ÖZET: Başvuran, emekli aylığı alırken, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetim sonucu yersiz ödemeler nedeniyle 70.370,68 TL borçlandırıldığını ve emekli maaşının bu borç nedeniyle kesildiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın yersiz ödemelerinin 01/01/2015-16/11/2018 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini ve bu ödemelerin, başvuranın fiili çalışmasının bulunmaması nedeniyle yapıldığını ifade etmiştir.

Kuruma göre, başvuranın çalıştığı işyerlerinde yapılan denetimlerde, hizmetlerin sahte olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın emeklilik işlemlerinde dikkate alınan prim günleri iptal edilmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca, yersiz ödemelerin geri alınması gerektiği belirtilmiş ve başvuranın emekli aylığının kesilmesi yönündeki işlemlerde hukuka aykırı bir durum tespit edilmemiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş ve yersiz ödemelerin geri alınması yönündeki idari işlemlerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin, başvuranın durumuna ilişkin bilgi ve belgeleri zamanında sunduğu, ancak başvuru yollarını belirtmediği için bazı iyi yönetim ilkelerine uymadığı da ifade edilmiştir. Başvuranın, bu ret kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/11715-S.18147

BAŞVURU NO : 2019/10217

KARAR TARİHİ : 15/11/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurana yapılan yersiz ödeme hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 20/05/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, emekli aylığı alırken 30/10/2018 tarihinde İstanbul Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğü tarafına denetmen raporuna istinaden aylık iptali nedeniyle yersiz ödenen aylıkların tahsili gerekçesiyle 70.370.68 TL borç çıkardığını ve şuan emekli maaşından bu paranın tahsil edildiğini ve emekli maaşı alamadığını, yapılan kesinti sebebiyle mağduriyet yaşadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 20/07/2019 tarih ve …

sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları Kanun hükümlerine, Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının ise 506, 2925,

1479 ve mülga 2926 sayılı Kanım hükümlerine göre belirlendiği, malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesinin aranmakta olduğu, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.2. Diğer taraftan, Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca düzenlenen denetim raporlarının incelenmesinde; sigortalıların aylık bağlama işlemleri sırasında dikkate alınan hizmetlerin sahte olduğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hizmetler için hizmet bildirimi ve hizmet birleştirmesi yapılmaması nedenleriyle, sigortalıların gerek aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde, gerekse gelir/aylık bağlama işlemlerinde anılan hizmetlerin dikkate alınmadığı, 2.3. Öte yandan, 5510 sayılı Kanunla mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun; 4 üncü maddesinde, “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği,”

8 inci maddesinde ise, “birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık

fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

halinde veya malullük ve ölüm aylığında ise, hizmet sürelerinin sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanıp ödeneceği,” hususlarının hüküm altına alındığı, 2.4. Ayrıca, 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” Hükmünün amir olduğu, 2.5. Başvurana 31/12/2014 tarihli tahsis talebine istinaden, 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre 01/01/2015 itibariyle 2206279879 tahsis numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.6. Başvurana yersiz ödeme nedeniyle yapılan borç işleminin 01/01/2015-16/11/2018 süresini kapsamakta olduğu, 2.7. Sosyal Güvenlik Kurumu sosyal güvenlik denetmenlerince yapılan denetimlerde başvuranın çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığının tespiti nedeniyle sigortalıya yapılan yersiz ödemenin başvuranın kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğduğunun değerlendirilmesi sonucu 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre borç kaydı işlemi yapıldığı, 2.8. … sicil numaralı … Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat Ticaret Limited Şirketi ünvanlı, …. sicil numaralı … Tekstil İnşaat Ticaret Limited Şirketi ve …sicil numaralı …

Temizlik Kimya Limited Şirketi ünvanlı işyerlerinde yapılan denetimler sonucu başvuranın söz konusu işyerlerinde geçen çalışmalarının iptal edildiği, 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan statünün 4/1-(b)

kapsamına geçmesi nedeniyle, 4/1(a) kapsamında bağlanan yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi olan 01/01/2015 itibariyle İptal edildiği, 2.9. Sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasına ilişkin tespit ve denetimlerin Sosyal

Güvenlik Kurumu sosyal güvenlik denetmenleri tarafından yapıldığı, bu itibarla İstanbul

Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde görev yapan sosyal güvenlik denetmenleri eliyle yapılan bahse konu denetim raporlarının usulüne uygun olduğu, 2.10. Söz konusu başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında şikayet konusu yapılan işleme ilişkin yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 5510 sayılı Kanunu “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık

sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 6. 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli

27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in; 6.1. “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5 inci maddesinde; ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturan durumlara dair: “a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği halde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e)

Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği halde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f)

Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması” 6.2. “Kurumun hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 6 ncı maddesinde; “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemelerin Kurumun hatalı işlemlerini oluşturduğu” 6.3. Fazla veya yersiz ödemenin tespiti” başlıklı 7 nci maddesinde; “fazla veya yersiz ödemenin kontrol, denetim, inceleme, Sayıştayca kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edileceği” 6.4. “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı” hükümleri, Düzenlenmiştir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, emekli aylığı alırken 30/10/2018 tarihinde İstanbul Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğü tarafına denetmen raporuna istinaden aylık iptali nedeniyle yersiz ödenen aylıkların tahsili gerekçesiyle 70.370.68 TL borç çıkardığını ve şuan emekli maaşından bu paranın tahsil edildiğini ve emekli maaşı alamadığını, yapılan kesinti sebebiyle mağduriyet yaşadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

9. Başvuranın aynı talepli önceki başvurusuna ilişkin Kurumumuz tarafından 27/03/2019 tarihli Gönderme Kararı verilmiştir.

10. İdare, başvuranın …sicil numaralı … Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat Ticaret

Limited Şirketi ünvanlı, … sicil numaralı … Tekstil İnşaat Ticaret Limited Şirketi ve … sicil numaralı … Temizlik Kimya Limited Şirketi ünvanlı işyerlerinde yapılan denetimler sonucu başvuranın söz konusu işyerlerinde geçen çalışmalarının iptal edildiğini, 2829 sayılı Kanunun

8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan

statünün 4/1-(b) kapsamına geçmesi nedeniyle, 4/1(a) kapsamında bağlanan yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi olan 01/01/2015 itibariyle iptali neticesinde tarafına yersiz ödenen tutarın 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi gereği borç kaydedildiğini belirtmiştir.

11. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir. Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar

No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)

12. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay

Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E. 2014/3422, K.2015/2638 no’lu ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Yasa’nın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

13. Başvuranın 17/07/2013-30/11/2013 tarihleri arasında 135 günlük … sicil numaralı …

Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat Ticaret Limited Şirketinde, 01/12/2013- 31/12/2013 tarihleri arasında 30 günlük … sicil numaralı … Tekstil İnşaat Ticaret Limited Şirketinde ve 01/05/2012- 31/01/2013 tarihleri arasında 270 günlük … sicil numaralı … Temizlik Kimya

Limited Şirketi ünvanlı işyerlerinde geçen prim sürelerinin iptal edilmesinin değerlendirilmesi için ilgili denetim raporlarının incelenmesi gerekmektedir. Buna göre; 14. Başvuranın 17/07/2013-30/11/2013 tarihleri arasında 135 günlük hizmetinin iptaline ilişkin … sicil numaralı … Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat Ticaret

Limited Şirketi ünvanlı iş yeri hakkındaki 18/12/2016 tarih ve … sayılı denetmen raporunun içeriğinden; Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden gelen 21/07/2017 ve …

sayılı cevabi yazıda: … HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ. SEY. TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı işyerinin 27/08/2013 tarihinde yapılan yoklamada kesin terk tarihinin bilinmediği yaklaşık olarak Eylül 2012 den beri terk olunduğu, 14.1. Kurum kayıtlarından yapılan incelemede … HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ.

SEY. TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı işyerinin 14.12.2017 tarihi itibariyle 175.337,68 TL anapara ve 89.203,60 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 264,541.28 TL borcunun bulunduğu ve hiç ödeme yapmadığı, 14.2. … HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ. SEY. TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı işyeri ile alakalı olarak Vergi Müfettiş Yardımcısı tarafından düzenlenen raporda işyerinin 15/02/2012 tarihinde yapmış olduğu hisse devrinden itibaren herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı ve komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek amacıyla faaliyetine devam ettiği ve düzenlemiş olduğu tüm faturaların sahte olduğunun tespit edildiği, 14.3. Söz konusu denetim kapsamında başvuranın 29.06.2017 tarihinde alınan ifadesinde, …HAVACILIK isimli işyerini tanımadığını, bu isimli bir işyerinde çalışmadığını, en son çalıştığı iş yerinin … adlı iş yeri olduğunu bunu haricinde başka bir işyerinde çalışmadığını ve bir dönem isteğe bağlı sigorta ödediğini beyan ettiği, 14.4. …HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ. SEY. TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı işyerinin

Kuruma olan toplam 264.5415.28 TL tutarında olağan dışı borcunun bulunması ve bu borçlar için herhangi bir ödeme/yapılandırma gibi borcu ifaya yönelik bir girişimin olmaması, ifadesine başvurulan başvuranın … HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ. SEY. TİC.

LTD. ŞTİ ünvanlı işyerini tanımadığını ve bu unvanlı bir iş yerinde çalışmadığını beyan etmesi, vergi dairesince gönderilen yazı ve eklerinden iş yerinin Eylül 2012 ayından itibaren belirtilen adresinde bulunmaması ve komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek amacıyla faaliyetine

devam ettiği, düzenlemiş olduğu tüm faturaların sahte olduğu, hususları göz önüne alındığında:

… HAVACILIK ORGANİZASYON TURZ. SEY. TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı işyerinin Sosyal

Güvenlik Kurumuna yapılan sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olmadığı, bu bildirimlerin sigortalılara sağlanan hak ve menfaatlerden yaralanmak amacıyla yapıldığı sonuç ve kanaatine varılarak tüm sigortalılık işlemlerinin iptal edildiği görülmektedir.

15. Başvuranın 01/12/2013- 31/12/2013 tarihleri arasında 30 günlük hizmetinin iptaline ilişkin … sicil numaralı … Tekstil İnşaat Ticaret Limited Şirketi ünvanlı iş yeri hakkındaki 11/08/2016 tarih ve … sayılı denetmen raporunun içeriğinden; Sosyal

Güvenlik Kurumu … sicil numaralı dosyada işlem gören … TEKSTİL İNŞ. İÇ VE DIŞ

TİCARET LTD ŞTİ unvanlı işyeri dosyasının 07/07/2010 tarihi itibariyle kanun kapsamına alındığı ve 31/03/2014 tarihi itibariyle Kanun kapsamından çıkartılmış olduğu, 15.1. İşyeri kayıt ve belgelerinin talep edildiği 13/07/2016 tarih … sayılı yazı 22/07/2016 tarihi itibariyle tebliğ edilmesine karşın, yasal kayıt ve belgelerinin yasal süresi zarfında ibrazının yapılmadığı,

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

15.2. Söz konusu işyeri dosyasından yapılan SPEK bildirimlerinden tahakkuk eden toplam prim borcunun gecikme zammı dahil 22/06/2016 tarihi itibariyle 120.484,94.-TL olduğu, bildirim yapılan söz konusu dönemde herhangi bir prim ödemesinin söz konusu olmadığı, 15.3. Söz konusu işyeri dosyasından 07/07/2010-31/03/2014 devresinde yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinden 2010/07-2012/12 devresinde yapılan bildirimlerin sigortalı sayısının ortalama 3 olduğu, 2013/01-2014/03 devresinde yapılan bildirimlerin sigortalı sayısının ek aylık prim ve hizmet belgeleri ile birlikte 30’a kadar çıktığının tespit edildiği, 15.4. Sosyal Güvenlik Kurumunda … sicil numaralı dosyada işlem gören … TEKSTİL İNŞ.

İÇ VE DIŞ TİCARET LTD ŞTİ unvanlı işyeri dosyasından 2013/01-2014/03 devresinde yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı, işyerinden bildirimi yapılan şahıslar ile incelemeye konu olan işyeri arasında hizmet akdi unsurlarının gerçekleşmediği görülmüş dolayısıyla 2013/01-2014/03 devresinde yapılan sigortalı hizmet bildirimleri ve sigortalı işe giriş bildirimlerinin tamamı ile işyerinin E-Bildirge şifresinin iptalinin yapıldığı, 16. Başvuranın 01/05/2012- 31/01/2013 tarihleri arasında 270 günlük … sicil numaralı

…Temizlik Kimya Limited Şirketi ünvanlı işyerlerinde geçen çalışmaları hakkında; bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Kurumumuza gönderilen evrakın incelenmesinden ve başvurana ait hizmet dökümünden anlaşılacağı üzere başvuranın anılan şirketteki çalışmaları hakkında kontrol kodu işlendiği, söz konusu kod kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta

Primleri Genel Müdürlüğü Hizmet Akdiyle Çalışanlar Daire Başkanlığının 10/11/2015 tarihli

ve 5651573 sayılı “sahte, şüpheli ve kontrollü işyeri hakkında” konulu genel yazısında:

“Kontrollü işyeri” kodu konulan işyeri dosyaları hakkında denetim raporu sonucuna göre işlem yapılmakta olup “kontrollü işyeri” kodu konulduğu tarihten itibaren bir aylık süre içinde işyeri tescil ve e-sigorta servislerince işyerinin denetime çıkarılması hususunda işlem başlatılmakta, ayrıca denetim sonuçlanıncaya kadar e-bildirge şifresi askıya alınmaktadır. Sigortalı tescil ve hizmet servislerince yapılan hizmet bildirme ve birleştirme işlemlerinde “kontrollü işyeri” kodu bulunan işyerlerinden hizmet bildirilen sigortalıların bu hizmetleri hizmet bildirme ve birleştirme işlemlerinde dikkate alınmayacaktır. Yapılacak denetim sonucunda “kontrollü işyeri” kodu kaldırılmasına karar verilmesi halinde bu hizmetler hizmet bildirme ve birleştirmeye dahil edilerek sigortalı tescil ve hizmet servislerince yeniden hizmet yazısı hazırlanacaktır. Denetim raporu sonucunda işyerinin “sahte işyeri” olduğunun tespiti halinde

“sahte işyeri” hakkında yapılan işlemler “kontrollü işyeri” hakkında da yapılacaktır.” denilmek suretiyle yapılacak işlemlerin düzenlendiği, bu bağlamda kontrollü iş yerinde geçen sürelerin emeklilik işlemlerinde dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.

17. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; başvuranın … sicil numaralı … Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat

Ticaret Limited Şirketi ünvanlı, … sicil numaralı … Tekstil İnşaat Ticaret Limited Şirketi ve

… sicil numaralı işyerlerinde geçen çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği… Temizlik Kimya Limited Şirketi ünvanlı işyerlerinde geçen çalışmalarının ise kontrol kodu konulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

18. İdarece Kurumumuza gönderilen evrakın tetkikinden başvuranın emeklilik işlemlerinde 5375 gün prim gününe tabi olduğu ve 31/12/2014 tarihli tahsis talebine istinaden,

506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre 01/01/2015 itibariyle … tahsis

numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığı, söz konusu aylığın bağlandığı döneme (26/01/2015 tarihli) ait hizmet dökümünde (4a: 5153 gün, 4b: 293 gün) toplamda 5446 prim günü üzerinden emekli aylığına hak kazandığı anlaşılmıştır.

19. Başvuru dosyası kapsamında incelenen denetim raporları sonucunda başvuranın iptal edilen … Havacılık Organizasyon Turizm Seyahat Ticaret Limited Şirketi ünvanlı iş yerinde 17/07/2013-30/11/2013 tarihleri arasındaki 135 prim günü ve … Tekstil İnşaat Ticaret Limited

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Şirketi ünvanlı iş yerinde 01/12/2013- 31/12/2013 tarihleri arasındaki 30 prim gününün toplam hizmet süresi olan 5446 günden düşülmesi sonucunda 5281 gün prim ödeme gününün olduğu, ayrıca başvuranın henüz denetimi tamamlanmayan ve kontrol kodu konulan 270 prim gününün gerçek olup olmadığı yönünde şüphe duyulduğu, öte yandan başvuranın emeklilik işlemlerinde tabi olduğu süre (5375 prim gün sayısı) dikkate alındığında mevcut hizmet süresinin (5281 prim gün sayısı (kontrol kodu konulan süre hariç)) emeklilik şartını sağlamadığı tespit edildiğinden başvuranın emekli aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme işlemlerinin başlatılması yönündeki işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir husus tespit edilememiştir.

20. Başvurana aylıklarının iptali dolayısıyla 23/07/2012 tarihinden 22/09/2016 tarihine kadar yapılmış aylık ve diğer ödemelerin borç çıkarılması hakkında; 21. 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik

Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin

Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

22. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; “Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır (§59-60).” 23. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.

No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurucuya yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse 4 yıl boyunca kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

24. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 25.1. Kanunilik şartı yönünden; Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa nın 35 inci maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasanın 13 üncü maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasanın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir

Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

25.2. Meşru amaç şartı yönünden; Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik

Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Bu anlamda başvuranın fiili çalışmasının bulunmaması nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

25.3. Ölçülülük şartı yönünden; Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir

(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olayda denetim raporlarında başvurucunun gerçekte var olan bir şirkette fiili çalışmasının bulunmadığının belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvurucunun tam yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görüldüğü, denetim raporları çerçevesinde başvurucunun iyi niyetli olamayacağı değerlendirilmektedir.

Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, yine başvurana Sosyal Güvenlik Kurumunca çıkarılan borcun 01/01/201516/11/2018 tarihleri arasında ödenen aylıklara ilişkin olması ve üzerinden çok fazla zamanın geçmemiş olması, başvuranın eksik günlerini tamamlamak suretiyle yeniden emeklilik işlemlerini başlatabileceği hususu da düşünüldüğünde mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

26. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın mucibe konu işyerinde fiili çalışmasının bulunmaması nedeniyle emekli olma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi, 5510 sayılı Kanunun

96 ncı maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan fazla ve yersiz ödemelerin geri alınması

hususlarında idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.