|
ÖZET: Başvuran, oğlunun askerlik görevini yerine getirirken vefat etmesi nedeniyle vazife malullüğü aylığı talep etmiştir. Oğlu, 23 Ağustos 1984 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı İzmit 13. Mek. Piyade Alayı’nda görevdeyken bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı başvuruda, oğlunun 5434 sayılı kanunun ilgili maddeleri uyarınca vazife malulü sayılmasını ve gerekli tazminat ile özlük haklarının tanınmasını istemiştir.
İlgili idareler, başvuranın talebine ilişkin olarak, oğlunun vefatının şehitlik kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, olayla ilgili belgeleri talep etmiş; ancak başvuranın oğlunun ölümüne dair yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığını ifade etmiştir. Bu nedenle, başvuranın talebi reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarelerin açıklamalarını değerlendirerek, başvuranın oğlunun vefatının vazife malullüğü hükümleri çerçevesinde yeniden incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, başvuranın oğlunun vefatının askerlik görevine bağlı olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. İlgili idarenin, bu karar doğrultusunda otuz gün içinde işlem yapması gerektiği hatırlatılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/10503-S.21.16898
BAŞVURU NO : 2021/1656
KARAR TARİHİ : 13/07/2021
TAVSİYE KARARI ,TCKN
Adres:
:
,TCKN:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın oğlunun askerlik görevini ifa ederken vefat etmesi sebebiyle kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 25/01/2021
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, oğlu ’nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı İzmit 13. Mek. Piyade Alayı
Komutanlığında vatani hizmetini yerine getirdiği sırada 23.08.1984 tarihinde vefat ettiğini, oğlunun vazife malulü sayılması için 13.08.2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvuruda bulunduğunu ancak herhangi bir cevap verilmediğini ifade etmiş; oğlunun 5434 sayılı kanunun 45. veya 64. Maddeleri uyarınca vazife malulü olduğuna ve ilgili kanun uyarınca nakdi tazminat ve geçmiş tarihli maaşların ödenmeleri ile diğer özlük haklarının tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. 08/03/2021 tarih ve sayılı yazı ile istenilen bilgi ve belge talebine, Milli Savunma Bakanlığı tarafından verilen cevabi yazıda özetle;
2.1. Başvuranın oğlu ’nun 13’üncü Mknz. P. A.’da görevli iken trafik kazası sonucu vefat ettiği, bu tarihte yürürlükte olan mevzuat kapsamında şehitlik kapsamında değerlendirilmediği belirtilmiştir.
3. 08/03/2021 tarih ve sayılı yazı ile istenilen bilgi ve belge talebine, Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı tarafından verilen cevabi yazıda özetle; 3.1. Başvuranın vekili Av. tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 11/08/2020 tarihli dilekçe ile vazife malullüğü talebinde bulunulduğu, Başkanlığın 16/09/2020 tarihinde Kara
Kuvvetleri Komutanlığı’ndan, 17/09/2020 tarihinde Muş Askerlik Şubesi Başkanlığı’ndan; olay tutanağı, adli idari tahkikat raporu, ölüm raporu ve benzeri ilgilinin askerlik görevinin neden ve etkisi ile vefat ettiğinin tespitine ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği, ayrıca 17/09/2020 tarihli yazı ile Muş Valiliği İl
Nüfus Müdürlüğü’nden ilgilinin ölümüne ilişkin belgelerin talep edildiği, 3.2. Muş Askerlik Şubesi Başkanlığı’nın 06/10/2020 tarihli yazısının ekinde bulunan defin ruhsatında
“23/07/1984 günü İzmit Seymen’de vuku bulan trafik kazası sonucu yaralanarak Deniz Hastanesi’ne kaldırıldığı…travmaya bağlı beyin kanamasında öldüğünün…” belirtildiği, 3.3. Bunun üzerine Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Gölcük Devlet
Hastanesi’nden kişinin kesin ölüm sebebinin sorulduğu, her iki kurumdan gelen cevabi yazılarda kişinin vefatına ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığının ifade edildiği, 3.4. Tüm bu bilgiler doğrultusunda Vazife Malullüğü Tespit Kurulu’nun 15/04/2021 tarihli sayılı kararında “… ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar neticesinde kütük kayıt defteri, erbaş ve erlere ait sevk pusulası, defin ruhsatı ve ölüm tutanağı dışında ölümünün askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında Tüzük hükümlerine göre olay tarihinde düzenlenmiş görev emri, olay tutanağı, ayrıntılı kaza yada idari tahkikat raporu, mahkeme kararı gibi vazife malullüğünün kanıtlayıcı bilgi ve belgeleri bulunmadığından hakkında, 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğüne ilişkin hükümlerinin uygulanmasın imkan bulunmadığına…” şeklinde karar verildiği bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4.1. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Vatan hizmeti” başlıklı 72’nci maddesinde
“Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.”, 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” , 4.3. “İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliği” başlıklı 123’üncü maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.”, 5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6.1. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 14’üncü maddesinde “Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet görtermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.” 6.2. 15’inci maddesinde “Amir; emirlerini maiyetindeki her şahsa verebilir. Vazifelerin zamanında ve tam olarak yapılıp yapılmadığı takip ve yapılmasını temin eder.”, 16’ncı maddesinde “Amir; maiyetine hizmetle münasebeti olmıyan emir veremez. Astından hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz. Hediyesini kabul edemez ve borç alamaz.”, 17’nci maddesinde “Amir; maiyetine hürmet ve itimat hisleri verir. Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur.
Amirin maiyetine karşı daima bitaraflık ve hakkaniyeti muhafazası esastır.”, 18’nci maddesinde “Amir; maiyetine disiplini bozan fiil ve hareketlerinden dolayı disiplin cezaları verir. Disiplin cezalarının mahiyeti ve verilmesi usulü hususi kanundaki hallere göre tayin ve tesbit olunur.” hükümlerini amirdir.
7.1. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 44’üncü maddesinde; “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu
Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife veya sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu
Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar. İştirakçilerden; talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla vazifeleri ile ilgileri kesilmeksizin silah altına alındıkları dönemde malûl olup, bu malûllükleri asıl vazifelerini yapmaya mani olmayanlar ile Sandığa tâbi göreve atandıkları tarihten önce malûl sayılmayı gerektiren hastalık veya sakatlığı olduğu belirlenenler hakkında, bu hastalık veya sakatlıkları sebebiyle bu Kanunun malûllüğe ilişkin hükümleri uygulanmaz.”, 7.2. 5434 sayılı Kanunun 45’inci maddesinde;
“44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir.”,
7.3. 5434 sayılı Kanunun 56’ıncı maddesinde;
“Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce
Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70’i üzerinden aylık bağlanır. Bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55 nci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılır. Askerlik vazifesini veya yedek subaylık hizmetini başkasının yerine yaptığı anlaşılanlara aylık bağlanmaz.” hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuranın, oğlunun askerlik görevini ifa ederken vefat etmesi sebebiyle, kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle Kurumumuza başvuru yaptığı anlaşılmıştır.
10. Milli Savunma Bakanlığının başvuranın oğlunun askerlik görevi esnasında trafik kazasında vefat ettiği, olayın oluş tarihinde MSB Şehitlik Yönergesi çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde ölüm olayının şehitlik kapsamında değerlendirilmediği ifade edilmiştir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının başvuranın babasının talebi üzerine, başvuranın oğlunun ölüm olayına ilişkin belgeleri Milli Savunma Bakanlığı, Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı, Muş İl Nüfus
Müdürlüğü ve Muş Askerlik Şubesi Başkanlığı’ndan talep ettiği, Muş Askerlik Şube Başkanlığı’nın 06/10/2020 tarihli yazısının ekinde bulunan defin ruhsatında “23/07/1984 günü İzmit Seymen’de vuku bulan trafik kazası sonucu yaralanarak Deniz Hastanesi’ne kaldırıldığı…travmaya bağlı beyin kanamasında öldüğünün…” ibaresinin yer aldığı, ancak diğer adli ve idari mercilerin araştırmaları neticesinde başvuranın oğlunun ölümüne dair bir kayda rastlanmadığı ifade edilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı mevcut bilgi ve belgelerden başvuranın ölümünün mesleğinin neden ve etkisiyle meydana gelip gelmediğinin anlaşılmadığından vazife malullüğü talebinin reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir.
12. Başvuru evrakı ile idarelerden Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden başvura ile idare arasındaki uyuşmazlığın başvuranın oğlunun ölüm olayının mesleğin neden ve etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunda düğümlendiği görülmüştür. Başvuranın oğlu, Komutanlığı İzmit 13. Mek.
Piyade Alayı Komutanlığında vatani hizmetini yerine getirdiği sırada 23.08.1984 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde travmaya bağlı beyin kanaması neticesinde vefat etmiştir. Vefat olayına sebep olan trafik kazasına ilişkin kayıtlar arşivde bulunamadığından ötürü, ilgili idarelerce Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığına ve Kurumumuza gönderilememiştir.
13. Askerlik görevi, Anayasa’nın 72’nci maddesinde, her Türk’ün hakkı ve ödevi olarak düzenlenmiştir.
Başvuranın oğlu, İzmit 13. Mek. Piyade Alayı Komutanlığında vatani hizmetini yerine getirirken meydana gelen trafik kazası sonucunu hayatını kaybetmiştir. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet
Kanunu’nun 3’ncü maddesinde belirtildiği üzere “İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan” rütbesiz ve en alt rütbeli askerlerdir. Aynı Kanun’un 14’üncü maddesinde astın vazifeleri “amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermek, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaat” olarak belirlenmiştir.
14. Amirin vazifeleri ise “ Amir; emirlerini maiyetindeki her şahsa verebilir. Vazifelerin zamanında ve tam olarak yapılıp yapılmadığı takip ve yapılmasını temin eder.” lafzı ile askerlik hizmetinin gereği olarak geniş bir biçimde ifade edilmiştir. Bu hükümler dikkate alındığında, başvuranın askerlik görevini ifade ederken trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesinde trafik kazası geçiren araç içinde bulunmasının sebebi amirinin emri olarak kabul edilmelidir. Zira, askerlik hizmetinde vatan hizmetini yapan kişinin ödevi emirler çerçevesinde hareket etmektir. Aksi durum elbette hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olsa da; idarenin söz konusu olayda vefat eden vatani hizmet yükümlüsünün emirlere aykırı hareket ederek vefat ettiğini belgelerle ispat etmesi halinde itibar edilebilir bir iddiaya dönüşebilir.
15. Türk Medeni Kanunu’nun 6’ncı maddesinde genel ispat kuralı olarak “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Bununla birlikte, oğlu askerlik görevini ifa ederken trafik kazası sonucu vefat eden sivil bir babanın oğlunun askerlik görevinin neden ve etkisi ile meydana geldiğini ispat edecek bilgi ve belgelerden yoksun olduğu bir gerçektir. Askerlik hizmetinin niteliği gereği kendi iç hizmeti ile ilgili bilgi ve belgeleri kayıt altına alması önemli bir gelenek ve yasal zorunluluk olarak ortada iken, Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı’nın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması için başvuranın oğlunun ölümünün vazifenin neden ve etkisi ile meydana geldiğinin ispatını başvurandan beklemesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
Diğer taraftan, Vazife Malullüğü Tespit Komisyonu her türlü bilgi ve belgeye ulaşmakla görevli ve yetkili bir kurulken, başvuranın oğlunun geçirdiği trafik kazasına ilişkin kayıtlara ulaşamazken, sivil bir vatandaşın oğlunun geçirdiği kazanın kayıtlarını Kurula sunmasını ve kazanın askerlik hizmetinin neden ve etkisiyle meydana geldiğini ispat etmesini beklemek iyi yönetim ilkelerine aykırı bir durum teşkil etmektedir.
Anayasa’nın 123’üncü maddesinde yer alan “idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” ifadesinin tezahürü olarak idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde, başvuranın oğlunun vazife malullüğü tespitinin ilgili kurumlar tarafından sunulan belgeler ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa
Mahkemesi’nin ifade ettiği üzere idarenin bütünlüğü ilkesi sebebiyle idareyi oluşturan kurumlar kendi aralarındaki anlaşmazlıkları bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale gerekçesi olarak ileri süremezler.
Başka bir deyişle, devleti oluşturan organ ve kurumların uyum içinde çalışamamaları bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahalenin gerekçesi olarak ileri sürülemez. (Anayasa Mahkemesi 2014/5433 başvuru numaralı Mehmet Aksoy Başvurusu Kararı, Par. 73.).
16. Anayasa Mahkemesi, askerlik görevi esnasında şüpheli ölümlere ilişkin yapılan bireysel başvurulara ilişkin kararlarında, olayların kaza, cinayet veya intihar olup olmadığına ilişkin yapılan soruşturmaların idari veya adli makamlarca resen yürütüldüğü, ölen kişilerin yakınlarının soruşturma sonucunu beklemekten başka bir görevleri bulunmadığını ifade etmektedir (2014/5491 sayılı Şeyma Kayaoğlu
Başvurusu, Par. 57, 2014/14995 sayılı Fatma Bildik ve Hasan Bildik Başvurusu, Par. 90.). Bu durumda, yapılan soruşturmalar neticesinde başvuranın kesin ölüm sebebinin ortaya çıkarılması adli ve idari
mercilerin görevi iken, söz konusu mercilerden gerekli bilgi ve belgelerin vazife malullüğü tespiti ile görevli idare olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına sunulmaması sebebiyle idari ve adli mercilerin görevini ölen kişinin babasından beklemek doğrudan hak ihlali yaratmakta, hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
17. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, askerlik hizmetini yapan kişinin vefatının askerlik hizmetinin neden ve etkisi ile meydana gelmediğine dair idare bir delil sunduğunda bunu dikkate alarak vazife malullüğü talebini reddedebilir. Ancak; somut olayda, askeri ve adli merciiler başvuranın oğlunun vefatına ilişkin kayıtların bulunmadığından ötürü Kuruma bir bilgi ve belge sunamamaktadır. Şu halde, idareler başvuranın vatani hizmet yükümlüsü iken geçirdiği trafik kazası neticesinde vefat ettiğini kabul etmekle birlikte, ölüm olayının meydana gelişi, askerin neden kaza geçiren araç içerisinde olduğuna dair bir kayıt bildirmezken, meydana gelen kazanın vatani hizmetin neden ve etkisiyle oluşmadığını iddia edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. Aksi duruma dair idarece herhangi bir kayıt sunulmadığından ötürü, vatani hizmetini yerine getiren erin geçirdiği kaza sebebiyle vefat etmesi vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmelidir.
18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın eşi hakkında düzenlenen belgelerin dönemin askeri savcılığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından incelendiği, bu belgelere göre ilgilinin vefatının askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine ilişkin herhangi bir ibareye rastlanmadığı, bahsi geçen belgelerin Kurum Sağlık Kurulunca da incelenerek ölümün askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine karar verildiği görülmüşse de; belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanamayacağına karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, başvuranın oğlu hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk ve hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı; diğer taraftan idarece başvurana verilen cevabi yazıda ilgili işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idarenin söz konusu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA HÜRRİYETİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden artakalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Başvurunun KABULÜNE,
Başvuranın oğlunun askerlik görevini ifa ederken geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi olayının vazife malullüğü hükümleri çerçevesinde tekrar değerlendirilerek, ilgili idarelerce aksi bir bilgi ve belge sunulma imkanı yoksa vazifenin neden ve etkisi ile meydana geldiğini kabulü doğrultusunda karar verilmesi için
SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Kararın
BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/