ÖZET: Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesi gereğince, farklı sigortalılık statülerinde geçirilen hizmetlerin birleştirilmesiyle emekli aylığı bağlanan memurlara, 5434 sayılı Kanun çerçevesinde emeklilik ikramiyesi ödenmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi, 2009 ve 2011 yıllarında verdiği kararlarla, bu düzenlemenin bazı hükümlerini iptal etmiştir. Özellikle, son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartı kaldırılmıştır. 2012 yılında yapılan değişiklikle, emekli ikramiyesi ödenebilmesi için memuriyet hizmet sürelerinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği belirtilmiştir.

Başvuranın durumu incelendiğinde, 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığı sürelerin birleştirilmesi sonucu emekli aylığı bağlandığı, ancak memuriyet hizmetinin kıdem tazminatına hak kazandıracak biçimde sona ermediği için emekli ikramiyesi ödenemediği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, emekli ikramiyesinin sosyal devlet ilkesi gereği bir ödül niteliğinde olduğunu ve bu ödemenin koşullarının belirlenmesinin kanun koyucunun takdirinde olduğunu vurgulamıştır. Bu bağlamda, emekli ikramiyesi ödemeleri için getirilen şartların hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin reddine karar verilmiş, ancak 5434 sayılı Kanunun 89. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının uyumlu hale getirilmesi önerilmiştir. Bu durum, emekli ikramiyesi ödemelerinin adil ve hakkaniyetli bir şekilde düzenlenmesi açısından önem taşımaktadır.

örneğinin yazı ekinde gönderildiği, 2.2. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi

Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca farklı sigortalılık statülerinde geçen hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanan memurlara, aynı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden son defa T .C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartı ile ve 5434 sayılı Kanunun emeklilik ikramiyesine ait hükümler uygulanarak, 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesinin

05/ 06/ 2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/ 02/ 2009 tarihli ve E .:2005 / 40, K.:

2009/ 17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresinin iptal edildiği; ancak, 01/ 06/ 2006 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe giren ve 19/ 06/ 2010 tarihli ve 27616 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile benzeri bir düzenleme yapılarak ve

5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yapılan “Hizmet

sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toplan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir . Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakla iken emekliye ayrılan ve kendilerine mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet sureleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek sureliyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz . ” şeklindeki değişiklik ile yeni bir düzenleme yapılmış olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin 09/ 07/ 2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/ 05/ 2011 tarih ve E .:2010 / 81, K.:2011 / 78 sayılı kararı ile, anılan 14 üncü maddeyle, 5434 sayılı Kanununun 89 uncu maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Son defa hu Kanun veya

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde

çalışmakta iken emekliye ayrılan ve” bölümünün de Anayasaya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verildiği ve iptal kararında kararın yürürlüğüne ilişkin olarak herhangi bir süre verilmediği ve 12/ 05/ 2011 tarihli iptal kararının 09/ 07/ 2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği, 2.3. Bunun üzerine, 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin yeniden düzenlenerek; memuriyet hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esasların yeniden belirlendiği, 2.4. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği,

2 / 18nitekim 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ” 25/ 8/ 1971 tarihli ve

1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına

uygun olarak” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve” ibaresinin Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 10., 56., 60., 87., 123. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi yönünde yapılan

başvuruya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi 08/ 11/ 2012 tarihli ve Esas No: 2012/ 33 ve Karar No:

2012/ 174 sayılı kararında;

“Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi vardır . Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır .

Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin niteliğine uygundur . Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatı ile benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun koyucunun takdirindedir . Dava konusu kuralın atıf yaptığı

1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının ( 5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte

aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine aykırı değildir .

…

VI- SONUÇ

…

1- 1. maddesiyle değiştirilen, 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanunu’nun 89. maddesinin; a- İkinci fıkrasında yer alan ” 25/ 8/ 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, ile karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, …

c- Dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ” 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve” ibaresinin

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,…” şeklinde karar verildiği, 2.5. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; 12/ 01/ 1990 tarihinde 5434 sayılı kanuna tabi olarak çalışmaya başlayan, Gümrük ve

Ticaret Bakanlığı Erenköy İşletme Şube Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapmakta iken 06/ 08/ 2009 tarihinde görevinden uzaklaştırılan ve Gümrük Müsteşarlığı Yüksek Disiplin Kurulu

Başkanlığının 17/ 05/ 2010 tarihli ve 2010/ 5 sayılı Kararı gereği 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile cezalandırılarak 07/ 06/ 2010 tarihinde görevine son verilen başvuranın 5434 sayılı Kanuna tabi ( 4/ 1-c kapsamındaki) 20 yıl 5 ay fiili hizmeti, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması, 02/ 10/ 2012- 09/ 06/ 2016 tarihleri arasında fasılalı olarak

5510 sayılı kanunun 4/ 1-a bendi kapsamındaki 3 yıl 4 ay 3 gün hizmeti ve 15/ 06/ 2016- 25/ 08/ 2016

tarihleri arasında 5510 sayılı kanunun 4/ 1-b bendi kapsamındaki 2 ay 11 gün hizmeti olmak üzere toplam 25 yıl 5 ay 14 gün hizmetinin bulunduğu, 2.6. Başvuranın, Kurum kayıtlarına 26/ 01/ 2017 tarihinde giren talep dilekçesine istinaden 08/ 03/ 2017 tarihli ve 385973 sayılı işlem ile yukarıda dökümü verilen toplam 25 yıl 5 ay 14 gün birleştirilmiş hizmet süresi üzerinden talep tarihini takip eden aybaşı olan 01/ 02/ 2017 tarihinden itibaren 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığının bağlandığı, ancak ilgiliye farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlandığından ve memuriyet hizmetleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden (göreve son), ilgiliye ikramiye tahakkuk ettirilmediği, emekli ikramiyesini düzenleyen 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi esas alınarak, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası ile cezalandırılması sonucu 07/ 06/ 2010 tarihinde kamu görevinden çıkartılan başvurana, farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmesine hukuken imkan bulunmadığı, 2.7. 5434 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunanların emekli ikramiyesi hükümlerini düzenleyen 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ile hizmetlerinin tamamı memuriyette geçenlerin veya sadece memuriyet hizmeti esas alınarak toptan ödeme yapılanların emekli ikramiyesine hak kazanma koşullarının düzenlenmiş olduğu ve bu kişilere emekli ikramiyesi ödenmesi için emekli, malullük, vazife malullüğü veya dul ve yetim aylığına veya toptan ödemeye hak kazanmalarının yeterli görüldüğü, buna karşılık, aynı maddenin ikinci fıkrası ile memuriyet hizmetleri yanında diğer sosyal güvenlik kanunlarına veya diğer sigortalılık statülerine tabi hizmeti bulunanların emekli ikramiyesine hak kazanabilmeleri için, memuriyetlerinin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına uygun biçimde sona ermiş olması şartının getirildiği, benzer şekilde kamu kurumlarında 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-a bendi kapsamında geçen ve kıdem tazminatı ödenmemiş sürelere de emekli ikramiyesi ödenebilmesi için bu çalışmaların da kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermiş olması gerektiği, 2.8. 5510 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrasının; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan , farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu

Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu

Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır .” Hükmü uyarınca başvuran hakkında mülga

.

4 / 182829 sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığı,

2.9. Mülga 2829 sayılı Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesinin;

“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz .” hükmü uyarınca, hizmetlerin birleştirilmesinin isteğe ya da talebe bağlı olmadığı ve zorunlu kılındığı, bunun tek istisnasının tüm hizmetler toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması hali olduğu, esasen,

2829 Kanunda herhangi bir statüden aylık bağlanması halinde, diğer statüdeki hizmetler için ne

yapılacağı hususunda başkaca bir esas belirlenmediği, bu nedenle, hizmet birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanması halinde hangi statüdeki hizmet süreleri karşılığında emekliliğe hak kazanıldığına bakılmaksızın, tüm hizmet süreleri esas alınarak aylık bağlandığı; aksi takdirde Kanunda açıkça esaslarının belirlenmemiş olduğu ve bir statüye tabi hizmet süresinin emekliliğe ve dolayısıyla aylık bağlanmasına hak kazanılmasına imkan tanıdığı hallerde diğer statü veya statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri için ne yapılacağı hususunda bir belirsizliğin ortaya çıkacağı, 2.10. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/ 01/ 2014 tarihli ve Esas No:2013 / 10- 235 Karar

No: 2014/ 9 sayılı kararında; “Bu nedenle aynı tarihlere rastlamayan çalışmaların her iki çalışmaların birleştirilmesinden, çalışmaların toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde birleştirilmeleri mümkün olmadığı gibi; tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamayacağı gibi, hizmet birleştirilmesi yapılarak yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin, çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylıklarının kesilmesi halinde, çalışmanın sona ermesi üzerine tekrar bağlanacak olan yaşlılık aylığının hesaplanmasında önceki hizmet birleştirmesinin değerlendirilmesini yasaklayan açık bir düzenleme de söz konusu değildir . Aksi düşünce bir kurumda geçen çalışmaların bölünerek iki farklı yaşlılık aylığı bağlanmasında değerlendirilebileceği sonucunu doğuracak olup bu ise 2829 sayılı Kanunun amacına aykırı olduğu gibi, sosyal güvenlik sisteminin genel ilkelerine de aykırı olacaktır . Kaldıki, davacı 01.10.1993 tarihinde başlayan yaşlılık aylığı için talep dilekçesinde; 2829 sayılı Kanun uyarınca hizmetlerin birleştirilmesi iradesini belirtmiştir . Bu nedenle, somut olayda, 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Emekli Sandığına tabi çalışmaları nedeni ile 5335 sayılı Kanun’un 30.maddesi nedeniyle, kanunun yürürlüğe girdiği 27.04.2005 tarihinden itibaren kesildiği mahkeme kararı ile tespit edilen davacının, söz konusu çalışmasının sona ermesi üzerine, tekrar yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunduğunda, 01.02.1966 tarihinden itibaren devam ede gelen farklı sosyal güvenlik kurumları kapsamındaki çalışmalarının, son çalışmanın geçtiği Kanun kapsamında bağlanacak yaşlılık aylığında gözetilmesinin mümkün olduğuna ve davacının 01.02.1966- 06.01.1998 tarihleri arasında gerçekleşen farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmalarının, 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan emeklilik aylığında nazara alınmasının gerektiği, 14.03.2007 tarihli tahsis talebi üzerine, 15.11.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis edilen ikinci yaşlılık aylığını almasının mümkün olmadığına işaret eden, Hukuk

Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır .” denilmek suretiyle birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışmaları ile ayrı ayrı aylığa hak kazanan sigortalıların hizmetlerinin birleştirilerek tek bir aylık bağlanması gerektiğinin hükme bağlandığı, .

5 / 18Hususları bildirilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler …” 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu

Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır . Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz . Bu

Kanunla mülga 2829 sayılı Kanuna göre 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a)

ve (b) bentleri esas alınır . (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunla mülga

2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir . Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun

geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır .” 6. 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “ Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .” 7. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .”, 8. 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270

6 / 18sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile değişik 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “…Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına

Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise ; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .”, 9. 6270 sayılı Kanunun 2 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 223 üncü maddesinde; “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlar ile ölenlerin hak sahiplerine, varsa açlıkları davalardan vazgeçmeleri ve bu Kanunun 89 uncu maddesindeki şartların varlığı halinde aynı esas ve usuller çerçevesinde emekli ikramiyesi ödenir .

Davalardan vazgeçilmesi halinde, mahkemelerce Sosyal Güvenlik Kurumu lehine hükmedilecek vekâlet ücretleri Kurumca tahsil edilmez .

Bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında fasılalı olarak hizmeti bulunan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihle aynı kapsamda çalışmakla olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihlen sonra emeklilik, yaşlılık, malûlliik ile dul ve yetim aylığı bağlanacak olanlar hakkında 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki fasılalı hizmet süreleri için 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. “ 10. 27/ 5/ 1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/ 5/ 1983 tarihli mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında

Kanunun “Aylığı Bağlayacak Kurum” başlıklı 4 üncü maddesinde :

“ Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz ..” 11. 2829 sayılı Kanunun “Aylığı Bağlayacak Kurum ” başlıklı 8 inci maddesinde; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir .

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır .” 12. 2829 sayılı Kanunun “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12 nci maddesinde; .

7 / 18“ ( …) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık

bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş

Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır .(Değişik 2. fıkra : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz . Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793

S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır .

13. 13943 sayılı Resmi Gazetede 01.09.1971 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesin birinci fıkrasında; “ Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .”

Düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın, kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin reddine, emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesi ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve

.

8 / 18ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesine ilişkin öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran, 1 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, TASİŞ İstanbul Bölge Müdürü olarak görev yapmakta iken 07/ 06/ 2010 tarihinde Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile memuriyetine son verildiğini , ardından 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-a sigortalısı ve isteğe bağlı sigortalı olarak 25 hizmet yılını tamamladığını, Şubat 2017 itibariyle emekliye ayrıldığını; ancak emekli ikramiyesinin tarafına ödenmediğini belirterek yoksun kaldığı ikramiyenin tarafına ödenmesini talep ederken, SGK uygulamasına göre hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın yalnızca memuriyet hizmeti ile emekli aylığı bağlanan kişilerden, memuriyetine son verilmiş olanlara ikramiye ödemesi yapıldığı, uygulama ile kişilerin farklı kapsamda sigortalılık hallerinin cezalandırıldığı ve bu durumun sigortalıları kayıtdışı istihdama sevk ettiğini belirtmektedir . Uyuşmazlık hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanma koşulların tespiti ve uygulamanın hakkaniyete uygunluğu noktasında toplanmaktadır .

16. Emekli ikramiyesine hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul iştirakçinin emeklilik hakkının doğması ve emeklilik aylığının bağlanması veya diğer tahsis işlemlerinin gerçekleşmesidir . Ancak

Anayasa Mahkemesinin, E .2006/ 111, K.2006/ 112 sayılı ve 15/ 02/ 2006 tarihli Kararında 5510 sayılı

Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu,

5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca başvuran hakkında

emekli ikramiyesinin hak edilip edilmediği yönünden incelenmesi gereken yasa öncelikle 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesidir .

17. Evvela 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden son defa T .C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılanların, 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesi 05/ 06/ 2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/ 02/ 2009 tarih ve E .: 2005/ 40, K.: 2009/ 17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T .C.

Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal etmiştir .

18. 01/ 06/ 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ve 19/ 06/ 2010 tarihli ve 27616 sayılı

Resmi Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile benzeri bir düzenlemeye gidilerek; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası; “… Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak

Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir .” şeklinde düzenlenmiştir .

19. Anayasa Mahkemesinin 09/ 07/ 2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/ 05/ 2011 tarih ve E .:2010 / 81, K.:2011 / 78 sayılı kararı ile, anılan 14 üncü maddeyle, 5434 sayılı

Kanununun 89 uncu maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Son defa

9 / 18bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını

gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve” bölümünün de Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararında kararın yürürlüğüne ilişkin olarak herhangi bir süre verilmemiş ve 12/ 05/ 2011 tarihli iptal kararı 09/ 07/ 2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir .

20. Her iki Anayasa Mahkemesi Kararı da; “ Bir yıldan fazla 5434 s. Kanun kapsamında görev yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak çalışmalarını tamamlayıp

2829 s. Kanunun 8 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlananlara da son defa Emekli Sandığına

tabi bir görevden emekliye ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tabi olarak geçirdikleri çalışma süreleri için emekli İKRAMİYESİ ÖDENMEMEKTEDİR .” gerekçesine dayandırılmıştır .

21. Bunun üzerine, 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi değiştirilerek;

“ Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık

Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş

ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz .

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş

ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz . Ancak, mülga 2829 sayılı

Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması

.

10 / 18bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun

14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz….” hükmü ile son halini almış ve memuriyet hizmet

sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir .

22. Buna göre; 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı

Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş

Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir . Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir .

23. 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilerek emekli aylığı bağlanan ve emekli sandığı hizmeti bulunanlara emekli ikramiyesinin ödenmesi için; memuriyet hizmetlerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde son bulma şartı getirilen bu hükmün; “ …Hizmet akdiyle çalışanlarla kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlar arasında; hak, ödev, sorumluluk ve yasaklarla görevden çekilme ve göreve son vermede farklılık bulunduğu, kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlara emekli ikramiyesi ödenme koşullarının, hizmet akdiyle çalışanlara kıdem tazminatı ödenme esaslarına bağlanmasının, emekli ikramiyesi ödenmesini imkansız hale getirdiği , farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilen sigortalılardan, 8.9.1999 tarihinden önce kamuda çalışmaya başlayıp da bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenirken, aynı kapsamda ve aynı koşullarda 15 yıldan daha az çalışma süresine sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu , ayrıca 5434 s.

Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki “Son defa bu Kanun veya 5510 s. Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.5.2011 günlü, E .2010/ 81, K.2011/ 78 sayılı kararıyla iptal edilen hükümle aynı nitelikte olduğu belirtilerek kuralların, Anayasanın 2., 10., 87. ve 153 üncü maddelerine aykırı olduğu ” gerekçesiyle Anayasa

Mahkemesinde iptal başvurusu yapılmıştır .

24. Anayasa Mahkemesinin 21/ 09/ 2013 tarih ve E .:2012 / 33 K.:2012 / 174 sayılı Kararında ise;

“… Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur . Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür . Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir . Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır . Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez .

Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir . Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez . Dava konusu kuralla, farklı sosyal güvenlik

.

11 / 18kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik

kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesine İMKÂN SAĞLANMIŞTIR . Ancak, bu kapsamdakilere kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının GERÇEKLEŞMESİ

GEREKMEKTEDİR . Böylece, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşulları, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından GEÇERLİ KILINMIŞTIR . Farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlar için kamuda geçen görevlerinden; evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteğiyle ayrılan kadın sigortalılara, muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteğiyle ayrılan erkek sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden sonra çalışmaya başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece

7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara ve emekli, malullük, vazife malullüğü

aylığı bağlanarak veya toptan ödeme yapılarak ayrılan sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesi ilk kez dava konusu kurallarla mümkün HALE GELMİŞTİR . Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir YETKİSİ VARDIR. Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir YÖN BULUNMAMAKTADIR . Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin NİTELİĞİNE UYGUNDUR . Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatıyla benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun KOYUCUNUN TAKDİRİNDEDİR . Dava konusu kuralın atıf yaptığı

1475 s. Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının ( 5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte

aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine AYKIRI DEĞİLDİR .” gerekçesi ile hüküm hukuk devleti ve eşitlik ilkesi yönlerinden değerlendirilmiştir .

25. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında özetle, iptali talep edilen hüküm farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara;

* Kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenmesine imkân sağladığını, * Ancak, sözü edilen kişilere, kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesinin, bu kapsamdaki çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlandığını, .

12 / 18* Emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal

devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğunu, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğunu, * Kıdem tazminatına hak kazanma şartının, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetini birleştiren tüm memur emeklileri için aradığını bunun da eşitlik ilkesine uygun olduğunu belirterek hükmün

Anayasa uygun olduğu kararını vermiştir .

26. Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olarak tanımlanan emekli ikramiyesi ödemesine hak kazanılıp kazanılmadığının değerlendirilmesinin ilk etapta emeklilik tarihine bakılarak, yani söz konusu değişikliğin 5434 sayılı Kanuna eklendiği 2012 tarihinden önce ve 2012 tarihinden sonra emekli olanlar bakımından incelenmesi gerekecektir . 2012 tarihinden sonra emekli olanlar için emekli ikramiyesine hak kazanılıp kazanılmadığını ise tüm hizmetleri devlet memuru yani iştirakçi olarak geçenler ve 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanlar başlığı altında iki farklı durum olarak değerlendirmek gerekecektir .

27. Bu yönüyle, emekli ikramiyesinin verilmesinde en temel ayırım kişilerin tüm çalışmalarının emekli sandığına tabi geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır . Buna göre hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olanlara emekli ikramiyesi verilme şartlarını düzenleyen 2829 sayılı

Kanunun 12 nci maddesi hükmünde yer alan son defa T .C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartının, 2009 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği tarihe kadar olan dönem için, Kanunun yürürlük tarihi olan 1983 tarihi itibariyle son defa Emekli Sandığına tabi görevden ayrılmış olma amir hükmü uyarınca kişinin, emekli ikramiyesi almak için başvuruda bulunulduğu sırada son kez emekli sandığı mensubu olarak çalışmış olma şartı aranmakta idi . 2829 sayılı Kanun gerekçesinde bu durumun “…Emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olması da göz önüne alınarak, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kurum ve ortaklılarda geçen sigortalı süreler için ikramiye verileceğinin açıklıkla belirtilmesi yoluna gidilmiştir .” ifadesi ile açıklandığı görülmektedir .

28. Anayasa Mahkemesi, 2829 sayılı yasada yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal ettiği 05/ 02/ 2009 tarihli Kararında, Kararın Resmi

Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştür .

29. Anılan iptal kararı sonrasında 5434 sayılı Kanuna 19/ 06/ 2010 tarihinde iptal edilen hükmün özelliklerini taşıyan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan…” ifadesi ile eklenen hüküm de Anayasa Mahkemesi tarafından 12/ 05/ 2011 tarihinde iptal edilmiştir . Bu itibarla

2009 tarihli Anayasa Mahkemesinin iptal kararında yer alan yürürlük maddesi de göz önüne

alındığında aslında 2011 tarihine kadar hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanların emekli ikramiyesi alabilmesinin son defa emekli sandığına tabi görevde çalışma şartına bağlandığı görülmektedir .

30. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra emekli ikramiyesine hak kazanma koşullarını düzenleyen 89 uncu madde, 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevcut halini almıştır .

13 / 18Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını devlet memuru olarak geçiriyorsa o görevin nasıl

sonuçlandığına bakılmaksızın koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte; ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani devlet memurluğu dışında başka hizmetlerde bulunmuşsa, bu kişinin devlet memurluğu görevini ne şekilde sonlandırdığına, kıdem tazminatını almaya hak kazanacak şekilde sonlandırıp sonlandırmadığına bakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır .

31. Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür . Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararında da görülmektedir .

Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir . Kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir . Zira anılan fıkra uyarınca devlet memuru görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı kanunun yahut 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak hak kazanmaktadır . Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, yukarıda belirtilen ve Anayasa Mahkemesince belirlenen niteliğine uygun olacak şekilde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir .

32. Bu yönüyle yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte,

5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin

ödül niteliğini sekteye uğratarak, hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacak şekilde uygulandığı görülmektedir .

33. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen “son defa emekli sandığına tabi çalışma” hükmü sadece birleştirilen hizmetlere ilişkin bir kural olmayıp aslında tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenleri de ilgilendiren bir husustur . Şöyle ki tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenler her hâlükârda son defa emekli sandığına tabi çalışma koşulunu yerine getireceğinden anılan maddenin her iki fıkrası arasında uygulamada bu denli farklı bir durum yaratılması, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir .

34. Örneğin, 5434 sayılı Kanuna tabi iki iştirakçinin aynı dönemde askeri okula girip, aynı dönemde atanıp, ikisinin de aynı hizmet süresiyle çalıştığı ve ikisinin de devlet memurluğunun çıkarılmak suretiyle sonlandırıldığı düşünüldüğünde, bunlardan birisinin memuriyet hizmeti öncesi ya da sonrasında bir gün dahi olsa SSK veya BAĞ-KUR hizmeti bulunması durumunda

89 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek, memuriyet hizmeti İş Kanununun

14 maddesinde sayılan ve kıdem tazminatını gerektirmeyen bir şekilde sona erdiğinden ikramiyeye

hak kazanamazken, aynı şartlar altında ve aynı gerekçe ile işten çıkarılan diğer kişi birleşen hizmeti

14 / 18olmadığından 89 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek emekli ikramiyesine

hak kazanmaktadır . Burada emekli ikramiyesinin 30 nolu paragrafta anlatılan niteliği dikkate alındığında, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılan şartların araması, memuriyetten çıkarma yaptırımı ile birlikte değerlendirildiğinde sebep sonuç ilişkisine daha uygun düşmektedir . Ancak aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında bir ayrım yapılması belirtilen örnekte olduğu gibi hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır .

35. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; gerek yukarıda yer verilen Anayasa

Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse 2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği, 35.1. Aksi halde 89 uncu madenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı, 35.2. Başvurana emekli ikramiyesi verilmemesi yönünden somut olayın incelenmesinde ise; 35.2.1. 12/ 01/ 1990 tarihinde 5434 sayılı kanuna tabi olarak çalışmaya başlayan, Gümrük ve Ticaret

Bakanlığı Erenköy İşletme Şube Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapmakta iken 06/ 08/ 2009 tarihinde görevinden uzaklaştırılan ve Gümrük Müsteşarlığı Yüksek Disiplin Kurulu

Başkanlığının 17/ 05/ 2010 tarihli ve 2010/ 5 sayılı Kararı gereği 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile cezalandırılarak 07/ 06/ 2010 tarihinde görevine son verilen başvuranın, 5434 sayılı Kanuna tabi ( 4/ 1-c kapsamındaki) 20 yıl 5 ay fiili hizmeti, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması, 02/ 10/ 2012- 09/ 06/ 2016 tarihleri arasında fasılalı olarak 5510 sayılı kanunun 4/ 1-a bendi kapsamındaki 3 yıl 4 ay 3 gün hizmeti ve 15/ 06/ 2016- 25/ 08/ 2016 tarihleri arasında 5510 sayılı kanunun 4/ 1-b bendi kapsamındaki 2 ay 11 gün hizmeti olmak üzere toplam 25 yıl 5 ay 14 gün hizmetinin bulunduğu , tüm bu birleştirilmiş hizmet süresi üzerinden talep tarihini takip eden aybaşı olan 01/ 02/ 2017 tarihinden itibaren 2829 sayılı

Kanun hükümlerine göre emekli aylığının bağlandığı, 35.2.2. Başvuran hakkında, 5510 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrasının; “Bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu

Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır .” hükmü uyarınca mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığı, 35.2.3. Mülga 2829 sayılı Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesinin;

.

15 / 18“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri , aynı tarihlere rastlamamak

kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz .” hükmü uyarınca, hizmetlerinin birleştirildiği, ve anılan Kanun hükümlerine göre emekli aylığının bağlandığı; diğer bir ifadeyle farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlandığından ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden (memuriyetten çıkarma), hakkında 5434 sayılı

Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmediği, 35.2.4. Kararımızın 26 ve 30 uncu paragraflarında açıklandığı üzere, gerek mülga 2829 sayılı Kanun gerekçesinde gerekse Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararlarında, emekli ikramiyesinin, kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, ilgili bulundukları

Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, başvuranın ise memuriyet görevinin memuriyetten çıkarma ile sonlandırıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, yapılan işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, Değerlendirilmiştir .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 36. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir .

37. Başvuruya konu emekli ikramiyesinin kazanılması koşulları, başvuru kapsamında 2008 tarihi öncesi, 5510 sayılı Kanundan önce 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında iştirakçi olanlar bakımından değerlendirilmiştir . Ancak ilk defa 2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanuna göre devlet memuru olanlar yani 5510 sayılı Kanunun ( 4/c) kapsamında sigortalı olanlar için nasıl düzenlendiğine bakıldığında; konunun 5434 sayılı Kanunda Ek 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “…, anılan Kanun hükümlerine göre aylık bağlandığı sırada son defa uzun vadeli sigorta kolları açısından 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanlara” , (c) ve (d) bentlerinde ise ; “… uzun vadeli sigorta kolları açısından son olarak 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmış olanlara,” emekli ikramiyesinin ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir .

Anayasa Mahkemesi tarafından hukuk devleti ilkesi ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile iki farklı kanun metninden iptal edilen “son defa devlet memuru olma” şartını işaret eden hükmün, bu tavsiye kararı da gözetilerek, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına uyumlu olacak şekilde, hukuk devleti ilkesi gereğince yeniden düzenlenmesi önerilmektedir .

38. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim

İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi

.

16 / 18edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının

gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa

Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış

Yasasında” da yer verilmiştir .

39. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, ilkelerine uygun davrandığı , ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

40. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare

Mahkemesine yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE; Başvuranın, kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE, Emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesin ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK

KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

.

17 / 18Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.