|
ÖZET: Başvuran, malullük aylığının kesilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) herhangi bir borcu olmadığının tespit edilmesi talebiyle başvuruda bulunmuştur. SGK, başvuranın kontrol muayenesine gitmemesi nedeniyle malullük aylığını kesmiş ve yersiz ödenen aylıklar için toplam 165.512,85 TL borç çıkarmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kısmen kabul edilmesi gerektiğini ve yersiz ödemelerin tahsilinde SGK’nın kusurunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir.
SGK’nın 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine dayanarak yersiz ödemeleri geri alma yetkisi bulunmaktadır. Ancak, başvuranın malullük durumunun kontrolü için gerekli bildirimlerin yapılmadığı ve SGK’nın da bu süreçte hareketsiz kaldığı tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin ölçülülüğü ve idarenin sorumluluğu önemlidir. Bu bağlamda, başvuranın yersiz ödemelerinin tahsilinde idarenin kusurunun dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın malullük aylığının kesilmesi işlemi iptal edilmemiş, ancak yersiz ödemelerin tahsilinde SGK’nın kusurunun göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’ya bu doğrultuda tavsiyede bulunmuştur. |
bakımından iptali gereken bir idari işlem tesis ettiğini açıkça gösterdiğini belirterek SGK’nın usul ve yasaya aykırı şekilde kestiği ve hatta faizleriyle birlikte iadesini istediği malul aylıklarına dair işlemin iptalini, şikâyet edilen kuruma herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmesini ve halen yaşlılık aylığından kesilmekte olan borçların durdurulmasını ve kesintilerin tedbiren kaldırılmasını talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 24/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazılarına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 16/ 10/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;
2.1.1.25 inci maddesinde; sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık
hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılardan, çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı,
2.1.2.26 ncı maddesinde; 25 inci maddeye göre malul olduğu tespit edilenlere en az on yıldan beri
sigortalı bulunup, toplam 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olup, işten ayrılarak yazılı talepte bulunmak şartıyla malullük aylığı bağlanacağı,
2.1.3.27 nci maddesinde ise; malullük aylığı almakta iken bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke
mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların malullük aylıklarının, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği ve bu Kanuna tabi olarak çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınacağı, bunlardan işten ayrılarak yeniden malullük aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya sevk edilenlere; kontrol muayenesine tabi tutulmak ve ilk aylığına esas malullüğünün devam ettiği anlaşılmak kaydıyla istek tarihlerini takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden malullük aylığı bağlanacağı,
2.1.4.94 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kurumun yazılı bildiriminde belirtilen tarihten sonraki
ödeme dönemi başına kadar kabul edilebilir bir özrü olmadığı halde kontrol muayenesini yaptırmayan sigortalının malullük aylığının kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başından itibaren kesileceği hükümlerine yer verildiği, 2.2. T .C. Kimlik ve sicil numaralı Akseki Vergi
Dairesi kaydına istinaden 04.08.1982 tarihinden 4/ 1- (b) kapsamında başlayan sigortalılığı ve 770 gün 506 sayılı Kanun kapsamında geçen hizmetleriyle birlikte toplam 7.051 prim ödeme günü bulunduğu, 2.3.Başvuranın, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında
2 / 14maddesinde düzenlendiği, 27/ 9/ 2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya
Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin ise 2008/Ekim aybaşı itibariyle yürürlüğe girdiği, 2.13.Buna göre, sigortalı ve hak sahiplerine yapılan fazla veya yersiz ödemelerin tespit tarihinin
Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim döneminden önce olması halinde mülga kanun hükümleri, bu tarihten sonra olması halinde ise Kanunun 96 ncı madde hükümleri uygulandığı,
2.14.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz Ödemelerin Geri
Alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin;
“a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmüne amir olduğu, 2.15. T .C. Kimlik Numaralı un kontrol muayene tarihi 14/ 11/ 2007 tarihinin kendisine bildirilmesine rağmen Kuruma başvurmaması üzerine 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin (a) bendi kapsamında 112.335,61 TL anapara ve 53.177,24 TL faizi olmak üzere toplam 165.512,85 TL yersiz ödeme kapsamında borç çıkarıldığı, 2.16.Yersiz aylıkların tahsili noktasında 5510 sayılı Kanunun 96.madde “ … İlgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .” yine ilgili maddenin “Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibariyle kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan %25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır .” hükmü gereği 01/ 04/ 2018 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığından 1/ 4’ü oranında borcuna mahsup edilerek bugüne kadar 5.326,82 TL aylıklarından kesildiği hususları bildirilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1.“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaks ızın yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağl ı olarak ve ancak kanunla sın ırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasan ın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz .” 3.2.“Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir . Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz .”, .
4 / 143.3.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası ; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, 5. Mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu’nun; 5.1.“Malullük” başlıklı 28 inci maddesi;
“Bu kanunun uygulanmasında çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılır .
Şu kadar ki, bu Kanuna tâbi sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı, bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamaz . ( 7)
(Değişik : 24/ 8/ 2000 – KHK – 619/ 16 md.; İptal : Ana .Mah.nin 26/ 10/ 2000 tarih ve E .:2000 / 61, K.:2000 / 34 sayılı Kararı ile; Değişik : 24/ 7/ 2003- 4956/ 17 md.) Sigortalıların hangi hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacakları, sağlık işlemlerine ilişkin yönetmelikteki esaslara göre tespit olunur .” 5.2. “Kontrol muayenesi” başlıklı 32 nci maddesi; “Kurum, malullük aylığı bağlanan sigortalıları ve çalışamayacak durumda malul çocukları, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduruncaya kadar kontrol muayenesine tabi tutabilir .
Kabul edilir bir özürü olmadığı halde, kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihi takip eden aybaşına kadar yaptırmayanların aylıklarının ödenmesi, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki aybaşından başlanarak durdurulur .
Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten başlayarak, üç ay içinde yaptıran ve malullük halinin devam ettiği tespit edilenlerin aylıkları, ödemenin durdurulduğu tarih itibariyle tekrar başlatılır .
Kontrol muayenesini, Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve malullük halinin devam ettiği tespit edilenlerin durdurulan aylıkları, rapor tarihini takip eden aybaşından başlanarak ödenir .” 5.3.“Malullük aylığının kesilmesi” başlıklı 33 üncü maddesi; “Yapılan kontrol muayenesi sonucu malullük halinin kalktığı anlaşılması halinde, malullük aylığı kesilir .” 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 6.1.“Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
.
5 / 14a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en
fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, ( 1)
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır . Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır .
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır .
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir .” 6.2.“Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/ 9/ 1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/ 2/ 2006 tarihli ve 5454 sayılı
Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir . Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır .” hükmünü amirdir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın, malullük aylığının kesilmesi işleminin iptali talebinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcu olmadığının tespiti talebinin reddi; başvurana yersiz ödenen aylıkların idarenin kusuru da dikkate alınarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edilmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulması hususundaki öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, kanser hastası olması nedeniyle almakta olduğu malullük aylığının 2007 yılında kontrol muayenesine gitmediği nedeniyle Ağustos 2017 itibarıyla kesildiğini ve kendisine geçmişe dönük borç çıkarıldığını belirterek çıkarılan borcun iptali talebiyle Kurumumuza başvurmuştur .
9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuran hakkında Kurum Sağlık Kurulunca verilen işgücünü 2/ 3 oranında kaybettiği, 14/ 11/ 2007 tarihinde kontrol muayenesinin yapılması gerektiği kararına istinaden başvurana 1/ 12/ 2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlandığı, kontrol
.
6 / 14muayene tarihinde kontrol muayenesine sevk edildiğine dair dosyasında herhangi bir kayıt
bulunmadığı, 2017 yılında dosyada yapılan inceleme üzerine kontrol muayenesi için başvuruda bulunmadığının tespit edilmesi üzerine 01/ 08/ 2017 tarihinden itibaren başvuranın aylığının durdurulduğu, yenilen maluliyet tespit süreci neticesinde malul olmadığı tespit edilen sigortalının
2007 yılından itibaren yersiz ödenen malullük aylıklarının, kontrol muayene tarihi kendisine
bildirilmesine rağmen Kurumlarına başvurmaması nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi kapsamında 112.335,61 TL anapara ve 53.177,24 TL faiz olmak üzere toplam 165.512,85
TL borç çıkarıldığı ifade edilmiştir .
10. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden özetle; 18/ 06/ 2005 tarihli malullük talebi üzerine başvuranın durumunun Kurum Sağlık Kurulunca değerlendirilerek başvuranın 2/ 3 oranında işgücünü kaybettiği ve 14/ 11/ 2007 tarihinde tekrar kontrol muayenesinin yapılmasına karar verildiği, bunun üzerine başvurana 01/ 12/ 2005 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında malullük aylığı bağlandığı, kontrol muayenesi yapılmayan başvuranın aylığının 01/ 08/ 2017 tarihinde durdurulduğu ve başvuranın kontrol muayenesi için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildiği, Fakülte
Sağlık Kurulu Raporunun Kurum Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi neticesinde başvuranın malul olmadığına karar verildiği, başvuranın itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu’nca verilen kararda da başvuranın malul sayılamayacağına karar verildiği, bunun üzerine başvuranın malullük aylığının kontrol muayenesine tabi olduğu Kasım 2007 tarihinden itibaren kesilerek başvurana yersiz yapılmış ödemelerin, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışından doğan yersiz ödemeler için geri alınma usulünü düzenleyen (a) bendi kapsamında borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır .
11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek ( 1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez .” denilmiştir .
12. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir .” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır .
13. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E .2015/ 39, K.2015/ 62, 1/ 7/ 2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B . No: 2014/ 11441, 1/ 2/ 2017, § 60) ifade edilmektedir .
13.1.Anayasa’nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması
7 / 14öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine
getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/ 2166, 25/ 06/ 2015, § 36; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz . Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B . No: 65731/ 01 ve 65900/ 01, 12/ 4/ 2006, § 53- 55;
Andrejeva-Letonya [BD], B . No: 55707/ 00, 18/ 2/ 2009, § 77) .
13.2.Başvuru konusu olayda başvurucunun mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken
SGK’ya yaptığı başvuru üzerine Kanunda aranan şartları taşıması nedeniyle 01/ 12/ 2005 tarihinden itibaren malullük aylığı almaya başladığı, 01/ 11/ 2007 ile 01/ 08/ 2017 tarihleri arasında aldığı aylıkların kontrol muayenesine gitmediği gerekçesiyle 17/ 04/ 2018 tarihli işlem ile kesildiği anlaşılmıştır . Bu açıklamalar ışığında, başvurucuya ödenen malullük aylıkları üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu değerlendirilmektedir .
14. Somut olayda başvurana 01/ 12/ 2005 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında malullük aylığı bağlanmıştır . 1479 sayılı Kanun 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 2008 yılı
Ekim ayı başı itibarıyla mülga olmuşsa da 5510 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan düzenleme ile 1479 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıkların verilmesine devam edileceği, bu aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı belirlenmiştir .
Nitekim 2007 yılı Kasım ayında kontrol muayenesi yaptırılmayan başvuranın malullük aylığı mülga
1479 sayılı Yasa hükümleri gereği kontrol muayenesi için belirtilen tarihi takip eden aybaşı olan
01/ 11/ 2007 tarihinden itibaren durdurulmuş, Yüksek Sağlık Kurulunun 26/ 03/ 2018 tarihli başvuranın malul sayılamayacağı yönündeki kararına istinaden de kesilmiştir .
14.1.Sigortalılara bağlanan malullük aylıklarının kontrol muayenesi yaptırılmaması ya da malullüğün ortadan kalkması halinde kesilmesinin temelinde yatan amacın, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanması olduğu, bu amacın da kamu yararına dönük olduğu açıktır . Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu değerlendirilmektedir .
14.2.Bununla beraber sigortalılara yersiz ödenen aylıkların hangi esaslar çerçevesinde geri alınacağı
5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde belirlenmiştir . Madde ile Kurum tarafından fazla veya
yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü ödemenin geri alınacağı ancak fazla veya yersiz ödemenin ne şekilde ve hangi esaslar doğrultusunda geri alınacağının ise fazla veya yersiz ödemeyi doğuran sebebin sigortalıların kasıt veya kusurundan doğması ile Kurum hatasından kaynaklanmasına göre farklılaşacağı belirlenmiştir . Nitekim başvurana aylığının kesildiği 01/ 11/ 2007 tarihinden sonra ödenen aylıklar, yersiz ödendikleri gerekçesiyle 5510 sayılı yasanın 96 ncı maddesinin (a) bendi kapsamında borç çıkartılmıştır .
15. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendinin “hukukun vatandaşlara öngörülebilirlik ve güven sağlaması gerektiği, keyfi şekilde düzenlenen yaptırımların ve vatandaşlara getirilen yükümlülüklerin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, önceden yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin mülkiyet hakkıyla birlikte ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesini de ihlal ettiği, Kurum’un kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan vatandaşın sorumlu tutulmasının Devlet’in yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği, Kurum’un kusuru nedeniyle hatalı olarak tesis edilen işlemden kaynaklanan ödemelerin iadesinin iş mahkemelerine açılan davalar ile sağlandığı ve hatalı işlem nedeniyle uğranılan zararın
8 / 14Kurum’dan tahsili talebinin bu düzenleme karşısında sonuçsuz kalacağı” gerekçesiyle Anayasa’nın
2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ve iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10/ 02/ 2016 tarihli ve E.2015/ 97, K .2016/ 10 sayılı kararda ; “… Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .
6. Kural, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle ilgiliye yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .
7. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmidört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır .
Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir .” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .
15.1.Yine, 96 ncı maddenin (a) bendinin Anayasa’nın 60. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 12/ 07/ 2017 tarihli ve E.2017/ 44, K .2017/ 118 sayılı kararda ; “…Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır .
12. Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından
Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır .
…
14. Kural, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği değerlendirmesiyle Kurumun ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir . Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır .
15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir…” denilmek suretiyle
.
9 / 14itirazın reddine karar verilmiştir .
15.2.96 ncı madde özelinde Anayasa Mahkemesi’nce özetle; maddenin Sosyal Güvenlik
Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, kuralın, ilgililere yapılan fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasıyla Kurumun gider kaybının önlenmesini ve Kurumun aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığının anlaşıldığı, böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğunun açık olduğu, bu nedenlerle kuralın Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı olmadığı belirtilmiştir .
16. Yukarıdaki ( 14) ila ( 15) numaralı paragraflarda yer verilen açıklamalar çerçevesinde başvurana yersiz ödenen aylıkların kesilmesinin ve borç çıkarılmasının Anayasa’nın 35 inci maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının sınırlanmasına yönelik yasal dayanağı ve kamu yararına dayanan meşru amacı olduğu sonucuna ulaşılmıştır .
17. Anayasa Mahkemesi’nce yapılan değerlendirmelerde mülkiyet hakkının sınırlamaları ve güvenceleri açısından Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35 inci maddesinin temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının düzenlendiği 13 üncü maddeyle birlikte ele alınması gerektiği, 35 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan sınırlama ve güvence ölçütlerinin 13 üncü madde ışığında yorumlanması gerektiği ifade edilmekte, bu kapsamda bireyin hakkıyla kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM, E .1999/ 33, K.1999/ 51, 29/ 12/ 1999) . Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığı göz önünde bulundurulması gerektiği
belirtilmektedir (Korkut Bahadır, B . No: 2014/ 4025, 11/ 12/ 2014, § 43; Tevfik Baltacı, B . No:
2013/ 8074, 09/ 03/ 2016, § 48- 49) .
18. Yine Mahkemece, kanuni bir dayanağı olup meşru amaçlara dayansa dahi müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususları değerlendirme konusu yapılmakta (Tevfik Baltacı, § 50) , mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerektiği ifade edilmektedir (Korkut Bahadır, § 43; Tevfik Baltacı, § 66) .
19. Bu çerçevede somut olayda yasal bir dayanağı ve kamu yararına dayanan meşru bir amacı olan sınırlamanın Anayasa’nın 13 üncü maddesinde ifade edildiği şekilde ölçülü olup olmadığının yani diğer bir deyişle mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir .
20. Anayasa Mahkemesi kararlarında ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM,
E .2011/ 111, K.2012/ 56, 11/ 4/ 2012; E .2012/ 102, 14.2012/ 207, 27/ 12/ 2012; E .2012/ 149, K.2013/ 63,
22/ 5/ 2013; E .2014/ 176, K.2015/ 53, 27/ 5/ 2015; E .2015/ 43, K.2016/ 37, 5/ 5/ 2016; E .2016/ 13,
142016/ 127, 22/ 6/ 2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38) , yine ölçülülük ilkesinin , temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvence olduğu; ölçülülüğün, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki
.
10 / 14ilişkiyi yansıttığı; ölçülülük denetiminin, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca
ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesi olduğu; bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir (Osman Bayrak, B . No: 2013/ 3803, 25/ 2/ 2015, § 74; Tevfik Baltacı, § 65) .
21. Somut olayda başvurana ödenmekte olan malullük aylıkları kontrol muayenesi yaptırılmadığı gerekçesiyle idarece öncelikle 01/ 08/ 2017 tarihinde durdurulmuş, yeniden kontrol muayenesine sevki neticesinde malul olmadığının tespiti üzerine kesilmiş ve 01/ 11/ 2007 ile 01/ 08/ 2017 tarihleri arasında ödenmiş olan aylıklar 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışından doğan yersiz ödemeler için geri alınma usulünü düzenleyen (a) bendi kapsamında borç çıkarılmıştır . Bu noktada başvuran, kontrol muayenesi yaptırması için kendisine idare tarafından usulüne uygun bir bildirim yapılmadığını, kaldı ki kontrol muayenesi yaptırmadığı nedeniyle maluliyet aylığının kesildiği 2007 yılı itibarıyla maluliyet aylığı ödenmesi şartlarını taşıdığını, SGK’nın elinde olan sağlık kayıtlarından bunun anlaşılabileceğini ancak bu hususa ilişkin yeterli araştırmanın yapılmadığını belirtmektedir . Bu durumda, kontrol muayenesi yapılmayan başvurana ödenen malullük aylığının 1479 sayılı Kanun gereği kontrol muayene tarihini takip eden aybaşından ( 01/ 11/ 2007) itibaren durdurulması gerektiği ile başvurana 01/ 11/ 2007 ile 01/ 08/ 2017 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereği geri alınması gerektiği açık olmakla beraber 10 yıl boyunca yersiz malullük aylığı ödenmesinde kasıt/kusur/hatanın tespitinin önem arz ettiği, kasıt/kusur/hatanın kimden ve ne ölçüde kaynaklandığının belirlenmesinin yersiz yapılan ödemenin tahsilinde 96 ncı maddesinin (a) ve (b)
bendine göre farklı sonuçlar ortaya çıkaracağı görülmektedir .
22. Nitekim dosya içeriğinden başvuranın malullük aylığı bağlanması talebiyle idareye yaptığı 18/ 06/ 2005 tarihli başvuruda adresi olarak Çeltikçi Köyü Manavgat adresini bildirdiği görülmekteyse de idare tarafından Kurumumuza verilen cevapta Kurum Sağlık Kurulunun 08/ 02/ 2006 tarihli ve 1619 sayılı kararında kontrol muayene tarihinin yer aldığı ve anılan kararın başvuranın 4/ 1-(b) giriş bildirgesi ve 21/ 02/ 2005 tarihli dilekçesinde yer alan Taşlıca Köyü
Akseki/Antalya adresine gönderildiğinin ifade edildiği, diğer taraftan başvuranın Manavgat/Antalya adresine gönderilen aylık bağlandığına dair 08/ 03/ 2006 tarihli ve sayılı bilgi yazısında kontrol muayenesinden bahsedilmediği, son olarak kontrol muayenesi tarihi geldiğinde başvuranın kontrol muayenesine sevk edildiğine dair herhangi bir evrak ya da kaydın bulunmadığı görülmektedir . Öte yandan 2017 tarihinde dosya üzerinden yapılan incelemeye kadar başvurana 10 yıl boyunca malullük aylığı ödendiği anlaşılmaktadır .
23. Başvurana ödenen malullük aylığının yersiz olduğunun tespit edilmesinde geçen on yıllık sürenin oldukça uzun olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır . Bu süre boyunca durumunun kontrolüne yönelik başvuranın idareye herhangi bir başvurusu bulunmamakla beraber başvuranın malullük durumunun kontrolüne yönelik idare tarafından da herhangi bir eylemde bulunulmayıp hareketsiz kalındığı görülmektedir . Bu durumda sosyal güvenlik sistemine ilişkin her türlü kaydı tutmakla ve kontrol muayenesinin yaptırılması hususunda yasa gereği sigortalılara yazılı bildirim yapmakla yükümlü olan idarenin de sunmakla yükümlü olduğu hizmeti gereği gibi yürütmediği açıktır .
24. Anayasa Mahkemesi’nce hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi için başvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması
.
11 / 14gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine
getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiği (Fatma Ülker Akkaya, B . No: 2014/ 18979, 22/ 2/ 2018, § 50; Uğur
Ziyaretli, § 65), öte yandan idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği belirtilmiştir (Tevfik Baltacı, § 70; Fatma Ülker Akkaya, § 51; Kenan Yıldırım ve Turan
Yıldırım, B . No 2013/ 711, 3/ 4/ 2014, § 68) . Nitekim somut olayda idare tarafından malullük aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin on yıl sonra tespit edilmesi idarenin uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğunu göstermektedir .
24.1.İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz etmektedir (Fatma
Ülker Akkaya, § 52; Tevfik Baltacı, § 71) .
24.2.Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği hususunda kuşku bulunmamakta olup, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir . Aksi durum kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilecektir . Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyecektir (Fatma Ülker Akkaya, § 53; Tevfik Baltacı, § 74) .
24.3.Buna göre, hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerektiği gibi (Tevfik Baltacı, § 76) emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanması, kamu yararı ile bireysel yarar arasında denge kurulması bakımından gereklidir (Fatma Ülker Akkaya, § 58) .
24.4.Somut olayda, kontrol muayenesi yapılmayan başvuranın aylığının 1479 sayılı yasa gereği durdurulması ve kontrol muayenesi tarihini takip eden aybaşından aylığının kesildiği tarihe kadar olan sürede kendisine ödenen aylıkların 5510 sayılı yasa gereği geri alınması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla beraber idarenin yazılı bildirim yoluyla başvuranı kontrol muayenesine sevk etmemek ve on yıl boyunca malullük aylıklarını ödemek suretiyle hareketsiz kaldığı, bu durumun iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığı ve yersiz yapılan ödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır .
25. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; kontrol muayenesine tabi olarak malul kabul edilen başvurana ödenen aylıkların, kontrol muayenesi tarihini takip eden aybaşından itibaren kesilmesi ile kendisine yersiz yapılan ödemelerin iadesinin talep edilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı ancak başvurana yersiz ödeme yapılmasında idarenin de
12 / 14kusurunun bulunduğu, yersiz ödemenin tahsili yönteminin idareye herhangi bir kusur atfedilmeksizin
sadece başvuranın kusuru esas alınarak belirlenmesinin başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olduğu ve hakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği anlaşıldığından başvurana yersiz ödenen aylıkların tahsilinde 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi hükümlerinin uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir .
27. Bununla birlikte, hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine, yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Antalya İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE;
Başvuranın malullük aylığının kesilmesi işleminin iptali ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcu olmadığının tespiti talebinin REDDİNE, Başvurana yersiz ödenen aylıkların idarenin kusuru da dikkate alınarak 5510 sayılı Kanunun
96 ncı maddesinin (b) bendi hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edilmesi yönünde işlem
tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
.
13 / 14BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
.