ÖZET: Başvuran, eşi ve babasının vefatı sonrası bağlanan ölüm aylığının, kendisine yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle kesilmesine itiraz etmektedir. Başvuruda, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan gelir tespitinin, kendisinin geçimini sağlayacak başka bir geliri olduğu iddiasıyla gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Başvuran, SGK görevlisinin yaptığı inceleme sonucunda, kendisine ait gayrimenkullerden elde edilen kira gelirinin brüt asgari ücreti aştığını ve bu nedenle aylığının kesildiğini ifade etmektedir. Aylık kesintisinin durdurulması ve daha önce kesilen tutarların iadesini talep etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 2010 yılından itibaren babasından dolayı ölüm aylığı aldığını, ancak bu aylıkların yersiz ödendiğini belirterek, geriye dönük olarak borç tahakkuk ettirdiğini açıklamıştır. Kurum, ölüm aylığına hak kazanımında geçerli olan mevzuatın, sigortalının ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olduğunu vurgulamaktadır. Başvuranın durumu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiş ve başvuranın gelir durumu incelenmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumunu değerlendirerek, SGK’nın yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmadığını tespit etmiştir. Başvuranın, yasal faiziyle birlikte aylığının yeniden bağlanması ve kesilen tutarların iadesi yönünde tavsiye kararı verilmiştir. Bu karar, SGK’nın belirli bir süre içinde uygulamaya geçmesini gerektirmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/64074-S.20.69337

BAŞVURU NO : 2020/348

KARAR TARİHİ : 06/07/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın, geçimini sağlayacak başka bir geliri bulunduğu

BAŞVURUNUN KONUSU :

gerekçesiyle kesilen ölüm aylığının tarafına ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran eşi ve babası ölümleri neticesinde tarafına aylık bağlandığını, Samsun SGK muhasebe biriminden 2018/3684 sayılı bir yazı ile tarafına yersiz ödeme konulu bir tebligat yapıldığını, bunun sonucunda da 15.760,64

TL borç tahakkuk ettirildiğini, kurumdan bu karar gelmeden bir kaç ay önce evlerine SGK görevlisi geldiğini ve gelir tespiti yapılacağını söylediğini, hali hazırda oturdukları apartmanın aile apartmanı olduğunu ve tapusunun müşterek olduğunu, 1. ve 3. Katında eşinin ilk hanımından olma oğullarının oturduğunu, SGK’dan gelen görevli tapunun müşterek olması ve her katta şahsının da hissesinin bulunması nedeniyle hisse oranı kadar kira geliri elde edilmesi gerektiği ve bununda gelir olarak kaydedileceğini, buna müteakip gelirlerinin brüt asgari ücretin üzerinde olması nedeniyle aylığından kesinti yapıldığını belirterek, hangi gelirlerinden dolayı yukarıda belirtilen şartı taşımadığını öğrenmeyi ve aylığından yapılan kesintinin durdurulması ile kesinti yapılan tutarların tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 19/02/2020 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın 01/08/2010 tarihinden itibaren babasından dolayı Kanunun 4/1-(b)

kapsamında ölüm aylığı aldığı, Ağustos/2010-Aralık/2015 dönemleri arasında babasından dolayı aldığı ölüm aylıklarının yersiz ödendiği tespit edilmiş olup, yapılan bu yersiz ödemenin

Kurum hatası kapsamında değerlendirilerek tespit tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl gidilerek 26/08/2013-26/12/2015 tarihleri arasında ödenen aylıklar için borç çıkartıldığı, 2.2. Ölüm sigortasında sigortalılar ve hak sahiplerine ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuata göre belirlenmekte olduğu, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008/Ekim ayı başından önce ölen 4/1- (b) sigortalıların hak sahiplerine 1479 sayılı

Kanunun mülga 45 inci maddesine göre ölüm aylığı bağlandığı, hak sahiplerine ilişkin koşulların anılan maddede yapılan değişiklikler göz önünde bulundurularak 22/06/2013 tarihli ve 2013/26 sayılı Genelge ile talimatlandırıldığı, buna göre; 01/10/1972-03/10/2000 ile 08/08/2001- 01/08/2003 tarihleri arasında ölen ve 4/1- (b) kapsamındaki sigortalılardan dolayı ölüm aylığı talebinde bulunan kız çocukları için “geçimini sağlayacak gelir” kavramının belirlenmesinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesi ile 22/06/2013 tarihli ve 2013/26 sayılı Genelge ve diğer ikincil mevzuat doğrultusunda işlem yapıldığı 2.3. Bununla birlikte, 01/10/2016 tarihli Yönetim Kurulu Karar tarihinden sonra ilk kez ölüm aylığı bağlanacak hak sahipleri yönünden uygulanmak üzere, 4/1- (b) kapsamında sigortalı sayılanların kız çocuklarının hak sahipliği koşulunu yerine getirip getirmediğinin tespitinde 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesindeki hükümlerin esas alınarak işlem yapılmasına ve halen aylık almakta olanların hak sahipliği koşullarının belirlenmesinde de aynı madde hükümlerine göre işlem tesis edilmesine karar verildiği, 2.4. Ayrıca 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanunu kapsamındaki sigortalılardan 01/10/1972-03/10/2000 ile 08/08/2001- 01/08/2003 dönemi arasında vefat edenlerin hak sahibi kız çocuklarına gelir/aylık bağlanmasında geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu aranmakta ve söz konusu şartın tespitine ilişkin gelir araştırması yapılmakta iken Yönetim Kurulunun 18/08/2016 tarihli ve 2016/285 sayılı

Kararı ile değişiklik yapılarak 01/10/1972-03/10/2000 ile 08/08/2001- 01/08/2003 tarihleri arasında ölen 4/1-b sigortalılarından dolayı ölüm aylığı bağlanmasında kız çocuklarının hak sahipliği koşulunu yerine getirip getirmediğinin tespitinde 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesindeki hükümlerinin esas alınarak işlem yapılmasına ve halen aylık almakta olanların hak sahipliği koşullarının belirlenmesinde de aynı madde hükümlerine göre işlem tesis edilmesine karar verildiği, bu kapsamda kız çocuklarından hak sahipliği koşulları gelir tespiti hariç 01/10/2016 tarihinden önce gerçekleşmiş oluşan ve bu tarihten önce veya sonra aylık bağlanması talebinde bulunanlar ile aylık almakta olanlardan hak sahipliği koşullarının 01/10/2016 tarihinden önce gerçekleşmiş olması halinde bu tarihten önceki dönemler için önceki mevzuat doğrultusunda işlem yapılacağı, bu değişikliğin Yönetim Kurulunun karar tarihinden sonra yeniden ölüm aylığı bağlanacak kız çocukları için uygulanacağı ve Yönetim

Kurulunun 08/09/2016 tarihli ve 310 sayılı Kararı ile de uygulamanın 01/10/2016 tarihinden itibaren başlatıldığı, 2.5. Ölüm aylığı bağlanabilmesi için 2013/26 sayılı Genelge ve konu ile ilgili yayımlanan 2014/1 ve 2915/6 E-Bağımsız Tahsislerde belirtilen araştırılması gereken gelirler ile ilgili olarak gelir tespiti yapılması gereken hak sahiplerinin durumlarının tespitinde, gayrimenkulünün kiraya verilmemesi tarımsal faaliyetler için kullanılmaması veya işletilmesi gibi durumlarda buralardan gelir elde edilmemesi halinde dahi gayrimenkul sermaye iratları çerçevesinde kişinin geçimini sağlayacak gelir kapsamında değerlendirilmesinin talimatlandırıldığı, 2.6. Başvuranın 01/08/2010 tarihinden itibaren babasından dolayı Kanunun 4/1-(b)

kapsamında ölüm aylığı aldığı, babasının ölüm tarihi olan 30/08/1997 tarihinde hak sahibi kız çocuklarına aylık bağlanması için gerekli koşulların “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulunun tespiti için kurum denetmenleri tarafından tutulan 31/05/2018 tarihli ve 2108/HA/52 sayılı denetim raporuna göre Ağustos 2010- Aralık 2015 dönemleri arasında; eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının adına kayıtlı tarım arazilerine ilişkin gelirinin ve adına kayıtlı Cedit Mahallesinde ¼ hissesinin bulunduğu 189 m2 arsada kurulu üç katlı binadaki kendi oturduğu dışındaki 2 dairenin rayiç değerleri üzerinden hesaplanan yaklaşık aylık gelir toplamının brüt asgari ücret tutarından fazla olması nedeniyle tarafına yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların kurum hatası kapsamında değerlendirilerek tespit tarihinden geriye doğru gidilerek 26/08/2013 tarihinden itibaren borç çıkartıldığı anlaşılmış olup yapılan işlemde herhangi bir hata bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun:

5.1. “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendinde; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25’i oranında aylık bağlanır.” 5.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması başlıklı” 96 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinde, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” 5.3. Geçici 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı

Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.

17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve

2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya

hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır. […]” 6. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu Kanununun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı mülga

45 inci maddesinin (c ) bendinde, “Ölen, sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan

kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarla aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır. Ölen sigortalının 42 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 44 üncü madde gereğince tespit edilecek toptan ödeme miktarının, 18 yaşını (veya orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış yahut yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak kaydı ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarının her birine %

25 inin aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir.”

6.1. Mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal

Sigortalar Kurumu Kanununun 4956 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile değişik 45 inci maddesinin ( c) bendinde, “Ölen, sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarla aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır. Ölen sigortalının 42 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 44 üncü madde gereğince tespit edilecek toptan ödeme miktarının, onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yükseköğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’inin aylık ve toptan ödeme şeklinde verilir.” 7. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 4/1-(a) ve 4/1-(b) Sigortalılarına İlişkin

Tahsis Uygulamaları Konulu 2013/26 sayılı Genelge’nin “Ölüm Sigortasında 4/1-(b)

Sigortalıları ve Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar” başlıklı 8.3. maddesi gereğince, ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuat uygulanmaktadır. Buna göre ölüm tarihleri itibariyle 4/1-(b)

kapsamındaki sigortalılar ile bunların hak sahibi kız çocuklarında aranan koşullar aşağıdaki

tabloda gösterilmiştir:

ÖLÜM ÖLÜM ÖLÜM ÖLÜM

TARİHİ TARİHİ TARİHİ TARİHİ

SİGORTALI

VE HAK

SAHİPLERİNE

1/10/1972- 4/10/2000- 8/8/2001- 2/8/2003-

İLİŞKİN

3/10/2000 7/8/2001 1/8/2003 1/10/2008

KONULAR

3 TAM YIL 5 TAM YIL 3 TAM YIL 5 TAM YIL

1479 sayılı Geçimini 1479 sayılı

Geçimini

Kanun ile diğer sağlayacak Kanun ile diğer sağlayacak sosyal güvenlik başka bir geliri sosyal güvenlik başka bir geliri kanunları kanunları olmamak.

KIZ ÇOCUK

olmamak kapsamında kapsamında çalışmayan, bu çalışmayan, bu kanunlar kanunlar kapsamındaki kapsamındaki çalışmalarından çalışmalarından dolayı gelir veya dolayı gelir veya aylık almayan aylık almayan

“Yukarıdaki tabloda belirtilen hak sahibi kız çocukları için “Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” ile ana babalar için aranan “Geçiminin ölen sigortalı tarafından sağlanması” şartlarının tespiti diğer bir ifadeyle “geçimini sağlayacak gelir” kavramının belirlenmesinde; kız çocukları veya ana/babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadıkları ve buralardan aylık alıp almadığı ile tapu kayıtları da araştırılarak varsa gayrimenkullerinden ve diğer gelirlerinden elde ettiği aylık tutarının İş Kanununa göre 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret (brüt asgari ücret) tutarının altında olup olmadığı hususları sosyal güvenlik denetmenlerince tespit edilecektir. […].” 8. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 22/09/2016 tarihli ve 4/1- (b) Hak Sahibi Kız

Çocuklarının Gelir Tespiti İşlemleri Konulu Genel Yazısında 01/10/1972-03/10/2000 ile 08/08/2001-01/08/2003 tarihleri arasında vefat eden 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların hak sahibi kız çocukları için uygulanacak işlemler açıklanmış olup, mezkûr Genel Yazınının 3 üncü maddesinin ( c) bendinde, “5510 sayılı Kanun veya yabancı bir ülke mevzuat kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olanlardan brüt asgari ücret ve üzerinde geliri olduğu tespit edilen hak sahibi kız çocuklarının aylıkları, tespit edilen dönemler itibariyle kesilecek, yersiz ödenen aylıklara 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi uygulanacak, aylık bağlanmamış olanların aylık talepleri ise söz konusu dönemler için reddedilecektir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran eşi ve babasından ölümleri neticesinde tarafına aylık bağlandığını, sayılı bir yazı ile tarafına yersiz ödeme konulu bir tebligat yapıldığını, bunun sonucunda da 15.760,64 TL borç tahakkuk ettirildiğini, kurumdan bu karar gelmeden bir kaç ay önce evlerine

SGK görevlisi geldiğini ve gelir tespiti yapılacağını söylediğini, hali hazırda oturdukları apartmanın aile apartmanı olduğunu ve tapusunun müşterek olduğunu, 1. ve 3. Katında eşinin ilk hanımından olma oğullarının oturduğunu, SGK’dan gelen görevli tapunun müşterek olması ve her katta şahsının da hissesinin bulunması nedeniyle hisse oranı kadar kira geliri elde edilmesi gerektiği ve bununda gelir olarak kaydedileceğini, buna müteakip gelirlerinin brüt asgari ücretin üzerinde olması nedeniyle aylığından kesinti yapıldığını belirterek, aylığından yapılan kesintinin durdurulması ile kesinti yapılan tutarların tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

11. Ölüm aylığına hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul, ölüm olayının meydana gelmesidir. Bu sebeple; ölüm aylığı bağlanmasında sigortalının öldüğü tarihte yürürlükte olan mevzuat esas alınmaktadır. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince 2008/Ekim ayından önce vefat eden 4/1(a) ve 4/1- (b) kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine mülga kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlanmakta; bu bağlamda 30/08/1997 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı talebinde bulunan başvurana hak sahibi olarak babasının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuat hükümleri uygulanmaktadır.

12. Başvuranın babasının vefat ettiği 30/08/1997 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1479 sayılı

Kanunun 45 inci maddesinde, sigortalıların; geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağının düzenlendiği görülmektedir.

13. Öte yandan anılan maddede zaman içinde çeşitli değişiklikler yapılmıştır. İlk olarak maddedeki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu 04/10/2000 günü Resmî

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kapsamdaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmişse de Anayasa Mahkemesi’nin 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren 26/10/2000 gün 61/34 sayılı kararı ile söz konusu KHK iptal edilmiş ve son olarak Anayasa mahkemesinin iptal kararının ardından bu kez 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, yeniden “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiştir. Nitekim sosyal güvenlik sisteminin yapılandırılarak sigortalı ve hak sahiplerinin yükümlülüklerinin ve haklarının yeniden belirlendiği 5510 sayılı Kanunda da evli olmayan kız yetimlere aylık bağlanma şartı olarak Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma şartı benimsenmiştir.

14. Bu değişiklikler sonucunda, vefat eden 4/1-(b) kapsamındaki sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi şartları dönemler itibarıyla farklılaşmıştır. “01/10/197203/10/2000” dönemi ile “08/08/2001-01/08/2003” dönemi arasında vefat eden sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı aranırken, 4/10/2000- 07/08/2001 dönemi ile 02/08/2003-01/10/2008 dönemi arasında vefat eden sigortalıların kız yetimlerine aylık bağlanabilmesi için “1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” şartı aranmaya başlanmıştır.

15. Bununla beraber, 1479 sayılı Kanundaki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği Devredilen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü

Yönetim Kurulunun 13/06/1996 tarihli ve 1996/135 sayılı Kararı ile “1475 sayılı İş Kanununun

33 üncü maddesi gereğince 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit

edilen asgari ücret” olarak belirlenmiştir

16. Bu çerçevede, babasının vefat ettiği 30/08/1997 tarihi itibarıyla başvurana babasından dolayı aylık bağlanırken aranması gereken tek şartın, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak yani kendisine aylık ödendiği tarihlerde başvuranın brüt asgari ücretin üzerinde herhangi bir gelirinin bulunmaması olduğu anlaşılmaktadır.

17. Diğer taraftan, Bağ-Kur sigortalılarının kız yetimlerine hangi şartlarda ölüm aylığı ödenmesi gerektiğine ilişkin benzer nitelikteki uyuşmazlıklar hakkında verilen ilk derece mahkeme kararlarının temyiz başvuruları veya direnme kararları üzerine incelendiği ve karara bağlandığı içtihat niteliğinde yüksek yargı kararları bulunmaktadır. Anılan kararlarda söz konusu yasal değişiklikler sırasında Kurumun;

18. “Bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine aylık bağlanır” hükmünü dikkate alarak, 08/08/2003 tarihinden sonra hak sahipleri yararına getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağladığı,

18.1. Yeni bir yasal düzenleme olmadığı halde 2013/26 sayılı Genelgesiyle uygulamayı değiştirdiği ve 1479 sayılı Yasa ile ilgili olarak, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalılar yönünden, sigortalının geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa, 04/10/2000-07/08/2001 ve 08/08/2003-01/10/2008 döneminde ölen sigortalılar bakımından da, “1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan” kız çocuklarına aylık bağlanacağını düzenlediği,

18.2. Anılan genelge ile; diğer aylıklara dokunmazken, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/2001- 01/08/2003 döneminde ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına sonraki lehe olan yasal düzenlemeler gereğince bağladığı ölüm aylıklarını, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre eşlerinden bağlanan ölüm aylıklarını da dikkate alarak gelir testine tabi tuttuğu, geçimini sağlayacak gelirleri bulunduğu gerekçesiyle bağlanan aylıkları iptal ettiği ve ödenmiş aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirdiği,

18.3. Son olarak, SGK Emeklilik İşlemleri Genel Müdürlüğünün 02/09/2017 gün ve tarihli “Genel Yazı”sı ile, 01/10/1972-03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 dönemlerinde ölenlerin kız çocuklarına gelir testi yapılmadan, kendi sigortalılıkları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle bağlanan gelir ve aylık almamaları halinde ölüm aylıklarının bağlanmasına Yönetim Kurulunca karar verildiği,

18.4. Kurumun bu son işlemi ile kız çocuklarına bağladığı aylıkları, 1479 sayılı Yasaya aykırı olarak kestiğini veya bağlamadığını kabul ettiği, ancak kestiği aylıkları yönetim Kurulu

Kararı uyarınca 2016 Ekim ayından itibaren yeniden bağlamasına karşın, daha önce ödediği aylıkları borç kaydettiği ve tahsil ettiği aylıkları da iade etmediği ifade edilmiştir (Yargıtay 21.HD. 10/07/2017 tarih E:2017/1517, K: 2017/5902; 09/04/2018 tarih E:2018/742, K:2018/3517; Yargıtay HGK 25/04/2018 tarih E:2018/427, K:2018/949)

18.5. Nitekim aynı kararlarda yukarıdaki ifadelere yer verildikten sonra Anayasanın 10 uncu maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine atıfta bulunularak çeşitli yasal değişiklikler nedeniyle hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre dört ayrı dönemin ikisi yönünden aylık bağlanması diğer iki dönem yönünden aylık bağlanmaması gerektiği yönündeki yorumun açıkça Anayasada yer alan eşitlik kuralına aykırı olduğu gibi genel hukuk ilkelerine de aykırı olduğu belirtilmiştir.

19. Bunlarla birlikte, konuya ilişkin yargı içtihatlarında ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken temel kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması, bununla birlikte, Kanun koyucu tarafından daha sonra gerçekleştirilen lehe yasal değişikliklerden de hak sahiplerinin faydalandırılması gerektiğini vurgulanmaktadır (Yargıtay HGK 21/03/2012 tarih E:2012/21-21, K:2012/223; 25/04/2018 tarih E:2018/427, K:2018/949)

20. Bu durumda, her ne kadar başvuranın babasının vefat ettiği tarihte 1479 sayılı Kanunda ölüm sigortasından kız yetimlere aylık bağlanması için “geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama” koşulu aransa da anılan kanunda 4956 sayılı Kanunla sonradan yapılan yasal düzenleme ile kız yetimlere aylık bağlanması için aranan koşul “1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamak” şeklinde sigortalılar lehine değiştirildiğinden, başvuranın da lehine olan bu yasal değişiklikten yararlandırılması gerektiği değerlendirilmektedir.

21. Öte yandan, yukarıda yer verilen yüksek yargı kararlarından, yasal mevzuat zaman içerisinde birden fazla defa değişmiş olsa da uygulamada aynı seyrin izlenmediği, Kurum tarafından 4956 sayılı Kanun ile 08/08/2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine… aylık bağlanır” hükmü dikkate alınarak, anılan tarihten sonra hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağlandığı ve ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Yasalardan aylık alıyor olmalarının bu kişilere ölüm aylığı bağlanmasına engel olmadığının kabul edildiği, 2013/26 sayılı

Genelgeye değin bu uygulamanın sürdürüldüğü, yeni bir yasal düzenleme olmaksızın 2013/26 sayılı Genelgeyle uygulamanın değiştirilerek 01/10/1972- 03/10/2000 ve 08/08/200101/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalıların kız yetimlerine geçimlerini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağının kabul edildiği anlaşılmaktadır

22. Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik kavramı, herhangi bir nesnel ve makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere farklı muamelede bulunulmamasına ilişkin gereklilik olarak ifade edilmektedir (AYM, Aziz Turhan Başvurusu, B. No. 2012/1269, 08.05.2014, § 38).

23. Yine Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla vurgulandığı şekliyle “Anayasa’nın 10.

maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.

Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, kanunlara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Kanunlar, eşitlik ilkesine uygun bir şekilde, aynı veya benzer durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranılmasını sağlayacak kurallar içermelidir.” (AYM, E. 2009/47, K. 2011/51, 17.03.2011).

24. İdarenin, ölüm aylıklarının ödenme koşullarını belirleme konusunda, anayasal ilkelere ve kanunlara aykırı olmamak, kanunla kendisine tanınan takdir alanı sınırları içerisinde olmak ve hakkaniyet ile kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla, düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır. Ancak idare, keyfi ya da bu haktan yararlananlar arasında eşitsizliğe neden olacak düzenlemeler yapamaz.

25. Somut olayda 619 sayılı KHK’nın yayımlandığı 04/10/2000 tarihine kadar geçimini sağlayacak başka geliri olmamak şartıyla aylık bağlanan kız yetimlerin aylık bağlanma şartları, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında gelişen sürecin sonunda, 4956 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 08/08/2003 tarihi itibarıyla, kız yetimlerin lehine bir şekilde, sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamak veya çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamak olarak belirlenmiştir. Bununla beraber, Kurum uygulaması 2013 yılına değin lehe olan yasal düzenleme doğrultusunda yürütülmekteyken 2013/26 sayılı Genelgeyle farklılaştırılmış ve 01/10/1972- 03/10/2000 ve 08/08/2001-01/08/2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalıların kız yetimlerine geçimlerini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağı kabul edilmiştir. Ancak 2016 yılındaki Kurum Yönetim Kurulu kararı ile bu kez aynı yılın Ekim ayından başlamak üzere uygulamanın 2013 yılı öncesi haline dönülmüştür. Eski uygulamaya dönülmesine rağmen 2013/26 sayılı Genelge gereği hak sahiplerinden kesilen aylıkların ilgililere iade edileceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye ise gidilmemiştir.

26. Kurumun şikâyete konu uygulamasına tabi olan kız yetimlerin hukuki durum ve statüleri aynıdır. Aralarındaki tek fark hak sahipliği kazandıkları sigortalıların ölüm tarihi bakımındandır. Durumlarındaki özdeşlik nedeniyle her iki grubun kanunun öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlanmaları gerekmektedir. Buna rağmen, hak sahipliği kazandıkları sigortalıların ölüm tarihine göre kız yetimlerin farklı uygulamaya tabi tutulduğu, bir kısmına başka bir geliri olmamak şartıyla aylık bağlanırken diğer bir kısmına bu şart aranmaksızın sadece sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamak veya bu çalışmalar kapsamında gelir veya aylık almamak şartıyla aylık bağlandığı görülmektedir

27. Bu çerçevede, hak sahipliği kazandıkları sigortalılar farklı tarihlerde vefat etse dahi nitelikleri ve durumları özdeş olup aynı konumda oldukları görülen kız yetimlere aylık bağlanmasında, hak sahipliğini kazandıkları sigortalıların ölüm tarihlerine göre dört farklı dönem için iki farklı aylık bağlanma koşulu aranmasında anlaşılabilir, amaçla ilgili ya da makul, adil ve haklı bir nedene dayanmayan bir ayrım uygulandığı, bu haliyle ortaya çıkan somut durumun Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmektedir.

28. Yukarıda yapılan açıklamalar, yargı kararları ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, 31/05/2018 tarihli ve sayılı denetim raporunda

Ağustos 2010-Aralık 2015 yılları için yapılan gelir tespiti sonucunda başvuranın gelirin brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun tespit edilmesi dolayısıyla tespit tarihinden geriye doğru gidilerek daha önce yersiz ödenmiş olan aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince tahsil edilmesine yönelik olarak idarece yapılmış işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

30. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Tokat

İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın babasından dolayı almakta olduğu 4/1-(b) kapsamındaki aylığının kesildiği ödeme döneminden itibaren bağlanarak yasal faiziyle birlikte başvurana ödenmesi, şikâyete konu işlem kapsamında başvurandan kesilen ölüm aylıkları tutarının yasal faiziyle birlikte başvurana ödenmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TEBLİĞİNE;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi