|
ÖZET: Başvuran, 01.08.2013 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, ancak 2020 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan 61 günlük ödemenin sahte bir şirket aracılığıyla gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine aylığının kesildiğini ve borç kaydı oluşturulduğunu belirtmiştir. Başvuru, bu durumun düzeltilmesi, eksik günlerin ödenmesi ve aylığın yeniden bağlanması talebiyle yapılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvurana ait hizmetlerin sahte olduğuna dair raporlar sunarak, yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir.
Kurum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanarak, sahte hizmetlerin iptal edilmesi sonucunda başvuranın emeklilik koşullarını yerine getirmediğini ve bu nedenle aylığının iptal edildiğini belirtmiştir. Ayrıca, yersiz ödemelerin geri alınması işleminin kamu yararı doğrultusunda gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçisi, yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvuranın yersiz ödemeler nedeniyle oluşturulan borç kaydının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. İlgili idareye, başvuru yollarının açıkça belirtilmesi konusunda önerilerde bulunulmuştur. Başvuranın, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/8251-S.21.13235
BAŞVURU NO : 2020/101926
KARAR TARİHİ : 31/05/2021
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Yersiz ödeme işlemleri hakkındadır
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 02/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran adına vekil aracılığı ile yapılan başvuruda; adına başvurulana 01.08.2013 tarihinde emekli aylığı bağlandığı, 2020 yılında SGK tarafından 61 günlük ödemesinin sahte bir şirket tarafından yapıldığı tespit edildiğinden yersiz ödeme nedeniyle aylığının kesilerek borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesi eksik günlerin ödenmesiyle birlikte yeniden aylığa bağlanması, geçmişe yönelik olarak çıkarılan tüm borçların sebepsiz zenginleşme hükmünde değerlendirilerek yalnızca 61 günlük ödemeye karar verilmesi ve blokelerin kaldırılması talebiyle kurumumuza başvurmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin 01/04/2021 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları Kanun hükümlerine, Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 506, 2925, 1479 ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmektedir. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi
aranmakta olup, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı,
2.2. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birlestirilmesi Hakkında
Kanunun; – 4 üncü maddesinde, “sosyal güvenlik kuruluslarına tabi çesitli islerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldıgında birlestirilecegi,”
– 8 inci maddesinde ise, “birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde veya malullük ve ölüm aylıgında ise, hizmet sürelerinin sonuncusunun tabi oldugu kurumca kendi mevzuatına göre aylık baglanıp ödeneceği,” hüküm altına alındığı,
2.3. Diğer taraftan, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca düzenlenen denetim raporlarının incelenmesinde; sigortalıların aylık bağlama işlemleri sırasında dikkate alınan hizmetlerin sahte olduğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hizmetler için hizmet bildirimi ve hizmet birleştirmesi yapılmaması nedenleriyle, sigortalıların gerek aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde, gerekse gelir/aylık bağlama işlemlerinde anılan hizmetler dikkate alınmamaktadır.
2.4. Ayrıca, 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi;
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükümünü amir olduğu,
2.5. Söz konusu madde doğrultusunda, 27/09/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, 01/10/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Fazla Veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması” sigortalıların kasıtlı ve kusurlu davranışları arasında sayıldığı,
2.6. Bununla birlikte, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta
İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile aynı Yönetmeliğe eklenen geçici
35 inci maddede; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik
kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet
süreleri…” şeklinde bir ifadeye yer verilmek suretiyle, madde kapsamında belirtilen düzenlemelerden faydalanılması “sigortalıların kasıtlı ve kusurlu davranışlarından kaynaklanmama” koşuluna bağlandığı,
3. Buna göre, Kurum Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 19/04/2018 tarih ve sayılı rapor ile sicil numaralı işyerindeki hizmetlerinin sahte olduğu tespit edilen ve söz konusu hizmetler de dikkate alınarak tarafına Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan T.C. Kimlik Numaralı ‘in sahte hizmetlerinin iptal edilmesi sonucunda, 2829 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları açısından tabi olduğu statü değişerek 4/1-(c) kapsamında tespit edildiğinden ve bu kapsamda aylığa hak kazanma koşulunu yerine getirmediğinden, bağlanan aylık başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek tarafına yersiz olarak ödenen tutarlar için borç kaydı oluşturulmuştur.
3.1. Adı geçenin hizmetlerinin iptaline sebep olan durum, sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışlarından kaynaklandığından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35 inci maddesinden faydalandırılması mümkün olmayıp, eksik olan hizmetlerini tamamlamak suretiyle 24/12/2020 tarihinde yeniden aylık bağlanması talebinde bulunan başvurana, 01/01/2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, hususuları belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri
alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde:
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”,
7. 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesine istinaden düzenlenen ve 27/09/2008 tarihli 27010 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5 inci maddesinde: “(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde
Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur…”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere kurumumuza yapılan başvuruda ’e 01.08.2013 tarihinde emekli aylığı bağlandığı, 2020 yılında SGK tarafından 61 günlük ödemesinin sahte bir şirket tarafından yapıldığı tespit edildiğinden yersiz ödeme nedeniyle aylığının kesilerek borç çıkarıldığını bu bakımdan söz konusu 61 günlük sürenin sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirilerek, 61 günlük prim borcunun ödenerek aylığın yeniden bağlanması talep edilmektedir.
10. İdarenin Kurumumuza gönderdiği bilgi belgelerin incelenmesinde ise Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 19/04/2018 tarih ve sayılı rapor ile sicil numaralı işyerindeki hizmetlerinin sahte olduğu tespit edildiğinden ‘e Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği sahte hizmetlerinin iptal edilmesi sonucunda, 2829 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları açısından tabi olduğu statü değişerek 4/1-(c) kapsamında tespit edildiğinden ve bu kapsamda aylığa hak kazanma koşulunu yerine getirmediğinden, bağlanan aylık başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek tarafına yersiz olarak ödenen tutarlar için borç kaydı oluşturulduğu, hizmetlerinin iptaline sebep olan durum, sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışlarından kaynaklandığından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35 inci maddesinden faydalandırılması mümkün olmayıp, eksik olan hizmetlerini tamamlamak suretiyle 24/12/2020 tarihinde yeniden aylık bağlanması talebinde bulunan başvurana, 01/01/2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
11. Bu noktada belirtmek gerekir ki ’in avukatı tarafından yapılan başvuruda, hizmetlerin sahte olduğu ya da sahte hizmet tespitine ilişkin bir itiraz yapılmamakta, sahte hizmet tespiti ile iptal edilen sürelere ilişkin prim günlerinin sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirilerek ödenmesi suretiyle emeklilik statüsünün devamı ve çıkarılan borcun devamı talep edilmektedir. Bu sebeple yapılan başvurunun denetmen raporuna ya da yaşlılık aylığının iptal işlemine itiraz niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir.
12. Sosyal güvenlik mevzuatı bakımından yersiz ödeme 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup sebepsiz zenginleştiği tespit edilen kişilerin (sigortalı ve/veya hak sahiplerinin) sebepsiz zenginleşme sonucu katlanacağı külfette bu düzenlemede kişilerin iyi niyetli olup olmadığının tespitine göre belirlenmektedir. Somut başvuru bakımından baktığımızda başvuranın sigortalı bildirimin yapıldığı işyerinin sahte olduğu 24/03/2015 tarihli sayılı sahte belge konulu Vergi Tekniği Raporunda tespit edilmiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu denetmenlerince hazırlanan raporda da ilgililerin ifadeleri ve belgeler ile tespit edilmiş ve ’in de şirkette geçtiği gösterilen fiili olmayan çalışmaları iptal edildiği anlaşılmıştır.
13. 2017/44 E. ve 2017/118 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş
Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60’ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.
/
14. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterleri esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Anılan kararda; “Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya – kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.
Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı
Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır.”. açıklamalarına yer verilmiştir.
15. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan
kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:
2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurana yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvuranın mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvuranın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.
16. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın talepleri değerlendirildiğinde; 16.1. Kanunilik
Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasanın 35 inci maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasanın 13 üncü maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasanın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir
Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).
Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik
koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:
2013/1301, 30/12/2014, § 56).
Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.
16.2. Meşru Amaç
Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.
2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.
Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
16.3. Ölçülülük
Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu
olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).
Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam
ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:
2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.
Başvuru konusu olaya ilişkin denetim raporunda başvuranın sahte işyerinde sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvuranın tam yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görülmektedir.
Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurandan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.
Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda başvuranın mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvuranın böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.
17. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde ’in 19/04/2018 tarih ve sayılı Sosyal Güvenlik Denetmen raporu ile sicil numaralı işyerindeki hizmetlerinin sahte olduğu tespit edilmesi üzerine iptal edilen hizmetler dikkate alınarak tarafına Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilmesi sonucunda, 2829 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları açısından tabi olduğu statü değişerek 4/1-(c)
kapsamında tespit edildiğinden ve bu kapsamda aylığa hak kazanma koşulunu yerine getirmediğinden, bağlanan aylık başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek tarafına yersiz olarak ödenen tutarlar için borç kaydı oluşturulması işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, Sosyal Güvenlik Kurumunun başvuranla ilgili işlemlerinde
‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkmelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi