ÖZET: Başvuran, 2017 yılında vefat eden eşinden 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı almakta iken, 2002 yılında ölen babasından 2926 sayılı Kanun çerçevesinde ölüm aylığı talep etmiş, ancak bu talep Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reddedilmiştir. Başvuran, bu reddin hukuka aykırı olduğunu belirterek Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmuştur. Kurum, başvuruyu değerlendirirken, ilgili mevzuatın ve başvuranın durumunu incelemiş, 5510 sayılı Yasanın geçici maddeleri gereği, ölüm sigortası kapsamında hak sahipliğinin belirlenmesinde sigortalının ölüm tarihindeki mevzuatın geçerli olduğunu tespit etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın babası üzerinden ölüm aylığı talep etmesinin mümkün olmadığını, zira 2926 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olabilmek için belirli koşulların sağlanması gerektiğini ifade etmiştir. Bu koşullar arasında, başvuranın herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan gelir almaması şartı bulunmaktadır. Dolayısıyla, başvuranın hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alması mümkün görülmemiştir. Nihayetinde, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesini hukuka uygun bulmuş ve bu doğrultuda bir karar alınmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/2793-S.20.4549

BAŞVURU NO : 2019/14627

KARAR TARİHİ : 21/02/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasından dolayı ölüm aylığı alma talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 26/08/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; 13/03/2017 tarihinde ölen eşinden 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı almakta iken 07/11/2002 tarihinde ölen babasından da 2926 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alma talebiyle 27/03/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 05/11/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü

tarafından gönderilen 06/01/2020 tarihli ve … sayılı yazıda özetle:

2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 1 inci maddesinin “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır” amir hükmü gereği, ölüm sigortasında sigortalılar ve hak sahiplerine ilişkin koşullar sigortalının ölüm tarihinde geçerli mevzuata göre belirlendiği, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim

2008 tarihinde önce ölen sigortalının hak sahibine 1479 sayılı Yasayanın 45 inci maddesine

göre ölüm aylığı bağlandığı, 2.2. 01/01/1984 tarihinde yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanunun 4956 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 27 maddesinde, hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için 3 yıl tam yıl sigortalılık süresi arandığı, bunun yanında anılan maddenin (c) bendinin ayrıca; herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık ve gelir almamayı aradığını, 3. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında 05/12/2017 tarihinde yapılan değişiklik gereği 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir ve aylıların bağlanmasında sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanmasında ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların belirlenmesinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümlerinin uygulanmasının düzenlendiğini, 4. 06/11/2018 tarihli 2018/38sayılı Genelgenin “Ölüm Sigortası” başlıklı İkinci Kısım

Dördüncü Bölümünün “2.3. 05/12/2017 Tarihli Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde

Yapılan Değişikliğe Göre Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar” alt başlığında ise; sigortalının ölüm tarihinin Ekim 2008 olduğu halde aylığın Ekim 2008 tarihinden sonra ilk defa bağlanacağı durumlarda hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin esas alınacağının, 4.1. “Gelir Ve Aylıkların Birleştirilmesi” başlıklı Dördüncü Kısım Üçüncü Bölümün “3.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmelik Değişikliği Gereğince Birden Fazla Gelir/Aylığa Hak

Kazananlar” alt başlığında ise; Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat eden eden eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken ölüm tarihi Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra ölen babasından/annesinden dolayı farklı ya da aynı statü kapsamında 5/12/2017 tarihinden sonra ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılarak tercih edeceği aylığının ödeneceğinin düzenlediği, 5. Buna göre başvuranın Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat eden eşinden dolayı 4/1-(a)

kapsamında ölüm aylığı almakta iken 07/11/2002 tarihinde ölen babasından dolayı 27/03/2017 tarihinde 4/1-(b) kapsamında ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı, ancak 05/12/2017 tarihinden sonra 4/1-(b) kapsamında babasından dolayı bağlanacak ölüm aylığını tercih ederek talepte bulunması halinde 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükmü uyarınca eşinden aldığı aylığı kesilerek babasından dolayı aylık bağlanabileceği, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

8. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunun

“Ölüm sigortasından aylık bağlanma şartları” başlıklı 23 üncü maddesinde; a) Ölüm tarihinde an az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olan, b) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya yazılı olarak istekte bulunup malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandıktan sonra ölen, c) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylıkları kesilmiş iken ölen, d) En az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olanlardan 21 inci maddeye göre toptan ödeme isteğinde bulunmakla beraber toptan ödeme yapılmadan ölen, Sigortalının hak sahiplerine yazılı istekleri üzerine aylık bağlanır. Ancak, sigortalı iken geçirdiği iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölenler için bir tam yıl prim ödemek yeterlidir. Şeklinde ifade edilmiştir. 7.

2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunun “Eş ve

çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27 nci maddesinde; “Ölen sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarda aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır. Ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 26 ncı madde gereğince yapılacak toptan ödeme tutarının; a) Dul karısına % 50’si; aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise % 75’i, b) Sigortalı kadının ölüm tarihinde çalışamayacak durumda malul veya 55 yaşını doldurmuş olup da geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen kocasına % 50’si, aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise

% 75’i, c) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25’i, d) Sigortalının ölüm tarihinde veya sonradan eşine veya çocuklarına yapılması gereken tahsisin toplamı sigortalıya ait tahsisten aşağı olursa artan kısım eşit paylar halinde, geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına, her birinin hissesi sigortalıya ait aylığın en çok % 25’i olacak şekilde, Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir. Hak sahiplerine bağlanacak aylıklara esas aylık tutarı, birinci basamak göstergesinin katsayı ile çarpımının % 50’sinden az olamaz. Bu miktarın, hak sahibi bir kişi ise % 80’inden, iki kişi ise % 90’ından, iki kişiden fazla ise % 100’ünden az aylık bağlanamaz. Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanırlar. Hak sahibi eş ve çocuklara yapılacak tahsisin toplamı, sigortalıya ait aylık veya toptan ödeme tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için, gerekirse hak sahiplerinin tahsis miktarından orantılı olarak indirimler yapılır.” İfade edilmiştir. 8. 2926 sayılı Tarımda Kendi

Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunun Ölüm sigortasından bağlanan aylığın kesilmesi başlıklı 28 inci maddesinde; “Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir.

Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki eşinden de aylık almaya hak kazanan dul eşe bu aylıklardan fazla olanı ödenir. Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden dönem başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin son bulması halinde, bu tarihi takibeden aybaşından itibaren herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmamak veya buralardan aylık veya gelir almamak kaydıyla yeniden aylık bağlanır. Sigortalının erkek çocuklarına bağlanan aylıklar; çocuğun 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar devam eder. Belirtilen yaşları doldurdukları tarihlerde çalışamayacak durumda malul olan çocukların aylıkları, bu yaşları doldurduktan sonra da kesilmez.” 9. 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve

2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya

hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” Şeklindedir.

10. 5510 sayılı Yasanın “Aylık ve gelirin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi “Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı bağlanır.” 11. 01/03/2018 tarihli ve 2018/9 sayılı, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Değişiklikleri

Konulu Genelgenin “2008/Ekim Aybaşından Önce Ölen Sigortalıların Hak Sahiplerine

Ölüm Aylığı Bağlanması başlıklı 9 uncu Maddesi: “ 5510 sayılı Kanunun geçici 1.

maddesinin ikinci fıkrası; “17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı,

17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı

kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8.2.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ Celile Özlem TUNÇAK’ IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuranın eşinin ölümden sonra ayrıca hak sahibi olarak 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının sigortalı dosyasından dolayı ölüm aylığı bağlanma talebinin incelenmesinde öncelikle, aylık bağlanmasında hangi mevzuattın esas alınacağının belirlenmesi ve bu mevzuat kapsamında başvurana eşinden dolayı hem 506 sayılı Kanun kapsamında hem de 2926 sayılı Kanun kapsamında babasından ölüm aylığının bağlanıp bağlanamayacağının incelenmesi gerekmektedir.

14. Bilindiği üzere sosyal güvenlik, bireylerin yarından emin olması gayesi ile toplumsal hayat içinde ekonomik destekleyerek, muhtaçlığa düşülmesini önlemeyi, sosyo – ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir temel insan haklarından biridir.

15. Sosyal güvenlik sistemleri sosyal koruma ilkesine binaen, sosyal yönden en fazla gereksinimleri olanları koruma, onları güvenceye kavuşturma ve bu kişilerin sosyal güvenlik şemsiyesi atında yaşamlarını sürdürmelerini amaçlanmaktadır. Ölüm, sosyal güvenlik sitemi içerisinde gerçekleşmesi ile geçimleri sigortalı tarafından sağlananalar bakımından güvence altına alınan kesin bir risktir. Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden yani sigortalının geride kalanları bakımından etkili olacaktır. Daha yalın bir ifade ile ölüm, gerçekleşmesi kesin bir risk olarak sigortalının geride kalanlarını sosyal koruma altına alarak sosyal güvenliğin konusunu oluşturmaktadır. Ölüm sigortasına hak kazanmada bu bakımdan öncelikle sigortalının, ölüm sigortasına hak kazanma bakımından kanun koyucu tarafından sosyal politikalar doğrultusunda belirlediği şartları yerine getirmesi ve de ayrıca geride kalanların, hak sahipliğine ilişkin belirlenen koşulları yerine getirmesine yönelik iki ayrı tespitin yapılması gerekir.

16. Her uyuşmazlığın yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre çözümlenmesi kuralı gereğince ölüm sigortasından da aylık tahsislerinde ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Nitekim

5510 sayılı Yasanın geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası da ölüm sigortasında sigortalılara

ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde geçerli mevzuatta göre belirleneceğine ilişkin hükme amirdir.

17. Bu durumda öncelikle başvurasının geride kalan olarak sosyal güvenlik hakkından yararlanma talebinin hangi kanun kapsamında değerlendirileceğinin saptanması gerekmektedir.

Başvuranın babasının tabi olduğu 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar

Sosyal Sigortalar Kanunun “Eş ve çocuklara tahsis yapılması” başlıklı 27 nci maddesi 04/10/2000 tarihli 619 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile değiştirilmiş ve bu değişiklik

Anayasa Mahkemesinin 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren 26/10/2000 gün 2000/612000/34 kararı ile iptal edilmiştir.

18. Söz konusu değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra 24/07/2003 tarihli 4956 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi ile 2926 sayılı Kanunun yaşlılık, ölüm sigortası (emekli – dul – yetim aylığı) yani tahsis ve sağlık sigortası uygulamalarıyla ilgili maddeleri yürürlükten kaldırılmış ve dolayısıyla Tarım Bağ-Kur sigortalıları da tahsis uygulamaları yönünden Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar gibi 1479 sayılı

Bağ-Kur Kanununa tabi hâle gelmişlerdir.

19. Ne var ki başvuranın babasının ölüm tarihi olan 07/11/2002 tarihinde 2926 sayılı Kanun halen yürürlükte olup kapsamındaki hak sahibi kız çocuklarına ilişkin tahsis talebinde bulunma şartları anılan Kanunun 27 nci maddesinde düzenlenmiştir. 2926 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25′ inin aylık veya toptan ödeme şeklinde verileceği hükme bağlanmıştır. Kanun metninden de açıkça görüldüğü üzere

2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıların hak sahipleri çocuklarına aylık bağlanabilmesi için

bunların herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık veya gelir almaması şartı aranmaktadır.

20. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde başvuruyu incelediğimizde başvuranın 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının sigorta dosyası üzerinden hak sahibi olarak ölüm aylığı talebinde bulunma imkanının ancak eşinin ölüm tarihi olan 13/03/2017 tarihinde doğduğu anlaşılmakla birlikte hak sahipliği sıfatının kazanılması bakımından başvuranın babasının ölüm tarihinde yürükte olan yürürlükte olan 2926 sayılı Yasanın 27 nci maddesinin amir hükmü gereğince ise hak sahipleri çocuklara aylık bağlanabilmesi için bunların herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık veya gelir almaması şartının arandığı bu nedenle 2926 sayılı

Kanun kapsamında sigortalı olan babadan dolayı da ayrıca ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

21. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanunun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere yapılan sosyal güvenlik reformu ile de 1479 sayılı

Yasada hükmolunan şartların aranmasına devam ederek hem eş hem de anne/babadan çift aylık bağlanmasına cevaz verilmemiştir.

22. Sonuç olarak başvuruya ilişkin yapılan değerlendirmede başvuranın 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan babasından ölüm aylığına ilişkin hak sahipliği statüsünün kazanılmasının tespitinin babası ve eşinin ölüm tarihleri dikkate alınarak yapılan incelemesinde; 2926 sayılı Yasanın, kapsamındaki hak sahipliği şartlarını düzenleyen 27 inci maddesi hükmünün aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kanunları kapsamında gelir ve aylık almaya cevaz vermediği anlaşıldığından başvuranın ayrıca babasının sigortalı dosyası üzerinden ölüm aylığından yararlanmasının mümkün olmadığına, nitekim daha sonra 2008 sayılı sosyal güvenlik reformu kapsamında düzenlenen 5510 sayılı Yasa hükmünün de bu yönde olduğunu anlaşıldığından idare tarafından başvurana ayrıca babasının sigorta dosyası üzerinden ölüm aylığı bağlanmaması işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle

“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

24. Bununla birlikte ayrıca vurgulanmalıdır ki 5510 sayılı Kanunla yeni bir sosyal güvenlik sistemine geçilerek farklı sosyal güvenlik sistemlerinin tek bir şemsiye altında birleştirilmesi ile gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformunun amaçlarından biri olan sosyal güvenliğin tekleştirilmesi ilkesinin hayata geçmesi amacıyla öngörülen kurallar bütününde uygulama birliğinin sağlanmasının, bu reformun amacı ve hedefi olmasının doğal sonucu olarak farklı sigorta statülerine tabi tüm sigortalıların geride kalanlarına hak sahibi olarak tahsis talebinde bulunabilmeleri için aynı şartlar öngörülmüş, ancak Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar bakımından ise geçiş hükmü ile önceki mevzuat hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

25. 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmakta olan Sosyal Sigorta

İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 4 üncü maddesi “Ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hallerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümleri, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmişken 05/12/2017 tarihinde yapılan değişikle anılan madde “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir.

26. Görüldüğü üzere 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın uygulanmaya konulduğu ilk günden itibaren anılan yönetmelikle ölüm sigortasın bakımından hak sahiplerine ilişkin koşulların belirlenmesinde, ölüm tarihindeki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmaktayken, 2017 yılında getirilen değişikle hak sahiplerine ilişkin koşulların belirlenmesi için hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki kanun hükümlerine bakılacağı düzenlenmiştir.

27. Bir diğer ifadeyle hak sahipliğine ilişkin koşulların belirlenmesinde 5510 Kanunun yürürlük tarihinden itibaren ölüm tarihinde yürürklükte bulunan mevzuatta göre işlem yapılması istikrar kazanmışken yönetmelikte yapılan değişiklikle ilgili mevzuat olarak geride kalanların hak sahibi olarak tahsis talebinde bulunabilme imkanın belirlenmesinde hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki sosyal güvenlik mevzuatına bakılması yoluna geçilmesinin, beklenen hakkın kazanılması bakımından yeni bir durumdur. Anayasa Mahkemesinin 29/03/2017 tarih ve E.:2017/47, K.:2017/84 sayılı Kararında; bir statüye bağlı olarak ileriye dönük gerçekleşmesi beklenen hak olarak tanımladığı beklenen haklara ilişkin olarak ise önceki mevzuatla öngörülen “haklı ve meşru beklentilerin” dikkate alınarak ve de ayrıca bu hususlara ilişkin geçiş hükümlerinin düzenlenmesi gerektiği, bu kapsamda ki bir düzenlemenin ise yönetmelikle değil yasa ile yapılmasının hukuk devleti ilkesinin doğal gereği olduğu düşünülmektedir.

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi