ÖZET: Başvuruda, gazetecilik mesleğini icra eden bir kişinin, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen müdahaleler nedeniyle basın özgürlüğünün ihlal edildiği iddia edilmiştir. Başvuran vekili, müvekkilinin 14/10/2020, 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde, haber yapma ve görüntü alma hakkının hukuksuz bir şekilde engellendiğini belirtmiş, bu durumun kendisinin güncel haklarını ihlal ettiğini ifade etmiştir. Başvuru, ilgili idarenin bu konudaki tutumunun gözden geçirilmesi ve basın mensuplarına karşı daha nazik bir dil kullanılması gerektiği talebiyle yapılmıştır.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, başvuruya yanıtında, müvekkilin eylemcilerin arasında yer alarak güvenlik güçlerinin görevlerini engellediğini ve bu nedenle güvenli bir bölgeye çıkarıldığını belirtmiştir. Yapılan incelemelerde, gazetecilere yönelik bir müdahalenin olmadığı, başvuranın eylemcilerle birlikte hareket ettiği tespit edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun bazı bölümlerinin yargı yetkisi kapsamında olduğu gerekçesiyle incelenemeyeceğini, ancak basın ve haber alma özgürlüğünün korunması için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne tavsiyelerde bulunulmasına karar vermiştir.

Sonuç olarak, başvurunun yargı mercilerine intikal ettirilmiş olan kısmı incelenemezken, diğer talepler reddedilmiş ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, gazetecilik faaliyetlerinin engellenmemesi için gerekli önlemlerin alınması hususunda önerilerde bulunulmuştur. Bu karar, kamu görevlilerinin basın mensuplarıyla olan ilişkilerinde daha dikkatli ve saygılı olmalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/18561-S.21.29585

BAŞVURU NO : 2021/11701

KARAR TARİHİ : 31/12/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Gazetecilik mesleğinin ifası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02/07/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi vekili dilekçesinde kayıtlı hususlarda özetle; Ankara ilinde faaliyet gösteren

Gazetesinde “gazetecilik” görevini ifa eden müvekkilinin, kolluk personeli tarafından gerçekleştirilen müdahaleleri haberleştirmek adına görevini ifa ederken, hukuki bir dayanak olmaksızın sıklıkla engelleme ile karşılaştığını, 14/10/2020, 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde basın özgürlüğünü ihlal edecek şekilde müdahaleye maruz bırakıldığını iddia ve ifade ederek, müvekkilinin haber yapmasının ve görüntü almasının engellenmesi ile kaba ve nezaket sınırlarını aşan davranışlarda bulunulması sebepleriyle güncel ve meşru haklarının ihlal edildiğinin tespitini, gazetecilerin görüntü alma hakkının hukuka aykırı olarak engellenemeyeceği ve haber konusu olayın gerçekleştiği yerden keyfi olarak çıkarılamayacağı, yurttaşların toplumsal/kamusal mahiyette olan olaylara ilişkin görüntü alma/yayma haklarının tıpkı gazeteciler gibi engellenemeyeceği, gazetecilerin görevlerini ifa ettikleri esnada keyfi olarak özgürlüklerinden ve araçlarından alıkonulamayacağı, basın mensuplarına/yurttaşlara yönelik olarak nezaket sınırları içerisinde söylemler geliştirilmesi/kaba davranılmaması hususlarında İdarenin uyarılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 16/07/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile dosyasında kayıtlı hususlarda

Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili İdarenin 01/09/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında “… Kamu Denetçisi tarafından İdaremize yöneltilen sorularla ilgili Müdürlüğümüze iletilen bilgi belgeler yazımız ekinde gönderilmiştir.” şeklinde, 2.1. Yazı ekinde yer alan 13/08/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; “ … –

14.10.2020 tarihli olay ile İlgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlan Soruşturma Bürosu

ile yapılan yazışmalara ait evrak suretleri, – Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık) Kurumu ile yapılan yazışma evrak suretleri, -Avukat ile yapılan yazışma evrak suretleri, -02.02.2021 ve 05.02.2021 tarihlerinde meydana gelen olaylara ait olay tutanakları ekte gönderilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.

3. Kurumumuz tarafından 20/04/2021 tarihinde verilmiş olan Gönderme Kararı sonrasında Ankara

İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilmiş olan 23/06/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda, şikâyet konusu edilen 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerine ilişkin hususlarla ilgili olarak özetle; “…-02/02/2021 Salı günü sol görüşe müzahir şahıslar ile çeşitli öğrenci grupları organizesinde gerçekleştirilen kanuna aykırı eylem ve 05.02.2021 Cuma günü Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri ile

Çeşitli Öğrenci Grupları organizesinde gerçekleştirilen kanuna aykırı eylem esnasında isimli şahsın İbn-i Sina Hastanesinde olduğu gibi olay görüntülerini çekmek adı altında, kanuna aykırı eylem gerçekleştiren şahısların arasına girerek, hatta yakalama yapılan şahısların bindirildiği gözaltı aracının içerisine girecek kadar yaklaşarak emniyet mensuplarının görevlerini yapmalarını engellediğinin görülmesi üzerine emniyet mensuplarınca yapılan kontrollerde basın mensubu olduğunun anlaşılması sonrası gerçekleşen kanuna aykırı eylemler esnasında kendisine bir zarar gelmesinin ve emniyet mensuplarının görevlerinin engellenmemesi amacıyla güvenli bölgeye çıkması sağlanmıştır.

Başvurucunun, kanuna aykırı eylemler esnasında emniyet mensuplarınca görünür şekilde boynuna veya göğüs kısmına görevli olduğunu gösteren yaka kartı takmadığı, bazen yaka kartını ters vaziyette taktığı bilinmektedir. Bu haliyle kanuna aykırı eylem yapan şahıslarla birlikte hareket edip, emniyet mensuplarının görevlerini yapmasına engel olduğu, kendisini uyaran görevlilere zorluk çıkardığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak; ilimiz genelinde gerçekleşen toplumsal olaylar ve her türlü eylem/etkinlikler ile ilgili tüm işlemler; “Herkes, dil. ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” düşüncesi çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf olduğu Uluslararası Antlaşmalar, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kanunları (Ceza Muhakemeleri Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Polis Vazife ve

Salahiyetleri Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu), Tüzükleri ve Yönetmelikleri (Yakalama,

Gözaltına Alma ve İfade Alma) kapsamında insan haklarına saygılı olarak yapılmaktadır.” şeklinde belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir…

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

… ” hükmüne, 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne, 4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. …

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmüne, 4.3. “Haberleşme hürriyeti” başlıklı 22’nci maddesinde; “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.” hükmüne, 4.4. “Basın hürriyeti” başlıklı 28’inci maddesinde; “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. (…) ” hükmüne, 4.5. “Basın araçlarının korunması” başlıklı 30’uncu maddesinde; “Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.” hükmüne, 4.6. “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38’inci maddesinde; “… Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. …” hükmüne,

B

4.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinde; “hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği” hükmüne, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” düzenlemesine, 5.1. “İfade özgürlüğü” başlıklı 10’uncu maddesinde; “1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” düzenlemesine, 6. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 6.2. İkinci fıkrasında; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne, 6.3. “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Yapılan başvurulardan; … b)

yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvurular … incelenmez.” hükmüne, 7. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine, 8. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 13’üncü maddesinde; “Polis, … E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, …

eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.

Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.

Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

… Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır.” hükmüne, 9. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adlî kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde yetkisi” başlıklı 168’inci maddesinde; “(1) Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.” hükmüne, 10. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “Açıklama ve yayınlama” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “İsim ve kimlik belirterek veya belirtmeyerek kime yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör örgütleri tarafından suç işleneceğini veya terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar veya bu yolla kişileri hedef gösterenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından, başvuru dilekçesinde yer verilen 14/10/2021 tarihli olayla ilgili iddianın

“yargı organlarınca karara bağlanmış bir uyuşmazlığa ilişkin” olduğu için incelenemeyeceği; başvuru dilekçesinde belirtilen 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak kolluk personeli tarafından şikâyetçinin gazetecilik mesleğini yapmasını engellemek amacıyla fiziksel müdahalede bulunulduğu ya da görüntü almasını engellemek amacıyla orantısız ve meşru olmayan bir müdahalede bulunulduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı ve dosya kapsamında basın ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin somut bir tespit yapılamaması nedeniyle talebin reddi, iyi yönetim ilkeleri açısından ise kolluk personelinin toplumsal olaylara müdahalesi esnasında basın ve haber alma hürriyetinin korunmasına yönelik tedbirlerin alınması, kamu görevini engellemeyen gazetecilik faaliyeti gerçekleştiren basın mensupları ile kurulacak ilişkilerde daha özenli bir dil kullanılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Şikâyetçi kayıtlı dilekçesinde özetle, 14/10/2020, 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihinde gazetecilik görevinin yapılmasına engel olunduğunu ifade ederek, müvekkilinin haber yapmasının ve görüntü almasının engellenmesi ile kaba ve nezaket sınırlarını aşan davranışlarda bulunulması sebepleriyle güncel ve meşru haklarının ihlal edildiğinin tespitini, gazetecilerin görüntü alma hakkının hukuka aykırı olarak engellenemeyeceği ve haber konusu olayın gerçekleştiği yerden keyfi olarak çıkarılamayacağı, yurttaşların toplumsal/kamusal mahiyette olan olaylara ilişkin görüntü alma/yayma haklarının tıpkı gazeteciler gibi engellenemeyeceği, gazetecilerin görevlerini ifa ettikleri esnada keyfi olarak özgürlüklerinden ve araçlarından alıkonulamayacağı, basın mensuplarına/yurttaşlara yönelik olarak nezaket sınırları içerisinde söylemler geliştirilmesi hususlarında İdarenin uyarılmasını talep etmektedir.

13. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından konuya ilişkin olarak özetle;

13.1. 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde gerçekleştirilen kanuna aykırı eylemler esnasında başvurucunun olay görüntülerini çekmek adı altında, kanuna aykırı eylem gerçekleştiren şahısların arasına girerek, hatta yakalama yapılan şahısların bindirildiği gözaltı aracının içerisine girecek kadar yaklaşarak emniyet mensuplarının görevlerini yapmalarının engellediğinin, emniyet mensuplarınca yapılan kontrollerde basın mensubu olduğunun anlaşılması sonrası gerçekleşen kanuna aykırı eylemler esnasında kendisine bir zarar gelmemesi ve emniyet mensuplarının görevlerinin engellenmemesi amacıyla güvenli bölgeye çıkmasının sağlandığı, 13.2. Başvurucunun kanuna aykırı eylemler esnasında emniyet mensuplarınca görünür şekilde boynuna veya göğüs kısmına görevli olduğunu gösteren yaka kartı takmadığı, bazen de yaka kartını ters vaziyette taktığı, bu haliyle kanuna aykırı eylem yapan şahıslarla birlikte hareket edip emniyet mensuplarının görevlerini yapmasına engel olduğu, kendisini uyaran görevlilere zorluk çıkardığı belirtilmiştir.

14. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen evrakların tetkikinden, 02/02/2021 tarihine ilişkin Olay Yeri

Tutanağında “ilgi toplantı ve gösteriye ilişkin olarak terör örgütleri tarafından provokasyon amaçlı gösteri için toplanan kalabalığa yönelik silahlı saldırı ile sabotaj ve benzeri şekillerde provokasyon yapılabileceği yönünde istihbari bilgi alındığı…, Gösterinin Kızılay bölgesi gibi gün boyu genel nüfusun çok yoğun olan merkezi bir bölgede yapıldığı…, hayatın normal akışını tamamen engelleyecek şekilde Atatürk Bulvarı’nın iki yönünün tamamen araç trafiğine kapatıldığı…, … ince demir bariyerlerle kırıldığı…, güvenlik görevlilerine tekme ve yumruk atıldığı, personelin elinde bulunan kalkanların ileri geri çekiştirilerek alınmaya çalışıldığı, 9 emniyet mensubunun çeşitli yerlerinden yaralandığı…, araçlara zarar verildiği…

gösteri esasında gösteriye katılanlar hakkında yakalama gerçekleştirildiği…” ifadelerine yer verilmiştir.

15. İfade özgürlüğü, Anayasa’da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı ile doğrudan ilişkilidir. Görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir, düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılma araçlarından biridir. Basın özgürlüğü, AİHS’de ifade özgürlüğüne ilişkin 10’uncu maddenin altında koruma altına alınmışken, Anayasa’nın 28-32’nci maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Anayasa’nın, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26’ncı maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağı, “Basın hürriyeti” başlıklı 28’inci maddesinde; basının hür olduğu ve sansür edilemeyeceği, devletin basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alacağı, “Basın araçlarının korunması” başlıklı 30’uncu maddesinde, kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçlarının, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceği veya işletilmekten alıkonulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

16. Basın özgürlüğü, düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirmek ve gerçekleştirme konusunda ikna etmek çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir. Basın özgürlüğü bir yönüyle halkı ilgilendiren haber ve görüşleri iletme özgürlüğüyken diğer yönüyle de halkın bu bilgi ve görüşleri alma hakkıyla yakından ilgilidir.

17. Anayasa’nın 26’ncı maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa’nın 28’inci maddesinde yer alan basın özgürlüğü demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olup, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Bu bağlamda basın özgürlüğü herkes için geçerli ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir. (Anayasa Mahkemesinin 04/06/2015 tarih ve 2014/12151 Başvuru Numaralı Genel

Kurul Kararı, R.G. Tarih- Sayı : 2021/18561-S.21.29585 1/7/2015-29403) Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır. (Anayasa

Mahkemesinin 21/11/2017 tarih ve 2014/12162 Başvuru Numaralı Kararı)

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde, herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsadığı belirtilmiş, ikinci fıkrada ise devletin, ifade özgürlüğünün kullanılmasına müdahalesinin meşru kabul edildiği durumlar sayılmıştır.

10’uncu maddenin koruduğu “ifade”den anlaşılması gerekenin sadece yazılı ya da sözel kelimeler olmayıp, bir fikir ifade etmeyi ya da bir bilgi sunmayı amaçlayan resimler, görüntüler ve eylemlerin de bu kapsama dahil olduğu, üstelik, 10’uncu maddenin bilgi veya fikrin sadece içeriğini değil fakat aynı zamanda bunların ifade edildikleri biçimi (belgeler, tablolar, filmler vb.) de koruduğu AİHM içtihatlarıyla kabul edilmiştir (bkz. AİHS’nin 10. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Macovei, s. 25).

19. Demokratik bir sistemde, kamu gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim kadar etkili bir rol oynamakta ve önem taşımaktadır. Halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesi özgür olmasına bağlı olduğundan basın özgürlüğü, herkes için geçerli ve yaşamsal bir özgürlüktür (bkz. Anayasa Mahkemesi, E.1997/19, K.1997/66, K.T. 23/10/1997; benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 41;Özgür radyo-Ses Radyo Televizyon Yapım ve Tanıtım AŞ/Türkiye, B. No: 64178/00, 64179/00, 64181/00, 64183/00, 64184/00, 30/3/2006 § 78; Erdoğdu ve İnce/Türkiye, B. No: 25067/94, 25068/94, 8/7/1999, § 48;Jersild/Danimarka, B.No: 15890/89, 23/9/1994, §31) Gazeteci; ifade özgürlüğünün demokratik toplum açısından taşıdığı değer noktasında ayrı bir öneme sahiptir. Zira kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapılması gazeteci için bir hak olmanın yanı sıra bir görevdir de. (bkz. AİHM

Observer ve Guardian/Birleşik Krallık, 13585/88, 26.11.1991; AİHM Sunday Times/Birleşik Krallık, 6538/74 , 26.04.1979)

20. AİHM, basının “kamu yararına olan konularda bilgi ve fikir verme” görevine gönderme yapmış ve halkın bu bilgiyi elde etme hakkının basının bunu verme görevinin karşılığı olduğunu eklemiştir. Sonuç olarak, bilgi ve fikir verme hak ve görevine sahip oldukları için, basın daha geniş bir özgürlük kazanmış, böylece devletlerin [basının] müdahalelerini sınırlama olanakları azalmıştır. Bununla birlikte, Mahkeme ifade özgürlüğünün kullanılmasına dahil olan “görev ve sorumluluklar” nedeniyle, Sözleşme’nin 10’uncu maddesi kapsamında gazetecilerin korunmasının, “gazetecilik etiğine uygun, doğru ve güvenilir bilgi sunmak için iyi niyetle hareket etmesi” kuralına bağlı olduğunu belirtmiştir. (Fressoz ve

Roire/Fransa, 21 Ocak 1999; Bergens Tidende ve Diğerleri/Norveç, 2 Mayıs 2000, bkz. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi Kapsamında İfade Özgürlüğünün Korunması, Uygulamacılar için el kitabı Dominika

Bychawska-Siniarska, Türkçe’ye Çeviren: Av. Tuğçe Duygu Köksal, s. 111)

21. Kendilerine verilen yetki kapsamında fiziksel güç kullanabilen kamu görevlileri bu yetkilerini kullanırken yasal sınırlar içerisinde hareket etmek zorundadırlar. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir alanda yürütme organınca alınacak önlemlerin objektif nitelik taşıması ve idarenin keyfî uygulamalarına sebep olacak şekilde geniş takdir yetkisi vermemesi gerekmektedir.

22. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü gibi mutlak ve sınırsız değildir. Yukarıda belirtilen toplumsal işlevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır.

Bu bağlamda geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan ve onları harekete

geçirebilen basının basın etik kurallarına uyması, bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerekir. Nitekim Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddelerinin koruma altına aldığı düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile basın hürriyeti Anayasa’nın 13’üncü maddesindeki koşullara uygun olarak, bu maddelerde belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir.

Anayasa’nın 13’üncü maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. (bkz. Anayasa Mahkemesi, Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 47)

23. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adli kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde yetkisi” başlıklı 168’inci maddesinde; “Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adli kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.” hükmü ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; “Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.” hükmü ile kolluk görevlilerinin görevlerini yapmalarının engellenmesi durumunda müdahale yetkisi ile yapılacak müdahalenin kapsamı ve yöntemi belirlenmiştir.

24. Şikâyetçi tarafından Kurumuza yapılmış olan başvuruda 14/10/2020, 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde yapılan eylemlerde gazetecilik görevini ifa etmesinin engellendiği iddialarında bulunulmuş olup, 14/10/2020 tarihinde gerçekleşen olaylara ilişkin başvurunun yargı mercilerine intikal ettirildiği anlaşılmıştır.

25. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”nı kapsayan 74’üncü maddesinde; “herkesin bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahip olduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelediği” hüküm altına alınmıştır.

26. Bununla birlikte Anayasa’nın “Yargı yetkisi” başlıklı 9’uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk

Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı; “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinde hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği; “Hakimlik ve savcılık mesleği” başlıklı 140’ıncı maddesinde, hâkimlerin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edeceği, “Adalet hizmetlerinin denetimi” başlıklı 144’üncü maddesinde, adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetiminin adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler, araştırma, inceleme ve soruşturma işlemlerinin ise adalet müfettişleri eliyle yapılacağı; “Hakimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159’uncu maddesinde, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerinin ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve

Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

27. 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kuruluş ve Kurulun bağımsızlığı” başlıklı 3’üncü maddesinin altıncı fıkrasında; “Kurul, görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez.” hükmüne, yedinci fıkrasında; “Kurul, mahkemelerin bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı esaslarını gözeterek

adalet, tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük, tutarlılık, eşitlik, ehliyet ve liyakat ilkeleri çerçevesinde görev yapar.” hükmüne, “Kurulun görevleri” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kurulun görevleri şunlardır:…hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetlemek; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hâl ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırmak ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerini yürütmek.” hükmüne yer verilmiştir.

28. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; Kamu Denetçiliği Kurumunun, İdarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.

29. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’nci maddenin ikinci fıkrasında; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk

Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” ifadelerine yer verilerek Kurumun görev alanı dışında olan hususlar sayılmıştır.

30. İlgili maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş olup, Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarih ve E.2012/96 K.2012/206 sayılı Kararında; “Kuvvetler ayrılığı ilkesi genellikle hukuk devleti ilkesi ile ilişkilendirilmektedir. Günümüzde kuvvetler ayrılığı bir taraftan hükümet sistemlerinin tanımlanmasının bir aracı olarak kullanılmakta, diğer taraftan ise farklı devlet organları arasında bir kontrol ve denge sistemi olarak görülmektedir. Bu ilkenin tek bir anlamı ve uygulama biçimi olmadığından her ülkenin özgün tarihsel ve siyasal koşullarına bağlı olarak farklı uygulamaların ortaya çıkması doğaldır.

Bu farklı tercihlerden birisinin, diğerlerine göre üstün tutulması söz konusu değildir. Anayasa’nın

Başlangıç’ının dördüncü paragrafında kuvvetler ayrılığının, “Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu” ifade edilmektedir….İptali istenen kuralla, “Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar” da Kurumun görev alanı dışında tutulmuştur. Yapılan düzenlemeyle, yargı mensuplarının, yargısal görevlerini yerine getirirken verdikleri kararların, Kurumun görev alanı kapsamı dışına çıkarılmasının, Anayasa’nın 138. ila 140. maddelerinde yer alan ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ve ‘hâkimlik-savcılık teminatı’na ilişkin hükümlerle uyum içerisinde olduğu ve TBMM ile ilişkili bir kurumun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği açıktır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle ilgi düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu değerlendirilerek TBMM ile ilişkili bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumunun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği belirtilmiştir.

31. İlgi Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır. Benzer bir düzenlemeye Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasında da ayrıca yer verilmiştir.

32. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Ön incelemenin yapılması” başlıklı 19’uncu maddesinde, şikâyet başvurusunun, inceleme ve araştırmaya geçilmeden önce ön incelemeye tabi tutulacağı ve ön incelemede şikâyet başvurusunun yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış

uyuşmazlıklara ilişkin olup olmadığının inceleneceği; “Ön inceleme üzerine yapılacak işlemler ve verilecek kararlar” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında ise, şikâyet başvurusunun ‘idari başvuru yollarının tüketilmesi’ koşulu hariç 19’uncu maddede yer alan şartlardan herhangi birini taşımaması hâlinde incelenemezlik kararı verileceği, hüküm altına alınmıştır.

33. Bu açıklamalar çerçevesinde başvuru değerlendirildiğinde; 33.1. Şikâyetçinin Kurumumuz tarafından incelenmesi talebinde bulunduğu 14/10/2020 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunduğu, Başsavcılık tarafından şikâyetçi hakkında yapılan işlemlere ilişkin evraklar, yakalama, el koyma, telefonun iadesine ilişkin tutanaklar, genel adli muayene raporu ve video görüntülerine ilişkin inceleme yapıldığı, soruşturma kapsamında yer alan görüntülere ilişkin bilirkişi raporu ve DVD Çözüm ve Tespit Tutanağı düzenlendiği, yapılan soruşturma neticesinde 14/04/2021 tarihli ve / Soruşturma No.lu, / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, 33.2. Bu kapsamda şikâyet konusu yapılan 14/10/2020 tarihli olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yukarıda yer verilen gerekçe ile 14/04/2021 tarihli ve / Soruşturma

No.lu, / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, söz konusu talep hakkında Kurumumuz tarafından inceleme yapılmasının Başsavcılık kararı lehine veya aleyhine değerlendirme yapılmasını gerektirdiği, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılması konusunda, görevlerinde bağımsız olan hâkimlere ve mahkemelere emir ve talimat veremeyeceğinin hüküm altına alındığı, yargı makamlarının tesis ettiği kararlara karşı itirazın, yasal mevzuatta belirlenmiş olan yargı makamlarında gerçekleşmesi gerektiği anlaşılmış olup, Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’nci maddenin ikinci fıkrası, 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b)

bendi ile Uygulama Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrası, 19’uncu maddesi ve 20’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14/10/2020 tarihinde gerçekleşen şikayet konusu olay “yargı organlarınca görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlığa ilişkin” olduğundan ve yargı yetkisinden ayrı bir şekilde değerlendirilmesi yasal olarak mümkün olmadığından yasal mevzuat gereği Kurumumuzca bahse konu iddia ve talebin esasına yönelik bir değerlendirme yapılamamıştır.

34. Nitekim söz konusu yargıya intikal etmiş olan 14/10/2021 tarihli olaya ilişkin talebin Kurumumuz tarafından incelenemeyeceği hususuna şikâyetçi tarafından Kurumumuza aynı taleple yapılmış olan 31/03/2021 tarihli başvuruya ilişkin olarak 2021/6944 Esas No.lu dosyada verilmiş olan ve şikâyetçi vekiline tebliğ edilmiş olan 20/04/2021 tarihli Gönderme Kararında da yer verilmiştir.

35. Şikâyet konu edilen 02/02/2021 tarihli ve 05/02/2021 tarihli olaya ilişkin olarak ise Kurumumuzca şikâyetçi vekili tarafından gönderilen video görüntüleri ve verilen bilgilerin yanı sıra İdare tarafından gönderilmiş olan yazı ekinde yer alan belgeler, tutanaklar, video görüntüleri ve fotoğraflar incelenmiştir.

36. Bu kapsamda İdare tarafından gönderilmiş olan 02/02/2021 tarihli eyleme ilişkin tutanak ve belgelerin yanı sıra 4 ayrı klasörde bulunan toplam 475 fotoğraf (209, 33, 160, 73), 3 adet video görüntüsü ile 05/02/2021 tarihli eyleme ilişkin tutanak ve belgelerin yanı sıra 306 adet fotoğraf ve 11 adet video görüntüsü tetkik edilmiştir.

37. Şikâyete konu edilen 02/02/2021 tarihli eyleme ilişkin incelenen görüntülerin tamamının tetkikinden; kolluk personeli tarafından genel olarak gazetecilere yönelik bir müdahalenin ve engellemenin bulunmadığı, şikâyetçinin genellikle eylemcilerin arasında veya yakınında yer aldığı ve zaman zaman

görüntü aldığı, şikâyete konu edilen bölümde şikâyetçinin ve başka bir basın mensubunun kolluk personeli ve eylemciler arasındaki arbedenin arasında bulunduğu, şikâyetçinin ve diğer basın mensubunun gazeteci olduklarını belirtmesinin hemen akabinde arbede yaşanan mahalden çıkarıldıkları, sonrasında kolluk personelinin arbede yaşanan yerin etrafında dizilerek kalkanlarla şerit oluşturduğu, 38. Şikâyet konu edilen 05/02/2021 tarihli eyleme ilişkin incelenen görüntülerin tamamının tetkikinden kolluk personeli tarafından genel olarak gazetecilere yönelik bir müdahalenin ve engellemenin bulunmadığı, şikâyetçinin genellikle eylemcilerin arasında veya yakınında yer aldığı ve zaman zaman görüntü aldığı, şikâyete konu edilen bölümde kolluk personelinin eylemcilere müdahalesi esnasında kolluk personelinin arbede yaşanan yerin etrafında kalkanlarla şerit oluşturduğu tespit edilmiştir.

39. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, yargı kararları, şikâyete ilişkin kamera görüntüleri, fotoğraflar, tutanaklar ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde ise; şikâyetçi tarafından Kurumumuza şikâyet konusu edilen 14/10/2020 tarihli olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunulduğu ve Başsavcılık tarafından yukarıda yer verilen gerekçe ile 14/04/2021 tarihli ve / Soruşturma No.lu, / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, “yargı organlarınca görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlığa ilişkin” başvurular kapsamında yargısal işlemlerin tamamlayıcısı niteliğinde olan, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi çerçevesinde yürütülen ve yargı kararından ayrı bir şekilde idari işlem olarak ele alınması mümkün olmayan yargı yetkisi kapsamındaki işlemlere ilişkin başvurular Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’nci maddenin ikinci fıkrası, 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ile Uygulama Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin birinci fıkrası, 19’uncu maddesi ve 20’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kurumumuzun görev alanı dışında tutulduğundan yargı kararlarını denetlemesine imkân bulunmayan Kurumumuzca bahse konu iddia ve taleplerin esasına yönelik bir değerlendirme yapılamadığı ve yargı makamlarının karar verdiği bir konuda yasada öngörüldüğü şekliyle yargı makamlarına itiraz ve müracaatların yapılması gerektiği; şikâyet konusu edilen 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak ise kolluk personeli tarafından şikâyetçinin gazetecilik mesleğini yapmasını engellemek amacıyla fiziksel müdahalede bulunulduğu ya da görüntü almasını engellemek amacıyla orantısız ve meşru olmayan bir müdahalede bulunulduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı, bu nedenle dosya kapsamında basın ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin bir tespit yapılamaması nedeniyle talebin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 40. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde şikâyet kapsamında bilgi ve belge talebinde bulunulan şikâyete konu

İdarelerin Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması”, “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

41. Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü gibi mutlak ve sınırsız değildir. Yukarıda belirtilen toplumsal işlevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Bu bağlamda geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan ve onları harekete

geçirebilen basının basın etik kurallarına uyması, bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerekir. (bkz. Anayasa Mahkemesi, Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 47) Aynı durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da ifade özgürlüğünün kullanılmasına dahil olan “görev ve sorumluluklar” nedeniyle, Sözleşme’nin 10’uncu maddesi kapsamında gazetecilerin korunmasının, “gazetecilik etiğine uygun, doğru ve güvenilir bilgi sunmak için iyi niyetle hareket etmesi” kuralına bağlı olduğu şeklinde ifade edilmektedir. (Fressoz ve

Roire/Fransa, 21 Ocak 1999; Bergens Tidende ve Diğerleri/Norveç, 2 Mayıs 2000, bkz. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi Kapsamında İfade Özgürlüğünün Korunması, Uygulamacılar için el kitabı Dominika

Bychawska-Siniarska, Türkçe’ye Çeviren: Av. Tuğçe Duygu Köksal, s. 111)

42. Bununla birlikte 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; Kurumun, idarenin her türlü eylem ve işlemleri yanında tutum ve davranışlarını da incelemekle görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yer verilen Kurumumuz

Uygulama Yönetmeliğinin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; … nezaket … gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kurumumuz tarafından yayınlanan İyi Yönetim İlkeleri

Rehberi’nde nezaket ilkesi; “kamu görevlilerinin birbirine ve vatandaşa karşı saygılı davranmalarını, kibar, yardımsever ve iş birliği içerisinde hareket etmelerini, işlerini zamanında yapmalarını, vatandaşın sorununu anlamak ve çözüm yolu üretmek için samimi bir çaba içinde olmalarını ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Nezaket ilkesi gereği, kamu görevlilerinin vatandaşlarla kurdukları ilişkilerde nazik ve kibar bir dil kullanmaları, nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici söylemlerden ise kaçınmaları gerekmektedir.

(Kamu Denetçiliği Kurumu İyi Yönetim İlkeleri Rehberi, s. 71-74, https://www.ombudsman.gov.tr/document/raporlar/iyi_yonetim_ilkeleri_rehberi/iyi-yonrtim-ilkeleriturkce/mobile/index.html)

43. Bu çerçevede, başvurunun incelenmesi kapsamında kolluk görevlilerinin aniden ve anlık olarak gelişen eylem ve protestolara yasal olarak müdahale etmelerine duyulan ihtiyaca ilişkin kamusal fayda ile topluma haber ve bilgi aktarımının sağlanabilmesi için basın mensuplarının görevlerini gereği gibi yapabilecekleri koşulların sağlanması suretiyle basın ve haber alma hürriyetinin korunması arasında bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne ilişkin yasal mevzuat kapsamında kolluk kuvvetleri tarafından yerine getirilen tedbir alma ve müdahale yetkisi kullanılırken kamu görevlisini engellemeyen ve gazetecilik görevini yerine getiren meslek mensuplarının görevlerini yerine getirebileceği uygun ortamın sağlanmasına azami özen gösterilmelidir. İdareden, bu dengenin gözetilmesine yönelik tedbir alınması kapsamında toplumsal olaylara müdahale esnasında basın mensuplarına yönelik muamelelerde yasal düzenlemelerin sınırları içerisinde ölçülülük ilkesine uygun olarak hareket edilmesi, kolluk görevlileri ile basın mensupları arasındaki ilişkilerde daha özenli bir dil kullanımının sağlanması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

44. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret

Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, idarenin işlem ve eylemlerine karşı Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen gerekçe ve dosya kapsamına göre; Şikâyetçinin 14/10/2021 tarihinde gerçekleşen ve yargı mercilerine intikal ettirilmiş olan olaylara ilişkin talebinin İNCELENMEMESİNE, 02/02/2021 ve 05/02/2021 tarihlerinde gerçekleşen olaylara ilişkin talepler yönünden BAŞVURUSUNUN

REDDİNE,

İyi yönetim ilkeleri açısından kolluk personeli tarafından kolluk görevinin ifası sırasında gazetecilik faaliyeti gerçekleştiren basın mensupları için uygun ortamın sağlanmasına azami özen gösterilmesi ve basın mensupları ile kurulacak ilişkilerde daha özenli bir dil kullanılması hususunda EMNİYET GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın ŞİKÂYETÇİ VEKİLİNE ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi