|
ÖZET: Başvuru, Uşak Merkez Mahallesi’nde bulunan 12.000 metrekarelik taşınmazın müvekkili tarafından 1991 yılında satın alınarak inşa edilen binanın imar uygulamaları sırasında göz ardı edilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, Uşak Belediyesi’ne yaptığı başvuruda, binanın imar içinde olduğu ve belediye hizmetlerinden yararlanabileceği bilgisini almış, buna dayanarak elektrik ve su aboneliği almış, ayrıca vergilerini düzenli olarak ödemiştir. Ancak, belediyenin imar uygulamaları sırasında müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek, hatanın düzeltilmesi ve yeniden imar yapılmasını talep etmiştir.
Uşak Belediyesi, başvuruya verdiği yanıtta, imar uygulamalarının uzun bir süreç olduğunu ve mevcut yapının kaçak olarak inşa edildiğini ifade etmiştir. İmar uygulaması sırasında yapılan ölçümlerde, şikayetçiye ait binanın kayıtlarda yer almadığı belirtilmiş, dolayısıyla başvuranın talebinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Uşak Belediye Encümeni, 24/06/2022 tarihli kararıyla başvuruyu reddetmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespit etmemiş ve başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuranın, Uşak İdare Mahkemesi’nde dava açma hakkı bulunmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/221-S.23.354
BAŞVURU NO : 2022/10362
KARAR TARİHİ : 06/01/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : UŞAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Müvekkilin maliki olduğu evin ada parsel olarak özel
BAŞVURUNUN KONUSU :
parselasyona tabi tutularak tekrar imar yapılması talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 25/07/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi vekili tarafından Kurumumuza verilen dilekçede özetle; müvekkili
Uşak Merkez Mahallesi Ada ve parselde yer alan 12.000 metrekare taşınmazın 200/12.000 hissesini 06/11/1991 tarihinde satın aldığını, satın almış olduğu bu arazi üzerine bina inşa ettiğini ve Uşak Belediyesine bu binanın belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin bir dilekçe ile başvurduğunu, Uşak Belediyesi tarafından binanın imar içi olduğu bu sebeple belediye hizmetlerinden yararlanabileceğine ilişkin cevap gönderildiğini, bu bilgilendirme üzerine müvekkilinin elektrik, su aboneliği aldığını ve söz konusu binaya ilişkin emlak ve bina vergisini düzenli olarak yatırdığını, Uşak Belediye Başkanlığı imar uygulamaları kapsamında binanın da içinde bulunduğu ada parsel için ada ve 10 oluşturduğunu, yapılan imar uygulamaları aşamasında müvekkilinin sahip olduğu binanın göz ardı edildiğini, müvekkile arazi hissesi olarak ada parselde / hisse verildiğinin, müvekkile ait evin ada parselde kaldığının görüldüğünü, belediyenin hatalı işlem sonucu müvekkile ait yapının başkasına ait arazide kaldığını, bu durumun müvekkilin mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiğini, söz konusu işlemin düzeltilmesi için Uşak Belediyesi Başkanlığına yapılan başvurunun, Uşak Belediye Encümeninin 24/06/2022 tarih ve / sayılı kararı ile reddedildiğini, imar uygulamaları yapılırken mevcut yapıların korunacağı prensibinin göz ardı edilmesi nedeniyle müvekkilinin zor durumda bırakıldığını ifade ve iddia ederek, yapılan bu hatanın düzeltilerek müvekkilin maliki olduğu
evin ada parsel olarak özel parselasyona tabi tutularak tekrar imar yapılmasını ve söz konusu hatanın düzeltilmesini talep etmektedir.
II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 01/09/2022 tarih ve S. sayılı yazımız ile bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup,
2.1. Uşak Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Kaçak İnşaat Takip Şefliği’nden alınan 05/09/2022 tarih ve E- – – sayılı yazıda özetle, “Belediyemiz arşiv kayıtlarında
Mah. ada parsel için kaçak yapılaşma ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.”, açıklamasına yer verilmiştir.
2.2. Uşak Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğü İmar Uygulama Şefliği’nden alınan 08/09/2022 tarih ve E- – – sayılı yazıda özetle; “ İlgi yazınıza konu olan ve vekili Av. ın idaremize sunduğu dilekçeleri ve cevabi yazılarımız kronolojik olarak;
14.03.2022 tarihli idaremize vermiş olduğu dilekçesi (ek-1), dilekçesine verilen
15.03.2022 tarih sayılı cevabi yazımız (ek-2-3), vekilinin 16.06.2022 tarihli başvuru dilekçesi (ek-
4), konu hakkında Belediye Encümenine sunulan 21.06.2022 tarih sayılı Müdürlük yazımız (ek-5), Belediye Encümeninin 24.06.2022 tarih 399 kararı (ek-6), vekilinin başvuru dilekçesine 04.07.2022 tarih sayılı cevabi yazımız (ek-7), tebligat verileri (ek-8-9) yazımız ekinde sunulmuştur.
Yukarıda belirtilen yazışmalardan anlaşılacağı üzere davacı ile vekilinin başvurusuna istinaden yeni bir uygulama yapılması hukuken mümkün olmamıştır. Şöyle ki bina sahibince şifaen verilen bilgiye göre; uygulama tescilinden sonra binası ile ilgili herhangi uygulama talebinin olmadığı, söz konusu binasının yıkımına ilişkin açılmış dava sonucu girişimlerde bulunduğu, binasının yıkımına ilişkin verilmiş bir mahkeme kararının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dostane çözüm aşaması olarak idaremizce herhangi bir işlem tesis etmek mümkün olmamakta olup, binasının bulunduğu parsel maliki ile aralarında anlaşarak çözüme kavuşacağı açıktır.
1- Şikayetçi vekilinin yazınızda özetlenen iddiaları ve buna ilişkin mezkur talebi Belediye Encümeninin
24.06.2022 tarih sayılı kararı reddedilmiş olup, bu durum talep sahibine tebliğ edilmiştir. Ayrıca bina
sahibi ile parsel malikleri arasında sonuçlanan dava bulunması nedenleriyle idaremizce yapılması planlanan bir işlem bulunmamaktadır.
2- Bilindiği üzere imar uygulama çalışmaları uzun zaman alan işlemlerdir. Burada da imar uygulaması yapılması planlanan alan tespit edilmiş, uygulama sahası içinde kalan zemindeki fiili durumları arazide tespit edilerek ölçülmüş ve fiili durumlara göre de tahsis ve dağıtım işlemleri yapılmıştır. Söz konusu bina imar uygulamasının arazi ölçümlerinden sonraki zamanlarda kaçak olarak yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Uygulamanın tescilinin yapılmasına kadar geçen süreçte de bina sahibince tahsis ve dağıtım işleri ile ilgili herhangi bir başvurusuna rastlanılmamıştır. Yapılan imar uygulaması 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi ve yönetmelik hükümlerine göre yapılmaktadır. Burada Belediyenin bir hatası bulunmamaktadır.
3- İmar uygulaması esnasında zeminde bulunan tüm yapılar ölçülerek tescil işlem dosyasındaki röleve ölçü krokilerinde gösterilmektedir. Yapılan tüm incelemelerde röleve ölçü krokisinde de görüleceği üzere
şikayetçiye ait binanın zeminde bulunmadığı görülecektir. Söz konusu yapının idaremizin iskan biriminde herhangi bir yapı iznine rastlanılmamış olup, sonraki zamanlarda ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca o yıllardaki kaçak yapılara ilişkin herhangi bir işlem kaydına ulaşılamamaktadır.
4- Şikayetçi ve vekili ile kurumumuz arasında yapılan yazışmalar yukarıda açıklanan kronolojik sıra ile yazımız ekinde sunulmuştur.
5- Başvuru konusu idari işlemle ilgili olarak; yapılan imar uygulamasına ilişkin herhangi bir dava bulunmamaktadır. Ancak parsel maliki ile bina sahibi arasında olan dava ile ilgili müdahaleye konu binanın KAL’İNE ilişkin Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas / nolu kararı olduğu öğrenilmiştir. Burada idaremiz taraf olmadığından bu kararlara raporlarına idaremizce ulaşılamamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36. maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
6. 3194 sayılı İmar Kanununun,
6.1 “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan,
fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”;
6.2. “Tanımlar” başlıklı 5 inci maddesinde, “Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır.
Nazım İmar Planı; (Değişik tanım: 29.11.2018 – 7153 S.K/Madde 10) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır.
Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır…”,
6.3. “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde, “(Başlığı ile Birlikte
Değişik:29/11/2018-7153/11 md.) Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal
Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur.
İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır.
Mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedefler dikkate alınır.
Büyükşehirlerde 1/25.000 ölçekli nazım imar planının yapılmış olması, gerekli görülen bölgelerde 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarının yapılmasına engel teşkil etmez.”,
6.4. “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.”,
6.5. “İfraz ve tevhid” başlıklı 15’inci maddesinde, “(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılması esastır.
(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, ifraz ve tevhit işlemleri, parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda yapılabilir.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) Parselasyon planı tescil edilmiş yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin imar planlarına ve imar mevzuatına uygun olması şarttır.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanununda belirtilen merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yetkisi içindeki kamu yatırımlarında veya kamu mülkiyetine ait alanlarda, parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar ile koruma amaçlı imar planı bulunan alanlarda ve büyük bir kısmı uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan kısımlarında bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan hükümlerde belirtilen şartlar aranmaz.
(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) Mevcut hâliyle yapılaşmaya elverişli olmayan imar parsellerinde; maliklerden birinin talebi üzerine veya doğrudan, parsel maliklerine kendi aralarında anlaşmaları için yapacağı tebliğden itibaren üç ay içerisinde maliklerce anlaşma sağlanamaması hâlinde, resen tevhit ve fiilî duruma göre ifraz yoluyla işlem yapmaya ilgili idare yetkilidir.
İmar planlarında parsel cepheleri tayin edilmeyen yerlerde yapılacak ifrazların, asgari cephe genişlikleri ve büyüklükleri yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir.
İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez.”,
6.6. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18’inci maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya
kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.
…”,
6.7. “Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili” başlıklı 19’uncu maddesinde, “İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır. …”, 7. 5393 sayılı Belediye Kanununun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinin (c)
bendinde; “Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. …”,
8. İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin (Mülga), “İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki
Esaslar” başlıklı 10’uncu maddesinde, “ İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır, b) Plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır, c) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, İmar parselasyon plânları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir. ….”
hüküm ve açıklamalara yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Şikayetçi vekili, iş bu Kararın 1. Nolu paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verilen gerekçelere istinaden özetle; imar uygulamaları yapılırken mevcut yapıların korunacağı prensibinin göz ardı edilerek, 1991 yılında hisseli tapu alarak bina yapan müvekkiline imar uygulamasında arazi hissesi olarak başka bir parselden yer verilerek müvekkilinin zor durumda bırakıldığını ifade ve iddia ederek, müvekkilin maliki olduğu evin ada parsel olarak özel parselasyona tabi tutularak tekrar imar yapılmasını ve söz konusu hatanın düzeltilmesini talep etmektedir.
11. İdarenin cevap yazısı ekinde alınan, 24/06/2022 tarih ve / sayılı Uşak Belediyesi Encümen
Kararı’nda şikayet konusu ve buna ilişkin talep hakkındaki idari süreç ve alınan kararın aşağıdaki şekilde olduğu görülmüştür.
“İlgi) vekilinin 16.06.2022 tarihli dilekçesi.
Plan ve Proje Müdürlüğünün 21.06.2022 tarih ve 41280 sayılı yazısında, İlimiz
Merkez Mahallesi ada, nolu kadastral parselin içinde bulunduğu bölgede yapılan imar uygulaması sonucu binalarının bulunduğu ada nolu parsel yerine ada nolu parselde tahsis yapıldığını, hatanın düzeltilmesi için yeniden imar uygulaması yapılması talep edildiği bildirilerek
Encümence karar alınması istenildiğinden,
Encümenimizde yapılan görüşmelerde talep yazı ve ekleri incelenerek gereği düşünüldü, İlimiz Merkez
Mahallesi ada, nolu kadastral parselin içinde bulunduğu bölgede yapılan imar uygulaması sonucu binalarının bulunduğu ada nolu parsel yerine ada nolu parselde tahsis yapıldığını, hatanın düzeltilmesi için yeniden imar uygulaması yapılması talep edildiği, yapılan incelemede 1992-1993 yıllarında yapılan imar uygulaması esnasında tahsis dağıtım işlerinden önce arazide mevcut binaların ölçüldüğü, Dilekçede ait olduğu ifade edilen binanın daha sonra kaçak yapıldığının ve İmar uygulaması tescil edilinceye kadar olan süreçte de bina sahibi tarafından herhangi bir başvuruya rastlanılmadığının talep yazıdan anlaşıldığından, İlimiz Merkez
Mahallesi ada, nolu kadastral parselin içinde bulunduğu bölgede yapılan imar uygulaması sonucu binalarının bulunduğu ada nolu parsel yerine ada nolu parselde tahsis yapıldığı ile ilgili hatanın düzeltilmesi için yeniden imar uygulaması yapılması yönündeki talebinin reddine, gereği için karar örneğinin Plan ve Proje Müdürlüğüne gönderilmesine oy birliği ile karar verildi.”
12. İdarenin cevabi yazısında 2- Bilindiği üzere imar uygulama çalışmaları uzun zaman alan işlemlerdir.
Burada da imar uygulaması yapılması planlanan alan tespit edilmiş, uygulama sahası içinde kalan zemindeki fiili durumları arazide tespit edilerek ölçülmüş ve fiili durumlara göre de tahsis ve dağıtım işlemleri yapılmıştır. Söz konusu bina imar uygulamasının arazi ölçümlerinden sonraki zamanlarda kaçak olarak yapıldığı kanaatine varılmıştır. Uygulamanın tescilinin yapılmasına kadar geçen süreçte de bina sahibince tahsis ve dağıtım işleri ile ilgili herhangi bir başvurusuna rastlanılmamıştır. Yapılan imar uygulaması 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi ve yönetmelik hükümlerine göre yapılmaktadır.
Burada Belediyenin bir hatası bulunmamaktadır.
3- İmar uygulaması esnasında zeminde bulunan tüm yapılar ölçülerek tescil işlem dosyasındaki röleve ölçü krokilerinde gösterilmektedir. Yapılan tüm incelemelerde röleve ölçü krokisinde de görüleceği üzere şikayetçiye ait binanın zeminde bulunmadığı görülecektir. Söz konusu yapının idaremizin iskan biriminde herhangi bir yapı iznine rastlanılmamış olup, sonraki zamanlarda ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca o yıllardaki kaçak yapılara ilişkin herhangi bir işlem kaydına ulaşılamamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır.
12.1. İmar planlarının yasal mevzuat uyarınca askıya çıkarıldığı, itiraza tabi olduğu, süresi içinde yargıya başvurulabileceği açık olup, başvuru dosyasında 1991-1992 yıllarına dayanan imar işlemine karşın başvuran tarafından itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.
12.2. Ayrıca idarenin cevabi yazısında “Başvuru konusu idari işlemle ilgili olarak; yapılan imar uygulamasına ilişkin herhangi bir dava bulunmamaktadır. Ancak parsel maliki ile bina sahibi arasında olan dava ile ilgili müdahaleye konu binanın KAL’İNE ilişkin Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin /
Esas / nolu kararı olduğu öğrenilmiştir.” açıklamasına yer verildiği görülmüştür.
13. Başvuran vekili tarafından ek evrak olarak Kurumumuza sunulan T.C. Uşak 1. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 16/03/2017 tarihli E. / K. / sayılı kararında,
“ DAVA:
Davacı vekili mahkememize verdiği 05/07/2013 havale tarihli dava dilekçesiyle özetle, Uşak ili, ada parsel sayılı taşınmazın müvekkilleri ve ada parsel sayılı taşınmazın ise ait olduğunu, davalı tarafından söz konusu bu iki taşınmaza da tecavüz edecek şekilde ruhsatsız ve kaçak olarak bir katlı bina inşa edildiğini, söz konusu binanın inşası ile ilgili müvekkillerinden herhangi bir izin alınmadığını, bu konuda herhangi bir sözleşmeleri olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak işgal edildiğini, bu konu ile ilgili Uşak Belediye
Başkanlığına da başvuruda bulunulduğunu, şehircilik ve İmar Müdürlüğünün 02/05/2013 tarih 1707-3401 sayılı ( yapmış olduğu kaçak inşaat konulu yazı ile) söz konusu binanın ruhsatsız şekilde yapıldığının tespit edildiğini, kötü niyetli olarak yapılan ve mülkiyete tecavüz teşkil eden haksız yapının kal’i ve müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
YARGILAMA:
“…Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde Mahkememizin 15/05/2014 tarih esas-karar sayılı ilmı ile açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının davacılara ait Uşak ili Merkez mah. ada ve nolu parsellere bilirkişilerin 26/03/2014 tarihli ek rapor ve krokilerinde göstermiş oldukları yere bina yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önlenmesine, davacıların binanın kal’ine ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyizi üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 03/02/2016 tarih ve / – / esas-karar sayılı kararı ile “…. Somut olaya gelince; gerçektende, davalının paydaşı olduğu kadastral parselde imar öncesi yapmış olduğu binanın imar uygulaması sonunda kayden davacılara ait çekişmeli imar parsellerinde kaldığı sabittir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. O halde; mahkemece, kaim bedel ödenmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir….”
GEREKÇE:
Dava, TMK.nun 683.maddesi kapsamında müdahalenin önlenmesi ve kal isteğine ilişkin olup tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile itibar edilen bilirkişi raporlarına göre Uşak ili, Mah. ve nolu parsellerin öncesinin ada parsel kapsamında bulunduğu daha sonra 30/09/1993 tarihli imar uygulaması sonucu bu imar parsellerinin oluştuğu, buna göre ada parselin davacılar adına 1/2’şer hisse, ada parselin davacılar adına 1/2’şer hisse, ada parselin davalı Bayram Akıncı’nın adına / hissenin tapuya kaydının yapıldığı, davalı öncesinde yapmış olduğu bilirkişilerin 21/01/2014 tarihli rapor ve eki krokilerinde göstermiş olduğu evin imar uygulaması sonucunda büyük kısmı davacılara ait ada parsel, kısmende davacılara ait ada parsel içeresinde kaldığı, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlı olduğu, bu hususun TMK’nun 684 maddesinde açıkça vurgulandığı, ancak yürürlükten kalkmış olan 678 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18.
maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceğinin öngörüldüğü, böylece yapıların bedellerinin ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapılan ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanının sağlandığı, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı, davalının paydaşı olduğu kadastral parselde imar öncesi yapmış olduğu binanın imar uygulaması sonunda kayden davacılara ait
çekişmeli imar parsellerinde kaldığının sabit olduğu, itibar edilen bilirkişi raporuna göre davaya konu binanın kaim değerinin 53.206,65 TL olduğu ve davacılar tarafından bu bedel mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile kaim bedel ödenmek suretiyle el atmanın önlenmesi ve müdahaleye konu binanın kal’ine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KABULÜ İLE;
1) Davalının davacılara ait Uşak, Merkez, mah. ada ve parsellere bilirkişilerin
26/03/2014 tarihli ek rapor ve krokilerinde göstermiş oldukları yere bina yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önlenmesine, 2-) Müdahaleye konu binanın KAL’İNE, 3-) Mahkeme veznesine depo edilen 53.206,65 TL’nin davalıya ödenmesine, ….” şeklinde karar verildiği tespit edilmiştir.
14. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’nci maddesinin 1. fıkrasında; belediye veya valiliklerin; imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya yetkili olduğu ifade edilmektedir. Aynı maddenin 2. fıkrasında; belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” (DOP) olarak düşülebilir hükmüyle, DOP uygulaması hakkında, belediye veya valiliklerin yetkili olduğu belirtilmiştir.
15. Uyuşmazlık konusunun esasını teşkil eden ve 1992-1993 yıllarında yapıldığı belirtilen imar uygulaması olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu dönemde yürürlükte olan ‘İmar
Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında
Yönetmelik’, 22 Şubat 2020 tarihli ve 31047 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi ve Arsa
Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’le yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga Yönetmeliğin “İmar
Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar” başlıklı 10’uncu maddesinde; imar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında; düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisinin sağlanması ile plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesinin sağlanması yönündeki esasların dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
16. Şikayetçinin 14/03/2022 tarihli dilekçesine istinaden idare tarafından şikayetçiye iletilen, 15/03/2022 tarih ve E- – – sayılı yazıda “İlgi dilekçenize konu Mahallesi tapusuna kayıtlı adada yapılan incelemelerde / paylı hissenizin bulunduğu ada nolu kadastral parselinde içinde bulunduğu alanda 1992-1993 yıllarında yapılan imar uygulaması sonucu uygulamaya giren hisse miktarınıza dop kesintisi yapıldıktan sonra; lise alanında bulunan ada nolu parselde konut alanında bulunan ada nolu parselde tahsisler yapılmış olup, dilekçenizle talep edilen imar uygulama belgeleri (encümen kararı, özet cetveli şuyulandırma ve tescil cetveli, plan, ada ölçü krokisi vb.) yazımız ekindedir.” açıklamalara yer verildiği tespit edilmiştir.
17. Uyuşmazlık konusu somut olayda; şikayetçi vekilinin özetle, imar uygulamaları yapılırken mevcut yapıların korunacağı prensibinin göz ardı edilmesi nedeniyle müvekkilinin zor durumda bırakıldığı bu gerekçesiyle, müvekkilin maliki olduğu evin ada parsel olarak özel parselasyona tabi tutularak tekrar imar yapılması ve söz konusu hatanın düzeltilmesi talebi karşısında, uyuşmazlık konusu hakkında idarenin
cevap yazısında (özetle), söz konusu binanın, imar uygulamasının arazi ölçümlerinden sonraki zamanlarda kaçak olarak yapıldığı kanaatine varıldığı, uygulamanın tescilinin yapılmasına kadar geçen süreçte de bina sahibince tahsis ve dağıtım işleri ile ilgili herhangi bir başvurusuna rastlanılmadığı, imar uygulaması esnasında zeminde bulunan tüm yapılar ölçülerek tescil işlem dosyasındaki röleve ölçü krokilerinde gösterildiği, yapılan tüm incelemelerde röleve ölçü krokisinde de görüleceği üzere şikayetçiye ait binanın zeminde bulunmadığı, söz konusu yapının idarenin iskan biriminde herhangi bir yapı iznine rastlanılmadığı, sonraki zamanlarda ruhsatsız olarak yapıldığının anlaşıldığı, yönünde açıklamalarda bulunulduğu,
17.1. İdare tarafından şikayetçiye iletilen 15/03/2022 tarih ve E- – – sayılı yazıda, 1992-1993 yıllarında yapılan imar uygulaması sonucu uygulamaya giren hisse miktarına DOP kesintisi yapıldıktan sonra üzerinde tasarrufta bulunabileceği taşınmazların şikayetçiye tahsis edildiği,
17.2. Diğer taraftan T.C. Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/03/2017 tarihli E. / K.
/ sayılı kararında, ‘davalının paydaşı olduğu kadastral parselde imar öncesi yapmış olduğu binanın imar uygulaması sonunda kayden davacılara ait çekişmeli imar parsellerinde kaldığının sabit olduğu” tespitinin yapıldığı ve anılan mahkeme kararında 1) Davalının davacılara ait Uşak, Merkez, ada ve parsellere bilirkişilerin 26/03/2014 tarihli ek rapor ve krokilerinde göstermiş oldukları yere bina yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önlenmesine, 2-) Müdahaleye konu binanın KAL’İNE, 3-) Mahkeme veznesine depo edilen 53.206,65 TL’nin davalıya ödenmesine, ….” şeklinde karar verildiği,
17.3. Uyuşmazlık konusuyla ilgili mevcut durumda, “Davalının davacılara ait Uşak, Merkez, mah. ada ve parsellere bilirkişilerin 26/03/2014 tarihli ek rapor ve krokilerinde göstermiş oldukları yere bina yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önlenmesi” yönündeki Uşak 1. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 16/03/2017 tarihli E. / K. / sayılı kararının olduğu anlaşılmış olup, şikayetçi vekili tarafından talep edilen şekilde yeniden bir imar düzenlemesi yapılması talebi karşısında ilgili idarece; bahse konu parselinde içinde bulunduğu alanda 1992-1993 yıllarında yapılan imar uygulaması sonucuna ilişkin olarak bu tarihte yapılan ölçümlerde tespit edilemeyen ve imar uygulaması esnasında kayıtlarda yer almadığı, daha sonra kaçak yapıldığı düşünülen, ayrıca anılan mahkeme kararında “davalının paydaşı olduğu kadastral parselde imar öncesi yapmış olduğu binanın imar uygulaması sonunda kayden davacılara ait çekişmeli imar parsellerinde kaldığının sabit olduğu” tespitine yer verilen binaya ilişkin olarak, imar uygulaması yapıldıktan sonra idareye müracaatın olmaması hususları birlikte dikkate alındığında, Uşak Belediyesi’nin 24/06/2022 tarih ve / sayılı Encümen Kararıyla tesis edilen ret işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
19. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu “Ret
Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlem ya da eylemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Uşak İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve UŞAK BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi