|
ÖZET: Başvuru, Şile ilçesinde bir sokak girişinin kapalı olması nedeniyle evlerine ulaşımda yaşanan zorlukları konu alıyor. Şikâyetçi, mevcut yolun dar olması nedeniyle acil durum araçlarının sokağa giremediğini ve bu durumun ciddi zararlar doğurabileceğini belirterek, sokağa uygun genişlikte bir yol açılması talebinde bulunmuştur. Şile Belediye Başkanlığı, söz konusu sokağın imar planlarında 7 metre genişliğinde bir imar yolu olarak tahsis edildiğini, ancak kamuya ait terklerin henüz gerçekleştirilmediğini ve bu nedenle yolun resmi olarak yapılamadığını açıklamıştır.
İlgili mevzuat uyarınca, imar planlarının uygulanabilmesi için gerekli kamulaştırma ve düzenleme ortaklık payı işlemlerinin yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin bu süreçleri uygun bir şekilde yürütmesi ve mülkiyet haklarına zarar vermemesi için gerekli tavsiyelerde bulunmuştur. Ayrıca, şikâyetçinin taleplerinin yerine getirilmesi için ilgili idarenin gereken adımları atması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Şile Belediye Başkanlığı’na, şikâyet konusunu çözmek için gerekli işlemleri yapması yönünde tavsiyelerde bulunulmuş ve bu kararın 30 gün içinde uygulanması gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/7980-S.21.12799
BAŞVURU NO : 2020/101544
KARAR TARİHİ : 25/05/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : ŞİLE BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yol yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/11/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikâyetçi vekili dilekçesinde özetle; İstanbul ili Şile ilçesi Mahallesi Sokakta bulunan evlerinin Sokağın Caddesi girişinin kapalı olduğunu, evlerine olan ulaşımın
Sokaktan Sokağa bağlanan daha uzun olan yol aracılığıyla yapıldığını, bu yoldan Zühre Sokağa girişin oldukça dar olduğunu, geniş veya uzun araçların girişinin mümkün olmadığını, iş makinası, itfaiye, ambulans, vidanjör, çöp arabası gibi araçların sokağa giriş yapamadığını, bu durumun telafisi güç ve imkânsız zararların doğmasına sebep olabileceğini iddia ederek, sokağa giriş için sokağa yakın ev sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak büyüklükte ve genişlikte yol açılarak mağduriyetin giderilmesi talebinde bulunmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şile Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 19/01/2021 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda özetle; “…Şikâyete konu Sokak ile ilgili yapılan inceleme neticesinde, Sokağın 22/01/2018 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında 7,00 metre genişliğinde imar yolu olarak tahsis edildiği ancak söz konusu sokağa mahreci bulunan parsellerin henüz 3194 sayılı imar kanunu gereği kamu terklerinin gerçekleştirilmediği, dolayısıyla henüz imar yolunun teşkil edilmediği, ancak yolun kısmen yerinde gayri resmi olarak kullanıldığı ve yolun kullanılagelen bir kısmının planla örtüşmediği de görülmektedir. Sokağın Caddesi ile bağlantısını sağlamakta olan tüm yolların incelenmesi neticesinde imar yolu olarak tahsis edilen alanlarda halen terklerin mevcut olduğu görülmektedir. Bölgede bulunan yolların onaylı planlarda belirtildiği genişlikte imar yollarına kavuşarak gerekli alt yapı çalışmalarının tamamlanabilmesi için gerekli imar terklerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere kamu terkleri ilgili kanun ve yönetmelik çerçevesinde rızaya binaen gerçekleştirilmektedir.” şeklinde, 3. Şile Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 03/03/2021 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda özetle; Sokağın 22/01/2018 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında 7.00 metre genişlikte imar yolu olarak tahsis edildiği ancak söz konusu sokağa mahreci bulunan parsellerin henüz
3194 sayılı İmar Kanunu gereği kamu terklerinin gerçekleştirilmediği dolayısıyla henüz imar yolunun teşkil
etmediği ancak yolun kısmen yerinde gayri resmi olarak kullanıldığı ve yolun kullanılagelen yolun bir kısmının planla örtüşmediği de görülmektedir. Sokağın, Caddesi ile bağlantısı sağlanmakta olan tam yolların incelenmesi neticesinde de imar yolu olarak tahsis edilen alanlarda halen terklerin mevcut olduğu görülmüştür. Bölgede bulunan yolların oranlı planlarda belirtildiği genişlikte imar yollarına kavuşarak gerekli alt yapı çalışmalarının tamamlanabilmesi için gerekli imar terklerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere kamu terkleri ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde rızaya binaen gerçekleştirilebilmektedir.” şeklinde belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “(…) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. (…) ” hükmüne,
4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne, 4.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmüne, 5. Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensiplerinde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler. Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar.” düzenlemesine, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine, 7. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 8. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Tanımı” başlıklı 285’inci maddesinde; “Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlar arası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” hükmüne, 8.1. “Koşullu bağışlama” başlıklı 290’ıncı maddesinde; “Bağışlama, bir koşula bağlanarak yapılabilir.
Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüne, 9. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinde; “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: g) Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile bu yolların temizliği ve karla mücadele çalışmalarını yürütmek… İlçe belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır: …a) Kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak…” hükmüne, 10. 03/07/2015 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde; “a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent
bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. … Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar…” hükmüne, 10.1. “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde; “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak…. g) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak. h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek. i) Borç almak, bağış kabul etmek.” hükmüne, 11. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 5’inci maddesinde; “Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır.” hükmüne, 11.1. “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinde; “…b) İmar Planları;
Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer.
(Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013- 6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar…” hükmüne, 11.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur…” 11.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13’üncü maddesinde; “(Başlığı ile Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18’inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,
ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
…Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.” hükmüne, 11.4. “İfraz ve tevhid” başlıklı 15’inci maddesinde; “(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılması esastır.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, ifraz ve tevhit işlemleri, parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda yapılabilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) Parselasyon planı tescil edilmiş yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin imar planlarına ve imar mevzuatına uygun olması şarttır. …” hükmüne, 11.5. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18’inci maddesinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli
Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyonalanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınabilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, düzenlemenin gerçekleştirilebilmesi için yapılacak kamulaştırmada kullanılmak üzere bedele dönüştürülebilir. …” hükmüne, 12. 08/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3’üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.” hükmüne, 12.1. “İmar mevzuatı uygulanan veya özel parselasyon yapılan yerler” başlıklı 35’inci maddesinde; “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.” hükmüne, 12.2. Ek Madde 1; “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. ” hükmüne, 13. 22/02/2020 tarihli ve 31047 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi Ve Arsa Düzenlemeleri
Hakkında Yönetmelik’in “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa göre yapılacak arazi ve arsa düzenlemesinin, nerelerde ve ne şekilde uygulanacağı ve bununla ilgili diğer kavram ve hususlara açıklık getirmektir.” hükmüne, 13.1. “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “…ç) Düzenleme ortaklık payı (DOP): Düzenleme alanındaki ve bölgedeki yaşayanların kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet ve kamu hizmet alanlarını elde etmek ve/veya düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında; düzenlemeye tâbi tutulan arazi ve arsaların, düzenlemeden önceki yüzölçümlerinden, imar planındaki kullanım kararlarına göre yüzde kırk beşe (% 45) kadar düşülebilen miktardır. Düzenleme ortaklık payı, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgede yaşayanların ihtiyacı olan ve herkesin ortak kullanabileceği, kamusal alanı ifade eder ve bölgede yaşayan insanların ortak kullanımı dışında hiçbir fonksiyon için kullanılamaz.
d) Düzenleme ortaklık payı oranı (DOPO): Bir düzenleme sahasındaki toplam düzenleme ortaklık payı miktarının, bu saha içinde düzenlemeye giren kadastro veya imar parsellerinin toplam yüzölçümü miktarına oranıdır. Düzenleme ortaklık payı oranı, virgülden sonra yedi basamak olarak hesaplanır.
…l) Parselasyon planı: İmar Kanununun 18’inci maddesi hükümlerine ve uygulama imar planına uygun olarak imar parsellerinin oluşturulduğu, parselasyon planı açıklama raporu, parselasyon paftaları ile tescile esas belgeleri içeren uygulama dosyası ile bir bütün olan plandır.
…p) Umumi ve kamu hizmet alanları: Yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan, ibadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş alanları, pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, spor alanı, teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kent meydanı, kent parkı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı ve mesire
alanları, resmî kurum alanı, idari tesis alanı, mezarlık alanı, bunun dışında kamusal ihtiyaçlara göre ortaya çıkacak imar planı kararıyla belirlenen diğer umumi ve kamu hizmet alanları ile taşkın kontrol tesisidir.” hükmüne, 13.2. “Umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerlerin oluşturulması” başlıklı 5’inci maddesinde; “(1) İmar planları ile umumi hizmet veya kamu hizmetleri kullanımı getirilen alanların öncelikle 3194 sayılı İmar Kanununun 18’inci maddesine göre uygulama yapılarak, bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre DOP’tan oluşturulması esastır.
(2) Ancak özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle İmar Kanununun 18’inci maddesine göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) Daha önce uygulama görmüş, ancak mevcut ya da sonradan yapılan imar planlarında umumi ya da kamu hizmet alanlarına denk gelen taşınmazlar ile uygulamada umumi hizmet veya kamu hizmet alanları toplamının yüzde kırk beşi (%45) aşması halinde, %45 kesildikten sonra aşan miktara karşılık gelen alanlar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
(3) İlgisine göre trampayı yapacak idarece trampaya konu edilebilecek kamu mülkiyetindeki taşınmazların değerlemesi yapılarak ilgilisine tebligat yapılır. Taşınmaz sahipleriyle uzlaşma sağlanması halinde
Kamulaştırma Kanunu kapsamında trampa işlemi gerçekleştirilir. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerince yapılacak trampa işlemlerinde kullanılacak parseller, Milli Emlak Genel Müdürlüğünden talep edilir. Belediyeler ve diğer ilgili idarelerce verilen hizmetler kapsamında yapılacak trampa işlemlerinde kendi mülkiyetlerindeki taşınmazlar kullanılır.
(4) İkinci fıkranın (b) bendine göre işlem tesis edilerek kamulaştırılması gereken taşınmazlar, 5 yıllık imar programı çerçevesinde kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre sorumlu idarenin kararı ile en fazla 1 yıl uzatılabilir.
(5) Kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, ilgili idarece bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır.
(6) Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
(7) 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı
Belediye Kanunu gereğince, büyükşehir belediyelerinin ve ilçe belediyelerinin görev ve yetki sahaları içerisinde kalan ve düzenleme ortaklık payı kesintisi ile elde edilen alanlarda; Büyükşehir Belediye Kanunu uyarınca büyükşehir belediyesinin haklarının saklı kalması kaydıyla ilçe belediyesince projesiyle birlikte müracaat edilmesine rağmen büyükşehir belediyesince, 3 ay içerisinde yapımına başlanılmayan çevre düzenlemesi, altyapı tesisleri ve belediyelerce yapılması gereken tesisler ile imar planındaki kullanım amacına yönelik kamu hizmetleri, ilçe belediyesince proje geliştirerek gerçekleştirilebilir.” hükmüne, 13.3. “İfraz ve tevhit işleri” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasında; “İmar planı bulunan alanlarda
İmar Kanununun 15’inci ve 16’ncı maddelerine göre ifraz ve tevhit işlemleri, ikinci fıkradaki istisnalar dışında ancak parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda parsel maliklerinin tümünün muvafakati ile uygulama imar planlarına uygun olarak yapılabilir.” hükmüne, 13.4. “Düzenleme sahalarının tespiti esasları” başlıklı 9’uncu maddesinde; “(1) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında ise valilikler, il idare kurulu kararı
ile 5 yıllık imar programlarına öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, imar planları ile getirilen tüm kullanım alanlarını hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tespit etmek ve kesinleşen uygulama imar planlarına göre parselasyon planlarını yaparak yeterli miktarda parseli oluşturmak mecburiyetindedir.
(2) 10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.
(3) İmar planı içerisinde düzenleme sahaları tespit edilirken, düzenleme sahalarındaki Düzenleme Ortaklık
Payı oranlarının mümkün mertebe dengeli olmasına dikkat edilir.
(4) Kamunun mülkiyeti ile Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri yetkisi içindeki kamu yatırımlarının bulunduğu alanlar hariç olmak üzere, belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz.
(5) Ancak, imar adasının bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması halinde adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir.” hükmüne, 13.5. “Düzenleme ortaklık payına ait esaslar” başlıklı 14’üncü maddesinde; “(1) Düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan umumi ve kamu hizmet alanları için, İmar Kanununun 18’inci maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemez.
(2) Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır:
a) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan. …” hükmüne, 13.6. “Düzenleme ortaklık payını aşan umumi ve kamu hizmet alanlarının elde edilmesi” başlıklı 15’inci maddesinde “(1) Düzenleme sahasındaki umumi ve kamu hizmet alanları düzenleme ortaklık payından karşılanır. Ancak, düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45) fazla olması durumunda, 14’üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen öncelik sırasına göre düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra eksik kalan alan; düzenleme sahasındaki tescil harici alanlardan, belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan bedelsiz karşılanır. Bu alanların yetmemesi halinde kalan miktarın ya da bu yöntemle karşılanamaması halinde tamamının, 5’inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullerle kamuya geçişi sağlanır.
(2) Bu madde gereğince yapılacak kamulaştırmalardan; a) Yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan, pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları, kent meydanı, kent parkı, belediye hizmet alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı, mesire alanları, otogar, mezarlık alanı ve belediyelerin hizmet verdiği diğer alanlar belediye mücavir alan sınırları içerisinde belediyesi, dışında il özel idaresi tarafından, …kamulaştırılır.” hükmüne, 14. İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “…k) Parselasyon Plânı:
İmar plânının araziye uygulanmasından sonra yapılacak rövele ölçülerine göre boyut değiştirmeyen paftalar üzerinde çizilen, kesin parselasyon durumunu gösteren ve tapuya tescil işlemlerine esas alınan plândır …” hükmüne, 14.1. “Düzenleme Sahalarının Tesbiti Esasları” başlıklı 5 inci maddesinde; “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında valilikler, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli
miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tesbit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetindedir. Konut yapımına hazır arsa sayısının, bir önceki yıl verilen inşaat ruhsatından az olmamasına dikkat edilir. Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz…” hükmüne, 14.2. “Düzenleme Sınırının Geçirilmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Düzenleme Sınırı; a) İskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından, b) İskân sahası içindeki yollarda yol ekseninden, c) Cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve uygulamaya alınan parsel sınırına göre uygun görülecek yerinden geçirilir. Ancak, imar plânlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durum dikkate alınır. ….” hükmüne, 14.3. “Uygulama Masrafının Tahsili” başlıklı 13 üncü maddesinde; “İmar planına ve beş yıllık imar uygulama programına dâhil olmak şartıyla düzenleme sahaları, mal sahiplerinin arsa payı oranı itibariyle çoğunluğun talebi üzerine de tesbit edilir. Bu takdirde, parselâsyon masrafları, talepte bulunan mal sahipleri tarafından karşılanır” hükmüne yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Kamu Denetçisi tarafından, İdarenin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye
Kanununda belirtilen görev ve yetkisini, 3194 sayılı İmar Kanunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelikte belirtilen usullere uygun olarak, şikâyet konusu talebin yerine getirilmesi ile mülkiyetleri etkilenecek olan üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasına sebep olunmayacak şekilde yerine getirmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi hususunda tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Uyuşmazlık konusu özetle; şikâyetçilerin evlerinin bulunduğu İstanbul ili Şile ilçesi
Mahallesi Sokağın Caddesi girişinin kapalı olduğu, evlerine olan ulaşımın
Sokaktan Sokağa bağlanan daha uzun olan yol aracılığıyla yapıldığı, bu yoldan Sokağa girişin oldukça dar olduğu, geniş veya uzun araçların girişinin mümkün olmadığı, iş makinası, itfaiye, ambulans, vidanjör, çöp arabası gibi araçların sokağa giriş yapamadığı iddiası ve sokağa giriş için ev sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak büyüklükte ve genişlikte yol açılması talebi hakkındadır.
17. İlgili İdare tarafından şikâyetçinin talebinin yerine getirilmeme gerekçesi olarak; Sokağın 22/01/2018 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında 7,00 metre genişliğinde imar yolu olarak tahsis edildiği, yolun kısmen yerinde gayri resmi olarak kullanıldığı ve yolun kullanılagelen bir kısmının planla örtüşmediği, Sokağın Caddesi ile bağlantısını sağlamakta olan tüm yolların incelenmesi neticesinde imar yolu olarak tahsis edilen alanlarda halen terklerin mevcut olduğunun görüldüğü, onaylı planlarda belirtildiği genişlikte imar yolu yapılabilmesi ve alt yapı çalışmalarının tamamlanabilmesi için imar terklerinin gerçekleştirilmesi gerektiği, ilgili mevzuata göre kamu terklerinin rızaya binaen gerçekleştirilebildiği belirtilmiştir.
18. Anayasa’nın 35’inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı
hakkını kapsamaktadır (Anayasa Mahkemesi Kararı, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015). Anayasa’nın 35’inci maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (Anayasa Mahkemesi
Kararı, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Anayasa Mahkemesi Kararı, Recep Tarhan ve Afife
Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017).
19. Anayasa’nın 13’üncü maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
20. Anayasada mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13’üncü maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Anayasa Mahkemesi Kararı, Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017).
21. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesine göre imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir.
22. Yetkili merciler imar planında değişiklik yaparak sahip olunan taşınmazları imar planlarının içine dahil ederek, imar planında park, yeşil alan ya da yol gibi birimlere ayrılabilmektedirler. Bu ayrılan bölümler özel mülkiyette kalabilmektedir. Belediyeler tarafından imar planlarında yol, otopark, yeşil alan gibi kamu hizmetine ayrılan yerlerin kamu eline geçmesini sağlamak için 3194 sayılı Kanunun 18’inci maddesinde yer alan düzenleme ortaklık payı alma usulü ile 2942 sayılı Kanunda yer alan kamulaştırma usulünü kullanabilmektedirler.
23. Yola terk işlemi ise imar planlarının uygulanması için mal sahibinin tapuya kayıtlı olan taşınmazının tamamını ya da belirli bir bölümünü kamu yararına terk etmesi işlemidir. Yola terk işleminin gerçekleşmesi taşınmaz sahiplerinin rızasına tabidir. Böylelikle arazinin belirli bir bölümü yol yapımı için kamuya bağışlanmış olur. İmar Kanunu’nun 15’inci ve 16’ncı maddeleri çerçevesinde yapılabilen ve ayırma niteliği taşıyan kamuya (yol, yeşil alan, park gibi) bırakma işleminin, taşınmaz sahiplerince istenmeden ya da uygun görülmeden yapılabilmesine olanak yoktur. Borçlar Kanunu uyarınca malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı ifade eden bağışlama zorlamaya tabi olmayıp, tamamen rızaya ve karşılıksız bağışa dayanmaktadır. Dolayısıyla, taşınmaz sahiplerince rızaya dayanarak yola terk edilmeyen yerlerin kamunun eline geçişinin sağlanabilmesi kamulaştırma, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi usuller ile sağlanabilmektedir.
24. Anayasa Mahkemesinin 22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun, köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlalarının köy veya belediye namına tescil olunmasını öngören 21’inci maddesine ilişkin olarak verilen 12/1/2012 tarihli ve E.2011/23, K.2012/3 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “Diğer taraftan kamu malları devletin mülkiyeti altındadır. İtiraz yoluna başvuran mahkeme her ne kadar yolların kaynağı itibariyle özel mülkiyet konusu taşınmaz olma ihtimalini dikkate alarak malik tarafından rızaen yola terk edilen alanların idarenin bir kararı ile yol olmaktan çıkarılarak idarenin özel malı haline getirilmesinin Anayasanın 35’inci maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüşse de, yollar kaynağı itibariyle özel mülkiyetteki taşınmazlara dayansa bile bunlar çeşitli usullerle kamu malı haline getirilmiş olabilirler. Kamulaştırma, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi usuller özel mülkiyetteki taşınmazların yol yapılmasında başvurulacak temel usullerdir. Bu hallerde malik taşınmazın karşılığını ya kamulaştırma bedeli, tazminat ya da geri kalan taşınmazlarının değer artışı yoluyla elde etmiş ve taşınmazın mülkiyeti kamuya geçmiştir. Malikin rızasıyla yola terk etmesi de kaynaklardan birisi olmakla birlikte bu durumda bir bağışlama söz konusu olup hukukumuzda bağışlamanın şarta bağlı olarak yapılması mümkündür. Eğer malik bağışladığı taşınmazın yol dışında başka bir amaç için kullanılmasını istemiyorsa şarta bağlı bağışlama yapma imkânına sahiptir. Bu yönüyle itiraz konusu kuralın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği söylenemez.” 25. Danıştay Altıncı Dairesi 15/12/2010 tarihli ve E:2008/4170, K:2010/11384 sayılı Kararında; “…kamusal bir alan olan yol alanının kamunun eline geçişi imar planı uyarınca parselasyon ya da kamulaştırma yoluyla mümkün olup, uyuşmazlıkta davalı belediye tarafından bu amacı gerçekleştirmek üzere davacının ruhsat talebinin bedelsiz olarak yola terk koşuluna bağlanmak suretiyle reddedilmesine ilişkin belediye encümen kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” şeklinde, 22/11/2010 tarihli ve
E:2009/543 K:2010/10427 sayılı Kararında; “…imar planlarında yol, otopark, yeşil alan gibi kamu hizmetine ayrılan yerlerin kamu eline geçmesini sağlamak için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci maddesinde belirtilen düzenleme ortaklık payı alma usulü ile 2942 sayılı Kanun’da belirtilen kamulaştırma yolunun öngörüldüğü açık olduğundan, davacının ruhsat başvurusunun 3194 sayılı İmar
Kanunu’nun 15’inci maddesine göre yola terk işlemi yapıldıktan sonra mümkün olacağı gerekçesiyle reddine ilişkin işlemin iptaline…” şeklinde, 05/11/2013 tarihli ve E: 2012/1904, K: 2013/6299 sayılı
Kararında; yollar kaynağı itibariyle özel mülkiyetteki taşınmazlara dayansa bile bunlar çeşitli usullerle kamu malı haline getirilmiş olabilirler. Kamulaştırma, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi usuller özel mülkiyetteki taşınmazların yol yapılmasında başvurulacak temel usullerdir. Bu hallerde malik taşınmazın karşılığını ya kamulaştırma bedeli, tazminat ya da geri kalan taşınmazlarının değer artışı yoluyla elde etmiş ve taşınmazın mülkiyeti kamuya geçmiştir. Malikin rızasıyla yola terk etmesi de kaynaklardan birisi olmakla birlikte bu durumda bir bağışlama söz konusu olup hukukumuzda bağışlamanın şarta bağlı olarak yapılması mümkündür. Eğer malik bağışladığı taşınmazın yol dışında başka bir amaç için kullanılmasını istemiyorsa şarta bağlı bağışlama yapma imkânına sahiptir.” şeklinde belirtmiştir.
26. Yargısal içtihatlar incelendiğinde bedelsiz terk, yola terk, kamu terki gibi isimlerle tanımlanan uygulamanın genel olarak “taşınmazın bir bölümünün yapı izni karşılığında bedelsiz terk edilmesi” durumlarında ortaya çıktığı, mal sahibinin parselinde yapılaşmaya gidebilmesi için, imar planında yol veya kamu hizmetleri için gösterilmiş kısmı terk etmesinin gündeme gelebildiği örneklerle karşılaşılmaktadır. Bu örneklerde bedelsiz terk bir tür yapı yapma izni karşılığında ortaya çıkmaktadır. Taşınmazın bir bölümünün yapı izni karşılığında bedelsiz terk edilmesi halinde malik, yapı izni alabilmek için idarenin şart koştuğu şeyi yerine getirerek taşınmazında imar planıyla kamu hizmet ve tesisine ayrılan yerden bedelsiz olarak vazgeçmekte ve buna açıkça rıza göstermektedir.
Malikin muvafakati ile kamu hizmeti ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacak ve bu alanın karşılığı istenemeyecektir.
27. Doktrinde bu husus eleştirilmekte, imar planı uygulamasında malikin yapı izni talep etmesi halinde karşılığında taşınmazının bir bölümünü bedelsiz terk etmesi mülkiyet hakkının Anayasa’nın 35’inci maddesi kapsamında sınırlanmasının ötesinde mülkiyet hakkının ihlaline yol açan bir durum olarak görülmektedir. (Kutlu Gürsel Meltem, Kamulaştırma Hukuku, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2012. s.
407.) Aynı şekilde yargısal içtihatlarda ruhsat verilmesinin bedelsiz terk yapılmasına bağlandığı durumlar ile bedelsiz terk edilen yerin terkin amacı dışında kullanıldığı durumlarda mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmektedir (Anayasa Mahkemesinin, B. No: 2016/3592, 29/05/2019, B.
No:2014/11994, 09/03/2017 Kararları, Danıştay Altıncı Dairesi 15/12/2010, E:2008/4170, K:2010/11384 ve 22/11/2010, E:2009/543 K:2010/10427 Kararları).
28. 02/03/2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından kamuoyuna açıklanmış olan ve 30/04/2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2021/9 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanması sürecinde tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşların, görev ve sorumluluklarını Uygulama Takvimi çerçevesinde
ve hassasiyetle yerine getirilmesi” şeklinde talimatlandırılan İnsan Hakları Eylem Planının “3. Amaç:
Hukuki Öngörülebilirlik Ve Şeffaflık” başlığı altında; “Bu amaç altında ortaya konulan hedefler öncelikle idari usulleri ve bürokratik süreçleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda, idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir.” şeklinde belirtilerek “İdarenin İş ve İşlemlerinde Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflığın
Güçlendirilmesi” hedefler arasında sayılmış, “İyi Yönetim” başlığı altında “kamu hizmetlerinin erişilebilir, hesap verilebilir, eşit, şeffaf ve adil bir şekilde sunulması da hedeflenmektedir. Böylece, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin standartlar yükseltilecek, bunun doğal sonucu olarak demokrasinin vatandaş memnuniyeti odaklı güçlenme süreci yeni bir ivme kazanacaktır. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.9)” şeklinde, “Mülkiyet Hakkı” başlığı altında “Ayrıca, mülkiyet hakkının imar uygulamaları ve parselasyon işlemleri esnasında daha etkin bir şekilde korunması amacıyla faaliyetler öngörülmüş ve şeffaflık, hesap verilebilirlik ve objektiflik ilkeleri çerçevesinde uygulama birliğinin sağlanması hedeflenmiştir. (İnsan
Hakları Eylem Planı, s.83)” şeklinde belirtilmiş, “Kamulaştırma Uygulamalarından Kaynaklı Mülkiyet
Hakkı İhlallerinin Önlenmesi” başlığı altında “c. Kamulaştırmada “kamu yararı” kararının açık, öngörülebilir ve anlaşılabilir bir şekilde verilmesine yönelik tedbirler alınacaktır. d. Kamulaştırmasız el atma gibi mülkiyet hakkına yönelik mevzuat ya da uygulamadan kaynaklı müdahalelere karşı valilikler nezdinde idari bir başvuru yolu getirilecek ve kusuru bulunan kamu görevlilerine idari yaptırım uygulanacaktır. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.85)” şeklinde, “Belediye İmar Uygulamalarından
Kaynaklı Mülkiyet Hakkı İhlallerinin Önlenmesi” başlığı altında “Düzenleme ortaklık payı ve bedelsiz terk uygulamaları bakımından şeffaflık, hesap verilebilirlik ve objektiflik ilkeleri çerçevesinde uygulama birliği sağlanacaktır. İmar planı izleme ve denetleme sistemi oluşturulacak ve böylelikle parselasyon işlemlerine ilişkin İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi uygulamasından kaynaklı olarak vatandaşların yaşadığı mağduriyetler giderilecektir. Hukuki öngörülebilirlik ve belirliliğin güçlendirilmesi için imar planlarındaki değişikliklerden kaynaklı uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla gerekli tedbirler alınacaktır. İmar planlarında, kamu hizmetine tahsis amacıyla mülkiyet hakkına getirilen sınırlandırmalar ile hukuki el atmadan kaynaklı mağduriyetler giderilecektir. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.87)” şeklinde belirtilmiştir.
29. Söz konusu Planda belirtilen hususlar devletimizin iş ve işlemlerinde idarelerin davranış usulünü ve mülkiyet hakkına, kamulaştırma uygulamalarına, düzenleme ortaklık payı ve bedelsiz terk uygulamalarına yönelik vatandaş odaklı bakış açısını ve yol haritasını göstermekle birlikte 2021/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile de idareler tarafından dikkate alınma ve uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır.
30. Anayasada, Devletin temel amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olarak sayılmış, 56’ncı maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir.
31. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’nci maddesinde, büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yolların, meydanların, bulvarların, caddelerin ve ana yolların yapımının büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunduğu, kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmanın ise ilçe belediyesinin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunduğu, 5393 sayılı Belediye
Kanunu’nun 14’üncü maddesinde ise imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı hizmetlerini yapma ile çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans hizmetlerini yapma veya yaptırmanın belediyenin görev ve sorumluluğu olduğu hükmüne yer verildiği anlaşılmaktadır.
32. Sağlık hizmetlerinin ulaştırılması, çöplerin toplanması, fosseptiklerin temizlenmesi, itfaiye aracılığıyla yangınların söndürülmesi ve bunlara ilişkin hizmetlerin belediyeler tarafından verilmesi ve ulaştırılması için gerekli tedbirlerin alınması ve düzenlemelerin yapılması zorunlu hizmetlerdendir. Kamu düzeninin unsurlarından olan dirlik, esenlik, kamu sağlığı gereği bu Anayasal kamu hizmetlerinin idare tarafından kurulması ve icrası zorunlu olup, bu kamu hizmetlerinin gereği gibi sunulmaması karşısında oluşacak hak ihlalleri ve zararlardan idarenin sorumluluğunun doğacağı kuşkusuzdur. Yine kamu hizmetinin temel ilkelerinden olan süreklilik ilkesi gereği kamu hizmetlerinin devamlı ve düzenli bir şekilde yürütülmesi zorunludur.
33. Toplumsal yaşamın zorunlu gereksinmelerini karşılayan hizmetler, nitelikleri gereği kamu hizmeti olarak görülmüştür. Düzenlilik ve süreklilik kamu hizmetinin önemli öğelerinden birini oluşturmuştur.
Çünkü, bunun yokluğu toplum yaşamını altüst eder. Bir kamu hizmeti, ülke çapında, tüm halkın gereksinmesine yanıt verebileceği gibi; belli bir yörede belli bir topluluğun gereksinmesini de karşılayabilir. Başka bir anlatımla, hizmetin ülkesel, yöresel veya toplumun bir kesimi için söz konusu olması onun kamu hizmeti olma niteliğini etkilemez. (Anayasa Mahkemesi Kararı, E: 1994/43, K:1994/422, 09/12/1994).
34. Somut olayda şikâyete muhatap Şile Belediye Başkanlığından 10/12/2020 tarihli ve S.20.
sayılı yazımızla şikâyet konusuna ilişkin bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, konuya ilişkin yapacakları açıklamalara ilişkin sorulara ek olarak “Şikâyete konu alanla ilgili değerlendirmeye esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin; söz konusu alanın imar planı, plan notları, parselasyon planı, alanda tespit edilen hususlar, fotoğraf, video, teknik rapor vb. bilgi ve belgelerin onaylı bir örneğinin Kurumumuza gönderilmesi, yolun imar planlarına uygun olup olmadığının, bahse konu sokakların bağlantısını gösteren krokinin, söz konusu yerdeki yolun mevcut durumunun ne olduğuna ilişkin bilgi ve belgelerin (fotoğraf video vb.), söz konusu yolun yer bilgilerini gösteren bilgi ve belgelerin (harita, kroki vb. üzerinde, yol yapılması istenen yerlerinin gösterilmesi) onaylı bir örneğinin Kurumumuza gönderilmesi”, “Şikâyete konu alanda yol yapılmasının gerekip gerekmediği, gerekmekte ise bugüne kadar yapılmama nedeni, bugüne kadar yapılan iş ve işlemlerin neler olduğu, talep kapsamında hangi iş ve işlemlerin yapılması gerektiğine ilişkin açıklamalar ve varsa konuyla ilgili bilgi ve belgelerin onaylı bir örneğinin Kurumumuza gönderilmesi”, “Kamu terkinin yapılması hususunda şikâyetçi ve ilgililerle görüşme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ilgililer tarafından ne şekilde cevap verildiği”, “Kamuya terk haricinde şikâyet konusunun
çözümü için mevzuat kapsamında hangi yolların izlenebileceği, bu yolların İdareniz tarafından yerine getirilip getirilmediği, İdareniz tarafından bugüne kadar hangi çözüm yollarının izlendiği”, “İlgili taşınmaza yangın ve acil durumlarda ambulans ve sağlık hizmetlerinin götürülmesinin mümkün olup olmadığı, söz konusu durumlara yönelik almış olduğunuz bir tedbir bulunup bulunmadığı”, “Belediyenizin itfaiye araçlarının, çöp arabalarının ve diğer hizmet araçlarının şikâyete konu yere ulaşımının sağlanıp sağlanamadığı” hususlarına yönelik bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
35. Şile Belediye Başkanlığı tarafından 2 no.lu paragrafta belirtilen açıklamalara yer verilmesi ve yukarıda yer verilen soruların cevapsız bırakılması üzerine Kurumumuz tarafından 02/03/2021 tarihli ve S.21 sayılı tekit yazısı ile bahse konu sorulara cevap verilmediği ve konuya ilişkin talep edilen bilgi, belge ve açıklamaların yapılmadığı hatırlatılarak bilgi ve belge talebimiz tekrarlanmıştır. Bunun üzerine Şile Belediye Başkanlığı tarafından 3 no.lu paragrafta belirtilen açıklamalara yer verildiği ve talep edilen bilgi ve belgelerin gönderilmediği anlaşılmıştır.
36. Şikâyetçi vekili ise evlerinin bulunduğu Sokağın Caddesi girişinin kapalı olduğunu, evlerine olan ulaşımın Sokaktan Sokağa bağlanan daha uzun olan yol aracılığıyla yapıldığını, bu yoldan Sokağa girişin oldukça dar olduğunu, geniş veya uzun araçların girişinin mümkün olmadığını, iş makinası, itfaiye, ambulans, vidanjör, çöp arabası gibi araçların sokağa giriş yapamadığını belirtmektedir.
37. Dosya kapsamında yapılan incelemede şikâyetin çözümü için mahallinde keşif yapılması ile özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulduğu anlaşılmış olup, Şehir Plancısı bilirkişi olarak görevlendirilmiştir.
11/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; “…söz konusu parsellerin bulunduğu bölge 22/01/2018 tasdik tarihli Şile İlçesi, Mahallesine İlişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde; 2
Mahallesi E: , Y ada parsel no.lu, 60.537,18 m alanlı, Tarla Vasıflı taşınmaz bir kısmı E:0.20,
2 katlı Konut alanı, bir kısım Park Alanı, Sosyal Tesis Alanı ve Yol olarak; E: , Y: ada Parsel
2 no.lu, 1990 m alanlı, Tarla vasıflı taşınmaz ise bir kısmı E:0.20, 2 katlı Konut alanı ve bir kısmı Yol olarak;
2
Mahallesi ada parsel no.lu 7.700 m alanlı Tarla vasıflı taşınmaz bir kısmı E:0.20, 2 katlı Konut alanı, bir kısım Park Alanı ve Yol olarak planlanmıştır.
Şikâyete konu bölgede şikâyet sahiplerinin yapılaşmaları, hisseli parsel üzerinde dönemin gerekli yapılaşma koşulları sağlanmadan, hisseli yapılaşma izinleri elde edilmeden, fen ve sağlık koşulları gözetilmeden yapılmış olup, manevra sahasının dar olması sebebiyle bahsettikleri ’ın kendi bulundukları parsel içerisinde bulunan site içi yol görevi gördüğü unutulmamalıdır. Sokak ismi kazanmış olsa dahi, eski parsel no.lu taşınmazın, kamu terklerinin yapılmadığı ve cins değişikliği işlemlerinin yapılmadığı görülmektedir.
Her ne kadar dönemsel Af ve İmar Barışı gibi Geçici kanun düzenlemelerinden faydalanılsa da, İmar
Barışı olarak adlandırılan 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16’ncı maddeyle, imar düzenine aykırı yapıların “Yapı Kayıt Belgesi” ile kayıt altına alınması sağlanmıştır. Fakat söz konusu affın 2.
aşaması olan kamu terkleri ve cins değişikliği işlemi şikâyetçilere ait olan parselde de sağlanmamıştır.
Bu sebeple meri imar planı hükümlerinde belirlenen 7 metre en kesitli yolun kullanıma fiziki olarak açılamaması ve söz konusu şikâyetlerin oluştuğu görülmektedir.
Mevcut durumda Zühre Sokak’ın büyük bir kısmı, E: sayılı parsel içerisinde kalmakta olup, Sokak ile birleşme güzergâhı imar planında 7 metrelik genişlikle sağlanmıştır. Yolu açamamak parsel sahiplerinin bir araya gelerek kamu terklerini yapmamasından kaynaklanmaktadır.
Talep konusu olan, yol – alt yapı ayrıca diğer ulaşım hizmetleri, itfaiye erişimi, fosseptik sorunu, kanalizasyon bağlanamaması, doğalgaz alt yapısının sağlanamaması gibi sorunlar hisseli parsel yapının birlikte hareket ederek, rızaen kamu terklerini (3194 sayılı İmar Kanunu 15 -16. maddeleri) yapamayışı sebebiyle ortaya çıkmaktadır.
Genel sorunların çözüme kavuşturulması sebebiyle, şikâyet sahipleri E: parsel ve E: parselden geçen Sokak – Caddesi bağlantısının açılmasını talep etmektedir.
Yukarıda bahsi geçen parsellerin her biri meri imar planında imarlı olsalar da, tapu kayıtlarında Tarla vasıflı olarak anılmaktadır. Her hangi bir imar düzenlemesi görmedikleri, rızaya binaen veya kamu yoluyla parsellerinden kamusal terklerin yapılmadığı görülmektedir.
Mezkûr parsellerin brüt parsel yapısı devam ettiği için Meri İmar Planının arazide aplikasyonu gerçekleşememektedir. Bunun çözümü için birkaç yöntem bulunmaktadır.
1- İlgili idarenin talebe cevaben yazdığı yazıda olduğu gibi ve günümüze kadar gerçekleşmemiş olan, rızaya binaen parsel sahiplerinin terkleri yapması gerekliliği, 2- Arazi Ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’in 9’uncu maddesinin “10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/07/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/07/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.” uyarınca düzenleme ortaklık paylarının eşit oranlarda uygulanarak, kamusal terkler sağlanmış olacaktır.
3- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ilgili 7’nci maddesi doğrultusunda, şikâyete konu olan parsellerin gerçekleştirmedikleri terklerinin, fiili yola denk gelen kısımlarının kamulaştırılmasıdır.
Bu alternatifler arasında en adil olanı; Düzenleme Ortaklık Payıdır.
3194 sayılı İmar Kanunu 18’inci maddesi: İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri
malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
Şikâyet konusu İstanbul İli, Şile İlçesi, Mahallesi E: – ve parsel sayılı Tarla
Nitelikli taşınmazların Kadastro parseli halinde bulunduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu 15 ve 16’ncı maddelere göre kamu terklerini yapmadığı, söz konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 3194 sayılı
İmar Kanunu’nun 18’inci maddesine dayalı parselasyon planının uygulanmadığı görülmüştür.
Bölgede 18’inci madde uygulaması yapılabilmesi için meri planların karar tarihi itibariyle 5 yıllık parselasyon planlarının ilgili belediyesi tarafından hazırlanması esastır.
Bunlara ek olarak ilgili kanun ve yönetmelik maksimum kamu terki oranı yüzde kırkbeş olarak belirlenmiş olsa da, meri imar planı hükümlerinin dava konusu parsele isabet eden alanda toplam DOP oranının hazırlanacak parselasyon planı ve raporunda belirlenmesi esastır.
3194 sayılı İmar Kanunu ve Arazi-Arsa Düzenlemeleri Hakkındaki Yönetmelik hükümlerince bu payın
alınabilmesi bölgede geçmiş dönem uygulamalarında kamuya terk edilen toplam DOP alanlarının hesaplanması, ilgili parselin terk oranlarının kök parsele dönülerek hesaplanması ve kalan bakiye DOP alanının bölgedeki parsel sahiplerinden oransal olarak eşit olarak alınması gereklidir.
Şikâyet konusu parselin bulunduğu alanda daha önce yapılmayan uygulamaların belirlenerek bu hükümler doğrultusunda DOP kesintisi yapılması veya bedele çevrilmesi isabet olacaktır.
Düzenlemeye tâbi tutulması gerektiği halde, 7’nci maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen istisnalardan dolayı İmar Kanununun 18’inci maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı hallerde veya 7’nci maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (ç) bentlerine istinaden İmar Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine göre ifraz, tevhit ve cins değişikliği yoluyla; imar planına uygun, müstakil ve inşaata elverişli hale getirilen parsellere inşaat ruhsatı verilebilir.
İlgili kanun ve yönetmelikten bahisle uygulamanın nasıl yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Tarafımca hazırlanan bu raporun genel sonucu 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili maddelerince, 22/02/2020 tarihli Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’te yer alan ilgili maddelere göre, “(2) 10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.” hükmü doğrultusunda düzenleme yapılması yıllara sari işlem olarak düşünülebilir. Mal sahipleri bu işlemi ilgili yönetmelik hükümlerince bireysel müracaatla, yapıp / yaptırıp idarenin onayına sunabilmektedir. Bu süreci kısaltan bir hamle olacaktır.
Şikâyete konu parseller ile çevredeki alternatif güzergahlarda da şahıs mülkiyetinden geçen imar ve fiili yollar söz konusudur. Açılması düşünülen her güzergahın imar yolu güzergahını takip etmesi gerekir.
Kestirme yol düşüncesiyle yapılan talepler, diğer mal sahipleri için hak kaybına sebebiyet verecektir. Alt yapı sorunu, imar yolu açılması veya o yoldan geçit hakkı ve mecra hakkı elde edilmesi ile çözüme kavuşacaktır.
En kısa ve masraflı olan çözüm kamulaştırma seçeneğidir.” şeklinde belirtilmiştir.
38. Somut olayda dosya kapsamında yapılan incelemede; şikâyete konu bölgede şikâyet sahiplerinin yapılaşmalarının gerekli yapılaşma koşulları sağlanmadan, hisseli yapılaşma izinleri elde edilmeden, fen ve sağlık koşulları gözetilmeden yapıldığı, İmar Barışı olarak adlandırılan 3194 sayılı İmar
Kanunu’na eklenen Geçici 16’ncı maddeyle, imar düzenine aykırı yapıların “Yapı Kayıt Belgesi” ile kayıt altına alınmasının sağlandığı, 38.1. Sokak’ın kendi bulundukları parsel içerisinde bulunan site içi yol görevi gördüğü, Sokak ismi kazanmış olsa dahi, eski parsel no.lu taşınmazın, kamu terklerinin yapılmadığı ve cins değişikliği işlemlerinin yapılmadığı, Sokak’ın Dinçer Sokak ile birleşme güzergâhının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 7,00 metre genişliğinde imar yolu olarak tahsis edildiği, yol, alt yapı, itfaiye erişimi, fosseptik sorunu, kanalizasyon bağlanamaması, doğalgaz alt yapısının sağlanamaması gibi sorunların parsel sahiplerinin bir araya gelerek kamu terklerini yapmamasından kaynaklandığı,
38.2. Şikâyet konusu İstanbul ili, Şile ilçesi, Mahallesi E: – ve parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazların kadastro parseli halinde bulunduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu 15 ve 16’ncı maddelere göre kamu terklerinin yapılmadığı, söz konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci maddesine dayalı parselasyon planının uygulanmadığı, bölgede 18’inci madde uygulaması yapılabilmesi için meri planların karar tarihi itibariyle 5 yıllık parselasyon planlarının Belediye tarafından hazırlanmasının esas olduğu, 38.3. Bilirkişi raporunda çözüm yöntemlerinin; rızaya binaen parsel sahiplerinin terkleri yapması, düzenleme ortaklık payı uygulaması, kamulaştırma yapılması olduğu, bu alternatifler arasında en adil olanının Düzenleme Ortaklık Payı ayrılması olduğunun, şikâyet konusu parselin bulunduğu alanda daha önce yapılmayan uygulamaların belirlenerek DOP kesintisi yapılmasının veya bedele çevrilmesinin isabet olacağının belirtildiği, 38.4. Şikâyetçilerin Sokak – Caddesi bağlantısının açılması talebinde bulundukları, şikâyete konu parseller ile çevredeki alternatif güzergahlarda da şahıs mülkiyetinden geçen imar ve fiili yolların söz konusu olduğu, kestirme yol düşüncesiyle yapılan taleplerin diğer mal sahipleri için hak kaybına sebebiyet vereceğinin, alt yapı sorununun imar yolu açılması veya o yoldan geçit hakkı ve mecra hakkı elde edilmesi ile çözüme kavuşacağının, en kısa ve masraflı olan çözümün kamulaştırma seçeneği olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği anlaşılmıştır.
39. Türk Medeni Kanununun 715’inci ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun “Kamu malları” başlıklı 16/B maddeleri gereğince yollar kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı yerlerdendir (Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli ve E: 2016/18461, K: 2020/6557 sayılı Kararı). Yollar başta yola cephesi bulunan mülkiyet sahipleri tarafından kullanılmakla birlikte kamunun yararlanmasına tahsis edilme özelliği ile kamunun geneli tarafından kullanılma özelliğine sahiptir ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
40. 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı yapılan şikâyete konu bölgede 3194 sayılı İmar Kanunu 18’inci maddesine göre imar uygulamasının gerçekleştirilmesi hususunun da dosya kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere; kentsel arazilerin ve bu yerlerdeki yapılaşmaların, plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun oluşumunu sağlamak amacıyla, imar planıyla belirtilen kullanım biçimlerine uygun hale getirilmesi için arsa ve arazi düzenlemesi, ifraz, tevhid, kamulaştırma ve sınır düzeltmeleri şeklinde imar uygulamaları yapılması gerekmektedir. 3194 sayılı İmar Yasasının 18’inci maddesine göre; belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile bu sınırlar dışında ise valilikler il özel idaresinin kararı ile binalı ve binasız arsa ve arazileri, maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın; birbirleriyle, yol fazlalıklarıyla, kamu kurumlarına ait yerlerle veya belediyelere ait yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar plânına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil ettirmeye yetkilidir.
Belediye ya da il özel idaresi ancak İmar Kanunu 18’inci madde uygulaması yapıyorsa resen yetkilidir. Onun dışında yapılacak işlemler talebe bağlı olmalıdır. Bir yerde daha önce İmar Kanunu 18’inci madde uygulaması yapılmış olduğu durumlarda yeni bir plân tadilatı gereği olarak yola terk söz konusu olursa yine ilgilisinin talebi gerekir. İlgili kurum ancak ikinci bir 18 uygulaması yapıyorsa, o zaman resen yetki kullanabilir. 18’inci Madde Uygulama Yönetmeliğinin 5/3 maddesi; “Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz” hükmündedir. Ada içindeki parsellerden bazılarının ifraz ya da tevhide tabi tutulmasının 18’inci madde gereğince resen değil, ilgililerinin talebi üzerine 15 ve 16’ncı maddeler gereğince yapılması gerekir. (Kamu Denetçiliği
Kurumunun 09/08/2019 tarihli ve 2019/4010 Esas No.lu Kararı)
41. 3194 sayılı İmar Kanunu 10’uncu maddesine göre “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. …”
İmar Kanununun 18’inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “Düzenleme Sahalarının Tesbiti Esasları” başlıklı 5’inci maddesine göre
“Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında valilikler, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tesbit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetindedir. …” Diğer yandan mezkûr Yönetmeliğin
Uygulama Masrafının Tahsili” başlıklı 13’üncü maddesinde; “İmar planına ve beş yıllık imar uygulama programına dâhil olmak şartıyla düzenleme sahaları, mal sahiplerinin arsa payı oranı itibariyle çoğunluğun talebi üzerine de tesbit edilir. Bu takdirde, parselâsyon masrafları, talepte bulunan mal sahipleri tarafından karşılanır”, hükümleri dikkate alındığında şikâyete konu bölgede 1/1000 ölçekli
Uygulama İmar Planı tamamlanmasına rağmen, ilgili mevzuat hükümleri ile belirlenen süreler içerisinde planı tatbik etmeye yönelik imar programı hazırlanmamıştır. 3194 sayılı Kanunun 18’inci maddesine göre imar uygulaması yapılabilmesi için imar programlarının hazırlanması esastır.
42. Somut olayda 22/01/2018 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında 7,00 metre genişliğinde imar yolu olarak tahsis edildiği, ayrıca mahallinde yapılan keşifle de şikâyete konu yerde yola ihtiyaç duyulduğu bilirkişi raporundan anlaşılmakla birlikte, şikâyete konu bölgede şikâyet sahiplerinin yapılaşmalarının gerekli yapılaşma koşulları sağlanmadan, hisseli yapılaşma izinleri elde edilmeden, fen ve sağlık koşulları gözetilmeden yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Sokak’ın Sokak ile birleşme güzergâhına yönelik şikâyetlerin ve alt yapı, itfaiye erişimi, fosseptik sorunu, kanalizasyon bağlanamaması, doğalgaz alt yapısının sağlanamaması gibi sorunların parsel sahiplerinin bir araya gelerek kamu terklerini yapmamasından kaynaklandığı, dolayısıyla şikâyetçilerin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır.
43. Şikâyetçinin iddiaları, İdarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargı kararları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda şikâyetçilerin 41 no.lu paragrafta yer verilen sorumluluklarını yerine getirmediği anlaşılmakla birlikte, 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16’ncı madde kapsamında imar düzenine aykırı yapıların “Yapı Kayıt Belgesi” ile kayıt altına alınmasının sağlandığı, 43.1. Bilirkişi raporunun incelenmesinden ve Şile Belediye Başkanlığın çeşitli tarihlerde yazmış olduğu yazılardan yola ihtiyaç duyulduğunun kabul edildiğinin anlaşıldığı, 43.2. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca yoların yapım, bakım ve onarımının belediyelerin görevi olduğunun belirtildiği, 43.3. Yol talebine ilişkin konularda izlenecek usulün 3194 sayılı İmar Kanunu, 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelikte açık ve ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği, kamulaştırma yapılması, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi usullerin özel mülkiyetteki taşınmazların yol yapılmasında başvurulacak temel usuller olduğu, söz konusu hususun yukarıda yer verilen mahkeme kararlarında da belirtildiği, ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu 10’uncu maddesine göre Belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlama, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında
Yönetmelik uyarınca düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması sorumluluğunun bulunduğu,
43.4. Bilirkişi raporunda alternatifler arasında uygulanacak en adil çözümün Düzenleme Ortaklık
Payı olduğunun, şikâyet konusu parselin bulunduğu alanda daha önce yapılmayan uygulamaların belirlenerek bu hükümler doğrultusunda DOP kesintisi yapılmasının veya bedele çevrilmesinin isabetli olacağının belirtildiği, 43.5. Şikâyetçilerin Sokak – Caddesi bağlantısının açılması talebinde bulundukları; şikâyete konu parseller ile çevredeki alternatif güzergâhlarda da şahıs mülkiyetinden geçen imar ve fiili yolların söz konusu olduğunun, kestirme yol düşüncesiyle yapılan taleplerin diğer mal sahipleri için hak kaybına sebebiyet vereceğinin, alt yapı sorununun imar yolu açılması veya o yoldan geçit hakkı ve mecra hakkı elde edilmesi ile çözüme kavuşacağının, en kısa ve masraflı olan çözümün kamulaştırma seçeneği olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiğinin anlaşıldığı, 43.6. Açıklanan gerekçelerle; İdarenin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı
Belediye Kanununda belirtilen görev ve yetkisini, 3194 sayılı İmar Kanunu, 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelikte belirtilen usullere uygun olarak, şikâyet konusu talebin yerine getirilmesi ile mülkiyetleri etkilenecek olan üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasına sebep olunmayacak şekilde yerine getirmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 44. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde Kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak Kurumumuzun mevzuatı uyarınca şikâyet konusunu gereği gibi inceleyerek kanaate ulaşmasını sağlayacak bilgi ve belgelerin Şile Belediye Başkanlığı tarafından Kurumumuzla paylaşılmadığı, sorulan soruların 02/03/2021 tarihli ve S.21.5421 sayılı tekit yazısına rağmen yanıtsız bırakıldığı, böylece “kanunlara uygunluk”, “şeffaflık”, “hesap verebilirlik”, ve ”kararların gerekçeli olması” ilkelerine uyulmadığı, ayrıca başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden idarenin bundan böyle bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
45. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYET BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; İdarenin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanununda belirtilen görev ve yetkisini, 3194 sayılı İmar Kanunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, Arazi ve Arsa
Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelikte belirtilen usullere uygun olarak, şikâyet konusu talebin yerine getirilmesi ile mülkiyetleri etkilenecek olan üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasına sebep olunmayacak şekilde yerine getirmesi için gerekli işlemin tesis edilmesi hususunda ŞİLE BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, ŞİKÂYETÇİYE ve ŞİLE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi