|
ÖZET: Başvuru, Sivas Belediye Başkanlığı tarafından ödenen tazminatın eksik olduğu iddiasıyla yapılmıştır. Başvuran, 2014 yılında meydana gelen bir kazada yaralanmış ve Sivas İdare Mahkemesi tarafından maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmedilmiştir. Ancak, başvuranın iddia ettiği gibi, mahkeme kararına göre hesaplanan toplam alacak miktarından 7.969,34 TL eksik ödeme yapılmıştır. Başvuran, bu eksik ödemenin nedenini öğrenmek için idareye başvurmuş, ancak olumlu bir yanıt alamamıştır.
Sivas Belediye Başkanlığı, yapılan ödemelerin yasal çerçevede hesaplandığını ve mahkeme kararının tebliğ tarihi ile başvuranın banka hesap numarasının bildirilmesi arasındaki süre için faiz işletilmediğini belirtmiştir. İdare, gerekli işlemlerin yapıldığını ve toplam alacak miktarının 90.798,02 TL olarak ödendiğini ifade etmiştir. Başvuran, bu duruma itiraz ederek eksik ödemenin düzeltilmesini talep etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek, Sivas İdare Mahkemesi kararının icra edilebilmesi için kesinleşmesine gerek olmadığını, ayrıca başvuranın banka hesap numarasını zamanında bildirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvuru reddedilmiş ve başvuranın yargı yoluna başvurma hakkı saklı tutulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/8233-S.23.13423
BAŞVURU NO : 2023/814
KARAR TARİHİ : 06/07/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SİVAS BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Tam yargı davasında hükmedilen tazminatın faizinin idare tarafından eksik ödendiği iddiası hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/01/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza 16.01.2023 tarihinde yapılan başvuruda şikâyetçi vekili tarafından özetle;
1.1. Başvuranın 07.08.2014 tarihinde anneannesinin evinin arka bahçesinde bulunduğu sırada Sivas
Belediyesinin Yukarı Teke mezarlığında çalışma yaparken gerekli güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle yaklaşık 5 kg ağırlığındaki taşın çalışma alanından yaklaşık 15-20 metre yükseklikten düşmesi sonucu ayağından yaralandığı, bundan dolayı uzun süren ve birkaç kez ameliyat olacak, zaman zaman
Kayseri ve İstanbul’a tedavi amaçlı gidecek kadar ağır zarar gördüğü, bir yıl üniversite sınavına giremediği, yaşanan mağduriyeti telafi amacıyla açılan davada, Sivas İdare Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve
E. / K. / sayılı gerekçeli kararının hüküm bölümünde;
1.2. “1- Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 54.271,38 TL maddi tazminatın; 5.000 TL’lik kısmının görevsiz mahkemede dava açma tarihi olan 12.06.2015 tarihinden, 30.794,37 TL’lik kısmının görevsiz mahkemede ıslah dilekçesinin karşı tarafa ulaştığı 21.10.2019 tarihinden, kalan 18.477,01
TL’lik kısmın ise Mahkememize sunulan ıslah dilekçesinin karşı tarafa ulaştığı 14.04.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idarece davacıya ödenmesine,
1.3. 2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın, görevsiz mahkemede dava açma tarihi olan 12.06.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte hesaplanarak davalı idarece davacıya ödenmesine…” karar verildiği, kararın istinaf aşamasında onanarak kesinleştiği,
1.4. Mahkeme ilamına göre yapılan hesaplamada toplam 98.767,36 TL alacağın ödenmesi için Sivas
Belediyesine gerekli usul şartlarına uygun biçimde başvurulduğu, davalı İdare tarafından uzun bir inceleme yapıldıktan sonra tazminatın 90.798,02 TL olarak ödendiği, dolayısıyla 7.969,34 TL eksik ödeme yapıldığı, bunun üzerine davalı idareye dilekçe verilerek eksik ödemenin nerden kaynaklandığının sorulduğu, İdari
Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesinin altıncı fıkrasında geçen “mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süreye faiz işlemez” hükmü gerekçesiyle talep edilen faiz miktarından kesildiği, davalı idare ile yapılan görüşmelerde faizle ilgili mahkeme ilamının uygulanmasının zorunlu olduğunun bildirildiği, ayrıca davacının alacağından başka kesintiler olduğu, bunun düzeltilmesi gerektiğinin söylenmesine rağmen olumlu cevap alınamadığı iddia ve ifade edilerek, davalı idarenin işleminin incelenerek mağduriyetin giderilmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sivas Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğünden alınan 29.03.2023 tarihli ve E– – sayılı yazıda özetle;
2.1. Söz konusu Sivas İdare Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve E. / , . / sayılı kararının idareye ve başvuran vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, başvuran vekili tarafından banka hesap numarasının idareye sayılı dilekçe ile 01.06.2022 tarihinde bildirildiği, dilekçe ve tebliğ zarfının ekte sunulduğu,
2.2. İdare mahkemesi kararı ve İYUK’un 28. maddesinin altıncı fıkrasındaki “Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.” şeklindeki düzenleme gerekçesiyle aşağıda yer alan tabloya göre işlem yapıldığı,
5.000,00 TL maddi tazminat 12.06.2015-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 2.739,45 TL 30.794,37 TL manevi tazminat 21.10.2019-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 4.783,67 TL 18.477,01 TL maddi tazminat 14.04.2021-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 405,48 TL 10.000,00 TL manevi tazminat 12.06.2015-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 5.478,90 TL 7.855,28 TL maddi taz.vek. ücreti 28.05.2021-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 87,16 TL 2.040,00 TL manevi taz.vek.
ücreti 28.05.2021-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 22,64 TL 426,80 TL yargılama gideri 28.05.2021-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 4,47 TL
/
4.390,37 TL nispi karar harcı 28.05.2021-12.07.2021 tarihleri arası işlemiş faiz 48,72 TL 79.983,92 TL toplam asıl alacak Toplam İşlemiş Faiz 13.570,76 TL
79.983,92 TL toplam asıl alacak + 13.570,76 TL işlemiş faiz = 92.554,68 TL Toplam Alacak 92.554,68 TL toplam alacak – 1.756,66 TL (stopaj + damga vergisi) = 90.798,02 TL Toplam Ödenmesi
Gereken Miktar
Vekalet Ücretinin Stopaj Vergisi = 1.677,16 TL
Vekalet Ücretinin Damga Vergisi = + 79,05 TL
Yasal Kesintilerin Toplamı = 1.756,66 TL
2.3. Yukarıda ayrıntıları gösterilen 90.798,02 TL alacak için müdürlük tarafından 03.06.2022 tarihinde ödeme emri belgesi düzenlendiği ve söz konusu belgenin Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğüne gönderildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından 16.06.2022 tarihinde söz konusu miktarın davacı vekilinin banka hesap numarasına ödendiği ve dekontun ekte sunulduğu, şikâyete konu başvuru için icra müdürlüğü dosyası bulunmadığı,
2.4. Başvuran vekili tarafından 12.07.2022 tarihli ve sayılı dilekçe ile 4.883,44 TL faizin eksik ödendiği iddiasında bulunulduğu ve söz konusu miktarın ödenmesinin talep edildiği, başvuran vekilinin dilekçesine 18.08.2022 tarihli ve sayılı yazı ile cevap verildiği, söz konusu cevapta “Sivas İdare
Mahkemesinin kararının tarafınıza 12.07.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. (Bilindiği üzere karar aleyhine kanun yoluna başvurulmuş olması bu yönde ayrıca karar verilmiş olmadıkça hükmün icrasını durdurmamaktadır. Bilahare idare mahkemesinin kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 16.02.2022 tarihli ve
E. / , K. / sayılı kararı ile tarafların istinaf isteminin reddine kesin olarak karar vermiştir).
Tarafınızca 01.06.2022 tarihli dilekçe ile IBAN no verilerek 78.983,92 TL asıl alacak ile 19.783,44 TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Tarafımızca yapılan inceleme neticesinde asıl alacağın toplamında bir hata tespit edilememiş ancak işlemiş faizin fazla hesap edildiği tespit edilmiştir. Şöyle ki; “2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 28. Maddesinin altıncı fıkrasında Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez” şeklindeki düzenleme gereğince mahkeme kararının tarafınıza tebliğ tarihi ile IBAN numarasının Belediyemize bildirildiği tarihler arasında faiz işletilmemiş ve hesaplama kanunun hükmü gereğince yapılarak işlemiş faiz 13,570,76 TL olarak hesaplanmıştır. Toplam alacak miktarı olarak hesaplanan 78.983,92 + 13.570,76 = 92.554,68 TL’den 1.756,66 TL yasal kesintiler çıkarıldıktan sonra tarafınıza toplam 90.798,02 TL ödenmiştir. Mahkeme kararında belirtilen yasal faiz İYUK’ta belirtilen tarihler esas alınarak hesaplanmış ve yasal kesintilerden sonra kalan miktar bildirdiğiniz IBAN numarasına aktarılmıştır… ” açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kurumumuzun görüş talebi üzerine Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan 29.05.2023 tarihli ve E. / sayılı yazıda özetle;
3.1. “Görüşe konu başvurunun yargı kararının icrasına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin ikinci fıkrasında “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda
hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” hükmünün yer aldığı, buna göre 30 gün için hiç ödememe yapılmaması halinde başvurucunun yapması gereken işlemin kararın icrası yoluna başvurması olduğu gibi eksik ödeme iddiası için de aynı yolun açık olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığı,
3.2. Mahkeme ilamında yer alan tazminat, vekâlet ücreti yargılama gideri için hangi tarihler arasında faiz işletilmesi gerektiği konusunda ise; yukarıda da bahsedilen 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinin altıncı fıkrasında “Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme
kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.” hükmünün yer aldığı,
3.3. Konu hakkında emsal nitelikte olan ve bir örneği yazı ekinde sunulan Adana Bölge İdare
Mahkemesinin 11/03/2015 tarih E:2014/5741, K:2015/736 sayılı kararının gerekçesinde “…Olayın yukarıda özetlenen gelişimi değerlendirildiğinde, yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca verilen yargısal kararı aynen ve gecikmeksizin uygulamak dışında başka bir seçeneği olmayan davalı idarece kararın uzunca bir süre uygulanmadığı, daha sonra 2577 sayılı Yasanın yukarıda anılan 28. maddesinin 6. fıkrasının Yasama organı tarafından değişikliğe uğratıldığı, bu değişiklikten sonra Mahkemece verilen kararların icrasındaki işleyişten kaynaklanan tereddütlerin giderilmesi bakımından tazminat ve vergi davaları açısından idareye başvuru koşulunun getirildiği görülmektedir. Ancak ilgililerin hak ve yükümlülüklerinde değişiklikler getirici nitelikte olan bu Yasanın geriye yönelik olarak uygulanması hukuken olanaklı olmadığından; Mahkeme kararı üzerine geç ödenen tazminat nedeniyle davalı idarenin hukuki sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Bu nedenle davacının, 08.11.2010 tarihinde davalı idareye tebliğ edilen kararı üzerine oluşan gecikmeden davacının sorumlu tutulması hukuken olanaklı bulunmadığından; kısıtlayıcı nitelikte hükmün getirildiği 05.07.2012 tarihine kadar olan süre için yasal faiz ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddine yönelik itiraz konusu kararda hukuki isabet görülmemiştir.” hükmüne yer verilmiş olup görüş talep edilen hususa da açıklık getirdiğinin değerlendirildiği,
3.4. İlgili mevzuat hükmü ve emsal yargı kararı birlikte değerlendirildiğinde; ilamların icrası yönünden kesinleşme şartının arandığı istisnai haller ile başvurunun ve hesap numarasının idareye bildirimindeki gecikmenin idareye atfedilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda icra edilmesinde hukuken bir engel bulunmayan mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işletilemeyeceğinin düşünülmekte olduğu belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
4.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
4.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
4.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; 5.1. “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır.
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” 5.2. “Temyizin icraya etkisi” başlıklı 367. maddesinde; “Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas
Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun;
6.1. “Kararların sonuçları” başlıklı 28’inci maddesinde; (1) (Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı
Kararı ile.) (…) (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.:
2014/151 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…) ancak disiplin hükümleri saklıdır.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren,
birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
(3) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
(4) (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
(5) Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir.
(6) (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.
7. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36. maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği hususunda hazırlanan öneri Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran vekili tarafından 1 numaralı paragrafta ifade edildiği üzere özetle, tam yargı davası sonucunda hükmedilen tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin faizinin idare tarafından eksik ödendiği iddia edilerek idarenin işleminin incelenerek mağduriyetin giderilmesi talep edilmektedir.
10. Sivas Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğünden alınan 29.03.2023 tarihli ve E– – sayılı yazıda özetle; söz konusu Sivas İdare Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve
E. / K. / sayılı kararının idareye ve başvuran vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, başvuran vekili tarafından banka hesap numarasının idareye sayılı dilekçe ile 01.06.2022 tarihinde bildirildiği, idare mahkemesi kararı ve İYUK’un 28. maddesinin altıncı fıkrasındaki “Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.” şeklindeki düzenlemeye göre 2.2. numaralı paragrafta detayları tabloda gösterildiği şekliyle işlem yapıldığı, hesaplanan 90.798,02
TL alacak için müdürlük tarafından 03.06.2022 tarihinde ödeme emri belgesi düzenlendiği ve söz konusu belgenin Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğüne gönderildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından
16.06.2022 tarihinde söz konusu miktarın davacı vekilinin banka hesap numarasına ödendiği, mahkeme
kararında belirtilen yasal faizin İYUK’ta belirtilen tarihler esas alınarak hesaplandığı ve yasal kesintilerden sonra kalan miktarın, bildirilen IBAN numarasına aktarıldığı açıklamalarına yer verilmiştir.
11. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
12. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
13. Somut olayda Sivas İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davasının 28.01.2021 tarihinde kısmen kabulüne karar verildiği, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden oluşan alacağa ilişkin ilamın idareye ve başvuran vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, idare mahkemesinin kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin
16.02.2022 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararı ile tarafların istinaf isteminin reddine
kesin olarak karar verildiği, başvuran vekili tarafından 01.06.2022 tarihli dilekçe ile banka hesap numarası verilerek 78.983,92 TL asıl alacak ile 19.783,44 TL işlemiş faizin talep edildiği, idarece ayrıntıları 2.2. numaralı paragrafta gösterildiği şekliyle 90.798,02 TL olarak hesaplanan alacak için Hukuk İşleri
Müdürlüğü tarafından 03.06.2022 tarihinde ödeme emri belgesi düzenlendiği, söz konusu belgenin
Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğüne gönderildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından 16.06.2022 tarihinde söz konusu miktarın başvuran vekilinin banka hesap numarasına ödendiği, başvuran vekili tarafından 12.07.2022 tarihli dilekçe ile 4.883,44 TL faizin eksik ödendiği iddiasında bulunulduğu ve söz konusu miktarın ödenmesinin talep edildiği, başvuran vekilinin dilekçesine 18.08.2022 tarihli yazı ile cevap verildiği, ilgili cevapta “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin altıncı fıkrasında tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez” şeklindeki düzenleme gereğince mahkeme kararının tarafınıza tebliğ tarihi ile IBAN numarasının Belediyemize bildirildiği tarihler arasında faiz işletilmemiş, mahkeme kararında belirtilen yasal faiz İYUK’ta belirtilen tarihler esas alınarak hesaplanmış ve yasal kesintilerden sonra kalan miktar bildirdiğiniz IBAN numarasına aktarılmıştır.” açıklamalarına yer verildiği tespit edilmiştir.
14. Başvuranın iddiaları ve dosya kapsamında idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda uyuşmazlığın, söz konusu idare mahkemesi kararının icra edilebilmesi için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği ile mahkeme kararının başvurana tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süreye faiz işletilip işletilemeyeceği konularında toplandığı anlaşılmaktadır.
15. Öteden beri gerek usul gerekse icra ve iflas hukukunda benimsenmiş olan temel ilkeye göre; bir karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, kural olarak o kararın yerine getirilmesini durdurmamaktadır. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda ayrıca düzenlenmiştir. Bu istisnalardan bazıları; taşınmaza ve buna dair ayni haklara ilişkin kararlar, aile ve şahsın hukukuna dair ilamlar, mahkumiyete
dair ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine dair kısımları, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar, Sayıştay ilamları, bayrağına ve sicil kaydına bakılmaksızın gemilere ilişkin kararlar ve özel kanunlarda sayılan bazı kararların kesinleşmeden infaz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda; Sivas İdare Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve E. / K. / sayılı ilamı başvuruya konu edilmiştir. Söz konusu mahkeme kararının istisnalar kapsamında sayılan mahkeme kararlarından olmadığı, kararın yazılması ve taraflara tebliğ edilmesi ile icraya konabileceği değerlendirilmiştir.
16. Kararın kesinleşmeden icraya konabileceği değerlendirilmekle birlikte kararın konusunun belirli bir miktar paranın ödenmesi olduğunda, bir başka deyişle idarenin belli bir miktar parayı tazminat olarak ödemeye mahkum edildiği tam yargı davalarında, kararın gereğinin yerine getirilmesi için davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı biçimde banka hesap numarası bildirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla İYUK m.28/2 gereğince; konusu belirli miktar paranın ödenmesi olan idari davalarda kararın yerine getirilmesi için gerekli olan 30 günlük yasal süre, davacının banka hesap numarasını ilgili idareye bildirdiği andan itibaren başlamaktadır. (Bahtiyar Akyılmaz, Murat Sezginer, Cemil Kaya, Türk İdari Yargılama Hukuku, Savaş Yayınevi, 6. Baskı, 2021, s.754-755)
17. Ülkemizde ceza ve hukuk yargılamasını düzenleyen usul hukuku alanında son yıllarda köklü değişiklikler yapılmıştır. Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla çıkarılan “3. Yargı Reformu
Paketi” kapsamında 02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların
Ertelenmesi Hakkında Kanun ile 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda (İYUK) bazı değişikliklere gidilmiştir.
18. 6352 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan genel gerekçesinin ilgili kısmında; “Anayasanın 141 inci maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükmüne yer verilmiş, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında da herkesin, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının “makul süre içinde” görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Son yıllarda yargının iş yükünün aşırı şekilde ağırlaşması ve yargılama sürecinin yavaş işlemesi, Anayasamızın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kabul ettiği makul sürede yargılanma hakkı ve devletin makul sürede yargılama yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmesini önemli derecede engellemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlâli nedeniyle Türkiye’nin tazminat ödemek zorunda kaldığı fiillerin önemli bir kısmının da makul sürede yargılama ilkesinin ihlaliyle ilgili olduğu düşünüldüğünde, makul sürede yargılama yükümlülüğünün önemi daha da artmaktadır.
Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bugüne kadar yapılan düzenlemelerin devamı niteliğinde olan bu tasarı, icra-iflas, ceza ve idarî yargı mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan bazı sorunlara çözüm getirmek amacıyla hazırlanmıştır.
…
İdari yargı mevzuatında yapılan değişiklikler kapsamında; İdari yargı sisteminin tümü göz önüne alınarak, sistemin daha hızlı ve etkili işletilmesi, iş yükünün hafifletilmesi, insan haklarına daha uygun yargılama yapılabilmesi ve dosya inceleme sürelerinin kısaltılması amacıyla, 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri
Hakkında Kanun, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu ve ilgili diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmaktadır.
Bu değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararı verdiği bazı sorunların giderilmesi, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların azaltılması, iş yükünün hafifletilmesi, Danıştayın gerçek bir temyiz ve içtihat mahkemesi hüviyetini kazanabilmesi, bir kısım kararların heyet kararına gerek olmaksızın, üye hâkim tarafından alınabilmesi, yargılama sürelerinin kısaltılması sağlanacaktır.” açıklamalarına yer verilmiştir. Genel gerekçeye bakıldığında yargı hizmetlerinin hızlandırılması ihtiyacı ile makul sürede yargılanma hakkı ve devletin makul sürede yargılama yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmesini engelleyen düzenlemelerin ortadan kaldırılmasının hedeflendiğinin ifade edildiği görülmektedir.
19. 6352 sayılı Kanun ile İYUK’un “Kararların Sonuçları” başlıklı 28. maddesinin ikinci ve altıncı fıkralarında da 6 numaralı paragrafta gösterildiği şekliyle değişikliğe gidilmiştir. İkinci fıkradaki değişikliğin gerekçesi “Mevcut uygulamada, mahkemeler tarafından hüküm altına alınan alacakların, hemen ilamlı icra takibi yapılmak suretiyle tahsili yoluna gidildiğinden, hem icra dairelerinin iş yükü gereksiz şekilde artmakta hem de idareler tekraren icra gideri ödeme külfetiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Getirilen düzenlemeyle vatandaşların icraya başvurmak zorunda kalmaksızın alacaklarını tahsil edebilmesi, bu suretle icra dairelerinin iş yükünün azalması ve idarelerin icra gideri ödemesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, davacı veya vekiline ödeme yapılması için banka hesap numarasını gecikmeksizin bildirmelerini sağlamak amacıyla kararın kendilerine tebliğ edildiği tarih ile banka hesap numarasını idareye bildirdikleri tarih arasında geçen süreye faiz işletilmemesi hüküm altına alınmaktadır” şeklinde açıklanmıştır. İkinci fıkrada yapılan değişikliğe göre belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren tam yargı davaları hakkında verilen kararlar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin 28. maddenin ikinci fıkrasına göre infaz edileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemeye göre ilamda belirtilen tazminat miktarı, yargılama gideri ve vekalet ücreti icra yolu ile infaz edilmeden önce davacı veya vekilinin banka hesap numarasını yazılı şekilde davalı idareye bildirmesi gerekmektedir. Bu bildirim tarihinden itibaren idare birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde davacının hesabına belirtilen tutarları yatırmalıdır. Aksi halde davacının icra yoluyla hükmün infazını talep edebileceği maddede belirtilmiştir.
20. Düzenlemeyle 28. maddenin faizle ilgili hükümleri içeren altıncı fıkrası da değiştirilmiştir. Fıkranın eski halinde tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödeneceğinin belirtildiği görülmektedir. Yeni düzenlemede ise gecikme durumunda faizin hesaplanmasında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranının esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Faizin hesaplanacağı dönem olarak ise mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre esas alınmıştır. Bununla beraber mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işletilmeyeceği fıkraya eklenmiştir. Düzenleme ile ilam hükmünün parasal yükümlülüklerinin bir an önce yerine getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede idarenin faiz yükümlülüğü kanuni faizden (%9), gecikme faiz oranına (yaklaşık %16) çıkarılmış ve kişilerin gecikmeden dolayı uğradığı mağduriyet giderilmeye çalışılmıştır. Banka hesap numarasının idareye bildirilmesi tarihine kadar faiz işletilmemesinin nedeninin ise davacının bir an önce harekete geçmesini sağlamak olduğu gerekçede izah edilmiştir.
21. 2577 Sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası ile altıncı fıkrasının ikinci cümlesi Anayasa
Mahkemesinde iptal davasına konu olmuştur. İptal davası dilekçesinde dava konusu kurallarla, borcun alacaklının konutunda ödeneceği yönündeki genel kurala idare lehine istisna getirildiği, Kanunda mahkeme kararının yerine getirilmesi için düzenlenen otuz günlük sürenin fiilen uzatıldığı ve idarenin temyizi aşamasındaki “yürütmenin durdurulması” kararlarının uygulanmasına ilişkin olarak idareye ek süre kazandırıldığı, öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasında mahkeme kararlarının
yerine getirilmesi için belirlenen sürenin, iptal ve yürütmenin durdurulması kararları için geçerli olduğu, dolayısıyla belli bir paranın ödenmesine ilişkin davalarda bu sürenin beklenmeksizin idare tarafından ödenmesi gerektiği, oysa dava konusu kuralların bu tür davalar yönünden de otuz günlük süreyi öngördüğü belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
22. Anayasa Mahkemesinin 04.07.2013 tarihli ve E.2012/100, K.2013/84 sayılı kararının ilgili kısmında “… Hukuk devletinde, kanun koyucunun, yargılama hukukuna ilişkin kuralları belirleme ve bu çerçevede mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri hakkında Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisi bulunduğu gibi mahkeme ilamlarının nasıl icra edileceğine ilişkin kurallar belirleme hususunda da takdir yetkisi bulunmaktadır.
Dava konusu kurallar mahkeme ilamlarının nasıl icra edileceğine ilişkin olup kanun koyucunun bu hususta takdir yetkisine dayanarak düzenlemeler yapmasında Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Kanun’un 28. maddesinin dava konusu (2) numaralı fıkrasıyla, mahkeme kararlarının en geç otuz gün içinde yerine getirilmesi yönündeki sürenin başlangıcının, konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden değiştirildiği açık ise de davacının hesap numarasını idareye zamanında bildirmesi hâlinde bunun mahkeme kararlarının yerine getirilme süresi üzerinde bir etki oluşturması mümkün değildir. Zira, alacağın tahsili yönündeki ilamların mahkeme tarafından idareye tebliğinden önce veya aynı sırada davacının idareye başvurarak hesap numarasını bildirmesi ve söz konusu süreyi mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlatması mümkündür.
Davacının hesap numarasını idareye bildirmesi gereği ise, idarenin paranın yatırılacağı davacıya ait hesabı bilemeyeceği ve bu nedenle alacağın tahsilinin gecikmesinden sorumlu tutulmayacağı gerçeği karşısında makul ve ölçülü bir külfettir.
Aynı durum 28. maddenin altıncı fıkrasındaki dava konusu kural yönünden de geçerli olup, tazminat ve vergi davasına ilişkin ilamın mahkeme tarafından idareye tebliğinden önce veya aynı sırada davacının idareye başvurarak hesap numarasını bildirmesi ve tecil faizinin işlemesine ilişkin süreyi mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlatması mümkündür.
Bu nedenlerle, dava konusu kuralların Kanun’da otuz gün olarak belirlenen mahkeme kararının yerine getirilme süresini davacının bu husustaki bildirim yükümlülüğünü zamanında yerine getirmesine rağmen fiilen uzatması ve temyiz aşamasındaki yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanmasına ilişkin olarak idareye ek süre kazandırması mümkün değildir. Dolayısıyla, kuralların hak arama özgürlüğünü sınırladığından veya yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanmasını geciktirdiğinden söz edilemez.
…
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. …” açıklamalarına yer verilmiştir.
23. Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında, kanun koyucunun mahkeme ilamlarının nasıl icra edileceğine ilişkin kuralları belirleme hususunda takdir yetkisi olduğunu, davacının hesap numarasını idareye zamanında bildirmesi halinde bunun mahkeme kararlarının yerine getirilme süresi üzerinde bir etki oluşturmasının mümkün olmadığını, zira alacağın tahsili yönündeki ilamların mahkeme tarafından idareye tebliğinden önce veya aynı sırada davacının idareye başvurarak hesap numarasını bildirmesi ve söz konusu süreyi mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlatmasının mümkün olduğunu,
davacının hesap numarasını idareye bildirmesi gereğinin ise, idarenin paranın yatırılacağı davacıya ait hesabı bilemeyeceği ve bu nedenle alacağın tahsilinin gecikmesinden sorumlu tutulmayacağı gerçeği karşısında makul ve ölçülü bir külfet olduğunu, bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ilamın mahkeme tarafından idareye tebliğinden önce veya aynı sırada davacının idareye başvurarak hesap numarasını bildirmesi ve tecil faizinin işlemesine ilişkin süreyi mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlatmasının mümkün olduğunu, kanunda otuz gün olarak belirlenen mahkeme kararının yerine getirilme süresini davacının bu husustaki bildirim yükümlülüğünü zamanında yerine getirmesine rağmen fiilen uzatmasının ve idareye ek süre kazandırmasının mümkün olmadığını belirterek dava konusu kuralların
Anayasaya aykırı olmadığı kanaatine varmıştır.
24. Adalet Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 3 numaralı paragrafta belirtilen
29.05.2023 tarihli ve E.58847/58848 sayılı yazısında da ilamların icrası yönünden kesinleşme şartının
arandığı istisnai haller ile başvurunun ve hesap numarasının idareye bildirimindeki gecikmenin idareye atfedilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda icra edilmesinde hukuken bir engel bulunmayan mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işletilemeyeceğinin düşünülmekte olduğu belirtilerek, yukarıda yer verilen açıklamalarla aynı doğrultuda görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
25. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu Sivas İdare Mahkemesi kararının icraya konulabilmesi için kesinleşmesine gerek olmadığı, 02.07.2012 tarihinde 6352 sayılı Kanunla, ilamda belirtilen tazminat miktarı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin icra yolu ile infaz edilmeden önce davacı veya vekilinin banka hesap numarasını yazılı şekilde davalı idareye bildirme kuralının getirildiği, konusu belirli miktar paranın ödenmesi olan idari davalarda kararın yerine getirilmesi için gerekli olan otuz günlük yasal sürenin davacının banka hesap numarasını ilgili idareye bildirdiği andan itibaren başladığı, İdare Mahkemesi kararının 12.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, başvuran vekili tarafından 01.06.2022 tarihli dilekçe ile banka hesap numarası verildiği, faiz oranlarının artırıldığı yasa düzenlemesi sonucu İYUK’un 28. maddesinin altıncı fıkrasında mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirilmesi tarihi arasındaki süreye faiz işlemeyeceğinin açık olarak düzenlendiği, anılan kanun maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptali isteminin Anayasa
Mahkemesi tarafından reddedildiği, başvuranın banka hesap numarasını ilgili idareye bildirdiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde ilgili idarece söz konusu ödemenin yapılmış olduğu anlaşıldığından, yasa uyarınca idarenin mahkeme kararının davacı vekiline tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süreye faiz işletilmemesi işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgelerin, süresinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği; ancak başvurana verilen cevaplarda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Sivas İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve SİVAS BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/