ÖZET: Başvuran, 2013 yılında emekli olduğunu belirtmekte ve 2020 yılı Aralık ayında emekli maaşının yersiz ödeme gerekçesiyle durdurulduğunu ifade etmektedir. Başvurusunda, geçmişte SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda silinen çalışma günlerinin yeniden değerlendirilmesini ve kendisine borç olarak kaydedilen 137.000 ₺’nin iptalini talep etmektedir. Başvuran, onkoloji hastası olarak tedavi görmekte ve çalışma gücünün olmadığını vurgulamaktadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik hakkının iptaline ilişkin olarak, başvuranın çalıştığı işyerinin sahte olduğu gerekçesiyle prim gün sayısının düşürüldüğünü belirtmiştir. Kurum, başvurana eksik günlerini tamamlaması halinde yeniden emekli maaşı bağlanabileceğini de ifade etmiştir. Ancak, başvuranın yersiz ödeme borcunun silinmediği bilgisi verilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın hizmetinin yeniden incelenmesi ve yersiz ödeme işlemlerinin gözden geçirilmesi yönünde Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunmuştur. Bu tavsiye, başvuranın emeklilik hakkının iadesi ve yersiz ödemelerin iptali için gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/9145-S.21.14805

BAŞVURU NO : 2021/158

KARAR TARİHİ : 22/06/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme kapsamında çıkarılan borcun iptali talebi.

BAŞVURU TARİHİ : 03/01/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Kurumumuza yapmış olduğu başvurusunda özetle; 2013 yılında

SGK kurumundan emekli olduğunu, Aralık 2020 emekli maaşının yatmaması üzerine kuruma giderek neden yatmadığı hakkında bilgi istediğini ve maaşının yersiz ödeme yapıldığı gerekçesiyle durdurulduğunu ve bugüne kadar ödenen tüm emekli maaşlarının 137.000 ₺ kanuni faizi ile geri istendiğini, 2013 yılında emeklilik için SGK kurumuna başvurduğunda günlerinin hesaplanarak geçersiz çakışan günlerinin olduğunu söyleyerek geçersiz günlerin silindiğini ve 72 güne daha ihtiyacı olduğunun belirtilerek günlerini tamamlayarak emekliliğe hak kazandığını; fakat 7 yıl sonra geriye dönük tekrar yapılan inceleme sonucunda farklı çalışma günlerinin de silinmiş olduğunu ve emeklilik için gerekli olan 5001 günden az olduğu için emeklilik hakkının düştüğünü belirterek; geçmiş yıllarda kanseri yenmiş olup onkoloji hastası olarak tedavi gören ve çalışma gücü olmayan bir birey olarak, silinen çalışma günlerinin incelenerek emeklilik hakkının iadesini ve şahsına borç olarak kaydedilen 137.000 ₺’nin silinmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının iletmiş olduğu 10/02/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 2.1. Başvurana 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi kapsamında 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesinin B bendinin A fıkrası uyarınca 20 yıl sigortalılık süresi, 5000 prim ödeme gün sayısı ve 50 yaş koşuluna göre yaşlılık aylığı bağlandığı, /

2.2. Sosyal Güvenlik Denetmenlerince düzenlenen 31/11/2018 tarih sayılı raporda sicil numaralı işyerinin sahte olması sebebiyle bu işyerinde 05/09/2012 ila 27-11-2012 tarihleri arasında başvuranın geçen çalışmalarının iptal edildiği ve prim ödeme gün sayısının 4952’ye düşmesi nedeniyle yaşlılık aylığının aylık başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, 2.3. Başvurana 01/07/2013 -19/12/2020 tarihleri arasında ödenen aylıklarının 27/11/2020 tarihinde

5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre borç çıkarıldığı,

2.4. Başvurana eksik 48 gününü tamamlayıp başvuruda bulunması halinde yeniden yaşlılık aylığı bağlanabileceği, bilgilerine yer verilmiştir.

3. Başvuran ile 28/05/2021 tarihinde gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, eksik 48 gününü tamamlayarak kuruma başvuruda bulunması üzerine 01/03/2021 tarihinden geçerli olmak üzere aylığının yeniden bağlandığı; ancak yersiz ödeme borcunun silinmediği bilgisi alınmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 8/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler… ” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 6.1. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59 uncu maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askeri işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askeri iş müfettişleri tarafından da yapılabilir. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.

İşverenler ve sigortalılar ile işyeri sahipleri, tasfiye ve iflas idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar. Bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve

/

kontrol ile görevlendirilmiş memurları, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haizdir… Kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket ederek Kurum zararına sebebiyet verdiği anlaşılan serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenen raporlar dikkate alınmaz ve bunların daha sonra düzenleyecekleri raporlar Kurumca işleme konulmaz.

Gerçeğe aykırı rapor düzenleyen serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler, Kurumun bu nedenle uğradığı zarardan işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, bunlar hakkında, genel hükümlere göre Kurumun takip hakkı saklıdır. Meslek mensupları, işverenlerin devamlı işyerlerinin sigortalıları ile yaptıkları işler ile Kurumda tescil edilmemiş veya tescil edilmiş olmakla birlikte işçilik bildiriminde bulunulmamış olan yukarıdaki işler hakkında inceleme yapamazlar. Kamu idarelerinin denetim elemanları kendi mevzuatı gereğince işyerlerinde yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek, sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorundadır. Bu kurumlar ayrıca kendi mevzuatları gereğince yaptıkları inceleme ve tespitler sırasında bu Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesi sonucunu doğuran tespitlerini de en geç bir ay içinde Kuruma bildirirler. Kurum bu bildirimleri esas almak üzere gerekli yasal işlemi yapar. İlgililerin itiraz hakları saklıdır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 6.2. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin son fıkrası; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan

% 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 7. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliği’nin “Hizmetlerin tespiti” başlıklı 26 ncı maddesi; “(1) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca, işyeri kayıtlarının incelenmesi sonucunda yapılan tespitlerden çalıştığı belirlendiği hâlde, hizmetleri Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği saptanan sigortalıların geriye yönelik

hizmetleri dikkate alınır. (2) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının işyerinde yaptıkları durum tespiti sırasında, sigortalı, işyerinde çalışan diğer sigortalılar, işyeri mahallinde bulunanlar veya işveren beyanına dayanılarak yaptıkları ve tespit tarihinden önceki bir yıllık süreye ilişkin hizmetler de sigortalılıkta dikkate alınır. (Ek cümle:RG-17/4/2012-28267) Bir yıllık süreyi aşan sigortalı çalışmalar ise her zaman düzenlenebilir nitelikte olmayan kanunen geçerli kayıt ve belgeler ile kanıtlanmak şartıyla dikkate alınabilir. …” 8. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 29/01/2013 tarihli ve 2013/5 sayılı “Sosyal güvenlik Denetmenleri Standartları” konulu Genelgesi’nin “4.11. İhbar, Şikâyet ve Yakınmalar Hakkında Yapılacak İnceleme – İncelemelerde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” altında;

7.1.4.11.1 Genel Bilgiler başlığı altında;

“… Yönetmelikle tespit edilen ve sigortalı hizmet kazanımına ilişkin belgeleri işveren tarafından verilmeyenler için hizmet kazandırma, Kanunda yazılı tespit usullerinden biri gereğince yapılan saptamaya bağlıdır. Bu anlamda, sigortalıya hizmet kazandırılabilmesi için çalışmanın fiilen, işyeri kayıtlarındaki her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya bilgiden tespit edilmesi gerekmektedir. …” 7.2.4.11.3. Sigortalı Hizmet Kazandırma Bilgi ve Belgeleri başlığı altında; “a) Fiilen Tespit

Genel anlamda fiilen tespit, Kanun uygulamasında yetkili denetim elemanlarının işyerinde yaptıkları denetimler sırasında, işyeri ve çalışanları hakkında tespit ettikleri bilgilerdir. Çalışan yönünden fiili tespit, yetkili denetim elemanlarınca, Kanuna göre sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının görülmesi, işyerinden ayrılmış veya izinli, raporlu, görevli olması gibi çeşitli nedenlerle denetim anında işyerinde bulunmayan sigortalılar açısından fiili tespit ise bordro tanıklarının dinlenmesi veya civar incelemesi sonrasında sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının anlaşılmasıdır. Fiili tespit için, yetkili denetim elemanlarınca, Kanun bakımından sigortalı olması gereken kişinin işyerinde çalıştığının görülmesi veya anlaşılması yeterli olup, çalışanın sigortalı işe giriş bildirgesi ile hizmet kazandırmada gerekli olan prim belgelerinin temini ve ispat açısından saptanan bilgilerin tutanağa kaydedilmesi icap etmektedir.

… Kanun gereğince, çalışmaları fiilen tespit edilenlere, irade fesadı halleri (hata, hile, tehdit) hariç başkaca bir delile veya tespite gerek kalmadan hizmet kazandırılır. İşyerinde fiilen çalıştıkları tespit edilenlerden işyeri kayıt ve belgelerinde ver verilmeyen veya kuruma bildirilmeyenlerin veya eksik bildirilenlerin en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.

… İşyeri çalışanı olmakla birlikte işyerinden ayrılmış olması nedeniyle çalışmalarının fiilen tespitinin mümkün olmaması durumunda ve tanık da bulunamıyorsa işten ayrılanlar için takip edilecek usulle sigortalı hizmet tespiti (çalışma süresi, kazanç) cihetine gidilebilir.

b) İşyeri Kayıtları

/

Çalışmaları işyeri kayıtlarındaki her türlü bilgiden tespit edilenlere, başka bir delile veya tespite gerek kalmadan (çalışmaya dayanmayan sigortalılık, sigortalılık niteliği bulunmama vb. durumlar hariç) hizmet kazandırılır. İlgili kanun/kanunlar gereğince düzenlenmesi veya alınması zorunlu bulunan defter veya belge ile dillendirilemeyen çalışmanın, işyeri kayıtlarından tespit kapsamında kabul edilmesi mümkün değildir. İşyeri kayıtları, işverenler tarafından bir kanun gereği tutulması zorunlu olan defterler ve dayanağı belgeler, deftere tabi olmayanlar için ise, kayıt niteliğinde olmak üzere düzenlemek zorunda oldukları ücret ödeme bordrolarıdır. İşverenin tutmak zorunda olduğu defter ve belgelerden, bir Kanun gereğince tutmak zorunda olduğu defter ve belgelerin (Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu, İlgili

Diğer Kanunlar ve Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği) anlaşılması gerekmektedir. İşyeri kayıtlarının incelenmesinde, ücret tediye bordrosu veya ücret ödeme makbuzu bulunup bulunmadığı ile bu belgelerdeki bilgilerin bir yasa gereği tutulan deftere kaydedilip kaydedilmediği ile yetinilmez, ayrıca her yasal belgedeki bilgi de çalışmanın kanıtı sayılır. Bu bağlamda; şikayet veya ihbar üzerine yapılan incelemede şikayetçinin veya sigortasız çalıştırıldığı ihbar edilenin isim veya imzasının fatura, sevk irsaliyesi, posta alındıları v.s. belgelerde görülmesi durumunda bu durum çalışmanın delili (fiili karinesi) sayılacak, bu karinenin aksini işveren ispatlamak yükümlülüğünde ve ispatlanamaması halinde, imzaların veya isimlerin belirlendiği gün sayısına göre değil, aksine bir tespit olmadığı sürece şikayet edilen dönem (dönemin bir yılı aşması durumunda her yıl açısından belge ile delillendirme şartı aranır, aksi halde aynı yıl sonuna kadar hizmet verilmekle yetinilecektir) içerisinde çalışmanın aralıksız ve sürekli geçtiğinin kabulü ile (gerek görülmesi halinde ifadelerle teyit edilerek) hizmet kazandırılması yoluna gidilir. … Bir kanun gereği düzenlenen belgelerin bazılarının delil olma nitelikleri ve düzenlenme usul ve esasları aşağıda açıklanmıştır;

Ücret bordrosu

…

Gider pusulası

…

Diğer belgeler

Vergi Usul Kanununun 227 ila 252 nci maddelerinde, ayrıca fatura, sevk irsaliyesi, perakende satış vesikaları (perakende satış fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş bileti, taşıma Biletleri), müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, taşıma irsaliyesi, yolcu listeleri, günlük müşteri listeleri, muhabere evrakı belgelerinin taşıması gereken özellikler ile düzenlenme kuralları ve içerdiği hususlar belirtilmiştir.

Bir kanun gereğince düzenlenen ve kayıt kavramı içerisinde bulunan belgelerde yazılı bilgilerden çalışma olgusunun tespiti mümkün olup, bu anlamda delil niteliğindedir.

…

İşyeri Kayıt ve Belgelerinin İncelenmesi; …

Yine, şikayetçinin yazılı ifadesine başvurulduğunda, işyeri yasal defter ve belgeleri ile şikayete konu olan işyerindeki çalışmalarını ispat edecek herhangi bir resmi bilgi, kayıt ve belgelerde (fatura, ücret bordrosu,

gider pusulası vb. gibi) isminin, imzasının veya çalışmasını kanıtlayacak bir bulgunun olmadığını beyan etmesi durumunda, ayrıca kayıt ve belge incelemesine gidilmeyecek, şahsa iddiaları hakkında İş

Mahkemesine dava açabileceği konusunda yazılı olarak bilgi verilecektir. Kayıtların tetkiki sırasında, salt ücret tediye bordrosu, ücret ödeme makbuzu ve gider makbuzu gibi belgelerle sınırlı kalınmayıp, belgelerin tamamı incelenmek suretiyle çalışma olgusunun tespitine çalışılır.” hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın, 05/09/2012 – 27/11/2012 tarihleri arasında RT unvanlı işyerinde geçen hizmetinin 5510 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinde tanınan imkânlarla 2013/5 sayılı Genelge’nin ilgili bölümünde belirtilen usul dikkate alınarak ve iyi yönetim ilkelerine uygun şekilde yenilenecek inceleme, araştırma ve denetim faaliyeti sonucuna göre yeniden değerlendirilmesi, rapor sonucuna göre yersiz ödeme işlemleri hakkında yeniden değerlendirme yapılması yönünde tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuru, 05/9/2012 – 27/11/2012 tarihleri arasında sicil numaralı işyerinde geçen hizmetlerinin 31/11/2018 tarih sayılı rapor ile sahte işyeri tespitiyle iptal edilmesi ve prim ödeme gün sayısının 4952’ye düşmesi nedeniyle, yaşlılık aylığının aylık başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmesi ve başvurana 01/07/2013 -19/12/2020 tarihleri arasında ödenen aylıklarının 27/11/2020 tarihinde

5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre borç çıkarılmasına ilişkindir.

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvuranın anılan işyerindeki sigortalılık sürelerinin geçersiz sayılmasından ortaya çıktığı, dolayısıyla SGK tarafından yapılan inceleme, araştırma ve denetimin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı ile söz konusu denetim neticesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olup olmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

12. 5510 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinde, Kanun’un uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, Kanun’un uygulanması bakımından Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haiz olduğu, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu düzenlenmektedir.

13. Bu noktada belirtmek gerekir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/02/2017 tarihli ve esasına kayıtlı 2017/225 sayılı kararında; “…Ne var ki, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan tutanaklar ile ifade edilen: Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, /

işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkarına konu olmayan tutanaklardır. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş

Kanunun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir. Buna göre, özellikle, rapor veya ekli tutanaklarda imzası bulunmayanlar yönünden, söz konusu tutanakların aksinin yazılı delille kanıtlanması yükümünden söz etmek mümkün değildir. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, 4857 sayılı İş Kanunun 92/son maddesinin açık hükmü karşısında zorunludur. Nitekim Hukuk

Genel Kurulunun 14.11.1979 gün ve gün ve . sayılı

kararlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır…” şeklinde değerlendirilmiştir. (Kaynak:

www.corpus.com.tr)

14. Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 29/01/2013 tarihli ve 2013/5 sayılı Sosyal Güvenlik Denetmenleri Standartları konulu Genelgesi’nin “4.12.2. Sahte

Sigortalılık İncelemelerinde Uyulması Gereken Hususlar” başlığı altında sigortalı bildirilen kişinin çalışmalarının gerçek ve eylemli olmadığının tespit edilebilmesi için yapılması gereken inceleme ve araştırmalara detaylıca yer verilmiş olup sosyal güvenlik denetmenlerinin bu hususlara uyarak rapor hazırlaması gerekmektedir. Buna göre yapılan denetimde; 14.1. İşyeri dosyasının tetkik edilmesi gerektiğinde işyerinin kanun kapsamına alınış tarihi, işyeri bildirgesinde kayıtlı iş/işlerin niteliği, aylar itibariyle Kuruma yapılan bildirimler, inceleme dönemi itibariyle işyeri çalışanlarının kimler olduğu, işveren/şirket ortaklarının kimler olduğu, adresleri ve benzeri konularda bilgi edinileceği; 14.2. Sigortalının şahsi dosyasının tetkik edilmesi gerektiğinde sigortalılığından şüphe duyulan kişinin; daha önce çalıştığı işyerlerinin neler olduğu, sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma yasal süresinde verilip verilmediği, tespit edilebiliyorsa uzmanlığı, kariyeri, tespit edilebiliyorsa, daha önceden bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı, istirahatli kaldığı süreler, sosyal güvenlik kaydı ile başlangıç ve sona erme süreleri, tespit edilerek varsa belge örneklerinin alınacağı; 14.3. İşyerinde yerel denetim yapılacağı; bu kapsamda sigortalılığından şüphe duyulan kişinin Kuruma bildiriminin yapıldığı işyerinde yerel denetim yapılarak eylemli çalışanların (görevli, izinli, istirahatliraporlu gibi işyerinde bulunmayanlar dahil) tespit edileceği, işyerinde bulunmayanların bulunmama nedenleri olanaklı ise belgeye dayandırılacağı, belge temin edilemiyorsa işveren ve diğer çalışanların ifadelerine başvurulacağı, özellikle sigortalılığından şüphe duyulan kişinin ifadesinin alınması sırasında yararlı olabilecek işyeri özelliklerinin (işyerinin adresi, işyerinin bölümleri, yerleşim planı, bölümler itibariyle çalışan işçilerin kimler olduğu gibi) öğrenilerek not edileceği, özellikle bildirimi konusunda

/

şüpheye düşülen kişiler hakkında, diğer çalışanların ifadelerine başvurulacağı ve bu ifadelerin ayrı olarak ifade tutanaklarına yazılacağı, 14.4. Adına sigortalı hizmet bildirilenlerin ifadesinin alınacağı, ifade tutanağında bulunması gereken temel bilgiler yanında incelemenin gidişatına göre sigortalılığından şüphe duyulan kişinin; kendi nam ve hesabına çalıştığı dönemler dahil tüm sigortalılığı süresinde işverenleri ve adresleri de belirtilmek suretiyle yaptığı iş/işler ve süreleri, işyerinin adresi, işyerinde yapılan iş, işyerinde hangi işleri yaptığı, işyerinde yaptığı iş konusunda bir uzmanlığının bulunup bulunmadığı, daha önceden kendisinin veya bakmakla yükümlü olduğu kimselerin herhangi bir hastalığının bulunup bulunmadığı, boşta geçen süreleri varsa, geçimini nasıl sağladığı, işveren/şirket ortakları ile bir akrabalığının bulunup bulunmadığı, işyerinde çalıştığı bildirilen sürede aylar itibariyle aldığı ücretler, ücret alırken herhangi bir belge imzalayıp imzalamadığı, işyerindeki günlük haftalık çalışma saatleri, işyerinde diğer çalışanlar hakkında bilgiler, işyerinin genel tarifi (Yerleşim planı, makine ve demirbaşların durumu gibi işyerinin kurulu düzeninin anlattırılması), vergi mükellefiyeti ile sosyal güvenlik kaydının bulunup bulunmadığı ve süreleri gibi hususların öğrenilip tutanağa aktarılacağı; 14.5. İşyeri muhasebecisinin ifadesinin alınacağı, işyeri mahallinde, işyeri çevresinde ve sigortalının ikamet bölgesinde araştırma ve inceleme yapılacağı, işyeri kayıt ve belgelerinin inceleneceği, işveren ve vekilinin ifadesinin alınacağı ve tüm bu hususların birlikte değerlendirilerek bir kanaate varılmasının esas olduğu belirlenmiştir.

14.6. Ayrıca, “4.12.3. Sahte İşyeri İncelemelerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlığında ise sahte işyeri incelemesine konu olan bir işyerinin sahte olduğu konusunda karara varabilmek ve dolayısıyla tüm sigorta bildirimi yapılanların hizmetlerinin iptalini sağlamak için bildirimi yapılan tüm sigortalıların ifadesinin alınmasına gerek bulunmadığı, kanaat oluşturulabilecek kadar sigortalının ifadesinin alınması ile işlem gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir.

15. Bu çerçevede dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden; 15.1. Kurumumuza gönderilen denetim raporunda; 15.1.1. unvanlı işyerinin sahte işyeri olabileceğine dair ihbar olduğu ayrıca yapılan ön incelemede işyerinin sahte olduğu yönünde kuvvetli bulgular bulunduğundan işyerinin sahte işyeri olup olmadığı yönündeki hususların 5510 sayılı Kanun yönünden incelendiği, 15.1.2. Konu hakkında ifade vermek üzere örnekleme usulü seçilen işyeri sigortalılarından nin dinlendiği, 15.1.3. Konu hakkında ifadesinde aynen; “Mesleğim tekstil sektöründe işverenlik ve servis şoförlüğüdür. Ben 1996-2007 yılları arasında tekstil sektöründe işverenlik yaptım daha sonra kendi işyerimi kapatıp aynı sektörde makine ustalığı yaptım. 2014 yılında kendi servis arabamı aldım ve daha sonra servis şoförlüğü işine başladım ve halen bu işle uğraşmaktayım. Ben bana sormuş olduğunuz RT unvanlı işyerinde fiilen çalışmadım. Ben bana sormuş olduğunuz 2013 ocak ayında tam olarak nerde çalıştığımı hatırlamıyorum. ” şeklinde ifade verdiği,

15.1.4. Konu hakkında ifadesinde aynen; “Mesleğim tekstil sektöründe makinacılıktır. Yaklaşık 15 senedir makinacı olarak çalışmaktayım. Şuan herhangi bir işyerinde çalışmıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde fiilen çalışmadım. Ben bana sormuş olduğunuz 2013 ocak ayında tam olarak nerde çalıştığımı hatırlamıyorum. Ben unvanlı işyerini ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım Söyleyeceklerim bundan ibarettir. ” şeklinde ifade verdiği, 15.1.5. Konu hakkında 19/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; “Mesleğim tekstil sektöründe makinacılıktır. Yaklaşık 15 senedir makinacı olarak çalışmaktayım. Şuan herhangi bir işyerinde çalışmıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığımı hatırlamıyorum. O dönemde çalışmalarım kısa süreliydi. Ben bana sormuş olduğunuz 2012 yılı AğustosAralık dönemi arasında tam olarak nerde çalıştığımı hatırlamıyorum. O dönemde Yeşilova ve Pınarbaşında kurulu bir işyerinde çalıştım fakat işverenimi tam olarak hatırlamıyorum. Ben unvanlı işyerini ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım

Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde ifade verdiği, 15.1.6. Konu hakkında 19/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; “Mesleğim berberliktir. Yaklaşık 40 sendir bu iş ile uğraşmaktayım. Kendi işyerimde yaklaşık 16 aydır berberlik yapıyorum. Bir dönem tekstil sektöründe şoförlük yaptım. İşyeri Altındağ’da kurulu bir işyeriydi. Fakat işyeri ve çalışanlarım hatırlamıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz 2012 yılı Kasım ayında bu işyerinde çalışmıştım. Ben unvanlı işyerini ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde ifade verdiği, 15.1.7. Konu hakkında 22/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; “Mesleğim uydu ve telekomünikasyon ustalığıdır. Aynı zamanda bir dönem tekstil sektöründe makine tamirciliği ile uğraştım. Maddi sıkıntılar nedeniyle birçok sektörde çalıştım. Şuan herhangi bir işyerinde çalışmıyorum emekliyim. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde fiilen çalışmadım. Fakat bir dönem Alaçatı pazarında çalışan isimli kişinin Tekstil atölyesindeki makinalarını tamir etmiştim ve bu işi herhangi bir işyerinde sigortalı gösterilmek amacıyla yaptım. Ben bana sormuş olduğunuz 2012 Ağustos-2013 Ocak ayları arasında kendi uydu montaj kurulum işimle uğraştım. Ben unvanlı işyerini ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir. ” şeklinde ifade verdiği, 15.1.8. Konu hakkında 23/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; “Mesleğim Tekstil sektöründe makinacılıktır. Yaklaşık 11 sene makinacı olarak çalıştım. Şuan herhangi bir işyerinde çalışmamaktayım.

Ben bana sormuş olduğunuz dönemde tekstil sektöründe fiilen çalıştım fakat bana sormuş olduğunuz RT unvanlı işyerinde fiilen çalışmadım. Ben unvanlı işyerini ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde ifade verdiği, 15.1.9. Konu hakkında 23/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; ” Mesleğim tekstil sektöründe makinacılık ve fabrika ürelim bandı işçiliğidir. Yaklaşık 7-8 yıl tekstil sektöründe çalıştım. Şuaınki işyerimde 7 aydır

üretim bandı işçisi olarak çalışıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde yaklaşık 1 yıl çalıştım, işyerinde çalıştığım dönemde isimli kişilerle çalıştım. Beni işe RT almıştı. İşyeri

Yeşilova veya Çamdibi tarafında Batıyay unvanlı işyerinin üst katındaydı. İşyerinde çalıştığım dönemde yaklaşık 30 kişi çalışıyorduk. İşyerinde çalıştığım dönemlerde ücretimi elden ‘den aldım. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde fiilen çalıştım. İşyeri gerçek işyeridir. Çalıştığım dönemde muhasebe kayıtlarına intikal etmiş defter ve belgelerde imzam bulunmamaktadır. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde ifade verdiği, 15.1.10. Konu hakkında 24/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; ” Mesleğim tekstil sektöründe makinacılıktır. Yaklaşık olarak 10 yıldır tekstil sektöründe çalışmaktayım. Tekstil sektörü haricinde çeşitli sektörlerde de çalıştım. Şuan herhangi bir işyerinde çalışmıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz unvanlı işyerinde fiilen çalıştım. Fakat ne kadar süre çalıştığımı hatırlamıyorum. İşyerinde 20’den fazla kişi çalışıyordu. Beni işe ustabaşı almıştı, Çalıştığım dönem boyunca maaşımı elden aldım. Çalıştığım dönemde benimle birlikte çalışan kişilerin isimlerini hatırlamıyorum. unvanlı işyerinde çalıştığım dönemde muhasebe kayıtlarına intikal etmiş belgelerde herhangi bir imzam bulunmamaktadır. Ben unvanlı işyerinde fiilen çalıştım. İşyeri gerçek işyeridir. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde ifade verdiği, 15.1.11. Konu hakkında 25/10/2018 tarihli ifadesinde aynen; “Mesleğim tekstil sektöründe makine ustalığıdır. Yaklaşık 30 senedir tekstil sektöründe çalışmaktayım. Yaklaşık 3 senedir unvanlı işyerinde çalışıyorum. Ben bana sormuş olduğunuz dönemde tam olarak nerde çalıştığımı hatırlamıyorum. Ben unvanlı işyerinde fiilen çalışmadım. Ben unvanlı işyeri ve çalışanlarını tanımıyorum. O dönemde kimseye sigortalı olmak için para vb. ödemede bulunmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir. ” şeklinde ifade verdiği, 15.1.12. Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün gönderdiği 05/11/2018 tarih, sayılı yazıda, 25/06/2012 tarihli yoklama tutanağından işyerinin 50 rn2 olduğu, mülk sahibinin MKE olduğu, muhtasar beyannamelerin aylık verildiği, işyerinde beş çalışan olduğu, 02/07/2012 tarihli yoklama tutanağında sadece daha önceki yapılan tespitlerin yapıldığına dair ifadenin yer aldığı, 18/05/2017 tarihli yoklama tutanağında işyerinin adresten ayrıldığı, 24/05/2016 tarihli yoklama tutağında işyerinin adreste faaliyet göstermediği ve tanınmadığı hususlarının tespit edildiği, 15.1.13. Kurum işyeri tescil kayıtlarından yapılan sorgulamada, 01.1450300.035 sicil numaralı işyerinin

RT adına Yeşilova Mah. adresinde ‘Fason Tekstil İmalat İşleri’ işi için 15/06/2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı, gayri faal işyeri olması nedeni ile 31/01/2013 tarihinde kanun kapsamından çıktığı, ilk olarak 6 sigortalı bildirimi ile başlayıp sayının birden 49’a yükseldiği, zaman içinde 143’e çıktığı Kuruma olan borcun hiç ödenmediğinin tespit edildiği, 15.1.14. Raporun Değerlendirme Bölümünde ise, konu hakkında ifade vermek üzere örnekleme usulü seçilen işyeri sigortalılarının Kuruma davet edildiği, işyeri sigortalılarının çoğunun ifadelerinden

’yi tanımadıkları, bu işyerinde hiç çalışmadıkları ya da o dönemki işyerinin hatırlamadıkları, konu ile ilgili olarak işyeri ile ilgili kayıt ve belgelerinin incelenmesi için işveren ikamet adresine 12/10/2018 tarih, sayılı kayıt isteme yazısı gönderildiği, tebligatın 18/10/2018 tarihinde muhatabın eşine teslim edildiği; ancak işyeri kayıt ve belgelerinin ibraz edilmediği bu nedenle işyeri kayıt ve belgelerinin incelenemediği, 15.1.15. Konu ile ilgili olarak Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü ile yazışmalar yapıldığı, işyeri ile ilgili açılış yoklama tutanağı tutulduğu, yoklama tutanağındaki mülk sahibi ile kira kontratındaki mülk sahibinin farklı olduğu, isim ve imzalarının birbirini tutmadığı, bu nedenle işyeri ile ilgili her ne kadar açılış yoklaması yapılsa da birbirleri ile ilgili tutarsız bilgilerin bulunması işyerinin faaliyette olmadığı şüphesini arttırdığı, işyerinde tutulan daha sonraki yoklama tutanaklarında net bilgilerin yer almaması ve işyerinin tanınmamasının bu şüpheleri doğrular nitelikte değerlendirildiği, 15.1.16. Kurum kayıtlarından yapılan araştırma sonucunda, adına Yeşilova Mah.

adresinde ‘Fason Dikim Atölyesi’ işi için 15/06/2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı, gayri faal işyeri olması nedeni ile 31/01/2013 tarihinde kanun kapsamından çıktığı, ilk olarak 6 sigortalı bildirimi ile başlayıp sayının birden 49’a yükseldiği, zaman içinde 143’e çıktığı Kuruma olan borcun hiç ödenmediği tespit edildiği, ayrıca işyerinden sigortalı bildirilen kişilerin başka sahte işyerleri üzerinden de bildirimleri olduğu ve işyerinin fiziki büyüklüğü dikkate alındığında bu büyüklükteki bir alanda ortalama

143 kişinin fiilen çalışmasından bahsetmek mümkün olmadığı,

15.1.17. Yapılan inceleme sonucunda, işyerinden bildirilen bazı sigortalıların diğer başka sahte işyerleri üzerinden bildirimlerinin olması, ikamet adreslerinin farklı illerde olması nedeni ile işyeri ile ilgili gerçeği yansıtmayan bildirimler yapıldığının kanıtı olduğu, 15.1.18. Bütün bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde, unvanlı işyerinden yapılan sigorta bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı, gerçek dışı olduğu kanaati oluşturduğu, bu nedenle soruşturmaya konu işyerinden yapılan tüm sigortalı bildirimlerinin iptal edilmesi gerektiği, işyerinden sigorta bildirimleri yapılan kişilerin tüm bildirimlerinin iptal edilmesinden dolayı işyeri sigortalılarının kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası (Kurumun devreden sağlık üniteleri dahil olmak üzere) kapsamında Kurumdan menfaat sağladığı tespit edilmiş olduğundan, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmüne göre yasal faizleri ile birlikte müşterek ve müteselsil mesuliyet esasları dahilinde geri alınması gerektiği tespitleri ile unvanlı sicil sayılı işyerinden yapılan tüm sigortalı bildirimlerinin iptal edilmesi gerektiği değerlendirilerek bu yönde işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır.

16. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede ise, başvuruya konu raporda, işyeri sigortalılarının çoğunun ifadelerinden işyeri sahibi tanımadıkları, işyeri kayıt ve belgeleri ibraz edilmediğinden işyeri kayıt ve belgelerinin incelenemediği, işyeri ile ilgili her ne kadar açılış yoklaması yapılsa da birbirleri ile ilgili tutarsız bilgilerin bulunmasının, işyerinin faaliyette olmadığı şüphesini arttırdığı, işyerinde tutulan daha sonraki yoklama tutanaklarında net bilgilerin yer almaması ve işyerinin tanınmamasının bu şüpheleri doğrular nitelikte değerlendirildiği, işyerinin

/

15/06/2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı, gayri faal işyeri olması nedeni ile 31/01/2013 tarihinde kanun kapsamından çıktığı, ilk olarak 6 sigortalı bildirimi ile başlayıp sayının birden 49’a yükseldiği, zaman içinde 143’e çıktığı, Kuruma olan borcun hiç ödenmediği hususlarının tespit edildiği, ayrıca işyerinden sigortalı bildirilen kişilerin başka sahte işyerleri üzerinden de bildirimleri olduğu ve işyerinin fiziki büyüklüğü dikkate alındığında bu büyüklükteki bir alanda ortalama 143 kişinin fiilen çalışmasından bahsetmek mümkün olmadığı, işyerinden bildirilen bazı sigortalıların diğer başka sahte işyerleri üzerinden bildirimlerinin olması, ikamet adreslerinin farklı illerde olması nedeni ile işyeri ile ilgili gerçeği yansıtmayan bildirimler yapıldığının kanıtı olduğu gerekçelerine yer verildiği belirtilmiş ise de; bu genel açıklamalar haricinde sigortalılar yönünden tek tek incelemeye gidilmediği, başvuranın ifadesinin alınmadığı, anılan işyerinin 15/06/2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı belirtildikten sonra 25/06/2012 tarihli yoklama tutanağında işyerinde beş çalışan olduğu, 02/07/2012 tarihli yoklama tutanağında sadece daha önceki yapılan tespitlerin yapıldığı tespit edilmesine rağmen başvuranın da 05/09/2012 – 27/11/2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptal edildiği göz önüne alındığında, başvuranın yoklamada çalıştığı tespit edilen 5 kişiden biri olup olmadığının değerlendirilmediği, başvuranın anılan dönemde fiili çalışmasının olmadığı yönünde somut veriye dayalı hiçbir bilgi belge de öne sürülmediği anlaşılmıştır.

17. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; 17.1. Sosyal güvenlik denetmenlerinin görevleri sırasında tespit ettikleri olay ve işlemleri yemin hariç her türlü delile dayandırabileceği, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haiz olduğu, işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri, tasfiye ve iflas idaresinin memurları ve işle ilgili gerçek ve tüzel kişilerin denetmenlere bilgi vermek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlü kılındıkları, ayrıca tüm kamu görevlerinin de gerekli kolaylığı göstermekle yükümlü kılındıklarını düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinden sosyal güvenlik denetmenlerinin inceleme ve araştırma açısından çok geniş imkânlara sahip olduğu; 17.2. Nitekim 2013/5 sayılı Genelge’ye göre sahte sigortalılığın ve sahte işyerinin tespitinde izlenecek usulün ayrı ayrı düzenlendiği, sahte işyeri tespitinden farklı olarak sahte sigortalılığının tespitinde sigortalılığından şüphe duyulan kişi veya kişilerin şahsi dosyasının incelenmesi, genelgede belirtilen hususların öğrenilmesine yönelik ifadesinin alınması, bu ifadenin alınması sırasında yararlı olabilecek işyerinin adresi, işyerinin bölümleri, yerleşim planı, bölümler itibariyle çalışan işçilerin kimler olduğu gibi işyeri özelliklerinin öğrenilmesi ve not edilmesi, bu kişi hakkında diğer çalışanların ifadelerine başvurulması ve bu ifadelerin ayrı ifade tutanaklarına yazılması, işyeri mahallinde ve sigortalının ikamet bölgesinde çevre araştırması yapılması, kayıt ve belgelerin incelenmesi, kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi ve belge temin edilmesi, hayatın olağan akışının dikkate alınması ve tüm bu hususların birlikte değerlendirilerek bir kanaate varılmasının esas olduğu;

17.3. İçeriğindeki tespitler ve bahsi geçen diğer raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde rapora konu işyerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin şüphe taşıdığı kanaatine ulaşılmakla birlikte başvuruya konu raporda şüphe duyulan sigortalıların şahsi dosyaları araştırılmadan, ifadeleri alınmadan ve belirtilen diğer incelemeler yapılmadan, kurum ve işyeri kayıtları değerlendirilmeden, örnekleme yöntemiyle alınan ifadelere istinaden birtakım soyut ve genel verilerle başvuranın ve diğer tüm sigortalıların bildirimlerinin iptal edilmesi karşısında, yukarıda açıklanan usul izlenmediğinden ve yasal olarak öngörülmüş imkânlar yeterince değerlendirilmediğinden, sigortalılar yönünden çalışma hayatı sonunda yaşlılık riskine karşı ulaşılabilen en büyük güvencelerden biri olan emeklilik hakkına yönelik müdahalenin önemi de göz önüne alındığında, başvuranın fiilen anılan işyerinde çalışmadığı bir diğer ifadeyle sigortalılığının sahte olduğuna ilişkin kanaatin yeterli incelemeye ve tereddüde yol açmayacak derecede somut tespitlere dayandığı sonucuna ulaşmanın mümkün görünmediği; dolayısıyla bu kanaat üzerine başvuran hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup bu ilkelerden “kanunlara uygunluk” ilkesi idarenin, yasaya uygun faaliyette bulunmasını, iç hukuk, uluslararası hukuk ile faaliyetlerini, örgütleniş ve işleyişini düzenleyen hukukun genel ilkelerine uymasını, yetkilerini ve işleyiş yöntemlerini düzenleyen kendi iç düzen kurallarına uygun davranmasını, takdir yetkisini kullandığında keyfi kararlar alamamasını, yetkilerini ancak yasa ve olguların izin verdiği biçimde ve yalnızca yetkinin verildiği amaca uygun olarak kullanmasını içermektedir. Nitekim gerçek bir kişinin hak ve menfaatlerini olumsuz şekilde etkileyebilecek her kararda, ilgili olaylar ve hukuki dayanağı işaret edilerek gerekçesinin belirtilmesi, yetkilinin yetersiz ya da belirsiz ya da bireysel gerekçe içermeyen kararlar almaktan kaçınması önem arz etmektedir. Bu itibarla başvuruya konu denetim raporunun yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, bireysel gerekçeler belirtilmeden, neredeyse tüm sigortalı bildirimlerinin iptaline yol açtığı göz önüne alındığında idare tarafından başta hukuk devleti ilkesi olmak üzere “kanunlara uygunluk”, “kararların gerekçeli olması”, “dürüstlük”, “ölçülülük”, “yetkinin kötüye kullanılmaması” ilkelerine uyulmadığı, ayrıca 13/03/2013 tarihinde denetim olurunun alındığı ancak denetmen raporunun 30/11/2018 tarihinde düzenlendiği, bu itibarla denetim makul sürede tamamlanmadığından “makul sürede karar verme” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenmektedir.

19. Diğer yandan, iptale konu hizmetlerin (48 gün iptal edilmiştir) 2012 yılına ilişkin olması, ancak tespitlerin 2018 yılındaki denetim raporuna istinaden 27/11/2020 tarihinde tamamlanarak bu tarihte yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirilmesinin iyi yönetim ilkelerine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

/

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın, 05/09/2012 – 27/11/2012 tarihleri arasında RT unvanlı işyerinde geçen hizmetinin 5510 sayılı

Kanunun 59 uncu maddesinde tanınan imkânlarla 2013/5 sayılı Genelge’nin ilgili bölümünde belirtilen usul dikkate alınarak ve iyi yönetim ilkelerine uygun şekilde yenilenecek inceleme, araştırma ve denetim faaliyeti sonucuna göre yeniden değerlendirilmesi, rapor sonucuna göre yersiz ödeme işlemleri hakkında yeniden değerlendirme yapılması, hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye

Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/