ÖZET: Başvuran, babasından aldığı BAĞ-KUR ölüm aylığının kesilmesi ve bu süreçte kendisine çıkarılan borcun iptali için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvuruda bulunmuştur. Başvurusunda, 2006 yılında babasından dolayı ölüm aylığı almaya başladığını ve SGK’nın kendisine gönderdiği yazıda, gelirinin brüt asgari ücretten fazla olduğu gerekçesiyle aylığının durdurulduğunu belirtmiştir. Başvuran, bu durumu haksız bulmakta ve kesilen aylıkların yasal faiziyle birlikte kendisine iade edilmesini talep etmektedir.

SGK, başvuranın eşinden aldığı ölüm aylığının brüt asgari ücretin üzerinde olduğunu tespit ederek, bu nedenle babasından aldığı ölüm aylığını kesmiştir. Ancak, başvurunun incelenmesi sonucunda, başvuranın durumunun yasal düzenlemeler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın aylıklarının kesilmesi ve geri alınan ödemelerin yasal faiziyle iade edilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın babasından dolayı aldığı ölüm aylığının kesilmesi ve bu süreçteki borç çıkarma işleminin geri alınması gerektiği vurgulanmıştır. SGK’nın, bu karar doğrultusunda gerekli işlemleri 30 gün içinde tamamlaması beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/4719-S.20.7557

BAŞVURU NO : 2019/17530

KARAR TARİHİ : 25/03/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın, geçimini sağlayacak başka bir geliri bulunduğu

BAŞVURUNUN KONUSU :

gerekçesiyle kesilen ve ödenmeyen babasından dolayı aldığı

BAĞ-KUR ölüm aylıklarının tarafına yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 04/10/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; 1969 yılında evlendiği esinin 2003 yılında vefat etmesi üzerine İş Bankasından emekli olan esinden dolayı ölüm aylığı aldığını 2006 yılında babasından dolayı ölüm aylığı almaya başladığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen yazıyla, 1982 yılından itibaren babasından dolayı ölüm aylığı aldığı almakta olduğunu, bu miktarın borç çıkarıldığını bildirildiğini belirterek, kendisine çıkarılan borcun iptal edilip tarafına iade edilmesi talebinin talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 17/01/2020 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazılarına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 21/02/2020 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 2.1. Başvurana 10/09/2006 tarihinden itibaren babasının sigortalı dosyası üzerinden 4/1-(b)

statüsünde ölüm aylığı bağlandığı, 10/05/2018 tarihli ve sayılı denetim raporuna istinaden 01/10/2011-30/09/2016 tarihleri arasında gelirinin brüt asgari ücret tutarından fazla olması nedeniyle aylığının durdurularak, tarafına yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendine göre kurum hatası kapsamında olduğu değerlendirilerek, tespit tarihinden geriye doğru gidilerek 01/05/2013 tarihinden itibaren 29.156,07 TL borç çıkartıldığı, borcun 25.062,87 TL tutarlık kısmı tahsil edilmiş olup kalan borcu 4.093,20 TL’ olduğu, 2.2. 5510 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.”

2.3. Ölüm sigortasında gerek sigortalıya gerekse hak sahibine ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde yürürlükte olan kanuna hükümlerine göre değerlendirildiği, 20/09/1998 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının c bendinde; “18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocukların her birine % 25’i, … Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir.” hükmünü amir olduğunu,

2.4. Devredilen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 13/06/1996 tarihli ve 1996/135 sayılı Kararı ile “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” kriterinin “1475 sayılı İş

Kanununun 33 üncü maddesi gereğince 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret” olarak belirlendiği, 2.5. Başvuranın eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığının brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun 10/05/2018 tarihli ve sayılı denetmen raporu ile tespit edildiği, Kurum hatası kapsamında yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların tespit tarihinden itibaren 5 yıl geriye gidilerek 01/05/2013 tarihinden itibaren 4/1-(b) statüsünde ödenmiş olan aylıkların 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesi gereğince faizsiz borç oluşturulduğu, 2.6. SGK Yönetim Kurulunun 18/08/2016 tarihli ve sayılı Kararında;

“1) Yönetim Kurulumuz karar tarihinden sonra ilk kez ölüm aylığı bağlanacak hak sahipleri yönünden uygulanmak üzere, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendi kapsamında sigortalı sayılanların kız çocuklarının hak sahipliği koşulunu yerine getirip getirmediğini tespitinde 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesindeki hükümlerin esas alınarak işlem yapılmasına ve halen aylık almakta olanların hak sahipliği koşullarının belirlenmesinde de aynı madde hükümlerine göre işlem tesis edilmesine;

2) “01/10/1972-03/10/2000” dönemi ile “08/08/2001-01/08/2003” dönemi arasında vefat eden

1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar üzerinden daha önce aylık bağlanmış kız çocuklarından

bugün itibarıyla aylıkları kesilmiş olanlar ile daha sonra aylıkları kesilecek olanların aylık bağlanmasına hak kazanıp yeniden aylık bağlanması talebinde bulunmaları halinde, “geçimini sağlayacak gelirin” tespiti işlemlerinde, devredilen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Yönetim

Kurulunun 13/6/1996 tarihli ve 1996/135 sayılı kararı ile belirlenen “1475 sayılı İş Kanununun

33 üncü maddesi gereğince 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen

asgari ücret” kriterinin “5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), ve (e)

bentleri hariç bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmamak veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olmak” şeklinde değiştirilmesine ve bu değişikliğin Kurulumuz karar tarihinden sonra yeniden ölüm aylığı bağlanacak kız çocukları için uygulanmasına karar verilmiştir.” denildiği ve Yönetim Kurulunun 08/09/2016 tarihli ve 310 sayılı kararı ile de uygulamanın 01/10/2016 tarihinden itibaren başlatılmasına karar verildiği, 2.7. Buna göre, başvurana 4/1-(b) statüsünden yersiz ödenmiş olan ölüm aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince borç oluşturularak tahsil edildiği, diğer taraftan anılan Yönetim Kurulu kararındaki şartları taşıyor olması nedeniyle de 01/10/2016 tarihinden itibaren tarafına 4/1-(b) statüsünden ölüm aylığı bağlandığı, 2.8. Bununla birlikte başvurana gönderilen 13/07/2018 tarihli ve sayılı yazıda sehven aylık başlangıç tarihi olarak, babasının vefat ettiği 25/11/1982 tarihinin aybaşı olan 01/11/1982 olarak bildirildiğinin, ölüm aylığının 01/09/2006 tarihinden itibaren bağlandığı hususları ifade edilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu Kanununun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı mülga

45 inci maddesinin ikinci fıkrasının c bendinin;

5.1. Başvuranın babasının vefat ettiği 20/09/1998 tarihinde yürürlükte olan hali; “18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını)

doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocukların her birine % 25’i,”, 5.2. 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değişik hali; “Onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yükseköğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i” , 6. 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve

2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya

hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran tarafından özetle, babasından dolayı aldığı Bağ-Kur yetim aylığının haksız yere kesildiği ve tarafına borç çıkarıldığı belirtilerek kesilen aylıkları ile aylıklarının kesildiği tarih ile yeniden bağlandığı tarih arasında ödenmeyen yetim aylıkların tarafına yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmektedir.

9. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca özetle, babasından dolayı Bağ-Kur yetim aylığı alan başvuranın aynı zamanda eşinden dolayı Türkiye İş Bankası A.Ş.’ ye ait banka sandığı kapsamında ölüm aylığı aldığı, bu nedenle Bağ-Kur kapsamında yetim aylığı ödenmesi için aranan “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” (brüt asgari ücretin üzerinde geliri olmamak) şartını taşımadığının tespit edildiği, bunun üzerine başvuranın yetim aylığının kesildiği, çıkarılan borcun da başvuranın ölüm aylığından kesilmek suretiyle tahsil edildiği, diğer taraftan, Bağ-Kur yetim aylığı ödenmesi için aranan “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartının tespitinde kullanılan brüt asgari ücret kriterinin 2016 yılında Kurumlarının

Yönetim Kurulu kararı ile 5510 sayılı Kanun kapsamında (5/1-(a), (b) ve (e) bentleri hariç)

çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir/aylık almama şeklinde değiştirildiği bildirmiştir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın, eşinden İş Bankası Sandığı kapsamında ölüm aylığı alan başvuranın babasından dolayı 4/1-(b) kapsamında ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

11. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın, 22/03/2003 tarihinde vefat eşinden dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığı, daha sonra başvuranın SGK’ ya 01/08/2006 tarihinde yaptığı tahsis talebiyle 25/11/1982 tarihinde vefat eden babasından dolayı da 14/08/2006 tarihli tahsis talebine istinaden 01/09/2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı, 2013/26 sayılı Kurum Genelgesi gereği eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının brüt asgari ücretin üzerinde olması nedeniyle “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartını taşımadığı anlaşıldığından babasından dolayı 4/1-(b) statüsünde aldığı ölüm aylığının 10/05/2018 tarih ve

HG/110 sayılı Denetmen Raporuna istinaden 01/10/2011-30/09/2016 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince borç oluşturulduğu, SGK Yönetim Kurulunun geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartının tespitindeki brüt asgari ücret kriterini 5510 sayılı Kanun kapsamında (5/1-(a), (b) ve (e) bentleri hariç)

çalışmamak veya kendi sigortalılığından dolayı gelir/aylık almamak şeklinde değiştirmesi üzerine babasından dolayı aldığı ölüm aylığının 01/10/2016 tarihi itibarıyla yeniden bağlandığı anlaşılmaktadır.

12. Her uyuşmazlığın yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre çözümlenmesi kuralı gereğince ölüm sigortasından da aylık tahsislerinde ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Nitekim

5510 sayılı Yasanın geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası da ölüm sigortasında sigortalılara

ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde geçerli mevzuatta göre belirleneceğine ilişkin hükme amirdir. Bu durumda öncelikle başvurasının geride kalan olarak sosyal güvenlik hakkından yararlanma talebinin hangi kanun kapsamında değerlendirileceğinin saptanması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde başvuruyu incelediğimizde başvuranın 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının sigorta dosyası üzerinden hak sahibi olarak ölüm aylığı talebinde bulunma imkanının ancak eşinin ölüm ile mümkün olduğu bu tarih itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre ise 1479 sayılı Kanunun “ölüm aylığının başlangıcı” başlıklı 43 üncü maddesinde yer alan

“Sigortalının ölümde hak sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığı hak kazandıkları tarihten sonraki aybaşından başlar.” hükmü de uyuşmazlığın çözümü için başvuranın babasının ölüm tarihindeki kanuni düzenlemelerin incelenmesi gerektirmektedir.

13. Başvuranın babasının vefat ettiği 25/11/1982 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1479 sayılı

Kanunun 45 inci maddesinde, sigortalıların; geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağının düzenlendiği görülmektedir.

14. Öte yandan anılan maddede zaman içinde çeşitli değişiklikler yapılmıştır. İlk olarak maddedeki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu 04/10/2000 günü Resmî

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kapsamdaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmişse de Anayasa Mahkemesi’nin 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren 26/10/2000 gün 61/34 sayılı kararı ile söz konusu KHK iptal edilmiş ve son olarak Anayasa mahkemesinin iptal kararının ardından bu kez 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, yeniden “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiştir. Nitekim sosyal güvenlik sisteminin yapılandırılarak sigortalı ve hak sahiplerinin yükümlülüklerinin ve haklarının yeniden belirlendiği 5510 sayılı Kanunda da evli olmayan kız yetimlere aylık bağlanma şartı olarak Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma şartı benimsenmiştir.

15. Bu değişiklikler sonucunda, vefat eden 4/1-(b) kapsamındaki sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi şartları dönemler itibarıyla farklılaşmıştır. “01/10/1972-03/10/2000” dönemi ile “08/08/2001-01/08/2003” dönemi arasında vefat eden sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı aranırken, 4/10/2000 -07/08/2001 dönemi ile 02/08/2003-01/10/2008 dönemi arasında vefat eden sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi için “1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” şartı aranmaya başlanmıştır.

16. Bununla beraber, 1479 sayılı Kanundaki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği Devredilen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Yönetim

Kurulunun 13/06/1996 tarihli ve 1996/135 sayılı Kararı ile “1475 sayılı İş Kanununun 33 üncü maddesi gereğince 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret” olarak belirlenmiştir.

17. Bu çerçevede, başvurana babasından dolayı aylık bağlanırken aranması gereken tek şartın, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak yani kendisine aylık ödendiği tarihlerde başvuranın brüt asgari ücretin üzerinde herhangi bir gelirinin bulunmaması olduğu anlaşılmaktadır.

18. Diğer taraftan, Bağ-Kur sigortalılarının kız yetimlerine hangi şartlarda ölüm aylığı ödenmesi gerektiğine ilişkin benzer nitelikteki uyuşmazlıklar hakkında verilen ilk derece mahkeme kararlarının temyiz başvuruları veya direnme kararları üzerine incelendiği ve karara bağlandığı içtihat niteliğinde yüksek yargı kararları bulunmaktadır. Anılan kararlarda söz konusu yasal değişiklikler sırasında Kurumun; 18.1. “bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine aylık bağlanır” hükmünü dikkate alarak, 08/08/2003 tarihinden sonra hak sahipleri yararına getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağladığı, 18.2. Yeni bir yasal düzenleme olmadığı halde 2013/26 sayılı Genelgesiyle uygulamayı değiştirdiği ve 1479 sayılı Yasa ile ilgili olarak, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalılar yönünden, sigortalının geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa, 04/10/2000-07/08/2001 ve 08/08/2003-01/10/2008 döneminde ölen sigortalılar bakımından da, “1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan” kız çocuklarına aylık bağlanacağını düzenlediği, 18.3. Anılan genelge ile; diğer aylıklara dokunmazken, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 döneminde ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına sonraki lehe olan yasal düzenlemeler gereğince bağladığı ölüm aylıklarını, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre eşlerinden bağlanan ölüm aylıklarını da dikkate alarak gelir testine tabi tuttuğu, geçimini sağlayacak gelirleri bulunduğu gerekçesiyle bağlanan aylıkları iptal ettiği ve ödenmiş aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirdiği, 18.4. Son olarak, SGK Emeklilik İşlemleri Genel Müdürlüğünün 02/09/2017 gün ve 33303003E-5040387 tarihli “Genel Yazı”sı ile, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/2001-01/08/2003 dönemlerinde ölenlerin kız çocuklarına gelir testi yapılmadan, kendi sigortalılıkları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle bağlanan gelir ve aylık almamaları halinde ölüm aylıklarının bağlanmasına Yönetim Kurulunca karar verildiği, 18.5. Kurumun bu son işlemi ile kız çocuklarına bağladığı aylıkları, 1479 sayılı Yasaya aykırı olarak kestiğini veya bağlamadığını kabul ettiği, ancak kestiği aylıkları yönetim Kurulu Kararı uyarınca 2016 Ekim ayından itibaren yeniden bağlamasına karşın, daha önce ödediği aylıkları borç kaydettiği ve tahsil ettiği aylıkları da iade etmediği ifade edilmiştir (Yargıtay 21.HD.

10/07/2017 tarih E:2017/1517, K: 2017/5902; 09/04/2018 tarih E:2018/742, K:2018/3517; Yargıtay HGK 25/04/2018 tarih E:2018/427, K:2018/949).

18.6. Nitekim aynı kararlarda yukarıdaki ifadelere yer verildikten sonra Anayasanın 10 uncu maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine atıfta bulunularak çeşitli yasal değişiklikler nedeniyle hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre dört ayrı dönemin ikisi yönünden aylık bağlanması diğer iki dönem yönünden aylık bağlanmaması gerektiği yönündeki yorumun açıkça Anayasada yer alan eşitlik kuralına aykırı olduğu gibi genel hukuk ilkelerine de aykırı olduğu belirtilmiştir.

19. Bunlarla birlikte, konuya ilişkin yargı içtihatlarında ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken temel kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması, bununla birlikte, Kanun koyucu tarafından daha sonra gerçekleştirilen lehe yasal değişikliklerden de hak sahiplerinin faydalandırılması gerektiği vurgulanmaktadır (Yargıtay HGK 21/03/2012 tarih E:2012/21-21, K:2012/223; 25/04/2018 tarih E:2018/427, K:2018/949)

20. Bu durumda, her ne kadar başvuranın babasının vefat ettiği tarihte 1479 sayılı Kanunda ölüm sigortasından kız yetimlere aylık bağlanması için “geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama” koşulu aransa da anılan kanunda 4956 sayılı Kanunla sonradan yapılan yasal düzenleme ile kız yetimlere aylık bağlanması için aranan koşul “1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamak” şeklinde sigortalılar lehine değiştirildiğinden, başvuranın da lehine olan bu yasal değişiklikten yararlandırılması gerektiği değerlendirilmektedir.

21. Öte yandan, yukarıda yer verilen yüksek yargı kararlarından, yasal mevzuat zaman içerisinde birden fazla defa değişmiş olsa da uygulamada aynı seyrin izlenmediği, Kurum tarafından 4956 sayılı Kanun ile 08/08/2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine… aylık bağlanır” hükmü dikkate alınarak, anılan tarihten sonra hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağlandığı ve ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Yasalardan aylık alıyor olmalarının bu kişilere ölüm aylığı bağlanmasına engel olmadığının kabul edildiği, 2013/26 sayılı

Genelgeye değin bu uygulamanın sürdürüldüğü, yeni bir yasal düzenleme olmaksızın 2013/26 sayılı Genelgeyle uygulamanın değiştirilerek 01/10/1972, 03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalıların kız yetimlerine geçimlerini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağının kabul edildiği anlaşılmaktadır.

22. Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik kavramı, herhangi bir nesnel ve makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere farklı muamelede bulunulmamasına ilişkin gereklilik olarak ifade edilmektedir (AYM, Aziz Turhan Başvurusu, B. No. 2012/1269, 08.05.2014, § 38).

23. Yine Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla vurgulandığı şekliyle “Anayasa’nın 10.

maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir.

Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, kanunlara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.

Kanunlar, eşitlik ilkesine uygun bir şekilde, aynı veya benzer durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranılmasını sağlayacak kurallar içermelidir.” (AYM, E. 2009/47, K.

2011/51, 17.03.2011).

24. İdarenin, ölüm aylıklarının ödenme koşullarını belirleme konusunda, anayasal ilkelere ve kanunlara aykırı olmamak, kanunla kendisine tanınan takdir alanı sınırları içerisinde olmak ve hakkaniyet ile kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla, düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır. Ancak idare, keyfi ya da bu haktan yararlananlar arasında eşitsizliğe neden olacak düzenlemeler yapamaz.

25. Somut olayda 619 sayılı KHK’nın yayımlandığı 04/10/2000 tarihine kadar geçimini sağlayacak başka geliri olmamak şartıyla aylık bağlanan kız yetimlerin aylık bağlanma şartları, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında gelişen sürecin sonunda, 4956 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 08/08/2003 tarihi itibarıyla, kız yetimlerin lehine bir şekilde, sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamak veya çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamak olarak belirlenmiştir. Bununla beraber, Kurum uygulaması 2013 yılına değin lehe olan yasal düzenleme doğrultusunda yürütülmekteyken 2013/26 sayılı Genelgeyle farklılaştırılmış ve 01/10/1972, 03/10/2000 ve 08/08/2001-01/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalıların kız yetimlerine geçimlerini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağı kabul edilmiştir. Ancak 2016 yılındaki Kurum Yönetim Kurulu kararı ile bu kez aynı yılın Ekim ayından başlamak üzere uygulamanın 2013 yılı öncesi haline dönülmüştür. Eski uygulamaya dönülmesine rağmen 2013/26 sayılı Genelge gereği hak sahiplerinden kesilen aylıkların ilgililere iade edileceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye ise gidilmemiştir.

26. Kurumun şikâyete konu uygulamasına tabi olan kız yetimlerin hukuki durum ve statüleri aynıdır. Aralarındaki tek fark hak sahipliği kazandıkları sigortalıların ölüm tarihi bakımındandır. Durumlarındaki özdeşlik nedeniyle her iki grubun kanunun öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlanmaları gerekmektedir. Buna rağmen, hak sahipliği kazandıkları sigortalıların ölüm tarihine göre kız yetimlerin farklı uygulamaya tabi tutulduğu, bir kısmına başka bir geliri olmamak şartıyla aylık bağlanırken diğer bir kısmına bu şart aranmaksızın sadece sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamak veya bu çalışmalar kapsamında gelir veya aylık almamak şartıyla aylık bağlandığı görülmektedir.

27. Bu çerçevede, hak sahipliği kazandıkları sigortalılar farklı tarihlerde vefat etse dahi nitelikleri ve durumları özdeş olup aynı konumda oldukları görülen kız yetimlere aylık bağlanmasında, hak sahipliğini kazandıkları sigortalıların ölüm tarihlerine göre dört farklı dönem için iki farklı aylık bağlanma koşulu aranmasında anlaşılabilir, amaçla ilgili ya da makul, adil ve haklı bir nedene dayanmayan bir ayrım uygulandığı, bu haliyle ortaya çıkan somut durumun Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmektedir.

28. Yukarıda yapılan açıklamalar, yargı kararları ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı alması nedeniyle geçimini sağlayacak (asgari ücretin üstünde) başka bir geliri olduğu gerekçesiyle babasından dolayı almakta olduğu 4/1-(b) ölüm aylığı kesilen başvuranın, 4/1-(b) kapsamındaki aylığının kesilmesi ve kesilen aylıkların tarafına iade edilmemesine yönelik olarak idarece yapılmış işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına

İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verilmekle birlikte idareden istenilen bilgilerin talep edilen incelemelerin yapılmadan, muğlak ifadelerle bildirilmesinde, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ilkelerine uygun davranmadığı, bununla birlikte idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’, başvuranın ilk başvuru dilekçesine cevap vermediği bu nedenle de

‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ve ‘makul sürede karar verme’ ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bundan böyle bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya

İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın babasından dolayı 4/1-(b) kapsamında almakta olduğu aylıkları hakkında gerçekleştirilen borç çıkarma işleminin geri alınması ve bu itibarla başvurandan geri alınmış olan aylıkların yasal faiziyle birlikte başvurana iadesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda,

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TEBLİĞİNE; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi