ÖZET: Başvuru, Orman Genel Müdürlüğü’nde işçi statüsünde çalışmış olan bir bireyin, bu süre zarfında emekli ikramiyesi talebine ilişkindir. Başvuran, 1976-1980 yılları arasında toplam 916 gün kamu işçisi olarak görev yapmış, ancak bu sürelerin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınmadığını belirtmiştir. Orman Genel Müdürlüğü, başvuranın kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığını belirlemek için gerekli belgelerin eksik olduğunu ifade etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise, emekli ikramiyesinin ödenebilmesi için başvuranın çalıştığı dönemde kıdem tazminatı alıp almadığını kanıtlayacak belgelerin sunulması gerektiğini vurgulamıştır. Başvuranın, 1976-1977 yılları arasındaki 69 gün ve 1977-1980 yılları arasındaki 847 gün hizmetinin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınması için, bu sürelerin sona erme şeklinin belgelenmesi gerekmektedir. Ancak, başvuranın bu süreler için kıdem tazminatı almadığına dair bir kanıt sunulmadığı için, ilgili idareler tarafından emekli ikramiyesi talebi kısmen reddedilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın 1977-1980 yılları arasındaki 847 günlük hizmetinin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınması gerektiği önerilmiştir. İlgili idarelerin, bu karar doğrultusunda işlem yapması ve sonuçları 30 gün içinde bildirmesi gerekmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/6741-S.10278

BAŞVURU NO : 2019/2246

KARAR TARİHİ : 02/08/2019

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamu kurumlarında işçi statüsünde çalıştığı dönemlerin emekli ikramiyesi ödemesinde değerlendirilmesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/02/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili; müvekkilinin 1976-1980 tarihleri arasında Orman Genel

Müdürlüğünde geçen 916 günlük kamu işçiliğinden kaynaklanan fasılalı sigortalı hizmetlerinin niteliği ve sonlanma şekline ilişkin bilgilerin Orman Genel Müdürlüğünce Sosyal Güvenlik

Kurumuna gönderilmemesi sebebiyle emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilmediğini belirterek anılan süreler için de emekli ikramiyesinin işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Orman Genel Müdürlüğü Personel Dairesi Başkanlığının konuya ilişkin 10/04/2019 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 Sayılı Kanunun 4. Maddesinin l. fıkrasının (c) bendi kapsamına tabi olarak görev yapan memurların emekliye ayrılmaları halinde emekli ikramiyesine esas olan sürenin tespiti ile emekli ikramiyesi ödemesi miktarı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik

Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığınca yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, emekli ikramiyesi süresinin hesap edilmesi noktasında emekli personelin işçi olarak görev yapmış olduğu kamu kurumundan kıdem tazminatı alıp almadığı ile almaya hak kazanıp kazanmadığı hususlarında bilgi talep etmek suretiyle işlem yaptığı, şahsi başvuru hallerinde de kamu kurumlarının cevap verme mecburiyetinin bulunduğu, 2.2. Orman Genel Müdürlüğü birimlerinde geçmiş dönemlerde ve bugün itibariyle işçi statüsünde görev yapan personelin özlük ve mali işlemlerinin taşra teşkilatlarında yer alan

Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Orman İşletme Müdürlüklerince yürütülmüş ve halen yürütülmekte olduğu, işçi statüsünde görev yapan personel dosyalarının Orman işletme

Müdürlüklerinin arşivinde muhafaza edilmesi nedeniyle Orman Genel Müdürlüğüne kıdem tazminatı hususunda intikal eden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yazılarının personelin görev yerinin belirtilmiş olması kaydıyla ilgili Orman Bölge Müdürlüklerine intikal ettirilerek gereği için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına cevap yazılmasının talimatlandırıldığı, 2.3. Bugün itibariyle Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı bir kuruluş olarak faaliyette bulunan Orman Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısının bağlı bulunduğu Bakanlıkların birleşmesi veya ayrılmasına bağlı olarak zamanla değişime uğramış olduğu, geçmiş dönemde gerek Bakanlık teşkilatında yer almış gerekse Bakanlığa bağlı kuruluş olarak hizmet vermiş bazı birimlerin bugün itibariyle Genel Müdürlük bünyesinde faaliyette bulunduğu, 2.4. Kuruluş değişiklikleri esnasında geçmiş dönemde görevinden ayrılmış personelin kesin tespitinin mümkün olmamasının doğal bir sonucu olarak sadece aktif olarak çalışan personelin devrinin yapıldığı, bu nedenle kuruluş değişikliğin yapıldığı tarih itibariyle görevde bulunan personelin dosyasının Genel Müdürlükte; istifa, emeklilik, vefat, göreve son ve iş sözleşmesinin fesh edilmesi gibi nedenlerle görevde bulunmayan personelin dosyasının eski kurumunun arşivinde muhaza edilmesi halinin olağan bir durum olduğu, 2.5. Başvuranın 28.12.2016 tarihli dilekçesinde sigortalı olarak çalışmış olduğunu beyan etmiş olduğu Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve

Görevleri Hakkındaki 29.06.2011 tarih ve 645 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile aktif olarak görev yapmakta olan personeliyle birlikte Genel Müdürlüğün bünyesine dahil edildiği, belirtilen tarihten önce görevinden ayrılmış bulunan personelin bilgi ve belgelerinin Tarım ve

Orman Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı arşivinde tutulmakta olduğu, 2.6. Başvuran hakkında sunulmuş olan yazışma evrakından da anlaşılacağı üzere Genel

Müdürlüğün gerekli incelemeyi yaptırdığı, Ankara Orman İşletme Müdürlüğünün kayıtlarının incelenmesi neticesinde başvuranın dosyasının veya çalışma bilgilerinin kayıp olmayıp çalıştığına dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatı arşivlerinde bulunmayan bilgiler için Tarım ve Orman Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunmasının uygun olacağı, İfade edilmektedir.

3. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin 10/04/2019 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık

Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş

Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.” hükmünü, 3.2. Ayrıca maddede bahsi geçen mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun “Emekli İkramiyesi” başlıklı 12 nci maddesi; “Kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.

Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.” hükmünün amir olduğu, 3.3. Söz konusu hükümlere göre, 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 3.4. Öte yandan; 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının ödenmesini gerektiren hallerin sayıldığı söz konusu maddenin;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

……

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar

Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.” hükmünün amir olduğu, 3.5. Bu hükümler çerçevesinde, SGK tarafından 5434 sayılı Kanuna tabi daire kuruluş ve ortaklıklarda; işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışan emeklilerin, bu sürelerinin emekli ikramiyesi ödenmesi sırasında dikkate alınabilmesi ve ilgililere ikramiye ödenebilmesi için, gerek sigortalılıklarının kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediğinin, gerekse kamu kurumlarında sigortalı geçen söz konusu sürelere kıdem tazminatı ödenip ödenmediğinin tevsik edici bilgi ve belgeler (ayrılış nedenini ve kıdem tazminatı ödenip ödenmediğini gösterir her türlü bilgi ve belge) çerçevesinde tespit edilmesi ve gerekse de kıdem tazminatı ödenmesi gereken çalışma süresinin en az bir tam yıl olması gerektiği, 3.6. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; 31/10/1986 tarihinde açıktan atama yoluyla Orman Bakanlığında daktilograf olarak göreve başlayan ilgilinin, TRT Genel Müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken 16/08/2018 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilmesi Kurumumuzun 11/09/2018 tarihli ve 924523 sayılı işlemiyle 2 nci derece 6 ncı kademe intibakı ve +3600 ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 36 yıl 14 gün fiili hizmeti, 1 yıl 7 ay 3 gün askerlik borçlanması ve 2 yıl 6 ay 16 gün 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki hizmeti olmak üzere toplam 40 yıl 2 ay 3 gün hizmetine karşılık 15/09/2018 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 36 yıl 14 gün hizmet süresi ile 1 yıl 7 ay 3 gün askerlik borçlanması toplamı olan 37 yıl 7 ay 17 gün süresinin (37)

tam yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 3.7. Başvuranın 05/07/1976-10/09/1976 tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünde, 01/06/1977-30/10/1980 tarihleri arasında Ankara AGM Başmühendisliğinde 4/1-(a) bendi kapsamında geçen çalışmalarına ilişkin, Kurumumuzun 14/09/2018 tarihli yazısı ile Orman

Genel Müdürlüğünden ilgilinin çalışmasının kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediğinin, ilgiliye kıdem tazminatı ödenip ödenmediğinin bildirilmesinin talep edildiği, cevaben alınan 25/10/2018 tarihli ve 13.2241251 sayılı yazıda, ilgili hakkında arşiv kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının bildirildiği, 3.8. Bunun üzerine başvurana hitaben yazılan 05/1 1/2018 tarihli yazı ile ikramiye yönünden durumunun incelenebilmesi için söz konusu tarihler arasındaki hizmetinin ne şekilde sona erdiğine ve tarafına kıdem tazminatı ödenip ödenmediğine ilişkin belgelerin temin edilerek

Kuruma gönderilmesinin talep edildiği, 3.9. Başvuranın Kurum kayıtlarına 18/06/2018 tarihinde geçen bila tarihli dilekçesinde sigortalığının sona erme nedenine ilişkin herhangi bir belgesi bulunmadığını bildirmesi üzerine, 28/06/2018 tarihli ve …/… sayılı yazımız ile tarafına söz konusu süreleri için emekli ikramiye ödenmesine imkan bulunmadığının bildirildiği, 3.10. Bu İtibarla, başvuranın 5510 sayılı Kanunun 4/1 bendi kapsamında Orman Genel

Müdürlüğünde geçen 05/07/1976-10/09/1976 tarihleri arasında 69 gün çalışmalarına bir tam yılı doldurmadığından kıdem tazminatına müstahak olmaması nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığı gibi Ankara AGM Başmühendisliğinde geçen 01/06/197730/10/1980 tarihleri arasındaki 847 gün hizmetinin ise, söz konusu çalışmanın nasıl sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmaması nedeniyle 1475 sayılı İş Kanununun

14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona

erip ermediği tespit edilemeyen bu sürelere de Kurumumuzca emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmesine kanunen imkan bulunmadığı, 3.11. Diğer taraftan, başvuranın 4/1-(a) bendi kapsamındaki çalışmasının 30/10/1980 tarihinde sonlandığı ve 31/10/1980 tarihinde 4/1-(c) bendi kapsamında göreve başladığı dikkate alındığında, ilgilinin kendi tercihiyle sigortalı hizmetini sonlandırarak memuriyet görevinde başladığı ve konuya ilişkin mahkeme kararlarının da işçinin kendi isteği ile yaptığı statü değişikliği nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönünde olduğu, 3.12. Başvuran ile SGK arasında, şikayet konusu yapılan idari işleme ilişkin olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12 nci maddesinde;

“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı

Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş

Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.

Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”, 7. 1475 sayılı Mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinde;

“1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.

İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar

Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.

Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı

Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.

Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar…” 8. 5434 sayılı Mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde;

“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.

Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar…

Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuru kapsamında; başvuran vekilinin iddialarından, Orman Genel Müdürlüğünden ve Sosyal Güvenlik Kurumundan Kurumumuza iletilen bilgi ve belgelerden, Orman Genel

Müdürlüğünde geçen 05/07/1976-30/10/1980 tarihleri arasındaki 916 gün hizmetin, söz konusu çalışmanın nasıl sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmaması nedeniyle

1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma

şartlarına uygun olarak sona erip ermediği tespit edilemediğinden bu süreye SGK tarafından emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmesine kanunen imkan bulunmaması sebebiyle talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

11. Başvuruya konu uyuşmazlığın; başvuranın çalışma şeklinin, iş akdinin nasıl sonlandığı, bunu ispat külfetinin hangi tarafa düştüğü konularının açıklığa kavuşturulması bunun sonucunda başvurana Orman Genel Müdürlüğünde geçirdiği 916 gün hizmetine ikramiye ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

12. Sosyal Güvenlik Kurumu ile Orman Genel Müdürlüğü arasında yapılan yazışmalardan edinilen bilgi kapsamında başvuranın Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde İş Kanunu kapsamında 05/07/1976-10/09/1976 tarihleri arasında 69 gün ve 01/06/1977-30/10/1980 tarihleri arasında 847 gün olmak üzere toplamda 916 gün hizmetinin bulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Yine uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak

Orman Genel Müdürlüğünce başvurana anılan dönemlere ilişkin olarak herhangi bir tazminat ödendiğine ilişkin bilgi ve belgeye de yer verilmemiştir.

13. Bilindiği üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi ortak bir deyimle çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazanıldığı hususu açıkça düzenlenmiş, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükümlerine göre de, 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir.

14. Ayrıca işverenin kamu idaresi olduğu durumlarla ilgili olarak ise; Maliye Bakanlığı

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, kamu kurumlarında işçi veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşunda Devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazandırıcı nedenler arasında yer almadığı sebep gösterilerek ilgililerin işçi veya sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesini konu alan bila tarih ve 115601-21 sayılı görüş yazısında; “İşçi ve işveren tarafının serbest iradesiyle oluşan ve işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan belirsiz süreli iş sözleşmelerinin genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona ermekte olduğu, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği hususunda bu durumun da dikkate alındığı, bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren) feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu, ayrıca söz konusu tespit sonucunda iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik olarak kesin bir olguya dayanılmadığı sürece; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması sonucunda kıdem tazminatı ödenmeksizin aynı kamu kurumunda statüsü değiştirilerek görev yapmaya devam edenlerin işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının uygun olacağı” değerlendirmelerine yer verilerek, her olayın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ve işçi tarafından fesih yapıldığı yönünde kesin bir olguya dayanılamaması halinde feshin işçi lehine olmak üzere, işveren kamu idaresi tarafından gerçekleştirildiği yönünde yorumlanması gerektiğini benimsemiştir. İş bu usul, İş Kanunun geneline hakim olan işçi lehine yorum ilkesi ile de örtüşmektedir.

15. Somut olay incelendiğinde, başvuranın Orman Genel Müdürlüğünde 05/07/197610/09/1976 tarihleri arasında 69 gün ve 01/06/1977-30/10/1980 tarihleri arasında 847 gün olmak üzere toplamda 916 gün işçi olarak çalıştığı, yine başvuranın, 31/10/1980 tarihi itibariyle kurum içinde açıktan memur kadrosuna atamasının yapıldığı görülmektedir. Başvuran, bu statü değişikliği ile çalışma ilişkisinin sona erdirilmesini amaçlamamakta, aksine çalışma ilişkisini sona erdirmeden kendisi için daha güvenceli bir hukuki statüye tabi olmayı amaçlamaktadır.

Nitekim söz konusu statü değişikliğinin, başvuranın açıktan atanması sonucunda Orman Genel

Müdürlüğü tarafından yapıldığı, bu süreçte başvuranın çalışma ilişkisini sona erdirmeye yönelik bir fesih beyanının ise bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda bir üst paragrafta değinilen Maliye Bakanlığının görüş yazısından da hareketle, başvuranın çalışma ilişkisini sona erdirmeye ve dolayısıyla 1475 sayılı Kanunun öngördüğü kıdem tazminatının ödenmesini engelleyecek şekilde bir fesih iradesinin olduğuna yönelik kesin bir olgu bulunmadığı için, işçi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin sürelerin emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Şu kadar ki, 2829 sayılı Kanunun emrettiği gibi başvurana bu sürelere ilişkin kıdem tazminatı veya bu mahiyette herhangi bir ödemenin yapılmamış olması gerekmektedir.

Bu noktada ise böyle bir ödemenin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi için ispat yükünün kimde olacağı ve sonuçlarına kimin katlanacağı hususunun açıklığa kavuşturulması zorunludur.

16. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi herkesin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu emretmektedir. Yargıtay 4 üncü

Hukuk Dairesinin, 05/12/2005 tarih, 2004/16700 Esas ve 2005/13115 Karar sayılı kararında ise ispat yükünün kime ait olacağı hususu; “ispat yükünün tarafların davadaki sıfatı ile bir ilgisi yoktur. Diğer yandan, yine kural olarak; ispat yükü, kolay başarabilecek durumda olana düşer ve olumsuzun kanıtlanması da istenilemez.” değerlendirmeleri ile açıklığa kavuşturulmaktadır.

Şu halde başvurandan kıdem tazminatına hak kazanması için ispat yükü konusunda beklenilmesi gereken ve aslında bu konuda esas olarak üzerine düşen yükümlülük, işçi statüsünde Orman Genel Müdürlüğünde çalışmasının bulunduğu olgusunu ispat etmesinden ibarettir. Çalışma olgusunu ispat eden başvurandan, ayrıca idare tarafından bir ödemenin yapılmadığını ispat etmesini beklemek, olumsuz bir durumun ispatlanması anlamına gelecek ve bu da ispat kurallarına aykırılık teşkil edecektir.

17. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin, 05/10/2006 tarih, 2006/4291 Esas ve 2006/25902 Karar sayılı kararında, “iş hukukunda hak edilen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye ödendiğinin ispat yükü işverene ait olduğu” belirtilerek, başvuru konusuna benzer durumlarda ispat yükünün kime ait olduğu sorusunun cevabı somutlaştırılmaktadır.

(Benzer yönde bir değerlendirme için ayrıca bkz. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin, 07/11/2013 tarih, 2012/27551 Esas ve 2013/23520 Karar sayılı kararı). Aynı şekilde, Yargıtay

7 nci Hukuk Dairesinin, 01/07/2013 tarih, 2013/5279 Esas, 2013/12346 Karar sayılı kararında

da; “davalı tarafından dosyaya kıdem tazminatı ödendiğinden bahisle ibraname sunulmuş olsa da, davacının bu parayı hiç almadığı yönündeki inkarı göz önünde tutularak, bilirkişi marifetiyle davalı işveren şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle bu paranın kayıtlarda yer alıp almadığının saptanması ve çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ödemenin yapıldığının kabulüyle kıdem tazminatından mahsup edilmesi” hatalı kabul edilerek bozma nedeni sayılmıştır. Bu nedenlerle, kıdem tazminatının işçiye ödendiğinin ispat yükünün işverene ait olduğu, başvuranın çalıştığı dönem için kıdem tazminatı almaya hak kazanır şekilde ayrılıp ayrılmadığının ve kıdem tazminatı almaya hak kazanır şekilde ayrılmış ise kıdem tazminatının ödenmiş olduğunu ispat edici her türlü kaydın (doğrudan ödemeye ilişkin belgelere ulaşılamasa dahi ödeme yapıldı ise bunu gösterir yasal defterler, ilgili her türlü mali kayıt, varsa ibraname vb.) idare tarafından sunulmasının gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Ödemeye ilişkin bir kayıt sunamayan idare, ispat yükünün kendisine düştüğü bir konuda da ispat edemediği hususların sonuçlarına katlanmak zorundadır. Bu durum ise, ispat yükü kendisine düşen idarenin bu yükümlüğü yerine getiremediği sonucuna ulaştıracak ve dolayısıyla söz konusu sürelere ilişkin başvurana kıdem tazminatı ödendiği varsayımının ispat edilememiş olduğu kabulünü gerektirecektir. Nitekim Orman Genel Müdürlüğü de, böyle bir ödemenin yapıldığı iddiasını öne sürmemektedir. Bu bağlamda başvuran fiili çalışmanın varlığını ispat etmişken, ayrıca kıdem tazminatının ödenmediğini ispat etmesini beklemek hem yargı kararlarına hem de ispat kurallarına aykırı olacaktır. Dolayısıyla böyle bir ödemenin varlığını ispat ile yükümlü olan tarafın idarenin olduğu yukarıda değinilen yargı kararlarından ve ispata ilişkin genel kurallardan anlaşılmaktadır.

18. Bütün bu değerlendirmelerle birlikte, başvuranın işçi olarak çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi ödenmesinde dikkate alınabilmesi için bu sürelere ilişkin kıdem tazminatı veya bu mahiyette bir ödemenin yapılmadığı tespitine yönelik işlemlerin muhatabının da idarenin olduğu, hem 5434 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin on birinci fıkrasından hem de Sosyal

Güvenlik Kurumunun yazışmalarından anlaşılmaktadır. Nitekim 5434 sayılı Kanun’un anılan fıkrası ilgililere ödenecek emekli ikramiyelerinin emekliye sevk onayı veren kamu kurumunca karşılanacağını ifade etmektedir. Dolayısıyla başvuranın özlük dosyasının incelenmesinden başvurana işçi olarak çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatı ödenip ödenmediğine yönelik bir belge bulamayan Orman Genel Müdürlüğünün, Sosyal Güvenlik Kurumuna bu durumun somut bir şekilde tespitini içeren belgeyi göndermesinin zorunlu olduğu açıktır. Zira böyle bir ödemenin yapıldığı tespit edilememesine rağmen, kurumlar arası yazışmalardaki eksiklik nedeniyle başvuranın mağduriyetine sebebiyet verecek işlemlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı aşikardır.

19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın, anılan idarede 05/07/1976-30/10/1980 tarihleri arasında işçi olarak geçirdiği süreler için kendisine ikramiye ödenmesi talebinin; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükümlerine göre, 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği hususu dikkate alınarak, kamuda resmi sigortalı olarak çalıştığı sürelerin sona erme nedenine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi işleminin, ilgili idarenin başvuranın kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde işten ayrıldığını ispat edememesi, ayrıca istifa veya haklı nedenle fesih olduğunu da kanıtlayıcı nitelikte bir belge sunamaması nedeniyle reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, diğer yandan başvuranın 5510 sayılı Kanunun 4/1 bendi kapsamında Orman Genel Müdürlüğünde geçen 05/07/197610/09/1976 tarihleri arasında 69 gün çalışmalarına bir tam yılı doldurmadığı ve bu çalışmaları nedeniyle kıdem tazminatına müstahak olmaması nedeniyle ilgili idare tarafından başvurana bu hizmetleri için emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminde ise hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun

Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; Başvuranın Orman Genel Müdürlüğünde 05/07/1976-10/09/1976 tarihleri arasında çalıştığı 69 gün hizmetine ilişkin kıdem tazminatı ödenmesi yönündeki talebinin REDDİNE, Başvuranın Orman Genel Müdürlüğünde 01/06/1977-30/10/1980 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığı 847 günlük sürenin ise emekli ikramiyesi ödemesinde dikkate alınması ve emekli ikramiyesinin ödenmesi için yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda ORMAN GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Orman Genel Müdürlüğünce ve Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ve SOSYAL GÜVENLİK

KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi