ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı ikinci başvuruda, 08/02/2018 tarihli ret kararının gerekçesinin hatalı olduğunu savunarak, sakatlığının istirahat esnasında değil, görevdeyken meydana geldiğini belirtmiştir. Jandarma Hasta Gönderme Kâğıdı ile İstanbul İl Jandarma Komutanı tarafından hastaneye sevk edildiğini ifade eden başvuran, sağlık raporlarının dikkate alınmamasından dolayı mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamalarında, başvuranın askerlik görevine 1989 yılında başladığı ve 1991’de “Askerliğe Elverişli Değildir” raporu ile terhis edildiği belirtilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 5510 sayılı Kanun çerçevesinde vazife malullüğü işlemlerinin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Vazife malullüğü için, maluliyetin görev esnasında ve görevle bağlantılı olarak gerçekleşmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın sakatlığının terör eylemi veya askerlik görevi ile ilgili olmadığı, bu nedenle 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. İlgili idari işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

3. Başvuran, iş bu dosya üzerinden incelenen ikinci başvurusunda, Sosyal Güvenlik Kurumunun 08/ 02/ 2018 tarihinde kendisine “684 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince hakkınızda yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır” cevabını vererek talebini reddettiğini; sakatlanmasına yol açan olayın istirahat esnasında meydana gelmediğini; kendisinin bu sırada görevde olduğunun Jandarma Hasta Gönderme Kâğıdından belli olduğunu; kendisini hastaneye

İstanbul İl Jandarma Komutanı olan Nizamiye Komutanının gönderdiğini; dolayısıyla 27/ 02/ 1991 tarihli raporda yazılmış olan sakatlığının istirahat esnasında meydan geldiği ile sakatlığının kendi bünyesinden kaynaklandığı hususunun gerçeği yansıtmadığını; askere alındığında sağlam ve sağlıklı olduğunu; zaten sağlığında bir sorun olsaydı Jandarma Komando olarak askere alınmasının mümkün olmayacağını; şu an halen sağ bacak ve kolunu kullanamadığını; askeri hastanenin iki adet daha sağlık kurulu raporu bulunmasına rağmen bunların ( 17/ 01/ 1992 tarihli ek raporun ve 07/ 10/ 2009 tarihli GATA Gülhane Askeri Hastanesinin raporunun) dikkate alınmadığını belirtmekte ve söz konusu raporların da dikkate alınarak, hakkındaki ret kararının düzeltilmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

4. Milli Savunma Bakanlığının başvuru konusuna ilişkin 26/ 03/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 4.1.Başvuranın 02 Şubat 1989 tarihinde askerlik yoklaması yapılarak 29 Ağustos 1989 tarihinde 12 nci Jandarma Muhabere Er Eğitim Tabur Komutanlığı (Serinyol/HATAY) emrine sevk edildiği, 4.2.Eğitimine müteakip 02 Eylül 1989 tarihinde 12 nci Jandarma Komando Tabur 3 üncü Bölük

Komutanlığı (Halkalı/ISTANBUL) emrine katıldığı, 4.3. GATA Haydarpaşa Asker Hastanesinin 27 Şubat 1991 tarihli raporu ile hakkında “D 10F 1

Askerliğe Elverişli Değildir” kararlı rapor verildiğinden terhis edildiği, 4.4.MSB’nin 29 Temmuz 2009 tarihli emri ile GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesine kontrol muayenesi için sevkinin yapılması istendiği, Kağıthane Askerlik Şubesi Başkanlığının 19 Ağustos

2009 tarihinde hastaneye sevkinin yapıldığı,

4.5.GATA Haydarpaşa Asker Hastanesinin 07 Ekim 2009 tarihli raporu ile, “( 3.46.0 Orta Serebral

Arter Sendromu ( 166.0) 1) Sefer ve Barışta Askerliğe Elverişli Değildir, 2) Hastalığı, Askerliğin

Vermiş Olduğu Sebep ve Tesiri ile Meydana Gelmiş Olabilir Vücut Fonksiyon Kayıp Oram % 40′ dır .

3) Sürekli Olarak Asker Hastanesinden Yararlanabilir .” kararı verildiği,

4.6. Kağıthane Askerlik Şubesi Başkanlığınca 19 Kasım 2009 tarihinde tekrar GATA Haydarpaşa

Eğitim Hastanesine sevki yapıldığı, GATA Haydarpaşa Asker Hastanesinin 05 Şubat 2010 tarihli

Zeyil raporu ile “Orta Serebral Arter Sendromu DIO-FI Sağ Hemiparezi Sekeli teşhisi ile 1) Sefer ve

Barışta Askerliğe Elverişli Değildir . 2) Hastalığı Askerliğin Vermiş Olduğu Sebep ve Tesiri ile

Meydana Gelmiş Olabilir,” şeklinde kararın düzeltildiği, 4.7. Beyoğlu Askerlik Şubesi Başkanlığının 05 Ekim 2012 tarihinde hastaneye sevk işlemi yapılmış olmasına rağmen hastane sonucunu getirmediği, Beyoğlu Askerlik Şubesi Başkanlığının 22 Nisan

2013 tarihinde hastaneye sevk edildiği ancak hastane sonucunu getirmediği,

2 / 204.8.Sosyal Güvenlik Kurumunun 29 Aralık 2014 tarihli, sayılı yazısı ile TSK

Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin hangi madde ve dilimine girdiğini açıklayan yeni bir sağlık kurulu raporu istenmesine karar verildiği,

4.9.684 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnameyle 12/ 4/ 1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen Ek 3 üncü maddesi hükmünün, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddenin (h) bendi hükmünün ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünün birlikte yorumundan, iş bu düzenlemeler uyarınca aylık bağlanması istemine ilişkin belirleyici kanuni şart olan ilgilinin sakatlığının görevin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediğine ilişkin inceleme yapma ve işlem tesis etme yetkisinin Sosyal Güvenlik Kurumunda olduğu göz önünde bulundurularak ilgili Kurum tarafından değerlendirilmesi gerektiği, Hususları bildirilmiştir .

5. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 06/ 04/ 2018 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 5.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 18 inci maddesi hükmü gereği er ve erbaşların vazife malullüğü işlemlerinde 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği, 5.2. Bu kapsamda, 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin; “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malülü olmaları halinde kendilerine, … aylık bağlanır…” hükmü ile askerlik görevi sırasında ve askerlik görevinin neden ve etkisi ile yaralanarak veya rahatsızlanarak malul hale gelen erbaş ve erlere vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanacağının düzenlendiği, 5.3. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun malullüğe ilişkin hükümleri düzenleyen 44 üncü maddesinde; “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malül denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır .” hükmünün, 5.4. Aynı Kanunun vazife malullüğünü tanımlayan 45 inci maddesinin (a) fıkrasında ise;

“İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; … buna vazife malullüğü ve buna uğrayanlara da vazife malullüğü denir” hükmünün yer aldığı, vazife malulü sayılarak vazife malullüğü aylığı hakkından yararlanabilmek için ilgililerin maluliyetlerinin vazifelerini yaptıkları sırada meydana gelmiş olması ve bu maluliyetlerinin vazifelerinin neden ve etkisi ile ortaya çıkmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, 5.5. Öte yandan, 23/ 01/ 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 684 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü madde ile; 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan , Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında

Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak maddede yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması

3 / 20imkanı getirildiği,

5.6. Maddede bahsi geçen 3713 sayılı Kanunun “Yardım” başlıklı 21 inci maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere, ilgililerin, Kanunun bu hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından gerçekleştirilen terör eylemleri sonucunda yaralanmaları , sakatlanmaları veya öldürülmeleri ve bu durumun belgelerle tevsik edilmesi durumunda mümkün iken, 6353 sayılı Bazı Kanun İle Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanunun 75 inci maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yapılan değişiklikler ile kapsam genişletilmiş ve terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar da geçmişe yönelik ödeme yapılmamak suretiyle Kanunun yayımı tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere kapsama dahil edildiği; ancak, görüleceği üzere ilgililerin yaralanma, sakatlanma, hastalanma veya ölüm hallerinin 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için, bulunduğu görevin terör olaylarının önlenmesine yönelik olması koşullarının aynen korunduğu , 6353 sayılı Kanunla yapılan yasal düzenlemelerin, bu hususta 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununda herhangi bir değişiklik yapmadığı, yapılan düzenlemeler yalnızca, terörle mücadele kapsamında terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olayları ve daha önce operasyona gidiş ve dönüşlerde meydana gelen kazalar sonucunda 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesi kapsamına girememeleri nedeniyle haklarında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümleri uygulanmayanları kapsamına alan bir düzenleme olduğu , 5.7. Yukarıya alınan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin İstanbul Halkalı Jandarma Komando Tabur Komutanlığında askerlik görevini yerine getirmekte iken 20/ 07/ 1990 tarihinde hazır kıta ve muhafız olarak görevlendirildiği Jandarma Bölge

Komutanlığı lojmanları bölgesinde rahatsızlanması (bayılma ve düşme) sonucu yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle 08/ 01/ 1992 tarihli dilekçesi ile hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını talep ettiği, GATA Hastanesince adına düzenlenen 27/ 02/ 1991 tarih ve 1785 sayılı sağlık raporu Mülga Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca 11/ 11/ 1991 tarihinde incelenerek 3822 sayı ile; “… sakatlığının oluşunda görevinin neden ve etkisinin bulunmadığına, …” şeklinde karar verildiği, söz konusu karar üzerine durumu, Mülga Emekli Sandığı Yönetim

Kurulunca 22/ 01/ 1992 tarihinde incelenerek 150 sayı ile; “Askerlik görevini İstanbul-Halkalı 12. J .

Komd. Tb. 3. Bl . Komutanlığında yaparken arızalandığını iddia ederek vazife malullüğü aylığı bağlanması isteminde bulunan er Ali Ayçiçek’in Gülhane Askeri Tıp Akademisince verilen raporu

Sandığımız Sağlık Kurulunca incelenerek ‘Hastalığının oluşumunda görevinin neden ve etkisi olmadığına’ kararı verildiğinden hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması suretiyle kendisine aylık bağlanmasına imkan bulunmadığına,” şeklinde karar verildiği ve kararın 24/ 02/ 1992 tarihli yazı ile adı geçene bildirildiği, 5.8. Bilahare, hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmaması şeklindeki işlemin iptali talebiyle açmış olduğu davada, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Daire Başkanlığının 17/ 11/ 1998 tarihli ve E .1997/ 344, K.1998/ 1006 sayılı kararında; “… Olayla ilgili olarak tanıklardan, davacının hemşerileri A .Y. ve K.S. olaydan yaklaşık 6 yıl sonra alınan yeminsiz ifadelerinde, davacının olay tarihinde araçtan inerken düştüğünü, başını taşa çarptığını ve bayıldığını beyan

4 / 20etmişler ise de; yukarıda belirtilen tüm raporlardan ve belgelerden anlaşıldığı üzere arızalanmanın;

düşme ve başını taşa vurma neticesinde değil de, aniden çeşitli sebeplerin birleşmesiyle bünyesel olarak meydana gelmiş olduğunun tereddüte yer vermeyecek derecede saptanmış olmasıdır .

Davacının 01.03.1991 tarihinde T.C. Emekli Sandığına kendisine aylık bağlanması için yaptığı müracaattaki ‘Nöbet başında felç hastalığına yakalandım’; 17.10.1991 tarihindeki müracaatındaki

‘Nöbet başında felç hastalığına yakalandım’; 17.10.1991 tarihindeki müracaatındaki ‘sağ tarafımdan felç geçirdim’ ve 08.09.1992 tarihindeki müracaatındaki ‘hastalığım nedeniyle sakatlandığımdan dolayı’ beyanları ile Halkalı 12 nci J .Tb. 3 üncü J .Bl .K.lığınca tanzim edilen durum raporundaki ‘… Hazır kıt’a olarak görev yaparken birden ayaklarından rahatsızlanıp yere düşmesi sonucu…’ şeklindeki; davacının olaya yakın beyanları ve belgelerdeki olayın oluşum ve niteliğini açıklayan belirlemelerde dikkate alınarak, birbirini tamamlayan ve teyit eden bu belgelerin topluca tahlil ve takdiri sonucu davacının sakatlığının; aniden ortaya çıkan kısmi felç olduğu, her türlü tereddütten uzak bir şekilde kanıtlanmış olmaktadır . Yukarıda açıklanan nedenlerle; 5434 sayılı Kanunun 45 nci maddesindeki vazife malullüğü aylığı bağlanabilmesinin temel öğesi olan sakatlığın görevin sebep ve etkisi ile meydana gelmesi koşulunun somut olaya uyarlılığı bulunmadığından , yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE , …” şeklinde karar verdiği, 5.9. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin anılan kararının düzeltilmesi ile yapmış olduğu başvuru sonucunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Daire Başkanlığının 13/ 04/ 1999 tarihli ve Gensek No:1999 / 15, E .1999/ 336, K.1999/ 327 sayılı kararında; “… Davacının kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler yerinde görülmediği gibi, düzeltilmesi istenen karar da kanuna ve usule uygun bulunduğundan; KARARIN DÜZELTİLMESİ

İSTEMİNİN REDDİNE , …” şeklinde karar verdiği, 5.10. İlgilinin, askerlik görevini yerine getirirken yaralandığını ve bu nedenle vazife malullüğü aylığı hakkının doğduğunu belirterek yapmış olduğu yargılamanın yenilenmesi başvurusu sonucunda

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire Başkanlığının 17/ 03/ 2011 tarihli ve Gensek

No:2010 / 4761, E .2011/ 793, K.2011/ 1068 sayılı kararında; “… Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.Yasal nedenlere uymayan YARGILAMANIN YENİLENMESİ İSTEMİNİN REDDİNE , …” şeklinde karar verdiği, 5.11. Adı geçenin, kurum kayıtlarına 31/ 03/ 2017 tarihinde geçen 22/ 03/ 2017 tarihli dilekçesi ile 684 sayılı KHK kapsamında tarafına aylık bağlanmasını talep ettiği, talebinin, rahatsızlığının 3713 sayılı Kanun kapsamında olmaması nedeniyle 27/ 07/ 2017 tarihli yazı ile reddedildiği, 5.12. İlgilinin, Kurum kayıtlarına 25/ 09/ 2017 tarihinde geçen 02/ 08/ 2017 tarihli dilekçesi ile tarafına

684 sayılı KHK kapsamında aylık bağlanması talebini yinelediği, talebinin, 27/ 10/ 2017 tarihli yazı

ile bir kez daha reddedildiği, 5.13. Bu itibarla, askerlik görevini yapmakta iken rahatsızlanan, ancak söz konusu rahatsızlığının askerlik görevinin neden ve etkisiyle gerçekleşmediğine Mülga Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca karar verilmesi nedeniyle normal vazife malullüğü ve 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebi reddedilen , bilahare, tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali ve aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvuru Askeri Yüksek İdare

5 / 20Mahkemesi Birinci Daire Başkanlığının 17/ 11/ 1998 tarihli ve E .1997/ 344, K.1998/ 1006 sayılı kararı

ile reddedilen, söz konusu kararın düzeltilmesi için yaptığı başvuru Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Birinci Daire Başkanlığının 13/ 04/ 1999 tarihli ve Gensek No:1999 / 15, E .1999/ 336, K.1999/ 327 sayılı kararı ile reddedilen ve nihayetinde yargılamanın yenilenmesi talebiyle yapmış olduğu başvuru da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire Başkanlığının 17/ 03/ 2011 tarihli ve Gensek

No:2010 / 4761, E .2011/ 793, K.2011/ 1068 sayılı kararı ile reddedilen ilgiliye normal vazife malullüğü aylığı ile 684 sayılı KHK kapsamında 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanmaması yönünde Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 5.14. 03/ 11/ 1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun

“Amaç” başlıklı 1 inci maddesi ile “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi uyarınca; hangi görev ve görevlilerin 2330 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunun açıkça belirlenmiş olduğu ve bu Kanun uyarınca barışta güven ve asayişi korumak , kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlar ile Türk

Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet

Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin, bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri, durumunda haklarında 2330 sayılı Kanun ile sağlanan hakların uygulanmasını gerektirdiği, 5.15. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun mülga 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi hükmü ile “vazife veya harp malullükleri ile er vazife malullüklerinin Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun kapsamına girenlerin tespiti ile kendisinden aylık bağlanacak iştirakçiyi veyahut emekli, adi malullük, vazife malullüğü veya harp malullüğü, er vazife malullüğü aylığı alanı kasten ve haksız yere öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenlere veyahut malul sayılacak hale getirenlere ya da kendisine aylık bağlatacak iştirakçiye, emekli, adi malullük, vazife ve harp malullüğü, er vazife malullüğü aylığı alana veya bunların ailesine karşı ağır bir cürüm işlediğinden veyahut bunlara karşı kanunen mükellef olduğu görevleri yerine getirmede büyük bir kusur işlediğinden dolayı ölüme bağlı bir tasarrufla mirastan ıskat edilenlere ve emeklilik hakkı düşenlere aylık bağlanmaması için

Genel Müdürlükçe hazırlanacak her çeşit teklifleri inceleyerek karara bağlamak” Devredilen T .C.

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayıldığı, 5.16. Öte yandan, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun Geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının; “Bu Kanun gereği Yönetim Kurulu oluşturuluncaya kadar, devredilen kurumların yönetim kurulları ilgili mülga kanunları gereği görevlerini yapmaya devam ederler . Kurum Yönetim

Kurulunun en az toplanma yeter sayısı kadar üyesi göreve başladıktan sonra devredilen kurumların yönetim kurullarının görevleri ve tüzel kişilikleri sona erer, yetkileri Kurum Yönetim Kurulu tarafından ilgili kanunların mülga hükümlerine göre kullanılır ve bu yetkilerden uygun gördüklerini

Başkana veya ilgili birimlere devredebilir . …” hükmü uyarınca, söz konusu hüküm gereği

Devredilen Emekli Sandığı Yönetim Kurulunca yerine getirilen görevler konusunda Kurum Yönetim

Kurulunun yetkili kılındığı ve Kurum Yönetim Kurulunun bu yetkilerden uygun gördüklerini

Başkana veya ilgili birimlere devredebileceğinin hüküm altına alındığı,

6 / 205.17. Bu kapsamda, Kurum Yönetim Kurulu, 08/ 02/ 2007 tarihli ve 2007/ 34, 21/ 03/ 2007 tarihli ve

2007/ 137 ve 03/ 01/ 2008 tarihli ve 2008/ 6 sayılı kararları ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun kapsamına girenlerin tespiti konusunda Kamu Görevlileri Emeklilik Daire

Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun yetkili kılındığı, 5.18.Bu nedenle, ilgililere meydana gelen olaylar nedeniyle Kurumlarınca nakdi tazminat ödenmiş olmasının 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması açısında da anılan nakdi tazminat komisyon kararı dikkate alınarak işlem yapılmasını gerektirmediği, dolayısıyla, 20/ 07/ 1990 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle ilgili Bakanlığın kararı uyarınca Nakdi

Tazminat ödenmiş olmasının yeterli olmadığı, ilgilinin yaralanmasına neden olan olayın anılan madde hükmünde belirtilen haller kapsamında gerçekleşmiş olduğuna Kurumlarınca da karar verilmesi gerektiğinden , adı geçenin sakatlanma olayının anılan Kanun kapsamında değerlendirilerek hakkında 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaması hususunda yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 5.19. Esasen, aynı konuda açılan idari davada Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 12.5.1999 gün ve sayılı karar ile Kurum aleyhine sonuçlandığı, temyiz talebinin ise

Danıştay 11. Dairesince verilen 18.06.2001 gün ve sayılı karar ile;

“…Olayda, davacının oğlu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde er olarak askerlik görevini yapmakta iken 7.7.1989 tarihinde izinli olarak köyüne (Hakkari ili Beytüşşebap ilçesi Boğazören köyü)

döndükten sonra iznini müteakip aldığı 15 günlük sağlık raporunu kullandığı, 9.8.1989 tarihinde komşu köyden kız istemeden grup halinde dönerken PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu öldürülmüştür . 28.3.1996 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı’na yaptığı başvuru üzerine, 2330 sayılı

Kanun uyarınca kendisine nakdi tazminat ödenen davacı 18.2.1998 tarihli dilekçe ile bu kez yetim aylığı bağlanması istemiyle davalı idareye başvurmuş, istemin reddi üzerine temyize konu bu dava açılmıştır .

Davacının oğlunun ölümü izinli sayıldığı bir sürede ve yukarıda belirtilen nedenlerden hiç birisine bağlı olmadan gerçekleştiğinden davacıya aylık bağlanmasına olanak bulunmamaktadır .

Her ne kadar, Milli Savunma Bakanlığı’nca davacıya, “kişi kamu görevlisi olay ise devlet güçlerini sindirme amacına yönelik bir saldırı olarak kabul edilip” 2330 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi kapsamında nakdi tazminat ödenmiş, mahkemece, “ölüm olayının bu şekilde değerlendirilmesinin aylık bağlanması için de geçerli olacağı” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmiş ise de; ölüm olayı 2330 sayılı Yasa kapsamında mütalaa edilen bir görevden kaynaklanmadığı gibi 3713 sayılı Yasada açıklanan nedenlerle de gerçekleşmediğinden , davacının oğlu sivil bir kişi olarak başkalarıyla birlikte öldürülmüş olup öldürülme olayının asker kimliği ile ilgisi bulunmadığından, Milli Savunma Bakanlığının nakdi tazminat ödemesi konusunda yaptığı yorumun, mahkemeden istenilen aylık için de gerekçe alınmasında isabet görülmemiştir . Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesinin

12.5.1999 gün ve E :1998 / 955, K.1999/ 442 sayılı kararının bozulmasına,” denilmek suretiyle

Kurumumuzun temyiz talebinin kabil edildiği ve yeniden yapılan yargılama sonucu Ankara 7 nci

İdare Mahkemesinin 11/ 10/ 2001 gün ve E .2001/ 1514, K.2001/ 1019 sayılı kararı ile; “…davanın

REDDİNE …” şeklinde karar verilmiş, bilahare davacının karar düzeltme talebi ise Danıştay 11 inci

7 / 20emniyet ve asayişin korunması ile ilgili bir görevin sebep ve tesiri ile sakatlanması nedeniyle

637.687.500 TL tazminat ödenmesine karar verildiği,

6.7. 01.03.1991 tarihinde Emekli Sandığı kayıtlarına giren dilekçesiyle vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, Sandık Sağlık Kurulunca GATA K.lığının 27.02.1991 tarihli ve sayılı raporu doğrultusunda “hastalığın oluşumunda görevin neden ve etkisi olmadığına” karar verilmesi nedeniyle 22.01.1992 tarihli ve 150 sayılı kararla talebinin reddedildiği, 6.8. Bunun üzerine adı geçen şahsın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) “vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali” davası açtığı, yargılama sonucunda Gümüşsuyu Hastanesinde yapılan ilk muayenede hastanın yüzünü içine alan sağ hemiparezi (yarım felç) teşhisi konulduğu, başta herhangi bir darbeden ve doku zedelenmesinden bahsedilmediği, GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesinde yapılan ilk muayenede aniden sağ santral fasiyal paralizisi (genel felç) sağ hemiparezi (yarım felç) teşhisi konulduğu, davacının iddiasının aksine başında herhangi bir travma veya lezyona rastlanmadığı, hasta müşahede kağıtlarında davacının ” 20.07.1990 tarihinde saat :19.00 sıralarında sandalyede otururken yığılıp yere düştüğü, 2- 3 dakika sonra kendine geldiği, bir süre konuşamadığı, sağ kol ve bacağını oynatamadığı, konuşma bozukluğu ve sağ hemiparezi görüldüğü,, bir süre sonra sağ tarafta/hafif hareketlerin başladığı” açıklamalarının bulunduğu, GATA Nöroloji ABDB tarafından düzenlenen epikrizde “altı ay önce istirahat esnasında konuşamaz ve sağ bacağında kuvvetsizlik oluşmuş ayağa kalkmak istediğinde kalkamayıp yere düşmüş” açıklamaların bulunduğu, GATA Askerî Hastanesince son olarak verilen ek raporda davacının hastalığının görev esnasında meydana geldiği ve askerlik hizmeti sırasında birleşen çeşitli sebeplerin hastalığın oluşumuna sebep olabileceğinin belirtildiği, olayın tanıkları ve olaydan yaklaşık altı yıl sonra yeminsiz olarak alınan ifadelerinde davacının olay günü araçtan inerken düştüğünü ve başını taşa çarparak bayıldığını beyan etmişlerse de, yukarıda belirtilen tüm rapor ve belgelerden arızalanmanın düşme ve başını taşa vurma neticesinde değil de, aniden çeşitli sebeplerin birleşmesiyle bünyesel meydana geldiğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptandığı, davacının Emekli Sandığına yaptığı başvuruda “Nöbette felç hastalığına yakalandım .” şeklinde beyanlarının bulunduğu da göz önüne alınarak, davacının sakatlığının aniden ortaya çıkan kısmi felç olduğu gerekçesiyle 17 Kasım 1998 tarihli ve sayılı kararla davanın reddine karar verildiğinin tespit edildiği, 6.9. Yukarıda yer verilen belgelerden, başvurucunun hastalığıyla ilgili iki ayrı tespitin bulunduğu, GATA K.lığınca düzenlenen raporlardaki bilgilerin, başvurucunun hastalığının görev sırasında sandalyede otururken aniden ve kendiliğinden olduğu, olayın gerçekleşmesinde görevin sebep ve tesirinin bulunmadığı yönünde olduğu; AYİM’in, başvurucunun Emekli Sandığına yaptığı başvurulardaki “Nöbet başında felç hastalığına yakalandım .” şeklindeki beyanlarını, 3.J.Komd .Bl .K.

imzalı Durum Belgesindeki; ” …İl Jandarma Komutanlığında görevlendirilen komando takımında hazır kıta olarak görev yaparken birden ayaklarından rahatsızlanıp yere düşmesi sonucu meydana gelmiştir .” şeklindeki açıklamaları ve GATA K.lığı raporlarını esas alarak vazife malullüğü aylığının bağlanabilmesinin temel şartı olan sakatlığın görevin sebep ve etkisiyle meydana gelmiş olması koşulunun gerçekleşmediğine karar verdiği , olayın tanıkları ve başvurucunun hemşerileri olan olaydan yaklaşık altı yıl sonra yeminsiz olarak alınan ifadelerindeki olay günü araçtan inerken düştüğü ve başını taşa çarparak

9 / 20bayıldığı” şeklindeki beyanlarına itibar etmediği,

6.10. Tazminat komisyonunun ise, Kıt’a Mazbatası’nda, .’nin kanaatinin bulunduğu bir başka Durum Belgesi’ndeki açıklamaları ve aynı birlikten terhisli erler beyanlarını esas alarak, görev esnasında düşerek başını çarpması sonucu sakat kaldığını kabul ettiğini, 6.11. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Amaç” kenar başlıklı 1 inci maddesi ile “Kapsam” kenar başlıklı 2 nci maddesi hükümleri ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik’te yer alan düzenlemelere göre nakdi tazminat ödenebilmesi için; emniyet asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olunması veya görevli kişinin Kanunda belirtilen derecede yakını olunması, ölüm, sakatlanma veya yaralanmanın belirtilen görevlerin yapılışı sırasında veya görev sona ermiş olsa bile görevden dolayı meydana gelmiş olması, ölüm, sakatlanma veya yaralanma olayında kişinin kastının bulunmaması koşullarının bir araya gelmesi gerektiği (Ankara Bölge İdare

Mahkemesi, 15.11.2017, E : 2017/ 1203, K:2017 / 1084); AYİM’in konuya ilişkin kararlarında, 2330 sayılı Kanun kapsamındaki görev ile ölüm, sakatlanma ve yaralanma arasında illiyet bağı kurulamıyorsa (bünyesel rahatsızlıklarda olduğu gibi) nakdi tazminat ödenmeyeceğinin hüküm altına alındığı, (AYİM 3D., 11.12.2003, E .2003/ 423, K.2003/ 187)

6.12. Öte yandan, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun mülga 44 üncü ve

45 inci maddeleri uyarınca, vazife malullüğü için; maluliyetin vazifenin yapıldığı sırada,

vazifenin neden ve etkisiyle meydana gelmesi gerektiği, bu kapsamda, vazifenin yapılması sırasında, vazifenin yapılmasına engel olacak derecedeki sağlık problemlerinin de vazifenin sebep ve tesiriyle ortaya çıkması gerektiği, eğer vazifenin yapılmasına engel olan rahatsızlık, vazifeden kaynaklanmıyor veya vazifeden kaynaklandığı hukuken geçerli olabilecek bir belge ya da sağlık raporu ile ispatlanamıyorsa vazife malullüğünden söz edilemeyeceği, 6.13. Bünyevi rahatsızlık bulunmakla birlikte, var olan bu rahatsızlık tek başına ölüm veya sakatlığa neden olmayıp, eğitim sırasında yaptırılan aşırı hareketler, aşırı görev yüklemesi gibi başka bir etkenle birleştiği zaman böyle bir sonuç çıkıyorsa, bu durumda vazife malullüğü hâlini kabul etmek gerekeceği (Yargı Kararları Işığında Vazife Malullüğü Kavramı, Arş . Gör .

Yalçın BOSTANCI, Kamu-iş, C:8 , S:1 / 2005), 6.14. AYİM 17 Kasım 1998 tarihli ve sayılı kararında başvurucunun sakatlığında görevin sebep ve etkisinin bulunmadığına karar verirken , tazminat komisyonunun görev sırasında ve görevinden dolayı meydana geldiğini kabul ettiği, hem nakdi tazminat ödenmesinin hem de vazife malulü sayılmanın temel şartının; ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin neden ve etkisiyle meydana gelmesi oluğu, bu durumda hakkındaki tazminat komisyonu kararı ile vazife malullüğüne ilişkin Emekli Sandığı kararının birbiriyle çeliştiğinin söylenebileceği, Tazminat

Komisyonu kararının, elde mevcut belgelere göre, olayın vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin yapıldığı neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair genel bir idari kabulden ibaret olduğu , aynı konuda bir yargı kararı varsa, tüm bilgi ve belgeler bu yargı kararında

10 / 20tartışılarak bir sonuca bağlanmışsa, artık bu aşamada önceki tarihli tazminat komisyonu

kararının dikkate alınmaması gerektiğinin düşünüldüğü, 6.15. Başvurucunun 684 sayılı KHK kapsamında ayılık bağlanma talebine gelince;

684 sayılı KHK ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü maddenin birinci

fıkrasıyla, ” 21 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (h) . (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan talepleri üzerine 13/ 7/ 1953 tarihli ve 4/ 1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak aşağıda yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda, nakdi tazminat karar tarihini takip eden aybaşından başlamak üzere aylık bağlanır . ” hükmünün getirildiği, 6.16. Bu hükümden yararlanabilmek için, yaralanmanın veya sakatlığın terör örgütüyle çatışma esnasında veya terör eylemi sonucu meydana gelmesi gerektiği, belgelerden, olay tarihinde lojmanın çevre emniyet nöbetinde hazır kıta olarak görevlendirilen başvurucunun, terör eylemi nedeniyle yaralanması söz konusu olmadığından 684 sayılı KHK ile 3713 sayılı Kanuna eklenen ek 3 üncü madde hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği, 6.17. 5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanununa göre askerlik görevinin sebep ve tesiri ile yaralanan/rahatsızlanan ve “Askerliğe Elverişli Değildir” kararlı sağlık raporu alanlara vazife malulü aylığı bağlanmasına yönelik işlemler, maluliyet kararını vermeye yetkili kurum olan Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığınca yürütüldüğünden bu kapsamda aylık bağlanması ile ilgili Jandarma

Genel Komutanlığınca yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmadığı, Hususları bildirilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

7. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 9. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun; 9.1. 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi

11 / 20imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve

haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır .” 9.2. 45 inci maddesinde;

“44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;

Buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir .”, 9.3. 56 ncı maddesinde;

“Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malülü olmaları halinde kendilerine, … aylık bağlanır…” 10. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “Yardım” başlıklı 21 inci maddesinde;

“(…) kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun hükümleri uygulanır . Ayrıca; a) Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise,dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz . Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir . Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir .

…

h) Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya engelli hâle gelerek ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanlar, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu

12 / 20fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü

olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır . Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır . Bu fıkra kapsamında er ve erbaşlar için bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesindeki “Memur” unvanlı kadrolarda bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamaz ve bunlar için 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre yapılacak yükseltmelerde aynı unvan ve derece başlangıç olarak esas alınır ve derece yükselmelerinde kadro şartı aranmaksızın yüksek öğrenim mezunu gibi işlem yapılır .

…

j) Terör eyleminin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı olanlar bu faaliyetlerinden dolayı hayatını kaybettikleri, yaralandıkları veya engelli hâle geldikleri; ilgili valinin teklifi üzerine Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanan sivillerden Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanların kendileri, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır . Yukarıda sayılanlardan aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır .

Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır .

Birinci fıkranın (h), (i) ve (j) bentlerinde belirtilenlerden bu Kanun kapsamındaki olaylar sebebiyle yaralananlar, tedavileri sonuçlanıncaya veya maluliyetleri kesinleşinceye kadar geçen süre içinde

5510 sayılı Kanuna göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan, aynı sebeplerle tedavi

gören malul kamu görevlilerine ilişkin hükümler çerçevesinde yararlandırılır . Erbaş ve erler için

Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedaviler hariç, bu kapsamda yapılacak giderlerin tamamı; ilgililerin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal

13 / 20Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır . Ancak, bu kişilerden 5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık

sigortası kapsamında yer almayanlar için, Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılmış olan giderler, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından; erbaş ve erler için ilgisine göre Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, diğerleri için Maliye Bakanlığından tahsil olunur .

Kendilerine aylık bağlanan dul ve yetimler; ilgili sosyal güvenlik kurumları mevzuatı gereği aylıklarının kesilmesi halinde, bu madde ile verilen diğer haklardan da yararlanamazlar .” 11. 684 sayılı KHK ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

” 21 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (h) . (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan talepleri üzerine 13/ 7/ 1953 tarihli ve 4/ 1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan

Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak aşağıda yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda, nakdi tazminat karar tarihini takip eden aybaşından başlamak üzere aylık bağlanır .

12. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 12.1. “Amaç” Başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle , trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk

Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet

Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir .” 12.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol

güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen :

1. Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını,

14 / 204. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini,

5. Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet

Teşkilatında bulunan ve 24/ 2/ 2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen

Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar .” 13. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 18 inci maddesinde;

“İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/ 6/ 1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur .

15 / 20…

c) 18/ 3/ 1924 tarihli ve 442 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi, 24/ 2/ 1968 tarihli ve 1005 sayılı

Kanun, 3/ 11/ 1980 tarihli ve 2330 sayılı Kanun, 11/ 10/ 1983 tarihli ve 2913 sayılı Kanun, 28/ 5/ 1986 tarihli ve 3292 sayılı Kanun, 12/ 4/ 1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanun ile yılı bütçe kanunlarına ekli cetveller kapsamına giren kişilere ve diğer kanunlarda yapılan atıflar sebebiyle 2330 sayılı Kanun esas alınarak ilgililerine aylık, tazminat ve ek ödeme verilmesi ile yardım işlemleri hakkında, bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam edilir .…” düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında Sosyal Güvenlik

Kurumu tarafından tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran, özetle 23/ 01/ 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 684 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü madde kapsamında, tarafına aylık bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna yaptığı müracaat hakkında verilen ret kararının kaldırılmasını talep etmektedir .

16. 5510 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi hükmü gereği er ve erbaşların vazife malullüğü işlemlerinde 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre işlem yapılması gerekmektedir .

17. 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denileceği, 45 inci maddesinde malullük halinin görevin neden ve etkisinden kaynaklanması halinde bu duruma düşenlere vazife malulü denileceği,

56 ncı maddesinde askerlik görevi sırasında vazife malulü haline gelen erbaş ve erlere ne şekilde

aylık bağlanacağı düzenlenmiştir . Buna göre, askerlik görevinin neden ve etkisiyle malul duruma düşen erbaş ve erler vazife malulü olarak nitelenmekte ve bunlara 56 ncı maddede belirtilen şekilde aylık bağlanmaktadır .

18. Vazife malullüğünün söz konusu olabilmesi için ortaya çıkan malullüğün, iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada, vazifelerinden doğmuş olması gerekir . Söz konusu hükmün uygulanabilmesi için malullüğün hem vazifenin yapılması sırasında hem de vazifenin neden ve etkisiyle ortaya çıkması gerekir . Belirtilen iki durum birlikte gerçekleşmediği takdirde vazife malullüğünden bahsedilemez .

19. Vazifenin yapılması sırasında, vazifenin yapılmasına engel olacak derecedeki sağlık problemlerinin 45 inci madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, söz konusu rahatsızlığın vazifenin sebep ve etkisiyle ortaya çıkması gerekir . Eğer vazifenin yapılmasına engel olan

16 / 20rahatsızlık, vazifeden kaynaklanmıyorsa ve vazifeden kaynaklandığı ispatlanamamışsa, diğer bir

deyişle rahatsızlık bünyevi nitelik taşıyorsa vazife malullüğünden söz edilemeyecektir . Konu hakkında emsal AYİM kararlarında bu husus; “Davacının, askerlik görevi sırasında arızalandığı ve askerliğe elverişsiz hale gelerek terhis edildiği kuşkusuzsa da, sinirlerde iltihaplanma şeklinde meydana gelen arızanın askerlik görevinin sebep ve etkisiyle meydana geldiğine ilişkin, davacı beyanları dışında somut hiçbir kanıt bulunmamaktadır . Bünyesel bir hastalık nedeniyle vazife sırasında malul hale gelme halinde, vazife malullüğü aylığının bağlanmasına hukuken imkan yoktur .” (AYİM . 1.D. 8.12.1998, 561/ 1030, AYİM Dergisi, S.13, Ankara 2000, s.466- 468); AYİM .

1.D. 13.4.1999, 60/ 381, AYİM Dergisi, S.14, Ankara 2000, s.585- 588.) şeklinde yer almaktadır .

(Yargı Kararları Işığında Vazife Malullüğü Kavramı, Arş . Gör . Yalçın BOSTANCI, Kamu-İş, C:8 ,

S:1 / 2005)

20. Görüldüğü üzere malullüğün özel bir türü olan vazife malullüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için, kamu görevlisinin maluliyetine neden olan olayın, hem görevin yapıldığı sırada gerçekleşmesi hem de ifa edilen görevin etkisiyle meydana gelmiş olması şartlarının aynı anda gerçekleşmesine bağlıdır . Uygulamada da, kamu görevlisinin vazife malulü sayılarak maluliyet durumunda sağlanan haklardan yararlanmasında anılan şartların varlığı aranmaktadır . (Bk . Danıştay 11. Dairesi’nin 22/ 10/ 2014 tarihli, E :2011 / 7743 ve K:2014 / 6023 sayılı Kararı) .

21. Nitekim, askerlik görevini yapmakta iken rahatsızlanan, ancak söz konusu rahatsızlığının askerlik görevinin neden ve etkisiyle gerçekleşmediğine Mülga Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca karar verilmesi nedeniyle normal vazife malullüğü aylığı bağlanması talebi reddedilen başvuranın, tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali ve aylık bağlanması talebiyle Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Daire Başkanlığında açtığı dava, 17/ 11/ 1998 tarihli ve E .1997/ 344, K.1998/ 1006 sayılı kararı ile reddedilmiş, söz konusu kararın düzeltilmesi için yaptığı başvuru

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Daire Başkanlığının 13/ 04/ 1999 tarihli ve Gensek

No:1999 / 15, E .1999/ 336, K.1999/ 327 sayılı kararı ile reddedilmiş ve nihayetinde yargılamanın yenilenmesi talebiyle yapmış olduğu başvuru da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire

Başkanlığının 17/ 03/ 2011 tarihli ve Gensek No:2010 / 4761, E .2011/ 793, K.2011/ 1068 sayılı kararı ile reddedilerek, başvurana vazife malullüğü aylığı bağlanmaması yönünde Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı hususu yargı kararı ile kesinleşmiştir .

22. Öte yandan, 23/ 01/ 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 684 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü madde ile; 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (i) ve (j) bentleri kapsamında terör eylemi nedeniyle yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmamaları nedeniyle aylık bağlanamayanlardan , Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında

Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara, bu dereceleri esas alınarak maddede yazılı gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması imkanı getirilmiştir . Anılan maddede bahsi geçen 3713 sayılı Kanunun “Yardım” başlıklı 21 inci maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere, ilgililerin, Kanunun bu hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından gerçekleştirilen terör eylemleri sonucunda yaralanmaları , sakatlanmaları veya öldürülmeleri ve bu durumun belgelerle tevsik edilmesi durumunda mümkün iken, 6353 sayılı Bazı Kanun ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

17 / 20Yapılmasına Dair Kanunun 75 inci maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yapılan

değişiklikler ile kapsam genişletilmiş ve terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar da geçmişe yönelik ödeme yapılmamak suretiyle Kanunun yayımı tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere kapsama dahil edilmiştir . Görüleceği üzere ilgililerin yaralanma, sakatlanma, hastalanma veya ölüm hallerinin 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için, bulunduğu görevin terör olaylarının önlenmesine yönelik olması koşulları aynen korunmuştur .

Yapılan düzenlemeler, terörle mücadele kapsamında terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olayları ve daha önce operasyona gidiş ve dönüşlerde meydana gelen kazalar sonucunda 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesi kapsamına girememeleri nedeniyle haklarında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümleri uygulanmayanların kapsama alınmasından ibarettir .

23. Somut olayda, 5.8 numaralı paragrafta belirtilen karar uyarınca, arızalanmanın; “aniden çeşitli sebeplerin birleşmesiyle bünyesel olarak meydana gelmiş olduğunun tereddüte yer vermeyecek derecede saptanmış olduğu” tespiti ile “sakatlığın görevin sebep ve etkisi ile meydana gelmesi koşulunun somut olaya uyarlılığı bulunmadığı” gerekçesiyle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmaması şeklindeki işlemin iptali talebinin reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir . Bu nedenle başvuranın 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen ek 3 üncü madde kapsamında değerlendirilebilmesi

için başvuranın terör eylemi nedeniyle yaralanmış olması ve ilgili mevzuatına göre malul sayılmadığından kendisine aylık bağlanmaması gerekmektedir . Diğer bir deyişle, bu hükümden yararlanabilmek için, yaralanmanın veya sakatlığın terör örgütüyle çatışma esnasında veya terör eylemi sonucu meydana gelmesi gerekmekte olup, dosya kapsamında başvurucunun, terör eylemi nedeniyle yaralandığına ilişkin hiçbir bilgi bulunmadığından, başvuranın 684 sayılı KHK ile 3713 sayılı Kanuna eklenen ek 3 üncü madde hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir .

24. Diğer yandan, 03/ 11/ 1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında

Kanunun “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi ile “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi uyarınca; hangi görev ve görevlilerin 2330 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunun açıkça belirlenmiş olduğu ve bu Kanun uyarınca barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlar ile Türk

Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet

Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin, bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri, durumunda haklarında 2330 sayılı Kanun ile sağlanan hakların uygulanması düzenlemesi kapsamında; 24.11.1997 tarihli ve 1997/ 1467 sayılı

Tazminat Komisyonu Kararıyla, 20.07.1990 tarihinde başvurana emniyet ve asayişin korunması ile ilgili bir görevin sebep ve tesiri ile sakatlanması nedeniyle 637.687.500 TL tazminat ödenmesine karar verildiği görülmektedir .

18 / 2025. Ancak ilgililere, meydana gelen olaylar nedeniyle nakdi tazminat ödenmiş olması, 5434 sayılı

Kanun hükümlerinin uygulanması açısında da anılan nakdi tazminat komisyon kararı dikkate alınarak işlem yapılmasını gerektirmemektedir . ( 5.19 numaralı paragrafta yer alan Danıştay kararı)

26. AYİM, 17/ 11/ 1998 tarihli ve sayılı kararında, başvurucunun sakatlığında görevin sebep ve etkisinin bulunmadığına karar verirken, tazminat komisyonunun görev sırasında ve görevinden dolayı meydana geldiğini kabul etmesi arasında bir çelişki olduğu görülmektedir . Zira hem nakdi tazminat ödenmesinin hem de vazife malulü sayılmanın temel şartı; ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin neden ve etkisiyle meydana gelmesidir . Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının 6 nolu fıkrada yer alan ve “ Tazminat Komisyonu kararının, idarece elde mevcut belgelere göre, olayın vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin yapıldığı neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair genel bir idari kabulden ibaret olduğu, aynı konuda bir yargı kararı varsa, tüm bilgi ve belgeler bu yargı kararında tartışılarak bir sonuca bağlanmışsa, artık bu aşamada önceki tarihli tazminat komisyonu kararının dikkate alınmaması gerektiği ” yönündeki değerlendirmelerine iştirak edilmektedir . Kaldı ki, inceleme konusu uyuşmazlık 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen tazminat olmayıp, başvuranın 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkindir .

27. K urumumuzca yapılan inceleme neticesinde; başvuranın yaralanmasının veya sakatlığının terör eyleminden kaynaklanmadığı, bu nedenle 684 sayılı KHK ile 3713 sayılı Kanuna eklenen ek 3 üncü madde hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık tespit edilememiştir .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir . Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

19 / 20Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi