ÖZET: Başvuran, 2013 yılında kendi isteğiyle emeklilik yaşını beklemek üzere kamu görevinden ayrıldığını ve 2020 yılında emeklilik talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Emekli aylığı bağlanmış, ancak görevine son verilmesi gerekçe gösterilerek emekli ikramiyesi ödenmemiştir. Başvuran, görevden çıkarılma işleminin hukuken geçersiz olduğunu ve bu nedenle emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın memuriyetinin, hakkında kesinleşen zimmet suçuna dayalı olarak sona erdiğini belirtmiştir. Bu nedenle, başvuranın emekli ikramiyesi ödemesine hak kazanmadığı ifade edilmiştir. İlgili mevzuat gereği, memuriyetin sona erme şeklinin kıdem tazminatına hak kazandıracak koşullara uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın durumu, memur statüsünde olmaması nedeniyle 657 sayılı Kanunun 98. maddesi çerçevesinde değerlendirildiğinde, emekli ikramiyesi ödemesi yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde bir öneri sunmuş ve yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durum tespit edilmediğini belirtmiştir. Bu nedenle, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin reddedilmesi kararı verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7181-S.21.11514

BAŞVURU NO : 2020/100103

KARAR TARİHİ : 05/05/2021

RET KARARI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Memur olduğu dönemde kesinleşen yargı kararına istinaden memuriyetten çekildikten sonra başvuranın görevine son verilmesi ve emekli ikramiyesinin ödenmemesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Antalya İl Müdürlüğündeki görevinden

18.11.2013 tarihinden geçerli olmak üzere kendi isteğiyle emeklilik yaşını beklemek üzere ayrıldığını,

emekli aylığı bağlanması için aranan yaş şartını doldurması üzerine 22.07.2020 tarihinde emeklilik talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurduğunu, emekli aylığının bağlandığını ancak emekli ikramiyesinin ödenmediğini, emekli ikramiyesinin ödenmeme gerekçesi olarak görevden çıkarılması nedeniyle görevinden kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak ayrılmamasının gösterildiğini, oysa görevinden ayrılan bir memur hakkında görevine son verilmesi işlemi tesis edilmesine imkan bulunmadığını, bu şekilde tesis edilmiş bir işlemin emekli ikramiyesinin ödenmemesine dayanak teşkil edemeyeceğini, başvurusu ekinde bu yönde verilmiş yargı kararlarını da sunduğunu belirterek emekli ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 7/1/2021 tarihli ve – – sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 20/1/2021 tarihli ve – – – sayılı yazı ve

eklerinde ilgili mevzuatına da yer verilmek suretiyle özetle:

2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereği

2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununa tabi çalışması olanlar

hakkında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ile yürülükten kaldırılan hükümleri de dahil olmak üzere

5434 sayılı Kanun hühümlerine göre işlem yapılmaya devam edildiği,

2.2. 2829 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereği ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca aylık bağlandığı, hizmet sürelerinin aylık bağlanmaya hak kazanıldığı tarihte birleştirildiği, 2.3. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan ilgililere emekli ikramiyesi ödenebilmesi için memuriyet görevinin 1475 sayılı İş Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 2.4. İlgililere emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği belirlenirken 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi çerçevesinde değerlendirmeye gidildiği ve memuriyet görevi maddede sayılan haller dışında sona erenlere emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.5. Kurumlarınca, görevlerinden ayrıldıktan sonra emeklilik talebinde bulunanlara devlet memurluğundan çıkarma cezası almış olmaları halinde emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.6. Öte yandan, devlet memurluğundan çıkarma cezası almadan önce emekliye ayrılması nedeniyle haklarında emekli ikramiyesi ödenmiş olanların emekli ikramiyelerinin Kurumlarınca geri istenilmediği, bu ödemelerin ilgililerden tahsilinin görevde bulundukları kurum tarafından yapılması gerektiği, 2.7. Bu çerçevede emeklilik dosyasının tetkikinde, başvuranın 18/10/2013 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldığı, 22/7/2020 tarihinde açıktayken emeklilik talebinde bulunduğu, emekli ikramiyesi işlemlerine esas olmak üzere başvuranın memuriyet görevinin kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona erip ermediği Kurumundan istendiği, alınan yantıtta başvuran hakkında zimmet suçu nedeniyle verilen hapis cezasının 20/5/2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine 657 sayılı

Kanunun 98/b maddesi gereği başvuranın görevine son verildiğinin bildirildiği, buna göre tarafına emekli ikramiyesi ödenmeyeceğinin Kurumlarınca başvurana bildirildiği, 3. Kurumumuzun 7/1/2021 tarihli ve – – sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 29/1/2021 tarihli ve – – sayılı yazı ile Antalya Valiliği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün 20/1/2021 tarihli ve – -1 sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuranın (Mülga) Antalya Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü emrinde Bilgisayar

İşletmeni olarak görev yapmakta iken 11.11.2013 tarihli dilekçesi ile “Sosyal Güvenlik Kurumu internet sitesinde Emeklilik Süresi ve Yaş Hesabı sayfasında yaptığı hesaba göre 16.09.2013 tarihi itibari ile

Emekli Sandığı Kriterlerine göre 25 Hizmet Yılını doldurduğunu” bildirerek 18.11.2013 tarihinden itibaren yaş haddini beklemek üzere emekli olmak istediğini belirttiği ve bunun üzerine

25.11.2013 tarihli ve sayılı (mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Personel Hareket Onayı ile

18.11.2013 tarihi itibari ile emeklilik nedeniyle istifasının kabul edildiği,

3.2. Emeklilikle ilgili yaş haddinin dolması üzerine adı geçen ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığınca Bakanlıklarına gönderilen 21.08.2020 tarihli ve sayılı yazıda, ” hakkında 6270 sayılı Kanuna göre emeklilik ikramiyesi ödemesi yapılacağından, ilgilinin iş akdinin feshi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediğinin bildirilmesi, kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş ise 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı

Kanunun değişik 89 uncu maddesi hükmü esas alınarak emekli ikramiyesi ödeneceğinden, emekli ikramiyesi ödenmesine esas alınacak onayın gönderilmesi”nin istenildiği, 3.3. Bu süreçte; hakkında Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu 16.11.2007 tarihli ve / E. / K. sayılı Karar ile “Nitelikli

Zimmet” suçundan “7 yıl 9 Ay 22 Gün hapis” cezası aldığı ve bu cezanın Yargıtay 5. Dairesinin

20.05.2013 tarihli ve / E. / K. sayılı Kararı ile kesinleştiği, kesinleşen mezkûr

mahkeme kararına istinaden Bakanlıklarının 18.09.2020 tarihli ve sayılı Personel Hareket Onayı ile adı geçenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98/B maddesinde belirtilen şartları kaybetmesi nedeniyle görevine son verildiği, bu kararın Bakanlıkları Personel Genel Müdürlüğünün 06.10.2020 tarihli ve sayılı yazısı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına gönderildiği, 4. Kurumumuzun 7/1/2021 tarihli ve – – sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 28/1/2021 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle; Danıştay Onuncu Dairesinin 17.01.1985 tarihli ve 1984/2480 Esas, 1985/43 nolu Kararının “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacını taşıyan disiplin cezaları, memuriyet statüsünde işlenen disiplin suçlarının karşılığıdır. Memuriyet statüsündeyken disiplin suçu işleyen kişinin, memuriyetle ilişiğinin kesilmesi, personel hukukuna göre disiplin cezası verilmesine engel bulunmamaktadır. Devlet memuru iken işlenen disiplin suçunun, ilgili, memuriyetle ilişiğini kesmiş olsa bile, her suça işlendiği andaki fiili ve hukuki duruma göre yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğine ilişkin hukuk kuralına göre cezalandırılması gerekir.

Öte yandan, memuriyetle ilişiği kesilen kişiye, memur statüsündeki bir fiili nedeniyle verilen disiplin cezasının, cezanın niteliğine göre uygulama olanağı var ise uygulanması, yok ise disiplin cezasına ilişkin kararın o kişinin sicil dosyasında korunması gerekmektedir.” hükmüne yer verilmek suretiyle anılan çerçevede işelm tesis edilebileceği,

hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

7. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 7.1. 48 inci maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

…

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak…” 7.2. 95 inci maddesinde; “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir…

Çekilmek istiyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder…” 7.3. 98 inci maddesinde; “Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) Memurluktan çekilmesi; ç) İstek, yaş haddi, malullük (…) sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması; d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.” 8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.” 9. 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre (…) mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.

Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar.

/

İştirakçilerden, kanunlarla belirlenen bekleme süreleri sonunda kadrosuzluk veya yaş haddi sebebiyle emekliye sevk edilenler ve vazife malullüğü hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlar ile ölüm sebebiyle haklarında emeklilik işlemi uygulananlara; bu Kanuna göre aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde emekli ikramiyesinin hesaplanmasına esas alınan katsayılarda meydana gelecek artış nedeniyle oluşacak ikramiye farkları ile ilk mali yılın birinci ayında katsayılar dışındaki diğer unsurlarda meydana gelecek artışa, bu tarihte yürürlükte olan katsayılar uygulanmak suretiyle bulunacak ikramiye farkları, emekli ikramiyesi ile ilgili hükümlere göre ayrıca ödenir. Ancak, aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde katsayılarda artış yapılmadığı takdirde, müteakiben katsayılarda altı ay içinde yapılacak ilk artıştan doğan ikramiye farkları da bunlara ayrıca ödenir.

Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmadan veyahut toptan ödeme yapılmadan ölen iştirakçiler için yukarıdaki esaslara göre hesaplanacak ikramiyenin tamamı, aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan dul ve yetimlere, bu Kanunun mülga 68 inci maddesinde gösterilen hisseleriyle orantılı olarak ödenir.

Emekli ikramiyesini aldıktan sonra yeniden iştirakçi durumuna girenlerin tekrar emekliye ayrılmalarında, sadece sonradan geçen hizmetlerine karşılık yukarıdaki esaslara göre emekli ikramiyesi ödenir.

Bu Kanunun mülga 88 inci maddesi kapsamına girenlerin emekli ikramiyeleri hakkında da yukarıdaki hükümlere göre işlem yapılır.

Sosyal Güvenlik Kurumunca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek emekli ikramiyelerini almadan ölenler ile ölüm tarihinde aylığa müstahak dul ve yetim bırakmadan ölen iştirakçilerin ikramiyeleri, kanuni mirasçılarına ödenir.

Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik

Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik

Kurumuna aktarılması zorunludur.

Ölenlerin hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinin tahsili hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

10. Mülga 2829 sayılı Kanunun; 10.1. 4 üncü maddesinde; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.

Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz”.

10.2. 8 inci maddesinde; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”

Düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle, emeklilik için yaşını beklemek amacıyla 2013 yılında kamu görevinden istifaen ayrıldığını, yaşını doldurması üzerine 2020 yılında emeklilik talebinde bulunduğunu, emekli aylığının bağlanmasına rağmen görevine son verilmesi gerekçe gösterilerek emekli ikramiyesinin ödenmediğini, emeklilik işlemleri için başvurması sonrasında çalıştığı kurumca 2020 yılında hakkında görevine son verme işlemi tesis edildiğini, oysa görevden ayrıldığı tarihten sonra hakkında görevine son kararı verilemeyeceğini, verilse dahi söz konusu işlemin emekli ikramiyesi ödenmeme işlemine dayanak olamayacağını belirterek emekli ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir.

13. Sosyal Güvenlik Kurumunca özetle; Kurumunca başvuran hakkında 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi kapsamında görevine son işlemi tesis edildiğinin bildirildiği, buna göre çalışmasının kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona ermediği değerlendirilen başvurana emekli ikramiyesi ödenmediği ifade edilmiştir.

14. Bu çerçevede uyuşmazlığın temel olarak; görevinden istifaen ayrıldıktan sonra halihazırda memur statüsünde olmayan başvuran hakkında 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendine göre görevine son verilmesi işlemi tesis edilip edilemeyeceği ile anılan işlemin emekli ikramiyesi ödeme işlemlerinde dikkate alınıp alınmayacağı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Buna göre şikayet başvurusu söz konusu iki ana başlık altında incelenmiştir.

Görevinden istifaen ayrıldıktan sonra halihazırda memur statüsünde olmayan başvuran hakkında

657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendine göre tesis edilen görevine son verilmesi işlemi

yönünden; 15. 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinde memurluğun sona ermesine yol açacak haller bir bütün halinde sayılmıştır. Memurluktan çekilme hali, istek, yaş haddi, malullük sebeplerinden biri ile emekliye ayrılma hali ile memurluğa alınma şartlarından her hangi birinin taşımadığının sonradan anlaşılması hali veya memurluk sırasında memurluğa alınma şartlarından her hangi birinin kaybedilmesi hali memurluğun sona ereceği haller olarak sayılmıştır.

16. Memurluğa alınmaya ilişkin genel ve özel şartlar ise Kanunun 48 inci maddesinde düzenlenmiştir.

TCK 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya

daha fazla süreyle hapis cezasına ya da zimmet suçundan mahkum olmamak memurluğa alınmanın genel şartlarından biri olarak maddede sayılmıştır.

17. Somut olayda başvuranın, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2007 tarihli ve

/ E. / K. sayılı Kararı ile “Nitelikli Zimmet” suçundan “7 yıl 9 Ay 22 Gün hapis” cezası aldığı, infaz süresince kamu hizmetlerinden yasaklandığı ve hakkındaki Kararın Yargıtay 5.

Dairesinin 20.05.2013 tarihli ve / E. / K. sayılı Kararı ile kesinleştiği, dolayısıyla kararın kesinleştiği 20.05.2013 tarihi itibarıyla 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan memurluğa alınma şartlarını kaybettiği görülmektedir.

18. Bununla birlikte, başvuran hakkındaki hükmün kesinleştiği tarih (20.5.2013) ile emeklilik yaşını beklemek üzere istifa talebinin uygun görülmesi üzerine başvuranın istifaen görevden ayrılmasının idarece uygun görüldüğü tarih (25.11.2013) arasındaki yaklaşık 6 aylık sürede idarece başvuran hakkında

657 sayılı kanunun 98 inci maddesi gereği herhangi bir işlem tesis edilmediği, başvuranın emeklilik

talebinde bulunması sonrasında SGK tarafından Kurumuna gönderilen 21.8.2020 tarihli emekli ikramiyesi ödeme işlemleri hakkındaki yazı üzerine Kurumunca başvuran hakkında 18.9.2020 tarihli ve

No’lu işlem ile mahkeme kararının kesinleşme tarihi tibarıyla görevine son verilmiş sayılmasına karar verildiği, söz konusu göreve son verme işlemi üzerine de SGK tarafından başvurana emekli ikramiyesi ödenmediği anlaşılmaktadır.

19. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden, Yargıtayca 20.5.20213 tarihinde karar verilmekle beraber başvuran hakkındaki hükmün kesinleştiğine dair kesinleşme şerhinin ilgili mahkemesince 9.11.2013 tarihinde düzenlendiği, başvuranın 11.11.2013 tarihli dilekçesiyle emeklilik yaşını beklemek amacıyla istifa dilekçesini idareye sunduğu, kesinleşme şerhinin 18.11.2013 tarihli ve “aslının aynıdır” onaylı bir nushasının idareden temin edilen başvuranın kişisel dosyasında bulunduğu, 25.11.2013 tarihli işlem ile

18.11.2013 tarihinden geçerli olmak üzere başvuranın görevden çekilme talebinin uygun görüldüğü, bu

defa yaklaşık 7 yıl sonra düzenlenen 20.9.2020 tarihli Personel Hareket Onayı belgesinde Bakanlık

Hukuk Müşavirliğinin 3.1.2014 tarihli ve sayılı yazısı ve ekindeki kesinleşmiş Yargıtay kararına istinaden başvuranın görevine mahkeme kararının kesinleşme tarihi itibarıyla son verildiğinin ifade edildiği görülmektedir.

20. 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesi, memuriyetin sona ermesine ilişkin halleri düzenleyen emredici bir hukuk kuralıdır. Maddede sayılı hallerden birisine giren kişinin görevi, idarece ilgililerin bu hallerden birine girdiğinin tespitine dayanarak tesis edilen işlemin ilgiliye tebliği ile sona ermektedir.

21. Öte yandan başvuranın kendi durumuyla özdeş olduğunu belirterek emsal olarak Kurumumuza sunduğu Danıştay 12. Dairesinin 16.5.2018 tarihli ve E:2016/8182, K:2018/2178 sayılı kararında, hakkındaki ceza yargılaması devam etmekteyken emekliye ayrılan ilgili hakkında emekliye sevk onay tarihinden sonra tesis edilen göreve son verilme işlemine yönelik olarak; İdari işlemlerde devamlılık ve istikrarın esas olduğu, hukuka uygun olduğu kabul edilen söz konusu idari işlemlerin doğurduğu sonuçların; kanunilik ilkesi, ilgililerin kendilerini güvencede hissetmeleri ile ifade edilen hukuki güvenlik ilkesi ve dolayısıyla kamu yararının bir gereği olarak korunması gerektiği, Emekliliğin devlet memurlarına tanınmış bir hak olup, memurun isteği üzerine emekliye ayrılması, ilgilinin bu yöndeki iradesini yetkili makamlara dilekçe ile iletmesi ve yasal şartları gerçekleştirdiğinin tespiti üzerine bu başvurunun onaylanması suretiyle gerçekleştiği, bu durumda ilgilinin emeklilik

başvurusunun onayı ile kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem ortaya çıkarak hukuki sonuç doğurduğu, diğer bir ifade ile çalışanın isteğine bağlı emeklilik işlemlerinde bu işlemin, emeklilik isteğini içeren dilekçenin mevcudiyeti ve idarece alınan emeklilik onayı ile tekemmül ettiği, emeklilik onayı alınmasının işlemi sonuçlandıran ve ihdası nitelikte bir işlem olduğu,

657 sayılı Kanunu’nun 98. Maddesinin (ç) bendi uyarınca, emekliliğin devlet memurluğunu sona erdiren

hallerden birisi olduğu, bu durumda, 31.12.2012 tarihli makam onayı tekemmül etmiş olan emeklilik işlemi ile davacının devlet memurluğunun anılan yasanın 98/ç hükmü uyarınca sona ermiş olduğundan, işleminin tesis olunduğu 25.02.2013 tarihinde memuriyet statüsüne sahip olmayan davacının görevine son verilmesine hukuken olanak bulunmadığı belirtilerek idare mahkemesinin kararının bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.

22. Bununla birlikte, kesinleşmemiş yargı kararlarına dayanarak ilgililerin memuriyet görevlerine son verilmesine yönelik işlemler üzerine Danıştayca verilen kararlarda, haklarındaki hüküm kesinleşmemiş kişiler hakkında 657 sayılı kanunun 98 inci maddesinin (b) bendine göre göreve son verme işlemi tesis edilemeyeceği şeklinde hüküm kurulmakla beraber, mahkeme kararlarının kesinleşmesinin ardından ilgililer hakkında 657/98-(b) gereği göreve son verme işlemi tesis edilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Danıştay 12. Dairesi 9.12.2005 tarihli ve E: 2003/2375, K: 2005/4465; 29.9.2006 tarihli ve E:2006/1955,

K:2006/3359).

23. Ayrıca, memuriyetle ilişiği kesilen kişilere memur statüsündeyken işlemiş oldukları fiiller nedeniyle disiplin cezası verilip verilemeyeceğine yönelik başka bir kararda; Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacını taşıyan disiplin cezalarının

,memuriyet statüsünde işlenen disiplin suçlarının karşılığı olduğu, memuriyet statüsündeyken disiplin suçu işleyen kişinin, memuriyetle ilişiğinin kesilmesinin, personel hukukuna göre disiplin cezası verilmesine engel bulunmadığı, devlet memuru iken işlenen disiplin suçunun, ilgili, memuriyetle ilişiğini kesmiş olsa bile, her suça işlendiği andaki fiili ve hukuki duruma göre yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğine ilişkin hukuk kuralına göre cezalandırılması gerektiği, Öte yandan memuriyetle ilişiği kesilen kişiye, memur statüsündeki bir fiili nedeniyle verilen disiplin cezasının, cezanın niteliğine göre uygulama olanağı var ise uygulanması, yok ise disiplin cezasına ilişkin kararın o kişinin sicil dosyasında korunması gerektiği denilmiştir (Danıştay 10. Dairesi 17.01.1985 tarihli ve E: 1984/2480, K:1985/43).

24. Bahse konu kararlar çerçevesinde, haklarında verilen yargı kararları kesinleşmedikçe idare tarafından anılan kararlara dayanarak ilgililerin görevine 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesi gereği son verilmeyeceği ve yargılama sürecinin son aşamasına kadar beklenilmesi gerektiği, diğer taraftan aynı fiile dayanarak idarece yürütlen disiplin süreci sonunda ceza yargılamasının sonucundan bağımsız olarak memuriyetle ilişiklerinin kesilmesinden sonra dahi ilgililere disiplin cezası -dolayısıyla devlet memurluğundan çıkarma cezası- verilebileceği, niteliğine göre cezanın uygulama olanağı varsa uygulanabileceği, uygulama olanağı yok ise kişinin sicil dosyasında korunması gerektiği anlaşılmaktadır.

25. Memuriyet görevleri devam etmekteyken memur olma şartlarından birini kaybeden kişilerin görevleri, idarece bu durumu belirleyen işlemin tesisi sonrası ilgililere tebliği ile sona ermektedir. Somut olayda hâlihazırda memuriyet görevi devam etmekteyken memur olma şartlarından birini kaybeden

başvuran hakkında 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi uyarınca göreve son işlemi tesis edilmesi gerekirken aynı dönem içerisinde yapmış olduğu memuriyetten çekilme talebi kabul edilerek anılan maddenin (c) bendi uyarınca işlem tesis edildiği, yaklaşık 7 yıl sonra başvuranın emeklilik talebinde bulunması sonrasında SGK tarafından gönderilen 21.8.2020 tarihli emekli ikramiyesi ödeme işlemleri hakkındaki yazı üzerine Kurumunca 18.9.2020 tarihli ve No’lu işlem ile mahkeme kararının kesinleşme tarihi itibarıyla başvuranın görevine son verilmiş sayılmasına karar verildiği görülmektedir.

26. Haklarında verilmiş bir hüküm nedeniyle memur olma şartlarını kaybeden kişilerin memuriyet görevine son verilmesine gerek kamuda yeniden görev alma gerekse emeklilik işlemleri yönünden başkaca hukuki sonuçlar da bağlanmıştır. Bu sonuçlardan biri 657 sayılı Kanun kapsamında yeniden memuriyete dönememek iken bir diğeri ise 5434 ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermediği gerekçesiyle taraflarına emekli ikramiyesi ödenmemesidir. Nitekim idarenin göreve son verme işlemi üzerine SGK tarafından başvurana emekli ikramiyesi ödenmediği anlaşılmaktadır.

27. Hukuk devletinde idare hukuka uygun işler yapmak zorundadır. Sakat bir idari işlemin geri alınması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Öte yandan, idari işlemlerde devamlılık ve istikrar esas olup, hukuka uygun olduğu kabul edilen idari işlemlerin doğurduğu sonuçların; kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik ilkesi ve dolayısıyla kamu yararının bir gereği olarak korunması gerekmektedir.

28. Bunun yanında yargı kararlarında, idari işlemlerin hukuka aykırı bulunmaları halinde geri alınmalarının mümkün olduğuna ancak söz konusu geri alma işleminin makul bir süre içerisinde, hak ve nesafet kurallarını zedelemeyecek biçimde yapılması gerektiğine (Danıştay 8.Dairesi 22.12.1993 tarihli ve E:1993/2193, K:1993/4343), yok hükmünde sayılan ya da ilgilinin hilesi ya da idareyi aldatması sonucu tesis edilen idari işlemlerin ise her zaman geri alınabileceğine (AYİM 2.Daire 5.4.1995 tarihli ve

E:1993/1050, K:1995/254) yer verilmiştir. Bununla beraber söz konusu geri alma işleminin ilgilisine yarar sağlayan işlemler bakımından hukuki istikrar ilkesi çerçevesinde geçerli olduğu, ilgilisine yarar sağlamayıp yük bindiren hukuka aykırı işlemlerin her zaman geri alınabileceği ve bu durumun hukuki istikrar ilkesini zedelemeyeceği kabul edilmektedir (Metin Günday, İdare Hukuku, 10.Baskı, İmaj

Yayınevi, Ankara, 2011, s.178-179).

29. Bu çerçevede, memur olma şartlarını kaybetmesine neden olan yargı kararının memuriyet görevi sırasında kesinleşmesine rağmen memuriyetle ilişiği görevden çekilme işlemiyle kesilmiş olan başvuran hakkında, hâlihazırda memur statüsünde değilken 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilme işlemi tesis edilip edilemeyeceğinin somut olayın özellikleri, yukarıda yer verilen hukukun genel ilkeleri, ilgili mevzuatı ve yargı kararları ışığında ortaya konulması gerekmektedir.

Buna göre; 29.1. Memuriyet görevi devam etmekteyken memur olma şartlarından birini kaybeden başvuran hakkında 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi uyarınca memur olma şartlarını kaybedilmesi nedeniyle göreve son işlemi tesis edilmesi gerekirken istifa talebine istinaden 98 inci maddenin (c) bendi uyarınca memuriyetten çekilme nedeniyle işlem tesis edildiği, 29.2. Danıştay’ın yerleşik içtihadı gereği, haklarındaki ceza yargılaması devam eden ilgililer hakkında ancak ceza yargılaması sonucu verilecek kararın kesinleşmesinden sonra 657 sayılı Kanunun 98 inci

maddesinin (b) bendi kapsamında göreve son verme işlemi uygulanabileceği, kesinleşmemiş yargı kararlarına dayanarak bu yönde bir işlem tesisinin hukuka uygun kabul edilemeyeceği, 29.3. Haklarında ceza soruşturması başlatılmış ilgililer hakkındaki kesin kararın verilmesinin ceza yargılamasının yapısının ve işleyişinin sonucu olarak uzun yıllar alabildiği ve yargılama süreci sonunda verilecek kararların hukuki sonuçlarının ilgililer tarafından rahatlıkla öngörülebilir olduğu, söz konusu öngörülebilirlik halinin sonucu olarak hükmün doğuracağı sonuçlardan kaçınmak için hükmün kesinleşmesinden ya da uygulanabilir hale gelmesinden önce ilgililerin görevlerinden ayrılabildikleri, 29.4. Somut olayda yargılama sürecinin yaklaşık 9 yıl sürdüğü ve başvuran tarafından Yargıtay kararı sonrası hükmün kesinleşme sürecinde görevinden çekilme talebiyle idareye başvurulduğu, 29.5. Memuriyetlerinin devam ettiği dönemdeki fiillerine bağlı olarak haklarında kesin hüküm verilmiş ilgililer hakkında memuriyetlerinin sona ermesinden sonra göreve son verme işlemi uygulanamamasının; emeklilik şartlarını taşıyan memurlar için caydırıcı cezaların uygulanmasını engelleyeceği, memurların görevlerinin son erme şekline bağlanmış diğer sonuçları anlamsız kılacağı, bu durumun ise hakkaniyete ve nesafete uygun düşmeyeceği, 29.6. Başvuranın görevinin memuriyetten çekilme nedeniyle sona ermesi halinde başvurana emekli ikramiyesi ödenebilecek olmasının başvuran lehine yarar sağlayıcı bir sonuç olduğu değerlendirilebilecek olsa da emekli ikramiyesi ödemesinin öncelikle emekli aylığı bağlanmasına hak kazanmak şartına bağlı olduğu, görevden çekilme talebinin kabul edildiği tarih itibarıyla başvuranın henüz emekli aylığı bağlanmasına hak kazanmamış olduğu, bu nedenle anılan tarih itibarıyla adına tahakkuk ettirilmiş herhangi bir emekli ikramiyesi ödemesi bulunmadığı, bu durumda emekli ikramiyesi yönünden başvuran lehine kazanılmış bir haktan bahsedilemeyeceği, Hususları bir arada dikkate alındığında, memur statüsünde olmayan başvuran hakkında 657 sayılı

Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verme işlemi tesis edilebileceği değerlendirilmiştir.

Başvuran hakkında tesis edilen göreve son işleminin emekli ikramiyesi ödeme işlemlerine etkisi yönünden; 30. Emekli olan kamu kurumu ve kuruluşu çalışanlarına yapılan emekli ikramiyesi ödemesinin dayanağını 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi oluşturmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında hizmet sürelerinin tamamı 5434 sayılı Kanun kapsamında geçenlerin durumu düzenlenmişken, maddenin ikinci fıkrasında mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca hizmet süreleri birleştirilenlerin durumu düzenlenmiştir. Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını 5434 sayılı Kanun ya da 5510 sayılı Kanunun

4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışarak geçirmişse görevin nasıl

sonuçlandığına bakılmaksızın ilgiliye koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte; ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında da çalışmışsa, bu kişinin kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışmasının ne şekilde sonlandığına -1475 sayılı İş kanunun 14 üncü maddesindeki kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sonlanıp sonlanmadığınabakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır.

31. Mevzuatta açık bir tanımı bulunmamakla birlikte emekli ikramiyesi; emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, hizmet süreleri dikkatte alınarak, herhangi bir prim ya da kesinti

karşılığı olmaksızın çalıştıkları kurumlarca çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olarak tanımlanmaktadır. Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin bu niteliği Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulanmaktadır. Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemli ikisi emekli ikramiyesinin yalnızca emeklilik aşamasında ödenmesi ve söz konusu ödemenin ilgililerin kurumları adına SGK tarafından yapıldıktan sonra faturası karşılığında ilgili kurumdan tahsil edilmesidir.

32. Somut olayda 18.11.2013 tarihinde devlet memuriyetinden ayrılmış olan başvuranın 22.7.2020 tarihinde emekli olma talebiyle SGK’ya başvurduğu, emeklilik işlemleri sürecinde tarafına emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceğinin tespiti amacıyla görevinin kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona ermiş olması halinde düzenlenecek emekli ikramiyesi onayının gönderilmesinin Kurumundan istendiği, cevaben alınan yazıda görevine 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi kapsamında son verildiğinin belirtilmesi üzerine memuriyet görevinin 1475 sayılı

Kanunun 14 üncü maddesindeki kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona ermediği anlaşıldığından emekli ikramiyesinin ödenmediği anlaşılmaktadır.

33. Emekli ikramiyesi ödemelerine ilişkin olarak mevcut başvuruyla da örtüşür şekilde Kurumumuza daha önce yapılmış başvurular üzerine verilen kararlarda, maddenin tarihsel geçmişi ve değişim süreci; yasa koyucunun emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamaya gidişi; Anayasa Mahkemesinin emekli ikramiyesini çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğu ve anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğu şeklindeki nitelemesi; emekli ikramiyesinin ödül niteliğinde bir ödeme olduğu dikkate alındığında maddenin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasındaki niteliksel uyumsuzluğun hakkaniyet boyutu ayrıntılı şekilde açıklanmış ve tartışılmıştır (9.6.2020 tarihli ve / No’lu Başvuru).

34. Emekli ikramiyesine hak kazanma şartları yönünden mevzuatta atıf yapılan 1475 sayılı Kanunun

14 üncü maddesinde özetle; işverenin haklı nedenle feshi dışındaki haller, işçinin haklı nedenle feshi

halleri, işçinin askerlik ve emeklilik nedeniyle fesih halleri, işçinin yaş hariç emeklilik için aranılan sigortalılık süresinin ve prim ödeme gün sayısını doldurulması durumunda kendi isteğiyle işten ayrılma hali, işçinin ölüm hali ve son olarak evlenen kadınların evlilik tarihinden sonraki 1 yıl içerisinde kendi istekleriyle işten ayrılma halleri kıdem tazminatı ödenmesinin koşulları arasında sayılmıştır.

35. Bu durumda, başvuranın kamuda geçen çalışmasının, hakkında verilen yargı kararına istinaden memur olma şartlarını kaybetmesi nedeniyle görevine son verilmek suretiyle sona erdiği göz önüne alındığında, söz konusu çalışmanın 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona erdiğinin söylenemeyeceği anlaşılmaktadır.

36. Buna göre, Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştıma neticesinde, başvuran hakkında göreve son işlemi tesis edilebileceği; emekli ikramiyesinin kişilerin çalıştığı yıllarda kendilerinden herhangi bir kesinti yapılmaksızın, görev yaptıkları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu; başvuranın memuriyet görevinin ise hakkında verilen kesin hükme istinaden memur olma şartlarını kaybetmesi nedeniyle 657 sayılı kanunun 98 inci maddesinin (b) bendi kapsamında sonlandırıldığı hususları birlikte

değerlendirildiğinde, görevinin kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona ermediği anlaşılan başvurana emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 37. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

38. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi