ÖZET: Başvuru, Manisa ilinde bulunan ve 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bir taşınmazın kamulaştırılması veya trampa edilmesi talebine ilişkindir. Başvuran, taşınmazının tarımsal amaçlarla kullanılamadığını belirterek, bu konuda gerekli adımların atılmasını istemektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, taşınmazın kamulaştırılmasının mümkün olmadığını, çünkü yeterli bütçenin bulunmadığını ve ilgili koruma planlarının eksik olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, taşınmazın bulunduğu alanda geçerli bir Koruma Amaçlı İmar Planı olmadığı için trampanın da gerçekleştirilemeyeceği belirtilmiştir.

Manisa Büyükşehir ve Alaşehir belediyeleri de, taşınmazla ilgili koruma amaçlı imar planı hazırlama yükümlülüğünün kendilerine ait olduğunu, ancak bu planların henüz yapılmadığını belirtmişlerdir. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda, Kamu Denetçiliği Kurumu, mülkiyet hakkının korunması için ilgili belediyelere ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyeler, koruma amaçlı imar planlarının bir an önce yapılması ve taşınmazın kamulaştırılması ya da trampası yönündedir.

Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile mülkiyet hakkına saygı ilkesinin korunması amacıyla gerekli adımların atılması önerilmiştir. İlgili idarelerin, bu tavsiyelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/9279-S.20.13958

BAŞVURU NO : 2020/1822

KARAR TARİHİ : 04/06/2020

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

MANİSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

ALAŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazın kamulaştırılması veya trampa edilmesi istemine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 27/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, Manisa ili, ilçesi, mahallesi, ada, parselde kayıtlı taşınmazın, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiğini, aynı Kurulun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma

Koşullarının belirlendiğini, 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanına ilişkin yürürlükte bir Koruma

Amaçlı İmar Planının bulunmadığını, bu gerekçelerle taşınmazını tarımsal amaçlı olarak kullanamadığını iddia ve şikâyetle, taşınmazının kamulaştırılması veya trampa edilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 7/4/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. Söz konusu taşınmazın İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, aynı Kurulun 28.06.2018 tarih ve sayılı kararıyla I. ve III. derece arkeolojik sit alanının Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartlarının belirlendiği, başvuruya konu 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanına ilişkin yürürlükte bir Koruma Amaçlı İmar Planı bulunmadığı, söz konusu taşınmazın Bakanlıkları izinli kazı alanları arasında yer almadığı; 2.2. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15. maddesinde; “Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür… varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır.” hükmü ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinde; “İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.” hükmüne yer verildiği, Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel

Müdürlüğü’nün 2019 ve 2020 mali yılı kamulaştırma ödeneğinin yetersizliği nedeniyle söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasının gerçekleştirilemediği; 2.3. Nitekim Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırmanın şartları” başlıklı 3. maddesine 4650 sayılı Kanunla eklenen yukarıda bahse konu dördüncü fıkranın amacının, 4650 sayılı Kanunun genel gerekçesinde; “… Bu amaçla, ancak kamu yararının gerektirdiği ve zorunlu hallerde, idarelerin yatırım programlarında yer alan yatırımları için bütçelerinde var olan kamulaştırma ödenekleri kadar kamulaştırma yapmalarının temini ve böylelikle zorunlu olmayan hallerde gereksiz yere kamulaştırma yapılması önlenerek, kamu harcamalarının kontrol altına alınması ve disipline edilmesi …” şeklinde ifade edildiği; dolayısıyla, yeterli ödenek temin edilmeden başlanılan kamulaştırma işleminin şekil bakımından hukuka aykırı olacağı; zira bu şart yerine getirilmeden kamu yararı kararı dahi alınmayacağı gibi taşınmazın tespiti, satın alma usulünün denenmesi gibi kamulaştırmaya ilişkin diğer idarî işlemlerin de yapılamayacağının açık olduğu; ayrıca, bir taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararının bulunup bulunmadığının belirlenmesinin bir takdiri gerektirdiği ve bu takdiri kamulaştırmayı yapacak olan idarenin ortaya koyması gerektiği; 2.4. Konu ile ilgili emsal olmak üzere, Danıştay 6. Dairesi’nce verilen 05/04/2005 tarihli ve sayılı karar ile tescilli bir taşınmazın kamulaştırılmaması sebebiyle zarara uğranıldığı gerekçesi ile Bakanlıkları aleyhine açılan ve yerel mahkemece reddedilen tazminat davasının temyizi davasında, kültür varlığı olarak tescil edilen bir taşınmazın tescilinin kısa süre içerisinde kamulaştırılmasını gerektirmediği, Bakanlığın program ve bütçesi uyarınca değerlendirme yapacağı, bu durumda davalı idarenin taşınmazın kamulaştırılmaması nedeniyle hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığından tazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı yönünde karar verildiği; 2.5. Diğer taraftan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15.

maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 22/05/2010 tarihli ve 27588 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine

Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkındaki Yönetmelik”in, “Trampa edilebilecek taşınmazlar” başlıklı 4.maddesinde “Sit alanlarından, I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde 1/1000 ölçekli onanlı Koruma Amaçlı İmar Planı şartı aranmaz.” hükmü bulunduğu, ancak söz konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planında kesin inşaat yasağı getirilen taşınmazlardan olmaması ve Bakanlıkları izinli kazı alanlarında da yer almaması nedeniyle trampasının değerlendirilemediği; 2.6. Başvuranın taşınmazı üzerinde tarımsal faaliyette bulunamadığı iddiasına ilişkin olarak,

2863 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ilk iki fıkrasında, “… Taşınmaz kültür ve tabiat

varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu

Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez. Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler …” ifadesi bulunduğu, maliklerin 2863 sayılı

Kanun’a aykırı olmayan mülkiyet haklarından faydalanmaları yönünde herhangi bir engel bulunmadığı, taşınmaza Bakanlıklarınca mülkiyet hakkını sınırlayacak nitelikte hukuki ve fiili müdahalede bulunulmadığı; 2.7. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Arkeolojik Sit Alanları için geçerli olan 05.11.1999 gün ve sayılı ilke kararında 1. derece arkeolojik sitin; “Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. Bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına…” şeklinde tanımlandığı; 1. derece arkeolojik sit alanlarında kesin olarak yapılaşmayı engelleyen bir durum olmakla birlikte Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 gün ve

658 sayılı ilke kararında belirtilen kullanma koşullarının Koruma Bölge Kurulunun görüşü

alınarak uygulanabileceği; buna göre; 1.derece arkeolojik sit alanında kalan bir taşınmazda; alım-satım (kurul görüşü olmaksızın) Yüksek Kurul’un 05.11.1999 gün ve sayılı ilke kararında belirtildiği gibi Resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları, yeni tarımsal alanların açılmaması koşuluyla, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetler ile seracılık gibi tarımsal faaliyetler ile taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) işlemlerinin Koruma Bölge Kurulu görüşü alınarak yapılabileceği; 2.8. 3. derece arkeolojik sit alanlarının koruma-kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardan olduğu; söz konusu taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanında kalan kısmında yapılabilecek tarımsal uygulamalar için İzmir 2 Numaralı

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne başvurulması gerektiği; 2.9. Bakanlıklarınca yapılan kamulaştırma işlemlerinde bilimsel kazı yapılan alanlar ile bu alanlarda kalan taşınmazların kamulaştırılmalarına, Ören yerleri ve çevreleri ile ilgili işlemlere, restorasyonu yapılan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazlara, ihtiyaç duyulması halinde Koruma Bölge Kurulu

Müdürlükleri, Rölöve ve Anıtlar Müdürlükleri, Müze Hizmet Binaları olarak kullanılmaya uygun korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki yapıların kamulaştırılmalarına ödenekler ölçüsünde öncelik verildiği; 2.10. Söz konusu taşınmazın Bakanlıkları izinli kazı alanlarında yer almadığı ve 1/1000 ölçekli

Koruma Amaçlı İmar Planı bulunmadığı; 2863 sayılı Kanunun 17. maddesinin (a) bendinde

“Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır.” hükmü bulunduğu; söz konusu taşınmazın yer aldığı alanın 1/1000 ölçekli

Koruma Amaçlı İmar Planının ilgili Belediyesince hazırlanıp onaylanarak yürürlüğe girmesi ve taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kalan kısmının ifraz edilmesi, buna ilişkin belgelerin Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne iletilmesi halinde taşınmazın trampasının ilgili mevzuatı kapsamında değerlendirilebileceği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

2.11. Başvuruya konu taşınmazdaki 1. Derece arkeolojik sit için 2863 sayılı Kanun’un 17.

maddesi kapsamında Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Koşulları: “Kesinlikle hiçbir yapılaşma yapılamaz. Bilimsel kazı çalışmaları dışında herhangi bir uygulama yapılamaz.

Resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için ilgili Müze

Müdürlüğünün ve varsa Kazı Başkanlığının görüşüyle konu Koruma Bölge Kurulunda değerlendirilecektir. Taş, toprak, kum ve benzeri alınamaz, kireç, taş, tuğla, mermer, kum ve maden vb. ocakları açılamaz, toprak cüruf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülemez.

Ağaçlandırmaya gidilemez.”, şeklinde belirlenmiştir.

2.12. Başvuruya konu taşınmazdaki 3. Derece arkeolojik sit için 2863 sayılı Kanun’un 17.

maddesi kapsamında Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Koşulları: “Üst ölçekli plan kararlarına ve 3194 sayılı İmar Kanunu mevzuatına aykırı olmamak koşuluyla; alana ilişkin fiziki ve inşai müdahale gerektiren her türlü talep, Koruma Bölge Kurulu’nda değerlendirilir.

Koruma Bölge Kurulunca uygun görülmesi halinde; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve 658 sayılı ilke kararı kapsamında Müze Müdürlüğünce sondaj kazısı yapılarak sondaj kazısı sonuçları Koruma Bölge Kurulu’na iletilir. Sondaj kazıları sonucunda herhangi bir buluntuya rastlanılmaması halinde, uygulama Koruma Bölge

Kurulu izni ile gerçekleştirilebilir.”, şeklinde belirlenmiştir.

3. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 10/4/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, 3.1. Manisa İli, İlçesi, Mahallesi, ada, parselde kayıtlı taşınmazın, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarih ve sayılı kararıyla 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, aynı kurulun 28/06/2018 tarih ve sayılı kararıyla Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Koşullarının belirlendiği ve anılan sit alanı ilanı ile ilgili hukuki sürecin tamamlanmış olması karşısında kararın revize edilmesi ile ilgili hukuken yapılacak bir işlemin bulunmadığı; 3.2. 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planı yapma görev ve yetkisinin 5216 Sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca ilçe belediyelerine ait olması nedeni ile bu kapsamda Büyükşehir

Belediyesi olarak yapılacak bir işlemin bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Alaşehir Belediye Başkanlığı’nın 4/5/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, 4.1. Bahse konu alana ilişkin onaylı herhangi bir Koruma Amaçlı İmar Planı bulunmadığı, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin (a) bendinde yer alan

“Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim­geçiş sahası varsa 1/25000 ölçekli plan kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır…

Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır.”, hükmü doğrultusunda bahse konu alanda 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar

Planından önce 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmasının gerektiği, bahse konu planlara altlık oluşturması açısından Hâlihazır Haritaların ve Jeolojik Etüt Raporlarının da hazırlatılıp onaylanması gerektiği; 4.2. 5216 sayılı Büyükşehir Kanununun Üçüncü Bölüm Madde 7­b de belirtilen, “Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye (…)( sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe (…) belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak.”, hükmü gereğince üst ölçek Planların Manisa

Büyükşehir Belediyesi yetki ve sorumluluğunda bulunduğu; bahse konu planlar hazırlatılıp onaylandıktan sonra 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Plan çalışmalarına başlanabileceği; 4.3. 26.07.2005 tarih ve 25887 sayılı Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme

Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi, Müelliflerine İlişkin Usul ve

Esaslara Ait Yönetmeliğin 5. maddesinde, “Koruma amaçlı imar planları idareler tarafından; a) Bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde belirlenen koruma amaçlı imar planı yapımı ekibi bulunması koşuluyla doğrudan hazırlanabilir; b) İhale mevzuatında belirtilen usul ve esaslara göre ihale suretiyle yaptırılabilir; c) İller Bankası Genel Müdürlüğüne yetki verilerek hazırlatılabilir;..” denildiği, buradaki idarenin Büyükşehir Belediyesi bulunan yerlerde büyükşehir belediyesini, belediye sınırları içinde belediyeleri, dışında il özel idarelerini, ayrıca özel kanunlarla belirlenmiş olan alanlarda imar planı yapma, yaptırma ve onama yetkisi bulunan ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını tanımladığı; 4.4. Alaşehir Belediye Başkanlığı, Manisa Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalan bir ilçe belediyesi olduğu için öncelikle Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 1/5000 ölçekli Koruma

Amaçlı İmar Planını hazırlaması, bahse konu planlara altlık oluşturması için Hâlihazır

Haritaların ve Jeolojik Etüt Raporlarının hazırlanıp onaylanması daha sonra da hazırlanıp onaylanmış planlara uygun olarak Alaşehir Belediye Başkanlığı tarafından 1/1000 ölçekli

Koruma Amaçlı İmar Planının hazırlanması gerektiği; 4.5. Sonuç olarak, gerek 5216 sayılı Büyükşehir Kanununda gerekse 2863 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Koruma Amaçlı İmar Planının öncelikle Büyükşehir

Belediyesinin yetki ve görev alanına girdiği, bu planlar hazırlanıp onaylandıktan sonra 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planının Alaşehir Belediyesi tarafından hazırlanması gerektiği değerlendirildiğinden Alaşehir Belediyesi yönünden idarenin hukuki ve icrai sorumluluğunun henüz başlamadığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 5.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.2. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir…”; 5.3. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinde, “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”; 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 10/07/2018 tarih, 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı

Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığının görev ve yetkilerinin sayıldığı “Görev” başlıklı 277. maddesinde, “…c) Tarihi ve kültürel varlıkları korumak, … e) Kültür ve turizm yatırımları ile ilgili taşınmazları temin etmek, gerektiğinde kamulaştırmak, bunların etüt, proje ve inşaatını yapmak, yaptırmak, …” 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. (…) (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.” 8. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 8.1. “Tanımlar ve kısaltmalar:” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: … (3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır. … (8) (Ek:14/7/2004 – 5226/1 md.)

“Koruma amaçlı imar plânı”; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşimgeçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır. …” 8.2. “Devlet malı niteliği:” başlıklı 5. maddesinde, “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. ….” 8.3. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları:” başlıklı 6. maddesinde, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: …c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, ….” 8.4. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı:” başlıklı 9. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.), “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”; 8.5. “Hak ve sorumluluk:” başlıklı 11. maddesinde, “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. (…) Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu

Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler. …” 8.6. “Kamulaştırma:” başlıklı 15. maddesinde, “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. … e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen (1)

korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka

Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez. Ancak, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşul parsele yönelik uygulanır ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz. Bu parsellerin üzerinde bina veya tesis varsa malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli, 2942 sayılı

Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödenir. Bu bentle ilgili usul ve esaslar

Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. …” 8.7. “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar Plânı” başlıklı 17. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/8 md.), “a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur.

Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. (Değişik ikinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır. …”; 9. 22.05.2010 tarihli ve 27588 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sit Alanlarında Kalan

Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in “Trampa edilebilecek taşınmazlar” başlıklı 4. maddesinde, “ (1) Sit alanlarından, I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. …”; 10. 26.07.2005 tarihli ve 25887 Sayılı Resmî Gazete’de Yayımlanan Koruma Amaçlı İmar

Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik’in “Plan hazırlama esasları” başlıklı 6. maddesinde (Değişik:RG-5/1/2017-29939), “Koruma amaçlı imar planları aşağıdaki ilkeler doğrultusunda hazırlanır: a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durdurur. Sit alanı ve etkileşim geçiş sahası göz önünde bulundurularak varsa 1/25000 ölçekli plan kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak, yeniden gözden geçirilir ve ilgili idarelerce onaylanır. b) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. İdareler söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar plânını hazırlatıp, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Bu üç yıllık sürenin sonunda, koruma amaçlı imar planlarını yapma ve yaptırmaya yetkili idarelerce bütçelerinde plan yapımı için yeterli ödenek bulunmadığının, ilgili kurumlardan ödenek temin edilemediğinin ve koruma amaçlı imar planı hazırlama yeterliliğine sahip teknik elemanlarının olmadığının birlikte belgelenmesi durumunda veya alanda kazı çalışmalarının devam etmesi, afet hali gibi zorunlu teknik gerekçelerle plan yapılamaması halinde, koruma bölge kurulunca bu süre gerekçeli olarak uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır. …g) …Kanunla kesin yapılaşma yasağı getirilen alanlarda 22/5/2010 tarihli ve

27588 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine

Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik gereğince yapılması istenen koruma (1)

amaçlı imar planları parsel ölçeğinde yapılabilir. h) Yapılacak koruma amaçlı imar planlarında, Kanun gereğince kesin yapılaşma yasağı uygulanması gereken alanlar belirlenir.

…”; 11. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 12. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde başvurunun kabulü ile mülkiyet hakkına saygı ilkesinin korunması için, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge

Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen başvuruya konu taşınmazın bulunduğu alana yönelik olarak 2863 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Koruma Amaçlı İmar Planının yapılması hususlarında Manisa

Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve Alaşehir Belediye Başkanlığı’na; Taşınmazın koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen kısmının eşdeğer Hazine arsa veya arazileri ile trampa edilmesi ve/veya tamamının kamulaştırılması hususlarında Kültür ve Turizm

Bakanlığı’na; tavsiyede bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran özetle, 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen taşınmazının kamulaştırılması veya trampa edilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.

15. Başvuruya konu taşınmaz İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş olup, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması”na Anayasal düzeyde önem atfedilmiştir. Buna göre, Anayasanın 63.

maddesinde Devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alacağı ödevi düzenlenmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 2863 sayılı Kanun, Anayasanın 63. maddesiyle Devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup, gerçek ve tüzelkişilerin bu kapsamda görev ve sorumluluklarına yer vererek mülkiyetin kullanımına kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin esaslarını ortaya koymaktadır.

16. 2863 sayılı Kanunun 5. maddesine göre özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları niteliğindeki taşınmazlar “devlet malı” niteliğinde olup, Kanunun 6. ve 7. maddeleri uyarınca bu taşınmazlar tespit ve tescil edilerek aslına uygun olarak korunmaları ve böylelikle gelecek nesillere milli/tarihi kültür mirası olarak aktarılmaları sağlanmaktadır. Bu amaçla Kanun, özel mülkiyetteki kültür/tabiat varlıkları maliklerinin mülkiyet hakkının doğasından kaynaklanan kullanma ve yararlanma haklarına bazı sınırlamalar getirmektedir.

17. Buna göre, maliklerin Kanun uyarınca koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunmaları yasak olup, esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler de inşaî ve fizikî müdahale kapsamında kabul edilmektedir (2863 sk. md.9). Kanunun 17. maddesine göre, bir alanın koruma bölge kurulunca “sit” olarak ilanı ise bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurmakta, koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenmektedir. Söz konusu kanun hükmü uyarınca ayrıca ilgili kurumlarca sit alanı olarak ilan edilen alanda en geç üç yıl içinde koruma amaçlı imar planının hazırlanarak koruma bölge kuruluna verilmesi zorunludur.

Kanun koyucu mülkiyet hakkının kullanımına getirdiği bu gibi sınırlamalara karşın, kültür/tabiat varlıkları maliklerine, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, 2863 sayılı Kanun kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanmaları imkânını da getirmiştir (2863sk. md.11).

18. Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanlarının hangi esaslar dâhilinde kamulaştırılacağı ise Kanunun 15. maddesinde düzenlenmiştir. Kamulaştırma işlemleri, bu

Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılacak olup, kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının

Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağı hususu amir hüküm olarak düzenlenmiş, idareye bu konuda bir takdir yetkisi tanınmamıştır.

Öte yandan aynı kanun maddesinde sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parsellerin başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebileceği, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşulun parsele yönelik uygulanacağı ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmayacağı da hüküm altına alınmıştır.

19. İlgili idareler tarafından dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, başvuranın taşınmazı 30/11/2017 tarih ve yevmiye sayılı satış işlemine istinaden edindiği; başvuruya konu taşınmazın İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge

Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği; aynı Kurulun 28/06/2018 tarih ve sayılı kararıyla taşınmazın Geçiş Dönemi

Koruma Esasları ve Kullanma Şartları belirlenen 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanında kaldığı; İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 5/7/2018 tarihli ve sayılı yazısıyla da tapu kütüğünün beyanlar hanesine “Bir bölümü 1. derece arkeolojik sit alanındadır. Bir bölümü 3. derece arkeolojik sit alanındadır.” belirtmesinin tapu idaresinin 6/7/2018 tarih ve yevmiye sayılı işlemi ile konulduğu; Genel Müdürlükçe taşınmazın kamulaştırılacak taşınmazlar arasında yer aldığının kabul edildiği ancak bilimsel kazı yapılan alanlar ile bu alanlarda kalan taşınmazların kamulaştırılmalarına, Ören yerleri ve çevreleri ile ilgili işlemlere, restorasyonu yapılan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazlara, ihtiyaç duyulması halinde Koruma Bölge

Kurulu Müdürlükleri, Rölöve ve Anıtlar Müdürlükleri, Müze Hizmet Binaları olarak kullanılmaya uygun korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki yapıların kamulaştırılmalarına ödenekler ölçüsünde öncelik verildiğinden, 2019-2020 mali yılları kamulaştırma ödeneğinin yetersizliği nedeniyle söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasının gerçekleştirilemediği; anılan taşınmazın trampasının ise, taşınmazın yer aldığı alana ilişkin 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planının bulunmaması ve taşınmazın Bakanlığın izinli kazı alanları arasında yer almaması nedeniyle gerçekleştirilemediği; hususları tespit edilmiştir.

20. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve somut uyuşmazlığa ilişkin bir önceki paragrafta yapılan tespitler ışığında, başvuranın, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma

Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen taşınmazı üzerindeki mülkiyet hakkına 2863 sayılı Kanun kapsamında birtakım sınırlamalar getirildiği; buna göre, başvuranın taşınmazı üzerinde tarımsal faaliyette bulunamadığı iddiasına ilişkin olarak; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun

05.11.1999 gün ve sayılı ilke kararına göre taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında

kalan kısmına yönelik olarak yeni tarımsal alanların açılmaması koşuluyla, mevsimlik tarımsal faaliyetler ile seracılık gibi tarımsal faaliyetlerin Koruma Bölge Kurulu görüşü alınarak yapılabileceği öngörülmüşse de söz konusu alana ilişkin Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve

Kullanma Koşullarına göre başvuranın talebine konu zeytin ağacı dikimine/ağaçlandırmaya izin verilmediği; taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanında kalan kısmında yapılabilecek tarımsal uygulamalar için ise Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne başvurulabileceği; bununla birlikte Kanunun 9. maddesi uyarınca başvuranın Koruma Bölge Kurulunca alınan kararlara aykırı olarak sit alanında inşaî ve fizikî müdahalede bulunmasının yasak olduğu; ayrıca taşınmaz üzerine tapu siciline konulan belirtmelerin taşınmazın satış şansı dâhil değerini kayda değer bir ölçüde düşüreceğinin kabulünün gerektiği; taşınmazın Bakanlığın izinli kazı alanları arasında yer almaması nedeniyle başvuranın trampaya yönelik isteminin ancak taşınmazın yer aldığı alana ilişkin Koruma Amaçlı İmar Planının yapılması koşuluna bağlı olduğu; hususları gözetildiğinde, başvuranın mülkiyet hakkının korunması için ilgili idarelere bu yönlerden tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden

“dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı hususları tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden arta kalan sürede İzmir Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için; 1. İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28/06/2018 tarihli ve sayılı kararıyla 1. ve 3.derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen başvuruya konu taşınmazın bulunduğu alana yönelik olarak 2863 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Koruma Amaçlı

İmar Planının yapılması hususlarında MANİSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE

BAŞKANLIĞI’NA VE ALAŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

2. Taşınmazın koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen kısmının eşdeğer

Hazine arsa veya arazileri ile trampa edilmesi, geriye kalan kısmının kamulaştırılması veya tamamının kamulaştırılması hususlarında; KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, Alaşehir Belediye

Başkanlığı’na ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi