ÖZET: Başvuru, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yönelik olarak, başvuranın 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasında maaş bordrolarının sehven imha edilmesi nedeniyle yaşadığı hak kaybını konu almaktadır. Başvuran, bu döneme ait belgelerin kaybolması sebebiyle emeklilik işlemlerinin eksik yapıldığını ve bu durumun kendisine maddi zarar verdiğini belirtmiştir. İlgili idareler, başvuranın iddialarını değerlendirirken, belgelerin imha edilmesinin ardından gerekli ödemelerin yapılmadığını ifade etmişlerdir.

İdarenin açıklamaları doğrultusunda, başvuranın belirtilen tarihler arasındaki mali haklarının ödenip ödenmediği hususunda belirsizlikler bulunmaktadır. Başvurana ait belgelerin kaybolması, idarenin gerekli özeni göstermediğini ortaya koymakta ve bu durum, başvuranın mağduriyetine yol açmaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilerek, açıkta geçen sürenin fiili hizmet süresine eklenmesi ve emeklilik işlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın hak kaybının giderilmesi amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gerekli işlemlerin yapılması için önerilerde bulunulmuş, ayrıca idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun davranması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi ve idarenin sorumluluklarını yerine getirmesi açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/4878-S.20.7805

BAŞVURU NO : 2019/10051

KARAR TARİHİ : 27/03/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın maaş bordro ve eklerinin sehven imha edilmesinden kaynaklanan mağduriyet hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 16/05/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda; başvuran, idarenin 06/05/1981-09/03/1983 tarihlerini kapsayan maaş bordroları ile ekleri olan yargı kararlarını imha etmesinden dolayı hak kaybı yaşadığını, yargı kararlarını SGK’ya ibraz ettiğini ancak değerlendirmeye alınmadığını, maaş bordroları ve eklerinin idare tarafından sehven imha edildiğinin tarafına bildirildiğini, SGK sehven imha durumunu dikkate almadığı için eksik hizmet ile kendisini emekli ettiğini belirterek, yaşamış olduğu hak kaybının giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün konuya ilişkin 20/09/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Maliye Bakanlığının 25/02/1983 tarih ve Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Seri

No:81 sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde; “Haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine göreve döndürülenlerin dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği, belirtildiğinden açıkta geçen süreye ait tüm haklarının ödenmiş olduğu bu itibarla, emekli keseneklerinin kesilerek emekli sandığına iletilmiş olduğunun düşünüldüğünü, ayrıca başvurana söz konusu döneme ait maaş ve diğer tüm haklarını aldığını bildirmiş bulunduğu, ancak ilgili belgelerin sehven imha edilmesinden dolayı söz konusu dönemlere ait bordro ve diğer ödeme evraklarına ulaşılamadığı, 3. Ticaret Bakanlığının konuya ilişkin 20/09/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuranın, Bakanlığın İpekyolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünde görevli iken 04/02/22019 tarihinde emekliye ayrıldığı, konuyla alakalı adı geçenin özlük dosyasının incelenmesinde 15/10/1979 tarihinde Edirne Bayındırlık Müdürlüğünde göreve başlayan ilgili

Ankara Bayındırlık Müdürlüğünde görevli iken 06/05/1981 tarihinde görevine son verildiği, 09/03/1983 tarihinde görevine başladığı ve Adalet Bakanlığı tarafından muvafakat verilerek 10/09/2002 tarihli onayla bakanlığın Mersin Gümrükleri Baş Müdürlüğünde 24/09/2002 tarihinde memur olarak göreve başladığı, 28/11/2018 tarihinde emeklilik onayı üzerine 04/02/2019 tarihinde bakanlıktaki görevinden ayrıldığı, 4. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 26/09/2019 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

4.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası “Bu kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde iştirakçi iken bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü ile yine geçici 4 üncü maddenin beşinci fıkrası “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”

Hükmüne amir olduğu, 4.2. Maliye Bakanlığınca yayımlanan 81 Nolu Devlet Memurları Kanunun Genel Tebliğinde; Danıştay 1. Dairesinin … sayılı istişari kararına atıfta bulunurak kurumlarınca görevlerine son verilen, meslekten ihraç edilen, müstafi sayılan ya da haklarında benzeri işlemler yapılan memurlardan, idari yargı yoluna başvurarak bu işlemler hakkında iptal kararı alanların dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, bu tebliğe göre kişilerin açıkta geçen sürelerine ait aylıklarının ödenerek, emekli keseneği ve kurum karşılıklarının kuruma gönderilmesi suretiyle bu sürelerinin fiili hizmet sürelerine eklenebilmesi için, kişilerin göreve son verme işleminin iptali istemiyle açtıkları dava sonucu idari yargı organlarında haklarında tesis edilen işlemlerinin iptali üzerine göreve başlatılmış olmaları gerektiği, diğer taraftan 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a)

fıkrasında iştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay %16 emeklilik keseneği kesileceği, 15 inci maddesinde emeklilik keseneğinin aylık ve ücret tutarları üzerinden alınacağı, 16 ncı maddesinde emeklilik keseneklerinin kurumlarca aylık, ücret veya ödeneklerin bordrolarında gösterileceği ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesileceği, 31 inci maddesinde de ancak yukarıdaki maddelerde belirtildiği gibi kesenek kesilmek suretiyle geçen sürelerin fiili hizmet müddeti sayılacağı hükme bağlandığı, bu hükümler birlikte incelendiğinde aylık veya ücret ödenmeyen sürelerde emekli keseneği kesilmeyen sürelerin ise fiili hizmet müddetinden sayılmasının mümkün olmayacağı,

4.3. İlgilinin kurum kayıtlarına 14/05/2018 tarihinde geçen aynı tarihli dilekçesi ile Ankara

Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünde çalışmakta iken 06/05/1981 tarihinde açığa alındığını, 09/03/1983 tarihinde mahkeme kararı ile görevine iade edildiğini belirterek söz konusu süresinin fiili hizmet süresine eklenmesini istemesi üzerine, görev yaptığı Gümrük ve Ticaret

Bakanlığına hitaben yazılan 21/05/2018 tarihli yazıyla başvuran hakkında 06/05/198109/03/1983 tarihleri arasında ne gibi işlem yapıldığının, görevine son verilip verilmediğinin veya açık süresinin olup olmadığının belirtildiği onaylı hizmet belgesinin gönderilerek Hizmet

Takip Programında gerekli düzeltmelerin yapılması istendiği, daha sonra kurum kayıtlarına 03/07/2018 tarihinde geçen 28/06/2018 tarihli dilekçesi ile Ankara Bayındırlık ve İskan

Müdürlüğünün adının Ankara İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü olarak değiştirildiğinin belirtilmesi üzerine bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığına hitaben yazılan 23/07/2018 tarihli yazıyla 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasında 2/3 oranında açık maaşının ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise 1/2 oranında kesenek ve kurum karşılıklarının gönderilip gönderilmediğinin, göreve iade edildikten sonra 1/3 oranındaki aylıklarının ilgiliye ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise 1/2 oranında emekli kesenek ve kurum karşılıklarının gönderilip gönderilmediğinin bildirilmesini istendiği,

4.4. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından cevaben alınan 03/09/2018 tarihli yazıda arşiv kayıtlarının incelendiği, ve ilgilinin dosyasının Ticaret Bakanlığına gönderildiğinin bildirilmesi üzerine, tekrar Ticaret Bakanlığına hitaben yazılan 15/10/2018 tarihli yazıyla hizmet belgesinin gönderilmesinin istendiği, anılan kurumdan cevaben alınan 26/10/2018 tarihli yazı ekinde hizmet belgesinin gönderilmesi üzerine durumu incelenerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığına hitaben yazılan 07/01/2019 tarihli yazıyla ilgilinin 09/03/1983 tarihinde neye istinaden göreve iade edildiğinin açıklanarak mahkeme kararına göre başlatılmış ise kararın bir örneğinin gönderilmesi ve 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasında geçen süresine ait aylıklarının ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise emekli keseneği ve kurum karşılıklarının gönderilip gönderilmediğinin bildirilmesinin istendiği, daha sonra Ankara Çevre ve Şehircilik İl

Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısı ile ilgilinin 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasında geçen süresine ait maaş bordrolarının sehven imha edildiği belirtilerek aylıklarının ödenip ödenmediğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanılmadığının bildirildiği, bunun üzerine Ticaret

Bakanlığına Personel Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan ve bir örneği de tarafına bilgi olarak gönderilen 18/02/2019 tarihli yazıda; 06/05/1981 tarihinde görevine son verildiği, Danıştay 5.

Dairesinin 26/05/1982 tarihli ve E.1981/1754 K:1982/6579 sayılı kararı gereğince 09/03/1983 tarihinde görevine iade edildiği, Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısı ile söz konusu tarihler arasında geçen süreye ait aylıklarının ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı bildirildiğinden, 01/06/1981-30/03/1983 tarihleri arasında ihraçta geçen süresinin fiili hizmet süresine eklenmesine imkan bulunmadığının bildirildiği, esasen yukarıda da belirtildiği üzere emeklilik keseneği ve kurum karlıklarının kesilmesi aylık ödeme şartına bağlı olup, kurumunca da ilgilinin 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasına ait aylıklarının ödendiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığı bildirildiğinden söz konusu süresinin fiili hizmet süresine eklenmesinin mümkün olmadığı,

4.5. Ticaret Bakanlığı İpekyolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak görev yapmakta iken 04/02/2019 tarihinde isteğiyle emekliye sevk edilen ilgiliye, 20/02/2019 tarihli ve 58826 sayılı işlem ile 2 nci derecenin 6 ncı kademesi intibakı ve 1100 ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki toplam 37 yıl 4 ay 14 gün hizmet süresine karşılık 15/02/2019 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmış (37) tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, Hususları belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 5510 sayılı Kanunun; “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ile beşinci fıkrasında;

“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.”

Yine aynı maddenin beşinci fıkrasında “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”

8. 5434 sayılı Kanunun 14,15,16 ile 31 inci maddesinin somut başvuruya ilişkin olan hükümlerinde;

5434 sayılı Kanunun 14/a, 15,16 ve 31 inci maddelerinde sırasıyla; 14/a maddesinde

iştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay %16 emeklilik keseneği kesileceği, 15 inci maddesinde emeklilik keseneğinin aylık ve ücret tutarları üzerinden alınacağı, 16 ncı maddesinde emeklilik keseneklerinin kurumlarca aylık, ücret veya ödeneklerin bordrolarında gösterileceği ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesileceği, 31 inci maddesinde de ancak yukarıdaki maddelerde belirtildiği gibi kesenek kesilmek suretiyle geçen sürelerin fiili hizmet müddeti sayılacağı hükme bağlandığı, bu hükümler birlikte incelendiğinde aylık veya ücret ödenmeyen sürelerde emekli keseneği kesilmeyen sürelerin ise fiili hizmet müddetinden sayılmasının mümkün olmayacağı,

9. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Memur bilgi sistemi, özlük dosyası başlıklı

109 uncu maddesinde;

Memurlar, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak kurumlarınca tutulacak personel bilgi sistemine kaydolunurlar. Her memur için bir özlük dosyası tutulur. Özlük dosyasına, memurun mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme, soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgesi verilmesine ilişkin bilgi ve belgeler konulur. Memurların başarı, yeterlik ve ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayrılmalarında veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde, hizmet gerekleri yanında özlük dosyaları göz önünde bulundurulur. Özlük dosyalarının tutulma esasları ile özlük dosyalarında yer alacak belgelere ilişkin usûl ve esaslar Devlet Personel

Başkanlığınca belirlenir.

10. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun “tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin d bendinde; Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, yine mezkur kanunun “Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi” başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. (2) Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır”

11. 18.10.2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin b bendinde; Arşiv belgesi: Son işlem tarihi üzerinden yirmi yıl geçmiş veya on beş yıl geçtikten sonra kesin sonuca bağlanmış bulunan ve günlük iş akışı içinde işlevi bulunmayan, varsa tâbi olduğu diğer mevzuatlar ile saklama planlarındaki saklama sürelerini tamamlayan, üretim biçimleri, donanım ortamları ne şekilde olursa olsun geleceğe, tarihi, siyasi, sosyal, kültürel, hukuki, idari, askeri, iktisadi, dini, ilmi, edebi, estetik, biyografik, jeneolojik ve teknik herhangi bir değer olarak intikal etmesi gereken ve bir bilgiyi içeren yazılmış, çizilmiş, resmedilmiş, görüntülü, sesli veya elektronik ortamlarda üretilmiş belgeyi, c bendinde; Arşivlik belge: Süre bakımından arşiv belgesi vasfını kazanmayan veya bu süreyi doldurmasına rağmen güncelliğini kaybetmeyen, hizmetin yürütülmesi açısından işlevi olan belgeyi, n bendinde; İmha: İleride kullanılmasına ve saklanmasına gerek görülmeyen, arşiv belgesi veya arşivlik belge dışında kalan, hukuki kıymetini ve bir delil olma vasfını kaybetmiş belgelerin yok edilmesi işlemini, r bendinde; Saklama planı: Belgelerin ne kadar süre ile saklanacaklarını ve bu süreler sonunda hangi işleme tâbi tutulacaklarını gösteren değerlendirmeleri,

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuruya konu uyuşmazlığın; başvuranın memurluk görevine son verildiği 06/05/1981

– 09/03/1983 tarihleri arasındaki 1 yıl 10 ay 3 günlük döneme ilişkin mali haklarının ödenip ödenmediği, eğer ödeme yapıldıysa, söz konusu döneme dair maaş bordrolarının, emekli keseneği ve kurum karşılıklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.

14. Somut olay incelendiğinde, Başvuran İpekyolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge

Müdürlüğünde memur olarak çalışıyorken 04/02/2019 tarihinde 37 yıl 5 aylık hizmet süresi ile emekliye ayrıldığı ve kendisine emekli aylığı bağlandığı, ancak 06/05/1981 – 09/03/1983 tarihleri arasına ait aylıkların ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı bildirildiğinden, söz konusu sürelerin fiili hizmet süresine eklenmesinin mümkün olmayacağı ifade edilmiştir.

15. Başvuranın sahte evrakla sınavı kazandığı gerekçesiyle 06/05/1981 tarihinde açığa alındığı, başvuran tarafından 24/04/1981 tarih ve 14/3-14469-6631sayılı bakanlık (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) işleminin iptaline yönelik dava açıldığı, Danıştay 5. Dairesinin 26/05/1982 tarih ve E:1981/1754, K:1982/6579 sayılı kararı ile göreve son verme işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı kararının verildiği, daha sonra karar düzeltme isteminin Danıştay 5. Dairesinin 23/11/1983 tarih ve E:1982/7217, K:1983/7692 sayılı kararıyla reddedildiği, ayrıca Ankara 4.

Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/1982 tarih ve K:1982/163 sayılı kararıyla hakkında beraat kararı verildiği, buna müteakip 03/03/1983 tarihli onayla 12. Derecenin 1. Kademesi maaşla

Ankara Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü memurluğuna atamasının yapıldığı ve 09/03/1983 tarihinde görevine başladığı, 30/09/1983 tarihli onayla 12. Derecenin 2. Kademesine 31/08/1984 tarihli onayla da 12. Derecenin 3. Kademesine yükseltildiği, başvuranın 12.

Derecenin 3. Kademesindeki 4 ay 15 gün kıdemine kadrodan çıkarıldığı 06/05/198109/03/1983 tarihleri arasındaki 1 yıl 10 ay 3 gün süreyi ilave etmek suretiyle almakta olduğu 12. Derecenin 3. Kademesindeki maaşının aynı derecenin 5. Kademesine yükseltilmesine karar verilmiştir.

16. Başvuran 04/02/2019 tarihinde 37 yıl 5 aylık hizmet süresi ile emekli olmuş olup, tarafına 2.703,53 TL aylık bağlandığı, ancak açıkta olduğu 1 yıl 10 ay 3 günlük sürenin hesaba katılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına hitaben yazılan 07/01/2019 tarihli yazı ile başvuranın 09/03/1983 tarihinde neye istinaden göreve iade edildiğinin açıklanarak ilgili mahkeme kararının gönderilmesi istenmiş, ayrıca açıkta geçen sürelere ilişkin aylıkların ödenip ödenmediğinin, ödenmiş ise emekli keseneği ve kurum karşılıklarının gönderilip gönderilmediğinin bildirilmesinin talep edildiği, buna mukabil

Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısı ile açıkta geçen sürelere ait maaş bordrolarının sehven imha edildiği, 15/08/2011 tarihli tutanak ile personele ait evrakların yerinde olmadığının kayıt altına alındığı, dolayısıyla aylıkların ödenip ödenmediğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.

17. Başvuranın talebiyle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumunun ifade ettiği üzere emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarının kesilmesi aylık ödeme şartına bağlı olup, ilgili kurumca da söz konusu dönmelere ilişkin aylıkların ödendiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu sürenin fiili hizmet süresine eklenmesinin mümkün bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak Maliye Bakanlığının 25/02/1983 tarih ve Bütçe Mali Kontrol Genel

Müdürlüğünün 81 sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde “Haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine göreve döndürülenlerin dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği” belirtilmiştir. Yani mahkeme kararı ile görevine döndürülenlerin herhangi bir talepte bulunmasına gerek olmadan ilgili idare tarafından işlemin tesis edilmesi gerektiği açıktır. Ancak somut olayımızda başvuranın açıkta olduğu dönemlere ilişkin belgelerin sehven imha edilmesi nedeniyle konuya ilişkin bilgi ve belgeye ulaşmak mümkün görülmemektedir.

Bu noktada başvurana böyle bir ödemenin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi için ispat yükünün kimde olacağı ve sonuçlarına kimin katlanacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

18. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi herkesin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu emretmektedir. Yargıtay 4 üncü

Hukuk Dairesinin, 05/12/2005 tarih, 2004/16700 Esas ve 2005/13115 Karar sayılı kararında ise ispat yükünün kime ait olacağı hususu; “ispat yükünün tarafların davadaki sıfatı ile bir ilgisi yoktur. Diğer yandan, yine kural olarak; ispat yükü, kolay başarabilecek durumda olana düşer ve olumsuzun kanıtlanması da istenilemez.” değerlendirmeleri ile açıklığa kavuşturulmaktadır.

Şu halde başvurandan açıkta olduğu sürelerin fiili hizmet süresine eklenmesi hususunda ispat yükü bakımından beklenilmesi gereken ve aslında bu konuda esas olarak üzerine düşen yükümlülük, mahkeme kararı neticesinde görevine tekrardan iade edilip edilmediği olarak değerlendirilmesinden ibarettir. Çalışma olgusunu ispat eden başvurandan, ayrıca idare tarafından bir ödemenin yapılıp yapılmadığını ispat etmesini beklemek, olumsuz bir durumun ispatlanması anlamına gelecek ve bu da ispat kurallarına aykırılık teşkil edecektir.

19. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün memur, işçi ve sözleşmeli personel ait evrakların arşivden kaybolması üzerine 15/08/2011 tarihli bir tutanak düzenlendiği, söz konusu tutanağa istinaden başvurana ait maaş bordro ve eklerinin de bu esnada sehven kaybolmuş olabileceği ifade edilmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28/06/2018 Tarihli ve 2018/69 Sayılı “Sicil Dosyalarındaki Kişisel Verilerin İmha Edilmesi

Hakkındaki” karar özetinde; Devlet memurlarının, memuriyet döneminde haklarında açılmış inceleme-soruşturma dosyalarına ilişkin evrakların imha edilmesi talebinin veri sorumlusu kamu kurumunca yerine getirilmemesi üzerine yapılan bir başvuruya ilişkin olarak kuruma yapılan başvuru hakkında ifade edildiği üzere “657 sayılı Kanunun “Memur Bilgi Sistemi, Özlük Dosyası” başlıklı 109 uncu maddesinde “Memur Bilgi Sistemi, Özlük Dosyası” başlıklı

109 uncu maddesinde her memur için bir özlük dosyasının tutulacağı ve bu dosyada memurun

mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme, soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgelerine ilişkin bilgi ve belgelerin konulacağı hükmüne; Kamu

Personeli Genel Tebliğinin (Seri No: 2) “D” bölümünde ise görevleri herhangi bir şekilde sona eren memurların özlük dosyalarının kurumlarınca saklanacağı hükmüne yer verilmiştir. Buna ek olarak, 16.05.1988 tarihli ve 19816 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in “Tarifler” başlıklı 3 üncü maddesinin b)

bendinde “Arşivlik malzeme: Yukarıdaki bentte sayılan her türlü belge ve malzemeden zaman bakımından henüz arşiv malzemesi vasfını kazanmayanlarla, son işlem tarihi üzerinden yüzbir yıl geçmemiş memuriyet sicil dosyaları, Devletin gerçek ve tüzel kişilerle veya yabancı devlet ve milletlerarası kuruluşlarla akdettiği ikili ve çok taraflı milletlerarası antlaşmalar, tapu tahrir defterleri, tapu ve nüfus kayıtları, aynı özellikteki vakfiyelerden ait oldukları kamu kurum ve kuruluşları ile il, ilçe, köy ve belediyelere ait sınır kâğıtları gibi belgeleri” şeklinde tanımlandığı ifade edilerek, Devlet memurlarının, memuriyet döneminde haklarında açılmış inceleme-soruşturma dosyalarına ilişkin evrakların imha edilme talebinin veri sorumlusu kamu kurumunca yerine getirilmemesi üzerine Kuruma yapılan başvuru kapsamında, imha edilmesi talep edilen kişisel bilgilerin, ilgili kişinin devlet memuru olduğu dönemde hakkında açılmış inceleme-soruşturma dosyalarına ilişkin evraklar olması ve bu itibarla söz konusu evrakların,

657 sayılı Kanun gereğince özlük dosyalarında saklanması gerektiği, Kamu Personeli Genel

Tebliğine (Seri No: 2) göre özlük dosyalarının dördüncü bölümünde yer alacağı ile görevi herhangi bir şekilde sona eren memurların özlük dosyalarının kurumlarınca saklanacağı ve

Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğe göre son işlem tarihi üzerinden yüz bir yıl geçmemiş memuriyet sicil dosyaları içerisinde yer aldığı hususlarından hareketle, 6698 sayılı

Kanunun 7 inci maddesinde belirtildiği üzere kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin de henüz ortadan kalkmaması dolayısıyla şikayetçinin talebinin veri sorumlusu tarafından karşılanmamasının uygun olduğuna karar verilmiştir. Söz konusu kararı somut olaya uyarladığımızda başvurana ait kişisel verinin imha edilmesinde ilgili idare üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek, telafi mümkün olmayan bir zarara sebep olduğu, dolayısıyla muhafaza etmesi gereken verileri gerekli özen ve sorumluluk altında saklamayarak açıkça kusurlu davranmıştır.

20. Bütün bu değerlendirmelerle birlikte, başvurana açıkta geçen sürelerine ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespitine yönelik işlemlerin muhatabının idare olduğu, nitekim

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün Kurumumuza gönderdiği cevabı yazıda, Maliye

Bakanlığının 81 sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğine istinaden; açıkta geçen süreye ait tüm hakların ödenmiş olduğunu, bu itibarla emekli keseneklerinin kesilerek emekli sandığına iletildiğini, ayrıca başvuran söz konusu döneme ait maaş ve diğer tüm hakları aldığını bildirdiğini, ancak söz konusu belgelerin sehven imha edilmesinden dolayı söz konusu dönemlere ait bordro ve diğer ödeme evraklarına ulaşılamadığını, başvuranın özlük dosyasının incelenmesinden başvuranın mahkeme kararı neticesinde görevine iade edilmesinin akabinde tarafına yapılmış ödemelerin Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından Sosyal

Güvenlik Kurumuna bildirilmesinin zorunlu olduğu açıktır. Zira böyle bir ödemenin yapıldığı tespit edilememesine rağmen, kurumlar arası yazışmalardaki eksiklik nedeniyle başvuranın mağduriyetine sebep verecek işlemlerin hukuka ve hakkaniyet aykırı olacağı aşikardır.

21. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın Danıştay 5. Dairesinin 26/05/1982 tarih ve E:1981/1754, K:1982/6579 sayılı kararıyla başvuranın görevine iade edildiği, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının (mülga) 11/01/1985 tarih ve A-09/14/3-14469 sayılı makam oluru ile başvuranın mali haklarının ödenmesine karar verildiği, dolayısıyla 16 numaralı paragrafta belirtilen Maliye Bakanlığının 25/02/1983 tarihli 81 sayılı Devlet

Memurları Kanunu Genel Tebliğine istinaden işlem yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasındaki döneme ait emekli kesenek ve kurum karşılıklarını talep etmesine rağmen, anılan idarece belgelerin sehven imhası neticesinde herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi işleminin; başvuranın mahkeme kararı neticesinde görevine iade edilmesi ve 11/01/1985 tarihli makam oluru birlikte değerlendirildiğinde hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle

“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun

“Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu

Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu şikâyetçiye 15/11/2019 tarihli ve 17997 sayılı yazı ile bildirilmiştir.”

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın, açıkta olduğu 06/05/1981-09/03/1983 tarihleri arasındaki 1 yıl 10 ay 3 günlük süresinin fiili hizmet süresine eklenmesi ve 39 yıl 14 gün hizmet süresi üzerinden emeklilik işleminin yapılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Başvurana ait belgelerin sehven imha edilmesi işleminde idarenin gerekli özen ve hassasiyeti yerine getirmemesinden dolayı, bundan sonraki işlemlerinde “iyi yönetim ilkeleri” kapsamında hareket etmesi hususunda ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ve ÇEVRE VE

ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ile ÇEVRE

VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi