|
ÖZET: Başvuran, 2015 yılında özel bir şirkette çalışırken iş akdinin sona erdiğini ve Yargıtay sürecinin ardından 2019 yılında işsizlik ödeneği talep ettiğini belirtmiştir. Ancak, ödeneğin işten çıkarıldığı tarihteki tutar üzerinden hesaplandığını, güncel rakamların dikkate alınmadığını ve bu durumun mağduriyetine yol açtığını ifade etmiştir. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), başvuranın işsizlik ödeneği talebinin, işverenin fesih gerekçesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna yanlış bildirildiği için reddedildiğini açıklamıştır.
İŞKUR, başvuranın işsizlik ödeneği talebinin, mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Başvuranın, iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren uzun bir süre geçmesine rağmen, ödeneğin zamanında alınamaması nedeniyle yaşadığı mağduriyetin, işverenin gerçeğe aykırı bildirimleri ve yargılama sürecinin uzunluğu ile ilişkili olduğu belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kısmen reddedilmesine rağmen, İŞKUR’un işverenin hatalı bildirimleri nedeniyle yaşanan mağduriyetleri gidermesi gerektiğine dair önerilerde bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın işsizlik ödeneği talebinin 2019 yılı kazançları üzerinden ödenmesi talebi reddedilmiş, ancak İŞKUR’un gecikmeli ödemeler için yasal faiz uygulaması gerektiği ifade edilmiştir. İlgili kurumların, iş akdi feshi gerekçesini gerçeğe aykırı bildiren işverenlere rücu etmesi gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/62981-S.20.68135
BAŞVURU NO : 2019/23239
KARAR TARİHİ : 29/06/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : İşsizlik ödeneğinin güncellenerek ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 30/12/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; 2015 yılında özel bir şirkette çalıştığı sırada firma tarafından iş akdinin feshedildiğini, yerel mahkeme ve Yargıtay dava süreçlerinin toplamda 4 yıl sürdüğünü, 2019 yılında Yargıtay’dan çıkan karar sonrası işsizlik ödeneğine başvurduğunu, işsizlik ödeneğinin işten çıkarıldığı tarihteki tutar üzerinden hesaplandığını, güncel rakamların dikkate alınmadığını ve hak kaybı yaşadığını ifade ederek, mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 07/02/2020 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü(İŞKUR) tarafından gönderilen 28/02/2020 tarihli ve sayılı yazıda; 2.1. 4447 sayılı yasa gereği, işsizlik sigortası kapsamında bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenlerden; hizmet akdinin feshinden önceki 120 gün hizmet akdine tabi olmak üzere son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş ve fesih tarihini izleyen günden başlayarak 30 gün içinde şahsen veya elektronik ortamda başvurarak (mücbir nedenler dışında başvuruda gecikilen süre toplam hak sahipliği süresinden düşülür) yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmiş olanların işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlandığı, 2.2. Bununla birlikte; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık maddesi kapsamında, 21
Temmuz 2009 tarihli ve 27295 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna Yapılan Sigortalı ve İşyeri
Bildirimlerinin Bazı Kurumlara Yapılması Gereken Bildirimler Yerine Geçmesine Dair Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri gereği 01/08/2009 tarihinden sonra (bu tarih dahil) iş sözleşmesi sona eren sigortalı işsizlerin işten çıkış bildirimlerinin Sosyal Güvenlik
Kurumuna yapıldığı, söz konusu bildirimlerin aynı zamanda da İŞKUR’a yapıldığının kabul edildiği, 2.3. İşveren tarafından SGK’ya yapılmış olan bildirimler esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliğinin belirlendiği, her hangi bir itiraz alınması halinde itiraza konu hususun ilgililerce somut bir belge ile kanıtlanmasının beklendiği, 2.4. İlgilinin 04.06.2014 tarihinde sona eren hizmet akdi kapsamında 30/12/2015 tarihinde işsizlik ödeneği talebi ile İŞKUR’a başvuruda bulunduğu, fesih gerekçesinin işveren tarafından
Sosyal Güvenlik Kurumuna 4447/51 madde kapsamı dışında (29- işveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) bildirilmiş olması nedeniyle ilgili ödenek hak edemediğinin anlaşıldığı, 2.5. Sigortalı İşsizlerin, mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren 30 gün içinde başvuruda bulunması gerektiği, sigortalı işsizlerin kesinleşmiş mahkeme kararından önce yaptıkları başvuruların süresinde yapıldığının kabul edildiği, ilk mahkemenin verdiği kararın temyiz edilmesi halinde de, sigortalı işsizlerin başvuru süresinin Yargıtay/istinaf mahkemesi kararının ilgilere tebliğ tarihinden başladığı, Yargıtay/istinaf mahkemesi kararının tebliğ tarihinin tespit edilemediği durumlarda başvuru süresinin beklenmesinde kesinleşme şerhinin mahkeme kararına kaydedildiği tarihin esas alındığı, 2.6. İlgilinin, işsizlik ödeneği talebinin yeninden değerlendirilmesi amacıyla kendi istek ve kusuru dışında iş sözleşmesinin sona erdiğini gösteren somut belge ile (kesinleşen mahkeme kararı ile) İŞKUR’a başvurması, mahkeme kararından fesih nedenin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması nedeni ile ilgiliye işsizlik ödeneği ödemelerinin yapıldığı, sigortalı işsizin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce başvurduğu için hak sahipliğinin belirlenmesinde bu başvurunun esas alındığı, 2.7. İlgililerin işsizlik ödeneği miktarının fesih tarihinden önceki son dört aylık prime esas kazancın ortalaması alınmak sureti hesaplanıp ödendiği, 2.8. İŞKUR’un başvuranın işveren aleyhine açtığı davaya taraf olmadığı, 2.9. İlgilinin, 04.06.2014 tarihinde sona eren hizmet akdi kapsamında 30.12.2015 tarihinde işsizlik ödeneği talebi ile İŞKUR’a başvuruda bulunduğu fesih gerekçesinin işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna 4447/51. madde kapsamı dışında (29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) bildirilmiş olması nedeniyle ödenek hak etmediği, 2.10. 27.09.2019 tarihinde, İŞKUR’un taraf olmadığı işçi ile işveren arasın gerçekleşen kesinleşmiş mahkeme kararı ile müracaat etmesi ve söz konusu mahkeme kararında fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması neticesinde, 4447/50 inci maddesi birinci fıkrası hükmü gereği fesih tarihinden önceki son 4 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak işsizlik ödeneği ödediği, netice itibarıyla fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğu bilgisine İŞKUR tarafından 27.09.2019 tarihinde vakıf olunduğu, 2.11. Faiz alacağının asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir hak olduğu bu alacağın doğması ve geçerliliğinin asıl alacağın varlığına bağlı olduğu, Söz konusu olayda asıl alacak sigortalının kesinleşmiş mahkeme kararıyla İŞKUR’a başvurduğu tarihte (27.09.2019) doğduğu, ilgiliye 05.10.2019 tarihinde İşsizlik ödeneği ödendiği, 4447 sayılı yasa gereği başvuruların izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılması ve ödemelerin de ayın beşinde yapılması gerektiği, dolayısıyla, başvuru süresinde sonuçlandırılmış, ödeme de zamanında yapılmış ve herhangi bir gecikme oluşmadığı, 2.12. İşverenin işten çıkış nedenini gerçeğe uygun bildirmemesinden ve mahkeme sürecinin uzun sürmesinden İŞKUR’un sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla mevcut durumda işsizlik ödeneğinin yasal faizi ile birlikte ödenmesinin mümkün olmadığı, bildirmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 8/9/1999 tarihli ve 23810 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası
Kanununun:
5.1. “İşsizlik sigortasının amaç ve kapsamı ile yetkili, görevli ve sorumlu kuruluşlar” başlıklı
46 ncı maddesinin ikinci fıkrası; “Bu Kanun, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları, …kapsar. “ 5.2. “İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler” başlıklı 48 inci maddesinin 5 inci fıkrası; “Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.” 5.3. “İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri” başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrası; “Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır.
Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.
Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan, son üç yıl içinde; a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün, b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün, c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün, Süre ile işsizlik ödeneği verilir.”
İkinci fıkrası; “İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır.
İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır. Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır.” 5.4. “İşsizlik ödeneğine hak kazanmanın şartları” başlıklı 51 inci maddesi; “Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.
a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/4/1967 tarihli ve
854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi yada 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın
Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun
6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi
işveren tarafından sona erdirilmiş olmak, b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi
Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak, c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın süresinin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya
854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı
Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında
Kanunun 12 inci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak, d) Hizmet akdinin belirli süreli olması halinde, bu sürenin bitimi nedeniyle işsiz kalmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 7 nci maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen hizmet akdinin belirli bir sefer için yapılmış olması nedeniyle sefer sonunda işsiz kalmak, e) İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olmak, 854 sayılı Deniz İş
Kanununun 14 üncü maddesinin (IV) numaralı bendindeki nedenlerle işsiz kalmak, f) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesi kapsamında işsiz kalmak, g) (Ek : 24/8/2000 – KHK – 617/38 md.; İptal: Ana.Mah.nin 31/10/2000 tarih ve E.:2000/63, K.:2000/36 sayılı Kararı ile.; Ek: 25/6/2003 – 2904/28 md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen iş kanunları kapsamına girmeyen sigortalılardan hizmet akitleri, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında yapılmış olan toplu iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmesi bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerindeki hükümlere paralel olarak sona ermiş olmak.
(Değişik ikinci fıkra: 25/6/2003 – 4904/28 md.) Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmamış olması gerekmektedir.” 6. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 7. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı
2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu,
sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, hükümleri amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuranın; 2014 yılında özel bir şirkette çalıştığı sırada firma tarafından iş akdinin feshedildiği, yerel mahkeme ve Yargıtay dava süreçlerinin toplamda 5 yıl sürdüğü, 2019 yılında
Yargıtay’dan çıkan karar sonrası işsizlik ödeneğine başvurduğu, işsizlik ödeneğinin işten çıkarıldığı tarihteki tutar üzerinden hesaplandığı, güncel rakamların dikkate alınmadığı ve hak kaybı yaşadığından bahisle 08/11/2019 tarihinde Kurumumuza başvurusu üzerine; 25/11/2019 tarihli Gönderme Kararı verildiği, söz konusu karara istinaden İŞKUR tarafından verilen 12/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazıda; asıl alacağın sigortalının kesinleşmiş mahkeme kararıyla İŞKUR’a başvurduğu 27/09/2019 tarihinde doğduğu ve başvuru üzerine başvurana 05/10/2019 tarihinde de ilgili dönemler için işsizlik ödeneği ödendiği ifade edilmiş, talebin reddi üzerine başvuranın Kurumumuza mağduriyetinin giderilmesi talebiyle tekrar başvuruda bulunduğu görülmüştür.
10. Başvuruya konu uyuşmazlığın; başvurana işsizlik ödeneğinin mahkemenin sonuçlandığı tarihteki katsayılar üzerinden hesaplanıp hesaplanamayacağı, hesaplanamayacak ise söz konusu ödemeye faiz ödenip ödenemeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.
11. Başvuruya konu talep, öncelikle başvuran lehine 2019 yılında kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda söz konusu yılın katsayılarının dikkate alınıp alınamayacağı noktasında değerlendirilecektir.
11.1. Sigortalı işsizlerin işsizlik sigortası hak sahiplikleri 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında belirlenmektedir. Söz konusu kanunun 48 inci maddesinde sigortalı işsizin ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesinin işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerektiği şartına bağlandığı, 50 nci maddesinde ise başvuru koşulları sağlandıktan sonra, günlük işsizlik ödeneği miktarına ilişkin düzenleme, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesap edileceği, şeklindedir.
11.2. Somut olay kapsamında yapılan incelemede; başvuranın 04/06/2014 tarihinde iş akdinin feshedildiği, işsizlik ödeneği için 30/12/2015 tarihinde İŞKUR’a başvuruda bulunduğu, ancak işveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile iş akdinin feshedildiği bildirildiğinden ödeneğe hak kazanmadığının tespit edildiği, diğer yandan, 27/09/2019 tarihinde İŞKUR’un taraf olmadığı işçi ile işveren arasında gerçekleşen kesinleşmiş mahkeme kararı ile müracaat etmesi ve söz konusu mahkeme kararında fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması neticesinde, ilgiliye
05.10.2019 tarihinde İŞKUR tarafından işsizlik ödeneği ödendiği, tespit edilmiştir.
11.3. Bu bilgiler ışığında; İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinde günlük işsizlik ödeneğinin sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanacağı hükmü karşısında İŞKUR tarafından hizmet akdinin feshedildiği 04/06/2014 tarihinden geriye, son dört aylık prime esas kazançlarının dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bu yönüyle idarenin işlemlerinde hukuka aykırılığın olmadığı değerlendirilmektedir.
12. Diğer yandan, yapılan ödemede İŞKUR tarafından faiz ödenip ödenemeyeceği hususuna ilişkin yapılan değerlendirmede ise; 12.1. İşsizlik sigortası işsiz kalan kişilerin iş arama sürecinde belli bir gelir ile desteklenmesini sağlayan bir sigortadır. Sigortanın temel amacı işsizlere gelir sağlamak olmakla birlikte yeni iş bulma ve meslek edindirme faaliyetleriyle de kişilerin iş ve meslek sahibi olmasına imkân sunmaktadır.
12.2. İşsizlik sigortası 4447 sayılı Kanunda tanımlanmış olup, işsizlik ödeneğinin hangi şartlarda kimlere ödeneceği mezkûr yasanın ilgili hükümlerinde belirtilmiştir. İşsizlik sigortasına hak kazanılmasında yasada belirtilen şartlarla birlikte kişilerin işten ayrılmalarının işsizlik sigortasını hak edecek şekilde gerçekleşmesi önem arz etmektedir.
12.3. Somut olay kapsamında başvuranın mahkeme kararına istinaden işsizlik ödeneğine hak kazandığı, 04/06/2014 yılında iş akdi feshine rağmen mahkeme kararının 27.09.2019 tarihinde kesinleştiği, başvuranın 05.10.2019 tarihinde işsizlik ödeneğini almaya başladığı, işçinin iş akdi feshedildikten beş yıl sonra işsizlik ödeneği alabildiği, başvuranın işsiz kaldığı dönemde söz konusu ödemeden mahrum kaldığı ve mağduriyet yaşadığı açıktır.
12.4. Diğer yandan; İŞKUR’un başvuranın işveren aleyhine açtığı davaya taraf olmadığı,
04.06.2014 tarihinde sona eren hizmet akdi kapsamında 30.12.2015 tarihinde işsizlik ödeneği
talebi ile İŞKUR’a başvuruda bulunduğu, fesih gerekçesinin işveren tarafından Sosyal
Güvenlik Kurumuna, işveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih bildirilmiş olması dolayısıyla ödenek hak etmediği bu nedenle başvurana
İŞKUR tarafından ödenek ödenmediği, başvuranın 27.09.2019 tarihinde işçi ile işveren arasında gerçekleşen kesinleşmiş mahkeme kararı ile müracaat etmesi ve fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması neticesinde, tarafına 05.10.2019 tarihinde aylık bağlandığı, 4447 sayılı yasa gereği başvuruların izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılması ve ödemelerin de ayın beşinde yapılması gerektiği hükmüne istinaden ödemenin zamanında yapıldığı, bununla birlikte faiz alacağının asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir hak olduğu, bu alacağın doğması ve geçerliliğinin asıl alacağın varlığına bağlı olduğu, somut olayda asıl alacağın davanın kesinleşmesiyle doğduğu ve ödemede gecikme yaşanmadığı değerlendirilmektedir.
13. Bununla birlikte; 4857 sayılı İş Kanununun 20 nci maddesinde (12/10/2017 değişlik öncesi)
feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğu işçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu zikredilmiş ve bu konuda açılacak bir davada seri muhakeme usulüne atıf yapılarak mahkemenin davayı iki ay içinde sonuçlandıracağı, mahkemece verilen kararın temyizi halinde ise Yargıtay’ın bir ay içinde kesin olarak karar vereceğine vurgu yapılmıştır.
14. Ancak ülkemizde yargılama süreci; mahkemelerin iş yükü gibi nedenlere bağlı olarak kimi durumlarda uzun sürelere yayılmaktadır. Bu durum parasal alacaklar söz konusu olduğunda enflasyon olgusu ve paranın kullanım hakkından istemeyerek de olsa imtina edilmesine bağlı olarak oluşan zaman değeri sebebiyle kişilerin mağduriyetlerine neden olabilmektedir.
15. Kurumumuzun 02/08/2019 tarihli ve 2019/2174 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararında, yapılan değerlendirmelerde değinildiği üzere; 15.1. İşsizlik sigortasından sağlanan yardımlar arasında, işsiz kalan işçinin gelir kaybını telafi edici nitelikte olan işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesi son derece önemlidir. İşsiz kalma nedeni ile çalışanın ve ailesinin ekonomik açıdan düştükleri zor durum, çalışanın başkalarına borçlanması, yakınlarına yük olması gibi olumsuz durumların önüne ancak işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesi ile telafi edilebileceği kabul edilmektedir.
15.2. Sigortacılık açısından bakıldığında ise temel husus, sigortalanan riskin gerçekleştiği zamanda tazmin unsurlarının devreye alınmasıdır. Çalışanın işsiz kaldığı dönemden yıllar sonra yapılan işsizlik ödeneği ödemesi, işsizlik sigortasının iki temel amacından biri olan işçileri işsizliğin ekonomik risklerinden koruma açısından işlevsiz olacaktır. Sigortalı işsiz;
4447 sayılı Kanun kapsamına giren bir işyerinde bir hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak
çalışırken Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle işini kaybeden ve Kuruma başvurarak çalışmaya hazır olduğunu bildiren kimseler şeklinde tanımlanmıştır. İşsizlik ödeneği ise sigortalı işsizlere Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi ifade etmektedir. İdarenin işsizlik sigortası sistemini kurarken, işçinin işini kaybetme nedenine vermiş olduğu önem ne derece haklı ise, bu nedenin iş sözleşmesinin taraflarından birisinin beyanına dayalı olarak belirlenmesi ve aksinin yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararı ile ortaya konabileceği yönündeki uygulama bir o kadar tartışmaya açıktır.
İşçilerin yıllar sürecek bir yargılama süreci sonrasında hak etmiş oldukları işsizlik ödeneklerini, riskin gerçekleştiği dönemden yıllar sonra alabilmelerinin sigortacılık açısından da izahı kabil değildir.
15.3. İşsizlik sigortası ile ilgili olarak uluslararası düzenlemeler de bulunmaktadır. İşsizlik sigortası Sosyal Güvenliğin Asgari Normlarına İlişkin 102 sayılı Uluslararası Çalışma
Sözleşmesi ile kabul edilen dokuz sosyal sigorta dalından birisidir. Ülkemizin de taraf olduğu
102 sayılı ILO sözleşmesi, sözleşmeye imza atan ülkelerin, iş kazası ve meslek hastalığı,
sakatlık, yaşlılık, ölüm veya işsizlik sigortası risklerinden en az birinin yer aldığı sigortacılık sistemini şart koşmaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin
25 inci maddesinde “Herkes işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki
koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir” ifadesine yer verilmiştir. 1950 tarihli Avrupa Sosyal Şartının 12 nci maddesinde, taraf ülkeler, sosyal güvenlik sistemlerini 102 sayılı ILO sözleşmesinin getirdiği düzeyden daha düşük düzeyde tutmamakla yükümlü tutulmuştur. Bütün bu uluslararası düzenlemeler işsizlik sigortasının kurulmasının ve düzgün işlemesinin önemini ortaya koymaktadır. Ülkemizde mevcut işsizlik sigortası sistemi 1999 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce çalışanların işsizlik riski karşısında hiçbir korumalarının bulunmaması ne derece önemli bir eksiklik ise, sistemin devreye girdiği tarihten itibaren, işlevsel bozukluklar nedeni ile temel amaçlarından birisi olan işçileri işsizliğin ekonomik risklerinden korumayı başaramaması da o denli önemlidir. İşsizlik ödeneği almaya hak kazanmış şekilde işten çıkarılmış ve mevzuatta belirtilen diğer şartları sağlamış bir işçinin, işverenliğin veya devletin hatalı işleminden dolayı, primini yatırdığı riskten zamanında ve etkili bir şekilde korunamıyor olması, işsizlik sigortası sisteminin düzgün işlemediğini ortaya koyan bir emaredir.
16. Gerek başvuruya konu talep hakkında, gerek Kurumumuza daha önce yapılan ve karara bağlanan başvurulardan hareketle, işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmemesinden kaynaklı mağduriyetler yaşandığı, söz konusu mağduriyetlerin kaynağını ise işverenler tarafından işten çıkış bildirgesinde gerçeği yansıtmayan beyanların olduğu ortaya koymuştur.
17. Konuyu biraz daha açmak gerekirse; iş sözleşmesinin işverenlik tarafından haklı nedenle sona erdirilip erdirilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ve konunun yargıya intikal ettirilmesi, genellikle birkaç yıl müddetle devam eden yargılama süreci sonunda, işçinin işsizlik ödeneği almaya hak kazanacak şekilde işten çıkarıldığının tespit edilmesi halinde dahi, işçinin hak etmiş olduğu işsizlik ödeneğini alamaması veya zamanında alamaması ile neticelenmesine neden olmaktadır.
18. İlgili mevzuat bölümünde yer verildiği üzere, işsizlik sigortasına hak kazanılması ile ilgili olarak; işverenlerin, hizmet akdi 51 inci maddede belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona ermiş olan sigortalılar hakkında; işten ayrılma bildirgesi düzenleyip, 15 gün içinde bir nüshasını Kuruma göndermek, bir nüshasını sigortalı işsize vermek ve bir nüshasını da işyerinde saklamak yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu düzenlemenin, işsizlik ödeneği ödemelerinde, mutlak surette işverenliğin yaptığı bildirim nedeninin dikkate alınması gerektiği şeklinde yorumlanması, işverenlik tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiası ile yapılan fesihlerde işçiyi korumasız bırakmaktadır.
19. İş sözleşmesinin ekonomik açıdan eşit güçte olan taraflar arasında tesis edilen bir sözleşme olmadığına literatürde pek çok kere yer verilmiştir. Aynı düşünce ile 4857 sayılı İş Kanununda, işçinin rızası olması halinde dahi işçi aleyhine değiştirilemeyecek düzenlemeler yapılmış ve ispat yükü genel olarak işverenlik üzerinde bırakılmıştır. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşsizlik ödeneğinden faydalanılması açısından mutlak surette feshin nedeni ile ilgili işverenin yaptığı bildirime dayanılması yasanın ruhuna aykırı bir durumdur. Kaldı ki, işçinin işten çıkarılması iki taraf arasında çekişme oluşturacak bir konudur.
Bu hallerde çekişmenin iki tarafından birisinin, ekonomik açıdan güçlü olanın yapmış olduğu bildirime itibar edilerek, ekonomik açıdan görece zayıf olana, ödemiş olduğu primler karşılığında hak ettiği işsizlik ödeneğinin verilmemesi ya da geç verilmesi hakkaniyet açısından sorunludur. Uygulamada işverenlikler tarafından yapılan haklı nedenle fesihlerin, yargılama neticesinde haksız fesih olduğunun anlaşıldığı sıklıkla görülmektedir.
20. Yargıtay 10 uncu Hukuk Dairesinin vermiş olduğu 2006/7506 E. ve 2006/9287 K. sayılı, 20/06/2006 tarihli kararında, belirtildiği üzere; 4447 sayılı Kanunda işsizlik ödeneği azami 10 ay müddetinde ödenmektedir. Oysa işten çıkarma nedeni ile ilgili işveren ve işçi arasındaki ihtilafların iş mahkemelerinde çözümü ortalama 2 yıl sürmektedir. Ayrıca işçiler, Türkiye İş
Kurumunu dava etmedikleri müddetçe Kurum tarafından kendilerine yapılan geçmişe yönelik ödemelerde faiz uygulanmamaktadır. İşçilerin mağduriyetine neden olan bir diğer husus, işverenin hatalı veya gerçeğe aykırı bildirimi nedeniyle işsizlik ödeneği ve diğer haklardan faydalanamadıkları dönemlerde, kendilerinin ve ailelerinin geçimini temin etmek amacıyla bir işte çalıştıklarında, Kurum tarafından meri mevzuat uyarınca çalıştıkları süreler için geriye dönük işsizlik ödeneği ödenmemesidir. Ancak işçileri bu dönemde işe girip ücret geliri elde etmeye zorlayan en temel husus, işsizlik ödeneğini zamanında alamamalarıdır. İşçiler yukarıda belirtilen kısır döngü içerisinde, hak etmiş oldukları işsizlik ödeneğinden mahrum kalmaktadır. Bu itibarla, işçilerin zorunluluk esasına dayalı olarak ve prim ödeyerek dâhil oldukları işsizlik sigortası sisteminin, İşsizlik Sigortası
Kanununun gerekçesinde belirtilen; kusurları olmaksızın işsiz kalmaları halinde, uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önleme işlevini yerine getirmesi gerekmektedir. Hiç şüphesiz bu hususun sağlanması için öncelikle işçilerin hak etmiş oldukları işsizlik ödeneğinin zamanında ödenmesini sağlamaya, bunun gerçekleştirilememesi halinde ise zararı tazmin etmeye yönelik bir anlayışla hareket edilmelidir.
21. Fesih nedeninin işverenin inisiyatifine bırakıldığından hareketle, mahkeme kararıyla işverenin gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edildiği ayrıca İŞKUR’un söz konusu davalara taraf olduğu veya olmadığı durumlarda; kusurları olmaksızın işsiz kalmaları halinde, yargılama sürecinden veya başkaca nedenlerden dolayı işsizlik ödeneğini zamanında ödenmemesinden kaynaklı uğradıkları gelir kaybının telafi edilmesinde hiç şüphesiz İŞKUR’un olduğu kadar feshi gerçeğe aykırı bildiren işverenin de sorumluluğunu doğurduğu değerlendirilmektedir.
22. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 22.1. Başvuranın İdareye yapmış olduğu işsizlik ödeneği talebinin kesinleşen karara binaen faiz uygulanmadan şikayetçiye ödenmesinin yukarıda belirtilen yasa hükümleri ile yargı kararları çerçevesinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk göstermediği, diğer yandan İŞKUR tarafından yapılan ödemede, mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte gecikmeksizin başvurana ödeme yapıldığının tespiti göz önüne alındığında, uğranılan zararın İŞKUR tarafından karşılandıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunan işverene rücu edilmesine ilişkin düzenleme yapılması gerektiği, 5070
.
22.2. Diğer yandan başvuranın, mahkemenin sonuçlandığı 2019 yılı katsayıları üzerinden ödeme yapılması talebine ilişkin, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesap edileceği, hüküm altına alındığından, İdare tarafından yapılan ödemenin 2014 yılı kazancı üzerinden hesaplanarak yapılmasında hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği; ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Bursa İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; – Başvuranın işsizlik ödeneğinin 2019 yılı kazanç tutarı üzerinden ödenmesi talebinin
REDDİNE,
– Başvurana, İŞKUR tarafından, yargılama sürecinden dolayı gecikmeli yapılan, işsizlik ödeneğine yasal faiz uygulanarak kalan bakiyenin başvurana ödenmesi, söz konusu yasal faize ilişkin tutarın ise; ilgili idarelerin yetkililerince etraflıca değerlendirilmesi, konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörlerinin araştırılarak sistemin yapısına da zarar vermeyecek bir yöntem belirlenmesi ve buna ilişkin gerekli mevzuat altyapısının hazırlanarak, iş akdi feshi gerekçesini gerçeğe aykırı beyanda bulunan işverenlere rücu edilmesi hususunda TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca; TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi