun 101 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem yapılır.

Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır.

Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

6.9. “Tebliğin ilanla yapılacağı haller” başlıklı 103 üncü maddesinde; “Aşağıda yazılı

hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır:

1. Muhatabın bu Kanunun 101 inci maddesi kapsamında bilinen adresi yoksa, 2. Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan bilinen adreste tebliğ yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmazsa, 3. Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa, 4. Başkaca nedenlerden dolayı tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa.” hükmüne,

6.10. “İlanın şekli” başlıklı 104 üncü maddesinde; “İlan aşağıdaki şekilde yapılır:

1. İlan yazısı tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılır ve (3)

numaralı bende göre ilana çıkarılır. Tebliğin konusu, her biri için ayrı ayrı olmak üzere, birmilyar liradan (3.300 TL) az vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ayrıca (3)

numaralı bende göre ilan yapılmaz ve ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci gün ilan tarihi olarak kabul edilir.

2. İlan yazısının bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilir.

3. İlan ile yapılan tebliğin konusu birmilyar ila yüzmilyar lira arasındaki (3.300 – 330.000

TL) vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede yayımlanır. Tutarın yüzmilyar lirayı (330.000 TL ve üzeri ) aşması halinde ilan, Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılır.

Tebliğ olunacak evrakın örnekleri yabancı memlekette bulunan mükellefin bilinen adresine ayrıca posta ile gönderilir.” hükmüne, 6.11. “İlanın muhteviyatı” başlıklı 105 inci maddesinde; “İlanlarda, tebliğin ilgili bulunduğu vergiler gösterilmek suretiyle adları (Tüzel kişilerde unvanları) yazılı muhataplara

aşağıdaki hususlar ihtar olunur:

1. İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ilanı yapan makama bizzat veya bilvekale müracaat etmeleri veyahut taahhütlü mektup veya telgrafla açık adreslerini bildirmeleri; 2. Kendilerine süre ile kayıtlı resmi tebliğ yapılacağı.” hükmüne, 6.12. “İlanın neticeleri” başlıklı 106 ncı maddesinde; “İlan üzerine bizzat veya bilvekale müracaat edenlere, yerinde, adres bildirenlere ise posta ile tebliğ yapılır.

Posta ile yapılan bu tebliğ hakkında da 100 üncü madde hükmü cari olur.” hükmüne, 6.13. “Elektronik ortamda tebliğ” başlıklı 107/A maddesinde; “Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.” hükmüne, 6.14. “Zamanaşımı Süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.” hükmüne, 7. 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 nci maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir.

İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmüne, 7.1. “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32 nci maddesinde; “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükmüne, 7.2. “Diğer mali tebligat” başlıklı 51 nci maddesinde; “Mali tebliğler, kendi kanunlarında sarahat bulunmayan hallerde, bu kanunun umumi hükümlerine tevfikan yapılır.” hükmüne, 8. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması” başlıklı 8 inci maddesinde; “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında

Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.” hükmüne, 9. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları ile İlgili

Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin “Payın Tahakkuk Zamanı” başlıklı

7 nci maddesinde; “Yol Harcamalarına Katılma Payının tahakkuku, iş hangi ihale usulüne

göre yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmasından sonra yapılır.

Şu kadar ki, belediyenin çalışma programı uygulaması gereğince veya teknik zorunluluklar dolayısıyla kısım kısım inşa, tamir veya genişletme yapılması halinde, bitirilerek istifadeye açılmış olması şartı ile katılma payının kısım kısım da tahakkuku mümkündür.

İşin bitirilerek hizmete açılmış olduğu geçici kabulün yapılması ile belirlenir.” düzenlemesine, 9.1. “Payların İlanı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde yazılı esaslara göre hesaplanan Harcamalara Katılma Paylarına ait tahakkuk cetvelleri bir ay süre ile

Belediye ilan tahtasında ve varsa belediye ses yayın aracı ile ilan edilir. Tahakkuk cetvellerinde mükelleflerin adı ve soyadı, adresi, payın mahiyeti ile isabet eden katılma payı miktarları belirtilir. Tahakkuk cetvelleri mahalle, cadde ve sokak itibariyle ayrı ayrı düzenlenir.

Katılma Payları tutarları mükelleflere ayrıca tebliğ olunur.

Katılma Payının tahakkuk ve tahsilinde tebliğ tarihi esas alınır.” düzenlemesine, 9.2. “İtiraz” başlıklı 25 nci maddesinde; “Harcamalara Katılma Payları ile ilgili itirazlar

213 sayılı Vergi Usulü Kanunu hükümlerine göre çözümlenir” düzenlemesine,

10. 17/12/2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 485

Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliğinin “Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğe çıkılması” başlıklı 3.2. maddesinde; “213 sayılı Kanunun

94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde

bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilir. Bu durumda kapıya pusula yapıştırılmaz ve tebliğ evrakı derhal gönderildiği idareye iade edilir.

Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulur. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulası (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir.

Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından, şikâyetçi adına tahakkuk ettirilen asfalt katılım payı borcunun iptal edilmesi hususunda tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Şikâyet konusu özetle şikâyetçi adına tarh ve tahakkuk ettirilen “Yol Harcamalarına

Katılma Payı”nın iptali hakkında olup, uyuşmazlık konusu ise şikâyetçinin gayrimenkulün cinsinin “arsa” olarak geçmesi nedeniyle Yol Harcamalarına Katılma Payı talep edilmemesi gerektiği, söz konusu arsayı 2015 yılında başkasına devretmiş olması nedeniyle yoldan yararlanan statüsünde bulunmaması, arsayı devrederken Belediyeden “borcu yoktur” yazısı alması ve bu aşamada mezkûr borçtan haberdar edilmemesi, kendisine ihbarnamenin tebliğ edilmemesi ve borcun zamanaşımına uğradığı iddialarından oluşmaktadır.

13. İlgili İdare tarafından söz konusu taleplerin ret gerekçesi olarak özetle; şikâyete konu gayrimenkulün sıcak asfalt çalışmasının yapıldığı Mahallesi Sokak’a ön cephesinin bulunması nedeniyle Yol Harcamalarına Katılma Payının tahakkuk ettirildiği, söz konusu yatırımın 27/10/2014 tarihinde geçici kabulünün yapılması nedeniyle gayrimenkulün o tarihteki maliki adına tahakkuk ettirildiği, gayrimenkulün arsa, kat irtifaklı, kat mülkiyeti, işyeri, mesken vb. türde olmasının mükellef olma durumunu etkilemediği, söz konusu tahakkukla ilgili pay cetvellerinin ilgili mevzuat gereği Belediye ilan duvarında 15/10/2019 tarihinde 30 gün süreyle askıya asıldığı, tahakkuklarla ilgili herhangi bir itirazın olmadığı anlaşılarak kesinleşen paylara ait ihbarnamelerin tebliğ işlemlerine geçildiği, tebliğ aşamasında, beyan edilen ikametgâh adreslerine yapılan tebliğ işlemlerinde, posta görevlisinin tevziat saatlerinde adresin kapalı olması nedeniyle tebliğ işlemlerini gerçekleştirmediği için posta idaresi tarafından tebligatın iade edildiği, tebliğ edilemeyen ihbarnamelerle ilgili

Belediye ilan duvarında ikinci kez ilan edilerek, ilan yolu ile tebliğ işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu süreçler tamamlandıktan sonra mükelleflerin ilan tarihinden sonraki 30 gün içinde tahakkuklarla ilgili borçlardan ve yasal indirim sürelerinden faydalanabilmeleri açısından bilgi amaçlı olarak mükelleflere telefon ya da e-mail ile bilgilendirme işlemleri aşamasında şikâyetçinin şifahen ve daha sonra Belediyeye vermiş olduğu dilekçedeki talepleri ile ilgili yazılı olarak bilgilendirme yapıldığı, “borcu yoktur yazısı”nın 12/02/2015 satış sarihi itibarıyla dönem borçlarını kapsadığı için, daha sonra tahakkuk edecek yol harcamalarına katılım payı borçlarını içermediği, Yol Harcamasına Katılım Payının tahakkuklarının yasal süresinin yol yatırımının geçici kabul tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl olduğu, ilan tutanağında belirtildiği şekilde 27/12/2019 tarihli ilan yolu ile tebliğ edilen ihbarnamenin zamanaşımına uğramadığı belirtilmiştir.

14. Harcamalara katılma payı, belediyeler tarafından inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile alınan paydır. Yol harcamalarına katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve su tesisleri harcamalarına katılma payı olarak üç çeşit harcamalara katılma payı bulunmaktadır.

15. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerince düzenlenen yol harcamalarına katılma payının; belediyeler tarafından inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile alınabileceği kurala bağlanmıştır. Söz konusu harcamalara katılma payı gayrimenkulün değerini arttırıcı nitelikte olduğu için, katılma payı mükellefiyeti harcamanın yapıldığı bölgedeki gayrimenkul sahipliği ile ilişkilendirilmiştir.

16. Şikâyet konusuna ilişkin mevzuat incelendiğinde; yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamaları katılma paylarının tanımının, hesabının, tahakkuk ve tahsil şeklinin, 2464 sayılı

Belediye Gelirleri Kanununun Üçüncü Kısmında yer alan 86-94 üncü maddelerinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.

17. 2464 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde harcamalara katılma paylarının bina ve arsalarda vergi değerinin yüzde 2’sini geçemeyeceği, 90 ıncı maddesinde, yol harcamalarına katılma payının, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalananlara tahakkuk ettirileceği, 91 inci maddesinde, yol harcamalarına katılma payı tahakkukunun yapılan çalışmanın tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları ile

İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; yol harcamalarına katılma payının işin bitirilerek hizmete açılmış olduğunun geçici kabulün yapılması ile belirleneceği ifade edilmiştir.

18. Dolayısıyla, 2464 sayılı Kanun ile arsalar içinde harcama katılma payı tahakkuk ettirilebileceği, harcamalara katılma payı tahakkukunun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı, mezkûr Yönetmelikte ise, işin (asfalt çalışması) bitirilerek hizmete açılmış olmasının geçici kabulün yapılması ile belirlendiği ifade edilmektedir.

19. Bu kapsamda yapılan çalışmanın halkın istifadesine sunulma tarihinde tapuda malik olarak gözüken kişinin yol harcamalarına katılma payının mükellefi olması gerekmektedir.

20. Danıştay 9. Daire Başkanlığının 30/04/1998 tarih ve E.1997/1627, K.1998/1668 sayılı kararında; “Olayda ise, yol harcamalarına katılma payı hesaplanmasına sebebiyet veren asfalt bordür ve tretuvar çalışmasının … tarihinde halkın istifadesine sunulduğu, bu tarihteki gayrimenkulün sahibinin … isimli şahıs olduğuna göre, 6 aylık bir süre geçtikten sonra gayrimenkulü satın alan davacı adına tahakkuk ettirilen payda isabet görülmediği gerekçesi ile kabul ederek yol harcamalarına katılma payını terkin eden … Vergi Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararının; hizmetin sürekli olduğu bu nedenle tahakkuk ettirilen payda isabetsizlik bulunmadığı iddiası ile bozulması isteminden ibarettir. Temyiz edilen … Vergi Mahkemesinin

… tarih ve … sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. Fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine, anılan Mahkeme kararının onanmasına karar verildi.” hükmüne yer verilmiştir.

21. Danıştay 9. Daire Başkanlığının 30/11/2006 tarih ve E.2005/2712, K.2006/5081 sayılı kararında; “… Kanunun 91. maddesinde, yol harcamalarına katılma payı tahakkukunun hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı hükme bağlandığından, 14/11/1999 tarihinde bitirilen beton asfalt kaplama çalışmasına ilişkin harcamaların bu tarih itibariyle yolların iki tarafında bulunan gayrimenkul sahiplerine paylaştırılması gerekmekte olup, mahkemece re’sen araştırma ilkesi uyarınca anılan 10 no’lu parselin 14/11/1999 tarihi itibarıyla tapuda kimin adına kayıtlı olduğunun tapu müdürlüğünden sorularak tespiti ve davacının taşınmazdaki hisse oranı dikkate alınarak davanın karara bağlanması gerekirken yazılı gerekçe ile kabul edilmesinde yasal isabet görülmemiştir…” hükmüne yer verilmiştir.

22. Danıştay 9. Daire Başkanlığının kararlarında, yol harcamalarına katılma payı tahakkukunun asfalt çalışmasının tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağının vurgulandığı, söz konusu tarihten sonra taşınmazın maliki olan şahsa yapılan tahakkukun hukuka uygun olmadığının belirtildiği ayrıca asfalt çalışmasının halkın istifadesine sunulduğu tarihte malikin tespit edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

23. Yine 2464 sayılı Kanunun 92 nci maddesinde hesaplanan payların, mükelleflerin soyadları, adları, adresleri ve kendilerine isabet eden pay miktarını gösteren ve mahiyetlerine göre mahalle, cadde ve sokak itibariyle düzenlenecek tahakkuk cetvellerinin bir ay süre ile belediye ilan yerlerine asılması suretiyle ilanını, katılma payı tutarlarının mükelleflere ayrıca tebliğini düzenlemiştir. Aynı Kanunun 98 inci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiş olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanunun 8 inci maddesinde ise; “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul

Kanunu hükümleri tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir.

24. Anılan hükümlerin incelenmesinden 2464 sayılı Kanunun ilan ve tebliğ usulünü birlikte düzenlediği, ancak ilan yapılmış olmasını tek başına yeterli görmediği, tahakkuk cetvellerinin ilanının “tebliğ” anlamına gelmediği, ayrıca tebliğ edilmesi gerektiği, tebliğ usulüne ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi nedeniyle de 98 inci maddenin amir hükmü gereği Vergi Usul Kanununun tebligata ilişkin hükümlerinin dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır.

25. Harcamalara katılma payı hakkında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin anılan hüküm dikkate alındığında; 2464 sayılı Kanunun 90, 91 ve 92 nci maddelerinde yer alan “katılma payı tahakkuku” ve “tebliğ” ibarelerinin, Vergi Usul

Kanunu’nun 21 ve 22 nci maddelerinde tarifi verilen “tebliğ” ve “tahakkuk”u ifade ettiğinin kabulü gerekecektir. Dolayısıyla, katılma payı tahakkukunun, “yetkili makamlar tarafından”

Vergi Usul Kanunu hükümleri dairesinde bir tahakkuk fişi ya da ihbarname tebliği suretiyle sağlanması gerekmektedir.

26. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102 nci maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderilen idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Aynı Kanunun 93 üncü maddesinde adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ yapılacağı, 103 üncü maddesinde ise

“Muhatabın bu Kanunun 101 inci maddesi kapsamında bilinen adresi yoksa, bu Kanunun

101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan bilinen adreste

tebliğ yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmazsa,…başkaca nedenlerden dolayı tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa” tebliğin ilanla yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir.

27. İlanın yapılış şekli ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 104 üncü maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; 3.300 TL’den az miktardaki tebliğ konularında ilan yazısı tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacak ve ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci gün ilan tarihi olarak kabul edilecektir. Ayrıca ilan yazısının bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmesi gerekmektedir.

28. Diğer taraftan, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 51 inci maddesinde, mali tebliğlerin, kendi kanunlarında sarahat bulunmayan hallerde, bu Kanunun umumi hükümlerine tevfikan yapılacağı; hükme bağlanmıştır.

29. Bu hükümlere göre, ilgili ihbarnamenin yükümlüye tebliğinde, öncelikle 213 sayılı

Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu kanun hükümleri uygulanmadan Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı

anlaşılmaktadır. (Danıştay konu ile ilgili verdiği kararlar; D. 4. D. 08.02.2000 tarih, E:

1999/1501, K: 2000/3737; D.7. D. 4.05.2009 tarih, E: 2008/1216, K: 2009/2313)

30. İlgili mevzuat incelendiğinde; somut olayda olduğu gibi tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderilen idareye iade edilecek, münasip bir süre sonra İdare tarafından yeniden tebliğe çıkarılacak, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılacak, bu durum posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilecek, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacaktır. İlan usulü ise şikâyetçi tarafından bildirilen veya adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmayan durumlarda başvurulması gereken bir usul olup, ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmesi gerekmektedir. Eski düzenlemede yer alan, “ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa, tebliğ ilân yolu ile yapılır” hükmü, yeni düzenlemeyle kaldırılmış, ancak tebliğin ilanla yapılacak halleri ayrıca düzenlenmiştir. Ayrıca 1 Sıra No.lu Elektronik Tebligat Sistemi Genel Tebliğinin

4 üncü maddesinde Elektronik Tebligat Sisteminden yararlanabilecek kişiler “Maliye

Bakanlığınca kendilerine tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilenler ve isteğe bağlı olarak elektronik tebligat yapılmasını talep edenler” olarak sayılmıştır.

31. Bu kapsamda, somut olayda başvuruya konu katılma payına ilişkin işin geçici kabul tutanağı incelendiğinde uyuşmazlık konusu katılım payına ilişkin iş bitiş tarihinin 27/10/2014 olduğu anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Buna göre takip eden yılbaşından başlayarak beş yıllık süre hesaplandığında zamanaşımının 31/12/2019 tarihinde dolacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca Belediye tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden yol harcamalarına katılım payı alınmasına yönelik 03/07/2019 tarihli Meclis Kararı alındığı, tahakkuk cetvellerinin 15/10/2019 tarihinden itibaren ilan tahtasına asılmak suretiyle 30 gün süreyle ilan edildiği, 18/11/2019 tarihli ihbarnamenin şikâyetçinin beyan ettiği ve aynı zamanda “adres kayıt sistemi”nde kayıtlı adresine iki defa tebligata çıkarıldığı, birinci tebligatın 02/12/2019 tarihinde “adresin kapalı olması nedeniyle” tebliğ edilemediği ve “tebligat çıkaran mercie iade” edildiği, çıkarılan ikinci tebligatında “adresin kapalı olması nedeniyle” tebliğ edilemediği ve 17/01/2020 tarihli “Tebligat Pusulası” düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca İdare tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden ihbarnamelerin Belediye ilan duvarında ikinci kez 28/11/2019 tarihinde 30 gün süreyle ilan edildiği anlaşılmıştır. İdare tarafından konuya ilişkin olarak “tebliğ edilemeyen ihbarnamelerle ilgili Belediyemiz ilan duvarında ikinci kez İLAN edilerek, İLAN YOLU İLE

TEBLİĞ işlemleri gerçekleştirilmiştir. Yol Harcaması Katılım payının tahakkuklarının yasal süresi yol yatırımının geçici kabul tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl olup, ilan tutanağında belirtildiği şekilde 27.12.2019 tarihli ilan yolu ile tebliğ edilmiş olup, zamanaşımı bulunmamaktadır.” şeklinde cevap verildiği görülmektedir.

32. 07/08/2020 tarihinde yapılan ve aynı tarihli tutanak ile kayıt altına alınan görüşmede şikâyetçi tarafından; “şikâyete konu borcu İdareye vermiş olduğu 22/01/2020 tarihli dilekçeden bir gün önce Belediyenin internet sitesinden kendiliğinden öğrendiği, kendisinin

Belediye tarafından aranmadığı ve e-posta gönderilmediği” açıklamasına yer verilmiştir.

Belediye yetkilisi ile yapılan ve aynı tarihli tutanak altına alınan görüşmede ise

“vatandaşların yol harcamalarına katılım payı hakkında bilgilendirilmesi amacıyla genel olarak arandıkları veya e-posta gönderildiği, ancak bunun hangi tarihlerde olduğunun bilinmediği, buna yönelik tutulan bir kayıt bulunmadığı, şikâyetçi özelinde bir bilgilendirme yapılıp yapılmadığının bilinmediği” belirtilmiştir.

33. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 2464 sayılı Kanun uyarınca arsalar içinde harcama katılma payı tahakkuk ettirilebileceği, ayrıca harcamalara katılma payı tahakkukunun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı, anılan Yönetmelikte ise işin (asfalt çalışması) bitirilerek hizmete açılmış olmasının geçici kabulün yapılması ile belirlendiği, somut olayda geçici kabulün yapıldığı tarih olan 27/10/2014 tarihinde gayrimenkulün tapuda maliki olan şikâyetçi adına yol harcamalarına katılım payı tahakkuk ettirilmesinin hukuka uygun olduğu, “borcu yoktur yazısı”nın 12/02/2015 satış sarihi itibarıyla dönem borçlarını kapsadığı için, daha sonra tahakkuk edecek yol harcamalarına katılım payı borçlarını içermediği, bu kapsamda “borcu yoktur yazısı” verilmesinin verildiği tarihten sonra zamanaşımı süresi içerisinde yol harcamalarına katılım payı tahakkuk ettirilmesine engel olmadığı, 33.1. Öte yandan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, somut olayda zamanaşımı süresinin dolduğu tarihin 31/12/2019 tarihi olduğu, tebliğ usulüne ilişkin olarak öncelikle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu kanun hükümleri uygulanmadan Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, zamanaşımının kesilmesinde tebliğ tarihinin esas olduğu, tebligat usulünün somut olayda olduğu gibi tebliğ yapılacak kişinin şikâyetçi tarafından bildirilen ve adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinde bulunamaması durumunda mezkûr mevzuat uyarınca posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderilen idareye iade edileceği, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılacak, bu durumun posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınmaması hâlinde on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağının düzenlendiği, ilan usulünün ise şikâyetçi tarafından bildirilen veya adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmayan durumlarda başvurulması gereken bir usul olduğu, somut olayda ilan usulünün uygulanamayacağı, dolayısıyla Belediye tarafından yapılan 27/12/2019 tarihinde ilan yolu ile tebliğ işleminin gerçekleştirildiğine yönelik açıklamanın hukuka uygun olmadığı, 33.2. Şikâyet konusu olayda 18/11/2019 tarihli ihbarnamenin şikâyetçinin beyan ettiği ve aynı zamanda “adres kayıt sistemi”nde kayıtlı adresine iki defa tebligata çıkarıldığı, birinci tebligatın 02/12/2019 tarihinde “adresin kapalı olması nedeniyle” tebliğ edilemediği ve “tebligat çıkaran mercie iade” edildiği, çıkarılan ikinci tebligatında “adresin kapalı olması nedeniyle” tebliğ edilemediği ve 17/01/2020 tarihli “Tebligat Pusulası” düzenlendiği, bu şekilde yapılan tebligat usulünün mezkûr mevzuatta belirtilen usule uygun olduğu, 33.3. Ancak şikâyetçiye yapılan tebligat, zamanaşımı süresinin dolduğu 31/12/2019 tarihinden sonra yapıldığından vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde mükellefe tebliğ edilmeyen borcun zamanaşımına uğradığı, şikâyetçinin tarafına tahakkuk ettirilen asfalt katılım payı borcunun iptal edilmesi talebinin ilgili idare tarafından reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde 27/10/2014 tarihinde geçici kabulü yapılan asfalt yapım işine ilişkin 2019 yılında şikâyetçiden yol harcamalarına katılım payı talep edildiği anlaşılmış olup, bu şekilde ilgili İdarenin “makul sürede karar verme” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan böyle söz konusu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

35. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Bursa

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Şikâyetçi adına tahakkuk ettirilen asfalt katılım payı borcunun iptal edilmesi hususunda

NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi