ÖZET: Başvuran, vefat eden eşinden dolayı SSK aylığı alırken, babasından da sehven bağlanan BAĞ-KUR aylığı nedeniyle yersiz ödemelerin geri alınmasına itiraz etmiştir. 2012 yılında babasından aylık bağlanması için başvurduğunu, ancak bu süreçte bilgi almakta zorluk yaşadığını belirtmiştir. 2017 yılında, kendisine yapılan ödemenin hatalı olduğu anlaşılmış ve 20.000 TL tutarındaki yersiz ödemenin geri alınacağı bildirilmiştir. Başvuran, idarenin kendisine yeterli bilgi vermediğini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın durumunu inceleyerek, yersiz ödeme yapıldığını tespit etmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereği, başvuranın hem eşinden hem de babasından aylık alma hakkı bulunduğu, ancak tercih yapmadığı için yersiz ödemelerin geri alınacağı belirtilmiştir. İdare, başvuranın tercihini bildirmesi halinde yersiz ödemelerin geri alınmasına yönelik işlemlere başlayacaktır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın itirazını değerlendirerek, idarenin işlemlerinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığına karar vermiştir. İdarenin, başvuranın haklarını koruma yükümlülüğü olduğu vurgulanmış, ancak yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasının zorunluluğu da ifade edilmiştir. Başvuranın, yersiz ödemelerle ilgili olarak yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 9129-9129 |sayi|53878609-101.07.05-E.53878609-101.07.05-E.

BAŞVURU NO : 2017/16244 2017/ 16244

KARAR TARİHİ : 29/05/2018 |tarih|

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken vefat eden babasından dolayı da sehven aylık bağlanan başvuranın, kendisine yersiz ödenen aylıkların borç çıkartılmasına itirazı hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 22/12/2017 22.12.2017

I BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, BAĞ-KUR emeklisi iken vefat eden babasından dolayı kendisine aylık bağlanması için 2012 yılında başvuruda bulunduğunu, başvuruda eşinden dolayı SSK maaşı aldığını belirttiğini, hatta dilekçe ile başvurmadan önce Kurumdan şifahen bilgi almaya çalıştığını ancak bilgi verilmediğini, başvurudan 15 gün sonra, yapılan incelemede babasından da (BAĞ-KUR) maaş almasının uygun görüldüğünün ifade edildiği resmi yazının eline ulaştığını, bunun üzerine Kurumu telefonla tekrar arayıp; kendisine maaş bağlandığını ancak ortada bazı haberler olduğunu, maaşın birisinin SSK birisinin ise BAĞ-KUR olduğunu, dosyasının tekrar incelenmesini talep ettiğini, telefona cevap veren görevlinin ise uygun olmayan ifadeler kullanarak telefonu yüzüne kapattığını,

2017 yılında maaşın hatalı bağlandığının anlaşılması üzerine 45 ayda aldığı 20.000TL tutarındaki

ödemenin kendisinden faizsiz tahsil edileceğini öğrendiğini, henüz tercih bildiriminde bulunmadığı için dosyasına halen işlem yapılmadığını, konuyla ilgili bilgi almak için yaptığı yazılı başvurularında sorduğu sorulara zamanında ve içerik olarak cevap verilmediğini, sorularının yuvarlak ifadelerle geçiştirildiğini, telefonla bilgi almaya çalıştığında ise kendisine bir takım bilgiler verildiğini ancak bunun yazıya dökülemeyeceğinin ifade edildiğini, ilgili memurun bir suçu olmadığını, talimata göre işlem yaptığını belirttiğini, mahkemeye gitmesinin ve hakkını orada aramasının söylendiğini belirterek konuya ilişkin yeterli açıklamanın yapılmasını ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .

1 / 11II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 24/ 01/ 2018 tarihli ve E. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 28/ 02/ 2018 tarihli ve -E . sayılı yazı ve

eklerinde özetle :

2.1.5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde; ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre

hesaplanacak aylığının; a) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, b) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25

yaşını doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu

anlaşılanların veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan

kızlarının, her birine % 25’i, oranında aylık bağlanacağının hüküm altına alındığı, 2.2.Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, 5510 sayılı Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; hem eşinden hem de ana veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana veya babasından aylık bağlanacağının öngörüldüğü, 2.3.Öte yandan, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının, ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hâllerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümlerinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümlerinin uygulanacağı, gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ölen sigortalının haksahipleri için de Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlendiği, Anılan fıkrada 5/ 12/ 2017 tarihinde yapılan değişiklik ile Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü, 2.4.Kurumlarınca hak sahiplerinin aylık bağlama koşullarının yukarıda açıklanan mevzuat çerçevesinde belirlenmekte olduğu, 4/B Kapsam Projesi kapsamında Kurum kayıtlarının incelenmesinde ‘a yersiz aylık ödendiğinin tespit edildiği, 2.5.4/B Kapsam Projesi ile 4/b ödemeler sisteminde yer alan sigortalı ve hak sahiplerinin ödeme ve kimlik bilgilerinin 4/a, 4/b, 4/c ve primsiz aylıklar ödeme sistemleri ve 4/a, 4/b, 4/c tescil kütükleri ile karşılaştırılarak ödenen gelir/aylıkların halen yürürlükte olan mevzuata uygunluğunun kontrolü

2 / 11ile yersiz ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin sağlanmasının amaçlandığı,

Bu itibarla, Kapsam Projesi kapsamında adı geçen hak sahibine ödenen aylıkların mevzuata uygunluğunun kontrol edildiği ve yersiz ödendiği tespit edilen 4/ 1-b kapsamındaki ölüm aylığının 2017/Temmuz ödeme dönemi itibarıyla durdurulduğu,

2.6.5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin “Kurumca

işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .” Hükmünü amir olduğu, Buna göre, adı geçen hak sahibine yersiz ödenen aylıklar için borç işlemi yapılmadığı, hak sahibinin

5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükmü gereği aylık tercihi doğrultusunda 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi kapsamında borç işlemi yapılacağı

İfade edilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır .

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” denmektedir .

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5.1.“Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesi; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) (Değişik : 17/ 4/ 2008- 5754/ 21 md.) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, b) (Değişik : 17/ 4/ 2008- 5754/ 21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e)

bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya

3 / 11kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

…

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan

kızlarının, her birine % 25’i, …

oranında aylık bağlanır .” 5.2.“Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddesi; “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından;

…

5) (Değişik : 17/ 4/ 2008- 5754/ 34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına

hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, …

bağlanır .” 5.3.“Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

…

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .

…

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır…” 6. 12/ 5/ 2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliği’nin 6.1.5/ 12/ 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten önceki “Eski gelir ve aylıklarda durum değişiklikleri ve alt sınır aylığı” başlıklı Geçici 4 üncü maddesi ; “( 1) Sigortalı veya hak sahiplerine, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanıp, Kanun hükümlerine göre ödenmesine devam edilen gelir ve aylıkların, durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanır . 21/ 4/ 2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun

4 / 1130 uncu maddesi hükümleri saklıdır .

( 2) Ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hâllerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümleri, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümleri uygulanır . Gelir veya aylık almakta iken

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ölen sigortalının hak sahipleri için de Kanun hükümleri uygulanır .

…” 6.2.5/ 12/ 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikten sonraki “Eski gelir ve aylıklarda durum değişiklikleri ve alt sınır aylığı” başlıklı Geçici 4 üncü maddesi; “( 1)

Sigortalı veya hak sahiplerine, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanıp, Kanun hükümlerine göre ödenmesine devam edilen gelir ve aylıkların, durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanır . 21/ 4/ 2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri saklıdır .

( 2) (Değişik : RG- 5/ 12/ 2017- 30261) Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır .

…” hükmünü amirdir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede , başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, özetle; 2012 yılında, vefat eden eşinden dolayı SSK aylığı almaktayken bu durumu doğrudan belirtmek suretiyle daha önceki bir tarihte vefat etmiş olan babasından dolayı kendisine

BAĞ-KUR aylığı da bağlanmasını talep ettiğini, talebi doğrultusunda babasından dolayı da aylığının bağlandığını, çevreden aldığı duyumlar üzerine dosyasının yeniden incelenmesi hususunda ilgili idareyi telefonla aradığında uygun olmayan bir tutumla karşılaştığını ve sorularına cevap alamadığını, 2017 yılında maaşın hatalı bağlandığının anlaşılması üzerine 45 ayda aldığı 20.000TL tutarındaki ödemenin kendisinden faizsiz tahsil edileceğini öğrendiğini, henüz tercih bildiriminde bulunmadığı için dosyasına halen işlem yapılmadığını, idareye yaptığı başvurulara ise hem içerik olarak hem de süresinde cevap verilmediğini belirterek hakkı olmadığını artık öğrendiğinden tekrar maaş bağlanması talebinin olmadığını ancak kurumun hatasının sebebi ile bu hatanın kendisine yansıtılmasının nedenini sorarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .

9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili mevzuat hükümlerine ve açıklamalarına yer verildikten sonra özetle; ödenen gelir/aylıkların mevzuata uygunluğunun kontrolünün yapıldığı 4/B

Kapsam Projesi kapsamında yapılan inceleme sırasında başvurana yersiz aylık ödendiğinin

5 / 11anlaşıldığı ve yersiz ödenen 4/ 1-(b) ölüm aylığının 2017/Temmuz ödeme dönemi itibarıyla

durdurulduğu, hem eşinden hem de babasından aylık bağlanabilecek durumda olan başvurana 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereği tercih ettiği aylığın bağlanabileceği, henüz bir tercihte bulunmayan başvuran hakkında tercihte bulunmasının ardından yersiz ödenen aylıkları için 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendine göre borç çıkarma işlemlerinin yapılacağı belirtilmiştir .

10. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 10.1. Başvuranın eşinin 11/ 10/ 2012 tarihinde vefat ettiği ve SGK kayıtlarına 31/ 10/ 2012 tarihinde giren talebi üzerine eşinden dolayı başvurana 15/ 10/ 2012 tarihinden itibaren 4/ 1-(a) kapsamında aylık bağlandığı, 10.2. Başvuranın, eşinden dolayı SSK kapsamında aylık aldığını belirttiği 23/ 11/ 2012 tarihli dilekçesiyle vefat eden babasından dolayı tarafına aylık bağlanmasını talep ettiği ve babasından dolayı başvurana 01/ 12/ 2012 tarihinden itibaren 4/ 1-(b) kapsamında aylık bağlandığı, 10.3. SGK’nın sayılı, 13/ 7/ 2017 tarihli ve Tercih Bildirimi konulu yazısı ile başvurana ana/baba ve eşinden aylık aldığı tespit edildiğinden tercih ettiği aylığı bildirmesi halinde gerekli işlemin yapılacağının bildirildiği, 10.4. Başvuranın, yapılan işlemin gerekçesi ile yasal dayanağını sorduğu ve çıkarılan borca itiraz ettiği ve SGK kayıtlarına 14/ 9/ 2017 tarihinde giren dilekçesine cevap verilen sayılı ve 3/ 11/ 2017 tarihli yazıda birden fazla dosyadan aylığa hak kazanılması durumunda 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi gereği tercih işleminde bulunulması gerektiğinin başvurana bildirildiği, 10.5. Başvuranın, bu kez SGK kayıtlarına 14/ 9/ 2017 tarihinde giren dilekçesi ile yapılan işlemin gerekçesini ve yasal dayanağını yeniden sorduğu, alacağı cevaba göre tercih bildiriminde bulunacağını belirttiği, SGK’nın sayılı ve 28/ 11/ 2017 tarihli yazısı ile başvurana müteveffa babasından dolayı başvurana bağlanan ölüm aylığının bağlanmaması gerekirken sehven bağlandığının ve aylık başlangıç tarihi ile en son aldığı maaş tutarlarının tercih bildiriminde bulunmasını müteakip Kurum hatası olarak tarafından tahsil edileceğinin bildirildiği, 10.6. Başvuranın Kurumumuza yaptığı başvuru üzerine SGK’dan bilgi belge talep edilen yazımıza cevap verildiği 28/ 02/ 2018 tarihi itibarıyla; başvurana hali hazırda eşinden dolayı almakta olduğu 4/ 1-(a) kapsamındaki aylığın ödenmekte olduğu, başvuranın henüz bir tercih bildiriminde bulunmadığı, tercih bildiriminde bulunulmaması nedeniyle başvuran hakkında henüz 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesi gereği borç çıkarma işleminin yapılmadığı

Anlaşılmaktadır .

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın, eşinden dolayı 4/ 1-(a) kapsamında aylık almakta iken sehven babasından dolayı 4/ 1-(b) kapsamında aylık bağlanan başvurana yersiz ödendiği anlaşılan aylıkların geri istenip istenemeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır .

12. Başvurana vefat eden eşinden ve babasından dolayı aylık bağlandığı ve babasından bağlanan aylığın durdurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliği’nin Geçici 4 üncü maddesinde (§ 6.1), ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hâllerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümlerinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir .

6 / 1112.1.Bu durumda, eşinin ( 11/ 10/ 2012) ve babasının ( 22/ 12/ 2011) 5510 sayılı Kanunun yürürlük

tarihinden sonra vefat ettiği anlaşılan başvurana, hak sahibi olarak aylık bağlanması, kesilmesi, artırılması, azaltılması veya yeniden bağlanması halinde Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır .

13. 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde (§ 5.1), ölen sigortalıların dul eşlerine ve Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklarından yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarına aylık bağlanacağı düzenlenmiştir .

13.1.Buna göre, başvuranın, vefat etmesi nedeniyle eşinden dolayı, Kanun kapsamında çalışmaması ve kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olması nedeniyle de babasından dolayı aylık bağlanabilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır .

14. Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde (§ 5.2), Kanuna göre uzun vadeli sigorta kollarından birden fazla aylık bağlanabilecek durumda olan sigortalılardan hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara bu aylıklardan tercih ettiği bir tanesinin bağlanacağı düzenlenmiştir .

14.1.Bu durumda, eşinden dolayı aylık almakta iken babasından dolayı da hak sahibi olması nedeniyle aylık bağlanması talebinde bulunan başvurana ikinci bir aylığın bağlanmaması gerektiği, tercihte bulunması istenerek tercih ettiği aylığın bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır . Somut olayda ise, eşinden dolayı aylık almakta iken bu durumu açıkça bildirmek suretiyle babasından dolayı hak sahibi olduğu ikinci aylığın da bağlanmasını talep eden başvurana, tercihte bulunması istenmeksizin idarece hatalı işlem tesis edilerek ikinci bir aylığın bağlandığı anlaşılmaktadır .

15. Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin (§ 5.3) (a) bendinde sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemelerin hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru on yıllık sürede ve bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren kanuni faiziyle tahsil edileceği düzenlenmişken, (b) bendinde

Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan her türlü fazla veya yersiz ödemenin ; hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan kısmının geriye alınacağı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemeler için faiz uygulanmayacağı , yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler için ise bu süre sonundan itibaren kanunî faiz uygulanacağı, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği , alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, Kurumdan gelir veya aylık alınıyor olması durumunda söz konusu ödemelerin gelir ve aylıklardan % 25 oranında kesileceği hüküm altına alınmıştır .

15.1.Madde ile Kurum tarafından fazla veya yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü ödemenin geri alınacağının düzenlendiği, fazla veya yersiz ödemenin ne şekilde ve hangi esaslar doğrultusunda geri alınacağının ise fazla veya yersiz ödemeyi doğuran sebebin sigortalıların kasıt veya kusuru ile

Kurum hatasından doğmasına göre farklılaşacağı belirlenmiştir . Kurumun hatalı işlem yapabileceği öngörülerek Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemelerin hafifletilmiş şartlarla geri alınmasına yönelik bir düzenlemeye gidildiği görülmektedir . Somut olayda, kurumun hatalı işlemi nedeniyle başvurana yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların da maddenin (b) bendi kapsamda geri alınması gerektiği değerlendirilmektedir . Nitekim başvurana ve Kurumumuza gönderilen yazılardan da başvuranın aylık tercihinde bulunmasını müteakip anılan bent kapsamında borç kaydı işlemi yapılacağının idare tarafından bildirildiği anlaşılmaktadır .

16. Bununla birlikte, 96 ncı maddenin (b) bendinin “hukukun vatandaşlara öngörülebilirlik ve güven sağlaması gerektiği, keyfi şekilde düzenlenen yaptırımların ve vatandaşlara getirilen

7 / 11yükümlülüklerin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, önceden yapılan ödemelerin geri alınmasına

ilişkin düzenlemenin mülkiyet hakkıyla birlikte ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesini de ihlal ettiği, Kurum’un kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan vatandaşın sorumlu tutulmasının Devlet’in yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği, Kurum’un kusuru nedeniyle hatalı olarak tesis edilen işlemden kaynaklanan ödemelerin iadesinin iş mahkemelerine açılan davalar ile sağlandığı ve hatalı işlem nedeniyle uğranılan zararın

Kurum’dan tahsili talebinin bu düzenleme karşısında sonuçsuz kalacağı” gerekçesiyle Anayasa’nın 2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ve iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10/ 02/ 2016 tarihli ve E.2015/ 97, K .2016/ 10 sayılı kararda ; “… Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .

6. Kural, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle ilgiliye yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .

7. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmidört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır .

Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir .” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .

16.1.Yine, 96 ncı maddenin (a) bendinin Anayasa’nın 60. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 12/ 07/ 2017 tarihli ve E.2017/ 44, K .2017/ 118 sayılı kararda ; “…Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .

12. Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .

…

14. Kural, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği değerlendirmesiyle Kurumun ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir . Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır .

15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir…” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .

8 / 1116.2.Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi’nce; 96 ncı maddenin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun

uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, Kuralın, ilgililere yapılan fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığının anlaşıldığı, böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğunun açık olduğu, bu nedenlerle kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığı belirtilmiştir .

17. Nitekim kendilerine fazla veya yersiz ödenen emekli aylıklarının geri istenmesi işlemleri üzerine sigortalılar tarafından yapılan bireysel başvurular üzerine verilen benzer nitelikteki kararlar ile mülkiyet hakkına müdahalenin sınırlarının AİHS kapsamında tartışıldığı Anayasa Mahkemesi’nce verilen diğer kararlarda da; 17.1.Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkının, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğunun kabul edilmesi gerektiği (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/ 2166, 25/ 6/ 2015, Ş 36; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz . Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/ 01 ve 65900/ 01, 12/ 4/ 2006, § 53- 55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/ 00, 18/ 2/ 2009, § 77; Moskal/Polonya, B. No: 10373/ 05, 15/ 9/ 2009, § 38), AİHM’in, bir mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılmasının, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar

“mülk” olarak kabul edilmesine engel olmayacağını ifade ettiği (Moskal/Polonya, B. No: 10373/ 05, 15/ 9/ 2009, § 40), 17.2.Mülkiyet hakkının mutlak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasının mümkün olduğu, ancak

Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62), 17.3.Ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM, E .2011/ 111, K.2012/ 56, 11/ 4/ 2012;

E .2012/ 102, 14.2012/ 207, 27/ 12/ 2012; E .2012/ 149, K.2013/ 63, 22/ 5/ 2013; E .2014/ 176, K.2015/ 53,

27/ 5/ 2015; E .2015/ 43, K.2016/ 37, 5/ 5/ 2016; E .2016/ 13, 142016/ 127, 22/ 6/ 2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38), 17.4.Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiği (Uğur Ziyaretli, § 65), 17.5.Öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No 2013/ 711, 3/ 4/ 2014, § 68),

9 / 1117.6.İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup

olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği (Tevfik

Baltacı, B. No: 2013/ 8074, 9/ 3/ 2016, § 71), 17.7.Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku bulunmadığı, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumun kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği (Tevfik Baltacı, § 74), 17.8.Hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerektiği (Tevfik Baltacı, § 76), 17.9.Emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanmasının, kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gerekli olduğu (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/ 18979, 22/ 2/ 2018, § 58)

İfade edilmiştir .

17.10.Yukarıda yer verilen ifade ve açıklamalar ışığında somut olayda, ilgili mevzuatın aradığı aylık bağlanma şartlarını hem eşi hem de babası yönünden taşıyan ve dört buçuk yıl boyunca her iki aylığın da ödendiği başvurana ödenen emekli aylıklarının en azından ortadan kaldırılıncaya kadar

“mülk” olarak kabul edilmesi gerektiği, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle Kanun’a aykırı şekilde başvurana yapılan fazla veya yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi ile getirilen kurala dayanarak Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla geri alınmak suretiyle sınırlandırılabileceği, kural ile kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkılarının dikkate alındığı ve hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanmasındaki usul, tahsilatın başvuranın dara düşmesini önleyecek bir takvime bağlanması gibi kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından makul kabul edilebilecek şekilde belirlendiği ve idarenin de bu çerçeveye uygun şekilde işlem tesis ettiği değerlendirilmiştir .

18. Tüm bu değerlendirmeler ve açıklamalar çerçevesinde; başvuru konusu somut olayda, eşinden dolayı aylık almakta iken bu durumu açıkça bildirmek suretiyle tarafına babasından dolayı da aylık bağlanmasını talep eden başvurana, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin açık hükmüne karşın tercihte bulunması istenmeksizin vefat eden babasından dolayı ikinci bir aylık bağlanmasının ve yaklaşık dört buçuk yıl boyunca her iki aylığın da ödenmeye devam edilmesinin idarenin açık hatasından kaynaklandığı, idarenin başvurana gönderdiği yazılarda da müteveffa babasından dolayı tarafına bağlanan ölüm aylığının bağlanmaması gerekirken sehven bağlandığını ifade ettiği anlaşılmış olup idarenin açıkça hukuka aykırı işlemlerini her zaman geri alabileceği ve 5510 sayılı

Kanunun 96 ıncı maddesi gereği Kurumun hatalı işleminden kaynaklansa dahi sigortalılara fazla veya yersiz yapılan her türlü ödemenin geri alınmasının bir zorunluluk olduğu değerlendirildiğinden eşinden dolayı aylık alan başvurana daha sonraki bir tarihte babasından dolayı bağlanan aylığın

10 / 11durdurulması ve başvuranın yapacağı tercih sonrasında yersiz ödenen aylıkların 96 ncı maddenin (b)

bendine göre geri alınması yönünde idarece yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, başvuranın taleplerine tam ve açık şekilde cevap verilmemiş olması sebebiyle “idarenin kararların gerekçeli olması”, “bilgi edinme hakkı” ve

“dürüstlük” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarenin anılan ilkelerle uygun davranması ve “hukuka uygunluk” ve “nezaket” ilkelerine ise daha fazla özen göstermesi önerilmektedir .

20. Bununla birlikte, hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine, yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Yozgat İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi