ÖZET: Başvuru, müvekkil kooperatifin mülkiyetinde bulunan taşınmazların Hazine’ye ait parsellerle takas edilmesi ve bu işlemin iptali üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın uygulanması talebini içermektedir. Başvuran, İzmir’deki taşınmazın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na olan tahsisinin kaldırılarak kooperatif adına devrinin gerçekleştirilmesini istemiştir. İlgili idareler, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak bazı taşınmazların devrini gerçekleştirmiş, ancak başvuruya konu taşınmazın tahsisinin kaldırılmasını uygun bulmamıştır.

İdarelerin, mahkeme kararlarına uyması gerektiği Anayasa’nın 138. maddesiyle güvence altına alınmıştır. Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ve ilgili taşınmazın devrinin yapılmamasının Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğunu belirtmiştir. İlgili bakanlıklar, taşınmazın turizm merkezi sınırları içinde bulunduğunu ve bu nedenle tahsisinin kaldırılmasının uygun olmadığını ifade etmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne ve ilgili bakanlıkların, Anayasa Mahkemesi kararının gereğini yerine getirmesi için gerekli işlemleri yapmasına yönelik tavsiyelerde bulunmuştur. İdarelerin, mülkiyet hakkının ihlalini gidermek için ya taşınmazın devrini ya da nakdi tazminatı sağlaması gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/16949-S.22.26011

BAŞVURU NO : 2022/14930

KARAR TARİHİ : 26/12/2022

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

BAKANLIĞI

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Mahkeme Kararının uygulanması talebi hk.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 13/10/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuru dilekçesinde özetle başvuran adına vekili; müvekkil kooperatifin yaptığı bireysel başvuru

üzerine Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu 10/10/2019 tarih, Başvuru No.lu kararının ve bu karar uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel

Müdürlüğü ve Müvekkil Kooperatif arasında yapılan yazışmaların yerine getirilmesi amacıyla, mülkiyeti hazineye ait olan ve Turizm Gelişme Bölgesinde kalması sebebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisli olup, tahsisi kaldırılmayan İzmir İli İlçesi, Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın,

Kültür ve Turizm Bakanlığına olan tahsisinin kaldırılarak, müvekkil Kooperatif adına devrinin ve tescilinin sağlanması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 21/10/2022 tarih ve sayılı, bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden

Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 11/11/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1) İzmir İli, İlçesinde bulunan ve sit alanında kalan S.S. Yeni Foça Konut Yapı

Kooperatifine ait adet taşınmaz ile İzmir İli, İlçesinde bulunan mülkiyeti Hazineye ait parsel no.lu taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 15/f maddesi uyarınca trampası ve bu trampa işleminin iptali nedeniyle yaşanan ihtilaflı süreç sonunda adı geçen Kooperatif tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan sayılı Bireysel Başvuru neticesinde Anayasa

Mahkemesi tarafından; Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı kararı ile

Kooperatif lehine hükmedilen alacakların ödenmemesinin hak ihlali oluşturduğuna dair verilen 10/10/2019 tarihli kararın yerine getirilmesini teminen Hazine ve Maliye Bakanlığı Makamının 26/01/2021 tarihli ve sayılı Olur’u ile başvuru konusu İzmir İli, Çeşme İlçesi, Musalla Mahallesinde bulunan

441 ada 34 parsel no.lu taşınmazın da aralarında bulunduğu adet ve toplam 98.949,00 m yüzölçümlü

135.000.000,00 TL değerindeki Hazine taşınmazının/hissenin S.S. Yeni Foça Konut Yapı

Kooperatifine devri, bakiye kalan 27.615.000,00 TL’nin ise Kooperatif’ in Kuveyt Türk Bankası hesabına 31/12/2020 tarihine kadar nakden ve defaten ödenmesi uygun görülmüş olup, bahsi geçen Olur kapsamındaki Hazine taşınmazlarının/hisselerinin adı geçen Kooperatife devri, taşınmaz devri dışında bu uyuşmazlık kapsamında olan dava/icra işlemleri ile kararın infazına yönelik diğer işlemlerin takibi ile varsa dosya alacaklarının tahsilinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca (Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat

Genel Müdürlüğü) yürütülmesi de Bakanlık Makamının 03/03/2021 tarihli ve sayılı Olur’u ile uygun görüldüğü,

2.2) Bahse konu Makam Olur’ları doğrultusunda Bakanlıklarınca tapu kayıtları ilişikte gönderilen 10 adet

Hazine taşınmazının anılan Kooperatife devir işlemleri tamamlanmış ve Hazine ve Maliye Bakanlığı (Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü) tarafından gerekli ödemenin yapıldığının belirtildiği,

2.3) Diğer taraftan, başvuru konusu 441 ada 34 parsel no.lu taşınmaza ilişkin olarak Kültür ve Turizm

Bakanlığına (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) yazılan 06/10/2021 tarihli ve sayılı yazıyla; söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ve

Bakanlıkları Makam Olurlarıyla adı geçen Kooperatife devri uygun görülen bahsi geçen taşınmazın

Altınkum Turizm Merkezi sınırları içinde kaldığı, Bakanlıkları Makamının 13/05/2014 tarihli ve sayılı

Olur’u ile Bakanlıklarına 2 yıl süre ile ön tahsisinin uygun görüldüğü ancak bugüne kadar süre uzatımına ilişkin taleplerinin bulunmadığı belirtilerek, bahse konu taşınmazın Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılarak anılan Kooperatife devrine ilişkin görüşlerinin bildirilmesinin istenilmesi üzerine Kültür ve

Turizm Bakanlığından (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) alınan 26/10/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; söz konusu Hazine taşınmazı için Bakanlıklarınca . Ltd. Şti adına ön izin verilmiş olması ve ön izin işlemlerine ilişkin sürecin devam etmesi nedeniyle bu taşınmazın anılan Kooperatif adına tahsis edilmesinin uygun ve yerinde olmayacağının değerlendirildiği,

2.4) Bu defa, konu hakkında Kültür ve Turizm Bakanlığından (Yatırım ve İşletmeler Genel

Müdürlüğü) alınan 15/02/2022 tarihli ve sayılı yazıyla; mezkur taşınmazın üzerinde 09.10.2015 tarihinde günü birlik tesis gerçekleştirmek üzere Aytin İnş. Tic. Tur. ve San. Ltd. Şti. adına ön izin verildiği daha sonra İzmir Çeşme Altınkum Turizm Merkezine ait Koruma Amaçlı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım

ve Uygulama İmar Planları ile Plan Açıklama Raporunun İzmir 6. İdare Mahkemesinin 27/07/2016 tarihli ve sayılı kararı ile “Yürütmesinin Durdurulması” nedeniyle Komisyonlarının 01/12/2016 tarihli ve 15/3 numaralı kararı uyarınca Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında

Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği, Şirketin ön izin süresinin, söz konusu alana ait planlar yürürlük kazanıncaya veya yeni bir plan yapılıp onaylanıncaya kadar 01/12/2016 tarihinden itibaren dondurulduğunun adı geçen Şirkete ve ilgili Kurumlara bildirildiği, Bakanlıklarınca 09/10/2015 tarihinde adı geçen Şirkete verilen ön iznin 30/12/2016 tarihinden itibaren beş yıl geçmesine rağmen ön izin dondurulma sebepleri ortadan kalkmadığından adı geçen Yönetmeliğin “Ön izin” başlıklı 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası ve “Önceden dondurulan ön izinler” başlıklı geçici 8 inci maddesi uyarınca 30/12/2021 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği, ön izin dönemine ait Bakanlıkları uhdesinde bulunan kesin ve süresiz teminat mektubunun iade edileceğinin bildirildiği, bunun üzerine, Kültür ve Turizm Bakanlığına (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) yazılan 23/03/2022 tarihli ve sayılı yazıları ile; konuyla ilgili anılan Şirket adına verilen ön iznin kendiliğinden sona erdiği de dikkate alınarak, Hazine ve Maliye Bakanlığının 26/01/2021 tarihli ve sayılı ve Bakanlıklarının 03/03/2021 tarihli ve sayılı Olur’ları kapsamında yürütülen trampa işleminin neticelendirilebilmesi açısından İzmir İli, Çeşme İlçesi, Musalla Mahallesinde bulunan ada parsel no.lu Hazineye ait taşınmazın Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılması hususundaki görüşlerinin bildirilmesi istenildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığından (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) cevaben alınan 20/04/2022 tarihli ve sayılı yazıyla; Ülkemizin geleceğe yönelik genel turizm stratejileri ve hedefleri kapsamında, ülkemiz turizmi için hem coğrafi hem de sosyokültürel açıdan potansiyeli yüksek olan bahse konu taşınmazın Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılarak anılan Kooperatif adına devrinin

Bakanlıklarınca uygun görülmediği, bu taşınmazın Bakanlıklarınca 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile bu Kanunun 8 inci maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan Kamu Taşınmazlarının Turizm

Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik işlemlerin devam ettiğinin bildirildiği, Belirtilmiştir.

3) Kurumumuzun 21/10/2022 tarih ve sayılı, bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden

Kültür ve Turizm Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 22/11/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;

3.1) S.S. Yeni Foça Konut Yapı Kooperatifi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında İzmir ili,

ilçesinde bulunan ve sit alanında kalan mülkiyeti kooperatife ait adet taşınmaz ile ilçesinde bulunan mülkiyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait parsel numaralı taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15/f maddesi uyarınca trampasına ilişkin işlemin iptaline konu 1998 yılında ortaya çıkan ihtilafın neticesinde; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 10/10/2019 tarihli kararda da belirtildiği üzere; Adı geçen Kooperatife ait bulunan toplam on bir adet taşınmaz arkeolojik (ancak söz konusu taşınmaz doğal sit alanı içinde kalmaktadır) sit alanı içinde kaldığından 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Kooperatif tarafından bedel ilave edilerek yapılan trampa sonucunda Hazine ve buna karşılık Hazine adına kayıtlı olan parsel de Kooperatif adına tescil edildiği,

3.2) parselin ifrazı sonucunda oluşan parsel Kooperatif adına kayıtlı ve parsel ise

Kooperatif tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca üçüncü kişilere devredilmiş iken tapudaki işlemin dayanağını oluşturan trampa işlemi idari yargıda iptal edildiği, bu iptal üzerine

Hazine tarafından açılan tapu kaydının iptaline ilişkin davada ilk derece mahkemesi, parselin ifrazından oluşan parselin tapusunun iptaline karar verdiği,

/

3.3) Kooperatifin tapu iptalinden sonra açtığı tazminat davası ise lehe sonuçlandığı ve hüküm altına

alınan alacağın icrası için yapılan icra takibine karşı Maliye Bakanlığı tarafından Üsküdar 4. Asliye

Hukuk Mahkemesi’nde açılan menfi tespit davasında; 14/6/2012 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği,

3.4) Mahkemenin, kararında trampa sözleşmesinin İzmir 2. İdare Mahkemesi’nce iptal edildiği ve bu

iptal nedeniyle tarafların sözleşme gereğince aldıkları edimleri iade etmek zorunda olduklarından takibin dayanağının ortadan kalktığı kanaatine vardığı,

3.5) Mahkemenin ayrıca tarafların bu aşamadan sonra bir araya gelerek almış oldukları edimleri ne

şekilde iade edecekleri hususunda işlem yapabileceklerine de işaret ettiği,

3.6) Kooperatifin başlatmış olduğu icra takibinin Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/6/2012

tarihli kararının kesinleşmesi üzerine Maliye Bakanlığı’nın talebiyle durdurulduğu ve Kooperatif tarafından 21/08/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulduğu,

3.7) Anayasa Mahkemesi tarafından verilen mezkur kararın; ‘‘Değerlendirme” kısmının, ‘‘Esas

Yönünden” bölümünün, ‘‘iii Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı” başlığının‘‘2 İlkelerin Olaya

Uygulanması” alt başlığının 64 nolu paragrafında; ‘‘Söz konusu kesinleşmiş yargı kararının sonuçları itibarıyla davanın karşı tarafı olan Hazineyi bağladığı kuşkusuzdur. Öte yandan Hazinenin kesinleşmiş yargı kararına dayalı icra takibine yönelik olarak açmış olduğu menfi tespit davasında, trampa sözleşmesinin yapılış amacı ve başvurucunun bu sözleşme ile Hazineye devrettiği taşınmazların 2863 sayılı

Kanun hükümlerine göre ”korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” arasında sayılan sit alanı içinde kaldığı ve inşaat yasağına tabi olduğu dikkate alınmamıştır. Mahkeme, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi yalnızca Hazineye aitken başvurucuya devredilen parsel yönünden irdelemiş ve trampa sözleşmesinin iptal edilmesi nedeniyle tarafların aldıklarını geri vermekle yükümlü olduğu saptamasıyla

Hazinenin borçlu olmadığına karar vermiştir. Ancak tespit kararında yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadığı gibi kesinleşmiş yargı kararının sonucunun değiştirilemeyeceği de gözönünde tutulmamıştır. Bu itibarla tazminata ilişkin yargı kararının kesinleştiği 12/11/2007 tarihinden bu yana yaklaşık 11 yıl 7 ay boyunca uygulanmamasının Anayasa Mahkemesince yargı kararlarının uygulanması çerçevesinde daha önce ortaya konulan ilkelere göre kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığı sonucuna varılmıştır.” ifadeleri kullanılarak; mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve yargı kararının (tazminat davası sonucu verilen karar) icra edilmesi için karar örneğinin

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na gönderilmesine karar verildiği, dolayısıyla sit alanında kaldığından bahisle yapılaşma yasağının olduğu taşınmazları Hazine taşınmazları ile trampa edilmesi neticesinde plan değişikliği yapılması sonucu ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklarda taraf Kurumun Hazine ve Maliye

Bakanlığı olduğunun kuşkusuz olduğu,

3.8) Nitekim söz konusu Kooperatifin hitaplı şikayet başvuru yazısı içeriğinde de belirtildiği üzere;

İzmir İli, Foça İlçesinde bulunan ve sit alanında kalan S.S. Yeni Foça Konut Yapı Kooperatifine ait 11 adet taşınmaz ile Çiğli ilçesinde bulunan mülkiyeti Hazineye ait 1736 parsel numaralı taşınmazın

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15/f maddesi uyarınca trampası ve

bu trampa işleminin iptali nedeniyle yaşanan ihtilaflı süreç sonunda adı geçen Kooperatif tarafından

Anayasa Mahkemesine yapılan sayılı Bireysel Başvuru neticesinde Anayasa

Mahkemesi’nce verilen 10/10/2019 tarihli kararın ifası amacıyla (eski) Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 26/1/2021 tarihli ve sayılı Oluru ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 3/3/2021 tarihli ve sayılı Oluru kapsamında İzmir ili, ilçesi, mahallesinde

bulunan ada parsel nolu taşınmazın da aralarında bulunduğu adet Hazine taşınmazının

Kooperatife devri ve bakiye kalan meblağın da ödenmesine karar verildiği,

3.9) Ancak şikayet başvurusunda başvurucunun; Anayasa Mahkemesi ve Bakanlıkların Olur yazıları

karşısında bahsi geçen ve Turizm Merkezinde kalan ada ve nolu parselin kendisine devrinin yapılmamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia ettiği,

3.10) Yukarıda da değinildiği üzere Anayasa Mahkemesi’nce; Kooperatifin hak kaybının telafisi

amacıyla; Hazine ve Maliye Bakanlığı aleyhine kesinleşen tazminat alacağına ilişkin kararın icra edilmesi ile ilgili karar verilmiş olup kararda şikayet konusu edilen ada nolu parsele ilişkin bir belirleme yapılmadığı,

3.11) İlgili Bakanlıklarca verilen Makam Onayları ise taşınmazın adı geçen Kooperatife devrinin uygun

görüldüğüne ilişkin olduğu ancak şikayet başvurusuna konu taşınmaz, Turizm Merkezi sınırları içerisinde bulunmakta olup 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’nun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince; turizm merkezlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarca yapılacak bedelsiz devir veya trampa gibi işlemler öncesinde Bakanlıklarının olumlu görüşünün alınması gerektiği,

3.12) Nitekim ilgili Bakanlıkların Makam Onayları sonrasında, taşınmazın gerek turizm merkezinde

bulunması gerek turizm yatırımı kapsamında Bakanlıklarına tahsis edilmiş bulunması dolayısıyla

Bakanlık görüşleri sorulduğu, dolayısıyla alınan Makam Onaylarının; Bakanlıklarınca da konuya ilişkin olumlu bir görüş olmadığından tekemmül etmediği yani icrai nitelik kazanamayan idari işlem mahiyetini taşıdıkları düşünülmekte olduğu,

3.13) Ayrıca şikayet konusu edilen parselin, ilgili Bakanlıklarca mutabakata varılmasından daha önceki bir

tarihte Bakanlıklarına 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu çerçevesinde tahsis edilmiş olması dikkate alınırsa, Bakanlıklarca alınan Olur yazıları neticesinde, yapılan bu tahsis işleminin kendiliğinden ortadan kalkamayacağı aksi halde idarenin işlemlerinin belirliliği ve güvenliği ilkesinin zedelenmiş olacağı, zira Bakanlık tasarrufuna alınan taşınmazların turizm amaçlı kullanılmasında girişimcilere tahsis yapılmakta, Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin hükümleri gereği tahsis öncesinde yatırımcılara önizin verilmekte ve mevzuat hükümleri kapsamında usul ve esaslar belirlenmekte olduğu,

3.14) Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesi ise;

‘‘Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri içinde ve dışında, imar planları ile turizme ayrılmış yerlerde bulunan ve Bakanlık tasarrufuna alınmış olan kamu arazilerinden girişimcilere tahsisi uygun görülenlerin yeri, imar durumu, özellikleri, altyapı durumu, krokileri, yatırımın tamamlanma süresi ve tahsis için son başvuru tarihi de belirtilerek Bakanlıkça yapılacak ilan ile girişimcilere duyurulur.” hükmünü amir olduğu,

3.15) Bu kapsamda, bahse konu taşınmaza ait Bakanlıkları işlem dosyasında yer alan, konuya ilişkin

gerçekleştirilen yazışmaların aşağıda özetlenmiş olduğu, birer örneklerinin yazıları ekinde iletildiği,

3.16) 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında turizm amaçlı değerlendirilmek üzere (eski)

Maliye Bakanlığı’nın 13/5/2014 tarihli ve sayılı Olurları ile tasarruf hakkı Bakanlıklarına verilen, İzmir Turizm Merkezi kapsamındaki İzmir ili, ilçesi, mahallesinde bulunan ada parsel numaralı 43.486 m² yüzölçümlü Hazine taşınmazı üzerinde günübirlik tesis gerçekleştirmek üzere Bakanlıklarınca Turizm Yatırımlarına Kamu Arazisi Tahsis Şartnamesi

kapsamında ilana çıkıldığı ve gerçekleştirilen müzakereler sonucunda Bakanlıklarınca

San. Ltd. Şti. adına 9/10/2015 tarihinde ön izin verildiği, ilerleyen süreçte, İzmir Çeşme

Merkezine ait Koruma Amaçlı 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planları ile Plan Açıklama Raporunun İzmir 6. İdare Mahkemesi’nin 27/7/2016 tarihli ve sayılı kararı ile “yürütmesinin durdurulması” nedeniyle, Bakanlıkları Arazi Tahsis Komisyonu’nun 1/12/2016 tarihli ve numaralı kararı uyarınca, Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi

Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği, şirketin ön izin süresinin, söz konusu alana ait planlar yürürlük kazanıncaya veya yeni bir plan yapılıp onaylanıncaya kadar 1/12/2016 tarihinden itibaren Bakanlıklarınca dondurulduğu, şirkete ve ilgili kurumlara 28/12/2016 tarihli ve sayılı yazı ile bildirildiği,

3.17) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) 06/10/2021

tarihli ve sayılı yazısında özetle; İzmir ili, Foça ilçesinde bulunan ve sit alanında kalan S.S. Yeni

Foça Konut Yapı Kooperatifine ait adet taşınmaz ile ilçesinde bulunan mülkiyeti

Hazineye ait parsel numaralı taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kanunu’nun 15/f maddesi uyarınca trampasına ilişkin işlemin iptali nedeniyle yaşanan ihtilaflı süreç sonunda adı geçen Kooperatif tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan sayılı Bireysel

Başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10/10/2019 tarihli kararın ifası amacıyla Hazine ve

Maliye Bakanlığı’nın 26/1/2021 tarihli ve sayılı Oluru ve Bakanlıklarının 3/3/2021 tarihli ve sayılı Oluru ile İzmir ili, ilçesi, mahallesinde bulunan ada parsel numaralı

Hazineye ait taşınmazın adı geçen Kooperatife devrinin uygun görüldüğünün bildirildiği ve bahse konu taşınmazın Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılarak anılan Kooperatif adına devrine ilişkin

Bakanlıklarının görüşünün bildirilmesi istenildiği, 26/10/2021 tarihli ve sayılı yazıda; ön izin işlemlerine ilişkin sürecin devam etmesi nedeniyle, bu taşınmazın anılan Kooperatif adına tahsis edilmesinin uygun ve yerinde olmayacağının bildirildiği, Bakanlıklarınca adı geçen şirkete verilen ön iznin; 30/12/2016 tarihinden itibaren beş yıl geçmesine rağmen ön izin süresinin dondurulma sebepleri ortadan kalkmadığından, 30/12/2021 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiğinin şirkete ve ilgili kurumlara 15/12/2022 tarihli ve sayılı yazı ile bildirildiği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığı’nın (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) 23/3/2022 tarihli ve sayılı yazısında; trampa işlemlerinin neticelendirilebilmesi açısından, ön iznin sona ermiş olduğu da dikkate alındığında, bahse konu taşınmaza ilişkin tahsisinin kaldırılarak anılan Kooperatif adına tahsisinin yapılmasına ilişkin

Bakanlıklarının görüşü yeniden sorulduğu, 19/4/2022 tarihli ve sayılı yazıda ise; bahse konu ada parsel numaralı Hazine taşınmazının Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılarak anılan

Kooperatif adına devrinin Bakanlıklarınca uygun görülmediği, bu taşınmazın Bakanlıklarınca 2634 sayılı

Turizmi Teşvik Kanunu ile bu Kanunun 8 inci maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan Kamu

Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik işlemlerin devam ettiği hususlarının bildirildiği, öte yandan, söz konusu taşınmazın bulunduğu İzmir Turizm Merkezine ait 1/25.000 ölçekli Koruma Amaçlı

İmar Planı teklifinin Bakanlıklarınca uygun görülmüş olup 15/9/2022 tarihli ve sayılı yazıları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü)

iletilmiş olup, anılan plan teklifinde de taşınmazın “Günübirlik Turizm Tesis Alanı” kullanımına ayrıldığı, 31/10/2022 tarihli ve sayılı Genel Müdürlükleri yazısı ile .

Ltd. Şti. tarafından, Bakanlıkları işlemine karşı açılan davada ise İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 27/5/2022 tarihli ve sayılı kararıyla “davanın reddine” karar verilmiş olduğu, ancak anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi neticesinde, Danıştay 6. Dairesi’nin 21/9/2022 tarihli ve sayılı kararıyla, “karar düzeltme yolunun kapalı olmak üzere temyize konu

Mahkeme kararının bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline” karar verildiğinin bildirildiği, bu kapsamda, anılan yargı kararının yerine getirilmesini teminen, bahse konu ön iznin

San. Ltd. Şti. adına ihyasına ilişkin işlemler devam etmekte olup, Bakanlıklarınca verilen ön izin yürürlükte olduğundan, anılan taşınmazın Kooperatif adına tahsis edilmesinin mümkün olmadığının değerlendirilmekte olduğu, Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 07/11/2022 tarihli ve sayılı yazısında da belirtildiği üzere; ilgili Genel Müdürlüğün takas/ kamulaştırma konulu arşivinde taşınmaza ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta olup güncel tapu kayıtlarının tetkikinden parselin doğal sit alanında kaldığının anlaşıldığı, 2011 yılında doğal sit alanlarına yönelik iş ve işlemlerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na geçmiş bulunması nedeniyle işlem dosyasının İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne iletildiğinin anlaşıldığı, 17/08/2011 tarihli ve 28028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 648 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 51 inci maddesiyle ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na Ek 4 üncü madde eklendiği, söz konusu maddenin; ‘‘Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.…Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü amir olduğu,

3.18) Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 16/10/2019 tarihli ve 109 sayılı İlke Kararı gereğince; 2863

sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik çerçevesinde, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak tescil edilen doğal sit alanları için koruma ve kullanma koşulları belirlendiği, dolayısıyla şikayete konu parsel ile ilgili yapılacak işlemlerin, taşınmazın doğal sit alanında kalması, derecesi ya da statüsüne göre değişecek olup Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığı’nın bu husustaki mevzuatı kapsamında ve sınırları dahilinde faaliyetlerin yapılabileceği,

3.19) İlgi yazımızda talep edilenlerin özetle sıralaması yapılacak olursa;

1)2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’nun 3 üncü maddesi (d) bendi gereği Turizm Merkezleri; Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri dışında kalmakla birlikte, bu bölgelerin niteliğini taşıyan, turizm hareketleri ve faaliyetleri açısından öncelikle geliştirilmesinde kamu yararı bulunan orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen alanlar, olarak tanımlandığı, Kanun’un devamı 8 inci maddesinde ise taşınmaz malların turizm amaçlı kullanılması ve turizm yatırımı maksadıyla taşınmazların Bakanlıkları tasarrufuna bırakılmasının şart ve koşullarının düzenlendiği, söz konusu maddeye dayanılarak çıkarılan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında

Yönetmelik gereğince de Bakanlıkları tasarrufuna geçen taşınmazların yatırımcılara tahsisi aşamaları ve koşullarının düzenlendiği, Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre önizin; bu Yönetmelik kapsamındaki kamuya ait taşınmazlarla ilgili turizm amaçlı plan ve proje geliştirilmesi ile diğer işlemlerin tamamlanmasına imkân tanınması amacıyla girişimci adına kesin tahsis aşamasına kadar verilen izin, kesin tahsis ise; ön izin koşullarını yerine getiren girişimciler adına, kamu taşınmazı üzerinde bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları da dahil olmak üzere irtifak hakkı tesisi veya kiralama ya da kullanma izni verilmesi suretiyle kullanma hakkı verilmesi, olarak tanımlandığı, önizin işlemlerinin, Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde öniznin dondurulması, ortadan kalkması ve iptal edilmesi koşulları da dahil olmak üzere düzenlendiği, 2634 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası ise; ‘‘Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak satış, bedelsiz devir, trampa, sınırlı ayni hak tesisi, tahsis, kiralama, sınır ilânı ve değişikliği işlemleri ile çevresel etki yaratacak alt yapı ve üst yapı projelerinden önce Bakanlığın olumlu görüşünün alınması gereklidir.”

Belge Doğrulama Kodu: 2c7b-a318-6539 Belge Doğrulama Adresi: https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/

hükmünü amir olduğu, dolayısıyla şikayete konu parselin Bakanlıklarına tahsisli olmasının yanı sıra turizm merkezi sınırlarında kalması da taşınmaza ilişkin olarak diğer kurumlarca gerçekleştirilecek birçok işlemin Bakanlıkları onayından geçmesini zorunlu kılmakta olduğu, 2)Yukarıdaki maddede sıralanan mevzuat hükümleri yanısıra söz konusu taşınmazın bulunduğu İzmir Turizm

Merkezine ait 1/25.000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı teklifinin Bakanlıklarınca uygun görülüp 15/9/2022 tarihli ve sayılı yazı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na (Tabiat

Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) iletilmiş olması, anılan plan teklifinde de taşınmazın

“Günübirlik Turizm Tesis Alanı” kullanımına ayrılmış olması, Taşınmazda yatırım yapılması maksadıyla önizin verilen ve San. Ltd. Şti.’nin önizin hakkının kendiliğinden sona erdiğine dair 15/02/2022 tarihli ve sayılı Bakanlığımız işlemine karşı İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin sayılı davanın reddi kararının, Danıştay 6. Daire’nin sayılı kararıyla bozulmuş olması nedeniyle önizin işlemlerinin ihya ediliyor olması nedenleriyle Kooperatif talebinin olumlu karşılık bulamayacağının düşünüldüğü, 3)Anayasa Mahkemesi’nin 10/10/2019 tarihli kararının hüküm kısmında Hazine ve Maliye Bakanlığı aleyhine kesinleşen ilamın icra edilmesi hususu belirtilmiş olduğundan; işbu maddenin ilgili Bakanlıkça değerlendirilmesinde yarar bulunduğu, 4)Bakanlıkları ilgili birimlerinden talep edilen bilgi ve belge içeriklerinden, şikayet başvurusu yapan

Kooperatif ile Bakanlıkları arasında yazışma yapılmadığının anlaşıldığı, 5) Genel Müdürlükleri arşiv kayıtlarında Kooperatif tarafından açılmış veya devam eden bir dava dosyası bulunmadığı, 6)

Başvuranın talebinin yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde; dostane çözüm kapsamında değerlendirilemeyeceğinin düşünüldüğü, 7)Bu yazıda belirtilen hususlar muvacehesinde; şikayet başvurusunda bulunan Kooperatifin talebinin yerine getirilemeyeceğinin düşünüldüğü, 8)Konuyla ilgili olan belgelerin ekte gönderildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkraları ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; Kamu Denetçiliği Kurumu’nun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği düzenlenmiştir.

4.2) “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; ”Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü,

4.3) “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir.

Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması, toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü,

4.4) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmü,

4.5) “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü,

Bulunmaktadır.

5) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; Hiç kimsenin keyfi olarak mal ve

mülkünden yoksun bırakılamayacağı düzenlenmiştir.

6) Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; Mülkten

yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat koşuluna yer verilmiştir.

7) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci

maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; İdarenin, işleminin hukuka aykırı

olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup, İdareye Tavsiye Kararı verilmesi yönündeki öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, müvekkil kooperatifin yaptığı bireysel başvuru

üzerine Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu 10/10/2019 tarih, 2015/14525 Başvuru No.lu kararının ve bu karar uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel

Müdürlüğü ve Müvekkil Kooperatif arasında yapılan yazışmaların yerine getirilmesi amacıyla, mülkiyeti hazineye ait olan ve Turizm Gelişme Bölgesinde kalması sebebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisli olup, tahsisi kaldırılmayan İzmir İli İlçesi, Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın, Kültür ve Turizm Bakanlığına olan tahsisinin kaldırılarak, müvekkil Kooperatif adına devrinin ve tescilinin sağlanması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

10) Burada, ilgili mevzuat çerçevesinde, İdarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu bulunup

bulunmadığına ilişkin hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

11) Açıklığa kavuşturulmak istenen hususa ilişkin düzenlemeler, “Mevzuat” bölümünde açıklandığı üzere,

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi ile

“Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinde yer almaktadır.

12) Mevcut Anayasal düzenlemelere göre, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına

uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği açıkça belirtilmiştir.

13) Mülkiyet hakkı hususuna ilişkin düzenlemeler, Anayasamızın “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35 inci

maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın

“Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün

“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde düzenlenmiştir.

14) Mevcut düzenlemelere göre, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu ve bu hakların ancak

kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği; Hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun

bırakılamayacağı; Kamu menfaati nedeniyle veya yasada öngörülen koşullar çerçevesinde, kaybı karşılığında zamanında adil bir tazminat ödenmesi koşulu ile yapılması dışında, hiç kimsenin elinden mülkünün alınamayacağı belirtilmiştir.

15) Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın

36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır. ” ifadeleri kullanılmıştır.

16) Yine Anayasa Mahkemesinin 3/4/2014 tarih 2013/711 sayılı bireysel başvuru kararında;

Başvuranlar, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haczedilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Bu kapsamda “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir. Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir. Bu açıklamaların ardından Anayasa

Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35 inci ve 36 ncı maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

17) Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından

idarenin sorumlu tutulduğu, İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusu olduğu ve İdareye bu konuda hiç bir takdir hakkı sunulmadığı görülmektedir. Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında, Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmekte olduğu görülmektedir.

(Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/8580 tarih ve 29/11/2017 sayılı Kararı)

18) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM kararları

ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir. Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir.

Anayasamızın 35 inci maddesinin de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade ettiği görülmektedir. Nitekim

Yüksek Mahkemenin kararında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır. (Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/8580 tarih ve 29/11/2017 sayılı Kararı)

19) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde; Başvurucu Kooperatif 1/3/2002 tarihli dilekçesi ile maliki

olduğu toplam on bir adet taşınmazı bedel ilavesiyle Hazineye ait parsel ile takas ettiğini ve takas işleminin iptali sonrasında bu taşınmazlar ile ödemiş olduğu ilave bedel iade edilmeden parselin tapusunun iptal edildiğini belirterek tazminat isteğinde bulunmuştur.

19.1) Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 29/3/2007 tarihinde davayı kabul ederek 40.724.500 TL

tazminatın başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararda, trampa sözleşmesi sonucu başvurucunun

Hazineye ait taşınmazı takas yoluyla iktisap etmesi üzerinde durularak tapu kaydının hükmen iptal edilmesinin başvurucuyu zarara uğrattığı tespitine yer verilmiştir. Hüküm, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 3/7/2007 tarihinde onanmış ve karar düzeltme isteği de aynı Daire tarafından 12/11/2007 tarihinde reddedilmiştir.

19.2) Başvurucu 24/4/2007 tarihinde, Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/3/2007 tarihli kararına

dayanarak Hazine aleyhine 40.724.500 TL asıl, 72.280.331,52 TL işlemiş faiz, 1.655,30 TL yargılama gideri ve 84.524,50 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 113.091.008,92 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır.

19.3) Başvurucu, hüküm altına alınan alacağın ödenmemesi üzerine 18/1/2011 tarihinde Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine (AİHM) adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla başvuruda bulunmuştur.

19.4) AİHM 17/9/2013 tarihinde 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümlerini gözönünde tutarak kabul edilemezlik kararı vermiştir.

19.5) Başvurucu, AİHM’in kabul edilemezlik kararı sonrasında Bakanlık İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) müracaat etmiştir. Tazminat Komisyonu 13/8/2014 tarihli kararında hüküm altına alınan alacağın aradan geçen 6 yıl 8 aylık süreye rağmen ödenmemesi nedeniyle ”kesinleşmiş mahkeme kararlarının süresi içinde icra edilmesini isteme hakkının ihlal edildiği” tespitinde bulunarak başvurucuya 8.600 TL ödenmesine karar vermiştir.

19.6) Başvurucu, Tazminat Komisyonunun bu kararına itiraz etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi

25/12/2014 tarihinde, hükmedilen tazminatın somut olayın koşullarında hukuka uygun olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir. Maliye Bakanlığının bu karara yönelik itirazı aynı Kurul tarafından 19/3/2015 tarihinde reddedilmiştir.

19.7) Maliye Bakanlığı, başvurucunun hüküm altına alınan alacağı tahsil amacıyla başlatmış olduğu icra

takibine karşı 28/1/2011 tarihinde borçlu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmıştır.

19.8) Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 14/6/2012 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir.

Mahkeme, kararında trampa sözleşmesinin İzmir 2. İdare Mahkemesince iptal edildiği ve bu iptal nedeniyle tarafların sözleşme gereğince aldıkları edimleri iade etmek zorunda olduklarından takibin dayanağının ortadan kalktığı kanaatine varmıştır. Mahkeme ayrıca tarafların bu aşamadan sonra bir araya gelerek almış oldukları edimleri ne şekilde iade edecekleri hususunda işlem yapabileceklerine de işaret etmiştir.

19.9) Hüküm başvurucu tarafından adli yardım istekli olarak temyiz edilmişse de Yargıtay 13. Hukuk

Dairesi 30/11/2012 tarihinde gerekli harç ve masrafların yatırılması amacıyla dosyayı geri çevirmiştir.

19.10) Yargıtayın geri çevirme kararı sonrasında harç ve giderlerin mahkeme veznesine yatırılması için

başvurucuya meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiştir. Başvurucunun davetiye gereğini süresi içinde yerine getirmemesi sonucunda ilk derece mahkemesi 22/1/2013 tarihinde temyiz isteğinin reddine karar vermiştir.

Temyiz isteğinin reddine dair ek karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 13/5/2013 tarihinde bu kararı onamıştır.

19.11) Başvurucunun başlatmış olduğu icra takibi Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/6/2012

tarihli kararının kesinleşmesi üzerine Maliye Bakanlığının talebiyle durdurulmuştur.

19.12) Başvurucu 21/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19.13) Mahkeme, vermiş olduğu 10/10/2019 tarih, Başvuru No.lu kararı ile Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

20) Üst paragrafta hükmedilen mülkiyet hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

Anayasa Mahkemesi kararını teminen; Bakanlık Makam Olur’ları doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim

Değişikliği Bakanlığınca, 10 adet Hazine taşınmazının anılan Kooperatife devir işlemlerinin tamamlandığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı (Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü) tarafından gerekli ödemenin yapıldığı,

20.1) Diğer taraftan, başvuru konusu ada parsel no.lu taşınmaza ilişkin olarak Kültür ve Turizm

Bakanlığına (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) yazılan 06/10/2021 tarihli ve sayılı yazıyla; söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ve

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Makam Olurlarıyla adı geçen Kooperatife devri uygun görülen bahsi geçen taşınmazın Bakanlıklarına olan tahsisinin kaldırılarak anılan Kooperatife devrine ilişkin görüşlerinin bildirilmesinin istenilmesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığından (Yatırım ve

İşletmeler Genel Müdürlüğü) alınan 26/10/2021 tarihli ve sayılı yazıdan, söz konusu Hazine taşınmazı için anılan Kooperatif adına tahsis edilmesinin uygun ve yerinde olmayacağının değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

21) Oysa ki Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında bahsedilen taşınmazlar hakkında başvurucu

lehine mülkiyet hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine dair vermiş olduğu kararın açık olduğu, İdarenin söz konusu kararı teminen işlem yapmaktan kaçınamayacağı değerlendirilmiştir.

22) Bununla birlikte bahse konu taşınmazın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na 2 yıl süre ile ön tahsisinin

uygun görüldüğü ancak bugüne kadar süre uzatımına ilişkin taleplerinin bulunmadığı, sonrasında bahse konu taşınmaz için Bakanlıklarınca bir firma adına ön izin verilmiş olması ve bu ön iznin 30/12/2016 tarihinden itibaren beş yıl geçmesine rağmen ön izin süresinin dondurulma sebepleri ortadan kalkmadığından, ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca 30/12/2021 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği de bilinmektedir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı

/

maddesinde yer verilmiş olup, İdareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci

fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Anayasa Mahkemesi Kararının gereğini teminen, taşınmaz hakkında devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi yönünde işlem tesis etmesi hususunda ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

BAKANLIĞI’NA,

Bahse konu taşınmazın devrinin gerçekleştirilememesi halinde bir başka taşınmazın devri veya nakdi ödemede bulunulması suretiyle mülkiyet hakkı ihlalinin giderilmesi yönünde HAZİNE VE MALİYE

BAKANLIĞI’NA VE ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA

Kararın BAŞVURANA, HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI’NA VE ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI’NA (MİLLİ EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ) tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığı’nca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi