|
ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kendisine fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle 15.510,74 TL borç çıkarıldığını ve her ay emekli maaşından 750 TL kesinti yapıldığını ifade ederek, bu kesintinin iptalini talep etmiştir. Yapılan incelemelerde, başvuranın 2000 yılı sonrası hizmetlerinin maaş hesaplamasında 2000 yılı öncesi gibi değerlendirilmesi sonucu fazla aylık bağlandığı ve bu durumun Kurum hatası nedeniyle geriye dönük beş yıl için talep edildiği belirlenmiştir. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan temel bir insan hakkıdır ve Anayasa, devletin bu güvenliği sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, yersiz ödemeleri tahsil etme yetkisini 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi çerçevesinde kullanmakta ve bu durum kamu yararı açısından meşru bir amaç taşımaktadır. Başvuranın durumunda, yapılan fazla ödemenin Kurumun hatalı işlemi sonucunda tespit edildiği ve bu nedenle yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinin kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygun olarak yürütüldüğü, ancak başvuru yollarının belirtilmemesi nedeniyle iyi yönetim ilkelerine tam olarak uyulmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuran, bu karara karşı dava açma hakkına sahiptir. |
belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanununun
5.1. 36 ncı maddesinde, “Yaşlılık aylığı, sigortalının, 50 nci maddede belirtilen gelir basamaklarından son defa prim ödediği gelir basamağının % 70 i oranında hesaplanır. Bu oran,
25 yıldan fazla prim ödenmiş olması halinde, fazla olan her tam yıl için % 1, sigortalıya 35 inci
maddede belirtilen yaşlardan sonra aylık bağlanması halinde ise, fazla olan her tam yaş için %
1 artırılır. Yaşlılık aylığı her halde yaşlılık aylığına esas olan gelirin % 90 ını aşamaz.”
5.2. 4447 sayılı Kanunun 39 uncu maddesiyle değişik 36 ncı maddesinde, “Yaşlılık aylığı, sigortalının, sigortalılık süresi içinde aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamanın aylık bağlama oranı ile çarpılması suretiyle hesaplanır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için
%3,5 takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmi beş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.
Birinci ve ikinci fıkralara göre hesaplanan yaşlılık aylığı, ayrıca, gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay için, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim
oranları kadar artırılır.
Bu Kanuna göre bağlanan yaşlılık, malullük ve ölüm aylıkları, her ay bir önceki aya göre Devlet
İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları
indeksindeki değişim oranları kadar artırılır. ” 5.3. Geçici 11 inci maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bağlanan malüllük, yaşlılık ve ölüm aylıkları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen son aylık tutarlar esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 36 ncı maddenin son fıkrası hükmüne göre artırılarak ödenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile, b) Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu
Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı, Toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, bu Kanunun 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre artırılır.
İkinci fıkraya göre bağlanacak aylık, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz.
Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlara bağlanacak malüllük ve ölüm aylıkları, sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra sigortalılık süresinin bulunması halinde, bu süreler esas alınarak hesaplanır.” 6. 5510 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonunda, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumunun gerekli araştırmayı yapmaksızın kendisine fazla ödeme yapıldığından bahisle tarafına 15.510,74 TL borç çıkardığını ve her ay emekli maaşından 750 TL kesinti yapıldığını belirtmekte olup emekli aylığından yapılan haksız kesintinin iptal edilmesini talep etmektedir.
9. Başvuruya ilişkin yapılan incelemede; başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki ihtilafın, başvuranın 2000 yılı sonrası hizmetlerinin maaş hesabı sırasında 2000 yılı öncesinde geçmiş gibi dikkate alınarak fazla aylık bağlanması ve akabinde fazla bağlandığı tespit edilen tutarın Kurum hatası nedeniyle geriye dönük beş yıllık kısmın başvurandan istenmesinden kaynaklandığı görülmektedir.
10. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkı olması sebebiyle, “sosyal hukuk devleti” olgusunu oluşturan temel kavramlardan birisidir. Bu esastan hareketle Anayasamız, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ıncı madde ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu kabul etmiş, Devlet’in de, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla yükümlü olduğunu düzenlemiştir. Böylece, vatandaşlara bu konuda anayasal bir hak tanınırken, devlete de onların bu haktan yararlanmasını sağlayacak şartları hazırlama görevi yüklenmiştir.
11. Hukuk devletinin gereği olarak, sosyal risklerin bu risklerle karşılaşan insan üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla ekonomik ve sosyal gelişmelere bağlı olarak yenilenen sosyal politikalar çerçevesinde yasalarla düzenlenmektedir. Sosyal güvenlik politikaların anlamları sosyal risk kavramından hareketle belirlenmektedir. Bireyin ekonomik güvencesini sarsan riskler değişik görünümlerde ortaya çıkar, bu risklerin sınırlarını belirlemek aynı zamanda sosyal güvenliğin kapsamını da belirleme anlamına gelir.
12. Sağlık hizmetlerine ihtiyaç öngörülemez olup, tamamen rastlantısaldır. Kişi her an hiç ummadığı bir hastalık veya kazayla karşılaşıp, tahmin etmediği ölçüde bir maliyetle yüzleşebilir. Bazı durumlarda ise, yakalanılan bir hastalık sadece kişiyi tehdit etmekle kalmaz, başta yakınları olmak üzere geniş kesimleri de tehdit eder hale gelebilmektedir. Sağlık hizmetleri ertelenemediğinden ve yeri başka bir şeyle ikame edilemediğinden, bu ihtiyacın karşılanması zorunludur. Bu nedenle sosyal güvenlik hakkı uluslararası sözleşmelerde ve
Anayasamızda kişiler için temel ve vazgeçilemez bir hak olarak öngörülürken, bu alanda devlete bir takım yükümlülükler getirilmiştir.
13. Anayasa Mahkemesi’nin 15/12/2006 tarihli 2006/111 E.ve 2006/112 K. sayılı
Kararında; Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin doğal bir sonucu olduğuna karar vermiştir.
14. İdarenin kendi hatası bile olsa sigortalılardan 5510 Sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince başvuru sahibinden yersiz ödemeleri tahsil etmesi yönündeki idari işlem, kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşımaktadır. Zira aksi durum, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden de adil olmayan sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına geleceğinden, kamu yararıyla da örtüşmeyecektir. Dolayısıyla idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen aylıkların iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
15. 1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile Geçici 11 nci maddelerine bakıldığında, 2008 yılı Ekim ayı öncesinde tahsis talebinde bulunan 4/1-b kapsamındaki sigortalıların aylıklarının bu tarihten önce yürürlükte bulunan gösterge ve 4447 sayılı Kanununla getirilen sisteme veya sigortalılık başlangıç tarihi 2000 yılı sonrası olanlar için ise sadece 4447 sayılı Kanununa göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
16. Somut olay kapsamında başvurana 9137 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01/01/2008 tarihinden itibaren 4/1(b) kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, ancak 2000 öncesi 6261 gün, 2000-2008 arası 2876 gün olarak değerlendirme yapılması gerekirken tüm prim ödeme gün sayısının hatalı olarak 2000 yılı öncesi olarak değerlendirildiğinin tespit edildiği ve başvurana daha önce ödenen aylıkların yeniden hesaplandığı, fazla ödeme yapıldığının anlaşılması üzerine yersiz yapılan ödemelerin başvurandan geri istediği, anlaşılmaktadır.
17. Dolayısıyla başvurana yapılan fazla ödemenin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 28/09/2017 tarihinde tespit edildiği, başvurandan tahsil edilecek tutar hesaplanırken tespit tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içindeki fazla ödemenin esas alındığı, dolayısıyla söz konusu ödemenin Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığının kabul edildiği, yapılan işlemin
5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine uygun olduğu
anlaşılmıştır.
18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri, değinilen Anayasa Mahkemesi kararı ile dosya içindeki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; idarenin hatalı işlemi sonucunda başvurana yapılan yersiz ödemelerin başvurandan kısmen tahsili kapsamında yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi