ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan hatalı bilgilendirme nedeniyle emekli aylığının geç bağlandığını iddia ederek, yaşlılık aylığı başlangıç tarihinin ilk tahsis talep tarihi esas alınarak belirlenmesini talep etmiştir. Başvuru, 27 Kasım 2020 tarihinde yapılmış olup, başvuranın emeklilik süreci sırasında SGK’nın hatalı hesaplamaları nedeniyle maddi kayba uğradığı belirtilmiştir. İlk olarak 2 Nisan 2020 tarihinde yaptığı emeklilik başvurusu, eksik gün sayısı nedeniyle reddedilmiş, daha sonra yapılan değerlendirmelerde de benzer hatalarla karşılaşılmıştır.

SGK, başvuranın emeklilik şartlarını taşımadığına dair bildirimlerde bulunmuş, ancak yapılan hesaplamalarda hatalar tespit edilmiştir. Başvuran, 6 Temmuz 2020 tarihinde doğum borçlanması yaparak emeklilik talebini yenilemiş ve 15 Temmuz 2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ilk tahsis talep tarihindeki şartları taşımadığını kabul etmekle birlikte, SGK’nın hatalı bildirimleri nedeniyle başvuranın üç aylık yaşlılık aylığı tutarından mahrum kaldığını belirterek, bu tutarın ödenmesini tavsiye etmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın yaşlılık aylığının başlangıç tarihinin ilk tahsis talep tarihi olarak belirlenmesi talebi reddedilmiş, ancak SGK’nın hatalı işlemleri nedeniyle oluşan maddi kaybın telafi edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’nın bu tür hatalı işlemlerden kaçınması ve idareye güven ilkesine uygun davranması gerektiğini belirtmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7962-S.21.12762

BAŞVURU NO : 2020/101621

KARAR TARİHİ : 24/05/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

İdarenin hatalı bilgilendirmesi nedeniyle olması gerekenden daha geç

BAŞVURUNUN KONUSU :

emekli olduğunu ifade eden başvuranın, maddi kayba uğradığından bahisle yaşlılık aylığı başlangıç tarihinin ilk tahsis talep tarihi esas alınarak belirlenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, taşeron firma işçisi olarak çalışmaktayken 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 üncü madde kapsamında 1.4.2018 tarihi itibarıyla sürekli işçi kadrosuna atandığını, anılan düzenleme gereği sürekli işçi kadrosuna atanan ilgililerin emeklilik aylığı almaya hak kazandıkları tarihe kadar istihdam edildiğini, bu sebeple 27.3.2020 tarihinde Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezinden

“emekli olabileceğine dair onay” yazısı aldığını, anılan yazıya dayanarak Kurumunca hizmet akdinin

26.3.2020 tarihinden itibaren sonlandırıldığını ve emeklilik koduyla işten çıkışının yapıldığını, ancak

2.4.2020 tarihinde yaptığı emeklilik başvurusunun 6.4.2020 tarihinde 14 gününün eksik olduğu

gerekçesiyle reddedildiğini, şifahi görüşmeler neticesinde son olarak 6.7.2020 tarihinde bu kez gün sayısının 1 gün eksik olduğunun tarafına bildirildiğini, bunun üzerine 6 gün doğum borçlanması yapması neticesinde emekli aylığının bağlandığını belirterek işten ayrılış tarihinden emekli aylığının bağlandığı tarihe kadar geçen dönemde haksız yere ödenmediğini ifade ettiği aylıklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 9.1.2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

19.2.2021 tarihli ve – – sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvuru tarihi itibarıyla başvurana ait olmayan 27 günlük hizmetin sehven başvuranın hesabına dahil edildiğinin 2.4.2020 tarihli tahsis talebine istinaden gerçekleştirilen aylık bağlama işlemleri sırasında anlaşıldığı, bunun yanında başvurana yapılan ilk bildirimde 60 gün olarak hesaplanan ancak

Mart 2020 dönemine ait 12 günlük sürenin de eklenmesiyle 2020 yılına ait hizmet süresinin 72 olarak belirlenmesi neticesinde 5285 günü olduğu tespit edilen başvuranın tahsis talebinin 5300 günübulunmaması sebebiyle 6.4.2020 tarihinde reddedildiği, 2.2. Daha sonra yeniden yapılan değerlendirmede başvuranın kamu işçiliğine geçtiği Mart 2018 dönemi hizmet süresinin 30 günden 44 güne yükseldiğinin tespit edilmesi üzerine toplam gün sayısının

5299 olduğunun 6.7.2020 tarihinde başvurana bildirildiği,

2.3. Başvuranın 6.7.2020 tarihli doğum borçlanması ile yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine başvurana 15.7.2020 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 3.2. Yargı Yolu başlıklı 125 inci maddesi yedinci fıkrası; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve genel sağlık Sigortası Kanunun “Sosyal güvenlikle ilgili düzenlemeler ve bildirimler” başlıklı 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası; “Bu Kanun gereğince yapılacak bildirimler hakkında, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kısmen ret kısmen kabulü gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran özetle; idarenin hizmet süresine yönelik hatalı bildiriminden dolayı emekli aylığının geç bağlandığı belirterek emekli aylığı başlangıç tarihinin ilk tahsis talep tarihine göre belirlenmesini talep etmiştir.

8. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; hizmet süresinin hesabında yapılan hatalar nedeniyle başvurana emeklilik şartlarını taşıdığına yönelik bildirim yapıldığı, emekli aylığı bağlanması işleminde herhangi bir hatanın bulunmayıp mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir.

9. Bu çerçevede uyuşmazlığın, idarenin hatalı bildirimi nedeniyle emeklilik şartlarını taşımadığı halde çalışmasına son verilen başvurana ilk tahsis talep tarihinden daha sonraki bir tarihte emekli aylığı bağlanması nedeniyle ortaya çıkan maddi kayıplar noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

10. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre başvuru konusu olay ve olgular şu şekildedir.

10.1. Sosyal Güvenlik Kurumu Unkapanı Sosyal Güvenlik Merkezinin 27.3.2020 tarihli yazısı ile başvurana yapılan ilk bildirimde, toplam 5300 prim ödeme gün sayısının (halihazırda bildirim süresi başlamadığı için Kurumunca SGK’ya henüz bildirilmemiş Mart 2020 dönemi 13 günü dahil değil)

bulunduğu ve emekliliğe hak kazandığı bildirilmiştir.

10.2. Bunu takiben Kurumunca düzenlenen 28.3.2020 tarihli işten ayrılış bildirgesinde başvuranın çalışmasının 26.3.2020 tarihinden geçerli olmak üzere emeklilik nedeniyle sona erdirildiği belirtilmiştir.

10.3. Başvuran 2.4.2020 tarihinde tahsis talebinde bulunmuştur. Başvuranın tahsis talebi, idarenin

6.4.2020 tarihli yazısında başvuranın 14 gün eksiğinin olması nedeniyle, 6.7.2020 tarihli yazısında ise 1

gün eksiğinin olması nedeniyle reddedilmiştir. 6.4.2020 tarihli yazıdaki 14 günlük farkın başvurana yapılan ilk bildirimde hizmet hasabına dahil edilen diğer sandıklara ait 27 günün silinmesi ile hizmet hesabına dahil edilmeyen Mart 2020 dönemi 12 günlük sürenin eklenmesinden kaynaklandığı; 6.7.2020 tarihli yazıdaki 1 günlük farkın ise daha önceki hesaplamalarda dikkate alınmayan, başvuranın Mart 2018 döneminde kamuya geçmesi nedeniyle 30 gün olan gün sayısının 44 güne yükseltimesinden kaynaklandığı görülmektedir. Diğer yandan dosya içeriğinden idarece başvuranın 14 gününün eksik olduğuna ve tarafına yaşlılık aylığı bağlanamayacağına dair hazırlanan bildirimin başvurana tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi, belge ve kayda rastlanmamıştır.

10.4. Başvuran 6.7.2020 tarihinde 6 günlük doğum borçlanması talebiyle birlikte tahsis talebini yenilemiş, 9.7.2020 tarihinde doğum borçlanmasını ödemiş ve tarafına tahsis tarihini takip eden aybaşı olan 15.7.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

10.5. Buna göre, somut olayda SGK’ya başvurduğu tarih itibarıyla 5299 günü olduğu idare tarafından yapılan üçüncü hesaplamada anlaşılan başvuran hakkında, ilk olarak 27.3.2020 tarihinde emekliliğe hak kazandığı yönünde hatalı işlem tesis edildiği, emekliliğe hak kazandığı tarihten sonra 375 sayılı KHK hükmü gereği Kurumunda istihdam edilmesine olanak bulunmayan başvuranın çalışmasına Kurumunca

26.3.2020 tarihi itibarıyla son verildiği, işten ayrılışını takiben başvuran tarafından 2.4.2020 tarihinde

tahsis talebinde bulunulduğu, anılan talebin idare tarafından incelenmesinde bu kez başvuranın 14 gününün eksik olduğu yönünde 6.4.2020 tarihinde ikinci defa hatalı işlem tesis edildiği, anılan red işleminden tam olarak üç ay sonra 6.7.2020 tarihinde idare tarafından başvuranın emekli olabilmek için yalnızca 1 gününün eksik olduğunun tespit edildiği ve aynı gün başvuran tarafından 6 gün doğum borçlanması yapılarak yeniden tahsis talebinde bulunulduğu ve emekli aylığının bağlandığı anlaşılmaktadır.

11. Somut olayda başvuranın ilk defa tahsis talebinde bulunduğu 2.4.2020 tarihi itibarıyla prim ödeme gün sayısının 1 gün eksik olması nedeniyle tabi olduğu emeklilik şartlarını tamamlamadığı açıktır. Bu

durumda kanunen aranan şartları taşımadığından yaşlılık aylığı bağlanamayacak durumda olduğu açık olan başvurana 2.4.2020 tarihli tahsis talebi esas alınarak emekli aylığı bağlanamayacağı değerlendirilmektedir.

12. Diğer yandan emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir.

İdarenin, sigortalıları bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Somut olayda başvuranın prim ödeme gün sayısı hesaplanırken hata yapıldığı idare tarafından da kabul edilmiş olmakla beraber dosya kapsamında yapılan incelemede başvuranın prim ödeme gün sayısının doğru hesaplanması için yeterli olacak veri ya da bilginin başvuranın hizmet dosyası içeriğinde bulunduğu görülmüştür. Bununla birlikte dosya içeriğinde bulunmasa bile sigortalılığı ilişkin tüm veri, bilgi ve sistemsel olanağa sahip olan idarenin söz konusu bilgilere süratle ulaşabileceği kabul edilmelidir.

13. Somut olayda prim ödeme gün sayısına ilişkin hesaplamanın hatasız yapılması ve Kurumunca yalnızca 1 gün daha istihdam edilmesi halinde başvurana tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan

15.4.2020 tarihi itibarıyla emekli aylığı bağlanabileceği açıktır. Diğer yandan hatalı yapılan hesaplamaya

rağmen borçlanma yapılabilecek kapsamda süresi bulunduğu anlaşılan başvuranın, borçlanmak suretiyle gün sayısını tamamlayabileceği ve emekli olabileceği de anlaşılmaktadır. Nitekim yalnızca 1 günlük süresinin eksik olduğunun tespit edildiği 6.7.2020 tarihli işlem sonrasında başvuranın bu yöntemle eksik gün sayısını tamamladığı ve emekli olduğu görülmektedir. Öte yandan emekli aylığı bağlanabilmesi için

14 gününün eksik olduğunun tespit edildiği 6.4.2020 tarihli işlem sonrasında başvuranın eksik günlerini

tamamlamak maksadıyla borçlanma, yeniden çalışma ya da isteğe bağlı sigortalı olma gibi herhangi bir eyleminin bulunmadığı görülmektedir.

14. 5510 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde Kanun gereği yapılacak bildirimler hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanununa hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. 7201 sayılı Kanunda ilgililere hangi esaslarla tebligat yapılacağı ve uyulacak kurallar ayrıntısı ile düzenlenmiştir. Bununla birlikte Kanunun

32 nci maddesinde usulüne aykırı yapılan tebligatların muhattabının tebliğden haberdar olması halinde

geçerli sayılacağı, muhattabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı belirlenmiştir. Yine Medeni

Kanunun 2 nci maddesinde herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı düzenlenmiştir. Dosya içeriğinde yapılan incelemede başvuranın prim ödeme gün sayısının eksikliği nedeniyle tahsis talebinin reddi işlemlerine yönelik bildirimlerin Tebligat kanununa uygun olarak yapılmadığı görülmekle birlikte başvuranın anılan bildirimlerden doğum borçlanması yaptığı ve son kez tahsis talebinde bulunduğu 6.7.2020 tarihinden önce haberdar olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge ya da kayda da rastlanmamıştır.

15. Buna göre, Kurumunca çalışmasına son verilmesini takiben tahsis talebinde bulunması ve

6.7.2020 tarihli işlemle 1 gün eksik olduğu tespit edilen gün sayısını aynı gün doğum borçlanması

yapmak suretiyle tamamlaması hususları bir arada değerlendirildiğinde başvuranın eylemlerinin emeklilik iradesini yansıttığı kanaatine ulaşılmakla beraber 14 gününün eksik olduğuna dair 6.4.2020 tarihli işlemin

Tebligat kanunu hükümlerine göre tarafına tebliğ edilmediği tespit edilen başvuranın, dosyada aksine bir bilgi, belge ya da kayıt da bulunmadığından 6.7.2020 tarihine değin anılan işlemden haberdar olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

16. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan devlet olarak tanımlanmaktadır. Nitekim Anayasa’nın 125 inci maddesinde, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, ifade edilerek hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır.

17. Hukukun üstünlüğünü kabul eden idare, tüm faaliyetlerini yargı önünde hesap verebilir doğrulukta ve daha dikkatli icra etmek zorundadır. Bununla birlikte idare, kamu hizmeti ödevini üstlenmiş olmanın getirdiği sorumluluk ile hizmeti sürekli ve kesintisiz olarak idare edilenlere sunmakla da mükelleftir.

İdarenin, hukuk devletinin gereği olarak her türlü eylem ve işlemi ile ilgili yargı önünde hesap vermesinin anlamı, sadece iptal davalarında hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması değildir. Aynı zamanda eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin eden idare de bu hükmün anlamına dahildir. Anayasanın ilgili hükmü gereğince idarenin yargısal denetime tabi olmasındaki amaç bireylerin zararlarının da ortadan kaldırılmasıdır.

18. İdare, görevlerini yerine getirirken yapmış olduğu idari işlem ve eylemlerle özel hukuk kişilerinin maddi ve manevi varlıklarında zarara sebep olabilir. İdarenin işlem ve eylemleriyle ortaya çıkan bu zararları tazmin etmek hukuk devleti ilkesinin bir gereği olmakla beraber Anayasal bir yükümlülüktür. Bu

Anayasal düzenlemeler ile kişiler idarenin haksız eylem ve işlemleri karşısında korunmak istenmiştir.

Kamu gücünü elinde bulunduran üstün yetkilerle donatılmış idare karşısında bireylerin koruma altına alınması; idarenin hem hukuki hem de mali sorumluluğunun kabul edilmesiyle mümkün olacaktır.

19. Anayasanın ilgili hükümlerinden de görüldüğü üzere ilgililerin idarenin eylem ve işlemlerinden zarar görmeleri halinde, idarenin tazminat yükümlülüğü doğacaktır. Genel olarak kişilerin zararına sebep olan ve tazminat yükümlülüğü doğuran davranışlar sorumluluk hukukunda haksız fiil olarak adlandırılırlar. Zarara sebebiyet veren olay nedeniyle bu yükümlülük, kusurlu ve kusursuz sorumluluktan kaynaklanabilir. Türk idare hukukunda da idarenin sorumluluğu idarenin kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluğu olarak sınıflandırılmaktadır.

20. Özellikle sosyal kamu hizmeti ve sosyal devlet gibi kavramlar birey ile devletin daha çok ilişki içerisinde olduğu bir devlet düzenini öngörür. Böylelikle idare ile birey arasındaki ilişkiler çeşitlenmekte, sosyal devlet geleneği gereğince idarenin daha çok sorumluluk üstlenmesi anlayışıyla kabul edilen kusursuz sorumluluk ile de herhangi bir kusuru olmasa da idarenin birtakım zararları tazmin mükellefiyetine girmesi devletin sorumluluğu alanını genişletmektedir.

21. Hizmet kusuru kavramı, genel anlamda, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozuklukları anlatır. Öğretide kabul gören tanımıyla, hizmet kusuru idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu herhangi bir kamu hizmetinin ya kuruluşunda, düzenlenmesinde veya örgütlenmesinde, yapısında, personelinde yahut işleyişinde gereken emir ve talimatın verilmemesi, gözetim ve denetimin yapılmaması, hizmete ayrılan araçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması, gereken önlemlerin alınmaması, geç, zamansız davranılması şeklinde gerçekleşen birtakım aksaklık, aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklikler arz etmesidir.

22. Kamu hizmetinin sunulması esnasında; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi hallerinde bireyler nezdinde gerçekleşen zararların, idarenin kusura dayanan sorumluluğu sebebiyle,

devlet eliyle tazmini gerekir. Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi, kötü işlemesi gibi durumlar; idarenin hizmet kusuru olarak adlandırılır.

23. Bu durumda idarenin zarardan sorumluluğu, kusura dayanan sorumluluktur. Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulu’nun 2012/1657 E., 2014/3421 K. sayılı kararında bu hususu şöyle açıklamaktadır:

“İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.

İdare, yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerini yerine getirirken, gerekli teşkilatı kurmak, bu teşkilatın ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarını hizmete hazır tutmak, hizmetin ifası sırasında hizmetin zamanında ve gereği gibi işlemesine devamlı olarak nezaret etmek ve hizmetin işleyişini kontrol etmekle sorumludur. Gerek hizmetin ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarının temin ve ifasındaki kusur, gerekse temin edilen bu araçlarla ifa olunan hizmetin geç işlemesi, gereği gibi veya hiç işlememesi; idareye, zarar gören kimselerin bu sebeplerle doğan zararlarını tazmin sorumluluğunu yükler.” 24. Buna göre, somut olayda başvuranın ilk defa tahsis talebinde bulunduğu 2.4.2020 tarihi itibarıyla prim ödeme gün sayısının 1 gün eksik olması nedeniyle tabi olduğu emeklilik şartlarını tamamlamadığı açıktır. Bu durumda kanunen aranan şartları taşımadığından yaşlılık aylığı bağlanamayacak durumda olduğu açık olan başvurana 2.4.2020 tarihli tahsis talebi esas alınarak emekli aylığı bağlanamayacağı değerlendirilmektedir.

25. Diğer taraftan hayatın olağan akışı içerisinde başvurana 15.4.2020 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanabilecekken, SGK tarafından verilen yazılı bilgiye dayanarak idareye güven ilkesi çerçevesinde

Kurumunca çalışmasına son verilmesine ve tahsis talebinde bulunmasına rağmen eksik günü bulunduğu nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanamadığı, ilk eksik gün sayısı hesabının ve ret işleminin, emeklilik iradesi taşıdığı kanaatine ulaşılan başvuran tarafından eylemde bulunulmasına imkan verecek şekilde başvurana tebliğ edilmediği, eksik gün sayısı hesabının ancak 3 ay sonra sonra düzeltilmesi üzerine başvurana

15.7.2020 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlandığı, dolayısıyla başvuranın üç aylık yaşlılık aylığı

tutarından mahrum kaldığı değerlendirilmiştir.

26. Nitekim Kurumumuza daha önce yapılmış benzer nitelikli bir başvuru üzerine verilen kararda (12.2.2020 tarihli ve 2019/14641 Başvuru no’lu Kısmen tavsiye Kısmen Ret Kararı), idarenin hatalı bilgilendirme işlemine güvenerek yapılan ilk tahsis talebi emeklilik şartlarını taşımadığından reddedilen ve daha sonraki bir tarihte şartları tamamalaması üzerine emekli aylığı bağlanan başvuranın, emekli aylığının başlangıç tarihinin ilk tahsis talebi olarak belirlenmesi talebinin reddine, emekli aylığının geç bağlanması sürecinde ortaya çıkan maddi kayıpların ise başvurana ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

27. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ışığında Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; ilk tahsis talep tarihinde kanunun emeklilik için aradığı şartları tamamlamamış olan başvuranın, yaşlılık aylığı başlangıç tarihinin ilk tahsis talep tarihi olarak belirlenmesi talebinin reddi gerektiği; idare tarafından emeklilik şartlarına yönelik olarak arka arkaya iki hatalı hesap işlemi yapılması ve ilk tahsis talebinin reddedildiğine yönelik bildirimin usulune uygun

şekilde ve zamanında yapılmaması nedeniyle başvuranın mahrum kaldığı değerlendirilen 3 aylık yaşlılık aylığı tutarının başvurana ödenmesinin hukukun ve hakkaniyetin gereği olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda eksik ve yanlış bilgi vermek suretiyle “haklı beklentiye uygunluk “ ilkesine, ayrıca hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.

29. Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idareye güven ilkesinin bir yansıması olarak idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir. İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önem, vermesi gerekmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE- KISMEN REDDİNE; Başvuranın yaşlılık aylığının tahsis talebinde bulunulan 2.4.2020 tarihi esas alınarak başlatılması talebinin

REDDİNE,

İdare tarafından hatalı prim ödeme gün sayısı hesabına dayalı olarak tesis edilen işlemler nedeniyle başvuranın mahrum kaldığı 3 aylık yaşlılık aylığı tutarının başvurana ödenmesi yönünde SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal

Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi