ÖZET: Başvuran, Halk Bankası’nda çalıştığı süreler için emekli ikramiyesi talep etmiş, ancak başvurusu Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından reddedilmiştir. Başvuran, 1987 yılında Halk Bankası’nda işe başlamış, 1996’da işten ayrılarak SSK’ya tabi çalışmaya geçmiş ve 2011 yılında emekli olmuştur. SGK, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek, 5434 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun hükümleri uyarınca böyle bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebi üzerine yaptığı incelemede, SGK’nın kararında hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığını değerlendirmiştir. Emekli ikramiyesinin, kamu çalışanlarının hizmet sürelerine bağlı olarak ödenen bir ödül niteliğinde olduğu ve bu ödemenin talep edilmesi için belirli sürelerin geçmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın, ikramiye talebini 2019 yılında yapması, 2011’de emekli olduğu dikkate alındığında, zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvuranın SGK ile olan ihtilafının hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, ilgili idarenin süreçleri hakkında önerilerde bulunmuş, ancak başvuranın talebinin yasal çerçevede karşılanamayacağını belirtmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6025-S.20.9591

BAŞVURU NO : 2019/19066

KARAR TARİHİ : 15/04/2020

RET KARARI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Halk Bank’ ta çalıştığı sürelere ilişkin emekli ikramiyesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 04/11/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Halk Bankası Karaköy şubesinde 01/06/1987 tarihinde işe başladığını, 14/10/1996 tarihinde işten ayrılarak SSK’ ya tabi çalışmaya başladığını 31/03/2011 tarihinde başka bir kurumdan emekli olduğunu belirterek Emekli Sandığında çalıştığı süreler içerisindeki birikmiş haklarının kendisine ödenmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/02/2020 tarihli ve tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel

Müdürlüğü tarafından gönderilen 05/03/2020 tarihli ve E. sayılı yazıda özetle:

2.1. Başvuranın 01/06/1987-14/02/1990 tarihleri arasında 4/1-a bendi kapsamında çalıştığı, 15/02/1990-30/09/1996 tarihleri arasında ise 5434 sayılı Kanuna tabi olarak 4/1-c bendi kapsamında çalışmaya devam ettiği, Halk Bankası Karaköy Şubesinde çalışmakta iken 30/09/1996 tarihinde ‘çekilmiş sayılarak’ görevinden ayrıldığı, daha sonra 4/1-a bendi kapsamında çalışmaya devam eden ve 31/03/2011 tarihinde emeklilik talebinde bulunan başvurana, 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 01/04/2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.2. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Sosyal

Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 2.3. Bu kapsamda, 08/09/1999 tarihinden önce 30/09/1996 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi 4/1-c bendi kapsamında çalışmakta iken çekilmiş sayılarak görevinden ayrılan, 01/04/2011 tarihinde 4/1-a bendi kapsamında tarafına emekli aylığı bağlanan ve 26/01/2012 tarihli ve

28185 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6270 sayılı Kanun ile değişik geçici 223 üncü madde

uyarınca da birleştirilmiş hizmetler üzerinden emekli ikramiyesi ödenmesi yönünde yapılan düzenlemenin tarihi olan 26/01/2012 itibaren 5 yıl içinde Kurumumuza ikramiye ödenmesi talebinde bulunmayan başvurana, zamanaşımı hükümleri ve 1475 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesine

Kanunen imkan bulunmadığı, hususları ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

6. 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” hükmü ile 2008 yılı

Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre göreve başlayanlar hakkında maddenin belirlediği esaslar çerçevesinde, gerek emekliler ve sigortalılar, gerekse bunlardan hayatını kaybedenlerin hak sahipleri (dul ve yetimleri)

hakkında, yürürlükten kaldırılsa dahi 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği” 7. 5510 sayılı Kanunun “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97 nci maddesinde; “ Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.” 8. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir. İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı

Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı

Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar… Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında

Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…” 9. 5434 sayılı Kanunun Zamanaşımının düzenlendiği 117 nci maddede; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” 9.1. 118 inci maddesinde; “116 ve 117 nci maddeler, ilgililerin her birinin istihkakları hakkında ayrı ayrı uygulanır.

Sandığa müracaat etmemenin makbul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında yukarda ki maddeler hükümleri uygulanmaz. Ölümü duymamış olmak, ispat edilmek şartıyla, mücbir sebep sayılır.”, hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuranın, ilk defa 01/06/1987 tarihinde 4/1-a kapsamında çalışmaya başladığı, daha sonra 12/02/1990 tarihi itibariyle 5434 sayılı Kanuna tabi olarak 4/1-c bendi kapsamında çalışmaya devam ettiği, Halk Bankası Karaköy Şubesinde çalışmakta iken 30/09/1996 tarihinde

‘çekilmiş sayılarak’ görevinden ayrıldığı, daha sonra ise çalışma hayatına 4/1-a bendi kapsamında çalışmaya devam ederek 31/03/2011 tarihinde emeklilik talebinde bulunan başvurana, 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 01/04/2011 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, 5 yıl içinde ikramiye ödenmesi talebinde bulunmayan başvurana; zamanaşımı hükümleri ve 1475 sayılı İş

Kanunu hükümleri uyarınca talebinin reddedildiği görülmektedir.

12. Başvuran ile SGK arasındaki ihtilafın; başvuranın, Halk Bankasında geçirdiği hizmet sürelerine ilişkin tarafına ikramiye ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı düşünülse de aslında zamanaşımına ilişkin idari işlemin değerlendirilmesi ile başvuruya ilişkin husus aydınlanmış olacaktır. .

13. Öncelikle belirtmek gerekir ki emekli ikramiyesinin mevzuatımızda bir tanımı bulunmamakla birlikte Kurumumuz tarafından ekseriyetle Anayasa Mahkemesi kararları baz alınarak yapılan tanımlama neticesinde emekli ikramiyesi; Kamuda memur statüsünde geçen çalışmalarına karşılık emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak ödenen emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olarak nitelendirilmektedir. Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesi kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmektedir.

13.1. Buna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımından yapılacak tespitlerde bu hususlara dikkat edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Şöyle ki Kurumumuz tarafından verilen kararlarda da “Anayasa Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü gerekse 2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek…

13.1.1. …2829 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığının bağlandığı, ancak ilgiliye farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlandığından ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden (göreve son), 5434 sayılı kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmemesi yönünde yapılan işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı” şeklinde karar vererek emekli ikramiyesinin kıdem tazminatını niteliğinde bir ödeme olduğu ve çalışma hayatı içerisinde ki tüm tarafların benzer ödemelere hak kazanmak için benzer şartlara tabi tutulmasını hukuka ve hakkaniyete uygun bulduğu görülmektedir.

14. Ancak başvuruya konu olay bakımdan bu değerlendirmeden önce yukarıda da değinildiği üzere ikramiyeye ilişkin talep hakkının zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir.

14.1. 5434 sayılı Kanunun mülga 117 nci maddesinde kanun gereği çeşitli adlarla ödenecek paralardan hak kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl sonuna kadar alınmayan ya da yazılı olarak istenmeyenlerin zamanaşımına uğrayacağı, 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesinde ise iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı, kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer hakların, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşeceği düzenlenmiştir.

15. 5434 sayılı kanun gereği yapılan emekli ikramiyesi ödemesinin beş yıl içinde başvuru koşuluna bağlanmasının temelinde yatan amacın, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ve yargı organlarının artık eskimiş ve güncelliğini yitirmiş uyuşmazlıklarla uğraşmalarının önlenmesi olduğu; bu amacın da kamu yararına dönük olduğu; dolayısıyla beş yılın dolmasından sonra emekli ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunan başvurana ödeme yapılmamasının kamu yararı amacına dayandığı değerlendirildiğinden mevcut işlemin meşru bir amacının bulunduğu değerlendirilmektedir.

16. Diğer yandan Sandığa müracaat etmemenin makul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlendiği, başvuran tarafından makul ve mücbir bir nedene dayandırılan sebep sunulmadığı anlaşılmaktadır.

17. Somut olayda; gerek başvuranın beyanından gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından

Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerden; başvuranın 01/04/2011 tarihinde 4/1-a bendi kapsamında tarafına emekli aylığı bağlandığı, emekliye ayrıldıktan sonra Halk Bankasında 4/1c kapsamında geçirdiği hizmet sürelerine ilişkin ikramiyesini ilk kez 31/07/2019 tarihli dilekçesiyle talep ettiği görülmektedir. Emekli olduğu tarih itibariyle söz konusu emekli ikramiyesini almaya hak kazanan başvuranın, ikramiye talebine ilişkin dilekçesinden, yasal düzenleme kapsamında 5 yıl geri gidildiğinde süre şartını sağlamadığı tespit edilmiştir.

18. Sonuç olarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Yukarıdan bu yana tüm açıklananlar, şikayetçinin iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili idarece başvuranın 31/07/2013 tarihinde emekli olduğu hususu dikkate alınarak 5434 sayılı Kanunun mülga 117 nci maddesi hükümleri gereğince zamanaşımı süreleri dolması nedeniyle uyuşmazlık konusu idarenin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle

“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi