ÖZET: Başvuranın emekli maaşına yönelik kesintilere ilişkin talebi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiştir. Başvuran vekili, müvekkilinin emekli aylığından şirket prim borçları nedeniyle yapılan kesintilerin geçimini zorlaştırdığını ve bu kesintilerin asgari seviyeye indirilmesini veya tamamen durdurulmasını talep etmiştir. İlgili sosyal güvenlik mevzuatına göre, emekli maaşına haciz uygulanmasının belirli sınırları bulunmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın şirket müdürü olarak sorumluluğu nedeniyle bu kesintilerin hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

Kurum, başvuranın şirket müdürlüğü dönemine ait prim borçlarından dolayı yapılan icra işlemlerinin geçerli olduğunu belirtmiştir. 506 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereğince, tüzel kişiliklerin borçlarından yöneticilerin de sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Başvuranın emekli maaşına yönelik kesintilerin, yasal çerçevede ve hakkaniyete uygun olarak gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuran vekilinin talebi reddedilmiş ve karar, ilgili taraflara tebliğ edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sürecinde iyi yönetim ilkelerine uygun hareket edilmesine dikkat edilmesi gerektiğini de belirtmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11188-S.21.17996

BAŞVURU NO : 2021/4421

KARAR TARİHİ : 03/08/2021

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli maaşı haczi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran vekili; müvekkilinin emekli aylığından şirket prim borçları nedeniyle kesinti yapılmakta

olduğunu, müvekkilinin prim borçlarına itirazının olmadığını, nitekim iyi niyetli olarak yapılandırma başvurusunda bulunduğunu, ancak yapılan kesintiler nedeniyle geçimini sağlamakta zorlandığını, bu nedenle söz konusu kesintilerin minimum oranda yapılmasını veya durdurulmasını istediğini, bu kapsamda

6183 sayılı Kanun’un 71. maddesi uyarınca ¼ oranında kesinti yapılmasının mümkün olduğunu, Ankara

26. İcra Müdürlüğünün 27/1/2012 tarihli haciz işleminin icra memurunun hatası nedeniyle mahkeme kararı ile şu aşamada kaldırıldığını, öte yandan sosyal güvenlik hakkı ile bağlantılı olan emekli aylığına ilgilisinin rızası olmaksızın haciz uygulanmaması gerektiğini, müvekkilinin de haciz işlemine muvafakatinin bulunmadığını belirterek hakkaniyete aykırı olan emekli aylığı kesintilerinin müvekkiline iade edilmesini ve halen devam eden kesintilerin durdurulmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün, 30/3/2021

tarihli ve E: sayılı yazısı ile 18/6/2021 tarihli ve: sayılı yazısında özetle;

2.1) 25/10/1996 tarihli ve 4153 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre başvuranın tasfiye halinde

Şti.’de 1996 yılından itibaren 15 yıllığına şirket müdürü olarak seçildiği, görev yaptığı dönemlere ait borçlardan 506 sayılı Kanun’un 80. maddesine istinaden sorumluluğunun bulunması nedeniyle 6183 sayılı Kanun’a göre hakkında işlem tesis edildiği,

2.2) Bu kapsamda tasfiye halinde . Şti.’nin 18/3/2021 tarihi

itibarıyla 11.806,19 TL asıl, 539.326,80 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 551, 132,99 TL prim borcu bulunduğu, 506 sayılı Kanun’un mülga 80. maddesinin on ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 88.

maddesinin on altıncı, yirminci fıkraları, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi, 58. maddesinin birinci fıkrası, 71. maddesi hükümleri uyarınca; şirket müdürlerinin görev yaptıkları süre içerisinde tahakkuk eden şirket borçlarının tamamından şirket tüzel kişiliği ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğu, bu nedenle tasfiye halinde . Şti.’nin 25/10/1996 tarihli ve 4153 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre başvuranın 15 yıllığına şirket müdürü olarak seçilmesi dolayısıyla şirket müdürü olarak sorumluluğu bulunduğundan Kurum alacağının tahsilini teminen yukarıda anılan Kanun hükümleri gereğince emekli maaşına haciz konulduğu, başvuranın emekli aylığından bugüne kadar 9.236,38 TL tahsilat yapıldığı, kalan borcun 551.132,99 TL olduğu,

2.3) Başvuran hakkında yapılan icra takip işlemlerinin şirket ortaklığından değil şirket müdürlüğü

vasfına binaen yapıldığı, bu kapsamda tüzel kişiliğe ait işverenlerin ödenmeyen prim ve diğer alacaklardan dolayı üst düzey yöneticilerinin, yetkililerinin, kanuni temsilcilerinin (üst düzey yöneticileri, limitet şirket müdürleri ve diğerleri) görev yaptıkları dönemlere ait borçlardan tüzel kişilik ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından başvuranın görev yaptığı dönemlere ilişkin borçlardan müdürlük vasfı nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, müşterek ve müteselsil borçlu kavramının ise, birden çok kişinin aynı borçtan, sorumlulardan her birinin zarar görene karşı diğer sorumlular tarafından zararın (borcun)

tamamı ödeninceye kadar sorumlu olmasını ifade ettiği, bu sorumlulukta, sorumlulardan her birinin borcun tamamı ödeninceye kadar devam ettiği, bu sorumluluğun kişisel nitelikte olduğu, alacaklının öncelikle borçluya başvurma zorunluluğunun bulunmadığı, alacaklının isterse borcun tamamını borçlulardan birinden isteyebileceği gibi dilediği birini veya birkaçını da seçebileceği,

2.4) Bu kapsamda anılan şirketin 1997/05-2000/08 dönemine ait ödenmeyen borcundan dolayı Kurum

alacağının tahsilini teminen şirket ve şirket müdürü başvurana 16/2/1998 tarihli ve sayılı ödeme emrinin gönderilerek işçisi . ’ya tebliğ edildiği, 25/8/2000 tarihli ve sayılı ödeme emrinin gönderilerek daimi işçisi . ’ye tebliğ edildiği, yine 25/5/2007 tarihli ve sayılı ödeme emrinin gönderildiği ancak tebliğ alındısının iade olduğu, / takip numaralı ödeme emrinin ise şirkete ve başvurana tebliğ edilememesi nedeniyle 8/10/2014 tarihinde ilanen tebliğ yapıldığı,

2.5) Öte yandan başvuranın emekli maaşı üzerinde Ankara 26. İcra Dairesinin 27/1/2012 tarihli haciz

şerhi işlendiği ve 1/4 oranında kesinti yapıldığı anlaşıldığından maaş üzerinde haczin 1/3 oranından fazla olamayacağından Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Rüzgarlı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 29/12/2015 tarihinde 1/3 oranında haciz şerhi işlenerek 1/3 ile 1/4 oranları arasındaki fark miktarının söz konusu borçlara mahsup edildiği, bu defa başvuranın emekli maaşı üzerindeki Ankara 26. İcra Dairesinin 27/1/2012 tarihli haczinin 22/1/2021 tarihinde kaldırılması üzerine başvuranın emekli aylığının (2.621,49

TL) asgari ücret (2.825,90 TL) tutarından düşük olduğu anlaşılarak yapılan kesinti oranın 1/10 oranına düşürüldüğü,

2.6) Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası ile 6183 sayılı Kanun’un 71.

maddesi uyarınca gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesinde muvafakat alınmasının, nafaka ve Kurumun prim ve prime ilişkin alacaklarının dışında, özel hukuktan kaynaklanan borçlar için şart olarak getirildiği, prim alacakları için borçlunun muvafakatinin aranmadığı,

2.7) Ayrıca başvuranın borçlarından dolayı 4958 sayılı Kanun ve 6111 sayılı Kanun kapsamında

yapılandırma başvurusunda bulunduğu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma

hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun;

5.1) “Primlerin ödenmesi” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrası, beşinci fıkrasının ilk iki cümlesi

ile on ikinci fıkrasında;

“İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu

Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

…

Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102 nci maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, söz konusu Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.

…

Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip,

sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”

5.2) “Sigorta yardımlarının haczedilemeyeceği, yanlış ve yersiz ödemelerin tahsili” başlıklı 121.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları ve bu

Kanunun 80 inci maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar dışında, haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.”

6) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kısmen haczedilebilen

gelirler” başlıklı 71. maddesinde;

“Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz.

Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”

7) 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun;

7.1) “Ortak olanlar” başlıklı 540. maddesinde;

“Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.

Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.

Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler.

Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.”

7.2) “Ortak olmayanlar” başlıklı 541. maddesinde;

“Şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve temsili, ortak olmıyan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin salahiyet ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik olunur.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran vekili bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere, şirket prim borcu nedeniyle

müvekkilinin emekli aylığından yapılan kesintilerin müvekkiline iade edilmesini ve halen devam eden kesintilerin durdurulmasını talep etmektedir.

10) Diğer taraftan Sosyal Güvenlik Kurumu ise, işveren . Şti.’nin

Kuruma olan prim borçlarından, başvuranın borç dönemleri itibarıyla anılan şirkette müdür olması nedeniyle sorumlu olduğunu belirtmektedir. Şu durumda somut olayda, tüzel kişi işveren şirketin Kuruma olan borçlarından dolayı başvuranın sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.

11) Bu kapsamda gerçek kişi ortak ve yöneticilerin, işveren limitet şirketin Sosyal Güvenlik Kurumuna

olan borçları nedeniyle sorumluluğu hususu / sayılı ve / numaralı başvuru

dosyalarında incelenmiş ve aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir:

12) “Türk sosyal sigortalar sisteminin finansmanının ağırlıklı olarak prim rejimine dayanması

nedeniyle Kurumun sosyal güvenlik politikalarını oluşturabilmesi, sosyal güvenlik sistemlerinin işlerliğini devam ettirebilmesi ve oluşan sosyal riskler yönünden gerekli sosyal sigorta yardımlarının sağlaması için sigorta primlerinin, zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Nitekim kanun koyucu

Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini güvence altına almak amacıyla tüzel kişi işverenler ile birlikte bazı gerçek kişilerin de sorumlu olmaları yönünde bir kısım düzenlemeler getirmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/2019 tarihli ve E: 2016/1364, K: 2019/1100 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr) Gerçekten de 506 sayılı Kanun’un 80.

maddesinin on ikinci fıkrasında, sigorta primleri haklı sebep olmaksızın süresi içerisinde Kuruma ödenmezse tüzelkişi işverenlerin üst düzey yönetici veya yetkililerinin, Kuruma karşı işverenler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine kanun koyucu, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenleyerek sigorta primlerinin tahsil edilmesine özel bir önem vermiştir.”

13) Bu açıklamalar çerçevesinde değinmek gerekirse, Sosyal Güvenlik Kurumunun bireylerin Anayasal

sosyal güvenlik haklarının gerçekleştirilmesine yönelik sosyal koruma görevini yerine getirebilmesi için sigorta edimlerini sunması zorunludur. Bu doğrultuda, Kurum tarafından sunulacak sigorta edimlerinin doğuracağı giderlerin karşılanması primlerin alınması ile mümkündür. Dolayısıyla Kurumun, sosyal sigortalar yardımlarını devam ettirebilmesi ilgililerden prim alınmasını ve ilgililerce bu primlerin

ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak değinilen yasal düzenlemeler, Kurumun en önemli gelir kaynaklarından olan primlerin işverenlerce ödenmesinin özendirilmesini amaçlamakla birlikte aynı zamanda, söz konusu primlerin tahsilinin güvence altına alınması amacıyla primlerin ödenmesinden sorumlu olan kişileri de belirleyen temel hükümlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 21/1/2020 tarihli ve E: 2017/1965, K: 2020/35 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

14) Görüldüğü üzere tüzel kişi işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin ve bu arada limitet

şirket müdürlerinin, müdürlük sıfatlarının bulunduğu dönem içinde değinilen yasal düzenlemeler kapsamında tüzel kişi işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından sorumlu oldukları tartışmasızdır. Bu noktada somut olayda, Kurumumuza gönderilen belgelerden, 25/10/1996 tarihli ve 4153 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre başvuranın Şti.’de ilk on beş yıl için şirket müdürü seçildiğinin tescil ve ilan edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda Sosyal Güvenlik

Kurumunca ödenmesi istenilen, anılan işveren şirketin 1997/05-2000/08 dönemlerine ait prim borçlarından

506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca başvuranın sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (Aynı yönde

bk. Yargıtay Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin; 8/12/2016 tarihli ve E: 2016/13318, K: 2016/14850; 28/12/2016 tarihli ve E: 2016/14947, K: 2016/15729 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr )

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; Şti.’nin

başvuranın müdür olduğu döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmeyen borçlarından dolayı başvuranın emekli maaşına haciz uygulanmasına yönelik Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvuran vekiline

tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvuran vekilinin talebinin reddine;

Kararın başvuran vekiline ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi