ÖZET: Başvuru sahibi, İstanbul Şişli Devlet Hastanesi ve Şişli Etfal Araştırma Hastanesi’nde alt işveren işçisi olarak çalıştığını ve 2013 yılında kendi isteğiyle işten ayrıldığını belirterek kıdem tazminatının ödenmesini talep etmiştir. İlgili idare, başvuru sahibinin ayrılırken herhangi bir hak talep etmediğini ve kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin kanunda belirtilen fesih hallerine dayanması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesi gereğince, alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının, belirli koşullar altında kamu kurumları tarafından ödeneceği belirtilmiştir.

Yapılan değerlendirmelerde, başvuru sahibinin 15 yıllık çalışma süresi ve gerekli prim gün sayısını doldurduğu tespit edilmiştir. Ancak, başvuru sahibinin kendi isteğiyle işten ayrılması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususu önem arz etmektedir. İlgili mevzuat çerçevesinde, başvurunun kabul edilmesi ve Sağlık Bakanlığı’na, başvuru sahibinin kıdem tazminatı talebinin yeniden değerlendirilmesi yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuru sahibinin kıdem tazminatı talebinin hukuka uygun bir şekilde ele alınması ve gerekli işlemlerin yapılması için Sağlık Bakanlığı’na öneride bulunulmuştur. Bu kararın, ilgili taraflara tebliğ edilmesi ve idarenin bu doğrultuda hareket etmesi beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/2108-S.20.3307

BAŞVURU NO : 2019/7674

KARAR TARİHİ : 07/02/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Kıdem tazminatı hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 08/04/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuru sahibi, İstanbul Şişli Devlet Hastanesinde ve Şişli

Etfal Araştırma Hastanesinde alt işveren işçisi olarak çalıştığı, 2013 yılında kendi isteğiyle işten ayrıldığı ifade edilerek kıdem tazminatının hesaplanıp tarafına ödenmesi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 15/05/2019 tarih ve … sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme

yazılarına istinaden, İstanbul il Sağlık Müdürlüğünün 26/09/2019 tarih ve … sayılı yazılarında;

2.1) Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çeşitli hizmet alımı firmalarında

(temizlik personeli) olarak göre yapan ilgilinin 2013 yılında kendi isteği ile işten ayrıldığını, ayrıca ayrılırken çalıştığı sürelere ait firmadan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığına dair dilekçe verdiğini,

2.2) 4857 Sayılı İş Kanunun 112 inci maddesi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan

işçilerin hak ettiği kıdem tazminatlarının işçinin talebine istinaden ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından doğrudan işçinin banka hesabına aktarılacağı hükmünün düzenlendiği, ancak mezkur Kanun maddesinin yürürlüğe girdiği olan 11/09/2014 tarihinden önceki döneme ait tazminat başvurusuyla ilgili çalıştığı şirkete başvurması gerektiği açıklaması yapılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlıklı 49 uncu maddesi; Devlet,

çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak,… çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükmünü amirdir.

4) Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 158 sayılı “Hizmet İlişkisine Son Verilmesi

Sözleşmesinin “Son vermeye itiraz usulü” başlıklı 8 inci maddesinde; Hizmet ilişkisine haksız olarak son verildiği kanısında olan bir işçinin mahkeme, iş mahkemesi, hakemlik kurulu veya hakem gibi tarafsız bir merci nezdinde itirazda bulunma hakkının olduğu, 10 uncu maddesinde; Bu Sözleşme’nin 8 inci maddesinde belirtilen mercilerin son verme işlemini haksız bulurlarsa ve son verme işlemini iptale veya işçinin işe iadesini öngörmeye ya da önermeye ulusal mevzuat ve uygulamalara göre yetkili değillerse veya bunları uygulanabilir bulmazlarsa yeterli bir tazminat veya uygun addolunan bir diğer telafi biçimini kararlaştırmaya yetkili kılınacakları, öngörülmüştür.

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6) 4857 sayılı İş Kanununun “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde; işveren ve işyeri

tanımları yapılmış, aynı maddenin 6 ncı paragrafında asıl işveren alt işveren ilişki tanımlanmış paragrafın son cümlesinde ise ; Bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu,

6.1) “Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddesinde; İş ilişkisinin bir

süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu, belirli süreli iş sözleşmesinin, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı, aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceği..

6.2) “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı” başlıklı 112 nci

maddesinde; … (Ek fıkra: 10/9/20146552/ 8 md.) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale

Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının, a) Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından, ….. işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödeneceği,

7) Mülga 1475 Sayılı İş Kanununun yürürlükte olan “Kıdem tazminatı” başlıklı 14’üncü

maddesinde; Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin; İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla, 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, son bulması halinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceği,…. bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılacağı, … aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenmeyeceği, …. kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete (4857 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen ücret) ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatlerin de göz önünde tutulacağı, hükmünü amirdir.

8) 8/2/2015 tarihli ve 29261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Kamu İhale Kanununa

Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında

İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin

“Aynı kamu kurum veya kuruluşunda çalışanlar” başlıklı 5 inci maddesinde; Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışan işçilerin kıdem tazminatına esas hizmet sürelerinin, bu işyerlerinde 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca yapılan ihaleler kapsamında geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunacağı, belirtilmiş, maddenin devamında; Son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren işçilerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatlarının, ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneceği,

8.1) “Kıdem tazminatına ilişkin diğer hususlar” başlıklı 13 üncü maddesinde; Kıdem

tazminatının hesabında, daha önce kıdem tazminatı ödenmiş sürelerin dikkate alınmayacağı, aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenmeyeceği,….

8.2) “Geçiş hükmü” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında; Bu Yönetmelik

kapsamında tespit edilen hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatının, 10/9/2014 tarihli ve

6552 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iş sözleşmesi feshedilmiş olan

işçilere ödenmeyeceği, hüküm altına alınmıştır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9) Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm

dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuru sahibi özetle İstanbul Şişli Devlet Hastanesinde ve Şişli Etfal Araştırma

Hastanesinde alt işveren işçisi olarak çalıştığını, 2013 yılında kendi isteğiyle işten ayrıldığı ifade edilerek kıdem tazminatının hesaplanıp tarafına ödenmesi talep etmektedir.

11) Anayasamızın 35 inci maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın

ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. BM İnsan Hakları Evrensel

Beyannamesi’nin mülkiyet hakkını düzenleyen 17 nci maddesi, “Hiç kimsenin keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamayacağı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 no.lu

Protokolün 1. maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına riayet edilmesini isteme hakkının olduğu, herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve Uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği belirtilmiştir.

12) 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası asıl işveren-alt işveren

ilişkilerini düzenlemiş ve “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiyi asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak tanımlamıştır. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. ” demek suretiyle işçilik alacaklarından hem alt işverenin hem de asıl işverenin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu hüküm altına almıştır.

13) Asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak tanımlanan bu hukuki durum 4857 sayılı İş

Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmaktadır. 4857 sayılı

Kanun’un alt işveren-asıl işveren ilişkisini düzenleyen ilgili maddelerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin tanımı yapılmış, bazı yasak ve sınırlamalar getirilmiş ve bu yasak ve sınırlamalar ile genel olarak muvazaa hallerinde bu işçilerin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı belirtilmiştir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin doğumu açısından aranacak ilk temel koşul, asıl işverene ait bir işyerinin bulunması ve burada işçi çalıştırılmasıdır. İş Yasası bu koşulu, “Bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde…” iş alma biçiminde belirlemiştir. Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin ikinci koşulu, asıl işverene ait bir işin alt işveren tarafından üstlenilmesi ve kendi işçileri ile yürütülmesidir. İş Yasası, 2. Maddesinin altıncı fıkrasında bu koşulu, asıl işverene ait işyerindeki yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde iş alma biçiminde belirlemiştir. Son olarak da İş Yasasının 2. maddesinin altıncı fıkrasında, “Bir işverenden…… iş alan ve bu işçinin görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren…” denilerek, alt işverenin işçilerini “sadece” asıl işverene ait işte çalıştırması unsuru vurgulanmaktadır.

14) İş Hukuku, belirli şartlarla alt işveren uygulamasına kapıları açıp işverenleri bu olanağa

kavuştururken, iş hukukunun temeli olan işçiyi koruma prensibi ile alt işverenin işçilerinin haklarını da güvence altına alma hedefini de korumaktadır. Bunun başlıca nedeni, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde temel sorun, aynı işyerinde iş yapan ve İş Hukuku kapsamında bulunan iki işçi grubu (asıl işverenin işçileri ile alt işverenin işçileri) arasında, statü farklılığının ortaya çıkmış olmasıdır. Statü sözcüğünü, bireysel ve toplu iş hukuku kurallarıyla işçilere tanınmış tüm haklar olarak kabul etmek gerekir. En kapsamlı ve anlamlı güvence, hiç kuşkusuz, bu statü farklılığını ortadan kaldıran ve dolayısıyla her iki işçi grubu arasında, belirtilen tüm haklar açısından eşitlik ve hakkaniyeti sağlamaya yönelik güvencedir. Bu alanda ikinci güvence, alt işverenin işçilerinin işçilik haklarının güvenceye kavuşturulmasıdır.

Bunun hukuki yöntemi ise, işçilerin emeği sayesinde artı değer elde eden işverenlerin müteselsil sorumluluğudur. İşte, iş hukukumuzda bu güvenceyi sağlayarak amacını yerine getirmektedir. Bu bakımdan alt işverenin işçilerinin idareye ait işte çalıştırılması, bu işçiler açısından müteselsil sorumluluk kuralının uygulanması için yeterli sayılacaktır.

15) Alt işverenlerin sadece asıl işverenden aldıkları işlerde çalıştırdıkları işçilere karşı asıl

işverenler de alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuşlardır. İş Kanunu’nun 2nci maddesinin altıncı fıkrasında da asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı alt işverenle birlikte sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kanun koyucunun amacı, bu işçilerin işverenlerinden olan alacaklarını güvence altına alarak, işçilerin haklarına bir an önce kavuşmalarını sağlamaktır.

16) 4857 sayılı İş Kanununun 112’nci maddesinde, Kamu İhale Kanununun 62’nci

maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerden aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların iş sözleşmelerinin 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermesi halinde kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla başvuranın sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdiğinin tespit edilmesi halinde söz konusu ödemenin anılan idarece yapılması gerektiği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

17) Kıdem tazminatı işçinin çeşitli sebeplerle işyerinden ayrılırken işveren tarafından iş

kanunu gereğince işçiye vermiş olduğu bir tazminat şekli olup kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağı doktrin ve Yargıtay tarafından benimsenmiş bir uygulamadır. Başvuru sahibinin kıdem tazminatına ilişkin talebinin yasal dayanağı ise

4857 sayılı İş Kanununun 120’inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş

Kanununun 14’üncü maddesi oluşturmaktadır. 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının talep edilebilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekir.

Bunlardan ilki; iş sözleşmesinin işçinin işe başladığı tarihten itibaren en az bir yıl devam etmiş olması, ikincisi ise; sözleşmenin kanunda belirtilen fesih hallerine dayalı olarak veya işçinin ölümü ile sona ermesidir. Belirli bir süre çalışıp iş sözleşmesi sona eren işçiye, İş

Kanununda sayılan durumlarda ve hizmet süresi ile ücretine göre değişen miktarda işverence ödenmesi gereken parayı ifade eden kıdem tazminatı, işçinin yıllarca birikmiş emeğinin ve yıpranmasının karşılığı olmasının yanı sıra emekli ikramiyesi niteliğindedir. Kıdem tazminatı; yasada belirtilen koşullar çerçevesinde işveren tarafından işçiye ödenen bir miktar paradır. Bu paranın ödenmesi her halükarda olmayıp belirli bazı şartların varlığı aranmaktadır.

18) Başvuruya konu olan bir diğer konu başvuru sahibinin kıdem tazminatına hak kazanacak

şekilde iş akdinin feshedilip edilmediği hususudur. Somut olayın incelenmesinde, alt işverene bağlı olarak Şişli Devlet ile Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde temizlik personeli olarak

2005 ila 2013 yılları arasında çalışırken kendi isteği ile iş akdini sonlandırdığını, 06/09/2013

tarihinden ayrılmak istediğini, fesihten dolayı da herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı beyanıyla yazılı olarak belirttiği, daha sonradan ise 19/06/2015 tarihli dilekçesiyle de söz konusu döneme ait kıdem tazminatının ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

19) Kıdem tazminatına esas olan 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesi uyarınca kıdem

tazminatının talep edilebilmesi için iş sözleşmenin kanunda belirtilen fesih hallerine dayalı olması gerekmektedir. Anılan yasa maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları durumunda kıdem tazminatına hak kazanacaktır. (15 yıl sigortalılık ve 3600 prim gün sayısını doldurmak). Başvuru sahibinin Sosyal Güvenlik hizmet dökümünden alt işveren işçisi olarak iş akdini feshettiği 06/09/2013 tarihine kadarki olan süreçte asgari “15 yıllık çalışması” ve “3625 prim ödeme gün sayısı” olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatı talebine hak kazanma şartlarının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

20) Buna göre dosyadaki bilgi ve belgelerden; şikayet başvurucusunun ve İdarenin gönderdiği

belgeler ve yaptığı açıklamalar tetkik edildiğinde; idare ile başvuru sahibinin işçisi olduğu yüklenici firma arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulduğu, iş ilişkilerini düzenleyen iş yasalarının temel felsefesi olan ve daha güçsüz durumda olan işçinin korunması kaygısı amacıyla düzenlenen, İş Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrası hükmüne göre işçinin işçilik haklarından alt işveren ile birlikte idarenin de sorumlu olduğu, bu sorumluluğu güçsüz durumda olan işçi aleyhine sonuç doğuracak şekilde kaldırmaya yönelik düzenlemelerin işçiye yöneltilmesinin hakkaniyetle örtüşmediği değerlendirilmiştir. Bu bakımdan İş Kanunun

2 nci maddesi amir hükmüne göre başvuranın alt işverenin işçisi olarak asıl işveren olan

idareye ait işlerde çalıştığı süreler bakımından idare İş Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu, başvuru sahibinin kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci

maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 04/10/2019 tarihli ve S.14707 sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuru sahibinin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesindeki kıdem tazminatına hak kazanılması yönünden yaş şartı dışındaki diğer şartları (15 yıl şartı) taşıyıp taşımadığı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından teyit edilerek yeniden değerlendirilmesi hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Bu kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi