|
ÖZET: Başvuran, 1977-1984 yılları arasında Tosya Orman İşletme Müdürlüğü’nde mevsimlik işçi olarak çalıştığını ve 2018 yılında emekli olduğunu belirtmiştir. Ancak, emekli ikramiyesinin 34 yıl üzerinden değil, yalnızca 30 yıl üzerinden hesaplandığını iddia etmektedir. Başvuran, işten ayrılış şeklinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sorulmasına rağmen, Orman İşletme Müdürlüğü tarafından gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığını ifade etmektedir. Dolayısıyla, başvuran, bu süreye ilişkin ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, 1977-1984 yılları arasında çalıştığı sürelerin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğini belirtmiştir. Kurum, başvuranın mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde herhangi bir kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığını ve bu nedenle emekli ikramiyesi ödenemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın iş akdinin nasıl sona erdiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı da vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin değerlendirilmesi sırasında, idarenin iş akdinin sona erme nedenine dair belgeleri sunamadığını ve bu durumun başvuranın lehine yorumlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, başvuranın emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, geçmişteki çalışma sürelerinin dikkate alınması ve gerekli işlemlerin yeniden yapılması tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/5365-S.8031
BAŞVURU NO : 2019/867
KARAR TARİHİ : 09/07/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli ikramiyesine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 17/01/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 01.06.1977-15.11.1984 yılları arasında Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak çalıştığını, en son Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Kastamonu
… … … …’nden kendi isteği ile 16.04.2018 tarihinde emekli olduğunu, sigortalı günleri ile birlikte 38 yıl 8 ay hizmetinin karşılığı olarak 38 yıl 8 ay üzerinden maaş bağlandığını; ancak emekli ikramiyesini 34 yıl üzerinden aldığını, 4 yıl 8 ayına ait ikramiyeyi alamadığını, gerekçesinin de Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalı olarak çalıştığı iş yerinde işten ne şekilde ayrıldığını (istifa etme,askere gitme, memuriyete girme gibi) sormasına rağmen Tosya Orman
İşletme Müdürlüğü tarafından işten ayrılış şeklinin bildirilememesi olduğunu, defalarca yazışmalar yaptığını, 1977-1984 yılları arasında aralıksız olarak belirsiz sürelerde mevsimlik işçi olarak çalışan bir işçinin kafasına göre gidip çalışıp sene sonunda kafasına göre çıkıp ertesi yıl tekrar işe başlamasının normal olamayacağını, kaldı ki Orman İşletme Müdürlüğünden tazminat dahi almadığını, İş Kanununa göre işverenin iş akdinin nasıl sonuçlandığını bildirmesinin gerektiğini belirterek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 30/03/2019
tarihli ve E… sayılı yazıda:
2.1. Başvuranın hizmet cetvelinin bir örneğinin gönderildiği, buna göre kendisine 21/01/198516/04/2018 tarihleri arasındaki 4/1-c kapsamında geçen 33 yıl 3 ay 14 gün hizmeti ile 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması toplamı olan 34 yıl 11 ay 14 gün hizmetinin (34) tam yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 2.2. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesi ile maddede bahsi geçen mülga
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun “Emekli İkramiyesi” başlıklı 12 nci maddesi hükümlerine göre, 5434 sayılı
Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 2.3. Öte yandan; 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının ödenmesini gerektiren hallerin sayıldığı söz konusu maddesi çerçevesinde, SGK tarafından
5434 sayılı Kanuna tabi daire kuruluş ve ortaklıklarda; işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb.
statülerde çalışan emeklilerin, bu sürelerinin emekli ikramiyesi ödenmesi sırasında dikkate alınabilmesi ve ilgililere ikramiye ödenebilmesi için, gerek sigortalılıklarının kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediğinin, gerekse kamu kurumlarında sigortalı geçen söz konusu sürelere kıdem tazminatı ödenip ödenmediğinin tevsik edici bilgi ve belgeler (ayrılış nedenini ve kıdem tazminatı ödenip ödenmediğini gösterir her türlü bilgi ve belge) çerçevesinde tespit edilmesi ve gerekse de kıdem tazminatı ödenmesi gereken çalışma süresinin en az bir tam yıl olması gerektiği, 2.4. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin 21/01/1985 talihinde Kastamonu … … … bekçi olarak açıktan atama yoluyla göreve başladığı, Kastamonu …nda veznedar olarak görev yapmakta iken 16/04/2018 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilmesi üzerine, Kurumun 18/05/2018 tarihli ve … sayılı işlemiyle 2 nci derece kademe intibakı +1100 ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamındaki 33 yıl 3 ay 14 gün fiili hizmeti, 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması ve 3 yıl 8 ay 15 gün 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamındaki hizmeti olmak üzere toplam 38 yıl 7 ay 19 gün hizmetine karşılık 15/05/2018 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ve 4/1-c kapsamındaki 33 yıl 3 ay 14 gün hizmeti ile 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması toplamı olun 34 yıl
11 ay 14 gün hizmetinin (34) tam yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,
2.5. Başvuranın Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak 4/1-(a)
kapsamındaki 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında fasılalı olarak geçen 3 yıl 8 ay 5 gün hizmetine ilişkin Kurumun 21/05/2018 tarihli yazısı ile Orman İşletmeleri Genel
Müdürlüğünden ilgilinin çalışmasının kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediğinin, ilgiliye kıdem tazminatı ödenip ödenmediğinin bildirilmesinin talep edildiği, cevaben alınan 11/06/2018 tarihli ve 1279981 sayılı yazıda ilgiliye kıdem tazminatı ödenmediği; ancak sigortalılığının ne şekilde sona erdiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının bildirildiği.
2.6. Bunun üzerine ilgiliye hitaben yazılan 06/07/2018 tarihli yazı ile söz konusu tarihler arasındaki hizmetinin ne şekilde sona erdiğine ilişkin bilgileri temin ederek Kuruma gönderilmesinin talep edildiği, 2.7. İlgilinin Kurum kayıtlarına 31/07/2018 tarihinde geçen 25/07/2018 tarihli dilekçesinde sigortalığının sona erme nedenine ilişkin herhangi bir belgesi bulunmadığını; ancak 15/11/1984 tarihinde iş sezonunun bitmesi ile görevinden ayrıldığını ve akabinde memuriyet sınavına girerek 21/01/1985 tarihinde memuriyet görevine başladığını, memuriyete atanması nedeniyle Orman İşletme Müdürlüğüne tekrar iş başvurusunda bulunmadığını bildirmesi üzerine, 21/09/2018 ve 13/11/2018 tarihli dilekçesine cevaben yazılan 23/11/2018 tarihli yazıları ile tarafına söz konusu süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığının bildirildiği, 2.8. Bu itibarla, Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak 5510 sayılı
Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında fasılalı olarak geçen 3 yıl 8 ay 5 gün hizmetine karşılık söz konusu çalışmanın nasıl sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmaması ve ilgilinin Kurum kayıtlarına 31/07/2018 tarihinde geçen 25/07/2018 tarihli dilekçesinde belirttiği 15/11/1984 tarihinde iş sezonunun bitmesi ile görevinden ayrıldığı ve memuriyet sınavına girerek 21/01/1985 tarihinde memuriyet görevine başladığı, memuriyete atanması nedeniyle İşletme Müdürlüğüne tekrar iş başvurusunda bulunmadığı beyanları da dikkate alınarak söz konusu sürelerine Kurumca emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmesine kanunen imkân bulunmadığı, bildirmiştir.
3. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına cevaben T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı
Orman Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/04/2019 tarihli ve E…. sayılı yazıda:
3.1. Başvuranın 01.06.1977-15.11.1984 tarihleri arasında Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü
Tosya Orman İşletme Müdürlüğü emrinde mevsimlik işçi (geçici) olarak çalıştığı, 3.2. Başvuranın çalışmış olduğu hizmetlerine karşılık kıdem tazminatı ödenmediği, 3.3. Başvuranın ekte gönderilen şahsi dosyasında işlen ayrılış nedeni ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından ne şekilde işten ayrıldığının bilinmediği, 3.4. Başvuranın Bakanlığa vermiş olduğu 01.10.2018 tarihli aynı konu ile ilgili başvurusuna, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi(CİMER) aracılığıyla 11.12.2018 tarih ve … sayılı başvuru ve adı geçenin bila tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurması sonucunda gerekli incelemeler yapılıp şahsa cevap verildiği, 3.5. Başvuranın şahsi dosyasında işe davet edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, 3.6. Başvuran ile Kurum arasında “yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar” ile ilgili herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamadığı, 3.7. Başvuran hakkında sigortalı olarak çalışmakta iken ne şekilde işten ayrıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı, istifa, askere gitme, sınav sonucu memuriyete geçme gibi nedenler şahsi dosyasında belirtilmediği için konuyla ilgili herhangi bir yorum yapılamadığı, Bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12 nci maddesinde; “(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı
Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş
Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”, 7. 1475 sayılı Mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinde; “1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar
Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.
Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı
Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar…” 8. 5434 sayılı Mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu
Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu
Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.
Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar…
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak 4/1-(a) kapsamında 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında fasılalı olarak geçen 3 yıl 8 ay 5 gün hizmetinin emekli ikramiyesi hesabına dahil edilmediğini, bu dönem için herhangi bir kıdem tazminatı ödemesi almadığını, iş akdinin nasıl sona erdiği hususunun ise idarenin yükümlülüğünde olduğunu iddia ederek, anılan dönem için kendisine ikramiye ödenmesini talep etmektedir.
11. Başvuruya konu uyuşmazlığın; başvuranın çalışma şeklinin, iş akdinin nasıl sonlandığı, bunu ispat külfetinin hangi tarafa düştüğü konularının açıklığa kavuşturulması bunun sonucunda başvurana Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde geçirdiği 3 yıl 8 ay 5 gün hizmetine ikramiye ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.
12. Bilindiği üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi ortak bir deyimle çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazanıldığı hususu açıkça düzenlenmiş, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükümlerine göre de, 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının,
1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma
şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir.
13. Sosyal Güvenlik Kurumu ile Orman Genel Müdürlüğü arasında yapılan yazışmalardan edinilen bilgi kapsamında yapılan değerlendirmede ise, başvuranın İş
Kanunu kapsamında 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında fasılalı olarak Tosya Orman
İşletme Müdürlüğünde geçirdiği 3 yıl 8 ay 5 gün hizmetinin bulunduğu ve mevsimlik işçi olarak çalıştığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Yine uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak başvurana anılan dönemlere ilişkin olarak herhangi bir tazminat ödenmediği de tartışma dışıdır. Nitekim Orman Bölge Müdürlüğü tarafından söz konusu döneme ilişkin başvurana tazminat ödenmediği açıkça belirtilmiştir.
14. Doktrinde mevsimlik işler, sadece yılın belli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte yılın belli dönemlerinde faaliyetin yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler olarak tanımlanmaktadır. Mevsimlik işler, yılın belli dönemlerinde tam randımanla çalışıp, diğer dönemlerinde işçi sayısını düşüren veya faaliyetlerini tamamen durduran işyerlerinde yapılan veya benzer mahiyette olmak üzere, her zaman aynı sayıda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yılın belirli dönemlerinde yoğun olarak çalıştıkları, fakat yılın arta kalan döneminde iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar askıya alındığı işlerdir. Yargıtay da mevsimlik işler için aynı tanımı kullanmaktadır.
15. Mevsimlik işlerde yapılan mevsimlik iş sözleşmelerinin tanımı, hangi türde ve hangi şekilde düzenlenebileceği hususları yasal olarak düzenlenmemiş olup, bu kavram daha çok yargı kararları ve doktrin görüşleriyle şekillenmiştir. Mevsimlik iş sözleşmelerinin doktrinde esas itibariyle belirli süreli mevsimlik iş sözleşmeleri ve belirsiz süreli mevsimlik iş sözleşmeleri olarak iki türde kurulabileceği kabul edilmektedir.
16. Belirli süreli iş sözleşmesi, 1475 sayılı İş Kanununda yer almadığından, belirli süreli iş sözleşmelerine yasal dayanak olarak 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 338 inci maddesinde yer alan; “Hizmet akdi, muayyen bir müddet için yapılmış yahut böyle bir müddet işin maksut olan gayesinden anlaşılmakta bulunmuş ise, hilafı mukavele edilmiş olmadıkça feshi ihbara hacet olmaksızın bu müddetin müruriyle, akit nihayet bulur” hükmü gösterilmekte, ortaya çıkan boşluklar için ise, öğreti ve Yargıtay kararlarınca bir takım esaslar belirlenmiş durumdaydı.
Ancak kanuni dayanaktan yoksun olan belirli süreli iş sözleşmesine ilişkin uygulamalar, işçilerin hak kayıplarına neden olduğu için, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “Hizmet İlişkisine
İşveren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Sözleşmesi”nin 2/III. maddesi doğrultusunda ve Avrupa Birliği Konseyinin 99/70 Yönergesine uygun olarak 4857 sayılı İş
Kanununun 11 inci maddesinde düzenlenmiş ve bu anlamda büyük bir boşluk doldurulmuştur.
(BÜYÜKTARAKÇI, S. (2009) İş Hukukunda Mevsimlik İşler ve Kampanya İşleri, Ankara, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s.13-14)
17. 4857 sayılı Kanununun 11 inci maddesinde, işçileri korumak amacıyla belirli süreli iş sözleşmesi yapma serbestisi sınırlandırılmış ve bu tür sözleşmelerin yapılabilmesi ancak madde hükmünde belirtilen objektif koşulların varlığına bağlanmıştır. İş sözleşmelerinin belirsiz süreli olması asıl; belirli süreli olması istisna olarak kabul edildiğinden İş Kanunu 11 inci maddesindeki şartların varlığı halinde belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmektedir. Bu nedenle, Avrupa Birliğinin 99/70 sayılı Yönergesinde belirtildiği ve Yargıtay kararları ile açıklandığı üzere belirli süreli sözleşmesinin varlığını iddia eden taraf, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
18. Belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için, madde hükmünde belirtildiği gibi belirli süreli bir iş, belli bir işin tamamlanması, belli olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullar olmalıdır.
İşçi veya işveren, sözleşmeyi belli bir süre belirtmek suretiyle yapsalar dahi, eğer madde metninde düzenlenen objektif koşullar yoksa artık işçi ve işveren arasında belirli süreli değil, belirsiz süreli iş sözleşmesinin varlığından söz edilmelidir. Ayrıca yapılan bir iş sözleşmesinin belirli süreli mi belirsiz süreli mi olduğu konusunda tereddüt varsa, iş sözleşmesi belirsiz süreli kabul edilmektedir.
19. 4857 sayılı İş Kanununun 11/II-III. maddesine göre; “Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı, zincirleme iş sözleşmeleri belirli süreli olma özelliğini korurlar.” 4857 sayılı İş Kanununu ile belirli süreli iş sözleşmeleri yasal dayanağa kavuşturulmadan önceki dönemde de, zincirleme şekilde birbirini izleyen belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılması, Yargıtay ve öğretiye göre, sözleşme yapma hakkının kötüye kullanılması olarak kabul ediliyor ve bu sözleşmelerin tümünün tek bir belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılması gerektiği belirtiliyordu. Her ne kadar madde hükmünde “belirli süreli iş sözleşmesi… birden fazla üst üste yapılamaz.” ifadesi, bir defa üst üste kere yapılabilir şeklinde yoruma açık olsa da, esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli sözleşmenin ikincisinin yapılmasıyla belirsiz süreli sözleşmeye dönüşeceğinin kabulü gerekmektedir. (BÜYÜKTARAKÇI, S. a.g.e, s.21) Yargıtay da işin her yıl belirli süreli sözleşme yapılmak suretiyle gördürülmesi durumunda, bu durumu sözleşme yapma hakkını kötüye kullanma olarak değerlendirmekte, belirsiz süreli iş akdinin işveren tarafından bozulması halinde olduğu gibi işçiye ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine karar vermektedir. (Yargıtay 9. H.D. 20/06/1989 tarihli ve E. 1989/4514, K.1989/5792, www.corpus.com.tr, E.T.19/12/2017) Yine Yargıtay, 1479 sayılı İş Kanunu döneminde, belirli süreli iş sözleşmelerinin ilk tekrarında dönüşümün mümkün olmadığı, ancak ikinci tekrarında sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşeceğini kabul etmekteydi.
(Yargıtay 9. HD. 29. 01. 2004, E. 2003/12091, K. 2004/ 1480, www.corpus.com.tr,
E.T.19/12/2017)
20. Buraya kadar anlatılan hususların somut olaya yansımasına gelince, başvuranın Tosya
Orman İşletme Müdürlüğünde 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında mevsimlik işçi olarak
3 yıl 8 ay 5 gün çalıştığı sicil dosyasındaki iş sözleşmelerinden tespit edilebilmekte olup,
başvuranla ikiden fazla kez tekrarlanan iş akdinin belirsiz süreli iş akdine dönüştüğünün kabulü doktrin ve Yargıtay kararlarına uygun düşmektedir.
21. Başvuranın anılan dönem çalışmasının mevsimlik iş olduğu, belirsiz nitelikte iş akdi niteliğinde olduğu hususları tespit edildikten sonra, tespit edilmeye muhtaç husus, iş bu belirsiz süreli iş akdinin nasıl sona erdiğidir. Zira başvurana kıdem tazminatı ödenmesi iş akdinin mülga 1475 sayılı İş Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında feshedilip feshedilmediğine bağlıdır.
22. Doktrinde, mevsimlik işlerde, mevsim başında işverenin daveti üzerine işbaşı yapan işçinin, mevsimlik işin sona ermesi üzerine iş yerinden ayrılacağı, ancak bu ayrılışın iş sözleşmesinin bozulacağı anlamına gelmediği, zira bu durumda iş akdinin askıya alındığı ve gelecek mevsim başına kadar işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme edimlerinin askı sürecinde donduğu, hususunda görüş birliği mevcuttur. Zira işçinin kendi kusuru olmaksızın ve iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle ya da kanunî haklarını kullanma nedeniyle işin yerine getirilmesini engelleyen durum, ifa imkânsızlığı olarak hukuki anlamda temellendirilmektedir. Mevsimlik işler ve kampanya işlerindeki askı hali, işçi ve işverenden kaynaklanan sebeplerden değil, tamamen mevsimsel oluşumların yol açtığı koşullarla ortaya çıkan bir askı halidir. Yargıtayın kökleşmiş içtihatları uyarınca, mevsimlik işlerde iş sözleşmesinin askıya alınması, bir fesih işlemi niteliğinde değildir, sözleşme varlığını korumaktadır. Buna göre belirsiz süreli sözleşme ile işe alınan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyip askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe başlatılmayan işçinin iş sözleşmesinin işverence feshedilmiş sayılacağı (Yargıtay 9.H.D.
05/10/2011 tarihli ve E.2010/17789, K.2011/34887, Yargıtay 9 H.D. 22/5/2007 tarihli ve
E.2006/29970, K. 2007/16103, www.corpus.com.tr , E.T.19/12/2017); fakat davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş veya işçi tarafından 1475 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre bozulmuş sayılacağı (Yargıtay 9 H.D. 31/01/2007 tarihli ve E.2006/17538, K. 2007/1422, www.corpus.com.tr , E.T.19/12/2017) kabul edilmektedir.
23. Bu noktada, iş sözleşmesinin askıda olan mevsimlik işçi ya da kampanya işçisinin yeni mevsim başında işe davet edilmeleri, askı halinin sona ermesi için gereklidir. Ancak, mevsimlik işçilerin işe başlaması için yapılacak olan davet, yeni bir sözleşme yapmak amacıyla yapılan bir çağrı olmayıp, esasen var olan bir iş sözleşmesine dayanılarak işçinin ifaya davet edilmesi anlamını taşır. İşverenin mevsim başında işe gelmeyen işçisinin iş sözleşmesini devamsızlık nedeniyle feshedebilmesi için, işin başlayacağını mevsimlik işçisine duyurmuş olması gerekmektedir. (BÜYÜKTARAKÇI, S. a.g.e, s.57)
24. Uygulamada, mevsimlik işlerde ve kampanya işlerinde çalışan işçiler her yıl iş sezonu başında uygun araçlarla duyurulmak (gazete ilanı gibi) suretiyle işe davet edilmektedir.
Çalışmak üzere zamanında işyeri yetkililerine başvurarak kaydını yaptıran işçiler işbaşı yaptırılmaktadır. Ancak Yargıtay bir kararlarında işyerinin hangi aylarda faaliyet gösterdiği belli olmayan durumlarda, gazete ilanı ile yapılacak daveti yeterli görmemiş, bizzat işçinin adresine işe davet yazısı gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 9.H.D. 20/12/1995, E.1995/21424, K.1995/35970, www.corpus.com.tr, E.T.19/12/2017) Ancak doktrinde işveren ve mevsimlik işçi arasında yeni dönemin başlangıcı konusunda, ayrıca bir anlaşma yapılmışsa veya o yörenin ve o mevsimlik işin gereği olarak veya alışılmış ve taraflarca bilinen başka türlü bir davet usulü varsa, işverenin bu usule uyarak çağrı yapmasının yeterli olacağı, artık böyle bir durumda yazılı biçimde haberdar edilmediğini işçinin ileri süremeyeceği yönünde görüşler de mevcuttur. (Ayrıntılı bilgi için; BALKIR Zehra Gönül, “Her Yönüyle Mevsimlik İşçiler”, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı 1, Kasım
1997 s. 147–196)
25. Diğer yandan işçi yeni sezon başında işyerine giderek işe başlamak istediğini bildirdiğinde işveren tarafından kendisine “bu yıl işin askıya alındığı” cevabı verilmiş ise Yargıtay bu durumda sözleşmenin işveren tarafından feshedilmiş sayılacağını kabul etmektedir. (Yargıtay
9 H.D. 02/02/1986 tarihli E. 1985/11658, K.1986/636, Aktaran: AKI, Erol, Mevsimlik İşlerde
Çalışma Sorunları, www.kamu-is.org.tr, E.T.19/12/2017)
26. İşverenin kamu idaresi olduğu durumlarla ilgili olarak ise; Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali
Kontrol Genel Müdürlüğünün, kamu kurumlarında işçi veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşunda Devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazandırıcı nedenler arasında yer almadığı sebep gösterilerek ilgililerin işçi veya sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesini konu alan bila tarih ve … sayılı görüş yazısında; “İşçi ve işveren tarafının serbest iradesiyle oluşan ve işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan belirsiz süreli iş sözleşmelerinin genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona ermekte olduğu, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği hususunda bu durumun da dikkate alındığı, bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren) feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu, ayrıca söz konusu tespit sonucunda iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik olarak kesin bir olguya dayanılmadığı sürece; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması sonucunda kıdem tazminatı ödenmeksizin aynı kamu kurumunda statüsü değiştirilerek görev yapmaya devam edenlerin işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının uygun olacağı” değerlendirmelerine yer verilerek, her olayın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ve işçi tarafından fesih yapıldığı yönünde kesin bir olguya dayanılamaması halinde feshin işçi lehine olmak üzere, işveren kamu idaresi tarafından gerçekleştirildiği yönünde yorumlanması gerektiğini benimsemiştir. İş bu usul, İş Kanunun geneline hakim olan işçi lehine yorum ilkesi ile de örtüşmektedir.
27. Somut olay incelendiğinde, başvuranın hizmetlerinin 1985 tarihinde hangi gerekçeyle ve hangi tarafça sona erdirildiğine, başvuranın işyeri dosyasında herhangi bir istifa dilekçesi ya da sözleşmeye devam etmeyeceği yönünde iradesini gösteren bir belge olmadığı ayrıca anılan dönemde işe davetin nasıl yapıldığına dair belge olmadığı ve iş akdinin nasıl sonlandığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı görülmektedir.
28. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesinde yer alan herkesin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu kuralı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 05/12/2005 tarih, 2004/16700 Esas ve 2005/13115 Karar sayılı kararındaki; “ispat yükünün tarafların davadaki sıfatı ile bir ilgisi yoktur. Diğer yandan, yine kural olarak; ispat yükü, kolay başarabilecek durumda olana düşer ve olumsuzun kanıtlanması da istenilemez.” yönündeki değerlendirmeleri dikkate alındığında, başvuranın 1985 yılında yeni iş sezonu açıldığında yeniden işe davet edildiğini idarenin ispatlaması gerekmektedir. İdare ise cevaplarında bu durumla ilgili hiçbir bilgi veya belge bulunmadığı açıkça beyan etmiştir. Keza Yargıtay bir kararında işçinin ertesi yıl mevsim başında işe alındığı fakat davet edildiği halde işbaşı yapmadığı hususu davalı işveren tarafından ispatlanamadığından kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne karar verilmesine hükmetmiştir. (9 H.D. 11/11/2010 tarihli
E.2008/43324, K.2010/33680; Aktaran: OCAK, Uğur, 4857 s. İş Kanununa Göre 9. Hukuk
Dairesinin Emsal İçtihatlarıyla İşçilik Alacakları, Ankara 2013, Cilt I, s.385)
29. Bu durumda iş akdinin hangi nedenle ve hangi tarafça sona erdirildiğine ilişkin bir kayıt sunamayan idare, ispat yükünün kendisine düştüğü konuda ispat edemediği hususların sonuçlarına katlanmak zorundadır. Zira başvurandan, istifa etmediği, işbaşı yapmadığı gibi olumsuz davranışları kanıtlamasının beklenmesi, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları göz önüne alındığında hakkaniyete de uygun düşmez.
30. Bu noktada, başvuranın askı sürecinde memuriyet görevine atanmış olması da mevsimlik iş sözleşmesini feshettiği anlamına gelmez. Zira Maliye Bakanlığının yukarıda belirtilen görüşünde de bu husus; “bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren)
feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu…” şeklinde ifadeyle açığa kavuşturulmuştur. Aksi uygulama, hayatını devam ettirme gayesinde olan başvuranın askı sürecinde çalışmaması gerektiği ve memuriyete geçişinin kıdem tazminatını alamamasına neden olacağı anlamına geleceğinden, hakkaniyet ilkesini de zedeleyecektir.
31. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın, anılan idarede 01/06/1977-15/11/1984 tarihleri arasında mevsimlik işçi olarak geçirdiği süreler için kendisine ikramiye ödenmesi talebinin; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve mülga 2829 sayılı
Kanunun 12 nci maddesi hükümlerine göre, 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği hususu dikkate alınarak, kamuda resmi sigortalı olarak çalıştığı sürelerin sona erme nedenine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi işleminin, ilgili idarenin başvuranın kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde işten ayrıldığını ispat edememesi, ayrıca istifa veya haklı nedenle fesih olduğunu da kanıtlayıcı nitelikte bir belge sunamaması nedeniyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
33. Diğer yandan Kurumumuza aynı nitelikte yapılan benzer başvurularda, Orman Genel
Müdürlüğünün başvuranlar hakkındaki kayıtları tutmadığı/muhafaza edemediği görülmekte olup, idarenin çalıştırdığı personele ilişkin kayıtları zamanında ve muntazam tutması ve bunları muhafaza etmesi gerektiği, aksi durumlarda, iş bu başvuruda olduğu gibi somut belgeler yerine karineler uyarınca karar verilmek zorunda kalındığı, bunun da idarenin aleyhine sonuçlar doğurabildiği değerlendirildiğinden, Orman Genel Müdürlüğünün bu hususa da uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; Başvuranın Orman Genel Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi ödemesinde dikkate alınması ve emekli ikramiyesinin ödenmesi için yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ve SOSYAL GÜVENLİK
KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ve SOSYAL GÜVENLİK
KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi