ÖZET: Başvuran, vefat eden eşinin özel sektördeki hizmet sürelerinin ve sözleşmeli öğretmenlik döneminin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınmadığını, bu nedenle eksik ödeme yapıldığını iddia etmektedir. Ayrıca, 2016 yılı Kasım ve Aralık aylarına ait ölüm aylıklarının da ödenmediğini belirterek, eksik ödenen emekli ikramiyesi ve ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ve çocuklarına ödenmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın eşinin hizmet sürelerini değerlendirerek, ölüm aylığının 01/11/2016 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğini kabul etmiş, ancak emekli ikramiyesi talebini reddetmiştir.

Kurum, başvuranın eşinin 5510 sayılı Kanun kapsamında geçen hizmet sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmadığını belirtmiştir. Bu durum, başvuranın yasal faiz talebinin de reddedilmesine yol açmıştır. Sosyal güvenlik mevzuatında, eksik veya hatalı ödemelere yasal faiz uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığı için başvuranın bu talebi karşılanamamıştır. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde bir karar verilmiştir.

Kamu Başdenetçisi, başvuranın emekli ikramiyesinin eksik hesaplandığı yönündeki iddiasını reddederken, yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, geç ödemelere ilişkin yasal düzenlemelerin başlatılması önerilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/64855-S.20.70260

BAŞVURU NO : 2020/2163

KARAR TARİHİ : 14/07/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Eksik ödendiği iddia edilen ölüm aylığı ve emekli ikramiyesinin faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 31/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran , vekili aracılığı ile yaptığı başvuruda; vefat eden eşinin özel sektördeki hizmetleri ile sözleşmeli öğretmen olarak görev yaptığı sürelerinin emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmadığını, bu nedenle emekli ikramiyesinin eksik ödendiğini, keza 2016 yılı Kasım ve Aralık ayına ilişkin ölüm aylıklarının da taraflarına ödenmediğini belirterek eksik ödenen emekli ikramiyesi ve ödenmeyen ölüm aylıklarının ilgili idareye başvurusu tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisine ve çocuklarına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 12/02/2020 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel

Müdürlüğünün 30/03/2020 tarihli ve E. sayılı yazısı ve eklerinde ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Başvuranın eşi ’ın Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak görev yapmaktayken 28/07/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı ve 25/10/2016 tarihinde vefat ettiği, 2.2. Başvuranın Kurumları kayıtlarına 06/12/2016 tarihinde geçen aynı tarihli dilekçesi ile tarafına aylık bağlanması talebinde bulunması üzerine, Kurumlarının 09/03/2017 tarihli işlemiyle eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında özel sektörde 08/09/200417/11/2008 tarihleri arasında geçen 4 yılı 1 ay 25 gün hizmeti, 657 sayılı Kanunun 4/B kapsamında sözleşmeli olarak 5510 sayılı Kanununun 4/1-a bendi kapsamında kamu sektöründe 17/11/2008-30/03/2009 ve 02/10/2009-14/01/2010 tarihleri arasında geçen toplam

7 ay 26 gün hizmeti ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamında 15/01/2010-01/09/2016

tarihleri arasında geçen ve 6 yıl 7 ay 15 gün alınması gerekirken sehven 6 yıl 8 ay olarak hesaplanan toplam 11 yılı 5 ay 21 gün hizmeti esas alınarak tarafına ve 3 çocuğuna 01/01/2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 2.3. Başvuranın Kurumları kayıtlarına 26/03/2019 tarihinde geçen 26/03/2019 tarihli dilekçesi ile tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunması üzerine 13/05/2019 tarihli yazıları ile sehven başvuranın eşi ’ın 5434 sayılı Kanunun hükümlerine tabi olduğu değerlendirilerek talebinin reddedildiği, 2.4. Başvuranın Kamu Denetçiliği Kurumumuza yapmış olduğu 22/07/2019 tarihli ve 2019/12826 nolu başvurusu üzerine verilen 03/09/2019 tarih ve 2019/7893-S.12070 sayılı

Gönderme Kararına istinaden durumunun yeniden değerlendirildiği, emekli ikramiyesinin ödenmesine müstahak olduğunun tespit edildiği, Kurumlarının 09/10/2019 tarihli işlemi ile başvuranın eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamında 15/01/2010-01/09/2016 tarihleri arasında geçen 6 yıl 7 ay 15 gün olduğu tespit edilen hizmet süresinin 6 tam yılına karşılık 01/11/2016 tarihindeki katsayılarılar esas alınarak hesaplanan toplam 12.748,41 TL emekli ikramiyesinin başvurana 5.099,37 TL ve çocuklarının her birisine 2.549,68 TL olmak üzere paylaştırılıp tahakkuk ettirildiği, 2.5. Daha sonra başvuranın durumunun bilgi ve belge isteme yazımız üzerine tekrar incelendiği, ilgilinin ve çocuklarının ölüm aylığının başlangıç tarihinin 25/10/2016 olan ölüm tarihi esas alındığında 01/11/2016 tarihi olması gerektiğinin anlaşılması üzerine 06/03/2020 tarihli Kurumları işlemi ile aylık başlangıç tarihinin düzeltilerek aylıklarının yeniden hesaplandığı ve oluşan aylık farkları ile ek ödemelerin ilgili ve çocukları adına tahakkuk ettirildiği, 2.6. Diğer taraftan, 4/1-a bendi kapsamında özel sektörde geçen hizmet sürelerine veya 657 sayılı Kanunun 4/B kapsamında sözleşmeli olarak 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında kamu sektöründe geçen 2 yılın altındaki hizmetlere emekli ikramiyesi ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından başvuranın eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamında geçen 6 yıl 7 ay 15 gün hizmetinin 6 tam yılına tahakkuk ettirilen emekli ikramiyesinde herhangi bir hata bulunmadığı, 2.7. Ayrıca, Kurumlarınca ilgililere eksik veya hatalı ödemelere yasal faiz uygulanacağına dair sosyal güvenlik ve ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle başvuranın yasal faiz talebinin yerine getirilmesine kanunen imkan bulunmadığı, 2.8. Başvuranın eşinin 28/07/2016-01/09/2016 tarihleri arasında açıkta geçirdiği sürelerin yarısının hem hak sahiplerinin ölüm aylığı hesabında hem de emekli ikramiyesi hesabında dikkate alındığı, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükmünü, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmünü amirdir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 5.1. “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32 nci

maddesinde, “- Ölüm sigortasından sağlanan haklar şunlardır:

a) Ölüm aylığı bağlanması.

b) Ölüm toptan ödemesi yapılması.

c) Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

d) Cenaze ödeneği verilmesi

Ölüm aylığı; a) En az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, b) 47 nci maddede yazılı sebeplerle kazaya uğramış, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, c) Bağlanmış bulunan malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanır…” hükmü, 5.2. “Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı

35 inci maddesinde, “Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;

a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, takip eden aybaşından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.” 6. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun; 6.1. “İkramiye” başlıklı mülga 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanun’unun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının,

1475 sayılı İş Kanun’unun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma

şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.” hükmü, 6.2. Ek 82 nci maddesinde; “1) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlardan; f) Ölüm tarihi itibariyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmamakla birlikte, uzun vadeli sigorta kolları açısından son olarak 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmış olanların ölüm aylığı bağlanan veya ölüm toptan ödemesi yapılan hak sahiplerine, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (21) numaralı bendinde belirtilen kamu idarelerinde aynı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında geçen uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süreleri esas alınarak emekli ikramiyesi; anılan Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan sigortalıların emeklilik ikramiyesine ilişkin azami süre, hesap yöntemi, emekli ikramiyesinin hesabında kullanılan ödeme unsurları ile bu ödeme unsurlarına hak kazanma şartlarına ilişkin esas ve usûller, ödeme unsurlarının ikramiye hesabına esas alınan oran ve/veya miktarları dikkate alınarak ödenir.

Ancak, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında geçen uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süreleri esas alınarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için; iş kanunlarına tabi olarak çalışmış olanların iş sözleşmelerinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması, sözleşmeli personel statüsünde çalışmış olanların ise hizmet sözleşmelerinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatı veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasını gerektirecek şekilde sona ermiş olması şarttır. Ayrıca, bu kişilerin, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

2) Bu madde kapsamında emekli ikramiyesi ödenenlerden vazife malûllüğü, kanunlarla

belirlenen bekleme süresi sonunda kadrosuzluk, yaş haddi veya ölüm sebebiyle haklarında 5510 sayılı Kanunun uzun vadeli sigorta kolları kapsamında aylık bağlanmış veya toptan ödeme yapılmış olanlara; aylığa veya toptan ödemeye hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde emekli ikramiyesinin hesabında esas alınan katsayılarda meydana gelecek artış nedeniyle oluşacak ikramiye farkları ile ilk mali yılın birinci ayında katsayılar dışındaki diğer unsurlarda meydana gelecek artışa bu tarihte yürürlükte olan katsayılar uygulanmak suretiyle bulunacak ikramiye farkları, emekli ikramiyesi ile ilgili hükümlere göre ayrıca ödenir. Ancak, aylığa veya toptan ödemeye hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde katsayılarda artış yapılmadığı takdirde, müteakiben katsayılarda altı ay içinde yapılacak ilk artıştan doğan ikramiye farkları da ayrıca ödenir.

3) Emekli ikramiyesinin hak sahiplerine ödenecek olması, emekli ikramiyesinin miktarında bir

indirime gidilmesini gerektirmez. Emekli ikramiyesinin ödenecek hak sahiplerinin toplam sayısının birden fazla olması halinde, bu madde uyarınca hesaplanacak emekli ikramiyesinin tamamı 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde belirtilen hisseleriyle orantılı olarak hak sahipleri arasında paylaştırılır.” hükmü 7. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un; 7.1. “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu

Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü, 7.2. “Emekli İkramiyesi” başlıklı 12’nci maddesinde; “(…) kendilerine bu Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli

Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. (Ek cümle: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanun’una tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır. Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu Kanun’unun emekli

ikramiyesine veya iş Kanun’unun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek cümle:

24.07.2008 – 5793 S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra

hükümleri de dikkate alınır.” hükmü, 8. 02/09/2005 tarihli ve 25924 sayılı resmi Gazetede yayımlanan 2005/9245 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Esaslar belirlenmiş olup Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin

Esasların bahsi geçen karar ile değişik 7 nci maddesi uyarınca, “Kamu Kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 saatin altında bulunan personel hariç olmak üzere en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan; a) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malullük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması, b) Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi, c) İstihdama ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi fethetmesi, d) İlgilinin ölümü, hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta olduğu pozisyon unvanı itibariyle, Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, kurumunda(2)(3) çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarında iş sonu tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır.

Bu tazminatın ödenmesinde; daha önce iş sonu tazminatı, ikramiye ve kıdem tazminatı ile benzeri ödemelerde değerlendirilmiş süreler dikkate alınmaz. İş sonu tazminatı ödemesinde dikkate alınmış süreler kıdem tazminatı ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanunu hükümleri uyarınca ödenecek ikramiye hesabında değerlendirilmez. Ölüm halinde, yukarıdaki fıkra uyarınca hesaplanacak tutar, ölenin kanuni mirasçılarına ödenir…” hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran , vekili aracılığı ile yaptığı başvuruda; vefat eden eşinin özel sektördeki hizmetleri ile sözleşmeli öğretmen olarak görev yaptığı sürelerinin emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmadığını, bu nedenle emekli ikramiyesinin eksik ödendiğini, keza 2016 yılı Kasım ve Aralık ayına ilişkin ölüm aylıklarının da taraflarına ödenmediğini belirterek eksik ödenen emekli ikramiyesi ve ödenmeyen ölüm aylıklarının ilgili idareye başvurusu tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisine ve çocuklarına ödenmesini talep etmektedir.

11. Şikayet başvurusuyla ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumundan edinilen bilgi ve belgelerden özetle; 11.1. Başvuranın eşi ’ın Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak görev yapmaktayken 28/07/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı ve 25/10/2016 tarihinde vefat ettiği 11.2. Başvuranın 06/12/2016 tarihli dilekçesi ile tarafına aylık bağlanması talebinde bulunması üzerine, eşinin toplam 11 yılı 5 ay 21 gün hizmeti esas alınarak tarafına ve 3 çocuğuna 01/01/2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 11.3. Akabinde başvuranın 26/03/2019 tarihli dilekçesi ile tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunduğu, ancak talebinin reddedildiği, bunun üzerine Kurumumuza başvuruda bulunduğu, bu başvurusuna istinaden verilen Gönderme Kararı neticesinde durumunun yeniden değerlendirildiği, emekli ikramiyesinin ödenmesine müstahak olduğunun tespit edilmesi üzerine başvuranın eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamında 15/01/2010-01/09/2016 tarihleri arasında geçen 6 yıl 7 ay 15 gün olduğu tespit edilen hizmet süresinin 6 tam yılına karşılık toplam 12.748,41 TL emekli ikramiyesinin başvurana 5.099,37 TL ve çocuklarının her birisine 2.549,68 TL olmak üzere paylaştırılıp tahakkuk ettirildiği, 11.4. Başvuranın Kurumumuza tekrar başvurması üzerine Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen bilgi ve belge isteme yazımıza istinaden durumunun tekrar incelendiği, başvuranın ve çocuklarının ölüm aylığının başlangıç tarihinin 25/10/2016 olan ölüm tarihi esas alındığında 01/11/2016 tarihi olması gerektiğinin anlaşılması üzerine 06/03/2020 tarihli Kurumları işlemi ile aylık başlangıç tarihinin düzeltilerek aylıklarının yeniden hesaplandığı ve oluşan aylık farkları ile ek ödemelerin ilgili ve çocukları adına tahakkuk ettirildiği, 11.5. Ancak, Kurumlarınca ilgililere eksik veya hatalı ödemelere yasal faiz uygulanacağına dair sosyal güvenlik ve ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle başvuranın yasal faiz talebinin yerine getirilmesine kanunen imkan bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.

12. Bu minvalde somut olay, ilgili idareden edinilen bilgi ve belgeler ile başvuranın da iddiaları dikkate alındığında; ödenmeyen ölüm aylıkları, eksik hesaplandığı iddia edilen emekli ikramiyesi ile söz konusu eksik ödemelerin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi yönünden 3 ayrı başlık altında incelenecektir.

1-Ölüm Aylığı Yönünden Yapılan İnceleme 13. Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32 nci maddesinde, ölüm sigortasından sağlanan bir takım haklara yer verilmiş olup ölüm aylığı bağlanması da bu haklardan birisi olarak ilgili madde de sayılmıştır. Yine, anılan Kanunun 35 inci maddesinde ise, ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların, sigortalının ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren başlatılacağı hüküm altına alınmıştır.

14. Başvuruya konu somut olaya bakıldığında; başvurana bağlanan ölüm aylığının, aylık bağlanması talepli 06/12/2016 tarihli dilekçe üzerine 01/01/2017 tarihinden itibaren bağlandığını görülmektedir. Ancak yukarıda yer verilen mevzuat hükmü gereğince, ölüm aylığının başvuranın vefat ettiği 25/10/2016 tarihini takip eden aybaşından itibaren yani 01/11/2016 tarihinden itibaren ödenmesi gerektiği ortadadır.

15. Bu kapsamda, başvuranın ölüm aylığının eksik ödendiği iddiasıyla ilgili gerekli incelemelerin yapılmasını teminen Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen bilgi ve belge isteme yazımız üzerine, ölüm aylığının bağlanma tarihi ilgili kurumca tekrar incelenmiştir. İnceleme neticesinde, ölüm aylığı bağlanma tarihinin 01/01/2017 tarihinden 01/11/2016 tarihine çekildiği, buna göre aylıkların yeniden hesaplandığı ve oluşan fark aylıkların ve ek ödemelerin hak sahipleri adına tahakkuk ettirildiği Kurumumuza bildirilmiştir.

16. Bu aşamada, şikâyet başvurusunun bu kısmının idarece dostane çözüm yoluyla çözüme kavuşturulduğu görülmüştür.

2-Emekli İkramiyesi Yönünden Yapılan İnceleme 17. Başvuran, eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-c kapsamı dışındaki hizmetlerinin emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmadığını, bu nedenle şahsına eksik emekli ikramiyesi ödendiğini iddia etmektedir.

18. İlgili idareden edinilen bilgi ve belgelerden; başvuranın eşinin, 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında özel sektörde 08/09/2004-17/11/2008 tarihleri arasında geçen 4 yılı 1 ay 25 gün hizmeti, 657 sayılı Kanunun 4/B kapsamında sözleşmeli olarak 5510 sayılı Kanununun 4/1-a bendi kapsamında kamu sektöründe 17/11/2008-30/03/2009 ve 02/10/2009-14/01/2010 tarihleri arasında geçen toplam 7 ay 26 gün hizmeti ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamında 15/01/2010-01/09/2016 tarihleri arasında geçen 6 yıl 7 ay 15 gün hizmeti bulunduğu anlaşılmaktadır.

19. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 128 inci maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği, ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin saklı olduğu, üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının, kanunla özel olarak düzenleneceği kurala bağlanmıştır 20. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre, sözleşmeli personel, memurlardan farklı olarak yıllık sözleşme ile istihdam edilen kamu hizmeti görevlisi olarak kabul edilmiş olup, sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilen personelin özlük ve sosyal hakları anılan maddenin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkartılan Sözleşmeli

Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda belirlenmiştir.

21. 02/09/2005 tarihli ve 25924 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005/9245 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin

Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların belirlendiği, Esasların söz konusu karar ile değişik 7 nci maddesi uyarınca, Kamu Kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 saatin altında bulunan personel hariç olmak üzere en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan; a) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malullük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması, b) Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi, c) İstihdama ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi fethetmesi, d) İlgilinin ölümü, hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta olduğu pozisyon itibariyle, Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık tutarında iş sonu tazminatı ödenmesi imkanı getirilmiştir.

22. Öte yandan, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanunun “Emekli İkramiyesi” başlıklı 12 nci maddesinde, kendilerine anılan Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödeneceği, sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olmasının şart olduğu hükmüne yer verilmiştir.

23. Somut olayda, başvuranın eşinin 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi çerçevesinde sözleşmeli personel statüsünde fasılalı olarak toplamda 7 ay 26 gün hizmeti bulunduğu, söz konusu hizmet süresinin iş sonu tazminatına hak kazanmak için gerekli olan en az 2 hizmet yılı şartını karşılamadığı, bu nedenle iş sonu tazminatına hak kazanılamayan bu görev nedeniyle ifa edilen toplam 7 ay 26 gün hizmetin, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 12 nci maddesi gereğince emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

24. Keza başvuranın eşinin, 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında özel sektörde 08/09/2004-17/11/2008 tarihleri arasında geçen 4 yıl 1 ay 25 gün hizmetinin ise Emekli

Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçmediğinden, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik

Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 12 nci maddesi gereğince emekli ikramiyesinin hesabından dikkate alınması da mümkün bulunmamaktadır.

25. Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvuranın eşinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında gerek kamu gerekse özel sektörde geçen hizmetlerinin emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmamasında herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

3-Faiz Talebi Yönünden Yapılan İnceleme 26. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Kurumumuza iletilen bilgi ve belgelerde, eksik veya geç ödenen ölüm aylığı ve emekli ikramiyesine ek yasal faiz ödenmesine imkan tanıyacak bir mevzuat hükmü bulunmadığından bu ödemelere faiz tahakkuk ettirilmesinin de mümkün bulunmadığının belirtildiği görülmektedir.

27. Başvuruya konu olayda, başvurana eşi dolayısıyla 01/11/2016 tarihi itibariyle bağlanması gereken ölüm aylığının 01/01/2017 tarihi itibariyle bağlandığı, 06/03/2020 tarihli Sosyal

Güvenlik Kurumu işlemi ile söz konusu hatadan dönülerek aylık başlangıç tarihinin düzeltildiği ve aylıkların yeniden hesaplanarak oluşan aylık farkları ve ek ödemelerin hak sahipleri adına tahakkuk ettirildiği, öte yandan başvuranın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına 26/03/2019 tarihinde geçen 26/03/2016 tarihli dilekçesi ile tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebinde bulunduğu, ancak söz konusu talebin Sosyal Güvenlik Kurumunun 13/05/2019 tarihli yazıları ile reddedildiği, akabinde başvuranın Kurumumuza yapmış olduğu 22/07/2019 tarihli ve 2019/12826 nolu başvurusu üzerine verilen 03/09/2019 tarih ve 2019/7893-S.12070 sayılı

Gönderme Kararına istinaden durumunun ilgili idarece yeniden değerlendirildiği, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesine müstahak olduğunun tespit edilmesi üzerine 6 yıl 7 ay 15 gün olduğu tespit edilen hizmet süresinin 6 tam yılına karşılık 01/11/2016 tarihindeki katsayılarılar esas alınarak hesaplanan toplam 12.748,41 TL emekli ikramiyesinin başvurana 5.099,37 TL ve çocuklarının her birisine 2.549,68 TL olmak üzere paylaştırılıp tahakkuk ettirildiği, başvuranın yapılan geç ödemeler nedeniyle faiz talep ettiği, ancak söz konusu talebinin ise sosyal güvenlik ve ilgili mevzuatta eksik veya hatalı ödemelere yasal faiz uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığından Sosyal Güvenlik Kurumunca reddedildiği görülmüştür.

28. Daha önce Kurumumuz tarafından geç ödenen aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi yönünde Kurumunuza verilen 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu

Tavsiye Kararında da belirtildiği üzere; faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095

Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret

Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik

Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 13 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

29. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584.

Sayılı ve “Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK.

Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.” Yine Yargıtay 10.

H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında;“Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

30. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen ölüm aylığına, sigortalının vefat tarihini takip eden aybaşından itibaren hak sahiplerince hak kazanıldığı, ölüm aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan aylıklar bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

31. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da

Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.

32. Kurumumuz tarafından faiz ödenmesine yönelik verilen Tavsiye Kararlarına

Kurumunuzca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye

Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Bu kapsamda gerek emekli ikramiyesinin ödenme koşullarına ilişkin 03/04/2020 tarihli ve 2020/720 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Kararı, gerekse faiz ödenmesine yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye

Kararı dikkate alınarak, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 33. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanun’unun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

34. Bununla birlikte, hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve

“haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir. İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi gerektiği, yine, yaptığı hataları düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı olarak hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

35. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede

Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE; İlgililerin aylık ve/veya emekli ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde anılan faiz taleplerinin karşılanmasını teminen ilgili mevzuatta gerekli düzenlemenin yapılabilmesi için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK

KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

Başvuranın, emekli ikramiyesinin eksik hesaplandığı yönündeki iddiasının REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi