|
ÖZET: Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını talep ederek Erciş Belediye Başkanlığı’na başvuruda bulunmuştur. Van 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın, idare tarafından yerine getirilmediği belirtilmiş ve bu durumun mağduriyet yarattığı ifade edilmiştir. Erciş Belediye Başkanlığı, başvuruya ilişkin açıklamalarında, mahkeme kararlarının uygulanabilmesi için bir ödeme listesi hazırladığını ve bu listenin Mali Hizmetler Müdürlüğü’ne sunulduğunu belirtmiştir. Ancak, belediyenin mevcut mali durumu ve geçmişteki tazminat davaları nedeniyle ödeme yapma kapasitesinin kısıtlı olduğu ifade edilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, yargı kararlarının yerine getirilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda, Erciş Belediye Başkanlığı’na, mahkeme kararını yerine getirmesi için makul bir süre içinde işlem yapması tavsiye edilmiştir. Ayrıca, bu işlemin 30 gün içinde Kuruma bildirilmesi zorunlu kılınmıştır. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile birlikte, ilgili idarenin mahkeme kararını uygulaması için gerekli adımları atması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve bireylerin haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/1775-S.23.2966 2023/1586-S.23.2690
BAŞVURU NO : 2022/11807 2022/18068
KARAR TARİHİ : 10/02/2023 08/02/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : AV. ,TCKN:
Adres:
ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahkeme kararının uygulanması talebi hakkındadır.
07/12/2022
BAŞVURU TARİHİ : 17/08/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza Av. tarafından yapılmış olan başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; Van 2. İdare Mahkemesi tarafından numarası ile karar verildiği ancak bugüne kadar idare tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığı belirtilmiş olup; söz konusu mahkeme kararının yerine getirilerek mağduriyetin giderilmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 12/12/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Erciş Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Erciş belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 25/01/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Anayasa hükümleri gereği söz konusu mahkeme kararlarının yerine getirilebilmesi için ödeme başvuru
sırasına göre bir ödeme listesi hazırlanmış ve Mali Hizmetler Müdürlüğü’ne sunulduğu,
2.2 23/10/2011 tarihinde ilçede meydana gelen depremden sonra , sadece deprem sebebiyle mal ve can
kaybına uğrayanlar tarafından Belediye Başkanlığına karşı Van İdare Mahkemelerinde toplam 472 adet tazminat davası açıldığı, bu davalardan 462 tanesinin karara bağlandığı, karara bağlanan dosyalardan
Belediye Başkanlığı aleyhine toplam 46.472.238,30 TL tazminata hükmedildiği, aynı zamanda Belediye
Başkanlığının 10.404.170.88 TL Vergi ve 15.284.200,92 TL SGK borcu bulunduğu, yine Belediye
Başkanlığı aleyhine sonuçlanan birçok tazminat davası bulunduğu, (işçi alacağı, kamulaştırma, trafik kazası…) ödeme yapılmadığı dosyaların tümünde başkanlık aleyhine icra takibi başlatılmış olup, dosyalarda yıllık işleyen faiz miktarlarının bile milyonları bulduğu, söz konusu icra takipleri sebebiyle
Belediye Başkanlığına ait tüm araçlar, gayrimenkuller ve banka hesaplarına haciz bırakıldığı,
2.3 Belediye Başkanlığının gelir kaynağının İller Bankasından gelen pay olduğu, Büyükşehir Yasası
Kapsamında İller Bankasından gelen payın çoğunluğunun Van Büyükşehir Belediyesine ödendiği, Belediye Başkanlığına ayrılan paydan personel maaşı ödendikten sonra cüzi bir miktar kaldığı bunun da kamu hizmetlerinin ifası için kullanıldığı,
2.4 Mahkeme kararlarının gereklerinin bir an önce yerine getirilmesi adına Belediye Başkanlığınca Hazine
ve Maliye Bakanlığından 06.10.2016, 06.12.2016, 02.06.2017, 23.08.2017 ve 07.01.2021 tarihlerinde ödenek talebinde bulunulduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından ödenek verildiği takdirde veya
Belediye Başkanlığının ödeme olanağı bulunduğu takdirde başvuruculara ait dosyalara ödeme yapılacağı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”,
3.1 “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde; “Anayasa hükümleri, yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.”
3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
3.3 “Mülkiyet hakkı” 35 nci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak
kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
3.4 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.5 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.6 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü
ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili
şikâyetleri inceler.”,
3.7 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlüdür.”,
3.8 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde “(1)Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.
(2) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”, 6. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi: İdare Hukuku Alanında İdari Kararlar İle Mahkeme
Kararlarının İcrası Hakkında Rec (2003) 16 Sayılı Tavsiye Kararında;
6.1 “II. İdari mercilerle ilgili yargı kararlarının icrası”, “1. Genel hükümler” “a. Üye devletler, yargı
kararlarının idari mercilerce makul bir süre içinde uygulanmasını sağlamalıdırlar. Üye devletler bu kararların tam etkinliğini sağlamaya dönük her türlü gerekli tedbiri kanuna uygun olarak almalıdırlar.
b. Bir yargı kararının bir idari merci tarafından uygulanmadığı hallerde, söz konusu kararın özellikle bir emir veya cebri para cezası yoluyla icrasının talep edilmesi için uygun bir usul getirilmelidir.
c. Üye devletler, yargı kararlarını uygulamayı ret veya ihmal eden idari mercilerin bundan mesul tutulmasını sağlamalıdırlar. Yargı kararlarını uygulamakla sorumlu kamu görevlileri de bu kararları uygulamamaları halinde disiplin, hukuk ve ceza işlemlerine tabi tutulabilmelidir.”
6.2 “2. Para cezası ile ilgili yargı kararlarının icrası”
“a. Üye devletler, para cezası ödemekle mükellef oldukları hallerde idari mercilerin bu mükellefiyetlerini makul bir süre içinde ifa etmelerini sağlamalıdırlar.
b. Bir idari merciinin bir para cezasının ödenmesi ile ilgili yargı kararını uygulamadığı için ödemekle mükellef olduğu faiz tutarı, benzer bir durumda bir özel kişinin idari merciiye ödeyeceği faiz tutarından az olmamalıdır.
c. İdari merciinin para cezasını ödemesini engelleyecek bir mali sıkıntıya düşmemesi için uygun karşılığı
ayırması sağlanmalıdır.
d. Para cezasının ödenmesi ile ilgili yargı kararlarının idari mercilerce uygulanmaması halinde, üye devletler ayrıca söz konusu idari mercilerin mallarına, kanunun öngördüğü sınırlar dahilinde el koyma ihtimalini düşünmelidirler” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran vekilinin, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda mahkeme ilamına bağlı alacağın ödenmemesinden kaynaklı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
10. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
11. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
12. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
13. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
14. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.
maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır.
(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).
15. Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır. (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
16. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007,) Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir.
(AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).
17. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı
Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır. (AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012).
18. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi: İdare Hukuku Alanında İdari Kararlar İle Mahkeme Kararlarının
İcrası Hakkında Rec (2003) 16 Sayılı Tavsiye Kararında; Özel kişilerin idari sistem ve yargı sistemine olan güveninin sürdürülmesi, bu nedenle gerek idari mercilerin özel kişilere ilişkin yükümlülükleri kapsayan kararlarının gerekse idare hukuku alanındaki, özel kişi haklarının gözetilmesine yönelik mahkeme kararlarının icra edilmesi gerektiğini, idari mercilerin kararlarının icrasında özel kişilerin hak ve menfaatlerinin dikkate alınması gerektiğini, idare hukuku alanında yargı kararlarının, özellikle bu kararların muhatabı idari merciler olduğunda icrasını gerektirdiğini, üye devletlere kamu mercilerinin gerekli fonların bulunmaması gerekçesiyle yükümlülüklerini icradan kaçınmalarını engelleyecek uygun mekanizmayı kurmaları gerektiğini belirterek; idare hukuku alanındaki idari kararlar ile yargı kararlarının etkin icrasını sağlamalarını tavsiye etmiştir.
19. Öte yandan, bilindiği üzere, Mahkemelerce kurumlar aleyhine hükmedilen asıl alacak, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderleri alacak hakkı niteliğindedir ve bu nedenle mülkiyet hakkı kapsamında kalmaktadır.
Dolayısıyla bu alacağın elde edilmesinin makul olmayacak düzeyde geciktirilmesi, mülkiyetten yararlanma ve mülkiyet üzerinde tasarruf etme yetkilerini sınırlandıracağından, adil yargılanma hakkının yanı sıra
/
mülkiyet hakkına müdahale niteliği de taşımaktadır.
20. Anayasa Mahkemesi de, mülkiyet hakkının konusunu geniş ele almakta, taşınır, taşınmaz ve gayri maddi mallar ve alacak haklarının mülkiyet hakkına konu olabileceğini kabul etmektedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesi 22/10/2015 tarihli kararında “Anayasa’nın 35. Maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.
Birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olan mülkiyet hakkı, bireye emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir hak olup maddi varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz malvarlığını kapsadığı gibi maddi bir varlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir.” şeklinde karar vermiştir. (AYM, 22.10.2015, E.2015/29 E., K.2015/95)
21. Mahkeme; yargı kararlarının yerine getirilmesinde yaşanan gecikmelerin, başvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğunu kabul etmekle beraber, hangi süreye ulaştığında hak ihlali sayılacağının; davanın konusu, bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veya tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararının icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları ve ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyle değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplam süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi koşullara göre incelenmesi gerektiğine de vurgu yapmaktadır. (AYM, B.No:2013/9403, K.T.14/10/2015), 22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatlarında da gayri maddi mallar ve alacak hakları mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. (AİHM, Luca/İtalya, B.No: 43870/04, 24/9/2013). Buna göre, iç hukukta temerrüde düşürülmüş ve itiraz edilmemiş olan veya mahkeme kararıyla kesinleşmiş olan bütün alacaklar mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.
23. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
23.1 23/10/2011 tarihinde ilçede meydana gelen depremden sonra, sadece deprem sebebiyle mal ve can
kaybına uğrayanlar tarafından Belediye Başkanlığına karşı açılan davalarda Belediye Başkanlığı aleyhine toplam 46.472.238,30 TL tazminata hükmedildiği, Belediyenin 25.000.000 TL’yi aşan vergi ve SGK borcu bulunduğu, yine Belediye Başkanlığı aleyhine sonuçlanan birçok tazminat davası bulunduğu, ödeme yapılmayan dosyaların tümünde başkanlık aleyhine icra takibi başlatıldığı, dosyalarda yıllık işleyen faiz miktarlarının bile milyonları bulduğu, söz konusu icra takipleri sebebiyle Belediye Başkanlığına ait tüm araçlara, gayrimenkullere ve banka hesaplarına haciz bırakıldığı,
23.2 Belediye Başkanlığının gelir kaynağının İller Bankasından gelen pay olduğu, Belediye Başkanlığına
ayrılan paydan personel maaşı ödendikten sonra cüzi bir miktar kaldığı bunun da kamu hizmetlerinin ifası için kullanıldığı,
23.3 Mahkeme kararlarının gereklerinin bir an önce yerine getirilmesi adına Belediye Başkanlığınca Hazine
ve Maliye Bakanlığından 06.10.2016, 06.12.2016, 02.06.2017, 23.08.2017 ve 07.01.2021 tarihlerinde ödenek talebinde bulunulduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından ödenek verildiği takdirde veya Belediye
Başkanlığının ödeme olanağı bulunduğu takdirde başvuruculara ait dosyalara ödeme yapılacağı belirtilmiş, 24. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilamlı icraya konu edilen alacağın ilgili idare tarafından ödenek yetersizliği gerekçesi ile bugüne dek ödenmediği anlaşılmış olup, idare tarafından ödenek tahsis edilmesi halinde ödemelerin yapılacağı ifade edilmiş ise de fon ve diğer kaynak eksiklikleri, hüküm altına alınmış bir borcun ödenmemesi için gerekçe olarak gösterilemeyecektir. İdare tarafından, başvurana bir
ödeme takvimi sunulamadığı gibi, mevcut mali durumu karşısında başvuranın alacağının ne zaman ödenebileceği konusunun da belirgin olmadığı görülmektedir. Sorumlu idarenin gerekli ödeneğin sağlanması halinde alacağı ödeme konusundaki tutumunun olumlu olduğu görülmekle birlikte, mevcut bütçe imkânları, şikayet konusu alacağın tutarı, alacak ödemesinin gecikmesi nedeniyle uğradığı değer kaybı, davanın karar tarihinden bu yana geçen toplam süre ile alacağın icra safhasında geçen süreler ve dikkate alındığında, alacağın elde edilmesinin makul olmayacak düzeyde geciktiği değerlendirilmekle yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Van İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için Erciş
Belediye Başkanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Erciş
Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURAN VEKİLİNE, gereği için ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve bilgileri için İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi